logo
24 HAZİRAN 2026

Haftanın Sohbeti, Prof Dr. Haydar Baş: "Kıbrıs'tan vazgeçilmez"

07.01.2003 00:00:00
editor: okan egesel

Kıbrıs Türkiye'nin vazgeçilmezlerindendir. Yunanistan için, oradaki Rumlar için ne kadar ehemmiyeti varsa en az o kadar da senin için ehemmiyeti vardır. Kıbrıs, Akdeniz'in tamamına bakan bir seyyar gemi rolünü oynuyor. Orada olan bir irade, aklı varsa Akdeniz'in tamamına hakim olur. Afrika'ya hakim olur. Asya'ya da komşu böyle bir üssü bırakmak mümkün değildir.Karpaz burnunu, Güzelyurt, Maraş, Rum kesimine bırakılıyor. Böylece bütün su kaynakları Rumlara teslim ediliyor. Rumlara bırakılan topraklar Türk kesiminin içine sarkıyor. Şu anda 40 bin civarında orada silahlı kuvvetimiz var. Bunu 9999'a indiriyorlar. Bu planın neresinden bakarsanız bakın stratejik olarak Türklerin lehine değildir. Usul olarak da değil, asıl olarak da değildir. Tamamen Türklerin aleyhinedir.Avrupalı çalışacak, milli gelirin 9 bin dolar olacak. Sana para verecek de "bunu gel ye" diyecek; bunu akıl kabul edebilir mi? Hiç mümkün değildir. Biz, kimliğimize sahip çıkmamız lazım. Kendimizden kaçmayalım. Bilakis kendimizle barışalım. O kimliği ayakta tutalım. Çok uzun zamandan beri bu kimliği çok örseledik, çok yorduk, çok gururunu incittik. Yazıktır. Onu tutalım. Onu layık olduğu yere çıkartalım.

p Hocam, biz geçmişte bir Sevr olayı yaşadık. Sevr'in içine ülkemizin bir çok yeri giriyor. Şimdi önümüzde bir de Kıbrıs meselesi var. Bu Kıbrıs meselesi ile birlikte bize Sevr'e ait bir şeyler mi hatırlatmaya çalışıyorlar?

Prof. Dr. Haydar Baş- Burada doğruyu görüp öyle konuşmak istiyorsak şunu çok iyi bilmemiz lazımdır: Batının Türkiye'ye bakışı nedir? Avrupa bize nasıl bakıyor? Bizim bu kadar saygı duyduğumuz, emsalsiz dediğimiz bu dünya bize, binde bir değer veriyor mu? Bunu bir görmekte fayda var. Biz, geçmişte, miting meydanlarında bunları hatırlatmıştık. "Önce Kıbrıs, sonra Güneydoğu, daha sonra Ege, İstanbul, Pontus, büyük Ermenistan hayalleri; bütün bunlar önümüze gelecek" dedik. Bunlar Batının emelleridir. Bunlar, AB'nin Parlamento kararlarıdır. Müsaadenizle bir kaç tanesini okuyayım:

Avrupa bize, Kıbrıs'a

nasıl bakıyor?

"Avrupa Parlamentosu, Türk Hükümetine ve TBMM'ne, özellikle modern Türkiye devletinin kurulması öncesinde Ermeni azınlığın maruz kaldığı soykırımı kamuoyu önünde kabul etmesi ve Türk toplumunun önemli bir parçasını oluşturan Ermeni azınlığa taze bir destek vermesi çağrısında bulunur." Yani, AB Parlamentosu, 15 Kasım 2000 tarihinde, "siz bunlara soykırım yaptınız, bunları katlettiniz. TBMM bunu kabul etsin" diyor.

"Avrupa Parlamentosu, Türk Hükümetinden özellikle işgalci askeri güçlerin geri çekilmesi ve Kıbrıs sorununa adil ve uyulabilir bir çözüm çağrısında bulunur." Yani bizim oradaki askerimizi işgalci bir güç olarak niteleyen AP, askerimizi oradan çekmemizi istiyor. ( 19 Eylül 1996).

Bir de azınlık mevzuu var. Lozan'daki tarife göre azınlık, müslim, gayrimüslime göre belirlenmiştir. AB, "Bugün ben bu tarifi kabul etmiyorum" diyor. Etnik ayırıma göre kabul ediyor. Yani Lazı, Kürdü, Boşnağı vs. azınlık kabul ediyor. Kısaca adamlar, "Bizim azınlık tarifimize göre sizin bölünmeniz, parçalanmanız lazım" diyor. Sözün tamını aptala söylerler. Bize tamın tamını söylediler. Adamlar hiç bir şey gizlemiyorlar. Yalan konuştukları yok. Bizi aldatmıyorlar.

Yine, "Avrupa Parlamentosu, Ege'deki Kardak Adası ile ilgili olarak Türkiye'nin provokatif askeri operasyonlarından kaygı duymaktadır. Kardak Adası 1923 Lozan, 1932 İtalya Türkiye arasındaki protokol ve 1947 Paris Anlaşmasına göre 12 Ada gurubuna dahildir. Haritalarda Yunan toprağı olarak gösterilmektedir" ( 15 Şubat 1996) diyor.

Ondan sonra da "Fener Rum Patrikhanesindeki Patriğe ekümenik sıfatı vererek bir site devleti hakkı tanıyacaksınız" diyor. Bu insanların dediği budur. Biz o zaman dedik ki; AB, bütün bunları gündem edecek ve önümüze koyacak, siz isteseniz de bunu yapacak, istemeseniz de yapacak. Şimdi yapıyor mu, yapmıyor mu? Yapıyor. Hemen gündeme getirdiler. O zaman hatayı biz, kendi nefsimizde arayalım. Var olma, varlığımızı ortaya koyma, aidiyetimizi kabul etme noktasında millet olduğumuzun şuuruna, bilincine varalım, ona göre yapılması gerekenleri yapalım.

Annan planı tamamen Türklerin aleyhinedir

p Kıbrıs'ta bir Annan planından bahsediliyor. AB'nin bu Annan planı üzerinden bir hesabı olduğu görülüyor. Annan planı ile Kıbrıs'ta Türkiye'ye dayatılan nedir? Kıbrıs elden gidiyor mu?

Prof. Dr. Haydar Baş- Karpaz burnu, Türkiye'ye yakın bir burundur. Orasını Rumlara bırakıyorlar. Güzelyurt, Maraş, Rum kesimine bırakılıyor. Böylece bütün su kaynakları Rumlara teslim ediliyor. Rumlara bırakılan topraklar Türk kesiminin içine sarkıyor. Bu, aynı zamanda oradaki Türklerin savunmasını güçleştiriyor. Şu anda 40 bin civarında orada silahlı kuvvetimiz var. Bunu 9999'a indiriyorlar. Kısaca bu planın neresinden bakarsanız bakın stratejik olarak Türklerin lehine kesinlikle değildir. Usul olarak da değil, asıl olarak da değildir. Tamamen Türklerin aleyhinedir. 1974'lü yılları biz çok iyi biliyoruz. Gece giderken sinek avlar gibi Türkleri avlıyorlardı. Evlerini basıyorlardı. Banyolarda boğuyorlardı. Şimdi bunlar unutuldu. Adam şimdi kalkıyor, "Ben hürriyet istiyorum. Denktaş buna mani oluyor" diye birkaç tane provokatif adam tutmuşlar, onları konuşturuyorlar. Yalan. Onların anaları, babaları orada neler çekmiş. Annan planı hayata geçtikten sonra bunlar tekrar hortlamayacak mı? O zaman yeniden bir Kıbrıs çıkartması mı gerekiyor? Dolayısıyla bu planın Türkler için zerre kadar hayrı yoktur. Ama bu plan üzerinde konuşulmaz mı, tartışılmaz mı; bu ayrı konudur. Eğer oradaki Türklerin lehine bir mantık, bir mantalite çıkartabilirseniz, buyurun, hodri meydan, yapın. Ama onda muvaffak olabileceğimizi zannetmiyorum.

Kıbrıs Türkiye için vazgeçilmezdir

p Bir de AB, sorunlu bir ada olan Kıbrıs adasını istiyor. Hatta Türkiye'yi karşısına alarak bunu yapmaya çalışıyor. Fakat biz, neredeyse, "Kıbrıs, Türkiye açısından ehemmiyetini kaybetti" anlayışındayız. Kıbrıs'ın Türkiye için ne ehemmiyeti var?

Prof. Dr. Haydar Baş- Dikkat ederseniz Yunanistan için, oradaki Rumlar için ne kadar ehemmiyeti varsa bir o kadar da senin için ehemmiyeti vardır. Olaya niye böyle bakmıyoruz. Yani Yunanistan için ehemmiyeti var, oradaki Rumlar için değeri var, senin için yok; bu kadar mantıksız iş mi olur? Bir defa Kıbrıs, Akdeniz'in tamamına bakan bir seyyar gemi rolünü oynuyor. Ama bu sabit. Öyle bir gemi ki böyle bir donanmayı sen nerede bulacaksın? Orada olan bir irade Akdeniz'in tamamına aklı varsa hakim olur. Afrika'ya hakim olur. Asya'ya komşu. Böyle bir üssü sen bırakacaksın, ondan sonra ne yapacaksın? Bir zamanlar Ruslar, 1974'te, "Size 50 bin asker verelim. Rumlara, Yunanlılara karşı koyun" dediler. Türkler de, "50 bin asker vereceksin de ondan sonra sizi oradan kaç askerle çıkartacağız" dediler.

Biz şunu çok iyi bilelim. Biz, millet kimliğimiz unuttuk. Yeniden millet kimliğimize kavuşma seferberliği başlatmamız lazım. Aksi takdirde Allah belamızı veriyor, farkında olmuyoruz. Seni yok etmeye çalışan adamların karşısında bir bilek bir yürek olmak gerekirken sen kalkıyorsun benimle uğraşıyorsun, ben seninle uğraşıyorum. Bu, aynı zamanda hem bir seviyesizlik, hem bir ahlaksızlıktır. Niye bir ve beraber olup da şu vatana göz diken insanların karşısında durmak istemiyoruz?

Denktaş Kıbrıs'ın tapusudur

p Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün adresi olarak Denktaş gösterilmeye çalışılıyor. Denktaş'ın bugüne kadar sergilediği duruşu Türkiye'nin izlediği strateji dışında değerlendirmek mümkün müdür? Bazıları da gelinen bu noktada Denktaş artık şapkasını alıp düşünmesi lazım diyor. Siz ne diyorsunuz?

Prof. Dr. Haydar Baş- Denktaş oranın tabiri caizse tapusudur. Denktaş'a çeşitli provokatörler oyun oynamaktadır. Hiç kimse bu oyuna gelmesin. Zaman ona sahip çıkma zamanıdır.

Avrupa bizi istemiyor

p Hocam, Türkiye'nin AB üyeliği bir türlü gerçekleşmiyor. Kopenhag Kriterleri gereği birçok kanunlar çıkarttık. Ama bırakın üyeliği müzakere tarihi bile alamadık. Niçin bu tarih verilmiyor?

Prof. Dr. Haydar Baş- Dilerseniz bu soruya da Avrupa Parlamentosunda söz sahibi insanların ağzından cevap verelim. Bu insanlar yalan konuşmuyorlar. Biz, kendimize ediyoruz. 1999 yılında, AB Dışilişkiler Komitesi Başkanı olan Paul Spencer, "Türklere ileride bir gün AB'nin parçası olacakları yolunda 30 yıldır söz vererek hiç dürüst bir davranışta bulunmadığımızı düşünüyorum. Türkiye'ye gerçek niyetimizi anlatmamız çok daha dürüst bir davranış olurdu" diyor. Yani, "Türkleri biz almayacağız" demek istiyor. Almanya'nın eski başbakanlarından Schmidt ve Kohl, Fransa eski Cumhurbaşkanı Jiscard D'estaing, AB'nin bir Hıristiyan birliği olduğunu ifade ediyor. "Burası bir Hıristiyan birliğidir. Türklerin burada işi yoktur" diyor.

Biz defalarca şunu söyledik ve dedik ki; biz Avrupa'ya karşı değiliz, Avrupa bize karşıdır. Onlar diyor ki; "Türklerin medeniyet farkı var, kültür farkı var, din farkı var, örf-adet-gelenek farkı var. Bu insanlar bizimle asırlar boyu çatıştı. Biz bu insanlarla beraber olamayız." İşte burada saydığımız insanların da anlatmaya çalıştığı ve şu ana kadar alınan kararların da ortaya koyduğu tavır, bu, bizim ifade etmeye çalıştığımız tavırdır. Biz, onun için, "Bizi almazlar" diyoruz. Bizim onlarla beraber olmaktan bir endişemiz yok. Niye yok? Çünkü biz güçlüyüz. Maneviyat olarak da güçlüyüz, kültür olarak da güçlüyüz, akide olarak da güçlüyüz. Ama o seni kabul etmez.

Mesela işçi olarak bizim ağabeylerimiz, arkadaşlarımız Almanya'ya gittiler. Kültür seviyeleri üstün olmamalarına rağmen, birçoğu belki de ilkokul diplomasını alel usul almalarına rağmen, 20'lik çiviyi kapının arkasına vurup ceketini oraya asan insan, Mercedes fabrikasında, Ford fabrikasında vs çalıştılar, orada buluş sahibi oldular. Kabiliyetli bir milletiz. Özü sağlam bir milletiz. Adam baktı ki o seviyede gelen insan şimdi burada patron oldu. Bugünkü seviyedekini ben buraya alırsam anam,dinim ağlar, diyor. Adamlar bir hesap içerisinde ve bizi almazlar. İşini özü budur. Bunda ümitvar olmamız kendimizi kandırmamızdır.

Sonra, Avrupalı çalışacak, milli gelirin 9 bin dolar olacak. Sana para verecek de "bunu gel ye" diyecek; bunu akıl kabul edebilir mi? Hiç mümkün değildir. Tekrar ediyorum. Biz, kimliğimize sahip çıkmamız lazım. Kendimizden kaçmayalım. Bilakis kendimizle barışalım. O kimliği ayakta tutalım. Çok uzun zamandan beri bu kimliği çok örseledik, çok yorduk, çok gururunu incittik. Yazıktır. Onu tutalım. O, buna layık değildir, bizim yaptıklarımıza layık değildir. Ayıptır. İnsan olana gülerler. Onu layık olduğu yere çıkartalım.

Birlik ve beraberlik ihtiyacı

p Seçimde iktidara gelseydiniz Türkiye bu badireden nasıl kurtulurdu? Neler yapardınız?

Prof. Dr. Haydar Baş- Getirirsiniz iktidara nasıl kurtulacağını gösteririm. Ben bu işi yaparım. Bunu yapacak irade bizde var, inanç, azim, gayret, bilgi, şuur, benlik, kimlik var. Hepsi bizde var. Zaten şu anlattıklarımızı düşünürseniz, ekonomik olarak ne yapılacak izah ettik. İç ve dış siyaset olarak ne yapılacak, izah ettik. Tekrar ediyorum, bu memleketin önce birliğe beraberliğe, devlet millet kaynaşmasına, sivil asker dostluğuna ihtiyacı vardır. O zaman bize çok yüklendiler. "Bunları şunlar kurdurdu, bunlar kurdurdu" dediler. Benim arkamda öyle güçler var ki bizi haber yapan televizyonlar kapandı; onu bile açtıramadılar! Artı, nasıl bir güç ki bu beni hiç bir televizyona çıkartamıyor. Oralara girmeyelim. Sonra biz siyasete kendi isteğimizle girmedik. Biz, 50 vilayette kuvay-ı milliye programları yaptık. Millet bana, "Önümüze geç. Hocam nerede kaldın? Geç kaldın" dedi. Beni Hz. Ali gibi ortada bırakıp arkadan vurduysalar bunun kabahati bende değildir. Ben bu işi hallederdim. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Ben yaparım dedim mi yaparım.

p Hocam, verdiğiniz bu bilgiler için teşekkür ederiz.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.