logo
24 EKİM 2026

Gümrüklerde iki imza atildi

18.09.2001 00:00:00
 
Gümrük Müstesari Nevzat Saygiloglu, Cezayir ve Italya ile gümrük anlasmasi imzaladiklarini belirterek, "Anlasmalarla, dis ticaretle baglantili is yapan ticaret erbabinin islemleri hizlandirilmis olacak" dedi. Saygilioglu, gümrük idareleri arasinda imzalanan karsilikli idari yardim anlasmalarinin, ülkeler arasindaki ticaretin saglikli temeller üzerinde yürütülmesini saglamaya yönelik oldugunu belirterek anlasmalarin, ayrica, yasal ticaretin kolaylastirilmasini hedefledigini, diger taraftan, ülkelerin ekonomik, sosyal ve mali çikarlarina aykirilik teskil eden gümrük suçlariyla mücadeleyi de etkin kilmayi amaçladigini ifade etti.

Haksiz rekabete fren

Saygilioglu, "Gümrük Müstesarligi tarafindan 8 Eylül 2001 tarihinde Cezayir Gümrük Idaresi, 10 Eylül 2001 tarihinde de Italya Gümrük Idaresi ile imzalanan anlasmalar da dahil olmak üzere, 2 uluslararasi anlasma, 27 ikili anlasma ve 8 protokol imzalanmis bulunmaktadir. Bu anlasmalar ile globallesen dünyada, esya hareketinin kazandigi hiz ve geç teslim edilen esyanin maliyet artirici etkisi de gözönünde bulundurularak, gerekli hallerde acil bilgi degisimi suretiyle yasal ticarete hiz kazandirilmasi da saglanmaya çalisilmaktadir. Ithalat, ihracat ve transit islemlerinin gecikmesi, esya ile ilgili olarak ödenen depolama, tasima ve muhtelif harç ödemelerini artirirken, esyanin geç teslim edilmesine de sebep olmakta, böylece üretime veya satisa geç intikal etmesi sonucunu dogurmakta, bu durumda ayri bir maliyet unsuru olmaktadir"dedi. Saygilioglu, Gümrük Müstesarligi tarafindan imzalanan anlasma sayisindaki artisin yaninda, otomasyon projesinin de yürürlüge girmis oldugu dikkate alindiginda, dis ticaretle baglantili is yapan ticaret erbabinin islemlerinin hizlandirilmasinin söz konusu oldugunu söyledi. Müstesar, yasa disi uygulamalara yönelenlerin engellenmesi suretiyle, haksiz rekabetin önlenmesinin de saglanmis olacagini ifade etti.

Sumud Filosu'na silahlı müdahale davasında ara karar

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Sumud Filosu'na İsrail güvenlik unsurları tarafından silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin hakkında yakalama kararı bulunan 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme ara kararında, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu sanıklar hakkındaki yakalama ve kırmızı bülten emrinin devamına karar verdi

24.10.2026 01:00:00
İHA
 
Sumud Filosu'na silahlı müdahale davasında ara karar
Sumud Filosu'na silahlı müdahale davasında ara karar
Sumud Filosu'na İsrail güvenlik unsurları tarafından silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin hakkında yakalama kararı bulunan, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail Miras Bakanı Amichai Eliyahu, İsrail Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Arye Sharuz Sharuz Shalicar, İsrail 146. Tümen Komutan-Subayı Beni Aharon, İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Başkanı Daniile Hagari, İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama'nın bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada müştekiler beyanda bulundu.


"Kolum kırıldı"



Duruşmada beyanda bulunan Muhammed Mustafa Çakmakçı, "Her türlü insanlık ve hukuk dışı muameleye maruz kaldık. Benim kolum kırıldı. Bu soykırımı gerçekleştirmeye devam eden Netanyahu adalet önünde hesap vermelidir. Şikayetçiyim" dedi.


"Türklere karşı ayrı bir nefretleri vardı"



Sanatçı Fethullah Badem ise, "İsrail askerleri tarafından durdurulduk. Gemimize el koydular. Yolculuk sırasında motorun bozulmasını sağladılar. Çekici ile bizi limana götürdüler. Limana aldıklarında saatlerce bir alanda ters kelepçe ile bekletildik. Türklere karşı ayrı bir nefretleri vardı. Türk pasaportunu görünce İsrailli güvenlik güçlerinin yüzündeki nefreti gördüm" ifadelerini kullandı.

Müşteki beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki çıkarılan yakalama ve kırmızı bülten emrinin devamına ve infazlarının beklenilmesine karar verdi. Mahkeme, şikayetçilerin beyanlarında geçen, Türk vatandaşı olup İsrail'de kendilerine karşı yapılan eylemlerde yer aldıklarını beyan ettikleri şahısların tespiti için suç duyurusunda bulunulmasına da hükmetti. Sanıkların Türkiye'de mal varlıklarının bulunup bulunmadığı konusunda ilgili kurumlardan bilgi istenilmesine ve Adalet Bakanlığı aracılığıyla Gazze'de soykırıma ilişkin Birleşmiş Milletler'e sunulan raporun mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine de karar verdi. Duruşma 30 Mart 2026'ya ertelendi.

Öte yandan STK kuruluşları davaya destek olmak için İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.


"Zalim Netanyahu ve hanesi, siyonist İsrail devleti bu yaptıkları zulmün mutlaka hesabını verecek"



Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, "Hukuk, adalet, insan hakları dünya hegemonik güçleri istediğinde örümcek ağına dönüştürse de, dünyanın vicdan sahibi insanlar güçlerine güvenip, hegemonyalarına güvenip hukuku örümcek ağına dönüştürmesine müsaade etmeyecek. Zalim Netanyahu ve hanesi, Siyonist İsrail Devleti bu yaptıkları zulmün mutlaka hesabını verecek. Biz buna inanıyoruz. Unutmayalım, tarih artık İsrail'den ve siyonizmden yana değildir. Bu dava bize bugün bunu gösteriyor ve bu saydığımız, saymadığımız arkadaşlarımız siyonizm zulmünün sona ermesine İbrahim'in ateşine su taşıyan karınca misali tarihte adlarının yazılacağına ben inanıyorum. Herkes bu zulmün sona erdiği günün kahramanları olarak burada bulunan ve bu sürece destek veren kardeşlerimizi anacaklar. Onun için bu davayı hep beraber ciddiyetle takip edeceğiz. Bundan sonra açılacak davaları da hep beraber ciddiyetle takip edeceğiz. Bu mücadelenin hep beraber yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


İddianameden



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan ve "Sumud Filosu" olarak anılan sivil deniz organizasyonunda yer alan gemilere, uluslararası sularda seyir halinde bulundukları sırada İsrail güvenlik unsurları tarafından silahlı müdahalede bulunulduğu tespit edilmişti.

Müdahalede gemiler zorla durdurularak, sivillere cebir ve şiddet kullanılmış, alıkonulmuş, fiziksel saldırıya uğramış ve insan onuruyla bağdaşmayan muamelelere maruz bırakılmıştı. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında İsrailli bazı bakanlar hakkında yakalama kararı da çıkarılmıştı.

Yürütülen soruşturma sonucu söz konusu eylemlerin planlanması ve icrasında rol aldıkları tespit edilen ve bir kısmı hakkında yakalama kararı bulunan 35 kişi hakkında insanlığa karşı suç, soykırım, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, eziyet, nitelikli yağma, mala zarar verme ve ulaşım araçlarının alıkonulması suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Sağlıklı yaşamın 10 sırrı


 
Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde enerjiniz hızla düşüyor, sık hastalanıyor, kilo vermekte zorlanıyor ya da stresle eskisinden daha zor başa çıkıyorsanız, bunları yaşlanmanın doğal sonucu olarak görüyor olabilirsiniz. Oysa bu belirtiler sağlığınıza yeterince yatırım yapmadığınızın sinyalleri olabilir.

24.10.2026 00:30:00
Murat Çorbacı
 
Sağlıklı yaşamın 10 sırrı
Sağlıklı yaşamın 10 sırrı

Uzun yıllar boyunca sağlık, büyük ölçüde "Hasta mıyım, değil miyim?" sorusuyla değerlendirildi. Oysa günümüzde bu yaklaşım tek başına yeterli değil. Çünkü kronik hastalıkların önemli bir bölümü ortaya çıkmadan yıllar önce; uyku kalitesinde bozulma, enerji kaybı, kas gücünde azalma, metabolik esnekliğin kaybı, stres toleransının düşmesi ve bağışıklık sistemindeki değişiklikler gibi erken sinyaller vermeye başlıyor. İnsan sağlığında olumsuz seyreden tabloyu değiştirmek çoğu zaman günlük yaşamda yapılacak küçük ama düzenli değişikliklerle mümkün. Kişisel 'iyi yaşam' yaklaşımının bu noktada önem kazandığına dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "Wellness yani iyi yaşam; kişinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal sağlığını her gün bilinçli seçimlerle desteklemesidir" ifadesini kullanarak, sağlıklı yaşamın kaldırım taşı olan günlük hayatta kullanacağınız 10 kişisel wellness rutinini anlattı.

1. Wellness'ın ilk sorusu: Uykumu koruyacak ne yapıyorum?

Uykunun bağışıklık sisteminin, hormon dengesinin, hafızanın, iştah kontrolünün, kan şekeri regülasyonunun ve hücresel tamir süreçlerinin yeniden organize olduğu biyolojik bir dönem olduğunu belirten Dr. Halil Ertürk, "Kötü uyku yalnızca ertesi gün yorgun hissettirmez. Uzun vadede insülin direncini, iştah artışını, tansiyon problemlerini, inflamasyonu, duygu durum dalgalanmalarını ve bilişsel performans düşüklüğünü tetikleyebilir" diyerek, kaliteli uykunun temel adımlarını paylaştı:

• Sabah saatlerinde gün ışığı almak,
• Her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak,
• Akşam geç saatte ağır yemek yememek,
• Kafeini öğleden sonra sınırlamak,
• Yatak odasını serin, karanlık ve sessiz tutmak,
• Uyumadan önce zihinsel ve dijital uyarıyı azaltmak.

2. Akdeniz tipi beslenme metabolik sağlığı destekliyor

Karmaşık diyetler yerine sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarını öneren Dr. Halil Ertürk, zeytinyağı, sebze, baklagiller, balık, tam tahıllar ve yeterli protein içeren Akdeniz tipi beslenmenin kan şekeri dengesinden bağırsak sağlığına kadar birçok sistemi olumlu etkilediğini belirtiyor. Özellikle 40 yaşından sonra yeterli protein tüketimi kas kütlesini korumak açısından önem taşıyor.

3. Yemekten sonra 10 dakikalık yürüyüş fark yaratıyor

Sağlıklı yaşam için uzun egzersiz programlarına gerek yok. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk'e göre öğle veya akşam yemeğinin ardından yapılacak 10-15 dakikalık tempolu yürüyüş sindirimi destekliyor ve yemek sonrası kan şekeri yükselmelerini dengelemeye yardımcı oluyor.

4. Uzun oturmanın etkilerini azaltın

Kas dokusunun yalnızca hareket etmek için değil, metabolizma, bağışıklık ve sağlıklı yaşlanma için de önemli olduğunu vurgulayan Dr. Ertürk, "Wellness yaklaşımında hareket yalnızca kalori yakmak için yapılmaz. Hareket; kası, kalbi, damarları, beyni, eklemleri ve metabolizmayı canlı tutan temel biyolojik uyarıdır" diyerek, günlük wellness için iki hedefi paylaştı:
• Daha az oturmak.
• Düzenli kas uyarısı vermek.
• Pahalı ekipman olmaksızın yapılan tempolu yürüyüş, merdiven çıkma, squat (çömelme), duvara şınav, plank, esneme hareketleri ve vücut ağırlığıyla yapılan basit egzersizler güçlü bir başlangıç sağlıyor. Her 45-60 dakikada bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak veya birkaç esneme hareketi bile uzun oturmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor.

5. Amaç stresi yok etmek değil, toparlanabilmek

Stresin yaşamın doğal bir parçası olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, asıl önemli olanın stres sonrası bedenin yeniden dengeye dönebilmesi olduğunu söylüyor. Yavaş nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, dijital molalar vermek ve sosyal ilişkileri güçlendirmek sinir sisteminin toparlanmasına katkı sağlayabiliyor.

6. Hormetik stres: Dozunda zorlanma, daha güçlü beden

Bedenimizin her zaman konfor alanında kalmaya değil, zaman zaman kontrollü şekilde zorlanmaya da ihtiyacı var. Bilim dünyası buna "hormetik stres" adını veriyor. Sağlıklı bir bedenin zaman zaman kontrollü uyaranlara da ihtiyacı olduğunu ve burada "hormetik stres" kavramının devreye girdiğini belirten Dr. Halil Ertürk, "Hormetik stres; düşük dozda, kısa süreli ve kontrollü bir stresin vücutta adaptasyon yanıtı oluşturmasıdır. Yani bedene küçük bir zorlanma verilir; vücut buna yanıt olarak savunma, onarım ve dayanıklılık mekanizmalarını aktive eder. Egzersiz bunun en bilinen örneğidir. Kısa süreli soğuk veya sıcak maruziyeti, açlık penceresi, nefes egzersizleri ve doğa yürüyüşleri de doğru kişide, doğru dozda kullanıldığında benzer adaptif sinyaller oluşturabilir" dedi.

7. Buz banyosuna gerek yok, her duşun sonuna ekleyin

Soğuk duş veya duşun sonunda kısa süreli serin su uygulaması, evde yapılabilecek basit hormetik pratiklerden biri. Başlangıç için uzun buz banyolarına gerek olmaksızın duşun sonunda 20-30 saniye daha serin suyla bitirmek bile kontrollü bir uyaran olabilir. Buradaki amaç dayanıklılık geliştirmek ve bedene kısa süreli bir adaptasyon sinyali vermektir. Kalp hastalığı, ritim bozukluğu, kontrolsüz hipertansiyon, Raynaud sendromu, panik atak eğilimi veya ciddi kronik hastalığı olan kişiler bu tür uygulamalarda dikkatli olmalı.

8. Gece atıştırmalarını bırakmak iyi bir başlangıç olabilir

Aralıklı oruç, FMD benzeri beslenme protokolleri ve uzun açlık uygulamaları wellness dünyasında sık konuşuluyor. Çoğu kişi için ilk adımın akşam yemeğinden sonra atıştırmayı bırakmak ve doğal bir gece açlığı oluşturmak olduğunu belirten Dr. Halil Ertürk, "Yaklaşık 12 saatlik bu doğal gece açlığı metabolik ritmi desteklemeye yardımcı olur. Diyabet ilacı veya insülin kullananlar, hipoglisemi eğilimi olanlar, gebeler, emzirenler, yeme bozukluğu öyküsü olanlar, ileri yaşta kırılgan bireyler ve ciddi kronik hastalığı olanlar bu uygulamadan önce kişisel değerlendirme yapmalı" diyor.

9. En güçlü biyohack, alışkanlıklarınızdır

'Biyohacking'in (Vücudu ve yaşam tarzını optimize etmek) en temel halinin biyolojiyi anlayarak günlük davranışları doğru sıraya koymak olduğunu söyleyen Dr. Halil Ertürk, sabah gün ışığı almak, düzenli hareket etmek, yeterli protein tüketmek, nefes egzersizleri yapmak ve zamanında uyumanın biyolojik açıdan en etkili uygulamalar arasında yer aldığını söylüyor ve ekliyor: "Bazen en iyi biyohack, akşam telefonu kapatıp zamanında uyumaktır."

10. Mükemmel değil, sürdürülebilir bir rutin oluşturun

Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk 'e göre sağlıklı yaşamın sırrı kusursuz bir program uygulamak değil; her gün sürdürülebilecek küçük alışkanlıklar geliştirmek. Gün ışığıyla güne başlamak, gün içinde hareket etmek, öğünlerden sonra kısa yürüyüşler yapmak, ekran kullanımını azaltmak ve düzenli uyku saatleri oluşturmak uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.

İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışma, kentteki hava kirliliğinin eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 arttığını ortaya koydu

23.10.2026 16:10:00
AA
 
İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı
İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'da 2025 ve 2026'nın eylül aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yaptı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarında kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, kentte eylül ayındaki PM10 konsantrasyonu ortalaması 24 istasyonda metreküp başına 29,33 mikrogram olarak belirlendi. Bu oran, geçen yılın aynı ayında ise ortalama 28,38 mikrogram olarak ölçüldü.

Böylece partiküler madde kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 3 arttığı belirlendi.

Eylül ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 61,73 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 57,89 mikrogramla "Kağıthane 1" ve 53,18 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 12,96 mikrogramla "Kandilli 1" oldu.

Bunu 13,02 mikrogramla "Üsküdar 1" ve 15,17 mikrogramla "Ümraniye 1" istasyonları izledi.

Böylece partikül madde hava kirliliği oranının kentteki 15 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyonlar yüzde 75,97 ile "Çatladıkapı", yüzde 63,34 ile "Sultangazi 2" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyonun yüzde 50,2'yle "Beylikdüzü" olması dikkati çekti.

Bu istasyonları yüzde 30,44 ile "Yenibosna", yüzde 29,77 ile "Alibeyköy" takip etti.

İstanbul'daki istasyonlarda ölçülen partikül madde ortalamaları şu şekilde:


Rüzgar yönü hava kirliliğini etkiliyor


Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, İstanbul'da hava kalitesinin meteorolojik koşulların yanı sıra trafik, sanayi ve ısınma gibi insan kaynaklı faaliyetlerden etkilendiğini söyledi.

Kentte rüzgarın yönünün ve hızının kirleticilerin atmosferdeki dağılımını doğrudan etkilediğini belirten Toros, kuzeydoğulu rüzgarların Karadeniz üzerinden temiz hava taşıyarak kirleticilerin dağılmasına katkı sağladığını kaydetti.

Prof. Dr. Toros, güneyli rüzgarların etkili olduğu veya rüzgar hızının düşük seyrettiği dönemlerde ise kirleticilerin yüzeye yakın bölgelerde birikebildiğine dikkati çekerek, sonbahara geçişte gece saatlerinde yüzeyin soğumasıyla oluşan sıcaklık terselmesinin de hava kalitesini etkileyebildiğini vurguladı.

Bu durumun özellikle sabah saatlerinde azot oksitler ve partikül maddeler gibi kirleticilerin atmosferde dağılmasını zorlaştırabildiğinin altını çizen Toros, yağış miktarı ve yağışlı gün sayısının da havadaki partikül madde yoğunluğunun azalmasında etkili olduğuna işaret etti.

Prof. Dr. Toros, yağışların atmosferdeki asılı parçacıkların yeryüzüne taşınmasına katkıda bulunduğunu anlattı.

İstanbul özelinde her ay hava kirliliği üzerine çalışma yapıp hava kalitesini takip ettiklerini dile getiren Toros, "Eylül ayında eğitim öğretimin başlamasıyla birlikte trafik yoğunluğunun etkisi arttı. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde okul servisleriyle işe gidiş-geliş hareketliliği artıyor. Bu durum hava kalitemizin bozulmasına neden oluyor." diye konuştu.

Eylül ayında evsel ısınma faaliyetlerinin henüz yoğunlaşmaması nedeniyle kükürtdioksit seviyelerinin sanayi faaliyetleri ve gemi trafiği gibi kaynaklardan etkilenebildiğinden bahseden Toros, ısınma kaynaklı hava kirliliğinin azaltılmasında binalarda ısı yalıtımının temel adımlardan biri olduğunu, enerji tüketiminin azaltılmasının yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları da düşürebileceğini kaydetti.

Konut ve iş yerlerinde gereğinden fazla ısıtmadan kaçınılması gerektiğini ifade eden Toros, iç ortam sıcaklığının uygun seviyelerde tutulmasının hem enerji tasarrufu hem de solunum yolu sağlığının korunması açısından önem taşıdığını anlattı.

Prof. Dr. Toros, katı ve sıvı yakıt kullanılan ısıtma sistemlerinde doğru yakma tekniklerinin uygulanmasının hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlayacağını, özellikle katı yakıtlı sistemlerde uygun yakma yöntemlerinin tercih edilmesi, bacaların düzenli temizlenmesi ve yanmanın verimli şekilde gerçekleşmesinin is ve zararlı gaz salımını sınırlandırabileceğini söyledi.

Sonbahar ve kış aylarında meteorolojik koşulların kirleticilerin atmosferde birikmesini kolaylaştırabildiğine dikkati çekerek, bu nedenle enerji verimliliğini artıran uygulamalar ve doğru ısınma yöntemlerinin hava kalitesinin korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.

Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor

Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor

23.10.2026 14:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Özellikle büyük kentlerde meydana gelen taşkınlar, yalnızca yoğun yağışların değil, yıllardır biriken plansız yapılaşmanın da sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sorun sadece gökten düşen yağmur miktarı değil; yağmurun toprağa ulaşamaması.

Kentlerde betonlaşmanın artması, dere yataklarının daraltılması ve doğal su yollarının yapılaşmaya açılması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, gelecekte benzer felaketlerin daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunurken, doğayla uyumlu kentleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Sel felaketlerinin nedeni sadece yağış değil

Şiddetli yağmurlar her zaman yaşanabiliyor. Ancak uzmanlara göre bir yağışın afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen temel unsur, kentin bu suyu nasıl karşıladığı.

Yıllar içinde beton ve asfaltla kaplanan şehirlerde yağmurun toprağa sızması zorlaşıyor. Su toprağa karışamadığında ise hızla yüzeyde birikiyor, yolları, alt geçitleri ve yerleşim alanlarını su altında bırakabiliyor.

Bu nedenle uzmanlar, yaşanan felaketleri yalnızca hava koşullarıyla açıklamanın eksik bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.

Dere yatakları unutulduğunda risk büyüyor

Kentleşme sürecinde en çok zarar gören alanların başında dere yatakları geliyor. Uzmanlar, geçmişte suyun doğal geçiş güzergâhı olan birçok bölgenin yıllar içinde yapılaşmaya açıldığına dikkat çekiyor.

Oysa dere yatakları ve taşkın sahaları, yağışlı dönemlerde fazla suyu taşıyan doğal güvenlik koridorları olarak görev yapıyor. Bu alanların daraltılması veya tamamen ortadan kaldırılması halinde, su farklı güzergâhlar arıyor ve bu durum yerleşim alanlarını tehdit eden taşkınlara neden olabiliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların çözüm olarak dikkat çektiği yaklaşım ise "mavi-yeşil altyapı" sistemi.

Bu modelde yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler, sulak alanlar, bitkilendirilmiş drenaj sistemleri ve yeşil koridorlar birlikte planlanıyor. Amaç, yağmur suyunu mümkün olduğunca düştüğü yerde tutabilmek ve kontrollü şekilde doğaya geri kazandırabilmek.

Uzmanlara göre suyu hızla uzaklaştırmaya çalışan klasik yöntemler tek başına yeterli olmayabiliyor. Bunun yerine suyu yönetebilen ve depolayabilen sistemlere ihtiyaç duyuluyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Birçok kişi parkları ve yeşil alanları yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görüyor. Ancak uzmanlar bu alanların iklim krizine karşı mücadelede kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Kent ormanları, sulak alanlar, açık yeşil bölgeler ve ekolojik koridorlar yağmur suyunun tutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda kent sıcaklıklarını da düşürebiliyor. Kısacası parklar yalnızca piknik yapılacak yerler değil; aynı zamanda kentin doğal savunma mekanizmaları olarak görülüyor.

İklim krizine karşı doğa temelli çözümler gerekiyor

Uzmanlara göre gelecekte aşırı hava olaylarının sıklığında artış yaşanabilir. Bu nedenle sadece beton kanallar ve mühendislik projeleriyle çözüm aramak yeterli olmayabilir.

Doğa temelli çözümler olarak adlandırılan yöntemler; ekosistemlerin kendi işleyişinden yararlanarak suyu tutmayı, filtrelemeyi ve yönlendirmeyi hedefliyor. Böylece hem taşkın riski azaltılıyor hem de doğal yaşam destekleniyor.

Bu yaklaşımın şehir planlamasına entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kentler doğayla mücadele ederek değil uyum sağlayarak korunabilir

Uzmanlar, afetlere karşı dayanıklı şehirler oluşturmanın yolunun doğayı kontrol etmeye çalışmaktan değil, doğal süreçlerle uyum içinde yaşamaktan geçtiğini ifade ediyor.

Dere yataklarının korunması, yeşil alanların artırılması, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması ve suyun doğal döngüsüne saygı gösteren planlama anlayışının benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kentleşmenin kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli güvenlik perspektifiyle ele alınmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, bugün alınacak doğru kararların gelecekte yaşanabilecek can ve mal kayıplarını azaltabileceğini belirtiyor. Yağmurun düşmesini engellemek mümkün değil; ancak suya hareket edeceği güvenli alanlar bırakıldığında şehirlerin sel felaketlerine karşı çok daha dirençli hale gelebileceği ifade ediliyor.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı

23.10.2026 12:11:00
Haber Merkezi
 
 TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı
 TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı
Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kabul edilen maddelere göre, Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahibine ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanıyor.

YATIRIMCILARA 1 MİLYON TÜRK LİRASI ARA ÖDEME YAPILABİLECEK
Teklifin "Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme" başlıklı hükmüne göre, fon malvarlığının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir nakdin, tasfiye kararından bir önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatı ile ödemeye esas katılma payı adetleri üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yeterli olmaması halinde, Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillere yönelik hüküm saklı kalmak kaydıyla, tasfiye bakiyesinden yapılacak ödemelerde dikkate alınacak fon pay sahibinin net yatırım tutarı, fona, fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanacak.

Fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere, ilgili hüküm uyarınca hesaplanan net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmını geçmemek kaydıyla, Kurulca belirlenen fonlarda, net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılabilecek.

Fon pay sahiplerine yapılacak ara ödeme tutarı, para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarının hesaplandığı tarihten bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan, ilgili fon pay sahibinin hesabında bulunan fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Fonun önceki gün sonu fiyatı, ihtiyaç duyulan bilgiler tasfiye ile görevli kuruluşlardan temin edilerek, ilgili güne dair yapılan değerleme ile Takasbank tarafından hesaplanan fiyat olacak.

ARA ÖDEMEDE ÖNCELİK VE SINIRLAR
Dağıtılabilir nakdin düzenlemeye göre hesaplanan net yatırım tutarlarının ve/veya düzenlemeye göre hesaplanan ara ödeme tutarlarının tamamını karşılamaya yetmemesi halinde Kurul, mevcut nakitten mümkün olan en fazla sayıda fon pay sahibinin tam yararlanması amacıyla, net yatırım tutarı en düşük olan fon pay sahibinden başlanmak suretiyle ödeme yapılmasına ve/veya tüm fon pay sahipleri bakımından uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenerek bu tutara kadar ödeme yapılmasına karar vermeye yetkili olacak.

Bu kapsamda yapılacak ödemelerde hiçbir fon pay sahibine net yatırım tutarını, ödeme tutarının hesaplandığı tarihten ve/veya tasfiye tarihinden önceki gün sonu itibarıyla hesaplanmış hak ve alacak tutarlarını veya düzenlemede öngörülen 1 milyon Türk lirası tutarındaki ara ödeme tavanını aşan ödeme yapılamayacak. Ara ödeme karşılığı herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılamayacak. Söz konusu katılma payları nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.

TASFİYE SÜRECİNDE SPK'NIN YETKİLERİ
Teklifin hükümleri, belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmayacak.

Öte yandan, düzenleme kapsamındaki bazı tanımlar ve kısaltmalar da hüküm altına alınıyor.

FONLARIN TASFİYESİ SPK GÖZETİMİNDE YÜRÜTÜLECEK
Düzenlemenin, "Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliğinin belirlenmesi" başlıklı hükmüne göre, fonların tasfiyesi SPK'nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul, tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterecek. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici olarak farklı bir fiyat marjı uygulanmasına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlerin kullanılmasına Kurulca karar verilebilecek. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilecek.

Bu kapsamda yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmayacak. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilecek.

TASFİYEDE ELDE EDİLEN TUTARLAR FONA AKTARILACAK
Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye mal varlığına dahil edilecek. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılacak.

KURUMLAR BİLGİ VE BELGELERİ SPK'YA VERECEK
Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK), Takasbank, Borsa İstanbul AŞ (Borsa), Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu düzenlemenin uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) ve/veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlü olacak. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemeyecek.

FON PAY SAHİPLİĞİ MKK KAYITLARIYLA BELİRLENECEK
Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtları ile mutabakat sağlanmak suretiyle fon ve hesap bazında tespit edilecek.

TEFAS'TA BLOKE EDİLEN PAYLAR DA KAPSAMDA
Genel Kurulda kabul edilen önergeyle, katılma payı sahipleri adına Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletilmiş olmakla birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar geçersiz hale geldiğinden TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabında katılma payı bulunan katılma payı sahiplerinin de fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamında olduklarının belirlenmesi amaçlanıyor.

Buna göre, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17 Eylül 20026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla düzenlemedeki tasfiye hükümlerine tabi olacak.

GERİ KAZANIM VE GETİRİLERİN İADESİ
Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarda, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin, girişlerinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak miktarı aşan tutarda elde ettikleri getiri, Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.

Bu fonların malvarlığında yer alan ve Kurulca Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili maddelerine konu edilen paylardan kazanç elde eden kişilerce, söz konusu paylardan elde edilen getirinin, payın elde tutulduğu dönemde alım maliyetinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak tutarı aşan kısmı, Kurulca ilan edilen genel hisse iade hesabına isteğe bağlı olarak iade edilebilecek. Hüküm kapsamında, hesaplama döneminin, iade edilecek tutarın belirlenmesinde kullanılacak yöntem ile hükmün uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesine Kurul yetkili olacak.

NİHAİ ÖDEMEDE ÖNCEKİ ÖDEMELER MAHSUP EDİLECEK
Nihai ödemede, fon pay sahibine tasfiye mal varlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemeler mahsup edilecek.

Fon mal varlığından mevzuata aykırı çıkarılan değerler ve şahsi sorumluluk

FON MALVARLIĞINDAN ÇIKARILAN DEĞERLER İÇİN SORUMLULUK
Düzenlemeyle "Fon mal varlığından mevzuata aykırı çıkarılan değerler ve şahsi sorumluluk" başlıklı hükümle fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin kapsamı ve bu nedenle doğan zarara veya kayba yönelik sorumluluk düzenleniyor.

Buna göre, fon mal varlığından mevzuata aykırı olarak veya mevzuata şeklen uygun olsa dahi fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amacı bulunmaksızın, karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo veya benzeri işlem ve sözleşmeler yoluyla ilişkili taraflar, hakim ortaklar, yöneticiler, bunların doğrudan veya dolaylı kontrol ettikleri kişiler yahut diğer üçüncü kişiler lehine çıkarılan veya aktarılan para, sermaye piyasası aracı, mal, hak ve alacaklar ile bunların yerine geçen veya değerlendirilmesi suretiyle elde edilen değerler fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılmış değer addedilerek fon zarara veya kayba uğratılmış sayılacak.

Zarar veya kayıptan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacak. Bu tutarın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması halinde, fonun zarara veya kayba uğratılmasında sorumluluğu Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilenler, şahsen sorumlu olacak.

Bu hüküm kapsamındaki kişilerin görevlerinden ayrılmış olmaları, görev yaptıkları veya yönetim ya da kontrolü ellerinde bulundurdukları dönemde gerçekleştirilen işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

TMSF GERİ KAZANIM İÇİN TAHSİL VE TAKİP YAPACAK
Düzenlemenin "El konulan ve müsadere edilen mal varlığı değerleri ve geri kazanım hesabı" başlıklı hüküm kapsamında bulunmayan durumlar bakımından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar veya kayıp tutarını, zarar veya kayıpta sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.

SPK'nin bildirimi üzerine sorumluların mal varlığından geri kazanım sağlanması amacıyla, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında TMSF tarafından tahsil ve takip işlemleri başlatılacak. TMSF, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerini uygulama yetkisine haiz olacak. Bu hüküm kapsamında açılacak davalarla ilgili olarak İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

23.10.2026 12:01:00
AA
 
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.

Gelik beldesi Dereiçi mevkisindeki özel kömür madeni ocağında grizu patlaması meydana geldi.

İhbar üzerine bölgeye AFAD, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ocaktan çıkarılan 2 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi, 5 yaralı hastaneye kaldırıldı.

Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve provası kapsamında 24 ve 29 Ekim tarihlerinde trafiğe kapatılacak yolları ve alternatif güzergahları duyurdu

 

23.10.2026 11:06:00
Anadolu Ajansı
 
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü, İstanbul'da düzenlenecek törenlerle coşkuyla kutlanacak.

Vatan Caddesi'nde 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek resmi geçit töreninin provası, 25 Ekim Pazar günü düzenlenecek Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) nedeniyle 24 Ekim Cumartesi günü yapılacak.

Alınacak trafik tedbirlerinde 58 noktada 22 ekip, 28 MEDAR Mobil Hız Tespit Sistemi (MTS) unsuru, 36 yaya personel ve 3 çekici ile toplam 111 personel görevlendirilecek.

Bu kapsamda provanın yapılacağı 24 Ekim Cumartesi ve törenin gerçekleştirileceği 29 Ekim Perşembe günleri saat 05.45 itibarıyla program bitimine kadar trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.

Adnan Menderes Bulvarı (Vatan Caddesi) gidiş ve gelişler ile D-100 kuzey ve güney istikametinden, Edirnekapı'dan, 10. Yıl, Oğuzhan, Sofular, Halıcılar, Akdeniz, Akşemsettin ve Ordu caddelerinden, Atatürk Bulvarı, Keçeci Meydan Sokak ve Hal Yolu güney istikametinde Adnan Menderes Bulvarı girişleri trafiğe kapatılacak.

Adnan Menderes Bulvarı'na çıkan tüm cadde ve sokaklar ile Tatlıpınar, Kaleboyu ve Sulukule caddelerinden bulvara katılım da sağlanamayacak.

Kapatılacak yollara alternatif olarak Turgut Özal Millet ve Fevzipaşa caddeleri ile Atatürk Bulvarı, D-100 kara yolu ve O-3 Hal Yolu kullanılabilecek. 

MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) yönelik 'nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet' suçlarına yönelik polisin düzenlediği eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 22'si tutuklandı

23.10.2026 07:30:00
İHA
 
MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama
MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama
Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri MESEM'lere yönelik 'nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet' suçlarına yönelik çalışma yaptı.

Ekiplerin çalışmasında bazı MESEM okullarında iddia edilen suçlardan 36 milyon 244 bin 715 TL kamu zararına sebebiyet verildiği, 8 milyon 749 bin TL, 2 adet laptop ve 2 adet renkli yazıcının rüşvet olarak alanlarında olduğu bir biriyle bağlantılı 45 şahıs belirlendi.

Devam eden çalışmalarda 45 şüpheliden 1'inin yakın zamanda vefat ettiği, 2'sinin ise farklı suçlardan cezaevine girdiği tespit edildi. Diğer 42 şüphelinin yakalanması için Mersin merkez ve Silifke ilçesiyle, Adana, İzmir ve İstanbul'da eş zamanlı operasyon yapıldı.



Operasyonda aralarında Mersin ve Silifke'deki MESEM okullarının bazı eski müdür ve yardımcılarının da olduğu 39 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüpheliler adli işlemleri için emniyete götürülerek ifadesi sonrasında adliyeye sevk edildi.

Nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 22'si isnat edilen suçlardan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer şüphelilerin ise adli kontrol ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldığı öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Kanada ile yeni bir dönem başlıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada ile atacakları adımlarla, halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmini ilk olarak 5 milyar dolara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ettiklerini söyledi

22.10.2026 22:30:00
AA
 
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Kanada Başbakanı Mark Carney ile baş başa görüşmesi, heyetler arası görüşmeye başkanlık etmesi ve iki ülke arasında 3 anlaşmanın imzalanmasının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihi dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine "Hoş geldiniz" dedi.

İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Erdoğan, Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkanı bulduklarını söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayi gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl sonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dahil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz."

Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık 2 katına çıkaracaklarını bildiren Erdoğan, "Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz." diye konuştu.

Kanada ile savunma sanayisi ve nükleer enerji alanlarında yakın temas halinde olduklarını belirten Erdoğan, savunma sanayi işbirliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.

Bunu son olarak Ankara'da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Erdoğan, biraz önce de "Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı"nın imzalandığını anımsattı.

Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.

Enerji alanında, madencilikten LNG'ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen "Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri"nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.

Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dahil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, "Gerek Ukrayna'da, gerek Körfez'de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze'de ise Kanada'nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükümetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz." diye konuştu.


"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık"


Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan işbirliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kağıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney'nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum."

Carney'ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Gerçekten uzun yıllara sari bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada'ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız."


Carney: "Bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret"


Kanada Başbakanı Carney, Erdoğan ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Başbakan Carney, yaptığı ziyaretin bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret olduğunun altını çizdi.

Anıtkabir'i ziyaret ettiğini belirten Carney, şöyle devam etti:

"İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda dünyanın farklı ülkeleri, Kanada bunlara dahil, ağaçlar gönderdiler buraya Anıtkabir'in etrafındaki parkta bu ağaçların yetişmesi için. Bu park farklı ülkelerin bugün aynı barış düşüncesini paylaştığı bir sembolü bize hatırlatıyor. Bu çabalar zamanla ancak gelişiyor, karşılıklı saygı ve ortak bir amaç güdüsüyle şekillenebiliyor."

Carney, "Bugün bir kopuşun tam ortasındayız. Eski dünya düzeni geri gelmeyecek. Güvenliğimizi ve refahımızı on yıllarca sağlamış olan kurumlar tehdit altında. Bu yeni gerçeklik karşısında Kanada, kendine yatırım yapmaya devam ediyor ki kendi geleceğimizi kontrol edelim, kendi geleceğimizin efendisi olabilelim. Kendi yaşam tarzımızı, güvenliğimizi ve egemenliğimizi sürdürebilelim." dedi.


"En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır"


Elinde ne tür kaynaklar olursa olsun hiçbir ülkenin tek başına güçlü bir hale gelemeyeceğini belirten Carney, "En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır." diye konuştu.

Carney, Kanada'nın ortak dayanıklılığın peşinde olduğunu kaydederek, "Bugün Kanada güvenilir ortaklarla derin ortaklıklar kurmanın, karşılıklı olarak yeni fırsatlar yaratmanın peşinde ve Türkiye bu açıdan istisnai bir ortak." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin dinamik bir piyasa ekonomisi, 85 milyonu aşkın nüfusuyla Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun tam ortasında oduğunu ve 24 serbest ticaret anlaşmasına ulaşan bir ağı bulunduğunu vurgulayan Carney, "NATO'nun ikinci en büyük silahlı kuvvetlerine ve en yenilikçi, en hızla gelişen savunma sanayilerinden birine sahip. Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasındaki ticaret yüzde 50 arttı." değerlendirmesinde bulundu.

Carney, temmuz ayında NATO zirvesi bağlamında bir araya gelindiğinde, serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakereleri başlatma kararlılığının ifade edildiğini ve yeni bir savunma işbirliği anlaşması imzalandığını hatırlatarak, "Bugün bir adım daha atıyoruz, stratejik ortaklığımızı başlatıyoruz. Üç yıllık bir eylem planı da ortaya koyduğumuz bir plan. Bunun üç tane ayağı var; savunma ve yatırım, enerji ve halklar arası ilişkiler." dedi.

Başbakan Carney, yakın zamanda müzakere ekiplerinin serbest ticaret anlaşması kapsamında Ankara'da olacağını söyleyerek, "Hedefimiz açık; şirketlerin daha fazla refah yaratması, halklarımızı kalkındırması, masrafların azaltılması, engellerin azaltılması, belirsizliklerin azaltılması, şirketlerin ve yatırımcıların önünde her iki ülkede yeni kapıların açılması." diye konuştu.


"Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor"


Bugünkü yeni savunma sanayi işbirliği anlaşmasının Kanada ve Türk şirketlerini bir araya getireceğini, işbirliğine yönlendireceğini, istihdam ve ihracat fırsatları yaratacağını, vatandaşlarn güvenliğini artıracağını ve daha güçlü bir NATO ittifakına yol açacağını ifade eden Carney, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu güvenlik işbirliği çok derin. Zira Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor. G20'nin büyük bir ekonomisi, NATO içerisinde önemli bir müttefikimiz ve çok önemli roller oynuyor Türkiye, dünyanın farklı bölgelerindeki en çetrefilli çatışmaların çözümü anlamında. Gazze'den tutun, Ukrayna'ya, İran'dan, Orta Doğu'ya gelen anlamında ve daha başka nice bölgeler."

Carney, Kanada'nın şu anda attığı adımlarla bir enerji süper gücü olma yolunda ilerlediğini aktararak, ekonomisi hızla gelişen, büyüyen Türkiye'nin enerji tedariğine ihtiyacı olduğunu ve bunun güvenilir bir kaynaktan gelmesi gerektiğine dikkati çekti.

Başbakan Carney, iki ülkenin enerji, nükleer teknoloji, sivil teknoloji, temiz enerji ve kritik mineraller gibi üzerine çalışabileceği birçok alan bulunduğunu belirterek, bugün iki ülkenin enerji bakanlarının da bir araya gelerek bu alanlarda çalışacaklarını beyan ettiğini aktardı.

COP31'in iddialı ve bir o kadar da pragmatik bir yaklaşım benimsemiş durumda olduğunu ifade eden Carney, "Dünya çapında iklim söz konusu olduğunda Kanada güvenilebilir bir ortaktır." dedi.

Carney, bugün imzalanan hava taşımacılık anlaşması sayesinde iki ülke arasındaki yolcu uçuşlarının haftada 12'den 21'e yükseleceğini açıklayarak, böylece aile seyahatlerinin ve turist hareketlerinin kolaylaşacağını aktardı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" desturuyla yola çıktığını ve kendine güvenen egemen bir ulus kurduğunu dile getiren Carney, Kanada'nın güncel konjonktürde bu prensibi gerçekten değerli bulduğunu söyledi.

Carney, Kanada'nın 70 yılı aşkın bir süre önce Türkiye'ye Anıtkabir etrafındaki parklara dikilmesi amacıyla akçaağaç fidanları gönderdiğini ve bugün bu ağaçların oldukça büyüdüğüne dikkati çekti.

Bugün de yeni bir stratejik ortaklığın tohumlarını ektiklerini belirten Carney, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yeni fırsatlar yaratacağız. Halklarımız, firmalarımız, şirketlerimiz için daha fazla refah ve daha fazla güvenlik sağlayacağız, ülkelerimize hem kendi halklarımıza hem de başka halklara bu bölgede ve daha da geniş bir coğrafyada. Bu ortaklık ümit ediyoruz ki gelecek nesiller boyunca güçlenerek devam edecektir. Yurtta sulh, cihanda sulh."

COP31 Zirvesi'nde 26 bin personel görev yapacak

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) hazırlık çalışmaları kapsamında Antalya'ya gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, zirve kapsamında yaklaşık 26 bin personelin görev yapacağını belirterek güvenlik tedbirlerinin kara, hava ve denizden yürütüleceğini söyledi

22.10.2026 21:45:00 / Güncelleme: 23.10.2026 14:42:24
İhlas Haber Ajansı
 
COP31 Zirvesi'nde 26 bin personel görev yapacak
COP31 Zirvesi'nde 26 bin personel görev yapacak
COP31 sürecinde yapılan çalışmalar ile planlanan faaliyetleri değerlendirmek için Antalya'ya gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, zirve alanında yürütülen çalışmaları yerinde inceledikten sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. COP31 hazırlıklarında son aşamaya gelindiğini belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, zirveye şu ana kadar 85 liderin katılım bildirdiğini aktardı.


"Hazırlıklarımızı hassasiyetle sürdürüyoruz"


İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, COP31 Zirvesi kapsamında yaklaşık 26 bin personelin görev yapacağını belirterek güvenlik tedbirlerinin kara, hava ve denizden yürütüleceğini bildirdi. Bakan Çiftçi, zirveye yönelik hazırlıkların NATO Zirvesi'ndeki hassasiyetle sürdürüldüğünü ifade etti. Günlük ziyaretçi sayısının 100 bine ulaşmasının beklendiğini belirten Bakan Çiftçi, güvenlik planlamasının en ince ayrıntısına kadar hazırlandığını ifade etti. Güvenlik önlemlerinin yanı sıra afet ve acil durumlara yönelik hazırlıkların da sürdüğünü aktaran Bakan Çiftçi; konferans alanı ve konaklama noktalarında yangın önlemleri, tahliye planları ve acil durum hazırlıklarının gözden geçirildiğini kaydetti.


Gösteri başvuruları Antalya Valiliğine yapılacak


COP31 kapsamında düzenlenebilecek gösterilere ilişkin de açıklamalarda bulunan Bakan Çiftçi, sürecin yerel düzeyde yönetilmesi amacıyla yetkinin Antalya Valiliğine devredildiğini açıkladı. COP31'in Türkiye'nin itibarı ve prestiji açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan Çiftçi, "NATO Zirvesi'nde olduğu gibi burada da gerekli tedbirleri aldık" ifadelerini kullandı.

Ziyaretlerinde Bakan Kurum ile Bakan Çiftçi'ye; Antalya Valisi Hulusi Şahin, İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakçı, Sahil Güvenlik Komutanı Koramiral Ahmet Kendir, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, vali yardımcıları, kaymakamlar, belediye başkanları ile kurum ve kuruluş yetkilileri eşlik etti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.