Hayatın anlamını İslamiyet'te bulan Kanadalı
Aradığı soruların yanıtlarını İslamiyet'te bulan ve bu konuda araştırmalar yapan Molendyk, 14 Mayıs 2006'da "hayatının en güzel ve büyük kararını" alarak Müslüman oldu






Molendyk, polis bir baba ve hemşire bir annenin ikinci çocuğu olarak Kanada'da dünyaya geldi. Muhafazakar Hristiyan bir ailede, dini duyarlılığı yüksek bir çocukluk ve gençlik yaşayan Molendyk, Manitoba Üniversitesi ve Red River Kolejinde Dil Bilimi ve Amerikan İşaret Dili Tercümanlığı üzerine eğitim aldı.
Üniversite yıllarında "hayatın anlamını" keşfetmek üzere uzun yıllar sürecek bir arayışa giren Molendyk, İslamofobi'nin tüm dünyada yükselişe geçtiği, İslamiyet hakkında hiçbir bilgisinin olmadığı dönemde bir Müslümanla tanışarak uzun sohbetler yapma imkanı buldu.

Aradığı soruların yanıtlarını İslamiyet'te bulan ve bu konuda araştırmalar yapan Molendyk, 14 Mayıs 2006'da "hayatının en güzel ve büyük kararını" alarak Müslüman oldu. Başta babası ve üniversite hocalarının sert tepkileriyle karşılaşsa da yolculuğundan vazgeçmeyen Molendyk, tüm dünyaya faydalı bir Müslüman olabilmek için İslamiyet'i tanıtmaya başladı.
Molendyk, bu süreçte tanıştığı Sami Divleli ile evlilik kararı alarak 2012'de Türkiye'ye yerleşti.

"Müslümanlar kimdir, neye inanıyorlar hiç bilmiyordum. Aynı peygamberlere inandığımızı da bilmiyordum. İşaret dili tercümanlığı okuduğum için belki bir gün bir camide tercümanlık yaparım diye daha fazla araştırmaya başladım. Daha iyi bir insan olmak için başladığım yolda yeni bir inanç kapısı açıldı. O dönemde Hristiyan inancında benim için sıkıntılar vardı. Sonra birçok şey oldu ve çok önemli bir noktaya geldim. Allah inancım hep vardı aslında. Bir gece samimi bir dua ettim. 'Hristiyanlık ya da İslam için bana bir yol göster' diye dua ettim. Ondan sonra harika Müslümanlarla tanıştım. Camiye gittim, arkadaşlarım oldu. İslam'ın doğru bir yol olduğunu anlamaya başladım."

"Eşime, o zaman arkadaşımdı, mektup yazdım, 'Ben Müslüman olacağım' diye. Allah razı olsun şehrime geldi. O gün Müslüman oldum ve başörtüsü taktım. Müslüman olursam Allah'ın istediği şeyleri yapacağım diye karar almıştım. Daha önce, 'Müslüman olsam bile başörtü takmayacağım.' diye düşünüyordum. Çünkü nasıl olacak kültürümüze ne olacak insanlar ne düşünecek gibi çekincelerim vardı. 'Allah'ım senin için yaşamak istiyorum. İşimi kolaylaştır, bana yardım et.' diye dua ettim." diye konuştu.

"Herkes şok oldu. Üniversitedeki hocalarım beni özel bir odaya çağırdılar. 'Sana ne oldu? Sizin için çok korkuyoruz. Bir sorun mu oldu? Lütfen anlatın.' dediler. Ben ve 4 hoca oturduk. Kanada için çok farklı bir durumdu. Çok üzüldüm çünkü başka bir dine geçmiş olsaydım veya başörtüm olmasaydı (fark etmeyecekler) hiçbir şey demeyeceklerdi. Çünkü İslam'ı seçmiştim. İşte de sorunlar çıktı. Müdürüm, 'Herkes seni çok merak ediyor? Ne oldu? Neden böyle yaptın?' gibi sorular sordu. Sonra da o işten ayrıldım." ifadelerini kullandı.
"İlk çocuğumuz 2008'de Kanada'da doğdu. Çocuklarımızın Müslüman bir ülkede büyümesini, iki dil bilmelerini ve ezan duymalarını istedik. En azından okul öncesinde bu şekilde denemeye karar verdik. O zaman planımız yoktu. '1 yıl bakalım eğer yerleşebilirsek devam edelim' diye karar verdik. Elhamdülillah hala buradayız." dedi.
Gerçekten İstanbul'u ve Türkiye'yi çok seviyorum. Çok memnunuz. Şimdi 5 çocuğumuz var çok şükür. Müslüman olmadan önce evlenmek ya da çocuk yapmak istemiyordum. Müslüman olduktan sonra evlenmek ve kalabalık bir ailem olsun istedim. O kadar yoğun ki anlatamam. Evde çok ses ve kalabalık var. Mutlu günlerimizi yaşıyoruz. İslam'la mutlu, İslam'ı seven ve Peygamberimizi örnek alan çocuklar yetiştirmek istiyoruz. Benim ve eşim için en önemlisi bu."















































































