logo
09 NİSAN 2026

Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor

Erdoğan'ın Kuvay-i Milliye benzetmesinden memnun olduğunu söyleyen Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye, Erdoğan'la yaptığı görüşmeye dair de açıklamalarda bulundu.

21.04.2024 08:22:00 / Güncelleme: 21.04.2024 08:31:03
Anadolu Ajansı
Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor
Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor
Hamas'ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin davasına verdiği destekten övgüyle bahsederek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." dedi.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul'daki görüşmenin ardından AA'ya özel açıklamalarda bulundu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." ifadesini kullanan Heniyye, "Hamas, topraklarımızı, kutsal değerlerimizi ve halkımızı tarihi işgalden kurtarmak için direnen bir harekettir." dedi.

Bölgesel ve İslami konumuyla Türkiye'nin Filistin davasıyla tarihi bağları olduğunu, Erdoğan'ın Hamas ve Gazze ile Filistin davası konusundaki açıklamasının, Filistin davasını kendi davası olarak gören, Gazze'yi insani açıdan ele alan ve zulme karşı duran Türk halkının vicdanını yansıttığını söyleyen Heniyye, ABD desteğiyle ayakta kalan Siyonistlerin saldırılarının durması için her türlü çabanın birleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk halkının Filistin davasına karşı fikri, tarihi ve siyasi tutumundan övgüyle bahseden Heniyye, "Erdoğan'ın BM'de Filistin haritasını kaldırıp topraklarımızın nasıl işgal edildiğini açıklayarak Şimon Peres'e verdiği karşılığı halen hatırlıyoruz." diye konuştu.

Filistin'in hakkının savunulmasını daima gururla takip ettiklerini söyleyen Heniyye, "Türkiye'nin bölgedeki konumunu, bölgesel ve uluslararası siyasetini, Filistin davasına ve Gazze'ye tutumunu önemle yakından izliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Türk halkının Gazze'deki ablukanın kalkması için Mavi Marmara'da nasıl şehit verdiklerini hâlen hatırlıyoruz." diyen Heniyye, Türkiye'nin Filistin davası ve Gazze ablukası konusunda tek tutum sergilediğini ekledi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmemizde İsrail ile ticari kısıtlamalar konusunda alınan kararları ve bu kararların ticari hareketliliğe etkilerini dinledik." ifadelerini kullanan Heniyye, "Bu, Gazze'ye saldırılarında kadın, çocuk, yaşlı Filistin halkının kanını akıtan, büyük katliamlar için Refah'a kara saldırıları tehdidinde bulunan, başta Mescid-i Aksa olmak üzere özellikle Kudüs'te Müslümanların kutsallarını hiçe sayan Siyonist düşmanlara karşı atılmış önemli bir adım." şeklinde konuştu.

Heniyye, 7 Ekim'den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.

Gazze'nin idaresiyle ilgili bazı alternatifler ortaya atıldığını ancak bunların başarı elde etmesinin mümkün olmadığını söyleyen Heniyye, "Gazze Filistinliler tarafından yönetilir. Hamas, Gazze'nin idaresinde tek söz sahibi olma konusunda ısrarcı değil ama biz Filistin halkının bir parçasıyız ve ortaklık temelinde ulusal birlik hükümeti kurabilir ve Gazze'nin yönetimi konusunda anlaşabiliriz. Bunlar ulusal meselelerdir. Gazze'de, Batı Şeria'da veya her ikisinde de Filistin'in durumunu ne işgalcilerin ne de başkasının düzenlemesine izin vermeyeceğiz." diye konuştu.

Heniyye, "Filistin iç siyasetinin düzenlenmesi için 2 aşamalı bir çağrı yaptık. Bunun ilk aşaması Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) tüm Filistinli grupları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinden oluşuyor. İkinci aşama ise Gazze'nin imarı ile Batı Şeria ve Gazze'deki kurumların tek çatı altında birleştirilmesini üstlenecek, devlet başkanlığı, yasama ve ulusal konsey seçimlerinin yapılmasını sağlayacak ulusal hükümetin kurulmasıdır." diye konuştu.

Gazze'nin Filistin'in ulusal bir parçası olduğunu söyleyen Heniyye, Gazze ve Batı Şeria'yı kapsayan ulusal uzlaşı hükümetinin, savaştan sonra Gazze'yi de yönetmesini beklediklerine işaret etti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan'la kapsamlı toplantı

Türkiye ziyaretinin Türkiye ile Filistin arasındaki tarihi ve seçkin ilişkiler bağlamında gerçekleştiğini kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanının katılımıyla yaklaşık 2 saat süren önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Heniyye toplantıda, başta İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve Filistin halkının, yedi aydan bu yana yaşadıklarıyla ilgili kapsamlı bir açıklama yaptıklarını, özellikle Filistin halkına karşı yürütülen soykırım, ateşkese varmak için devam eden müzakereler ve Hamas ile direniş gruplarının "Gazze'de kalıcı ateşkes, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamından çekilmesi, yerinden edilenlerin evlerine geri dönmesi, yeniden imar, ablukanın kaldırılması ve bir takas anlaşmasına varılması" yönündeki taleplerinde ısrarcı olduğunu Erdoğan'a ilettiklerini söyledi.

Hamas'ın müzakerelerde esneklik gösterirken İsrail'in uzlaşmaz bir tavır takındığını kaydeden Heniyye, müzakerelerin aksamasının ve başarısızlığının sorumluluğunun bu uzlaşmaz tavır olduğunu dile getirdi.

Heniyye, toplantıda, Türkiye'nin, Gazze'ye yönelik saldırıyı durdurmak için bölgesel ve uluslararası düzeyde yürüttüğü siyasi ve diplomatik çalışmalar, Refah Kapısı üzerinden Gazze'ye gönderdiği yardımlar ve Türkiye'nin son dönemde İsrail'le ticaret konusunda aldığı kararlarla ilgili de bilgi aldıklarını kaydetti.

Heniyye, toplantıda ayrıca, İsrail'de yaklaşmakta olan Hamursuz Bayramı münasebetiyle Mescid-i Aksa'yı bekleyen tehlikeyi, Batı Şeria, Kudüs ve Mescid-i Aksa'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdiklerini aktardı.

Heniyye'nin çocukları ve torunlarının öldürülmesi

Oğullarının ve torunlarının hayatını kaybettiği saldırıya da değinen Heniyye, bunun üç noktayı yansıttığını söyledi:

"Bunların başında düşmanın 7 ay boyunca askeri hedeflerine ulaşamaması, sivilleri, binlerce çocuğu, kadını ve yaşlıyı öldürmekten başka başarı elde edememesi geliyor. Dolayısıyla 3 oğlumun ve 5 torunumun katledildiği bayramda gerçekleştirilen katliam da bu kapsamda yer alıyor ve düşmanın başarısızlığını vurguluyor. İkinci boyutu da evime, evlatlarıma, torunlarıma kadar uzanan böyle bir katliamın, devam eden müzakerelerde taviz vermeleri konusunda hareketin lideri ve yönetimi üzerinde baskı oluşturacağını sanmaları ki bu yanıltıcıdır. Üçüncü olarak da oğullarım, Filistin halkının bir parçasıdır ve durumları Filistin halkının durumuyla aynıdır. İlk andan itibaren oğullarımın kanının Gazze'deki, Batı Şeria'daki, her yerdeki Filistin halkının evlatlarından daha değerli olmadığını söyledim."

Ayrıca Gazze, Batı Şeria veya yurt dışındaki bütün şehitlerin kendisinin evladı olduğuna işaret eden Heniyye, "Bu nedenle haklarda, yükümlülüklerde ve bedel ödemede eşitiz. Bunları metanet, kararlılık ve sarsılmaz irade ile kabul ediyoruz. Bedeli ne olursa olsun ve ne kadar fedakarlık gerekirse gereksin bu yolda ilerleyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Heniyye, "30'dan fazla şehirde şehit çocuklarım ve torunlarım için gıyabi cenaze namazı kılan Türk halkına teşekkürlerimi sunuyorum. Pakistan gibi diğer ülkelerde de bu durum, ümmetin birliğinin ve ümmetin duygularının birliğinin kanıtıdır." dedi.

İsrail'in Refah'a saldırı tehdidi

İsrail'in Refah tehditlerine ilişkin Heniyye, "Refah'a gelince Siyonist düşmanın (İsrail), Gazze'nin her noktasını, her yerini, her kasabasını, her şehrini işgal etme kararı aldığı çok açık, özellikle aylardır Refah konusunda bunu konuşuyorlar." ifadelerini kullandı.

Heniyye, ABD'nin İsrail'in Refah saldırısına ilişkin tutumunun aldatıcı olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

"ABD'nin tutumu, sivillerin zarar görmesini istemediğini söylese de aldatıcıdır, bu bir yanıltma operasyonudur. Gazze'de öldürülen tüm siviller, binlerce, on binlerce şehit ABD silahlarıyla, ABD roketleriyle, ABD'nin siyasi koruması altında öldürüldüler. ABD'nin BMGK'de ateşkes kararını veto etmesi ne anlama geliyor? Bu, ABD'nin Gazze'ye yönelik katliamların ve cinayetlerin sürdürülmesine tam koruma sağlaması, şemsiyesi altına alması anlamına geliyor. ABD'nin dün, Filistin Devleti'nin BM'ye tam üye olmasını veto etmesi neyi ifade ediyor? Bu, ABD'nin, İsrail'in tutumunu benimsediğini ve Filistin halkının haklarına karşı çıktığını ifade ediyor. Bu yüzden biz, bu tuzağa, ABD'liler ile İsrailliler arasındaki sözde vazife değişimi tuzağına düşmedik."

"Refah'a girilmesi Filistin halkımıza karşı büyük bir katliama yol açabilir"

Siyasi Büro Başkanı Heniyye, "Refah girilmemesi için uyarıda bulunuyoruz çünkü bu Filistin halkına karşı büyük bir katliama yol açabilir. Tüm kardeş ülkelere, Mısır'daki, Türkiye'deki kardeşlerimize, arabulucu olarak Katar'daki kardeşlerimize ve Avrupa ülkelerine, hem (İsrail) saldırganlığı dizginlemek ve Refah'a girilmesine engel olmak için hem de Gazze Şeridi'nden (İsrail ordusunun) tamamen çekilmesi ve Gazze'ye yönelik saldırıların sona ermesi için harekete geçme çağrısında bulunuyorum." şeklinde konuştu.

Heniyye, Filistin halkının direnişine vurgu yaparak, "Ancak, eğer Siyonist düşman Refah'a giderse Filistin halkımız da beyaz bayrak kaldırmayacaktır. Refah'taki direnişçiler de kendilerini savunmaya ve halkına yönelik saldırılara karşı koymaya hazırdır." ifadelerini kullandı.

İsrail'le müzakereler

Başından beri Filistin halkına yönelik saldırıların durdurulmasını istediklerini ve bunun öncelikleri olduğunu kaydeden Heniyye, "Biz bu nedenle müzakerede bulunmayı kabul ettik ancak bu müzakereleri 'kalıcı bir ateşkes, askerlerin tamamen geri çekilmesi ve yerinden edilenlerin geri dönmesi ve esir takası anlaşmasıyla' sonuçlanması şartıyla kabul ettik." dedi.

İsrail'in, şu ana kadar yapılan tüm oturumlara ve arabulucular aracılığıyla sunulan onlarca belgeye rağmen Gazze'de ateşkesi kabul etmediğini vurgulayan Heniyye, "Onun tek isteği, esirleri geri almak ve sonrasında Gazze'deki savaşı yeniden başlatmak ve bunun olması mümkün değil. İsrail ordusunun Gazze'den tamamen çekilmesi gerekiyor. Yerinden edilenlerin Gazze'nin kuzeyine dönmesini de istemiyor. Sınırlı sayıda ve kademeli olarak geri dönüşü kabul ediyor. Bu da yapılamaz. 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria ve Gazze'den 14 bine yakın Filistinliyi tutukladığı bir dönemde, takas konusunda çok basit rakamlar ortaya koyuyor. Anlaşmaya varılmasını engelleyen İsrail ve onun görüşünü benimseyen ve hiç bir şekilde baskı uygulamayan ABD'dir. İsrail, bu talepleri kabul ettiği anda biz de mutlaka anlaşmayı imzalamaya hazır olacağız." diye konuştu.

İsrail'in Gazze'de işlediği suçlar

Heniyye, İsrail'in, 7 Ekim'den bu yana, önce Gazze'ye havadan yoğun bir şekilde saldırdığını, ardından karadan girdiğini, üçüncü aşama olarak da seçerek adam öldürmeye dayalı bir strateji benimsediğini, aynı zamanda askeri ve insani abluka uyguladığını; hastaneleri, okulları, altyapıyı, fırınları, eczaneleri, fabrikaları yok ettiğini dile getirdi.

"Heniyye, 5 ayı aşkın bir süre Gazze'ye hiç bir şey girmedi. Halkın iradesini kırmak ve kuzeyden güneye göç etmeleri için baskı yapmak amacıyla açlık silah olarak kullanıldı. Gerek şehit ve yaralı sayısı , gerekse enkaz altında kalanlar açısından çok zor bir durum söz konusu. Enkaz altında binlerce şehit var. Her gün yeni toplu mezarlar keşfediyoruz. İşkenceler, idamlar, cezaevlerinde işlenen suçlar... İsrail, Birleşmiş Milletler'in ve UNRWA'nın bile çalışmasına izin vermiyor, UNRWA'yı kapatmak istiyor." dedi.

Anlaşmaya varmak için Gazze'ye günde en az 500 tırın girmesi, hastanelerin, fırınların, altyapının, barınma merkezlerinin yeniden inşasının şart olduğunu kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı toplantıda bu konuları görüştüklerini dile getirdi.

Gazze'deki savaşın diğer cephelere yansıması

Gazze'deki direnişin halen istikrarlı ve kararlı mücadelesinden de bahseden Heniyye, şunları kaydetti:

"Savaşın her alanında işgale karşı direniş, savunma planları ve saldırı planları ile çeşitli şekillerde mücadele etmektir. (Direnişin) saha koşulları ve güvenlik gelişmeleriyle baş etme yeteneği yüksektir. Bu direniş, Allah'tan sonra halkımızın ve Gazze'deki bu halkın sinesinden aldığı güçlü ve boyun eğmez bir iradesi olduğunu kanıtlamıştır."

Gazze topraklarındaki direnişin Filistin halkını savunmaya devam edecek konumda olduğunu vurgulayan Heniyye, "Düşman bu silahı, bu bayrağı, bu iradeyi, direnme azmini ve bu kararlılığı kıramayacaktır." ifadelerini kullandı.

Bunun Batı Şeria'daki Filistin halkı için de geçerli olduğuna işaret eden Heniyye, "Batı Şeria'nın farklı bölgelerindeki çatışmalarda sürekli yenilenen direnişe tanık oluyoruz ve aynı şekilde Lübnan'da da direniş cepheleri var." şeklinde konuştu.

Heniyye, "Siyonist düşman savaşında Gazze Şeridi'ne odaklanmak istiyordu. Ama Filistin'deki direniş grupları ile bu mücadelenin ve savaşın bir parçası haline gelen Lübnan'daki direniş güçleri arasındaki bu kaynaşma sayesinde bunu başaramadı. Nitekim Lübnan'ın güneyinde, işgal devleti İsrail ile Lübnan'daki İslami direniş (Hizbullah) ve Filistin direniş grupları arasında da neredeyse benzer bir savaş yaşanıyor." ifadesini kullandı.

Aynı şekilde Yemen'in de Kızıldeniz'de İsrail'e giden gemilere yönelik ciddi bir baskı oluşturduğunu kaydeden Heniyye, "Bunun İsrail ekonomisine ve onunla iş yapan şirketlerin ve gemilerin ekonomisine öyle ya da böyle çok net etkileri oluyor." dedi.

İran ile İsrail arasındaki saldırılara da değinen Heniyye, çatışmanın Lübnan, Irak, Yemen ve Suriye'ye, ardından İran'a sıçradığını ve bölgede gittikçe yayıldığını, tüm bunların İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ve soykırımına devam etmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Heniyye, Gazze'ye saldırılar sona erince söz konusu diğer bölgelerde de sükunetin hakim olacağını öngördüğüne işaret etti.

İsrail'in Suriye'deki İran büyükelçiliğine saldırısı sonrası yaşanan gelişmelerden İsrail'i sorumlu tutan Heniyye, şunları kaydetti:

"Herkes, İran'ın egemenliğini doğrudan etkileyen bu saldırı karşısında sessiz kalmayacağını tahmin ediyordu. Bu durum, işgalci İsrail'in, İran'ın daha önce gündeme getirdiği 'stratejik sabır' siyasetini belki anladığını belki de yanlış anladığını gösteriyor. Herkes, İran'ın bir karşılık vermesini bekliyordu. Ancak bu karşılık ve onun hacminin, boyutunun, kapsamının nasıl olacağı İran'a kalmış bir durum."

"Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor"

İran-İsrail gerilimine ilişkin Heniyye, "Tüm bunlar iki şeye işaret ediyor. Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor aksine bölgesel bir savaş olması için çerçevesini genişletmek istiyor. Aynı şekilde ABD'lilerin de herhangi bir cephede özellikle İran'a karşı savaşın bir parçası veya İsrail'e hizmet eden askeri kanat olmalarını istiyor." yorumunu yaptı.

Heniyye, "Bu gerginliğin ve bölgesel kızışmanın sorumlusu, halkımızın haklarını inkar etmeyi, halkımıza, kutsallarımıza başta Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere, Müslümanların ve Hristiyanların kutsallarına saldırmayı sürdüren, Gazze'de soykırım savaşını devam ettiren (İsrail) Siyonist düşmandır." dedi.

"Siyonistlerin geçmişten bu yana Aksa üzerinde emelleri var"

Siyonistler ve radikal Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde geçmişten bu yana emelleri olduğunu söyleyen Heniyye, "Biz 1969'da Mescid-i Aksa'nın yakıldığını gördük. Ardından saldırılar, katliamlar, baskınlar, Aksa'nın statüsnü değiştirme çabaları, sonra Aksa'nın zaman ve mekan olarak bölünme çabaları ve Aksa'da kurban kesme planları geldi." dedi.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümetinin, Kudüs mücadelesini, dolayısıyla Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'da tarihi, kültürel, fikri İslami izleri değiştirmeyi öncelikleri arasına koyduğunu söyleyen Heniyye, "Son günlerde İsrailli bakan ve dini mercilerin Yahudi bayramında Mescid-i Aksa'da kurban kesme çağrılarını duyuyoruz. Mescid-i Aksa'da kurban kesecekler için ödül belirlediler. Bu Aksa'nın kutsallığına saygısızlıktır." ifadelerini kullandı.

Heniyye, bu nedenle Kudüs, Batı Şeria'da ve 1948 topraklarında yaşayan tüm Filistinliler ile İslam ümmetine Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'yı korumak için harekete geçme çağrısında bulundu.

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kasam Tugayları'nın İsrail'in Mescid-i Aksa'ya karşı ihlallerine karşı başlattığı Aksa Tufanı saldırılarına değinen Heniyye, "Aksa Tufanı, Mescid-i Aksa için Kudüs için Filistin'de ve özellikle Aksa'daki ümmetin kutsalları için başladı. Ümmetin de bunların boşa gitmesine izin vermemesi gerek. Bunlar Müslümanların peygamberlerinden mirasıdır, Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde uzaktan yakından hakkı yoktur." dedi.

İsrail bu sefer cezasız kalmamalı

Güney Afrika'nın, Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine dava açmasına değinen Heniyye, "İsrail aleyhine dava açan ve Nekbe'den bu yana ilk kez işgal devletini ve işgalci liderleri Adalet Divanı'na getiren Güney Afrika'ya selam göndermek istiyorum. Bunu çok önemli bir adım olarak görüyoruz. UAD'nin Gazze'deki katliamın durması, Gazze'ye gerekli insani yardımların girişinin sağlanması ve İsrailli yetkililerin, Filistin halkına karşı savaş suçlusu, Holokost suçlusu ve katliam suçlusu olarak adaletin önüne çıkması ve cezasız kalmamaları için adımlarına devam etmesi gerekli." diye konuştu.

Heniyye, "İsrail yıllardır katliamlar yapıyor ve katliamları cezasız kalıyor. Bu vahşi katliamlar, suçlar ve suikastlar karşısında bu sefer İsrail cezasız kalmamalı." ifadelerini kullandı.

"İsrail, medya karartması uyguluyor"

Gazze konusunda medyanın tutumunu değerlendiren Heniyye, Türk, Arap ve global medyada Gazze'de yaşananlar konusunda iyi bir ilgi ve destek olduğunu söyledi.

Heniyye, İsrail'in büyük bir medya karartması uyguladığına, Gazze'de işlediği suçlar ve vahşetin boyutu dünya kamuoyunda gözler önüne serilmesin diye bölgeye yabancı basın mensuplarının girişini engellediğine dikkati çekti.

Heniyye, Türk medyasına ve Türkiye dışındaki basına İsrail'in suçlarını gözler önüne sermeyi sürdürme, Gazze'de yaşanan insani dramın boyutlarını aktarma ve İsrail'in medya karartmasını kırma çağrısında bulundu.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul'daki görüşmenin ardından AA'ya özel açıklamalarda bulunarak, 7 Ekim'den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.

Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak gözaltına alındı

08.04.2026 14:50:00 / Güncelleme: 08.04.2026 15:25:33
Haber Merkezi
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "borsa manipülasyonu" ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla soruşturma başlatıldı.

Jandarma ekipleri tarafından evinde gerçekleştirilen operasyonun ardından Başak, sorgulanmak üzere emniyete götürüldüğü belirtildi.

Başak'ın bugün Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilmesi bekleniyor.

Soruşturmanın ayrıntılarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

Beşiktaş'ta, İsraiil İstanbul Başkonsolosluğu önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltına alınanların sayısı 11 oldu

08.04.2026 14:05:00 / Güncelleme: 08.04.2026 14:40:13
AA / İHA
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Levent Mahallesi Cömert Sokak'ta Yapı Kredi Plaza önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, soruşturma kapsamında İstanbul, Kocaeli ve Konya'da belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda 5 şüpheli daha yakalandı.

Devam eden çalışmalarda, 1 şüpheli daha gözaltına alındı.

Hastanede tedavileri devam eden teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ile dün yakalanan 3 şüpheliyle gözaltına alınanların sayısı 11 oldu.

Şüphelilerden 9'unun İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri sürerken, 2 teröristin tedavilerinin ardından emniyete götürüleceği öğrenildi.

Teröristler olay yerinde keşif yapmış

Polis ekiplerinin çalışmasında, teröristlerin daha önceden olay yerinde keşif yaptığı belirlendi.

Teröristlerden Onur Çelik'in eşinin de ifadesi alındı. Kadının ifadesinde, eşine saldırıyı yapmaması yönünde telkinde bulunduğunu söylediği öğrenildi.

Dünkü saldırıda teröristlerden Yunus Emre Sarman, polislerle yaşanan çatışmada öldürülerek etkisiz hale getirilmişti.

Teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ise yaralı olarak ele geçirilmişti.

Levent'teki saldırganların fotoğrafları ortaya çıktı

Beşiktaş Levent'te teröristlerle polis ekipleri arasında çatışma çıkmış, olayda 2 polis yaralanırken, 3 saldırgandan 1'i ölü, 2'si ise yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti.



Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürdürülürken, teröristler Yunus Emre S., Enes Ç., Onur Ç.,'nin fotoğrafları ortaya çıktı.

Samsun'da yabancı uyruklu 2 DEAŞ şüphelisi gözaltına alındı

Samsun'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda Irak ve Suriye uyruklu 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı

08.04.2026 11:07:00
İhlas Haber Ajansı
Samsun'da yabancı uyruklu 2 DEAŞ şüphelisi gözaltına alındı
Samsun'da yabancı uyruklu 2 DEAŞ şüphelisi gözaltına alındı
Samsun'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda Irak ve Suriye uyruklu 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekiplerince, terör örgütlerinin faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve yapılanmalarının engellenmesine yönelik çalışma yapıldı. Yapılan teknik ve fiziki takip sonucunda harekete geçen ekipler, belirlenen adreslere eş zamanlı baskın yaptı.



Operasyonda, Irak uyruklu S.M.S.E.H. (39) İlkadım ilçesi Kadıköy Mahallesi'nde, Suriye uyruklu M.M.Z. (25) ise Kazımkarabekir Mahallesi'nde yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin, geçmiş dönemde Irak ve Suriye'de örgütle bağlantılı faaliyetlerde bulundukları ve Türkiye'de de bu faaliyetleri sürdürdükleri ileri sürüldü. Jandarmadaki sorgulamaları tamamlanan 2 şüpheli, işlemlerinin ardından Samsun Adliyesine sevk edildi.

Temelde çarpışan inançlardır

Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

08.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Temelde çarpışan inançlardır
Temelde çarpışan inançlardır
Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

"Kabul etsek de etmesek de kavgaların temelinde yatan asıl ölçü inançtır, dindir. Bunu siz yok edemezsiniz. Sen yok edersen silinen sen olursun.

Şu anda dikkat ederseniz ille de Avrupa Birliği'nde olmak isteyen bizlerden bir takım tavizler istiyorlar.



Ama kendilerinden hiçbir şey vermiyorlar. "Benim gibi olursan, benimle beraber varsın" diyor. "Seni, olduğun gibi kabul ediyorum" demiyor. O halde, açık ve net konuşuyorum, böyle bir birliktelik bize lazım değildir.

Saraybosna



Hatırlarsanız son Bosna savaşında NATO gücü geldi, bu bölgeye asker koydu. Srebrenica'ya asker koydu. Srebrenica'daki askerler Hollandalıydı. Sırplar geldiler ve dediler ki; "Biz burada birtakım icraatlar da bulunacağız. Siz de ses çıkartmayacaksınız."

Bunu NATO'ya söyledi. 8 bin insanı diri diri toprağa gömdüler. Adamların sesi çıkmadı. Bunlar müseccel olaylar. Parçası, bu kadar büyük bir zulmü bu derece himaye eden, koruyan topluluğun acaba bütünü ondan farklı mıdır? Değildir. O halde burada mücadele eden akaitlerdir, inançlardır.

Kıbrıs

Her zaman ifade etmeye çalışıyorum. l974'te Kıbrıs çıkarmamızda, orada Türklerin zulme uğradığını bilmeyen Batılı hiçbir devlet yoktu. Hepsi, "zulmediliyor, yanlış işler yapılıyor, Rumların yaptıkları insanlığa sığmaz" diyordu.

Bunu diyenlerin başında Amerikalılar da, Batının tamamı da vardı. Bu nereye kadar devam etti. Türk askeri, Kıbrıs'a çıkana kadar. Bu çıkarma olduktan sonra neticesi o kadar enteresan oldu ki hepsi birden bize sırtını çevirdi. Niye? Kıbrıs'a asker çıkardığımız için. Peki, sen, "Rumlar yanlış yapıyor" demiyor muydun? Diyordun.

Şimdi şu çelişkiye bakın. Bir yandan; Rum yanlış yapıyor, masum, savunmasız kadınları, çocukları katlediyor diyorsun ve bütün bunlara mani olmuyorsun, bir yandan da benim yaptığım insani hareketin yanında bulunmuyorsun.

Neden?



Çünkü Yunan, Rumlar, Batının şımarık çocuğu olduğundan, mutlaka onun yanında olacaktır. Sen, yüzde bin değil, yüzde elli bin de haklı olsan senin yanında olmayacaktır.

Şimdi sanki o insanlar gitmiş, yerine çok farklı insanlar gelmiş havası estiriliyor. Nasıl bizim aydınımız, bizim siyasimiz bunu düşünebilir, böyle bir gafletin içinde nasıl bulunabilir?

Şunu asla unutmayalım

Şunu asla unutmayalım. Eğer bir milletin idarecileri, bürokratları, aydınları, yaptıkları hareketlerin mahiyetini bilmezse, o millet yok olmaya mahkumdur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bölmek isteyenler, bir yandan da yaptıklarının hak dava olduğunu dünyaya ilan ediyorlar. Şimdi sen gel de; "Toplumlardaki hakim güç akaitler, itikatlar değildir" de.

Bu, kendi nefsini kandırmaktan başka bir şey olmaz. Toplumlar, kendi akaitlerini, inançlarını devam ettirebilmek için, siyasi, iktisadi, hukuki ve de fiili savaşlarda o inançların etrafında olurlar. Hiç kimse bunun aksini savunmaya kalkışmasın." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri)

İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri

İstanbul Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınından silah sesleri yükseldi. Bölgeye kamuflajla gelen 3 saldırganın 1'i ölü, 2'si yaralı ele geçirildi
 

07.04.2026 12:53:00 / Güncelleme: 07.04.2026 15:02:03
Haber Merkezi / İHA
İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri
İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri
İstanbul Beşiktaş Levent'te bulunan İsrail Konsolosluğu yakınında silah sesleri duyuldu. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, bölgede yoğun güvenlik önlemi alındı.

Olaya polis ekipleri müdahale etti. Saat 12 sıralarında başlayan çatışma yaklaşık 10 dakika sürdü. 2 polis yaralanırken, 3 şüphelinin etkisiz hale getirildiği öğrenildi. Yaralı polisler hastaneye kaldırıldı.

Etkisiz hale getirilen saldırganların 1'i ölü, 2'si yaralı ele geçirildi. Teröristlerin isimleri, Onur Ç. Enes Ç. ve Yunus E.S. olarak açıklandı. Ölü ele geçirilen terörist Yunus E.S., yaralı ele geçirilen Onur Ç.'nin uyuşturucu sabıkası bulunuyor. Saldırganların DEAŞ'la bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Çatışmayla ilgili soruşturma başlatıldı

Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınındaki çatışmayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
 
İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde bulunan İsrail Konsolosluğu çevresinde meydana gelen silah sesi ihbarlarına ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığının belirtildiği açıklamada, "Soruşturma kapsamında bir başsavcı vekili ile iki cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş; cumhuriyet savcılarımız ivedilikle olay yerine intikal ederek incelemelere başlamıştır. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla adli ve kolluk birimleri eş güdüm içinde çalışmalarını sürdürmekte olup, soruşturma titizlikle ve çok yönlü şekilde yürütülmektedir" denildi.

İstanbul Valisi Gül: Provokasyon kokan bir hareket
 
İstanbul Valisi Davut Gül, saldırı girişiminin ardından yaptığı ilk açıklamada şu ifadeleri kullandı:
 
"Levent'te Yapı Kredi Plaza önündeki polislerimize bir saldırı düzenlendi. İki polisimiz hafif şekilde yaralandı. Bu büyük saldırıyı polislerimiz önlemleri sayesinde hafif şekilde atlattılar.
 
Ölenlerin kimlik tespit çalışmaları devam ediyor. Bağlantı ve diğer konuları emniyetimiz çalışıyor. Sizleri bilgilendireceğiz. Provokasyon kokan bir hareket. Bu bölgede aslolan Yapı Kredi var, diğer işyerleri var. Arka tarafta konsolosluk var. Konsoloslukta iki yıldır faaliyet yok. Dolayısıyla bir görevli bulunmuyor.
 
Saldırıyı üç kişi gerçekleştirdi. Tamamı etkisiz hale getirildi. Saldırganlar araçla gelmişler. Uzun namlulu silahları ve tabancaları var."

İstanbul Valiliğinden olayla ilgili yazılı açıklama geldi

Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınındaki çatışmadı 1 şüpheli ölü, 2 şüphelinin ise yaralı olarak ele geçirilmesi ile ilgili İstanbul Valiliğinden yazılı açıklama yapıldı.
 
İstanbul Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, "07.04.2026 Salı günü saat 12.15 sıralarında Beşiktaş İlçesi Levent Mahallesi'nde bulunan Yapı Kredi Plaza'nın önünde görev yapan emniyet ekiplerimize, kimliği belirsiz şahıslar tarafından ateş açılmıştır. Polisimizin anında karşılık vermesi sonucu saldırganlarla emniyet unsurlarımız arasında çatışma çıkmıştır. Olayda silahlı 3 saldırgandan biri ölü, 2'si ise yaralı olarak ele geçirilmiştir. Çatışmada 2 polisimiz yaralanmış ve hastanelere kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Yaralı polislerimizin hayati tehlikeleri bulunmamaktadır" ifadelerine yer verildi.
 
İçişleri Bakanı Çiftçi: Saldırganlardan birinin dini istismar eden örgüt irtibatı var
 
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi saldırının ardından yaptığı sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
 
"İstanbul'da Yapı Kredi Plaza Blokları önünde görev yapan polislerimizle silahlı çatışmaya giren 3 kişi etkisiz hale getirilmiştir. Çatışmada iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Teröristlerin, kimlikleri tespit edilmiştir. İzmit'ten kiralık araçla İstanbul'a geldikleri tespit edilen şahıslardan birinin dini istismar eden örgüt irtibatı olduğu; 2'si kardeş olan 2 teröristten birinin de uyuşturucu kaydı olduğu belirlenmiştir."

İçişleri Bakanlığı yaralı polisler hakkında şu açıklamada bulundu: 

"Saldırıya anında karşılık veren kahraman polislerimizden 2'si, biri ayağından ve biri kulağından olmak üzere, hafif şekilde yaralanmış olup; hayati tehlikeleri bulunmamaktadır."

İletişim Başkanı Duran: "Devletimiz, her türlü tehdide karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir"
 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul'da İsrail Konsolosluğu önünde meydana gelen çatışmaya ilişkin, "Devletimiz, her türlü tehdide ve provokasyona karşı mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir" dedi.
 
İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından İstanbul'da meydana gelen çatışmaya ilişkin yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:
 
"İstanbul'da Yapı Kredi Plaza Blokları önünde görev yapan polislerimize yönelik gerçekleştirilen hain saldırıda 3 saldırgan etkisiz hale getirilmiştir. Güvenlik güçlerimizin hızlı ve kararlı müdahalesi, olası daha büyük bir tehdidin önüne geçmiştir. Teröristlerin kimlikleri tespit edilmiş olup, olayla ilgili soruşturma başlatılmıştır. Silahlı çatışmada hafif şekilde yaralanan 2 kahraman polisimize acil şifalar diliyor; milletimizin huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan tüm Emniyet mensuplarımızı muhabbetle selamlıyorum. Bu hain saldırı, 'terörsüz Türkiye' ve "terörsüz bölge" hedefimize olan inancımızı ve kararlılığımızı asla zayıflatamayacaktır. Devletimiz, her türlü tehdide ve provokasyona karşı mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir."

RTÜK'ten çatışma görüntülerine ilişkin açıklama
 
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), İsrail Konsolosluğu çevresinde meydana gelen çatışmaya ilişkin, kamuoyunda kaynağı belirsiz görüntülerin paylaşılmaması gerektiğini belirtti.
 
RTÜK, söz konusu olayla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bazı yayınlarda infial oluşturabilecek teyitsiz görüntülerin paylaşıldığını tespit ettiklerini dile getirerek, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İstanbul'da İsrail Konsolosluğu önünde meydana gelen olaylara ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Bu hassas süreçte, bazı yayınlarda infial oluşturabilecek teyitsiz görüntülerin paylaşıldığı tespit edilmiştir. Soruşturmanın selameti ve toplumsal huzurumuz için tüm yayıncıların sadece resmi makamların açıklamalarını esas alması ve kaynağı belirsiz görüntüleri paylaşmaktan kaçınması yasal bir zorunluluktur. Kamuoyunu doğru bilgilendirme ve sorumlu yayıncılık ilkelerini ihlal eden kuruluşlar hakkında üst kurulumuzca gerekli idari yaptırımların uygulanacağını önemle hatırlatıyoruz" ifadelerini kullandı.

 

Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik

Ekrem İmamoğlu'nun "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklindeki sözleri hakkında duruşma savcısı "Ekrem Bey dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi. Duruşmada bu sözler üzerine tartışma yaşandı

07.04.2026 11:47:00
İHA
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
İBB davasının ilk duruşmasının 17. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada, duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu'na soru sordu. Duruşma savcısı "Dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. İddia makamı hakkında söyledikleriniz doğru mu' Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi.

Dün görülen duruşmada "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklinde söylemde bulunan ve hakkında 'kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret' suçundan resen soruşturma başlatılan Ekrem İmamoğlu ise "Kabadayılık bu" şeklinde cevap verdi. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun avukatları da savcıya tepki gösterdi. Tartışma yaşanması üzerine mahkeme başkanı duruşma savcısına kişisel münakaşaya girmemesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme başkanı daha sonra İBB'de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel'i kürsüye çağırdı. Sanık Yüksel'in çapraz sorgusunda, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu, Yüksel'e iddianamede örgüt yönetici olarak yer alan sanık Hüseyin Gün'ü tanıyıp tanımadığını sordu. Yüksel'in "Hayır" cevabını vermesi üzerine İmamoğlu, "Bu nasıl bir örgüt ki örgüt üyesi yöneticiyi tanımıyor. İddia makamını eleştiren olarak değil, yargılayan makamı olarak olması nedeniyle kınıyorum. Niçin burada olduğunu biliyorum o yüzden rahatım. Bu çalışma arkadaşım 6-7 aydır iddia makamı yüzünden evlatlarından uzak. İddia makamının vesile olduğu casusluk davasını yazan da aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Çökmüştür. Ana şemada örgüt üyesi örgüt liderini tanımıyorsa dava baştan çökmüştür. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamıdır. İftiraname siyasi bir şeye dönüştürülmüştür, az önceki harareti de ben ona bağlıyorum" dedi.

Duruşma Emrah Yüksel'in çapraz sorgusu ile sürüyor.

İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı

07.04.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü birimleri tarafından aşırı uç terör örgütü DEAŞ'a yönelik yeni bir çalışma gerektirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince yürütülen çalışmalar kapsamında DEAŞ ile bağlantılı olduğu tespit edilen bazı kişiler takibe alındı.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından bu sabah birçok adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda, örgütle bağlantılı olduğu ifade edilen ve çatışma bölgeleri ile temas halinde olan 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürüldü.

Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı

Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yürütülen soruşturma kapsamında ünlülere yönelik operasyon düzenlendi. Aralarında Mustafa Ceceli, Melek Mosso, Simge Sağın'nın da yer aldığı 9 kişi gözaltına alındı

07.04.2026 10:39:00 / Güncelleme: 07.04.2026 11:17:17
İhlas Haber Ajansı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
"Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Kullanmak" ile "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Temin Etmek" suçlarından yürütülen soruşturmada, elde edilen deliller, ihbar ve bilgiler doğrultusunda 9 şüphelinin söz konusu suçlara iştirak ettiği tespit edildi.

Beykoz Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan karar doğrultusunda 07 Nisan 2026 tarihinde şüphelilere yönelik eş zamanlı yakalama, arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.

Haklarında işlem yapılan şüphelilerin Simge Sağın, İbrahim Çelikkol, Melek Mosso, Deha Bilimler, Mustafa Ceceli, Ersay Üner, Bengü Erden, Z. Aslı Sipahi Hacısüleymanoğlu ve İlkay Şencan olduğu öğrenildi.

Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]

Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi

Şarkıcı Gülben Ergen, Zeytinburnu Sahili'nde anne ve kızın cesedinin bulunmasıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan başlatılan soruşturma çerçevesinde savcılıkta ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Ergen, "Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi

06.04.2026 15:15:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:19:53
İHA
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahilinde, 2 Mart tarihinde balık tutmaya gelen vatandaşlar tarafından cansız bedenleri bulunan F.Ç (30) ve kızı İ.Ş. (8) olayına ilişkin şarkıcı Gülben Ergen hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan soruşturma başlatıldı.

Ergen, Bakırköy Adalet Sarayına gelerek, 'şüpheli' sıfatıyla Basın Suçları Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Yaklaşık 1 saat süren ifadesinin ardından Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim"

Adliye önünde yaptığı açıklamasında annenin çağrısı üzerine paylaşımda bulunduğunu belirten Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum. Bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır, gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. Can güvenliğimden korkuyorum diyen anne, kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde, ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü savcı beye dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" şeklinde konuştu.

Ergen, açıklamalarının ardından, adliyeden ayrıldı. Öte yandan anne ve kızın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.