logo
10 NİSAN 2026

Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor

Erdoğan'ın Kuvay-i Milliye benzetmesinden memnun olduğunu söyleyen Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye, Erdoğan'la yaptığı görüşmeye dair de açıklamalarda bulundu.

21.04.2024 08:22:00 / Güncelleme: 21.04.2024 08:31:03
Anadolu Ajansı
Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor
Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor
Hamas'ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin davasına verdiği destekten övgüyle bahsederek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." dedi.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul'daki görüşmenin ardından AA'ya özel açıklamalarda bulundu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." ifadesini kullanan Heniyye, "Hamas, topraklarımızı, kutsal değerlerimizi ve halkımızı tarihi işgalden kurtarmak için direnen bir harekettir." dedi.

Bölgesel ve İslami konumuyla Türkiye'nin Filistin davasıyla tarihi bağları olduğunu, Erdoğan'ın Hamas ve Gazze ile Filistin davası konusundaki açıklamasının, Filistin davasını kendi davası olarak gören, Gazze'yi insani açıdan ele alan ve zulme karşı duran Türk halkının vicdanını yansıttığını söyleyen Heniyye, ABD desteğiyle ayakta kalan Siyonistlerin saldırılarının durması için her türlü çabanın birleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk halkının Filistin davasına karşı fikri, tarihi ve siyasi tutumundan övgüyle bahseden Heniyye, "Erdoğan'ın BM'de Filistin haritasını kaldırıp topraklarımızın nasıl işgal edildiğini açıklayarak Şimon Peres'e verdiği karşılığı halen hatırlıyoruz." diye konuştu.

Filistin'in hakkının savunulmasını daima gururla takip ettiklerini söyleyen Heniyye, "Türkiye'nin bölgedeki konumunu, bölgesel ve uluslararası siyasetini, Filistin davasına ve Gazze'ye tutumunu önemle yakından izliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Türk halkının Gazze'deki ablukanın kalkması için Mavi Marmara'da nasıl şehit verdiklerini hâlen hatırlıyoruz." diyen Heniyye, Türkiye'nin Filistin davası ve Gazze ablukası konusunda tek tutum sergilediğini ekledi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmemizde İsrail ile ticari kısıtlamalar konusunda alınan kararları ve bu kararların ticari hareketliliğe etkilerini dinledik." ifadelerini kullanan Heniyye, "Bu, Gazze'ye saldırılarında kadın, çocuk, yaşlı Filistin halkının kanını akıtan, büyük katliamlar için Refah'a kara saldırıları tehdidinde bulunan, başta Mescid-i Aksa olmak üzere özellikle Kudüs'te Müslümanların kutsallarını hiçe sayan Siyonist düşmanlara karşı atılmış önemli bir adım." şeklinde konuştu.

Heniyye, 7 Ekim'den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.

Gazze'nin idaresiyle ilgili bazı alternatifler ortaya atıldığını ancak bunların başarı elde etmesinin mümkün olmadığını söyleyen Heniyye, "Gazze Filistinliler tarafından yönetilir. Hamas, Gazze'nin idaresinde tek söz sahibi olma konusunda ısrarcı değil ama biz Filistin halkının bir parçasıyız ve ortaklık temelinde ulusal birlik hükümeti kurabilir ve Gazze'nin yönetimi konusunda anlaşabiliriz. Bunlar ulusal meselelerdir. Gazze'de, Batı Şeria'da veya her ikisinde de Filistin'in durumunu ne işgalcilerin ne de başkasının düzenlemesine izin vermeyeceğiz." diye konuştu.

Heniyye, "Filistin iç siyasetinin düzenlenmesi için 2 aşamalı bir çağrı yaptık. Bunun ilk aşaması Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) tüm Filistinli grupları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinden oluşuyor. İkinci aşama ise Gazze'nin imarı ile Batı Şeria ve Gazze'deki kurumların tek çatı altında birleştirilmesini üstlenecek, devlet başkanlığı, yasama ve ulusal konsey seçimlerinin yapılmasını sağlayacak ulusal hükümetin kurulmasıdır." diye konuştu.

Gazze'nin Filistin'in ulusal bir parçası olduğunu söyleyen Heniyye, Gazze ve Batı Şeria'yı kapsayan ulusal uzlaşı hükümetinin, savaştan sonra Gazze'yi de yönetmesini beklediklerine işaret etti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan'la kapsamlı toplantı

Türkiye ziyaretinin Türkiye ile Filistin arasındaki tarihi ve seçkin ilişkiler bağlamında gerçekleştiğini kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanının katılımıyla yaklaşık 2 saat süren önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Heniyye toplantıda, başta İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve Filistin halkının, yedi aydan bu yana yaşadıklarıyla ilgili kapsamlı bir açıklama yaptıklarını, özellikle Filistin halkına karşı yürütülen soykırım, ateşkese varmak için devam eden müzakereler ve Hamas ile direniş gruplarının "Gazze'de kalıcı ateşkes, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamından çekilmesi, yerinden edilenlerin evlerine geri dönmesi, yeniden imar, ablukanın kaldırılması ve bir takas anlaşmasına varılması" yönündeki taleplerinde ısrarcı olduğunu Erdoğan'a ilettiklerini söyledi.

Hamas'ın müzakerelerde esneklik gösterirken İsrail'in uzlaşmaz bir tavır takındığını kaydeden Heniyye, müzakerelerin aksamasının ve başarısızlığının sorumluluğunun bu uzlaşmaz tavır olduğunu dile getirdi.

Heniyye, toplantıda, Türkiye'nin, Gazze'ye yönelik saldırıyı durdurmak için bölgesel ve uluslararası düzeyde yürüttüğü siyasi ve diplomatik çalışmalar, Refah Kapısı üzerinden Gazze'ye gönderdiği yardımlar ve Türkiye'nin son dönemde İsrail'le ticaret konusunda aldığı kararlarla ilgili de bilgi aldıklarını kaydetti.

Heniyye, toplantıda ayrıca, İsrail'de yaklaşmakta olan Hamursuz Bayramı münasebetiyle Mescid-i Aksa'yı bekleyen tehlikeyi, Batı Şeria, Kudüs ve Mescid-i Aksa'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdiklerini aktardı.

Heniyye'nin çocukları ve torunlarının öldürülmesi

Oğullarının ve torunlarının hayatını kaybettiği saldırıya da değinen Heniyye, bunun üç noktayı yansıttığını söyledi:

"Bunların başında düşmanın 7 ay boyunca askeri hedeflerine ulaşamaması, sivilleri, binlerce çocuğu, kadını ve yaşlıyı öldürmekten başka başarı elde edememesi geliyor. Dolayısıyla 3 oğlumun ve 5 torunumun katledildiği bayramda gerçekleştirilen katliam da bu kapsamda yer alıyor ve düşmanın başarısızlığını vurguluyor. İkinci boyutu da evime, evlatlarıma, torunlarıma kadar uzanan böyle bir katliamın, devam eden müzakerelerde taviz vermeleri konusunda hareketin lideri ve yönetimi üzerinde baskı oluşturacağını sanmaları ki bu yanıltıcıdır. Üçüncü olarak da oğullarım, Filistin halkının bir parçasıdır ve durumları Filistin halkının durumuyla aynıdır. İlk andan itibaren oğullarımın kanının Gazze'deki, Batı Şeria'daki, her yerdeki Filistin halkının evlatlarından daha değerli olmadığını söyledim."

Ayrıca Gazze, Batı Şeria veya yurt dışındaki bütün şehitlerin kendisinin evladı olduğuna işaret eden Heniyye, "Bu nedenle haklarda, yükümlülüklerde ve bedel ödemede eşitiz. Bunları metanet, kararlılık ve sarsılmaz irade ile kabul ediyoruz. Bedeli ne olursa olsun ve ne kadar fedakarlık gerekirse gereksin bu yolda ilerleyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Heniyye, "30'dan fazla şehirde şehit çocuklarım ve torunlarım için gıyabi cenaze namazı kılan Türk halkına teşekkürlerimi sunuyorum. Pakistan gibi diğer ülkelerde de bu durum, ümmetin birliğinin ve ümmetin duygularının birliğinin kanıtıdır." dedi.

İsrail'in Refah'a saldırı tehdidi

İsrail'in Refah tehditlerine ilişkin Heniyye, "Refah'a gelince Siyonist düşmanın (İsrail), Gazze'nin her noktasını, her yerini, her kasabasını, her şehrini işgal etme kararı aldığı çok açık, özellikle aylardır Refah konusunda bunu konuşuyorlar." ifadelerini kullandı.

Heniyye, ABD'nin İsrail'in Refah saldırısına ilişkin tutumunun aldatıcı olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

"ABD'nin tutumu, sivillerin zarar görmesini istemediğini söylese de aldatıcıdır, bu bir yanıltma operasyonudur. Gazze'de öldürülen tüm siviller, binlerce, on binlerce şehit ABD silahlarıyla, ABD roketleriyle, ABD'nin siyasi koruması altında öldürüldüler. ABD'nin BMGK'de ateşkes kararını veto etmesi ne anlama geliyor? Bu, ABD'nin Gazze'ye yönelik katliamların ve cinayetlerin sürdürülmesine tam koruma sağlaması, şemsiyesi altına alması anlamına geliyor. ABD'nin dün, Filistin Devleti'nin BM'ye tam üye olmasını veto etmesi neyi ifade ediyor? Bu, ABD'nin, İsrail'in tutumunu benimsediğini ve Filistin halkının haklarına karşı çıktığını ifade ediyor. Bu yüzden biz, bu tuzağa, ABD'liler ile İsrailliler arasındaki sözde vazife değişimi tuzağına düşmedik."

"Refah'a girilmesi Filistin halkımıza karşı büyük bir katliama yol açabilir"

Siyasi Büro Başkanı Heniyye, "Refah girilmemesi için uyarıda bulunuyoruz çünkü bu Filistin halkına karşı büyük bir katliama yol açabilir. Tüm kardeş ülkelere, Mısır'daki, Türkiye'deki kardeşlerimize, arabulucu olarak Katar'daki kardeşlerimize ve Avrupa ülkelerine, hem (İsrail) saldırganlığı dizginlemek ve Refah'a girilmesine engel olmak için hem de Gazze Şeridi'nden (İsrail ordusunun) tamamen çekilmesi ve Gazze'ye yönelik saldırıların sona ermesi için harekete geçme çağrısında bulunuyorum." şeklinde konuştu.

Heniyye, Filistin halkının direnişine vurgu yaparak, "Ancak, eğer Siyonist düşman Refah'a giderse Filistin halkımız da beyaz bayrak kaldırmayacaktır. Refah'taki direnişçiler de kendilerini savunmaya ve halkına yönelik saldırılara karşı koymaya hazırdır." ifadelerini kullandı.

İsrail'le müzakereler

Başından beri Filistin halkına yönelik saldırıların durdurulmasını istediklerini ve bunun öncelikleri olduğunu kaydeden Heniyye, "Biz bu nedenle müzakerede bulunmayı kabul ettik ancak bu müzakereleri 'kalıcı bir ateşkes, askerlerin tamamen geri çekilmesi ve yerinden edilenlerin geri dönmesi ve esir takası anlaşmasıyla' sonuçlanması şartıyla kabul ettik." dedi.

İsrail'in, şu ana kadar yapılan tüm oturumlara ve arabulucular aracılığıyla sunulan onlarca belgeye rağmen Gazze'de ateşkesi kabul etmediğini vurgulayan Heniyye, "Onun tek isteği, esirleri geri almak ve sonrasında Gazze'deki savaşı yeniden başlatmak ve bunun olması mümkün değil. İsrail ordusunun Gazze'den tamamen çekilmesi gerekiyor. Yerinden edilenlerin Gazze'nin kuzeyine dönmesini de istemiyor. Sınırlı sayıda ve kademeli olarak geri dönüşü kabul ediyor. Bu da yapılamaz. 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria ve Gazze'den 14 bine yakın Filistinliyi tutukladığı bir dönemde, takas konusunda çok basit rakamlar ortaya koyuyor. Anlaşmaya varılmasını engelleyen İsrail ve onun görüşünü benimseyen ve hiç bir şekilde baskı uygulamayan ABD'dir. İsrail, bu talepleri kabul ettiği anda biz de mutlaka anlaşmayı imzalamaya hazır olacağız." diye konuştu.

İsrail'in Gazze'de işlediği suçlar

Heniyye, İsrail'in, 7 Ekim'den bu yana, önce Gazze'ye havadan yoğun bir şekilde saldırdığını, ardından karadan girdiğini, üçüncü aşama olarak da seçerek adam öldürmeye dayalı bir strateji benimsediğini, aynı zamanda askeri ve insani abluka uyguladığını; hastaneleri, okulları, altyapıyı, fırınları, eczaneleri, fabrikaları yok ettiğini dile getirdi.

"Heniyye, 5 ayı aşkın bir süre Gazze'ye hiç bir şey girmedi. Halkın iradesini kırmak ve kuzeyden güneye göç etmeleri için baskı yapmak amacıyla açlık silah olarak kullanıldı. Gerek şehit ve yaralı sayısı , gerekse enkaz altında kalanlar açısından çok zor bir durum söz konusu. Enkaz altında binlerce şehit var. Her gün yeni toplu mezarlar keşfediyoruz. İşkenceler, idamlar, cezaevlerinde işlenen suçlar... İsrail, Birleşmiş Milletler'in ve UNRWA'nın bile çalışmasına izin vermiyor, UNRWA'yı kapatmak istiyor." dedi.

Anlaşmaya varmak için Gazze'ye günde en az 500 tırın girmesi, hastanelerin, fırınların, altyapının, barınma merkezlerinin yeniden inşasının şart olduğunu kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı toplantıda bu konuları görüştüklerini dile getirdi.

Gazze'deki savaşın diğer cephelere yansıması

Gazze'deki direnişin halen istikrarlı ve kararlı mücadelesinden de bahseden Heniyye, şunları kaydetti:

"Savaşın her alanında işgale karşı direniş, savunma planları ve saldırı planları ile çeşitli şekillerde mücadele etmektir. (Direnişin) saha koşulları ve güvenlik gelişmeleriyle baş etme yeteneği yüksektir. Bu direniş, Allah'tan sonra halkımızın ve Gazze'deki bu halkın sinesinden aldığı güçlü ve boyun eğmez bir iradesi olduğunu kanıtlamıştır."

Gazze topraklarındaki direnişin Filistin halkını savunmaya devam edecek konumda olduğunu vurgulayan Heniyye, "Düşman bu silahı, bu bayrağı, bu iradeyi, direnme azmini ve bu kararlılığı kıramayacaktır." ifadelerini kullandı.

Bunun Batı Şeria'daki Filistin halkı için de geçerli olduğuna işaret eden Heniyye, "Batı Şeria'nın farklı bölgelerindeki çatışmalarda sürekli yenilenen direnişe tanık oluyoruz ve aynı şekilde Lübnan'da da direniş cepheleri var." şeklinde konuştu.

Heniyye, "Siyonist düşman savaşında Gazze Şeridi'ne odaklanmak istiyordu. Ama Filistin'deki direniş grupları ile bu mücadelenin ve savaşın bir parçası haline gelen Lübnan'daki direniş güçleri arasındaki bu kaynaşma sayesinde bunu başaramadı. Nitekim Lübnan'ın güneyinde, işgal devleti İsrail ile Lübnan'daki İslami direniş (Hizbullah) ve Filistin direniş grupları arasında da neredeyse benzer bir savaş yaşanıyor." ifadesini kullandı.

Aynı şekilde Yemen'in de Kızıldeniz'de İsrail'e giden gemilere yönelik ciddi bir baskı oluşturduğunu kaydeden Heniyye, "Bunun İsrail ekonomisine ve onunla iş yapan şirketlerin ve gemilerin ekonomisine öyle ya da böyle çok net etkileri oluyor." dedi.

İran ile İsrail arasındaki saldırılara da değinen Heniyye, çatışmanın Lübnan, Irak, Yemen ve Suriye'ye, ardından İran'a sıçradığını ve bölgede gittikçe yayıldığını, tüm bunların İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ve soykırımına devam etmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Heniyye, Gazze'ye saldırılar sona erince söz konusu diğer bölgelerde de sükunetin hakim olacağını öngördüğüne işaret etti.

İsrail'in Suriye'deki İran büyükelçiliğine saldırısı sonrası yaşanan gelişmelerden İsrail'i sorumlu tutan Heniyye, şunları kaydetti:

"Herkes, İran'ın egemenliğini doğrudan etkileyen bu saldırı karşısında sessiz kalmayacağını tahmin ediyordu. Bu durum, işgalci İsrail'in, İran'ın daha önce gündeme getirdiği 'stratejik sabır' siyasetini belki anladığını belki de yanlış anladığını gösteriyor. Herkes, İran'ın bir karşılık vermesini bekliyordu. Ancak bu karşılık ve onun hacminin, boyutunun, kapsamının nasıl olacağı İran'a kalmış bir durum."

"Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor"

İran-İsrail gerilimine ilişkin Heniyye, "Tüm bunlar iki şeye işaret ediyor. Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor aksine bölgesel bir savaş olması için çerçevesini genişletmek istiyor. Aynı şekilde ABD'lilerin de herhangi bir cephede özellikle İran'a karşı savaşın bir parçası veya İsrail'e hizmet eden askeri kanat olmalarını istiyor." yorumunu yaptı.

Heniyye, "Bu gerginliğin ve bölgesel kızışmanın sorumlusu, halkımızın haklarını inkar etmeyi, halkımıza, kutsallarımıza başta Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere, Müslümanların ve Hristiyanların kutsallarına saldırmayı sürdüren, Gazze'de soykırım savaşını devam ettiren (İsrail) Siyonist düşmandır." dedi.

"Siyonistlerin geçmişten bu yana Aksa üzerinde emelleri var"

Siyonistler ve radikal Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde geçmişten bu yana emelleri olduğunu söyleyen Heniyye, "Biz 1969'da Mescid-i Aksa'nın yakıldığını gördük. Ardından saldırılar, katliamlar, baskınlar, Aksa'nın statüsnü değiştirme çabaları, sonra Aksa'nın zaman ve mekan olarak bölünme çabaları ve Aksa'da kurban kesme planları geldi." dedi.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümetinin, Kudüs mücadelesini, dolayısıyla Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'da tarihi, kültürel, fikri İslami izleri değiştirmeyi öncelikleri arasına koyduğunu söyleyen Heniyye, "Son günlerde İsrailli bakan ve dini mercilerin Yahudi bayramında Mescid-i Aksa'da kurban kesme çağrılarını duyuyoruz. Mescid-i Aksa'da kurban kesecekler için ödül belirlediler. Bu Aksa'nın kutsallığına saygısızlıktır." ifadelerini kullandı.

Heniyye, bu nedenle Kudüs, Batı Şeria'da ve 1948 topraklarında yaşayan tüm Filistinliler ile İslam ümmetine Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'yı korumak için harekete geçme çağrısında bulundu.

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kasam Tugayları'nın İsrail'in Mescid-i Aksa'ya karşı ihlallerine karşı başlattığı Aksa Tufanı saldırılarına değinen Heniyye, "Aksa Tufanı, Mescid-i Aksa için Kudüs için Filistin'de ve özellikle Aksa'daki ümmetin kutsalları için başladı. Ümmetin de bunların boşa gitmesine izin vermemesi gerek. Bunlar Müslümanların peygamberlerinden mirasıdır, Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde uzaktan yakından hakkı yoktur." dedi.

İsrail bu sefer cezasız kalmamalı

Güney Afrika'nın, Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine dava açmasına değinen Heniyye, "İsrail aleyhine dava açan ve Nekbe'den bu yana ilk kez işgal devletini ve işgalci liderleri Adalet Divanı'na getiren Güney Afrika'ya selam göndermek istiyorum. Bunu çok önemli bir adım olarak görüyoruz. UAD'nin Gazze'deki katliamın durması, Gazze'ye gerekli insani yardımların girişinin sağlanması ve İsrailli yetkililerin, Filistin halkına karşı savaş suçlusu, Holokost suçlusu ve katliam suçlusu olarak adaletin önüne çıkması ve cezasız kalmamaları için adımlarına devam etmesi gerekli." diye konuştu.

Heniyye, "İsrail yıllardır katliamlar yapıyor ve katliamları cezasız kalıyor. Bu vahşi katliamlar, suçlar ve suikastlar karşısında bu sefer İsrail cezasız kalmamalı." ifadelerini kullandı.

"İsrail, medya karartması uyguluyor"

Gazze konusunda medyanın tutumunu değerlendiren Heniyye, Türk, Arap ve global medyada Gazze'de yaşananlar konusunda iyi bir ilgi ve destek olduğunu söyledi.

Heniyye, İsrail'in büyük bir medya karartması uyguladığına, Gazze'de işlediği suçlar ve vahşetin boyutu dünya kamuoyunda gözler önüne serilmesin diye bölgeye yabancı basın mensuplarının girişini engellediğine dikkati çekti.

Heniyye, Türk medyasına ve Türkiye dışındaki basına İsrail'in suçlarını gözler önüne sermeyi sürdürme, Gazze'de yaşanan insani dramın boyutlarını aktarma ve İsrail'in medya karartmasını kırma çağrısında bulundu.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul'daki görüşmenin ardından AA'ya özel açıklamalarda bulunarak, 7 Ekim'den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.

Bahar alerjisinden kurtulmak için bunları yapın!


 
Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Bu dönemde artan polen ve çevresel etkenler, çocuklarda alerjik şikâyetlerin belirgin şekilde artmasına neden olabiliyor.

10.04.2026 07:20:00
MURAT ÇORBACI
Bahar alerjisinden kurtulmak için bunları yapın!
Bahar alerjisinden kurtulmak için bunları yapın!

Çocuklarda en sık burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler görülüyor. Bu tablo, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen "mevsimsel alerjik rinit"ten kaynaklanabiliyor. Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar alerjisinin sadece polenlerden ibaret olmadığını belirterek, "Küf sporları, ev içi alerjenler, böcek sokmaları ve güneş maruziyeti de alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Bahar aylarında artan bitki ve böcek temasının yanı sıra güneşe maruz kalmak, bazı çocuklarda ciltte kaşıntılı döküntüler, kızarıklık ve kabarıklık şeklinde alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle, bahar aylarında çocuklarda oluşan şikayetlerin doğru değerlendirilmesi ve gerektiğinde bir uzmana başvurulması son derece önemlidir" dedi.  Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar mevsiminde çocuklarda alerjiyi tetikleyen etkenleri anlattı.

1. Polenler: Ağaç, çim ve yabani ot polenleri bahar alerjilerinin en yaygın nedenini oluşturuyor. Polenin yoğun olduğu sabah erken saatlerde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkarmayın; mecbursanız kısa süre kalın.

2. Küf sporları: Bahar aylarında sıcaklıkların artması, yağışların çoğalması, kıştan kalan ve çürüyen bitki atıkları nedeniyle küf sporları belirgin şekilde artıyor. Evinizi iyi havalandırın, odalardaki nemi yüze 50'nin altında tutun ve su sızıntılarını giderin.

3. Evcil hayvan tüyleri: Havanın ısınmasıyla birlikte birçok evcil hayvan kışlık tüylerini döküyor; bu da ev ortamındaki alerjen miktarını artırıyor. Evcil hayvanları düzenli tarayın ve tüylerini toplayın. Ellerini sık yıkayın ve evcil hayvanlarla temastan sonra yüzüne dokunmamasına özen gösterin.

4. Toz akarları: Toz akarları yıl boyunca evde bulunuyor, ancak bahar temizliği sırasında havaya karışan toz alerji belirtilerini artırabiliyor. Halı, perde ve koltukları sık süpürün; HEPA filtreli süpürge kullanın.

5. Temizlik ürünleri: Bahar temizliği sırasında kullanılan bazı kimyasal temizlik ürünleri de alerjiyi tetikleyebiliyor. Mümkünse doğal, kimyasal içermeyen temizlik ürünleri kullanın.

6. Böcek ısırıkları ve sokmaları: Bahar ve yaz aylarında artan arı, sivrisinek ve diğer böcek sokmaları bazı çocuklarda alerjik reaksiyonlar oluşturabiliyor. Böcek yoğunluğu olan alanlarda uzun süre kalmamasına özen gösterin. Açık havada uzun kollu giysiler ve kapalı ayakkabılar tercih edin.

7. Güneş ışınları: Genellikle ilkbahar veya yaz başında açık havada zaman geçirdikten sonra güneşe maruz kalan bölgelerde ciltte kızarıklık, kaşıntı ve farklı görünümlerde lezyonlar oluşabiliyor. Bu durum çocuklarda rahatsızlık oluşturabiliyor ve yaşam kalitesini düşürebiliyor.

İBB davasının 19. duruşması sona erdi

92'si tutuklu 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 19. duruşmasında, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan'ın savunması alınmaya başlandı

09.04.2026 19:36:00
AA
İBB davasının 19. duruşması sona erdi
İBB davasının 19. duruşması sona erdi

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Melih Geçek'in avukatının beyanı alındı.

Daha sonra söz alan duruşma savcısı, davanın tutuksuz sanıklarından İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner hakkında, iddianamedeki 13. eylemde bulunan "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin, "kişisel verilerin kaydedilmesi" ve "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etti.

Daha sonra sanık kürsüsüne gelen Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan, kimlik tespitinde, iletişimci olduğunu ama bu davada siyasi danışman olarak yargılandığını belirtti.

Özkan, 387 gündür bugünü beklediğini, ilk defa kendisini ifade edecek bir ortamda olduğunu kaydederek, "Sabrınızı talep ediyorum. 387 gündür suçsuz, günahsız, delilsiz ve ispatsız şekilde bugünü bekliyorum. Soruşturmaya 826 kişiyi dahil edilmiş. 407 kişi iddianameye girmiş. Bu 407 kişiden sadece 37 kişiyi tanıyorum. 37 kişiden 3'ünü gazeteci olduğum için, 5'ini seçilmiş siyasetçi olduğu için, 6 kişiyi ise iş dünyasından. Geriye 23 kişi kalıyor, İBB'deler. Geri kalan kimseyi tanımıyorum, hayatımda görmedim." savunmasını yaptı.

İddianamede kendisine "suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak", "rüşvete aracılık etmek" ve "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçlarının isnat edildiğini belirten Özkan, şunları kaydetti:

"Benim İBB'de herhangi bir titrim, unvanım, sorumluluğum yok. Beylikdüzü'nde de İBB iştiraklerinde de olmadı. İBB'nin ya da iştiraklerinin tek bir ihalesine girmişliğim yok. Yaptığım yegane iş Sayın Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasına dışarıdan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediyesi ile İBB seçim kampanyalarını yürüttüm. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı için partisinin içinde yarışa girdi. O kampanyanın hazırlıklarına başlamıştık. Arkasından başımıza geleni biliyorsunuz. Bütün bu çalıştığım süre boyunca yaptığım işi CHP'ye yaptım."

Kendisi hakkında "casusluk" davası açıldığını belirten Özkan, 11 Mayıs'ta bu konuyla ilgili hakim karşısına çıkacağını söyledi.

Özkan, "İddianameden şunu anlıyoruz, Ekrem İmamoğlu 2014 yılında örgüt kurmuş. Böyle bir örgütün olabilmesi için organik bağların somut delille kanıtlanması lazım. Bana soruşturmanın hiçbir aşamasında örgüte üye olmakla ilgili tek bir soru sorulmadı." ifadelerini kullandı.

Necati Özkan, üzerine atılı "örgüt üyeliği" suçlamasını reddetti.

Duruşma, Özkan'ın savunmasının alınmasına devam edilmek üzere 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi. 

D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var


 
 
Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi.

09.04.2026 18:02:00
Haber Merkezi/AA
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var

Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi. İrlanda'daki Galway Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası çalışmada, D vitamini düzeylerinin beyin sağlığı üzerinde sanılandan daha önemli rol oynayabileceği vurgulandı.

Araştırma kapsamında, ortalama 39 yaşında ve demans belirtisi bulunmayan 793 yetişkinin kanındaki D vitamini değerleri ölçüldü. Yaklaşık 16 yıl sonra katılımcıların beyin taramaları yapılarak Alzheimer ile ilişkili tau ve amiloid beta protein düzeyleri incelendi.

Çalışmada, orta yaşta daha yüksek D vitamini seviyelerine sahip bireylerde, ilerleyen yıllarda Alzheimer ile bağlantılı biyobelirteçlerin daha düşük düzeylerde görülebileceği belirlendi. Araştırmanın yazarlarından Martin David Mulligan, yüksek D vitamini seviyelerinin beyinde tau birikimine karşı koruyucu olabileceğine işaret etti. En etkili D vitamini kaynağı ise güneş...

Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti

Bursa Büyükşehir Belediyesi, AK Parti'ye geçti. AK Parti'nin adayı Şahin Biba, bugün yapılan başkanvekili seçiminde 61 oy alarak göreve seçildi

09.04.2026 14:05:00
Haber Merkezi
Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti
Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Mustafa Bozbey, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ile "rüşvet alma" suçlamaları kapsamında tutuklanmış ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. Bu gelişme üzerine Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, bugün olağanüstü toplantıyla başkanvekili seçimine gitti.

Seçimde AK Parti, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Şahin Biba'yı aday gösterdi. CHP grubunun aday çıkarmama ve protesto kararı nedeniyle oylama ağırlıklı olarak AK Parti grubunun katılımıyla gerçekleşti. Biba, meclis aritmetiğinde Cumhur İttifakı'nın çoğunluğu sayesinde başkanvekili seçildi.

Böylece, 47 yıl aradan sonra CHP'ye geçen Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimi yeniden AK Parti'ye geçmiş oldu. Seçilen başkanvekili, Mustafa Bozbey'in hukuki süreci sonuçlanana kadar görevini vekaleten yürütecek. Seçim öncesi geçici olarak Vali Yardımcısı Hulusi Doğan belediye işlerini yürütüyordu.

Şahin Biba kimdir?

Şahin Biba, mimarlık kökenli bir isim. Uzun yıllardır Bursa yerel siyasetinde aktif rol alıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde meclis çalışmaları, grup sözcülüğü ve İmar ve Bayındırlık Komisyonu Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. AK Parti teşkilatlarında da çeşitli kademelerde yer aldı. Yerel yönetim tecrübesiyle tanınan Biba'nın adaylığı, Ankara'daki görüşmeler sonrası netleşti.

Eski eş dehşet saçtı

Nevşehir'de cezaevinden kısa süre önce çıktığı öğrenilen bir şahıs, iddiaya göre eski eşinin birlikte yaşadığı kişiyi başına taşla vurarak yaralarken o anlar da apartmanın güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı

09.04.2026 13:37:00
İhlas Haber Ajansı
Eski eş dehşet saçtı
Eski eş dehşet saçtı
Olay, 2000 Evler Mahallesi Mustafa Paslanmaz Caddesi üzerinde bulunan bir apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, B.C. ayrıldığı eski eşi D. C. ile imam nikahlı olarak birlikte yaşayan A.B.'nin bulunduğu adrese gelerek A.B ile tartışmaya başladı. Tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine B.C., A.B.'ye önce yumrukla daha sonra da parke taşıyla saldırarak başından yaraladı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan A. B., hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayın ardından kaçan şüpheli B. C.'nin yakalanması için polis ekipleri çalışma başlatıldı.

Uzaklaştırma kararı olan B.C. yapılan çalışmalar sonucunda Yozgat ilinde gözaltına alınarak Nevşehir Emniyet Müdürlüğüne getirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından Adli Makamlara sevk edilen B.C. "Kasten adam öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklandı.

Öte yandan, saldırı anı da apartmanın güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.

Uşak'taki soruşturma Bornova'ya sıçradı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "rüşvet", "irtikap" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'la ilişkili olduğu iddia edilen kişinin, İzmir Bornova Belediyesinde işe alınmasıyla ilgili soruşturmada aralarında Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki'nin de bulunduğu 4 kişi gözaltına alındı

09.04.2026 12:10:00
Haber Merkezi
Uşak'taki soruşturma Bornova'ya sıçradı
Uşak'taki soruşturma Bornova'ya sıçradı
"Rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma" suçlarından tutuklanan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın sevgilisine iş veren Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve beraberinde 3 kişi, "Nitelikli Dolandırıcılık" ve "Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarından gözaltına alındı.  

Uşak Belediyesi'ne yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, İzmir Bornova Belediyesi'nde "Sevgili kontenjanı" üzerinde işe alınan 'Aslıhan Aksoy' isimli kişinin burada fiilen çalışmadan maaş aldığı iddiaları üzerine 1 Nisan'da adli süreç başlatılmıştı.

Bornova Belediyesi'nde Aslıhan Aksoy'un "bankamatik memuru olarak çalıştırıldığına ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, 22 Eylül 2025 tarihinde Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi olarak SGK kaydı bulunduğu ancak fiilen görev yapmadığı belirlendi.

SGK Uzmanlık Raporu doğrultusunda Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ile birlikte Bornova Belediyesinde Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi A.A, Bornova Belediyesi Personel A.Ş Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Müdürü P.K, Bornova Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür V. İ.A,'in SGK Uzmanlık Raporunda sorumluluğu bulundukları tespit edildi. Şüpheliler, "Nitelikli Dolandırıcılık" ve "Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltına alındı.

Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu

İzmir'de yılın ilk çeyreğinde etkili olan yoğun yağışlar, kentin en büyük içme suyu kaynağı Tahtalı Barajı'nda doluluk oranını yüzde 52,30 seviyesine taşıdı. Daha bir kaç ay önce hayvanların otladığı alanda, barajın simgesi haline gelen eski minarenin çevresi yine suyla doldu. Artan yağış grafiğiyle birlikte il genelindeki diğer barajların da su seviyelerinde belirgin bir yükseliş kaydedildi

09.04.2026 10:24:00 / Güncelleme: 09.04.2026 10:32:35
İhlas Haber Ajansı
Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu
Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu
Yılın ilk çeyreğinde kente düşen yağışlar barajların su seviyesini hızla yükseltti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre; ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram, şubatta 300,3 kilogram ve gayriresmi verilere göre mart ayında 74 kilogram yağış düştü. Yılın ilk üç ayında metrekareye düşen toplam yağış miktarı 598 kilograma ulaştı. Şehir merkezinde 2025 yılının tamamında metrekareye toplam 432,1 kilogram yağış düşerken, bu yıl sadece ilk çeyrekte geçen yılın toplamı geride bırakıldı. Bu dönemdeki yağışların etkisiyle, kentin içme suyu ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Tahtalı Barajı'nda su seviyesi hızla toparlandı. Geçtiğimiz yılın sonunda doluluk oranı yüzde 0,13'e kadar gerileyerek kuruma noktasına gelen Tahtalı Barajı'nda su seviyesi toparlanarak yüzde 52,30'a ulaştı.

"Gördes ve diğer barajlarda doluluk arttı"

Yılın ilk çeyreğindeki yağışlar, kentteki diğer su kaynaklarının seviyelerini de yukarı taşıdı. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi verilerine göre geçtiğimiz yılın sonu ve ocak ayı başlarında doluluk oranı yüzde 0,42'ye kadar gerileyerek kuruma noktasına gelen Gördes Barajı'nda su seviyesi yüzde 39,57'ye çıktı. Balçova ve Ürkmez barajlarında doluluk oranı yüzde 100 seviyelerine yaklaştı. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı'nda ise doluluk yüzde 82,38 olarak belirlendi. Geçen yıla kıyasla ilk çeyrek itibarıyla İzmir barajlarının tamamında yüz güldüren bir artış yaşandı.

"Önümüzdeki yedi sekiz yıl ortalamanın üzerinde olacak"

Kurak yılların ardından şiddetli yağışların geldiğini ve önümüzdeki on yıllık sürecin büyük kısmında yağışların ortalamanın üzerinde seyredeceğini belirten Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Çok kurak yılları mutlaka çok yağışlı yıllar takip eder. 2024-2025 dönemi gerçekten müthiş kuraktı. 2026'ya geldiğimizde ise daha önce belirttiğimiz gibi bol yağışlı ve selli geçme ihtimali yüksek bir yıl olarak rekorlar kırıldı. Gerçekten son 80 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. 4 Nisan itibarıyla nisan ortalamalarını geçtik, olağanüstü bir yağış var. Bütün toprak iyice doydu ve suların tamamı barajlara gelerek buraları doldurdu. Bundan sonra önümüzdeki 10 yıllık sürecin yedi sekiz yılı yağışlar açısından ortalamanın üzerinde olacaktır. Bu nedenle artık barajlarda su sorunumuz kalmayacaktır ancak 2036'dan sonra bu barajlar yine tamamen boşalacaktır. Asıl sorun, bu barajlar boşalmadan önlemleri alabilmektir. Mümkün olduğunca yeraltı barajları yapmalıyız. Türkiye'de kişi başı su potansiyeli 1300 metreküpken, İzmir'de bu oran 600 metreküp seviyesindedir. Yaklaşık 12-13 yıldır gündemde olan ancak henüz yapılmayan Düvertepe Barajı gibi projelere ağırlık verilmeli, olabilecek her yere baraj yapılmalıdır. Barajların tamamen sıfırlandığı çok şiddetli kurak yıllar dışında yeraltı sularını kesinlikle kullanmamalıyız." ifadelerini kullandı.

"Suyu bilimsel olarak kullanmalıyız"

Arıtma tesislerinden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesi gerektiğinin ve taban sularının doğal bir şekilde çok yükseldiğinin altını çizen Yaşar, "Yağışlar henüz en üst akiferlere inmedi, oralara ulaşması çok uzun yıllar alacaktır. Ancak taban suları çok yükseldi ve İzmir'de binaların bodrumlarından su fışkırmaya başladı. Bu doğal bir durum çünkü son 80 yılın en olağanüstü yağışını aldık. Temel mesele suyu dikkatli ve bilimsel olarak kullanmaktır. Bilimle hareket edersek hiçbir sorunumuz kalmaz. Arıtmadan çıkan suyu tarıma kazandırmalı ve yapılabilecek her alana bol bol baraj inşa etmeliyiz. Örneğin, tabanı onarılan Gördes Barajı'nda doluluk oranı yüzde 40'lara yaklaştı. Gördes, Tahtalı'dan yüzde 50 daha büyük, devasa bir barajdır. Gördes ve Tahtalı barajlarını dikkatli bir şekilde yönetir ve Çiğli Arıtma'dan çıkan suyu da sisteme dâhil edersek İzmir'in hiçbir su sorunu kalmayacaktır" dedi.

Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak gözaltına alındı

08.04.2026 14:50:00 / Güncelleme: 08.04.2026 15:25:33
Haber Merkezi
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "borsa manipülasyonu" ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla soruşturma başlatıldı.

Jandarma ekipleri tarafından evinde gerçekleştirilen operasyonun ardından Başak, sorgulanmak üzere emniyete götürüldüğü belirtildi.

Başak'ın bugün Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilmesi bekleniyor.

Soruşturmanın ayrıntılarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

Beşiktaş'ta, İsraiil İstanbul Başkonsolosluğu önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltına alınanların sayısı 11 oldu

08.04.2026 14:05:00 / Güncelleme: 08.04.2026 14:40:13
AA / İHA
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Levent Mahallesi Cömert Sokak'ta Yapı Kredi Plaza önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, soruşturma kapsamında İstanbul, Kocaeli ve Konya'da belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda 5 şüpheli daha yakalandı.

Devam eden çalışmalarda, 1 şüpheli daha gözaltına alındı.

Hastanede tedavileri devam eden teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ile dün yakalanan 3 şüpheliyle gözaltına alınanların sayısı 11 oldu.

Şüphelilerden 9'unun İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri sürerken, 2 teröristin tedavilerinin ardından emniyete götürüleceği öğrenildi.

Teröristler olay yerinde keşif yapmış

Polis ekiplerinin çalışmasında, teröristlerin daha önceden olay yerinde keşif yaptığı belirlendi.

Teröristlerden Onur Çelik'in eşinin de ifadesi alındı. Kadının ifadesinde, eşine saldırıyı yapmaması yönünde telkinde bulunduğunu söylediği öğrenildi.

Dünkü saldırıda teröristlerden Yunus Emre Sarman, polislerle yaşanan çatışmada öldürülerek etkisiz hale getirilmişti.

Teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ise yaralı olarak ele geçirilmişti.

Levent'teki saldırganların fotoğrafları ortaya çıktı

Beşiktaş Levent'te teröristlerle polis ekipleri arasında çatışma çıkmış, olayda 2 polis yaralanırken, 3 saldırgandan 1'i ölü, 2'si ise yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti.



Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürdürülürken, teröristler Yunus Emre S., Enes Ç., Onur Ç.,'nin fotoğrafları ortaya çıktı.

Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı

Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 4 DEAŞ terör örgütü mensubu mahkemece tutuklandı.

08.04.2026 11:11:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı
Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı
Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 4 DEAŞ terör örgütü mensubu mahkemece tutuklandı.



Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince DEAŞ terör örgütü faaliyetlerinin tespit ve deşifre edilmesine yönelik çalışmalar aralıksız sürüyor.

Yürütülen koordineli çalışmalar neticesinde; DEAŞ terör örgütü içerisinde silahlı faaliyetlerde bulundukları ve çatışma bölgeleriyle bağlantılı oldukları yönünde haklarında bilgiler bulunan 4 şahıs, 3 Nisan günü Erzin ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı.

Şahıslar çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine sevk edildiler.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.