logo
24 HAZİRAN 2026

Gizlenen gerçek: AK Parti ve Millet ittifakı hangi ortak amaçta buluştu?

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Lütfullah Önder, 24 Haziran seçimlerinde Millet İttifakı'nın üstlendiği görevin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çok büyük fark oluşturmadan kazanmasının önünü açmak, rejim değişikliğine ilişkin Anayasa maddelerinin yürürlüğe girmesi ve rejim değişikliğinin kalıcı hale gelmesini sağlamak olduğunu açıkladı

18.06.2018 00:00:00
YENİ MESAJ/ANKARA

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Lütfullah Önder, Sevr Anlaşmasında; Rum, Kürt ve Ermeni devletleri gibi birçok etnik devlet kurulmasını planlayan Batı'nın planlarının hiç bitmediğini, fırsat bulduklarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin önüne Sevr maddelerini koyduklarını bildirdi.

Küresel güçlerin parlamento istememelerinin ve etnik merkezli federasyon istemesinin temellerinin Sevr'e dayandığını kaydeden Lütfullah Önder, özellikle 'tek adam rejimi' istenmesinin asıl sebebinin ise çok farklı olduğunu dile getirdi.



BTP Genel Başkan Yardımcısı Önder, şunları söyledi: "Tek adam ile ülkeyi yönetmek çok daha kolay. 1 Mart tezkeresinde olduğun gibi yol kazalarına uğramazsınız. Ancak tek adam rejimine geçisin asıl ve en önemli sebebi şu: Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni çok sağlam temeller üzerine kurdu. Devletin en tepesinde çatı olarak TBMM vardır. Ve bu Meclis, millet iradesini temsil eder. Bu yapının iç donanımını siyasal iktidarlar oluşturur. Yargı, TSK gibi kurumlar ise devletin temelini oluşturur. Devlet bu adli ve idari kurumlar üzerine inşa edilmiştir. Seçimlerle değişen meclisteki vekiller ve siyasal iktidarlar çatısı ve iç donanımı değişen yapıya bezer. Her değişiklik devlete güç ve yenilik katar. Bu sistemde; siyasal iktidarlar değişir ancak devletin kurumları ve kurumların işleyişleri değişmediği için yani devlet zarar görmemektedir. Hatta bu sistemde iktidarlar zorla gönderilse dahi devlet ve sistem yıkılmaz. Çünkü devleti ayakta tutan diğer birçok kurum vardır. Ve devlet bu kurumlar üzerine inşa edilmiştir. Aslında güçlü devlet olup demokratik olabilmenin formülü de budur. Ancak siyasal iktidarlar devletin temeli haline gelirse, iktidar değişikliği devlete zarar verir. İktidar yıkılınca devlet yıkılır."

Küresel çetenin büyük planı

"Tek adam rejiminde devlet tüm kurum ve kuruluşları ile tek adam etrafında toplanmıştır. Yani tüm kurumlar tek adamı ayakta tutmak için çalışır. Tek adam da devleti ayakta tutar. İktidar olan tek adam devrildiğinde devlet yıkılır. Libya, Suriye, Irak bunun örnekleridir" şeklinde konuşan Avukat Lütfullah Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Şimdi Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan 'ben gidersem devlet yıkılır' demiyor mu? İşte küresel çetenin büyük planı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm kurumlarını tek adama bağlı ve onun isteğine göre çalışır hale getirdikten sonra diktatör diyerek onu devirmek ve devirdiğinde de devleti çökertmektir. Yani tek adam rejimi ile sadece demokrasi ve insan hakları konusunda bir kayıp yaşanmıyor, aynı zamanda milleti koruyan devletin de yok olmasının kapısı aralanıyor."

Küresel çetelere yaranma yarışı

Türk milletine bu büyük tuzağı kuran küresel çetenin herkesin malumu olduğuna dikkatleri çeken BTP Genel Başkan Yardımcısı Lütfullah Önder şunları söyledi: "Ülkemizde şu an güç sahibi olan siyasilerin nerede ise tamamı, bu tuzağı millete kuranlara kendilerini kabul ettirme, rol kapma yarışı içindeler. Çünkü kolay iktidar olmanın yolu bu küresel çetelere yaranmaktan geçiyor. Millet aleyhine olan meseleleri en milliyetçi gözükenlere, dini meseleleri ise en dindar gözükenlere hallettirdiler. Şimdi de Atatürk'ün kurduğu parlamenter cumhuriyet sistemi ve üniter yapının değiştirilmesi işini Atatürk'ün kurduğu parti CHP'ye yaptırmak istiyorlar. 1999-2002 yılları arasında MHP'nin koalisyon ortağı olduğu hükümet iş başında idi. PKK'nın siyasallaştırılıp federasyon için alt yapı oluşturulması için ilk adım Abdullah Öcalan'ın idam edilmesinin önün geçilmesi idi. Çünkü Apo'nun önümüzdeki dönemde devreye konacak sürecin aktörlerinden biri olması planlanıyordu. Peki, Apo'nun idam edilmemesine en büyük tepkiyi kim gösterir? MHP tabanı... Bu nedenle bu işi MHP'ye yaptırdılar. Bu yolla MHP tabanının merkezinde olacağı bir toplumsal muhalefetin önüne geçtiler. Anlattığım projeye ilişkin MHP'nin icraatı Apo'nun idamdan kurtarılması ile sınırlı değil. Çok daha önemli ve ilginç iki icraatı daha var MHP'nin AB'nin Türkiye'nin önüne koyduğu Kopenhag Kriterleri yine aynı dönemde Bahçeli tarafından imzaladı. Egemenlik devri anlamına gelen bu kriterlerin en önemli kısmı ise azınlık tarifini değiştirmesi. AB üyesi olan Fransa ve İspanya'nın 'bölünürüz' diyerek çekince koyduğu, imzalamadığı bu kriterleri MHP'li Devlet Bahçeli çekince koymadan imzaladı."

BOP'ta AKP başrol oynadı

"BOP kapsamında Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi için 2003 yılında Irak'a müdahale edildi. Netice de Irak fiilin üçe bölündü.  2011'de Suriye karıştı. Suriye fiilen birçok parçaya bölündü" ifadelerini kullanan Önder, "Tüm bu müdahalelerde AKP iktidarı ABD, İsrail ve Batılı diğer devletler ile aynı safta yer alarak Müslüman ülkelerin karşısına geçti. BOP'un eş başkanlığını üstlenerek bölgeye uygulanması için aktif görev yaptı. Yahudi ve Hıristiyan devletler ile işbirliği yapıp Müslüman bir ülkeyi vurmak. Bu icraata en büyük tepkiyi gösterecek taban muhafazakâr/dindar taban. Yani AKP'ye oy veren taban. Toplumsal muhalefetin oluşmaması için bu icraatları AKP'ye yaptırdılar. Tüm bunları gören dindar AKP seçmeni "Reisin bir bildiği var herhalde" dedi ve sustu" dedi.

Rejim değişikliği kalıcı hale geliyor

Anayasa değişikliğinden sonraki ilk seçim olan 24 Haziran seçimleri ile rejim değişikliğinin kalıcı hale geleceğini ve ülkemizin geri dönüşü pek mümkün olmayacak şekilde tek adam rejimine geçiş yapacağını dile getiren Avukat Lütfullah Önder şunları söyledi: "Referandumda yüzde 50 olan toplumsal muhalefet daha da artmış ve bu anayasa değişikliğini yapan AKP-MHP'nin oluşturduğu Cumhur İttifakı'na halkın verdiği destek yüzde 40'lara düşmeye başlamıştı. Parlamenter cumhuriyeti isteyen halkın yüzde 60'lık kısmı muhalefetin geniş tabanlı bir birliktelik oluşturmasını istiyordu. Bu konuda da asıl sorumluluk ana muhalefet partisi olarak CHP'ye düşüyordu. Ayrıca Atatürk'ün kurduğu partinin Atatürk'ün kurduğu rejime ve sisteme sahip çıkmaması beklenemezdi. Ancak CHP'de aynı küresel çete tarafından bu günler için çok önceden dizayn edilmişti. Kaset komploları ile genel başkan değiştirilmiş, yeni gelen ekip CHP'ye 'YENİ CHP' diyerek açılımlar yapmış, CHP tabanın üzerine çizdiği ne kadar küresel çetenin aktörleri varsa farklı sıfatlarla partinin tepesine yerleştirilmişti. Amblemini Atatürk'ün 6 ilkesinden alan CHP, bu ilkelerin zıddı olacak şekilde liberallikte, ABD ve AB projelerinde yer alma konusunda adeta AKP iktidarı ile yarışıyordu."

Söylem farklı icraat farklı

"CHP ve onunla birlikte hareket eden diğer muhalefet partileri parlamenter sisteme geçiş önceliği ile geniş kapsamlı bir birliktelik oluşturacaklarını duyurdular. Bu söylemler ile oluşan toplumsal muhalefetin sözcüsü ve temsilcisi konumuna geldiler" diyen Lütfullah Önder şöyle konuştu: "Ancak AKP iktidarını devirecek, Meclis'te anayasayı değiştirecek bir gücü elde edecek bir birlikteliği yapmamak için ellerinden gelen her türlü adımı attılar. Parlamenter sitemi isteyen, milyonlarca oya sahip partileri ittifak ve birlikteliğin dışarıda bırakarak güdük bir ittifak kurdurlar. Özellikle son seçimde en çok oyu alan, projeleri, fikirleri, güçlü kadrosu ve medya gücü ile ittifaka büyük güç katacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'ne yapılanlar Yeni CHP'nin kimler ile birlikte hareket ettiğini gösteren önemli bir turnusol oldu. Önce ittifaka alacağız diyerek davet ettiler. 25 gün oyalayıp başka bir adım atmasını engelledikten sonra hayır dediler. Yeni CHP'nin, ittifak sürecindeki bu tutumundan, AKP iktidarını devirmek istemediği, Parlamenter sisteme dönüş için anayasayı değiştirecek vekil sayısını almak istemediği anlaşılmaktadır. Zaten Millet ittifakının parlamento seçimlerindeki hedeflerinin 301 vekil sayısını yakalamak şeklinde açıklayarak gerçek niyetlerini de açık ettiler. Çünkü 301 ya da 310 vekille anayasayı değiştirilmeyeceği açık. Anayasa değişikliği için en az 400 vekile ihtiyaç var. Parlamenter siteme geri dönüş için ise Anayasa değişikliği şart olduğuna göre, siz 301 vekil hedefleyerek girdiğiniz seçim sonrasında nasıl parlamenter sisteme geri döneceksiniz?"

Millet İttifakı'nın asıl amacı ne?

Bu seçimler özelinde proje ve Millet İttifakı'nın üstlendiği görevin Erdoğan'ın (Çok büyük fark oluşturmadan, çok güçlü olmayacak şekilde) kazanmasının önünü açmak, rejim değişikliğine ilişkin Anayasa maddelerinin yürürlüğe girmesi ve rejim değişikliğinin kalıcı hale gelmesi olduğunu söyleyen Avukat Lütfullah Önder konuşmasını şöyle sürdürdü: "Parlamentoda Millet İttifakı ve HDP 301 vekili elde ederek sistemi kilitleyecek ve yeniden seçim yapılmasını sağlayacak. Yeniden seçim zorunlu hale gelecek. Ancak Anayasayı değiştirecek vekil sayısı olmadığı için anayasa değişikliği olmadan yani tek adam rejimi ile kısa dönemde yeninden seçim yapılacak. İşte küresel çete Yeni CHP'ye yapılacak ikinci seçimde iktidara taşıma sözü veriyor. Yani bir sonraki seçimde Recep Tayyip Erdoğan'ı devirecekler. Yeni CHP'nin göstereceği aday başa gelecek. Bu arada bu adayın Abdullah Gül olma olasılığı hiç de az değil. İttifakın diğer partileri de bu senaryoda rol kapacak. Yeni CHP'nin milletvekili listelerinde ulusalcı, Atatürkçü, Cumhuriyetçi vekillerin tavsiye edilmesi, liberal, Amerikancı, FETÖ ve PKK bağlantılı kişilerin liste başı yapılması işin rengini ortaya koyan başka bir turnusol oldu. Ancak Yeni CHP ağzındaki baklayı Seçim Bildirgesi ile çıkardı. 240 sayfalık Seçim Bildirgesinde FETÖ ve PKK ile mücadeleden bahsetmeyen Yeni CHP, AKP'nin yarım bıraktığı açılımları tamamlamaya talip olduğunu duyurdu."

Millete kurulan tuzağı Prof. Dr. Baş gördü

"Bu bağlamda Türkiye'de siyaset yapan milliyetçi, dindar ve Atatürkçü görünen siyasetçilerin aynı küresel senaryoda birbirini nasıl tamamladıklarını çok net görüyoruz. Milli meselleri MHP, dini meselleri AKP, üniter yapının değiştirilmesi işini Yeni CHP'nin üstlendiğini, Ancak Atatürk'ün kurduğu devletin tasfiyesi konusunda hepsi birlikte tam bir işbirliği içinde oldukları anlaşılmaktadır" ifadelerini kullanan BTP Genel Başkan Yardımcısı Lütfullah Önder, şunları söyledi: "İşte millete kurulan bu tuzağı gören Bağımsız Türkiye Partisi, 24 Haziran seçimlerinin bir proje olduğu, bir tiyatro olduğunu görerek bu seçimleri protesto etmiş, farkını, farklılığını ortaya koymuştur. Ülkenin her sorununa çözüm üreten BTP'nin seçimleri protesto etmesi siyasi bir tavırdır. Ülke adına millet adına söyleyeceği çok şeyi olduğu için siyasi çalışmasına tüm gücüyle devam etmektedir. Bu çalışmalarda hem kurulan tuzaklardan milleti haberdar etmekte hem de çözümlerini sunmaktadır. Ülkede yerli ve milli olan herkesi, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu devlete sahip çıkmak için Atatürk fikirleri etrafında toplanmaya çağırmaktadır. Çökertilmiş ekonomiyi ve ekonomi üzerinden teslim alınan devleti yeniden ayağa kaldırmak için Milli Ekonomi Modeli'ni reçete olarak sunmaktadır. Bu siyaset ve siyasetçi tablosu çok karanlık bir tablodur. İktidarın ve muhalefetin aynı küresel çeteye teslim olması bu milletin talihsizliği ve biraz da kendi yanlışının çok acı faturasıdır. Ancak bu tablo içinde kendi milli senaryosunu oluşturarak her konuda çözümler üreten, ne yapacağını, nasıl yapacağını bilen ve de yapmaya kararlı bir lider olan Prof. Dr. Haydar Baş'ın siyasette varlığı da, bu milletin şansı ve daha büyük bedeller ödemeden yaptığı yanlışlardan geri dönme kapısıdır."

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.