logo
27 NİSAN 2026

Hakan Fidan: Türkiye krizlerin tam kalbinde

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin krizlerin tam kalbinde, gerilimlerin orta yerinde ancak çözümün de merkezinde duran bir ülke olduğunu belirterek "Bugün Türkiye, Gazze için sesini yükselten, Ukrayna için barış çağrısı yapan, Suriye için istikrar ve yeniden imarı savunan, Kafkaslar'da, Balkanlar'da ve Afrika'da işbirliği inşa eden bir aktördür." dedi.

11.04.2025 17:19:00
Anadolu Ajansı
Hakan Fidan: Türkiye krizlerin tam kalbinde
Hakan Fidan: Türkiye krizlerin tam kalbinde

Bakan Fidan, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olarak yer aldığı, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu'nun resmi açılışında katılımcılara hitap etti.

Fidan, dünyanın dört bir yanından ADF'ye katılan yetkilileri selamlayarak konuklara "Antalya'ya hoş geldiniz." diye konuştu.

ADF'nin sadece bir forum değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanını temsil eden bir fikir zemini inşa edilen bir yer olduğuna işaret eden Fidan, "Olağanüstü gelişmelerin yaşandığı bir dönemde bu forumu gerçekleştiriyoruz. Forumumuz, ayrışan bir dünyada diyaloğun ve diplomasinin nabzının nasıl attığının küresel bir merkezi haline gelmiştir. Her yıl daha da büyüyen bu çatı, kuzeyle güneyi, doğuyla batıyı, devlet adamlarıyla düşünce insanlarını, diplomatlarla gençleri aynı masa etrafında buluşturmaktadır." ifadelerini kullandı.

Hakan Fidan, ADF'nin bu yıl da farklı sesleri, perspektifleri ve çözüm arayışlarını bir araya getirdiğine dikkati çekerek ADF'nin ruhunu oluşturan temel değerlerin çok seslilik, kapsayıcılık ve ortak akıl olduğuna işaret etti.

ADF'nin bu yapısıyla kısa sürede uluslararası alanda marka değerine ulaşmış ve saygın bir buluşma noktası haline gelmiş olduğunu vurgulayan Fidan, "Uluslararası düzeyde etkisi, itibarı ve geniş katılım profili ile forumumuz öne çıkmış durumdadır. Bu yönüyle Antalya Diplomasi Forumu'nun dünya çapında bir ihtiyaca cevap verdiğini çok şükür görmekteyiz." dedi.

Fidan, ADF'nin bu yılki temasının "Ayrışan Dünyada Diplomasiyi Sahiplenmek" olduğunu hatırlatarak forumun zengin tema, derin perspektif ve çözüm arayışı açısından son derece anlamlı bir yapıda olduğuna dikkati çekti.

ADF'de 3 gün boyunca, dünyanın karşı karşıya olduğu adalet, güvenlik ve yönetişim krizlerine ışık tutmaya çalışılacağını kaydeden Fidan, yaşanan dönüşüm süreçlerinin mercek altına alınacağını değişimin dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasının hedefleneceğini söyledi.

Bakan Fidan, ADF'de arabuluculuktan bölgesel ve küresel işbirliğine, kurumsal ve normatif reformlardan diplomasinin yeniden işler hale getirilmesine kadar mevcut sorunlara yönelik çözüm yollarının ele alınacağına değinerek yeni ortaklık arayışlarının beraber tartışılacağı dile getirdi.

"Bugün diplomasiyi koridorlardan ve masalardan ibaret görmek yanlış olur"

ADF'de ayrıca ortak aklın rehberliğinde sürdürülebilir çözümler üretmeyi mümkün kılacak bir düşünce ve diplomasi iklimi yaratmanın da hedeflendiğini aktaran Fidan, böylelikle diplomasinin yeniden sahiplenilmesinin amaçlandığını belirtti.

Hakan Fidan, içinde bulunulan çağın sadece teknolojik dönüşümün, sadece politik kaymaların değil aynı zamanda diplomasinin doğasının da kökten değiştiği bir dönem haline geldiğine dikkati çekerek "Bugün diplomasiyi koridorlardan ve masalardan ibaret görmek yanlış olur. Yeni çağda diplomasi daha çok katmanlı ve daha çok dinamik bir anlayış talep etmekte. Bir başka ifadeyle, uluslararası ilişkiler, bugün görülmez ağlarla örülü, sabit çizgilerden uzak, dinamik bir evreni temsil etmekte." diye konuştu.

Fidan, bilginin yolculuğu gibi uluslararası krizler ve mücadelelerin de hızla yayıldığına işaret ederek siber saldırılar, dezenformasyon, yapay zekalı tehditler, enerji güvenliği ve ticaret savaşları gibi konuların artık küresel güvenlik kadar diplomatik zekanın da meselesi haline geldiğini söyledi.

Diplomasinin artık sadece devletler arası bir araç değil, insanlığın ortak geleceğini şekillendiren bir zihin işi haline geldiğine dikkati çeken Fidan, 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken tarihin akışını şekillendirecek küresel bir dönüşüm yaşandığını ifade etti.

Fidan, bu dönüşümün etkisinin her yerde hissedildiğini, dönüşümün yalnızca uluslararası sistemdeki güç merkezinin yer değiştirmesiyle sınırlı kalmadığını; mevcut düzenin, sorunlara çözümler üretememesi nedeniyle toplumsal hareketlerin kendi içinde de dönüşüme uğradığını dile getirdi.

'Çok kutuplu, katmanlı ve boyutlu uluslararası düzen

Geleneksel tehdit algılarına her geçen gün yenilerinin eklendiğini ve ülkeler arasındaki karşılıklı güvenin giderek zedelendiğini ve hatta yok olduğunu vurgulayan Fidan, zamanın ruhunun artık çok kutuplu, katmanlı ve boyutlu bir uluslararası düzene işaret ettiğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Fidan, jeopolitik ve ideolojik bölünme ile bloklaşma eğiliminin arttığına dikkati çekerek silahlanma yarışının maalesef yeniden başladığını ve bu ortamda küresel yönetimde yaşanan aşınmanın, çok taraflı kuruluşların zayıflamasının, küresel meselelerde eşgüdümün zorlaşmasının en önemli sınamalar olarak ortaya çıktığını söyledi.

Uluslararası sisteme yönelik en büyük potansiyel tehdidin ise kuralsızlığın, belirsizliğin ve başına buyrukluğun hakim olduğu karanlık bir gelecek olduğuna dikkati çeken Fidan, bu nedenle uluslararası düzlemde aklıselim ve adalete dayanan gerçekçi politikalara ve etkin diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Fidan, meselenin çok kutupluluğun doğru yönetilebilmesi olduğunun altını çizerek aynı zamanda küresel yönetişimin daha kapsayıcı hale getirilmesinin şart olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "daha adil bir dünya inşallah inşa edilebilecek" sözlerinin ancak bu şekilde gerçekleşebileceğine işaret eden Fidan, bu hedefin yalnızca söylemlerle değil, uluslararası kuruluşların da bu ilkeye göre yeniden şekillendirilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.

'"BMGK gücün tarafını tutan bir düzeni temsil eder hale gelmiştir"

Dışişleri Bakanı Fidan, Birleşmiş Milletlerin bugün uluslararası toplumun barış ve adalet beklentilerini maalesef karşılayamadığını vurgulayarak, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gücün tarafını tutan bir düzeni temsil eder hale gelmiştir. Bunun en açık örneği, Gazze'dir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Gazze'deki katliam karşısında sessiz ve etkisiz kalmıştır. Sessizlik büyüdü, adaletsizlik derinleşti, vicdanlar kanadı. Bu tablonun adı ise karşımıza meşruiyet krizi olarak çıktı." diye konuştu.

21.' 'yüzyılda yeni uluslararası düzeninin zemini hazırlanırken öncelikle bu meşruiyet krizinin aşılması gerektiğine dikkati çeken Fidan, "Uluslararası kamuoyunun adalet çağrıları her yerde yankılanmakta, artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Adil ve kalıcı temellere dayanmayan her düzen yıkılmaya mahkumdur. Bu nedenle dünya sisteminin merkezinde artık güç değil, hak hakim olmalıdır." ifadelerini kullandı.

"Türkiye krizlerin tam kalbinde, gerilimlerin orta yerinde ama çözümün de merkezinde duran bir ülkedir"

Bakan Fidan, "Türkiye krizlerin tam kalbinde, gerilimlerin orta yerinde ama çözümün de merkezinde duran bir ülkedir. Bugün Türkiye, Gazze için sesini yükselten, Ukrayna için barış çağrısı yapan, Suriye için istikrar ve yeniden imarı savunan, Kafkaslar'da, Balkanlar'da ve Afrika'da işbirliği inşa eden bir aktördür. Bu duruşumuz sadece coğrafyamızdan değil, tarihimizden ve milletimizin vicdanından kaynaklanmaktadır." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin bu duruşunun "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde şekillenen bağımsız ve proaktif dış politika vizyonundan" güç aldığını vurgulayan Bakan Fidan, "Bu vizyonumuzla haksızlık karşısında adaleti, eşitsizlik karşısında hakkaniyeti, zulüm karşısında mazlumları savunmaktayız. Bu hakikatleri açık yüreklilikle ifade edebilmek ve uluslararası düzlemde adaletin ve hakkın sesi olabilmek cesaret işidir." dedi.

Fidan, bu nedenden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek "Sayın Cumhurbaşkanım, sahibi olduğunuz cesaret ancak güçlü bir halk iradesine dayanan ve yüksek meşruiyetle hareket eden liderlerin gösterebileceği bir duruştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın milletimizin yüksek teveccühüne dayanan güçlü liderliği dünyanın her noktasında kararlı adımlar atabilmemize imkan tanımaktadır." ifadelerine yer verdi.

"Millet iradesinden aldığı güçle şekillenen bu vizyoner yaklaşımın Türkiye'nin küresel ve bölgesel meselelere yön veren bir aktör haline gelmesini sağladığını" kaydeden Fidan, "Bu; tarihsel derinliğimizi yansıtan, halkımızın değerlerini öne çıkartan ve bölgemizin beklentilerine cevap veren siyasal akıl ve stratejik kültürümüzün de ayrıca yansımasıdır." dedi.

Türk Hariciyesi'nin bugün 500 yılı aşkın birikimiyle çekim merkezi olan bir nitelik taşıdığını vurgulayan Fidan, Türkiye'nin, diplomasinin artan önemi ve değişen doğasını da dikkate alarak her zamankinden daha aktif bir performans ortaya koyduğunu, özgün pozisyonlar alabildiğini ve yön verebilen bir duruş sergileyebildiğini dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu çerçevede bölgedeki yeni ortaklıklar, platformlar ve mekanizmalar tesis ederek kazan kazan anlayışı ve bölgesel sahiplenme ilkeleriyle barış ve istikrar ürettiklerini belirterek "İnanıyoruz ki bölgedeki sorunların kalıcı çözümü dış müdahaleler yerine bölge ülkelerinin kendi sorunlarını kendilerinin çözmesiyle mümkündür." diye konuştu.

"Komşularımızı çözümlerin birer parçası ve işbirliğimizin ortakları olarak görüyoruz"

Bölge gerçeklerinden kopuk dış müdahalelerin ne denli yüksek maliyetli olabildiğinin geçmiş tecrübeler ışığında gösterildiğini kaydeden Fidan; Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanlar'ın da yer aldığı geniş Karadeniz ve Akdeniz havzaları ile Afrika'da çatışmaların sona erdirilmesi ve istikrarın sağlanmasının, kendileri için temel ve vazgeçilmez öncelik haline geldiğini dile getirdi.

Bakan Fidan, bölgede refah, güvenlik ve kalkınmanın ancak işbirliği ve dayanışma ile mümkün olabileceğini bildiklerini belirterek şunları kaydetti:

"Bu bakışta komşularımızı bir tehdit unsuru olarak değil, tam tersine hepimizin yararına olacak çözümlerin birer parçası ve işbirliğimizin ortakları olarak görüyoruz. Bölgemiz güç çekişmelerinin değil, karşılıklı saygı ve işbirliğinin yeşerdiği, devletlerin birbirine tahakküm değil, barış ve diyalog eli uzattığı bir ortak geleceğin coğrafyası olmak durumundadır."

Hakan Fidan, kemikleşmiş sorunların, siyasi irade ve karşılıklı niyet olması halinde zaman içerisinde çözüme ulaşacağını vurguladı.

Bugün açılışını yaptıkları 4. Antalya Diplomasi Forumu'nun Türk Hariciyesi'nin gerçekçi, yenilikçi, kapsayıcı ve çözüm odaklı anlayışını yansıttığını kaydeden Fidan, "Küresel gündemin en çetin konularında bile farklı bir bakış açılarını bir araya getirebilen forumumuz, burada da inşallah bize bu senede ışık tutacaktır." dedi. AA

Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi

Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Otelde konaklayan kişiler ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin çalışmaları sürüyor

27.04.2026 15:05:00
İhlas Haber Ajansı
Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi
Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi
Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Otelde konaklayan kişiler ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin çalışmaları sürüyor.
Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da saat 13.30 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Yangının, otelin makine dairesinde çıktığı bildirildi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Otelde konaklayanlar ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin otelde çalışmaları sürüyor.İHA

AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.

27.04.2026 13:35:00 / Güncelleme: 27.04.2026 13:55:34
İhlas Haber Ajansı
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye'deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"
AYM'nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.
Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti.
Özkaya konuşmasına şöyle devam:
"Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir."

"AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür"
Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM'nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu.
Başkan Özkaya, AYM'nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti.

"Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır"
AYM'nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.
Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM'nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti.
Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldıİHA

Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı

Uçaklarda powerbank şarjı yasaklandı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, yolcu güvenliği için uçuş sırasında taşınabilir batarya şarjını tamamen men etti. Artık her yolcu en fazla 2 adet powerbank taşıyabilecek

27.04.2026 12:30:00
Eyüp Kabil
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), uçuş güvenliğini artırmak amacıyla taşınabilir bataryaların (powerbank) uçak içinde şarj edilmesini yasakladı. Yolcular artık en fazla iki adet powerbank taşıyabilecek. Bu düzenleme, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) Mart 2026'da yürürlüğe giren küresel teknik talimat güncellemelerine dayanıyor.

SHGM'nin resmi açıklamasına göre, "Söz konusu değişiklik kapsamında, hava aracında taşınabilir bataryaların (powerbank) şarj edilmesi yasaklanmıştır. Her bir kişinin taşıyabileceği taşınabilir batarya sayısı en fazla iki adetle sınırlandırılmıştır." Karar, lityum iyon bataryalardan kaynaklanan yangın ve güvenlik risklerini azaltmayı hedefliyor. Benzer kısıtlamalar Lufthansa Group, bazı Asya havayolları ve diğer uluslararası taşıyıcılar tarafından da uygulanmaya başlandı.

Yeni kuralların detayları

Şarj yasağı: Uçuş sırasında powerbank'leri uçak içi prizlere takarak şarj etmek veya powerbank ile cihaz şarj etmek tamamen yasak. Powerbank'ler kapalı ve erişilebilir konumda (koltuk cebi, yolcunun üzerinde veya koltuk altı el bagajında) tutulmalı.

Taşıma sınırı: Yolcu başına en fazla 2 adet powerbank. Fazlası kabul edilmiyor.

Bagaj kuralları: Powerbank'ler sadece kabin (el) bagajında taşınabilir. Check-in bagajına (uçak altı) verilmesi kesinlikle yasak (bu kural daha önce de geçerliydi).

Kapasite limitleri: Genellikle 100 Wh altı serbest, 100-160 Wh arası havayolu onayı gerekebiliyor, 160 Wh üzeri yasaklı.

Mürettebat istisnası: Kabin ekibi operasyonel ihtiyaçlar için powerbank taşıyıp kullanmaya devam edebilecek.

Bu değişiklikler, son yıllarda powerbank kaynaklı batarya yangınları nedeniyle gündeme gelen riskleri ele alıyor. ICAO, 27 Mart 2026'dan itibaren tüm üye ülkelerde (193 ülke) geçerli olacak güncellemeyi onayladı. Türkiye'de SHGM bu kuralları derhal uygulamaya koydu.

Yolculara öneri

Seyahat öncesi havayolu şirketinizin kurallarını kontrol edin. Hasarlı, şişmiş veya düşük kaliteli powerbank'leri uçakta kullanmayın. Güvenlik kontrollerinde sorun yaşamamak için kapasite etiketlerini (Wh) görünür tutun.

Bu düzenleme, havacılığın sıfır kaza hedefine katkı sağlarken yolcuların konforunu en az etkileyecek şekilde tasarlandı. Güncellemeler için SHGM ve havayolu duyurularını takip etmenizi öneririz.

Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı

Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında yeni bir operasyon başlatıldı. İstanbul merkezli 4 ilde gerçekleşen baskınlarda 10 şüphelinin yakalandığı bildirildi

27.04.2026 10:03:00 / Güncelleme: 27.04.2026 10:07:53
İhlas Haber Ajansı
Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı
Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen "rüşvet" soruşturmasında yeni bir operasyon başlatıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı operasyonların ilki 26 Aralık 2024'te düzenlenmişti.

Soruşturma kapsamında düzenlenen 3. dalga operasyon sırasında şüphelilerden elde edilen telefonların bilirkişi incelemesi sırasında çok sayıda kişinin benzer eylemlere karıştıkları tespit edildi. Bu kapsamda imaj ve imaj inceleme tutanaklarında yer alan tespitlerde kimlikleri açığa çıkarılan şüphelilerin rüşvet suçuna karıştıkları, bu şahısların firma sahipleri ile ilişki kurarak cezai müeyyideden kaçınmaları karşılığında rüşvet talep ettikleri ve aldıkları belirlendi.

Yeni deliller ışığında harekete geçen Mali Suçlarla Mücadele Şubesine bağlı ekipler, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında bu sabah yeni bir operasyon başlattı. Uzun süre devam eden teknik ve fiziki çalışmaların sonucunda İstanbul merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda 10 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Soruşturma kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği aktarıldı.

Beykoz'daki yangını söndürme çalışmaları devam ediyor

İstanbul Beykoz'da gündüz saatlerinde çıkan ve geniş bir alana yayılan orman yangınına 7 saattir müdahale devam ediyor

27.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Beykoz'daki yangını söndürme çalışmaları devam ediyor
Beykoz'daki yangını söndürme çalışmaları devam ediyor
İstanbul Beykoz'da gündüz saatlerinde çıkan ve geniş bir alana yayılan orman yangınına 7 saattir müdahale devam ediyor.

Beykoz Kılıçlı Mahallesi'ndeki ormanlık alanda saat 15.50 sıralarında çıkan yangına itfaiye ekiplerinin karadan müdahalesi sürüyor.

Beykoz-Şile sınırındaki yangının geniş bir alana yayılması ve kısıtlı ulaşım imkanı nedeniyle ekiplerin müdahalesi güçlükle devam ediyor.

Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor

Beykoz'da, ormanlık alanda çıkan ve itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu kontrol altına alındığı bildirilen yangında ormanın başka bir bölgesinde alevler yükseldi

26.04.2026 20:55:00 / Güncelleme: 26.04.2026 21:00:45
AA
Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor
Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor

Kılıçlı Mahallesi Karakiraz mevkisinde bulunan ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Kısa sürede büyüyen alevler geniş bir alana yayıldı.

İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı arazözler ile çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.

Söndürme çalışmalarına yangın söndürme helikopterleri de katıldı.

Yangın nedeniyle yükselen dumanlar Anadolu Yakası'nın farklı yerlerinden de görüldü.

İstanbul Valiliğinden konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Beykoz ilçesi Kılıçlı Mahallesi'ndeki ormanlık alanda saat 15.50 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangına 3 söndürme helikopteri, 17 arazöz ve 80 personel ile müdahale edilmiştir. Yangın saat 18.30 itibarıyla kontrol altına alınmış olup yangından 3 hektarlık ağaçlandırma sahası ve makilik alan zarar görmüştür." ifadelerine yer verildi.

Yangının itfaiyenin müdahalesiyle kontrol altına alındığı kaydedilirken ormanın farklı bir bölgesinde yeniden alevlerin yükseldiği görüldü.

Ekiplerin yangına müdahalesi devam ediyor. 

Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem

Bingöl'ün Yedisu ilçesinde saat 08.01'de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

26.04.2026 09:22:00
AA
Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem
Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Yedisu ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 7 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Bingöl Valiliğinin sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, depremin ardından ilgili kurumlar tarafından yapılan ilk incelemelerde herhangi bir can ve mal kaybının tespit edilmediği belirtildi.

Açıklamada, "Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun." ifadelerine yer verildi. 

İstanbul'da büyük operasyon

İstanbul'un Pendik ilçesinde düzenlenen operasyonda, boş bir arsada toprak altındaki su kuyusuna gizlenmiş, ruhsatsız tabanca yapımında kullanılacak 3 bin 92 silah parçası ele geçirildi. 4 şüpheli yakalandı.

25.04.2026 11:27:00 / Güncelleme: 25.04.2026 11:33:40
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da büyük operasyon
İstanbul'da büyük operasyon
İstanbul'un Pendik ilçesinde düzenlenen operasyonda, boş bir arsada toprak altındaki su kuyusuna gizlenmiş, ruhsatsız tabanca yapımında kullanılacak 3 bin 92 silah parçası ele geçirildi. 4 şüpheli yakalandı.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, silah kaçakçılarına yönelik geniş çaplı bir çalışma gerçekleştirdi. Pendik'te kırsal bir alanda binlerce silah üretiminde kullanılabilecek parçaların gizlendiği yönünde istihbarat alan ekipler, tespit edilen araziyi takibe aldı.



Havadan dron ile bölgeyi didik didik inceleyen emniyet ekipleri, arazide toprak altına inip çıkanlar olduğunu saptadı. Yapılan çalışmalarda toprak altında dron destekli arazi taramalarında yeraltı su deposu tespit edildi.

Drone ile su kuyusunda yapılan tespitlerin ardından operasyon için düğmeye basıldı. Dün söz konusu bölgeye düzenlenen baskında, boş su deposunda çuvallara gizlenmiş 3 bin 92 adet tabanca yapımında kullanılacak parça, bin 869 sürgü ve çok sayıda çeşitli silah parçası ele geçirildi.



Silahlarla bağlantısı bulunan 4 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, yapılan operasyon ile Türkiye genelinde bugüne kadar tek seferde ele geçirilen silah yapımında kullanılacak en yüksek miktarda silah parçası olduğu belirtildi.

Yakalanan 4 silah kaçakçısı, sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesine götürüldü.

Operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında kentteki 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

25.04.2026 05:02:00
AA
Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Gülistan Doku olayıyla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında, Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E, gözaltına alındı.

Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri devam ediyor.

12 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. 

Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi


 
Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti..

25.04.2026 01:10:00
MURAT ÇORBACI
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi

Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti...

1. Sürekli yorgunluk: Dinlendikten sonra bile kendinizi bitkin hissediyorsunuz. Vücudunuz glikozu doğru şekilde kullanmakta zorlanıyor, bu da mevcut enerjinizi azaltıyor.

2. Aşırı susuzluk ve ağız kuruluğu: Gerçekten susuzluğunuzu gidermekte zorlandığınız için sürekli su içiyorsunuz. Bu, yüksek kan şekeriyle ilgili bir durum.

3. Sık idrara çıkma: Özellikle de geceleri. Vücudunuz fazla şekeri idrar yoluyla atmaya çalışıyor.

4. Bulanık görme: Kan şekeri seviyelerindeki dalgalanmalar, göz merceğinin şeklini geçici olarak etkileyerek görmeyi istikrarsız hale getirebilir.

5. Yaraların yavaş iyileşmesi: Küçük kesikler veya sıyrıklar daha uzun sürede iyileşiyor; bu da dolaşım ve bağışıklık sisteminin etkilendiğinin bir işaretidir.
Bu belirtiler, özellikle tip 2 diyabet söz konusu olduğunda, başlangıçta belirsiz olabilir. Bunlardan birkaçını fark ederseniz, bir sağlık uzmanına danışmanız ve kan şekerinizin ölçülmesini sağlamanız önemlidir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.