logo
28 EYLÜL 2026

Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor

Erdoğan'ın Kuvay-i Milliye benzetmesinden memnun olduğunu söyleyen Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye, Erdoğan'la yaptığı görüşmeye dair de açıklamalarda bulundu.

21.04.2024 08:22:00 / Güncelleme: 21.04.2024 08:31:03
Anadolu Ajansı
 
Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor
Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor
Hamas'ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin davasına verdiği destekten övgüyle bahsederek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." dedi.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul'daki görüşmenin ardından AA'ya özel açıklamalarda bulundu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." ifadesini kullanan Heniyye, "Hamas, topraklarımızı, kutsal değerlerimizi ve halkımızı tarihi işgalden kurtarmak için direnen bir harekettir." dedi.

Bölgesel ve İslami konumuyla Türkiye'nin Filistin davasıyla tarihi bağları olduğunu, Erdoğan'ın Hamas ve Gazze ile Filistin davası konusundaki açıklamasının, Filistin davasını kendi davası olarak gören, Gazze'yi insani açıdan ele alan ve zulme karşı duran Türk halkının vicdanını yansıttığını söyleyen Heniyye, ABD desteğiyle ayakta kalan Siyonistlerin saldırılarının durması için her türlü çabanın birleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk halkının Filistin davasına karşı fikri, tarihi ve siyasi tutumundan övgüyle bahseden Heniyye, "Erdoğan'ın BM'de Filistin haritasını kaldırıp topraklarımızın nasıl işgal edildiğini açıklayarak Şimon Peres'e verdiği karşılığı halen hatırlıyoruz." diye konuştu.

Filistin'in hakkının savunulmasını daima gururla takip ettiklerini söyleyen Heniyye, "Türkiye'nin bölgedeki konumunu, bölgesel ve uluslararası siyasetini, Filistin davasına ve Gazze'ye tutumunu önemle yakından izliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Türk halkının Gazze'deki ablukanın kalkması için Mavi Marmara'da nasıl şehit verdiklerini hâlen hatırlıyoruz." diyen Heniyye, Türkiye'nin Filistin davası ve Gazze ablukası konusunda tek tutum sergilediğini ekledi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmemizde İsrail ile ticari kısıtlamalar konusunda alınan kararları ve bu kararların ticari hareketliliğe etkilerini dinledik." ifadelerini kullanan Heniyye, "Bu, Gazze'ye saldırılarında kadın, çocuk, yaşlı Filistin halkının kanını akıtan, büyük katliamlar için Refah'a kara saldırıları tehdidinde bulunan, başta Mescid-i Aksa olmak üzere özellikle Kudüs'te Müslümanların kutsallarını hiçe sayan Siyonist düşmanlara karşı atılmış önemli bir adım." şeklinde konuştu.

Heniyye, 7 Ekim'den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.

Gazze'nin idaresiyle ilgili bazı alternatifler ortaya atıldığını ancak bunların başarı elde etmesinin mümkün olmadığını söyleyen Heniyye, "Gazze Filistinliler tarafından yönetilir. Hamas, Gazze'nin idaresinde tek söz sahibi olma konusunda ısrarcı değil ama biz Filistin halkının bir parçasıyız ve ortaklık temelinde ulusal birlik hükümeti kurabilir ve Gazze'nin yönetimi konusunda anlaşabiliriz. Bunlar ulusal meselelerdir. Gazze'de, Batı Şeria'da veya her ikisinde de Filistin'in durumunu ne işgalcilerin ne de başkasının düzenlemesine izin vermeyeceğiz." diye konuştu.

Heniyye, "Filistin iç siyasetinin düzenlenmesi için 2 aşamalı bir çağrı yaptık. Bunun ilk aşaması Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) tüm Filistinli grupları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinden oluşuyor. İkinci aşama ise Gazze'nin imarı ile Batı Şeria ve Gazze'deki kurumların tek çatı altında birleştirilmesini üstlenecek, devlet başkanlığı, yasama ve ulusal konsey seçimlerinin yapılmasını sağlayacak ulusal hükümetin kurulmasıdır." diye konuştu.

Gazze'nin Filistin'in ulusal bir parçası olduğunu söyleyen Heniyye, Gazze ve Batı Şeria'yı kapsayan ulusal uzlaşı hükümetinin, savaştan sonra Gazze'yi de yönetmesini beklediklerine işaret etti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan'la kapsamlı toplantı

Türkiye ziyaretinin Türkiye ile Filistin arasındaki tarihi ve seçkin ilişkiler bağlamında gerçekleştiğini kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanının katılımıyla yaklaşık 2 saat süren önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Heniyye toplantıda, başta İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve Filistin halkının, yedi aydan bu yana yaşadıklarıyla ilgili kapsamlı bir açıklama yaptıklarını, özellikle Filistin halkına karşı yürütülen soykırım, ateşkese varmak için devam eden müzakereler ve Hamas ile direniş gruplarının "Gazze'de kalıcı ateşkes, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamından çekilmesi, yerinden edilenlerin evlerine geri dönmesi, yeniden imar, ablukanın kaldırılması ve bir takas anlaşmasına varılması" yönündeki taleplerinde ısrarcı olduğunu Erdoğan'a ilettiklerini söyledi.

Hamas'ın müzakerelerde esneklik gösterirken İsrail'in uzlaşmaz bir tavır takındığını kaydeden Heniyye, müzakerelerin aksamasının ve başarısızlığının sorumluluğunun bu uzlaşmaz tavır olduğunu dile getirdi.

Heniyye, toplantıda, Türkiye'nin, Gazze'ye yönelik saldırıyı durdurmak için bölgesel ve uluslararası düzeyde yürüttüğü siyasi ve diplomatik çalışmalar, Refah Kapısı üzerinden Gazze'ye gönderdiği yardımlar ve Türkiye'nin son dönemde İsrail'le ticaret konusunda aldığı kararlarla ilgili de bilgi aldıklarını kaydetti.

Heniyye, toplantıda ayrıca, İsrail'de yaklaşmakta olan Hamursuz Bayramı münasebetiyle Mescid-i Aksa'yı bekleyen tehlikeyi, Batı Şeria, Kudüs ve Mescid-i Aksa'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdiklerini aktardı.

Heniyye'nin çocukları ve torunlarının öldürülmesi

Oğullarının ve torunlarının hayatını kaybettiği saldırıya da değinen Heniyye, bunun üç noktayı yansıttığını söyledi:

"Bunların başında düşmanın 7 ay boyunca askeri hedeflerine ulaşamaması, sivilleri, binlerce çocuğu, kadını ve yaşlıyı öldürmekten başka başarı elde edememesi geliyor. Dolayısıyla 3 oğlumun ve 5 torunumun katledildiği bayramda gerçekleştirilen katliam da bu kapsamda yer alıyor ve düşmanın başarısızlığını vurguluyor. İkinci boyutu da evime, evlatlarıma, torunlarıma kadar uzanan böyle bir katliamın, devam eden müzakerelerde taviz vermeleri konusunda hareketin lideri ve yönetimi üzerinde baskı oluşturacağını sanmaları ki bu yanıltıcıdır. Üçüncü olarak da oğullarım, Filistin halkının bir parçasıdır ve durumları Filistin halkının durumuyla aynıdır. İlk andan itibaren oğullarımın kanının Gazze'deki, Batı Şeria'daki, her yerdeki Filistin halkının evlatlarından daha değerli olmadığını söyledim."

Ayrıca Gazze, Batı Şeria veya yurt dışındaki bütün şehitlerin kendisinin evladı olduğuna işaret eden Heniyye, "Bu nedenle haklarda, yükümlülüklerde ve bedel ödemede eşitiz. Bunları metanet, kararlılık ve sarsılmaz irade ile kabul ediyoruz. Bedeli ne olursa olsun ve ne kadar fedakarlık gerekirse gereksin bu yolda ilerleyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Heniyye, "30'dan fazla şehirde şehit çocuklarım ve torunlarım için gıyabi cenaze namazı kılan Türk halkına teşekkürlerimi sunuyorum. Pakistan gibi diğer ülkelerde de bu durum, ümmetin birliğinin ve ümmetin duygularının birliğinin kanıtıdır." dedi.

İsrail'in Refah'a saldırı tehdidi

İsrail'in Refah tehditlerine ilişkin Heniyye, "Refah'a gelince Siyonist düşmanın (İsrail), Gazze'nin her noktasını, her yerini, her kasabasını, her şehrini işgal etme kararı aldığı çok açık, özellikle aylardır Refah konusunda bunu konuşuyorlar." ifadelerini kullandı.

Heniyye, ABD'nin İsrail'in Refah saldırısına ilişkin tutumunun aldatıcı olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

"ABD'nin tutumu, sivillerin zarar görmesini istemediğini söylese de aldatıcıdır, bu bir yanıltma operasyonudur. Gazze'de öldürülen tüm siviller, binlerce, on binlerce şehit ABD silahlarıyla, ABD roketleriyle, ABD'nin siyasi koruması altında öldürüldüler. ABD'nin BMGK'de ateşkes kararını veto etmesi ne anlama geliyor? Bu, ABD'nin Gazze'ye yönelik katliamların ve cinayetlerin sürdürülmesine tam koruma sağlaması, şemsiyesi altına alması anlamına geliyor. ABD'nin dün, Filistin Devleti'nin BM'ye tam üye olmasını veto etmesi neyi ifade ediyor? Bu, ABD'nin, İsrail'in tutumunu benimsediğini ve Filistin halkının haklarına karşı çıktığını ifade ediyor. Bu yüzden biz, bu tuzağa, ABD'liler ile İsrailliler arasındaki sözde vazife değişimi tuzağına düşmedik."

"Refah'a girilmesi Filistin halkımıza karşı büyük bir katliama yol açabilir"

Siyasi Büro Başkanı Heniyye, "Refah girilmemesi için uyarıda bulunuyoruz çünkü bu Filistin halkına karşı büyük bir katliama yol açabilir. Tüm kardeş ülkelere, Mısır'daki, Türkiye'deki kardeşlerimize, arabulucu olarak Katar'daki kardeşlerimize ve Avrupa ülkelerine, hem (İsrail) saldırganlığı dizginlemek ve Refah'a girilmesine engel olmak için hem de Gazze Şeridi'nden (İsrail ordusunun) tamamen çekilmesi ve Gazze'ye yönelik saldırıların sona ermesi için harekete geçme çağrısında bulunuyorum." şeklinde konuştu.

Heniyye, Filistin halkının direnişine vurgu yaparak, "Ancak, eğer Siyonist düşman Refah'a giderse Filistin halkımız da beyaz bayrak kaldırmayacaktır. Refah'taki direnişçiler de kendilerini savunmaya ve halkına yönelik saldırılara karşı koymaya hazırdır." ifadelerini kullandı.

İsrail'le müzakereler

Başından beri Filistin halkına yönelik saldırıların durdurulmasını istediklerini ve bunun öncelikleri olduğunu kaydeden Heniyye, "Biz bu nedenle müzakerede bulunmayı kabul ettik ancak bu müzakereleri 'kalıcı bir ateşkes, askerlerin tamamen geri çekilmesi ve yerinden edilenlerin geri dönmesi ve esir takası anlaşmasıyla' sonuçlanması şartıyla kabul ettik." dedi.

İsrail'in, şu ana kadar yapılan tüm oturumlara ve arabulucular aracılığıyla sunulan onlarca belgeye rağmen Gazze'de ateşkesi kabul etmediğini vurgulayan Heniyye, "Onun tek isteği, esirleri geri almak ve sonrasında Gazze'deki savaşı yeniden başlatmak ve bunun olması mümkün değil. İsrail ordusunun Gazze'den tamamen çekilmesi gerekiyor. Yerinden edilenlerin Gazze'nin kuzeyine dönmesini de istemiyor. Sınırlı sayıda ve kademeli olarak geri dönüşü kabul ediyor. Bu da yapılamaz. 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria ve Gazze'den 14 bine yakın Filistinliyi tutukladığı bir dönemde, takas konusunda çok basit rakamlar ortaya koyuyor. Anlaşmaya varılmasını engelleyen İsrail ve onun görüşünü benimseyen ve hiç bir şekilde baskı uygulamayan ABD'dir. İsrail, bu talepleri kabul ettiği anda biz de mutlaka anlaşmayı imzalamaya hazır olacağız." diye konuştu.

İsrail'in Gazze'de işlediği suçlar

Heniyye, İsrail'in, 7 Ekim'den bu yana, önce Gazze'ye havadan yoğun bir şekilde saldırdığını, ardından karadan girdiğini, üçüncü aşama olarak da seçerek adam öldürmeye dayalı bir strateji benimsediğini, aynı zamanda askeri ve insani abluka uyguladığını; hastaneleri, okulları, altyapıyı, fırınları, eczaneleri, fabrikaları yok ettiğini dile getirdi.

"Heniyye, 5 ayı aşkın bir süre Gazze'ye hiç bir şey girmedi. Halkın iradesini kırmak ve kuzeyden güneye göç etmeleri için baskı yapmak amacıyla açlık silah olarak kullanıldı. Gerek şehit ve yaralı sayısı , gerekse enkaz altında kalanlar açısından çok zor bir durum söz konusu. Enkaz altında binlerce şehit var. Her gün yeni toplu mezarlar keşfediyoruz. İşkenceler, idamlar, cezaevlerinde işlenen suçlar... İsrail, Birleşmiş Milletler'in ve UNRWA'nın bile çalışmasına izin vermiyor, UNRWA'yı kapatmak istiyor." dedi.

Anlaşmaya varmak için Gazze'ye günde en az 500 tırın girmesi, hastanelerin, fırınların, altyapının, barınma merkezlerinin yeniden inşasının şart olduğunu kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı toplantıda bu konuları görüştüklerini dile getirdi.

Gazze'deki savaşın diğer cephelere yansıması

Gazze'deki direnişin halen istikrarlı ve kararlı mücadelesinden de bahseden Heniyye, şunları kaydetti:

"Savaşın her alanında işgale karşı direniş, savunma planları ve saldırı planları ile çeşitli şekillerde mücadele etmektir. (Direnişin) saha koşulları ve güvenlik gelişmeleriyle baş etme yeteneği yüksektir. Bu direniş, Allah'tan sonra halkımızın ve Gazze'deki bu halkın sinesinden aldığı güçlü ve boyun eğmez bir iradesi olduğunu kanıtlamıştır."

Gazze topraklarındaki direnişin Filistin halkını savunmaya devam edecek konumda olduğunu vurgulayan Heniyye, "Düşman bu silahı, bu bayrağı, bu iradeyi, direnme azmini ve bu kararlılığı kıramayacaktır." ifadelerini kullandı.

Bunun Batı Şeria'daki Filistin halkı için de geçerli olduğuna işaret eden Heniyye, "Batı Şeria'nın farklı bölgelerindeki çatışmalarda sürekli yenilenen direnişe tanık oluyoruz ve aynı şekilde Lübnan'da da direniş cepheleri var." şeklinde konuştu.

Heniyye, "Siyonist düşman savaşında Gazze Şeridi'ne odaklanmak istiyordu. Ama Filistin'deki direniş grupları ile bu mücadelenin ve savaşın bir parçası haline gelen Lübnan'daki direniş güçleri arasındaki bu kaynaşma sayesinde bunu başaramadı. Nitekim Lübnan'ın güneyinde, işgal devleti İsrail ile Lübnan'daki İslami direniş (Hizbullah) ve Filistin direniş grupları arasında da neredeyse benzer bir savaş yaşanıyor." ifadesini kullandı.

Aynı şekilde Yemen'in de Kızıldeniz'de İsrail'e giden gemilere yönelik ciddi bir baskı oluşturduğunu kaydeden Heniyye, "Bunun İsrail ekonomisine ve onunla iş yapan şirketlerin ve gemilerin ekonomisine öyle ya da böyle çok net etkileri oluyor." dedi.

İran ile İsrail arasındaki saldırılara da değinen Heniyye, çatışmanın Lübnan, Irak, Yemen ve Suriye'ye, ardından İran'a sıçradığını ve bölgede gittikçe yayıldığını, tüm bunların İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ve soykırımına devam etmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Heniyye, Gazze'ye saldırılar sona erince söz konusu diğer bölgelerde de sükunetin hakim olacağını öngördüğüne işaret etti.

İsrail'in Suriye'deki İran büyükelçiliğine saldırısı sonrası yaşanan gelişmelerden İsrail'i sorumlu tutan Heniyye, şunları kaydetti:

"Herkes, İran'ın egemenliğini doğrudan etkileyen bu saldırı karşısında sessiz kalmayacağını tahmin ediyordu. Bu durum, işgalci İsrail'in, İran'ın daha önce gündeme getirdiği 'stratejik sabır' siyasetini belki anladığını belki de yanlış anladığını gösteriyor. Herkes, İran'ın bir karşılık vermesini bekliyordu. Ancak bu karşılık ve onun hacminin, boyutunun, kapsamının nasıl olacağı İran'a kalmış bir durum."

"Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor"

İran-İsrail gerilimine ilişkin Heniyye, "Tüm bunlar iki şeye işaret ediyor. Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor aksine bölgesel bir savaş olması için çerçevesini genişletmek istiyor. Aynı şekilde ABD'lilerin de herhangi bir cephede özellikle İran'a karşı savaşın bir parçası veya İsrail'e hizmet eden askeri kanat olmalarını istiyor." yorumunu yaptı.

Heniyye, "Bu gerginliğin ve bölgesel kızışmanın sorumlusu, halkımızın haklarını inkar etmeyi, halkımıza, kutsallarımıza başta Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere, Müslümanların ve Hristiyanların kutsallarına saldırmayı sürdüren, Gazze'de soykırım savaşını devam ettiren (İsrail) Siyonist düşmandır." dedi.

"Siyonistlerin geçmişten bu yana Aksa üzerinde emelleri var"

Siyonistler ve radikal Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde geçmişten bu yana emelleri olduğunu söyleyen Heniyye, "Biz 1969'da Mescid-i Aksa'nın yakıldığını gördük. Ardından saldırılar, katliamlar, baskınlar, Aksa'nın statüsnü değiştirme çabaları, sonra Aksa'nın zaman ve mekan olarak bölünme çabaları ve Aksa'da kurban kesme planları geldi." dedi.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümetinin, Kudüs mücadelesini, dolayısıyla Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'da tarihi, kültürel, fikri İslami izleri değiştirmeyi öncelikleri arasına koyduğunu söyleyen Heniyye, "Son günlerde İsrailli bakan ve dini mercilerin Yahudi bayramında Mescid-i Aksa'da kurban kesme çağrılarını duyuyoruz. Mescid-i Aksa'da kurban kesecekler için ödül belirlediler. Bu Aksa'nın kutsallığına saygısızlıktır." ifadelerini kullandı.

Heniyye, bu nedenle Kudüs, Batı Şeria'da ve 1948 topraklarında yaşayan tüm Filistinliler ile İslam ümmetine Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'yı korumak için harekete geçme çağrısında bulundu.

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kasam Tugayları'nın İsrail'in Mescid-i Aksa'ya karşı ihlallerine karşı başlattığı Aksa Tufanı saldırılarına değinen Heniyye, "Aksa Tufanı, Mescid-i Aksa için Kudüs için Filistin'de ve özellikle Aksa'daki ümmetin kutsalları için başladı. Ümmetin de bunların boşa gitmesine izin vermemesi gerek. Bunlar Müslümanların peygamberlerinden mirasıdır, Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde uzaktan yakından hakkı yoktur." dedi.

İsrail bu sefer cezasız kalmamalı

Güney Afrika'nın, Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine dava açmasına değinen Heniyye, "İsrail aleyhine dava açan ve Nekbe'den bu yana ilk kez işgal devletini ve işgalci liderleri Adalet Divanı'na getiren Güney Afrika'ya selam göndermek istiyorum. Bunu çok önemli bir adım olarak görüyoruz. UAD'nin Gazze'deki katliamın durması, Gazze'ye gerekli insani yardımların girişinin sağlanması ve İsrailli yetkililerin, Filistin halkına karşı savaş suçlusu, Holokost suçlusu ve katliam suçlusu olarak adaletin önüne çıkması ve cezasız kalmamaları için adımlarına devam etmesi gerekli." diye konuştu.

Heniyye, "İsrail yıllardır katliamlar yapıyor ve katliamları cezasız kalıyor. Bu vahşi katliamlar, suçlar ve suikastlar karşısında bu sefer İsrail cezasız kalmamalı." ifadelerini kullandı.

"İsrail, medya karartması uyguluyor"

Gazze konusunda medyanın tutumunu değerlendiren Heniyye, Türk, Arap ve global medyada Gazze'de yaşananlar konusunda iyi bir ilgi ve destek olduğunu söyledi.

Heniyye, İsrail'in büyük bir medya karartması uyguladığına, Gazze'de işlediği suçlar ve vahşetin boyutu dünya kamuoyunda gözler önüne serilmesin diye bölgeye yabancı basın mensuplarının girişini engellediğine dikkati çekti.

Heniyye, Türk medyasına ve Türkiye dışındaki basına İsrail'in suçlarını gözler önüne sermeyi sürdürme, Gazze'de yaşanan insani dramın boyutlarını aktarma ve İsrail'in medya karartmasını kırma çağrısında bulundu.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul'daki görüşmenin ardından AA'ya özel açıklamalarda bulunarak, 7 Ekim'den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.