logo
22 TEMMUZ 2026

GENÇ ÜNİVERSİTE

08.07.2001 00:00:00
 
GERÇEKLER SAPTIRILAMAZ

SEYİR: ALPEREN POLAT

Bu sıralar Avrupa parlamentolarında bir bir kabul edilen Sözde Ermeni Soykırımı yasalarının amacından anlaşılacağı üzere tarihi ve sosyal hiçbir yönü kalmamıştır. Çünkü olay, tamamen siyasi bir platforma kaymış olup siyasi emeller uğruna kullanılan iftiralar zincirinden başka bir şey değildir. Böyle tarihi bir olayın istismarından umulan fayda; son zamanlarda daha somut bir şekilde kendini göstermeye başladı. Ermeniler artık sıkılmadan ve çekinmeden Türkiye'den toprak talep edebilecek bir tava geldiklerine inanarak, bu taleplere değişik yollarla başladılar bile. Yani beklenilen sonuç vaki olmuş, Ermeniler gerçek niyetlerini gizlemekten vazgeçmişlerdir. Zaten soykırım iddialarıyla gelinmek istenen nokta da bu idi, hasıl olmuş oldu.

Tam da böyle bir zamanda...

ATLAS DERGİSİ'Nİ KINIYORUZ

Evet tam da siyasi konjonktürün Türkiye aleyhine hızla döndüğü bir zamanda, Türkiye'de yayın yapan bazı medya organlarının, Ermeni iftiralarına ve taleplerine çanak tutar tarzda yayınlar yapmaları anlaşılacak şey değildir. Aynı medya grubuna mensup diğer yayın organlarında satır aralarında zaman zaman işlenen bu tür üzücü ve anlaşılamayan yayınlara son olarak Atlas Dergisi de katıldı. Hem de satır aralarında değil, derginin büyük bir bölümünde tam da Ermenilerin istediği tarzda Soykırım yalanlarına yer vererek.

Atlas Dergisi'nin Haziran 2001 sayısında "En uzun yıl: 1915" kapak başlığıyla sunduğu ve içeride; "Istırap: Ermeni tehciri, Yüzbinlerin trajedisi" başlığıyla verdiği Ermeni tehciri ile ilgili gerçekle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan yazılar insanı "Türkiye'de bunlar yazılıyorsa....?" düşüncesine sevketmekten alamıyor.

Nasıl burada yazdığım bu yazı gazetemin politikasını yansıtıyorsa, Atlas'ta yayınlanan yazı da Atlas'ın politikasını yansıttığından, kişileri muhatap almak yerine direk olarak Atlas dergisini muhatap almayı tercih ediyorum.

Büyük bir üzüntüyle okuduğum ve esefle kınadığım yazı şu spotla giriş yapıyor: "...Bu şartlarda alınan zorunlu göç kararı, kadın, çocuk, erkek yüzbinlerce sivil Ermeni'nin ölümüyle sonuçlandı. Yaşanan büyük acıları ve trajik olayları siyaset malzemesi yapmadan bugün yeni bir başlangıç cümlesi önermek mümkün: Onlar da buralıydı." Bu spotla dergi kendince yeni bir başlangıç yapacağını umup bir öneride bulunarak, içinde bulunduğu savaş durumundaki zayıflığından istifade ederek kendi memleketini arkadan vuran Ermenileri temize çıkarmaya çalışıyor. Diğer taraftan ölen Ermenilerin sayısının yüzbinler olduğunu söyleyerek de tarihi gerçekleri saptırmayı ihmal etmiyor.

ME?ER ERMENİLER İYİ İNSANLARMIŞ DA BİZ BİLMİYORMUŞUZ!

Dergi Van'da yaptığını iddia ettiği konuşmalara geçiyor ve şöyle devam ediyor: "...daha eskiden Ermenilerle birlikte yaşanan zamanlar nasılmış? Yüzlerde biraz endişe biraz üzüntülü ifadeler... o zaman bambaşkaymış canım. Çok iyiymiş herşey." Diyerek şu sonuca varıyor: "Van'da konuştuğumuz neredeyse herkes Ermenilerden oldukça iyi bahsediyor." Şaşırmamak elde değil, çünkü Ermeni mezaliminin en şiddetli yaşandığı bir yer olan Van'da neredeyse herkesin Ermenilere karşı muhabbet beslediğini söyleyebilmek ciddi ve şaşırtıcı bir iddia. Ya ben o yörenin insanı olarak bugüne kadar yanlış şeyler öğrenerek büyümüşüm ya da hayatında ilk defa Van'a giden bu insanlar şaşırtıcı bir gariplikle öyle insanlara denk gelmişler. Ama o yörede 20 yıla yakın yaşamış olan benim ve Ermeni mezalimini bizzat yaşamış insanların yakınlarının bu gülünç iddialara inanmaları mümkün değil. Aynı şekilde röportajlarına devam eden dergi, Hacı Baba isminde birisiyle yaptığı röportajı şu şekilde sunuyor: "Hacı Baba: Ermeniler çok iyi insanlardı..." "Atlas: Peki ne oldu buralarda?" "Hacı Baba: Ne olacak; köybeköy kestiler Ermenileri..." "Atlas: Peki Ermeniler kötülük yapmadılar mı?" "Hacı Baba: Duyduk bir şeyler; ama Ermeniler iyi insanlardı; kendi hallerinde kendi işlerindeydiler..." İnanması gerçekten güç. Çünkü o yörenin insanının böyle şeyler söylemesi imkan dahilinde değil. Öyle ki; o yörenin insanları iyi bileceklerdir ki, Ermeni mezalimi o yörenin beddularına bile girmiştir. Ve Ermeniler hakkında hiçte iyi şeyler söylenmez. Bunu bizzat yaşayan biri olarak ifade ediyorum. Bu röportajda dikkatimizi çeken başka bir husus ta şurası: "Hacı Baba: Sizi devlet mi gönderdi?" "Atlas: Hayır" "Hacı Baba: (içinden) Sen onu külahıma anlat" Hacı babanın içini okuyan Atlas Dergisi'nin burada neyi kastetmek istediği açıktır. Devlete karşı bir düşmanlığı ve belli şeylerden devleti sorumlu tutmayı ima etmeye çalışan derginin bu tavrı da tartışılması gereken ciddi bir meseledir.

KOMİTACILARA SAHİP ÇIKALIM!

Dergi incilerine devam ediyor: "...bu toprakların hamuruyla yoğrulmuş büyük bir Ermeni kültürünü, bu kültürün insanlarını tanıyan, seven, hatta çoğu zaman bunları özleyen insanların Türkiye'de çoğunlukta olduğu rahatlıkla söylenebilir" Gerçektende Atlas'ın böyle komik bir sonuca hangi istatistikle vardığını merak ediyorum. Yani Türkiye'de Ermenileri özleyen insanlar büyük çoğunlukta öyle mi? Olacak şey değil...

Dergi devamla şu tavsiyede bulunmayı da ihmal etmiyor: "...diaspora içinde bulunan ve hala kendini bu topraklara bağlı hisseden Ermenilere de sahip çıkmak, onlarla aynı coğrafyanın insanı olmaktan gelen ortaklıkları değerlendirmek gerekir."

SOYKIRIM DE?İL KIYIM ÖYLE Mİ?

Gerçekleri saptırmaya devam eden dergi, Ermenilerin kıyıma uğradığını söyleyerek, ince bir oyunla soykırım kelimesinden sakınmış ama daha sonra kendisi de "...kıyım yani soykırım.." diyerek kullandığı ifadenin gerçek anlamını ifade etmiştir.

Derginin Ermenilerin zulme uğradığıyla ilgili olarak yaptığı iftiralardan toplu olarak biraz iktibas yapacak olursak, bütünlük içinde derginin maksadı daha iyi anlaşılacaktır. İşte dergideki bazı bölümler:

"Genel olarak bakıldığında Ermeni ahalinin daha ağır bir telefata uğradığı su götürmez bir gerçektir." "...Müslüman halkın en hassas duygularını yaralayan kışkırtıcı söylenti ve yalanlar çığ gibi yayıldı. Çok az Ermeni ayaklanmaya katılmış olduğu halde, galeyana gelen halk Ermeni mahallelerine saldırdı, taş üstünde taş bırakmadı..."

"Anadolu'daki Ermeni isyanları bu savaş atmosferi içinde gelişti. Artık Ermenilerle Türkler arasında çok kötü olaylar çıkacağı belliydi. Birçok Ermeni ve Batılı tarihçi, Ermenilerin özellikle bu dönemde maruz kaldığı eziyet, aşağılama, tecavüz, cinayet gibi kabul edilemez davranışların onları isyan etmeye ve esas olarak kendilerini korumak için silahlanmaya zorladığını söylemektedir. Ermeni ahalinin gerek komitacılar gerekse Rusya başta olmak üzere İngiltere ve Fransa tarafından kışkırtıldığı ne kadar gerçekse özellikle 1915 yılı Şubat, Mart ve Nisan aylarında bu insanların ciddi bir zulümle karşı karşıya kaldıkları da o kadar gerçektir."

"Ermeni yetişkin erkeklerin büyük çoğunluğu göç hareketleri başlamadan veya başlar başlamaz yolda öldürüldü. Binlerce Ermeni kadın tecavüze uğradı ve kaçırıldı. Öldürülmeyenlerin büyük bölümü, daha sonra yiyeceksizlik veya hastalıklar yüzünden öldü."

"Tehcire çıkarılan Ermenilerin sayısı 1 milyon civarındaydı. Bir yıl süren tehcir sırasında ölen veya öldürülen Ermenilerin, abartılı veya azaltıcı rakamları bir kenara bırakırsak, yarım milyon civarında olduğunu söyleyebiliriz. Diğer bir deyişle ortalama her iki Ermeni'den biri hayatını kaybetmiştir."

Bu bölümde dergi gerçekleri saptırarak tam da Ermenilerin istedikleri tarzda açıklamalarda bulunmuştur. Bu iddiaların hiçbirinin gerçekle uzaktan yakından ilgisinin olmadığı bir gerçektir. Öyle ki; tarihi belgelerden yola çıktığını ifade eden dergi büyük bir hata içerisindedir. Çünkü birazdan sunacağımız belgeler ışığında görülecektir ki, gerçekler çok daha farklıdır ve anlatılanlar Ermeni tezine çok yakın durmaktadır.

Zenginlik ve mozaik edebiyatı

Sözde objektiflik iddialarıyla yola çıkılan ve onulmaz hatalara ve yanlışlara imza atan dergi sonraki bölümlerde amacını daha açık bir şekilde belli ediyor. Şimdi bu son bölümden bazı alıntılar yapalım:

"Onlar da bu toprakların insanıydı, bizim insanlarımızdı. Onların gidişiyle bir kültür de büyük ölçüde bu topraklardan çekilip gitti. Onların gidişi bizi zenginleştirmedi, tersine fakirleştirdi. Birçok sanatkar, zanaatkar, usta insan, gelenekleri ve bilgileriyle beraber kayboldu."

"Bu toprakların binlerce yıllık mozaik olduğunu görmezden gelerek, bize bizden başka dost yok diyerek biz bize kaldık. Etrafımızda bir Öteki olmayınca, günlük hayatımızda farklı gelenek ve göreneklerle karşılaşmayınca, kendimize ait olan değerleri de yitireceğimizi anlamadık. Ermeni kiliselerindeki aziz resimlerinin gözlerini oymaya başlayınca; kendi atalarımızın tarihi mezar taşlarını çalıp Batılılara satma noktasına gelebileceğimizi görmedik. "...Farklılıklarımızı zenginlik değil muhtemel bir tehdit olarak gördüğümüz için, giderek kendi özgünlüklerimizi de kanıksadık. Birbirimize baka baka karardık."

Ermeni kültürüne olan hayranlığını bu satırlarla ifade eden dergi, Türk milletini bölme gayretkeşliği içerisindeki çevrelerin sloganlaştırdığı mozaik, zenginlik türü kavramları sıkça kullanmaktan sakınmamış. Ayrıca Türk milletinin bugünkü yaşayış tarzına da ciddi hakaretler söz konusu.

Hangi çatlaklar? Türk kanıyla dolan çatlaklar mı?

Yazının son bölümünde ise dergi, yakın temasta bulunduğu ve belki de yazının ilham kaynağı olan Ermeni Agos Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'ten alıntılar yapmış. Ve aslında bizim yazının başında ifade ettiğimiz toprak taleplerine çanak tutma görevi en sonunda tamamlanmış. Yani bütün yazı; yazının en sonunda ifade edilen temenniler çerçevesine oturtulmuş. Diğer bir ifadeyle amaç hasıl olmuş..

İşte yazının son kısmı: "Bugün diaspora Ermenileri arasında vatan hasreti çeken, buranın insanlarıyla kucaklaşmak isteyen kişiler yok diyebilir miyiz?"

"Agos Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink anlatıyor, "Bundan 20 yıl kadar önce, tehciri yaşamış ve daha sonra Fransa'ya yerleşmiş Sivaslı bir Ermeni hanım, doğup büyüdüğü yerleri görmeye geldiğinde kalbi dayanamamış ve ölmüş. Sivas'ın köyündekiler kadına sahip çıkmışlar ve oraya giden kızına da annesini köy mezarlığına gömmek istediklerini söylemişler. Ölen hanımın kızı önce tereddüde kapılmış ama köyün yaşlılarından bir şöyle deyince, annesinin orada gömülmesini kabul etmiş: "Annen burada kalsın kızım, su çatlağını buldu." "1915'teki çatlağı bugün yaşarken de sulayabiliriz"

İşte Tehcir Gerçeği

Dergide tarihi gerçekler saptırılarak verilen bilgilerde Tehcire 1 milyon civarında Ermeni'nin katıldığı ve bunların yarısının öldüğü öne sürülmektedir. Oysa ki asıl orijinal belgeler bu rakamların tamamen uydurma olduğunu gözler önüne seriyor. Osmanlı arşiv belgeleri ışığında yapılan araştırmalar sonucu Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu tarafından hazırlanan Ermeni Tehciri ve Gerçekler isimli kitapta da ifade edildiği üzere, tehcire maruz kalan Ermenilerin sayısı 438.758 dir.. Bu insanlardan sadece 56.610 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunlardan yaklaşık 25-30 bini hastalıktan diğer 9-10 binlik kısmı ise eşkıyaların saldırıları sonucu hayatını kaybetmiştir. Yani Atlas'ın iddia ettiği gibi ne 1 milyon Ermeni tehcir edilmiştir ne de 500 bin Ermeni ölmüştür. Bu iddialar tıpkı Ermeni iddiaları gibi tamamen yalan ve iftiradır. Ayrıca yine bu kitaptaki belgelerden de anlaşılacağı üzere Ermeniler'e tehcir sırasında bütün kolaylıklar gösterilmiş ve bütün imkanlar sağlanmıştır. Ermenilerin çoğunun tehcir sonucunda bulundukları yerlerden memnun olduklarını belirten yazışmaları da bu kitapta mevcuttur.

AÇIK MEKTUP

DAVUT ERKAN

Derginizin yayınlanmış Haziran sayısında En uzun yıl 1915 ana başlığı altında Gürsel Göncü tarafından kaleme alınan Ermeni Tehciri adlı makale hakkındaki görüşlerimi bildirmek için bu mektubu kaleme almış bulunuyorum. Makelenin dibacesinde mevcut olan fotoğrafın Ermeni katliamı iddiasını savunan kalemlerin (ana yazarların) kitabından iktibas edilmiş olması ve o gün ki Elazığ'ı yansıttığı şüpheli olduğundan geçerliliği yoktur. Kısaca bu fotoğraf ve altındaki bilginin kaynağının gerçek ve "objektif "olduğu iddia edilemez. ikinci olarak sadece Ermeni tehciri değil herhangi bir hadise araştırılırken meselenin kökenine inilir. Ancak bu makalede hadise 1892 tarihinden itibaren başlatılmıştır. Oysaki Ermeni meselesini ortaya çıkaran hadiseler 1828-1829 Osmanlı - Rus Harbinde Rusların Andolu'daki Ermenileri bugünkü Erivan çevresine Zorla göçürmesiyle başlamıştır. Makalede kendi arşivlerimizden yararlanılması savunulurken -nedendir bilinmez! -yazar makaleyi kaleme alırken- hem de böyle ciddi bir konu hakkında- arşivlerimizden yararlanarak -ciddi ve önemli- uzmanlarımızın yazdığı kitapları okumak aklına gelmemiş olacak! Ermenileri bu dönemde ayrı bir devlet gibi nitelemek gayr-i mümkün ve tarihi realiteye aykırıdır. Ermeniler bu dönemde Osmanlı Devleti sınırları içinde zımmi statüsüyle yaşayan diğer gayr-i müslim teb'a dan birisidir. Makalede Ermenilerin Kıyıma ve zulme uğradığı ifade edilmiştir. Makalenin sahibi kıyım, zulm ve katliam arasındaki farkları açıklayabilir mi? Bunların arasında mana bakımından hiç bir fark yoktur. Bu yazıdaki kıyım alenen katliamın muadili olarak kullanılmıştır. Makalede Tehcir sırasında ölen veya öldürülen Ermenilerin yarım milyon olduğu ve her iki Ermeni'den birisinin hayatını kaybettiği ifade edilmiştir. Bu rakamlar nereden alınmıştır , kaynağı nedir ? Bu konuda rakamların önemi aşikardır. Durum böyle olduğu halde rakamlar aşağı yukarı, şu kadar ifadeleriyle yayınlanabilir mi? Yarın başkasına göre bu rakam aşağı yukarı 1.5 veya 2 milyon olarak ta nitelenebilir. Yine yukarıdaki ifadeye göre; Ermeniler öldürülmüş te olabilir ölmüşte olabilirler yani kişiye göre bu iki ifadede kullanılabilir mi? Sonuç itibariyle makalede Ermeni Tehciri satır aralarında katliam olarak nitelenmiş ve bunu gizlemek için "Kıyım"tabiri kullanılmıştır. Ancak lügatlerde bu iki sözün eş anlamlı olduğu herkesçe malumdur. Sözde objektif olma sevdası veya başka bir maksatla gerçekte var olmayan bir hadise nasıl hakikat olarak düşünülebilir ve Türkiye'de çıkan dergilerden birinde yayınlanabilir? Bunun gerçekle ve bilimsellikle bağlantısının olması mümkünmüdür? Elbetteki mümkün değildir. Bugün Ermeni Tehcirini kıyım ve katliam olarak niteleyenler tarih, cografya ,sosyoloji ve dahi Türkçe'den bi-haber, na-tamam malumatlarından dolayı düştükleri kompleks sebebiyle ortaya attıkları mesnedsiz iddialardan başka birsey değildir. Derginize şu suali sormaktan kendimi alamıyorum; Ermeni meselesi hakkında ülkemize - medya içinde bir kuruluş olarak- bu tarzda mı yardımcı oluyorsunuz? İlk önce Gürsel Göncü'yü bu makaleyi yazdığı için ardından da Atlas Dergisi'ni bu makaleyi yayınladığı ve gayri ciddi yayıncılığından dolayı esefle kınıyorum.

Adalet Bakanlığından "Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı" iddialarına ilişkin açıklama

Adalet Bakanlığı, Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında "Adli Tıp Kurumu tarafından kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı ve gerekli biyolojik incelemelerin yapılmadığı" yönündeki iddiaların doğru olmadığını bildirdi

22.07.2026 06:00:00
AA
 
Adalet Bakanlığından "Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı" iddialarına ilişkin açıklama
Adalet Bakanlığından "Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı" iddialarına ilişkin açıklama

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, bazı basın ve yayın organlarında, Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında "Adli Tıp Kurumu tarafından kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı ve gerekli biyolojik incelemelerin yapılmadığı" yönünde gerçeği yansıtmayan iddialara yer verildiği belirtildi.

Rojin Kabaiş'in üzerinden çıkarıldığı bildirilen kıyafetler üzerinde biyolojik incelemeler ve DNA analizlerinin yapıldığı vurgulanan açıklamada, söz konusu kıyafetlerin ilk olarak Van Jandarma Kriminal Laboratuvarına gönderildiği ve yapılan biyolojik incelemelere ilişkin rapor düzenlendiği bildirildi.

Kıyafetlerin daha sonra, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesine gönderildiği, gerçekleştirilen incelemeler sonucunda ayrıntılı rapor hazırlandığı aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesince iç çamaşırı, eşofman üstü ve eşofman altının farklı bölgelerinden çok sayıda leke ve sürüntü örneği alınmıştır. Bu örnekler üzerinde görsel leke incelemesi, kan ve insan kanı araştırması, menstrüasyon kaynaklı kan incelemesi, otozomal STR DNA analizi ile Y-STR DNA analizleri gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla 'Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı' iddiası açıkça gerçeğe aykırıdır.

Kıyafetler hem Van Jandarma Kriminal Laboratuvarında hem de Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinde incelenmiş, kıyafetlerin farklı bölgelerinden çok sayıda biyolojik örnek alınarak gerekli DNA analizleri yapılmıştır. Kamuoyunun, devam eden soruşturmaya ilişkin doğruluğu teyit edilmemiş, yanıltıcı ve dezenformasyon niteliğindeki içeriklere itibar etmemesi önemle rica olunur."

Kahramanmaraş'taki okul saldırısına ilişkin iddianame hazırlandı

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Nisan'da düzenlenen silahlı okul saldırısına ilişkin soruşturmanın tamamlandığını ve hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edildiğini bildirdi

21.07.2026 20:30:00
Anadolu Ajansı
 
Kahramanmaraş'taki okul saldırısına ilişkin iddianame hazırlandı
Kahramanmaraş'taki okul saldırısına ilişkin iddianame hazırlandı

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Ayser Çalık Ortaokulu'na 15 Nisan'da düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmanın tamamlandığını, hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilerek yargılama sürecinin başladığını bildirdi.

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, Onikişubat ilçesi Haydarbey Mahallesi'nde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu'na 15 Nisan'da düzenlenen silahlı saldırıda 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği, 15 öğrencinin ise yaralandığı anımsatıldı.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

"Silahlı saldırı olayına ilişkin Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma 20.07.2026 tarihi itibarıyla tamamlanarak, dosya kapsamında şüpheli Uğur Mersinli hakkında 'olası kastla öldürme ve 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet' suçlarından, diğer şüpheli Peyman Pınar Mersinli hakkında ise 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan iddianame tanzim edilmiştir. Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesince iddianame kabul edilerek yargılama süreci başlamıştır."

1 öğretmen ile 9 öğrenci yaşamını yitirmişti

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'na 15 Nisan'da bir öğrenci tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 1 öğretmen ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı. Olayın ardından okulda eğitime ara verilmiş, öğrencilerin eğitimlerine başka okullarda devam etmesi kararlaştırılmıştı. 

Gülistan Doku soruşturmasında sınıf arkadaşının ifadesine ulaşıldı: "Çok üzgün, bitkin ve çaresiz görünüyordu"

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada tanık olarak dinlenen G.İ'nin savcılık ifadesine ulaşıldı

21.07.2026 18:20:00 / Güncelleme: 21.07.2026 20:50:32
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında sınıf arkadaşının ifadesine ulaşıldı: "Çok üzgün, bitkin ve çaresiz görünüyordu"
Gülistan Doku soruşturmasında sınıf arkadaşının ifadesine ulaşıldı: "Çok üzgün, bitkin ve çaresiz görünüyordu"

Doku'nun sınıf arkadaşı G.İ, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde, Gülistan Doku ile 2018 yılında Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü'nde öğrenim görmeye başladıklarını anlattı.

Doku ile Atatürk Mahallesi'nde bulunan farklı binalardaki yurtlarda kaldığını belirten G.İ, "Gülistan Doku adaletli, merhametli, neşeli çok iyi bir kızdı. Siyasetle ilgisi yoktu. Okuluna gelip giderdi. Son dönemlerde KPSS'ye hazırlanıyordu. Bunun için kitaplar almıştı. Hedefleri ve hayalleri vardı. Asla intihar edecek bir kız değildi. Okul dışındaki zamanlarda kafelerde, restoranlarda garson olarak çalışırdı." beyanında bulundu.

G.İ, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov'un kıskançlık nedeniyle genç kızı kısıtladığını iddia ederek, şunları kaydetti:

"Mesela Gülistan'la biz stajdan çıktıktan sonra bir yere gitmek istediğimizde Zeinal'a sorardı. Ancak Zeinal gitmesine izin vermezdi. Hiçbir yere gitmesine izin vermiyordu. Tartışmaları da genellikle bu sebeple oluyordu. Çok ayrılıp barışıyorlardı ancak Gülistan Doku kaybolmadan bir gün önce yani 4 Ocak 2020 günü Zeinal'ın evine neden gitti ben de anlam veremedim. Çünkü o tarihe kadar ilk defa çok uzun süredir ayrılardı. Hatırladığım kadarıyla Aralık 2019 ortalarından itibaren hiç irtibatları olmadı. Ancak Zeinal ile Gülistan'ın kaybından sonra görüştüğümde bana 'ne yaptıysa o kendisine bunu yaptı, her şey onun yüzünden oldu, annemle babam da kavga etti' demişti. O dönem Gülistan'ın derdine düştüğümüz için Zeinal'a kendisine ne yaptığını, neden her şeyin onun yüzünden olduğunu sormak aklıma gelmedi. Sonrasında da herkes Zeinal'dan şüphelendiği için onunla bir daha diyaloğa girmedim."

Doku'yu hastaneye götürmüş

Şüpheli Mustafa Türkay Sonal ve Umut Altaş'ı tanımadığını savunan G.İ, şunları söyledi:

"Gülistan kaybolmadan önceki haftalarda çok üzgün, bitkin, solgun ve çaresiz görünüyordu. Çok zayıflamıştı. Hatta tarihini hatırlamıyorum ancak 2019 aralık ayında bir gün Gülistan çok hastaydı, ayakta duramıyordu ve çok mide bulantısı vardı. Bana kendisini hastaneye götürüp götüremeyeceğimi sordu. Ben kendisini hastaneye götürdüm. Hastaneye giderken de 'kusacağım' diyordu, kendini zor tutuyordu. Karın ağrısı da vardı. Ancak doktorun odasına beni almadılar, kendisi girdi. Gülistan yatış istedi ancak doktor bunu kabul etmemiş. Neyi olduğunu sorduğumda bana hiçbir şey söylemedi. Başı dönüyordu, midesi bulanıyordu, karnı ağrıyordu ve çok solgun görünüyordu. Ben Gülistan'a neyin var diye sorduğumda cevap vermedi. O günden birkaç gün sonra Gülistan tekrar hastaneye gittiyse bundan benim haberim yoktur. Ondan sonraki günler hatırladığım kadarıyla biraz daha iyi görünüyordu. Ancak bitkinlik, solgunluk hali devam ediyordu ve yemekhanede yemek yediğimiz zamanlar 'yediğim şeyler kokuyor gibi midemi bulandırıyor' diyordu. İştahsızdı. Çok az yiyip bırakıyordu."

Gebelik testi yaptırdığından haberi olmamış

Gülistan Doku'nun gebelik testi yaptırdığından haberi olmadığını öne süren G.İ, "Hamile olup olmadığından da şüphelenmedim. Ancak 2019'un kış ayında mide bulantısı, karın ağrısı, kusma ve baş dönmesi yaşayıp onu hastaneye götürdüğümde Zeinal ile uzun süredir ayrı olduklarını bildiğim için hamile olacağına dair ihtimal vermedim." bilgilerini verdi.

Doku soruşturması kapsamında bugün Tunceli ve Erzurum cumhuriyet başsavcılıklarının talimatları doğrultusunda Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli'de eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş, aralarında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel ile Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi, 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi, 5 veri giriş personeli, 1 iş insanı ve 2 güvenlik korucusu gözaltına alınmıştı.

12 zanlı tutuklanmıştı

Üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

DABİS artık İŞKUR Mobil'de

Öğrenciler ve veliler tercihlerini artık iş gücü piyasası verileriyle destekleyebilecek

21.07.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
DABİS artık İŞKUR Mobil'de
DABİS artık İŞKUR Mobil'de
Lise ve üniversite tercih döneminde gençlerin eğitim ve kariyerlerine ilişkin daha bilinçli kararlar verebilmelerini desteklemek amacıyla Danışman Bilgi Sistemi (DABİS), İŞKUR Mobil uygulaması üzerinden öğrenci ve velilerin erişimine açıldı.

LGS'ye giren yaklaşık 1 milyon ve YKS'ye giren yaklaşık 2.5 milyon olmak üzere toplamda 3.5 milyon genci ilgilendiren süreçte, veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor. DABİS'in İŞKUR Mobil uygulamasına taşınmasıyla birlikte öğrenciler, veliler ve mezunlar mesleki alanlar ile üniversite bölümlerine ilişkin iş gücü piyasası göstergelerine doğrudan erişebilecek.

DABİS tercih döneminde öğrencilerin okul ve bölüm seçimine katkı sunuyor

İŞKUR İş ve Meslek Danışmanları ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı rehber öğretmenler aracılığıyla sunulan DABİS sayesinde kullanıcılar, mesleki alanlar ve üniversite bölümleri hakkında kapsamlı bilgi edinebilecek. Sistem, eğitim tercihlerini yalnızca mevcut eğitim seçenekleri üzerinden değil, mezuniyet sonrasında karşılaşılabilecek iş gücü piyasası koşulları dikkate alınarak değerlendirmeye imkân sağlayan güvenilir bir kariyer rehberliği altyapısı sunuyor. DABİS'in İŞKUR Mobil uygulaması üzerinden erişime açılmasıyla veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetleri daha kapsayıcı ve erişilebilir hâle getirildi.

Mesleki alanlar ile ön lisans ve lisans programlarından mezun olan kişilerin eğitimden çalışma hayatına geçiş süreçlerini farklı yönleriyle ortaya koyan DABİS, kapsamlı bir kariyer bilgi sistemi niteliği taşıyor.

Sistemde;

• İş bulma süresi,

• Ücret dağılımı,

• Ortalama çalışılan işyeri sayısı,

• İstihdam oranı,

• Girişimcilik oranı,

• Girişim yaşam süresi,

• Akademide çalışma oranı,

• Sektör bazında dağılım

gibi mesleki alanı tercih edecekler için 14 gösterge, üniversite bölümü tercih edecekler için 15 gösterge yer alıyor. 

Kullanıcılar sistem üzerinden farklı mesleki alanları, üniversiteleri ve bölümleri karşılaştırabiliyor; böylece tercih etmeyi düşündükleri alanlara ilişkin istihdam, ücret, iş bulma, kariyerde ilerleme ve girişimcilik görünümünü bütüncül biçimde inceleyebiliyor.

DABİS'te yer alan farklı birçok gösterge, mesleki alanları ve bölümleri tanıma fırsatı sunuyor

DABİS'te sunulan göstergeler; Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) ve Millî Eğitim Bakanlığından (MEB) alınan lise ve üniversite mezun bilgileri ile Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) alınan 2010-2024 yılları arasındaki çalışan bilgilerinin anonimleştirilerek eşleştirilmesiyle oluşturulan mikro veri setlerinin analizine dayanıyor. Bu kapsamda farklı kurumlardan elde edilen eğitim, sosyal güvenlik ve istihdam verileri belirli metodolojik kurallar çerçevesinde bir araya getirilerek iş gücü piyasası göstergeleri oluşturuluyor.

Meslek lisesi ve yükseköğretim mezunlarına ilişkin göstergeler, mezunların yalnızca bir işe girip girmediğini değil, çalışma hayatındaki devamlılıklarını ve mesleki hareketliliklerini de ortaya koyuyor. Mesleki alan ve üniversite bölüm bazında hesaplanan istihdam oranı göstergesiyle mezunların güncel yıl içerisindeki istihdam oranları görülebilirken, mesleki alan bazındaki bölgesel istihdam oranı göstergesiyle de mezunların eğitim aldıkları ilde istihdam edilme durumları incelenebiliyor.

İlk iş bulma süresi de tercih sürecinde gençlerin en fazla merak ettiği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. DABİS'te mezunların ilk işlerine ne kadar sürede yerleştikleri ayrıntılı biçimde gösteriliyor. Bu kapsamda, mezuniyetten önceki altı ay içinde çalışmaya başlayanlar ile mezuniyet sonrasındaki ilk altı ayda, altı-on iki ay arasında ve on iki aydan daha uzun sürede iş bulanlar ayrı ayrı değerlendiriliyor. Böylece öğrenciler, tercih etmeyi planladıkları mesleki alan veya üniversite bölümünden mezun olan kişilerin çalışma hayatına ne kadar sürede geçiş yaptığını karşılaştırmalı olarak inceleyebiliyor.

Yükseköğretim mezunlarına ilişkin göstergeler üniversite ve bölüm bazında hesaplanıyor. Sistem, ön lisans ve lisans programlarından mezun olanların iş gücü piyasasındaki durumunu çok boyutlu olarak ortaya koyuyor. Üniversite mezunlarının girişimcilik durumu da sistemde ayrı bir gösterge olarak yer alıyor. Mezuniyetten önceki altı ay ile mezuniyet sonrasındaki çalışma yaşamında kendi girişimini kuran mezunların oranları bölüm ve üniversite bazında hesaplanıyor. Bunun yanı sıra mezunların kariyerleri boyunca kaç farklı iş yerinde çalıştıkları ve girdikleri bir işte ortalama ne kadar süre kaldıkları da kullanıcıların incelemesine sunuluyor.

DABİS üzerinden üniversite mezunlarının bir işten ayrıldıktan sonra yeni bir işe geçiş süreleri, kurdukları girişimlerin faaliyetlerini ne kadar süre devam ettirdiği, çalıştıkları sektörler ve işletme büyüklükleri de incelenebiliyor. Böylece bir bölümün mezunlarının yalnızca işe girme oranı değil, çalışma hayatında hangi sektörlerde ve hangi ölçeklerdeki işletmelerde yoğunlaştığı da görülebiliyor.

Mezuniyet sonrası çalışma hayatına ilişkin bir öngörü sağlıyor

DABİS, gençlerin yerine tercih yapan bir sistem olma özelliği taşımıyor. Sistemde yer alan göstergeler tek başına kesin bir iş veya ücret garantisi sunmuyor. Geçmiş dönemlerde mezun olan kişilere ait toplulaştırılmış veriler üzerinden genel bir iş gücü piyasası görünümü sunan sistem, ekonomik koşulların, bireysel yetkinliklerin, yabancı dil bilgisinin, iş deneyiminin, yaşanılan bölgenin ve kişisel tercihlerin mezuniyet sonrasındaki kariyer sonuçlarını etkileyebileceği gerçeğini de göz önünde bulunduruyor.

DABİS, öğrencilerin yalnızca "Hangi bölümü kazanabilirim?" sorusuna değil, "Bu alandan mezun olduğumda beni nasıl bir çalışma hayatı bekleyebilir?" sorusuna da cevap bulmalarına katkı sağlıyor. Kullanıcılar, tercih etmeyi düşündükleri mesleki alan veya üniversite bölümüne ilişkin mezunların iş bulma sürelerini, çalışma devamlılıklarını, ücret dağılımlarını, girişimcilik eğilimlerini ve yoğun olarak çalıştıkları sektörleri karşılaştırabiliyor. Böylece eğitim tercihleri daha fazla veriye dayalı ve daha bilinçli şekilde yapılabiliyor.

Dijital hizmetlerin yanı sıra yüz yüze kariyer danışmanlığı hizmetleri de kesintisiz şekilde devam ediyor. İŞKUR İl Müdürlükleri ve Hizmet Merkezlerinde görev yapan İş ve Meslek Danışmanları, tercih döneminde öğrencilere ve velilere bireysel kariyer danışmanlığı hizmeti sunmayı sürdürüyor.

2020 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda uygulanan DABİS platformu, 2025 yılı Temmuz ayında İŞKUR'a devredildi. Devir sürecinin ardından sistem, 81 ilde görev yapan İŞKUR İş ve Meslek Danışmanları ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı rehber öğretmenler tarafından aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. İŞKUR Mobil uygulamasıyla birlikte bu hizmet artık yalnızca danışmanlar ve rehber öğretmenler aracılığıyla değil, öğrenciler, veliler ve mezunlar tarafından da doğrudan erişilebilir hâle geldi.

DABİS ile veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması, tercih süreçlerinde doğru ve güvenilir bilgiye erişimin artırılması ve gençlerin eğitim ile çalışma hayatına ilişkin kararlarını iş gücü piyasası verileri ışığında desteklemeleri amaçlanıyor.

Peki, öğrenci ve veliler sisteme nasıl erişebilecek?

Kullanıcıların sisteme erişim için öncelikle IOS ve Android marketlerden İŞKUR Mobil uygulamasını indirmeleri ve profil oluşturduktan sonra Danışman Bilgi Sistemi'ne girerek mesleki alanlar için Ortaöğretim, üniversite bölümleri için Yükseköğretim sekmelerini seçmeleri gerekiyor.

Avcılar'da metrobüste yangın

Avcılar'da metrobüsün motor kısmında yangın çıktı. Yolcular kısa sürede tahliye edilirken, yangın söndürüldü

21.07.2026 10:56:00
İhlas Haber Ajansı
 
Avcılar'da metrobüste yangın
Avcılar'da metrobüste yangın
Avcılar Mustafa Kemalpaşa'da seyir halinde olan metrobüsün motor kısmında yangın çıktı. Yangın nedeniyle metrobüste bulunan yolcular tahliye edildi.

Olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Görevlilerin müdahalesi sonrası yangın söndürülerek soğutma çalışması yapıldı. Yangın nedeniyle metrobüs seferlerinde aksamalar yaşandı. Metrobüs, İETT'ye ait çekici ile olay yerinden çekildi.

Trafik ışıklarında bekleyen araca çarptı: 2 ölü, 2 yaralı

Adana'nın Pozantı ilçesinde, otomobilin trafik ışıklarında bekleyen araca çarpması sonucu 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı

 

21.07.2026 10:36:00
Anadolu Ajansı
 
Trafik ışıklarında bekleyen araca çarptı: 2 ölü, 2 yaralı
Trafik ışıklarında bekleyen araca çarptı: 2 ölü, 2 yaralı

Metehan Sargın (24) idaresindeki 01 BAP 820 plakalı otomobil, D-750 kara yolunda trafik ışıklarında bekleyen Kemal Ege'nin kullandığı 34 VT 6666 plakalı otomobile çarptı.

İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kazada sürücü Sargın öldü, diğer araçtaki Caner Ege, Kemal Ege ve Emre Çakmakcı yaralandı.

Üç yaralı, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla 80. Yıl Pozantı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Sürücü Sargın'ın araçta sıkışan cansız bedeni, itfaiye ekiplerince çıkarılarak hastane morguna kaldırıldı.

Yaralılardan Caner Ege ise sevk edildiği Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Spor yapan çocuğunuzun kalbine özen gösterin


 
 
Çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişiminde önemli rol oynayan spor, her yaşta kazanılması gereken en değerli alışkanlıklar arasında yer alıyor.
 

21.07.2026 08:24:00
MURAT ÇORBACI
 
Spor yapan çocuğunuzun kalbine özen gösterin
Spor yapan çocuğunuzun kalbine özen gösterin

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Erman Çilsal, çocukların erken yaşta keyif alacakları spor branşlarına yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, "Ancak bazı doğumsal ya da sonradan gelişen kalp hastalıkları, özellikle yoğun fiziksel aktivite sırasında ilk belirtilerini verebilir. Çoğu zaman 'normal yorgunluk', 'kondisyonsuzluk' veya 'büyüme çağının etkisi' olarak düşünülen bazı yakınmalar, aslında önemli bir kalp sorununun erken habercisi olabilir. Özellikle futbol, basketbol, yüzme ve atletizm gibi yoğun efor gerektiren branşlarda belirtiler daha dikkatli değerlendirilmelidir" diye konuştu. Doç. Dr. Çilsal, spor yapan çocuklarda ailelerin dikkat etmesi gereken 4 önemli sinyali anlattı.

Koşarken göğüs ağrısı oluyorsa!

Her göğüs ağrısı kalp sebepli değildir ancak egzersizle ortaya çıkan, tekrarlayan ve çocuğun oyunu bırakmasına neden olan ağrılar çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Koşarken, merdiven çıkarken, maç sırasında veya yoğun antrenmanda gelişen göğüs ağrısı; kalp kası hastalıkları, doğumsal koroner damar anomalileri ya da ritim bozukluklarının belirtisi olabilir.

Spor sırasında bayıldıysa! 

Çocuklarda görülen bayılmalar çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlı gelişebilse de spor veya egzersiz sırasında yaşanan bilinç kaybı dikkatle araştırılması gereken önemli bir belirtidir. Özellikle koşarken, yarışırken veya ani efor sırasında gelişen bayılmalar; ciddi ritim bozuklukları, kalp kası hastalıkları veya bazı doğumsal kalp problemleriyle ilişkili olabilir. Açlık, yorgunluk ya da tansiyon düşüklüğü akla gelebilse de spor sırasında gelişen bayılma ileri değerlendirme gerektirir.

Yaşıtlarından çabuk yoruluyorsa!

Spor sırasında yaşıtlarına göre belirgin şekilde çabuk yorulan, oyundan erken çıkmak isteyen veya nefes nefese kalan çocuklarda durum yalnızca kondisyon eksikliği olmayabilir. Özellikle düzenli spor yapmasına rağmen performans düşüklüğü yaşayan çocuklarda, bazı doğumsal kalp sorunları ya da kalbin çalışma kapasitesini etkileyen hastalıklar araştırılmalıdır.

Spor esnasında çarpıntı ortaya çıkıyorsa!

Spor sırasında kalp hızının artması doğal bir durumdur. Ancak ani başlayan, çok hızlı hissedilen, düzensiz veya rahatsızlık veren çarpıntılar normal kabul edilmez. Çarpıntıya baş dönmesi, göz kararması, halsizlik veya göğüs rahatsızlığı eşlik ediyorsa ritim bozukluğu açısından ileri inceleme yapılmalıdır. Özellikle egzersiz sırasında başlayan çarpıntılar dikkatle değerlendirilmelidir. 

Ailede genç yaşta ani ölüm varsa kontrol şart!

"Aile öyküsü bazen belirtiden daha değerlidir" diyen Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Erman Çilsal şöyle konuştu: "Bazı kalıtsal kalp hastalıkları çocukluk döneminde belirti vermeden ilerleyebilir. Özellikle ailede genç yaşta açıklanamayan ani ölüm, ciddi ritim bozukluğu, kardiyomiyopati veya genetik kalp hastalığı öyküsü varsa çocuk mutlaka detaylı kardiyolojik değerlendirmeden geçirilmelidir. Doğru tarama ile çocuklar güvenle spor yapabilir. Şikayet tarifleyen her çocuğun sporu bırakması gerekmez. Önemli olan, doğru değerlendirme sonrasında güvenli sınırların belirlenmesidir. Özellikle futbol, basketbol, yüzme ve atletizm gibi yoğun efor gerektiren branşlarda bu belirtiler daha dikkatli değerlendirilmelidir."

2026-YKS'de 2 soru iptal edildi


 
ÖSYM, "21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır" açıklamasını yaptı.
 

21.07.2026 07:14:00 / Güncelleme: 21.07.2026 07:52:41
HABER MERKEZİ/AA
 
 2026-YKS'de 2 soru iptal edildi
 2026-YKS'de 2 soru iptal edildi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (2026-YKS) 2 sorunun iptal edilerek değerlendirme işlemlerinin yapıldığını bildirdi.



ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruda, şu ifadeler kullanıldı: "20-21 Haziran 2026 tarihlerinde uygulanan 2026-YKS'nın madde analizleri incelenmiş, cevap anahtarlarının kontrolleri tamamlanmış, itirazlar bilimsel açıdan değerlendirilmiş ve 21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır."

 

YKS sonuçları açıklandı


ÖSYM Başkanı Ersoy, 2026-YKS sonuçlarının "ykssonuc.osym.gov.tr" internet adresinden açıklandığını bildirdi.

21.07.2026 06:43:00 / Güncelleme: 21.07.2026 07:03:32
Haber Merkezi
 
YKS sonuçları açıklandı
YKS sonuçları açıklandı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) sonuçlarının "https://ykssonuc.osym.gov.tr/" internet adresinden erişime açıldığını bildirdi.
 
Ersoy, 2026-YKS sonuçlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
 
Yoğun çalışma dönemi geçirerek sınava hazırlanan adayları, onlara destek olan aileleri ve sürece aktif katkı sağlayan tüm eğitim camiasını tebrik eden Ersoy, üniversiteye yerleşeceklerin öğrenimlerini en iyi şekilde tamamlayacaklarına ve ülkeye faydalı görevler üstleneceklerine olan inancının tam olduğunu belirtti.
 
2.5 milyon aday başvurdu
 
YKS'nin tamamlanmasıyla birlikte başlayan heyecanlı bekleyişin bugün itibarıyla sona erdiğini aktaran Ersoy, "Yaklaşık 2.5 milyon adayın başvurduğu YKS sonuçlarını ilan ettik, hayırlı olsun. Sınav sonuçlarını kurumsal web sayfamız 'https://ykssonuc.osym.gov.tr/' linki üzerinden öğrenebilirsiniz. Sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte tercih sürecimiz başlayacak. 2026-YKS tercih işlemleri, 29 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek." ifadelerini kullandı.
 
Tercih sürecinde adayların ilgi alanları ve yeteneklerini dikkate almalarını, tercih edecekleri alanları iyi araştırmalarını, yayımlayacakları kılavuzdan bölümlere ilişkin bilgileri dikkatlice okumalarını tavsiye eden Ersoy, adayların yapacakları tercihlerin hayırlı olmasını diledi.
 
YKS şampiyonları
 
ÖSYM Başkanı Ersoy, 2026-YKS'de dereceye giren adayları şu şekilde açıkladı:
 
"Temel Yeterlilik Testi (TYT) birincilerimiz; İlker Uyanıker Yıldız Teknik Üniversitesi Maçka Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi-İstanbul, Abdullah Uslu Eskişehir Fatih Fen Lisesi-Eskişehir, Miraç Koşar, Şanlıurfa Fen Lisesi-Şanlıurfa Doğa Erdemir, Kadıköy Anadolu Lisesi-İstanbul, Şerif Efe Dartar, Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul.

Kabataş'ın büyük başarısı
 
Alan Yeterlilik Testleri (AYT) birincilerimiz; sayısal alanında Şerif Efe Dartar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul, sözel alanında Enes Salahaddin Coşkun Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi-İstanbul, eşit ağırlık alanında Tuğsem Bahar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul.
 
Yabancı Dil Testi (YDT) birincilerimiz; Almanca Eylül Uyar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul, Arapça Ammar Moataz Mohamed Ibrahım Mahmoud Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi-İstanbul, Fransızca Sena İlhan Açık Öğretim Lisesi-Denizli, İngilizce Doğa Erdemir Kadıköy Anadolu Lisesi-İstanbul, Rusça Ela Demirel Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi-İstanbul ."
 
Kadın adayların erkek adaylara göre sınava katılım oranları daha yüksek
 
Ersoy, TYT'ye başvuran 2 milyon 425 bin 627 adayın 2 milyon 255 bin 76'sının sınava katıldığını, 170 bin 551 adayın ise sınava girmediğini bildirdi.
 
AYT'ye başvuran 1 milyon 627 bin 970 adaydan 1 milyon 473 bin 113'ünün sınava katıldığını aktaran Ersoy, YDT'ye başvuran 203 bin 640 adaydan da 143 bin 270'inin sınava katıldığını, 60 bin 370 adayın bu oturuma girmediği bilgisini paylaştı.
 
TYT'ye başvuran erkek adayların yüzde 91.48'inin, TYT'ye başvuran kadın adayların yüzde 94.21'inin, AYT'ye başvuran erkek adayların yüzde 88.09'unun, AYT'ye başvuran kadın adayların yüzde 92.33'ünün sınava katıldığını bildiren Ersoy, YDT'de ise erkeklerde yüzde 63.81, kadın adayların ise yüzde 74.99'unun oturuma katıldığının altını çizerek, tüm testlerde kadın adayların erkek adaylara göre sınava katılım oranlarının daha yüksek olduğunu kaydetti.
 
En düşük başarı fen bilimlerinde
 
Ersoy, 2026-YKS'de üç oturumda uygulanan testlerde toplam 680 soru sorulduğunu bildirdi.
 
YKS testlerinin ortalamalarına ilişkin bilgiler veren Ersoy, şöyle devam etti: "2026-TYT'de ortaöğretim son sınıf öğrencilerinin doğru cevap sayısı ortalamaları; Türkçe (40 soru) testinde 20.5, sosyal bilimler (20 soru) testinde 10.2, temel matematik (40 soru) testinde 6.8 ve fen bilimleri (20 soru) testinde 4.3'tür.

AYT matematik
(40 soru) testinin ortalaması, 7.0. AYT fen bilimleri testinin ortalamaları; fizik (14 soru) alt testinde 2.7, kimya (13 soru) alt testinde 2.2 ve biyoloji (13 soru) alt testinde 3.0 oldu.

AYT Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 testinin ortalamaları; Türk dili ve edebiyatı (24 soru) alt testinde 6.1, tarih-1 (10 soru) alt testinde 2.6, coğrafya-1 (6 soru) alt testinde 1.7. AYT sosyal bilimler-2 testinin ortalamaları; tarih-2 (11 soru) alt testinde 1.7, coğrafya-2 (11 soru) alt testinde 2.1, felsefe grubu (12 soru) alt testinde 1.6, (DKAB) din kültürü ve ahlak bilgisi/ek felsefe grubu (6 soru) alt testinde 1.9 olmuştur. YDT'nin ortalamaları ise; Almanca testinde 43, Arapça testinde 44.3, Fransızca testinde 46.1, İngilizce testinde 37.1, Rusça testinde 56.9 olarak gerçekleşti."

Sözelde kadınlar, sayısalda erkekler daha iyi
 
Ersoy, TYT'deki Türkçe ve sosyal bilimler testinde kadın adayların doğru cevap sayısının ortalaması erkek adaylara göre daha yüksek olduğunu, temel matematik ve fen bilimleri testlerinde ise erkek adayların doğru cevap ortalamasının kadınlara göre daha yüksek gerçekleştiğini belirtti.
AYT'deki 11 alt testten 8'inde erkek adayların ortalamasının, 3'ünde ise kadın adayların ortalaması daha yüksek olduğunu aktaran Ersoy, YDT'de ise Arapça ve Rusça dillerinde kadın adayların, Almanca, Fransızca ve İngilizce'de ise erkek adayların ortalamasının daha yüksek sonuçlandığını vurguladı.

Yine kırmızı bülten yine Türkiye

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve emniyet ekiplerinin ortak operasyonunda, İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Kasra Ashrafi gözaltına alındı

20.07.2026 22:18:00
Anadolu Ajansı
 
Yine kırmızı bülten yine Türkiye
Yine kırmızı bülten yine Türkiye

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve emniyet ekiplerinin ortak operasyonunda, İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Kasra Ashrafi gözaltına alındı.

MİT'in yürüttüğü istihbari çalışmalar sonucunda uluslararası düzeyde uyuşturucu ticareti suçlamasıyla aranan Kasra Ashrafi'nin Bodrum'da bulunduğu tespit edildi.

Belirlenen adrese MİT ile emniyet birimlerince operasyon düzenlendi.

Operasyonda Ashrafi, gözaltına alındı.

Adreste yapılan aramada 45 bin avro, bir soğuk kripto cüzdan, altın ziynet eşyaları, iki kol saati ve altı cep telefonu ele geçirildi.

Operasyon sırasında Ashrafi'nin yanında bulunan eşi Fatima Dhahri'nin de "uyuşturucu üretmek ve satmak" suçlarından Türkiye'ye giriş yasağı bulunduğu belirlendi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Kasra Ashrafi, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.