logo
18 NİSAN 2026

Genç Üniversite

16.09.2001 00:00:00
YUNAN'IN ANADOLU'DAKİ TARİHİ EMELLERİ

Oğuz KÖRO?LU

"Şark Meselesi"nin tahliline; Osmanlı egemenliğinde hayat süren muhtelif azınlıkların aleyhimize kışkırtılmalarında, en güçü silahın "misyonerlik faaliyetleri" olduğunu belirterek, Batı'nın siyasal müdahale vasıtaları olarak kullanılan bu faaliyetler neticesinde İmparatorluk tebaası gayr-i müslimlerin birer birer ayaklandıklarını ve ihtilal hareketlerine giriştiklerini vurgulamıştık. (1) Başta İngiltere ve Rusya olmak üzere, Batılı devletler tarafından tahrik ve teşvik edilen bu topluluklar, Osmanlı'ya karşı o derece kinlendirilmişlerdi ki, sadece istiklallerini elde etmeyi değil bununla birlikte Türklüğü de ortadan kadırmayı hedeflemişlerdi . İşte bu hedefe yönelik hareketlerden biri de, 1821 Yunan ayaklanmasıyla başlatılan ve tamamen Türk düşmanlığı üzerine bina edilerek günümüze kadar devam ettirilen Yunan "Megalo İdea" projesidir.

3 Şubat 1930'da İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından imzalanan "Londra Protokolü" ile kurulan Yunanistan'ın "devlet politikası" Megalo İdea'ya dayanmaktadır. Açtığı her savaş, yenilgisi ile sonuçlanmış olmasına rağmen, Avrupalı devletlerin müdahaleleri sayesinde barış masasında Türkiye'den her defasında bir parça toprak koparan Yunanistan'ın, kurulduğu günden beri Türkiye'nin ve Türk Milleti'nin varılğını tehdit eden

Megalo İdea'sının hedefleri ana hatlarıyla şu şekildedir:

MEGOLA İDEA'NIN HEDEFLERİ

1-Yunanlılar'a müstakil bir ülke sağlamak,

2-Trakya, Selanik ve Makedonya'yı Yunanistan'a bağlamak,

3-On iki Ada, Girit, Kıbrıs ve Ege'deki tüm adaları elde etmek,

4-Anadolu'nun Ege kıyılarına ve Marmara civarına yerleşmek,

5-İleride Yunanistan ile birleştirilmek üzere Anadolu'nun Karadeniz sahilleride bir Pontus devleti kurmak,

6-Konstantinapolis'i (İstanbul'u) Türkler'den ele geçirerek başkent yapmak,

7-Ayasofya'yı kilise haline döndürmek,

8-Bizans İmparatorluğu'nu yeniden ihya etmek,

Türk Milleti'nin, maddi ve manedvi varlığını yok etmeyi hedefleyen Megalo İdea'yı Yunanlılar için bir "milli politika" haline koyan azılı Türk düşmanı Elefterios Venizelos'tur. Venizelos, Megalo İdea'ya dayanan Yunan emellerini Türkiye'ye karşı bir iman esası haline getirmiştir Yunanlılar için. Şu sözler kendisine aittir: "Gençliğimden beri ben Skiroz Adası'nı (ki, Ege Denizi'nin tam ortasındadır) Hellenizmin coğrafi merkezi saymışımdır." (3) Başvekil olarak kaldığı yıllarda hayallerini gerçekleştirmek için İtilaf devletlerinin safında yer alan Venizelos, İstanbul üzerinde Rusya'nın da hesabı olduğunu düşünerek, Türkiye'ye kaşı olan siyasetini büyük ölçüde İngiltere'nin yardım ve desetğini sağlayarak sürdürdü. Ona göre Ege Denizi bir Yunan denizi olacak, iki kıtaya ulaşan ve beş denize açılan büyük Yunan krallığı gerçekleşecek, Yunanistan'ın bir ayağı Asya bir ayağı Avrupa'da olacak ve Bizans yeniden yaratılacaktı. (4)

Bağımsız Yunanistan'ın önde gelen politikacılarından biri olan Kolettis'in Kurucu Meclis önünde söylemiş olduğu şu sözleri, günümüzde de büyük önem arzetmektedir: "Yunan Krallığı, Yunanistan değildir. Bu günkü Yunanistan, asıl Yunanistan'ın ancak küçük ve yoksul bir bölümünü oluşturuyor. Bir Yunanlı, bu krallık topraklarında yaşayan biri olmaktan çok; Yanya'da, Selanik'te, Serez'de, Edirne'de, Konstantinapolis'te, İzmir'de, Trabzon'da, Girit'te, Sisam'da... yaşayan biridir. Helenizmin iki merkezi vardır: Yunan Krallığı'nın başkenti Atina ve bütün Yunanlıların rüyası ve umudu olan o Polis " (5)

Çar I. Alexandr şu şekilde dua etmiştir: "Ey Ruhu'l Kuds. Bana ceddimin büyük gayesi Bizans'ı ihya, kutsal Ayasofya'yı Salib'e iade, yarıda kalmış ayini tamamlama, Rum-Yunan devletini kurma, Türkleri geldikleri yerlere gönderme kudret ve imkanı lütfet." (6) (!..)

TÜRKLER NASIL MAHVEDİLİR?

Türk düşmanı Çar I. Alexandr'a adeta dualarının nasıl gerçekleşebileceğini (!), yine bir Türk düşmanı, devrin Fener Rum Patriği Gregorius, yazdığı mektubunda şöyle anlatıyor: "Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler çok sabırlı ve dayanıklı insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefs sahibidirler. Bu hasletleri de dinlerine olan bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden geleneklerinin kuvvetinden; Padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini müsbet yolda sevk ve idare edcek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da geleneklerine olan bağlılıklarından ahlaklarının selabet ve safiyetinden, bilhassa dini ve manevi hayatlarının tanzim ve tedvin eden şahsiyetlere olan bağlılık ve hürmetlerinden gelmektedir. Türkleri evvela bu din ve manevi şahsiyetlerinden mahrum bırakmak, buhran anlarında irşad vazifesini ifa edecek şahsiyet ve mihratlardan nasipsiz kılmak icap eder. Bunun da kestirme yolu dini ve manevi hayatı temsil eden teşkilat ve şahsiyetleri milletleri üzerinde etkili kudret olmaktan çıkartmaktır. Halkı da milli ve manevi geleneklerine uymayan dış telkin ve fikirlerle tahrip etmektir. Türkler dış yardımı reddederler, haysiyet duyguları buna manidir. Velev ki, geçici bir zaman için zahiri kuvvet verse de Türkleri dış yardıma alıştırmalıdır. Maneviyatları sarsıldığı gün kendilerinden şeklen çok kuvvetli, kalabalık ve zahiren hakim kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olacaktır. Bu sebeple Osmanlı Devleti'ni yıkmak için mücerred olarak harp meydanındaki zaferler kafi değildir. Ve hatta sırf bu yolda yürümek Türleri vakar ve haysiyetini tahrik edeceğinden hakikatlere nüfuz edebilmelerine sebep olabilir. Yapılacak olan, Türklere bir şey hissettirmeden bünyelerindeki bu tahribatı tamamlamaktır." (7)

Günümüz Türk insanının Megalo İdea'yı önemsememesi ya da bir hayal olarak düşünmesi ya gafletinden, ya cehaletinden ya da son ihtimal ihanetinden ileri gelmektedir. Unutulmamalıdır ki, 1914 yılında Türkiye'nin sınırları Atina'ya 150 km uzaklıkta idi; bugün ise Yunanistan'ın sınırları İstabul'a 150 km yakınlıktadır. (8)

Yine 1977'de ölen İstanbul Fener Patriği Athenegoros'un yerien getirilmesi düşünülen ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından veto edilen vatan haini Başpiskopos Yakovas, uluslararası Yunan Formu adlı derginin Kasım 1979 sayısında yayınlanan demecinde şunları söylüyordu: "Ben hayal kurmadan ve kurduğum hayallerin peşinde koşmadan yaşayamam. Ben Hıristiyan olarak Tanrı'ya inanırım. Tanrı ise Ege'deki adaları 500 yıl yabancıların elinde kaldıktan sonra bunları yeniden Yunanistan'a verdi. Onun için sizin bir sözünüzle Bizans hayalinden niçin vazgeçeyim? Ben Türkleri sevmem..." (9)

Selanik'teki Yunan III. Kolordu Karargahı Kilisesi'nde 1982 yılında yapılan bir ayinde Papaz; Yunan subay ve erlerine şu şekilde yemin ettirmiştir: "Ayasoyfa'nın 62 çanı milyonlarca canlı ve ölü Yunanlı'ya, Fatih'in toplarının gürlemisiyle o gece Konstantinapolis'te yarım kalan ayine devam edileceğini müjdelemek için bir gün gene coşku ile çalacak. Bu efsaneyi gerçekleştirecek siz Yunan askerleri olacaksınız. Meryem Ana sizleri Türklerin mermilerinden koruyacak." (10)

KAYBOLAN VATANLAR NERESİ?..

Stohos Gazetesi'nin 1922 yılın Ağustos ayı sonunda yayınlanan 3 nüshasından birincisinde Sultanahmet Camii'nin ana kubbesindeki Hilâl fotomontaj ile çıkartılımş, yerine Haç konulmuş, iki minaresine de Yunan bayrakları çekilmiştir. Diğer sayısında da 1981 yılında yayınlanmış bulunan "1821-1981" başlıklı takvimin üst köşesinde "Kaybolan Vatanlara dönüş" ibaresi yazılı ve arka tarafında basılı olan haritada, kaybolan vatan toprakları olarak Batı Anadolu, İzmit, İstanbul ve Trakya gösterilmiştir. (11)

Yine 1982 yılında Yunanistan Kültür Bakanı Melina Merküri tarafından "Anavatanları kurtarma Dünya Komitesi" adına tüm dünyaya dağıtılan kart şeklindeki haritada Türkiye'nin Batı Anadolu ve Marmara Bölgesi Yunan toprakları olarak gösterilmekte, yine Kıbrıs buna ilhak edilmekte, Doğu Anadolu Ermenistan, Karadeniz Bölgesi Pontus, Güneydoğu Bölgemiz Kürdistan olarak parçalanmış gösterilmekte ve Türk zulmü ve baskısına (!) karşı mücadele çağrısı yapılmaktadır. (12)

Son yıllarda, Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı takip ettiği politkanın ana hatlarını şöyle sıralayabiliriz:

1-Türkler'e propaganda silahı ile taarruz etmek,

2-Mevcut ve yürürlükte olan antlaşmaları ihlal etmek,

3-Ekonomik alanda ticari ve bunun yanında ahlak-dışı propaganda gösterileri yaparak Türk ekonomisini yıkmak.

4-Propaganda esaslarını yalan, hile, iftira üzerine isnat etmek,

5-Türklerin içten çökertilmesini temin maksadıyla Türkiye'deki azınlıklardan istifade ederek Türkiye'deki halkı etnik, dini ve politik alanlarda farklı gruplara ayırarak bölme politikası takip etmek ve Türklerin birliğini azaltmak,

6-Batılı akraba ve yakın dostlardan, Türkler'den daha üstün harp malzemesi temin ederek Türklerin zayıf zamanında karşılarına madde üstünlüğü temin edilmiş olarak çıkmak,

7-Türk parasını dışarıya kaçırarak değer kaybı için gerekli mali tedbirleri almak,

8-Politik oyalama sistemi tatbik edilerek zaman faktörünün Yunan lehine işlemesini sağlamak,

9-Politik imkanlar yaratmak,

10-Türk toprakları üzerinde taleplerde bulunmak."(13)

YUNANİSTAN'IN TÜRK SENDROMU

Yunanlıların bu derece Türk düşmanı olmasının temelinde kilise ve okul gbi günlük hayatın vazgeçilmez unsurlarının faaliyetleri vardır. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nde okutulan ders kitaplarında sürekli bu konu işlenmektedir. Daha İlkokul 6. sınıfta okuyan bir çocuk, "Okuma Kitabı" nın 46. sayfasında "1821 Yunan İhtilali" adlı metni ezberlemek zorunda. Metnin sonunda şu ifadeler yeralmaktadır: "... yeryüzünde tek Türk kalmayıncaya kadar savaş!" (14)Yine aynı kitapta, hem de bir çocuk psikologu olan Andreas Karanotis'in yazdığı "Büyük Gemi" isimli öyküde; "Gemiyi Türkiye'ye götüreceğim. Türkiye'nin yakınlarına gelince de yaşayan tek Türk kalmadığını göreceksin. Bütün Türkler öldürülünce bir Kıbrıs'takiler kalır. Onları da bizimkiler denize döker. Ada'ya yeniden mutluluk gelir" (15) denilmektedir. 1978-1979 yılında ilkokulda okutulan bir ders kitabında rastlanan ifadeler günümüz Türkiyesi için tehlikenin ne ölçülere varabileceğini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Adı geçen kitapta, "Yunan Krallığı, yalnızca bugünkü Yunanistan değildir. İstanbul bütün Yunanlıların rüyasıdır." (16) 1982 yılında Atina'nın Amfıthea Mahallesindeki bir ilkokulun henüz 1. sınıfında öğretmen ile öğrenciler arasında şöyle bir konuşma geçmiştir:"

Öğretmen:-Türkler biz Yunanlılar'ın can düşmanlarıdır. Şu halde kendimizi onlardan nasıl koruyacağız?

Öğrenciler:-Biz büyüyünce asker olacağız. Bütün Türkleri öldüreceğiz. Sonra Ayasofya ile dedelerimizin bize miras bıraktıkları Küçük Asya'yı alacağız!

Öğretmen:-Sizlerle öğünüyorum yavrularım. Büyüdünüz zaman gerçek birer Yunanlı olduğunuzu Türkleri yok ederek dünyaya gösterin!" (17)

Yeni yetişen nesillerini "Türk düşmanlığı" ve "Megalo İdea" gibi ırkçı ve yayılmacı bir fikir akımı ile zehirleyen Yunanistan'ın 1929'dan bu yana takip ettiği "devlet politikası"ndan vazgeçmesini beklemek en azından şimdilik imkansız gibi görülmektedir. Çünkü bu an'anevi politikaların temelini kiliseler, öyle derinden atmış ki... Nitekim, İznik Başpiskoposu Vasillios, Yunan askerlerinin Anadolu'daki Türk halkına yönelik işledikleri zulüm ve katliamların oranında şikayet ederek şu dehşet verici sözleri sarfetmişti: "Katliam az oldu. Ben bütün Türklerin kesilmesini isterim." (18)

Dipnotlar

1- Yeni Mesaj Gazetesi, 9 Eylül, s. 11

2- N. Türsan, Yunan Sorunu, Ankara: 1987, s. 28-37; A. Güler, İşgal Yıllarında Yunan Gizli Teşkilatları, Ankara: 1988, s. VIII-XII; Pontus Meselesi, Matbuat İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi, TBMM. Ankara. s. 31-63 (haz. Yılmaz Kurt).

3- Dimitri Kitsikis, Yunan Propagandası, İst. 1963. S. 22.

4- N. Türsan, a.g.e., s. 41, 42

5- S. Sina Gürez, Tarihsel Boyut İçinde Türk-Yunan İlişkileri (1821-1993). Ankara: 1993-s. 30.

6- Cemal Kutay, Etniki Eterya'dan Günümüze Ege'nin Türk Kalma Savaşı, İst. 1980, s. 20.

7- Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, İstanbul. 2000. s. 67-68; K. Mısıroğlu, Yunan Mezalimi, İst. 1997. s. 265-266.

8- A. Türkeş, Dış Politikamız ve Kıbrıs. İst. 1974. s. 173.

9- F. Cemal Erkin, Gelişmelerin Işığında Türk-Yunan İlişkileri", Milliyet Gzt. 6 Kasım 1979.

10- H. Fikret Alasya, Kıbrıs ve Rum-Yunan Emelleri, (bs. yer. yok), 1992, s. 17

11- H. Fikret Alasya, "Türkiye Açısından Kıbrıs'ın Önemi", Diyanet Dergisi, sayı: 31, s. 37.

12- Yusuf Sarınay, Pontus Meselesi ve Yunanistan'ın Politikası, Atatürk Araştırması Merkezi yay. Ank. 1999. s. 60, EK. 15.

13- S. Salışık, Türk-Yunan İlişkileri Tarihi ve Etniki Eterya, İst. 1968. s. 197-198.

14- A. Uran Baran, "Yunan Çocuklarına Türk Düşmanlığı İlkokul Sonlarında Aşılanıyor" Günaydın Gazetesi, 23 Ekim 1979.

15- A.g.m.

16- Özdemir Kalpakçıoğlu, Yunan'dan Dost Olmaz, İst. 1994. s.35.

17- H. F. Alasya, a.g.e., s.17.

Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor

 
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, Türkiye’de kolorektal kanser tanısının geç evrelerde konulduğuna işaret ederek, "Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90’larda iken, ileri evrelerde bu oran yüzde 12’lere düşmektedir" dedi.

18.04.2026 17:25:00
MURAT ÇORBACI
Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor
Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor

Türk Gastroenteroloji Derneği (TKD) Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, kolorektal kanserin tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen, ölüm oranlarında ise en üst sıralarda yer alan kanserlerden biri olduğunu belirterek, hastalığın insidans (sıklığı) ve mortalitesinin (ölüm oranı) coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Kolorektal kanserin tarama programları sayesinde önlenebilir bir tür olduğunu ve taramada en etkili yöntemin halen kolonoskopi tetkiki olduğunu vurgulayan Çekin, "Türkiye'de kolorektal kanser tanısı geç evrelerde konulmaktadır. Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90'larda iken, ileri evrelerde bu oran yüzde 12'lere düşmektedir. Bu nedenlerle asemptomatik bireylerde erken kanser taraması yapılması önemlidir" dedi.

Tanı ileri evrelerde konuluyor

Türkiye'deki hastaların yaklaşık üçte ikisine 3. aşama veya 4. aşama gibi geç evrelerde tanı konulduğunu hatırlatan Çekin, "Günümüzde kolorektal kanser tarama programlarının meme ve serviks kanseri taramaları kadar maliyet etkin olduğu bilinmektedir. Buna rağmen ülkemizde toplumsal bilinç halen yeterli düzeyde değildir. Son yıllarda Sağlık Bakanlığının çalışmaları ve basın yoluyla farkındalığın artması olumlu bir gelişmedir" diye belirtti.

Gençlerde de sıklıkla görülmeye başlandı

En büyük artışın 20-39 yaş grubunda olduğuna dikkat çeken Türk Gastroenteroloji Derneği Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, bu artışın nedenlerini; gençlerde artan obezite, fiziksel aktivite eksikliği, alkol, işlenmiş et tüketimi, sigara ve Batı tipi beslenme alışkanlıkları olarak sıraladı. TGD bünyesinde yaptıkları çok merkezli çalışmada tarama yaşının 45'e çekilmesi gerektiğini 2017 yılında belirlediklerini ve bu sonucun ABD ve Avrupa'da yapılan çalışmalarla teyit edildiğini belirten Erdem, "Ülkemizde yaptığımız çok merkezli bir çalışmada cinsiyet, sigara kullanımı, obezite ve aile hikayesine göre yeni bir risk puanlaması saptadık. Bu puanlamanın 50 yaştan genç asemptomatik kişilerin tarama kararında değeri bilimsel olarak kanıtlandı" dedi.

Başlıca risk faktörleri

Yeni risk skorlaması önerisini paylaşan Erdem, "Yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, aile hikayesi ve BMI verilerine göre hesapladığımız bu skoru 4 ve üzeri çıkan olgularda kolonoskopik tarama yapılmasını öneriyoruz. Özellikle kolorektal kanser taramasına 45 yaşında başlanmalıdır. 2022 yılında sunduğumuz çalışma sonuçları, 50 yaşından küçük olguların taranması için sistemimizin son derece yüksek oranda anlamlı olduğunu kanıtladı" ifadelerini kullandı. Türk Gastroenteroloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün de "Gençlerde kanser öncül lezyonlarının hızla artması çok ciddi bir sorundur. İlerleyen yıllarda genç kalın bağırsak kanserleri, ülkemiz ve dünya için çok daha ciddi bir sorun olmaya adaydır" diye konuştu. 

Taramada her 80 kişiden biri kanser çıkıyor

Türk Gastroenteroloji Derneği Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Erdem Akbal da 24 ayrı merkezden gelen verileri paylaştı. Araştırma kapsamında kolonoskopi yapılan vakaların demografik özelliklerinden alkol alışkanlıklarına kadar her detayın incelendiğini belirten Akbal, "Kolonoskopik taraması yapılan olgularda polip sıklığı yüzde 27, kolon kanseri sıklığı ise yüzde 1.3 olarak saptandı" dedi. Türkiye verilerinin çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Erdem Akbal, "Ülkemizde 50 yaştan düşük olguların kolonoskopi taramasında yaklaşık her 3 olgudan 1'inde polip veya kanser, her 5 olgudan 1'inde ise kanser öncüsü adenomatöz polip saptanmaktadır" diyerek taramanın önemini bir kez daha vurguladı.

Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı

Kahramanmaraş'ta silahlı saldırının düzenlendiği okulda saldırganın karşı sınıfında okuyan N.S.O. (15), "Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim" dedi

18.04.2026 12:42:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:46:59
İHA
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Çarşamba günü merkez Onikişubat ilçesinin Haydarbey Mahallesi'ndeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda meydana gelen silahlı saldırıda 1'i öğretmen 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybederken yaralanan 8 öğrencinin tedavileri sürüyor.

Saldırının yaşandığı okulda okuyan 8. sınıf öğrencisi N.S.O., saldırgan İsa Aras Mersinli ile karşılıklı sınıflarda okuduğunu belirterek, yaşadıklarını anlattı.



"Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim"

Saldırgan İsa Aras Mersinli'nin dış görünüş ve karakter olarak farklı birisi olduğunu söyleyen N.S.O., "Saldırgan ile hiçbir konuşmuşluğum yok ama bahçede, koridorda görmüşlüğüm var. Saçma sapan hareketleri yapıyordu. Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Kimse ondan şüphelenmemişti. Kimse, böyle bir olay olacağını düşünmemişti. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim. Bu olaydan önce çocuğu hiç tanımıyordum sadece adını duyup görünüşünü biliyordum. Dış görünüşü veya hareketleri farklıydı ama böyle bir şey yapacağı hiç aklıma gelmemişti" ifadelerini kullandı.



"Okulumu seviyordum"

Aynı okulda okuyan ve saldırı anında okulda bulunan 6. sınıf öğrencisi B.P. (13), "Ben olay olduğunda bir üst kattaydım. Nöbetçi öğretmen geldi bütün sınıflara 'yere yatın' dedi. Çok panik yapmaya çalışmadım ama yine de korktum. Okulumu seviyordum, hocaları seviyordum ama şimdi ne olacak bilmiyorum. Ben saldırganı tanımıyordum, hiç görmedim" diye konuştu.



Vatandaşlar da tepkili

Saldırıdan sonra okulun önüne gelip dua eden vatandaşlardan Nazife Daş, İsa Aras Mersinli'nin tutuklanan babası emniyet mensubu babası Uğur Mersinli'ye tepki göstererek, şunları söyledi:



"Bu çocuklara içim parçalandı. Emniyet müdürü böyle olmaz. İnsan çocuğuna eğitim verir, atışa götürür mü' Emniyeti temsil eden adam çocuğunu atışa götürmez. Bu masumların ne suçu vardı. Analar, babalar ağlamasın. Benim 5 yaşındaki torunum okula gitmem diyor, ne yapacağım. Allah'tan korksunlar. Vicdan istiyorum millete, bütün pislikleri Cumhurbaşkanımız temizlesin."

Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi

18.04.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi.

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.



İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden 2'si geçtiğimiz gün tutuklanarak cezaevine sevk edilmişti. Adliyeye ifadeleri alınan şüphelilerden C.Y., F.G. N.A. ve C.A. da tutuklanmış ve tutuklu sayısı 6'ya yükselmişti.

Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Uğurcan A. ve Zeinal'ın eski polis olan üvey babası Engin Yücer'in savcılıktaki sorgusu tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Abakarov ve Yücer tutuklandı, Uğurcan A. yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 8'e çıktı.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile o dönem korumalığını yapan Şükrü E.'nin savcılıktaki sorgusu sürüyor.

Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu

Isparta'da sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan lise öğrencisi 16 yaşındaki Feyza Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. Yapılan incelemede genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi

18.04.2026 01:34:00 / Güncelleme: 18.04.2026 06:38:03
İHA
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Olay, Deregümü mevkii Muzaffer Türkeş Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza Keskin, en son saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu üzerinde bulunan Asri Mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle ilerlerken görüldü. Bu saatten sonra kendisinden haber alınamadı.

Ekipler tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Feyza Keskin'in hayatını kaybettiği belirlendi.

Keskin'in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.



Başımız sağ olsun



Konu ile ilişkin Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak taziye mesajı yayınladı. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, '' Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10. sınıf öğrencimiz Feyza Keskin'in ölümü haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun'' ifadeleri yer aldı.

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında dönemin Devlet Hastanesi'nin Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir Bursa'da gözaltına alındı. Özdemir Tunceli'de İl Sağlık Müdürlüğü görevinde de bulunmuştu

17.04.2026 23:12:00
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden E.E., G.E., S.G., S.Ö. dün adliyeye sevk edilmiş, G.E. ile E.E. tutuklanırken S.G. ile S.Ö. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İl Jandarma Komutanlığında işlemleri tamamlanan 9 şüpheliden 7'si bugün adliyeye sevk edildi.

Soruşturma kapsamında oğlu gözaltında bulunan dönemin Tunceli Valisi Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel hakkında, iddialarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılmış ardından açığa alınmıştı. Elazığ'da bulunan Tuncay Sonel, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Son olarak dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi kadın doğum uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü Kom şube müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Özdemir'in Tunceli'ye gönderileceği öğrenildi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Çağdaş Özdemir, 2018 ve 2021 yılları arasında Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi, 2022 yılına kadar ise Tunceli İl Sağlık Müdürü olarak görev yapmıştı.

Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi

17.04.2026 15:26:00
İhlas Haber Ajansı
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Antalya Diplomasi Forumu için Türkiye'ye gelen Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile Antalya'da görüşme gerçekleştirdi.İHA

Antalya Diplomasi Forumu başladı

5. Antalya Diplomasi Forumu bugün başladı. 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da toplanan dünya liderleri, Orta Doğu ateşkesinden küresel belirsizliklere kadar kritik konuları masaya yatıracak

17.04.2026 12:38:00
Eyüp Kabil
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya'nın mavi suları ve tarihi dokusu bu yıl da dünya liderlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde başlayan Antalya Diplomasi Forumu, Orta Doğu'daki ateşkes umutlarıyla birleşince küresel diplomasinin yeni merkezine dönüştü. Peki bu forumdan neler çıkacak?

Forumun ilk günü liderler bir araya geliyor

Bugün kapılarını açan forumda, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın Erdoğan'la yaptığı görüşme dikkat çekti. İki lider, Kıbrıs meselesinden enerji işbirliğine kadar kritik konuları masaya yatırdı. Forumun açılış oturumunda Erdoğan, "Diyalog ve barışın diliyle konuşuyoruz" mesajını verdi.

Yüzlerce diplomat, bakan ve düşünce liderinin katılımıyla devam eden etkinlik, özellikle Orta Doğu'daki son gelişmelerle daha da önem kazandı. İsrail-Lübnan 10 günlük ateşkesinin hemen ardından toplanan forum, bölgedeki gerilimin azaltılması için yeni fırsatlar sunuyor.

İran, Gazze ve enerji güvenliği ana gündem

Forum katılımcıları, Trump'ın İran'la olası kalıcı anlaşma sinyallerini yakından takip ediyor. Birçok uzman, Antalya'nın bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenebileceğini belirtiyor. Türkiye'nin hem Batı hem Doğu ile köprü görevi görmesi, forumu benzersiz kılıyor.

Ayrıca enerji koridorları, göç krizi ve yapay zeka gibi küresel meseleler de masada. Avrupa'dan Asya'ya geniş bir coğrafyadan gelen temsilciler, "Yeni dünya düzeninde Türkiye'nin yeri neresi?" sorusuna yanıt arıyor.

İş dünyası da forumda

Sadece siyaset değil, ekonomi de ön planda. Türk iş dünyasının önde gelen isimleri, uluslararası yatırımcılarla ikili görüşmeler yapıyor. Özellikle savunma, yenilenebilir enerji ve turizm alanlarında yeni işbirliği anlaşmalarının imzalanması bekleniyor.

Antalya Diplomasi Forumu, pandemi sonrası dönemde Türkiye'nin "yumuşak güç" diplomasisini en güçlü şekilde gösterdiği platformlardan biri haline geldi.

Barışa katkı mümkün mü?

Uzmanlar, bu forumun sadece konuşmalardan ibaret kalmayacağını, somut adımlar atılabileceğini söylüyor. Özellikle Lübnan ateşkesinin uzatılması ve Gazze'deki insani krizin hafifletilmesi için Türkiye'nin önerileri masada olacak.

Antalya'nın palmiyeleri altında yürütülen bu görüşmeler, belki de yıllardır beklenen bölgesel barışın ilk adımlarını içerebilir. Dünya, Türkiye'nin ev sahipliğindeki bu forumdan çıkacak sonuçları merakla bekliyor.

Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında silahlı organize suç örgütüne yönelik Samsun merkezli İstanbul ve Bursa'da geniş çaplı operasyon düzenlendi

17.04.2026 11:04:00
İhlas Haber Ajansı
Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı
Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında silahlı organize suç örgütüne yönelik Samsun merkezli İstanbul ve Bursa'da geniş çaplı operasyon düzenlendi. 25 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon kapsamında 16 kişinin de cezaevinde bulunduğu öğrenildi.



Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucu; suç örgütü kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak, silahla yaralama, yağma, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, alacak tahsili, kasten yaralama, tehdit ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi gibi çok sayıda suça karıştıkları tespit edilen silahlı organize suç örgütüne yönelik salı sabahı eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.



14 Nisan tarihinde Samsun'un Atakum, İlkadım, Canik, 19 Mayıs ve Alaçam ilçeleri ile İstanbul ve Bursa'da toplam 47 ikamet ve 6 iş yerine eş zamanlı baskın düzenlendi. Operasyon kapsamında şüphelilere ait adreslerde detaylı aramalar yapıldı.

Yapılan aramalarda 6 adet ruhsatsız tabanca, 173 adet fişek, 2 adet kurusıkı tabanca, 208 adet kurusıkı fişek, 482 bin 558 adet sentetik uyuşturucu hap, 15,30 gram esrar, 80,79 gram pregabalin tozu, 53,49 gram kokain, 0,72 gram sentetik kannabinoid, 980 gram marihuana, 480 gram fubinaca, 0,11 gram metamfetamin, 1 adet muşta ve 6 adet ruhsatsız yivsiz tüfek ele geçirildi.



Operasyonda toplam 25 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon kapsamında ara yakalanmalarla tutuklanan 17 kişinin halen cezaevinde bulunduğu ve ifadelerin cezaevinde alındığı öğrenildi.

KOM Şube Müdürlüğünde sorgulanan 25 kişi bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.

Gülistan Doku soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerden 7'si daha adliyeye sevk edildi

17.04.2026 10:51:00
Anadolu Ajansı
Gülistan Doku soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi
Gülistan Doku soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 7'sinin jandarmadaki sorguları tamamlandı.

Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal'ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirildi.

Adliye önünde bekleyen Doku'nun bazı yakınları, zanlılara tepki gösterdi. Bu sırada fenalık geçiren Doku'nun annesi Bedriye Doku, ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E'nin ise jandarmadaki işlemleri sürüyor.

2 zanlı tutuklanmıştı

Doku'nun kaybolmasına ilişkin 13 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Gülistan Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok ile eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Uşak'ın Eşme Belediyesine operasyon

Eşme Belediye Başkanı Tozan "irtikap" soruşturmasında gözaltına alındı. Operasyonda Belediye Başkanı Tozan'ın yanı sıra eşi Burcu Tozan ve 3 şüpheli yakalandı, hakkında yakalama kararı bulunan 1 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor

17.04.2026 10:21:00
AA
Uşak'ın Eşme Belediyesine operasyon
Uşak'ın Eşme Belediyesine operasyon
Uşak'ta Eşme Belediyesiyle bağlantılı "irtikap" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında, Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ile eşinin de aralarında bulunduğu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Tozan, eşi Burcu Tozan ve 4 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda Başkan Tozan ve eşi Burcu Tozan ile 3 şüpheli yakalandı.

Polis ekiplerince Eşme Belediyesinde yapılan aramada bazı dijital materyallere el konulduğu öğrenildi.

Hakkında yakalama kararı bulunan 1 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.