'Hayvancılıkta kriz daha da derinleşecek'
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, USDA tarafından yayımlanan 'Hayvancılık ve Ürünler Yıllık Raporu'nda yer alan verilere ilişkin, "Türkiye’de sürü küçülüyor, damızlık kesiliyor, buzağılar kaybediliyor, üretici üretimden çekiliyor. İktidar bu uyarıları dikkate almazsa hayvancılıkta kriz daha da derinleşecektir" dedi
05.01.2026 10:56:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından yayımlanan 'Hayvancılık ve Ürünler Yıllık Raporu'nda yer alan iddialar ve çarpıcı sayısal verilerle, Türkiye'de hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara değinildiğini belirtti.
Gürer, USDA raporundaki iddiaların rakamlarla desteklendiğine dikkati çekerek, "Ülkemizde büyükbaş hayvan varlığı Cumhurbaşkanlığı Strateji Planı'nda 16 milyon 800 bin baş olarak yer alıyordu. USDA raporunda, Türkiye'nin büyükbaş hayvan varlığının 2026 yılında yüzde 4 azalarak 14,3 milyon başa düşeceği iddia ediliyor. Rapora göre bu gerilemenin temel nedenleri; yüksek kesim oranları, artan üretim maliyetleri ve düşük kârlılık.
Raporda, 2025 yılında da sığır sayısının yüzde 4 azalarak 14,9 milyon başa düştüğü, bu düşüşte Haziran 2025'te yaşanan şap hastalığı salgını ve artan zorunlu kesimlerin etkili olduğu öne sürülüyor.Bakan ısrarlı sorularımıza rağmen şap hastalığı ile telef olan hayvan varlığını açıklamadı. ABD raporuna göre 14.9 milyon baş hayvan varlığı ifade edildiğine göre 2 milyondan fazla hayvan ya ölmüş ya da kesime gitmiş. Sürü küçülüyor, hayvan hastalıkları ülkeyi kapsıyor. Üretici hayvanını elden çıkarıyor. Bu tablo, hayvancılığın bilinçli olarak ithalata mahkûm edildiği iddiasını güçlendiriyor" ifadelerini kullandı.
"Kesilen her inek süt ve buzağı kaybını da beraberinde getirir"
CHP'li Gürer, "USDA raporunda, son yıllarda kesime gönderilen hayvan sayısındaki artışın 'normal dışı' olduğu, özellikle süt üretiminde kârlılığın kalmaması nedeniyle damızlık hayvanların kesildiği iddia ediliyor. Rapora göre, çiftçiler süt için belirlenen çiftlik kapısı fiyatının üretim maliyetlerini karşılamaması nedeniyle zarar etmemek adına damızlık hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalıyor.
Bu eğilimin yalnızca mevcut hayvan varlığını değil, gelecekteki üretim kapasitesini de tehdit ettiği ileri sürülüyor, Bu bağlamda da çok uyardık. Bir inek en az beş kez doğum yapar. Kesilen her inek süt ve buzağı kaybını da beraberinde getirir. İnek kesimini bu şekilde okumak görmek önemli dedik. Bakanlık seyretti" diye konuştu.
"Türkiye'de her yıl yaklaşık 400 bin ile 500 bin buzağı kaybediliyor"
Rapordaki en çarpıcı iddialardan birinin buzağı kayıplarına ilişkin olduğuna işaret eden Gürer, "USDA'ya göre Türkiye'de her yıl yaklaşık 400 bin ile 500 bin buzağı kaybediliyor. Bu sayının, yıllık ithal edilen sığır sayısına neredeyse eşit olduğu vurgulanıyor. Raporda ayrıca, doğum sonrası buzağı ölüm oranının yüzde 10–15 seviyesinde olduğu, bunun da dünya ortalamasının oldukça üzerinde olduğu belirtiliyor. Yıllardır bu sorunu Meclis konuşmaları, soru önergeleri, basın toplantıları ile kamuoyu gündemine taşıdık. Bu bağlamda da yeterli önlem alınmadı. Hatta bakanlık buzağı ölümleri normalmiş gibi soruna baktı. Bir ülke her yıl ithal ettiği kadar buzağıyı kaybediyorsa, sorun ithalatta değil yönetimdedir" ifadelerini kullandı.
"Hayvancılıkta sorunların artması et sorununu yaratıyor"
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "USDA raporunda, Türkiye'de hayvan varlığına ilişkin resmi veriler arasındaki tutarsızlıklara da dikkat çekiliyor. TÜİK 2024 yılı için sığır sayısını 15,5 milyon baş, Tarım ve Orman Bakanlığı ise 16,9 milyon baş olarak açıklamıştı. Raporda, bu farkın sağlıklı planlama yapılmasını zorlaştırdığı ve sektöre olan güveni zedelediği ifade ediliyor. Ülkemizde mera alanı da hayvan varlığı da tam olarak bilinmediği için planlamada yapılamıyor. Çok küçük işletme kapanmış durumda.
Hayvan varlığı sağlıklı olmadığı için piyasa da sağlıklı oluşmuyor. 600 bini aşkın 2025 yılı ithalatı dahi sorunu çözmedi. Hayvancılıkta sorunların artması et sorununu yaratıyor. Rafta artan et fiyatı da vatandaşa olumsuz yansıyor. İthal et dahi et ürününe zamı durduramıyor" dedi.
"Veteriner, aşı, yem, işçilik giderleri bu nedenle de artıyor"
USDA raporuna göre yem maliyetlerinin, hayvancılıkta en büyük sorun hâline geldiğini ifade eden Gürer, "Raporda, toplam çiftlik giderlerinin yüzde 65–75'inin yem maliyetlerinden oluştuğu ileri sürülüyor. Türkiye'nin yem hammaddelerinin yaklaşık yüzde 60'ını ithal ettiği, yem bitkilerinde kendine yeterlilik oranının yalnızca yüzde 75 olduğu belirtiliyor. Raporda ayrıca Türkiye'de 13,1 milyon hektar mera alanı bulunmasına rağmen, sığır başına düşen mera alanının yaklaşık 0,80 hektar olduğu ve meraların verimsiz kullanıldığı iddia ediliyor.
TAGEM verilerine atıfla, Türkiye'de meralarda hektar başına ortalama 700 kilogram ot verimi alınırken, Avrupa'da bu rakamın 5,8 ton olduğu belirtiliyor. Bu verilerde mera ot alanı ifade edilenin de altında. Ayrıca ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı bir kaç bölge hariç yok denecek noktaya geldi. 12 ay kapalı alanda hayvancılık sürdürülmek zorunda kalınıyor. Veteriner, aşı, yem, işçilik giderleri bu nedenle de artıyor" değerlendirmesinde bulundu.
"Çiğ süt halen maliyetin altında aracılar topluyor"
Raporda çiğ süt fiyatına de değinildiğini aktaran Gürer, "Raporda, Ulusal Süt Konseyi'nin Temmuz 2025'te çiğ süt referans fiyatını litre başına 19.35 lira olarak belirlediği; buna karşın üreticilerin 1 litre sütün maliyetinin yaklaşık 20,50 lira olduğunu ifade ettiği aktarılıyor. USDA raporunda, bu fiyat-maliyet makasının çiftçilerin sürülerini satmasının temel nedenlerinden biri olduğu söyleniyor. Süt inekçiliği yapan bir litre süt satıp 1,5 kilogram yem alamıyor. Çiğ sütü halen maliyetin altında aracılar topluyor. Küçük işletmeler bu bağlamda sorun yaşıyor" ifadelerini kullandı.
"Girdi maliyetinin artması ve yem fiyatları ile baş edemeyen, hayvanını kesime verip sektörden kopuyor"
Gürer, rapordaki girdi maliyetleriyle ilgili verilere de değinerek, "Rapora göre Türkiye, 2024 yılında 514 bin 869 baş sığır ithal ederek 788 milyon dolarlık canlı hayvan ithalatı yaptı ve bu rakamla dünyanın en büyük ikinci canlı hayvan ithalatçısı konumuna geldi. 2025 yılında toplam sığır ithalatının 460 bin baş, 2026 yılında ise yaklaşık 450 bin baş seviyesinde kalmasının beklendiği belirtiliyor. İthalatın büyük bölümünün Brezilya ve Uruguay'dan besilik sığır olduğu ifade ediliyor.
USDA raporunda, sığır eti üretiminin 2025'te 1,7 milyon ton, 2026'da ise 1,8 milyon ton olmasının beklendiği; ancak bu artışın sürülerin küçülmesi pahasına gerçekleştiği iddia ediliyor. Raporda, kesim ağırlıklarının geçmişte 400 kilogramın üzerindeyken bugün 270–300 kilogram seviyelerine düştüğü, üreticinin, zarar etmemek için düşük kilolu hayvanları kestiği belirtiliyor. Girdi maliyetinin artması ve yem fiyatları ile baş edemeyen, hayvanını kesime verip sektörden kopuyor" dedi.
"İktidar bu uyarıları dikkate almazsa hayvancılıkta kriz daha da derinleşecektir"
Gürer, USDA raporunda yer alan iddiaların bir bütün olarak hayvancılıktaki sorunları ortaya koyduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Bu rapor bir muhalefet raporu değildir. Dünyada Tarımın durumunu gözleyerek raporlar hazırlayan ABD Tarım Bakanlığı raporudur, Türkiye'nin hayvancılıkta neden ithalata mahkûm hâle geldiği rakamlarla iddia ediliyor. Sürü küçülüyor, damızlık kesiliyor, buzağılar kaybediliyor, üretici üretimden çekiliyor. İktidar bu uyarıları dikkate almazsa hayvancılıkta kriz daha da derinleşecektir. Çözüm ithalat değil, planlı ve üreticiyi koruyan politikalardır. Mutlak sürette yem fiyatları ve ahır giderleri düşürülüp hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri engellenerek yeniden mera hayvancılığına geçilmelidir."
Gürer, USDA raporundaki iddiaların rakamlarla desteklendiğine dikkati çekerek, "Ülkemizde büyükbaş hayvan varlığı Cumhurbaşkanlığı Strateji Planı'nda 16 milyon 800 bin baş olarak yer alıyordu. USDA raporunda, Türkiye'nin büyükbaş hayvan varlığının 2026 yılında yüzde 4 azalarak 14,3 milyon başa düşeceği iddia ediliyor. Rapora göre bu gerilemenin temel nedenleri; yüksek kesim oranları, artan üretim maliyetleri ve düşük kârlılık.
Raporda, 2025 yılında da sığır sayısının yüzde 4 azalarak 14,9 milyon başa düştüğü, bu düşüşte Haziran 2025'te yaşanan şap hastalığı salgını ve artan zorunlu kesimlerin etkili olduğu öne sürülüyor.Bakan ısrarlı sorularımıza rağmen şap hastalığı ile telef olan hayvan varlığını açıklamadı. ABD raporuna göre 14.9 milyon baş hayvan varlığı ifade edildiğine göre 2 milyondan fazla hayvan ya ölmüş ya da kesime gitmiş. Sürü küçülüyor, hayvan hastalıkları ülkeyi kapsıyor. Üretici hayvanını elden çıkarıyor. Bu tablo, hayvancılığın bilinçli olarak ithalata mahkûm edildiği iddiasını güçlendiriyor" ifadelerini kullandı.
"Kesilen her inek süt ve buzağı kaybını da beraberinde getirir"
CHP'li Gürer, "USDA raporunda, son yıllarda kesime gönderilen hayvan sayısındaki artışın 'normal dışı' olduğu, özellikle süt üretiminde kârlılığın kalmaması nedeniyle damızlık hayvanların kesildiği iddia ediliyor. Rapora göre, çiftçiler süt için belirlenen çiftlik kapısı fiyatının üretim maliyetlerini karşılamaması nedeniyle zarar etmemek adına damızlık hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalıyor.
Bu eğilimin yalnızca mevcut hayvan varlığını değil, gelecekteki üretim kapasitesini de tehdit ettiği ileri sürülüyor, Bu bağlamda da çok uyardık. Bir inek en az beş kez doğum yapar. Kesilen her inek süt ve buzağı kaybını da beraberinde getirir. İnek kesimini bu şekilde okumak görmek önemli dedik. Bakanlık seyretti" diye konuştu.
"Türkiye'de her yıl yaklaşık 400 bin ile 500 bin buzağı kaybediliyor"
Rapordaki en çarpıcı iddialardan birinin buzağı kayıplarına ilişkin olduğuna işaret eden Gürer, "USDA'ya göre Türkiye'de her yıl yaklaşık 400 bin ile 500 bin buzağı kaybediliyor. Bu sayının, yıllık ithal edilen sığır sayısına neredeyse eşit olduğu vurgulanıyor. Raporda ayrıca, doğum sonrası buzağı ölüm oranının yüzde 10–15 seviyesinde olduğu, bunun da dünya ortalamasının oldukça üzerinde olduğu belirtiliyor. Yıllardır bu sorunu Meclis konuşmaları, soru önergeleri, basın toplantıları ile kamuoyu gündemine taşıdık. Bu bağlamda da yeterli önlem alınmadı. Hatta bakanlık buzağı ölümleri normalmiş gibi soruna baktı. Bir ülke her yıl ithal ettiği kadar buzağıyı kaybediyorsa, sorun ithalatta değil yönetimdedir" ifadelerini kullandı.
"Hayvancılıkta sorunların artması et sorununu yaratıyor"
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "USDA raporunda, Türkiye'de hayvan varlığına ilişkin resmi veriler arasındaki tutarsızlıklara da dikkat çekiliyor. TÜİK 2024 yılı için sığır sayısını 15,5 milyon baş, Tarım ve Orman Bakanlığı ise 16,9 milyon baş olarak açıklamıştı. Raporda, bu farkın sağlıklı planlama yapılmasını zorlaştırdığı ve sektöre olan güveni zedelediği ifade ediliyor. Ülkemizde mera alanı da hayvan varlığı da tam olarak bilinmediği için planlamada yapılamıyor. Çok küçük işletme kapanmış durumda.
Hayvan varlığı sağlıklı olmadığı için piyasa da sağlıklı oluşmuyor. 600 bini aşkın 2025 yılı ithalatı dahi sorunu çözmedi. Hayvancılıkta sorunların artması et sorununu yaratıyor. Rafta artan et fiyatı da vatandaşa olumsuz yansıyor. İthal et dahi et ürününe zamı durduramıyor" dedi.
"Veteriner, aşı, yem, işçilik giderleri bu nedenle de artıyor"
USDA raporuna göre yem maliyetlerinin, hayvancılıkta en büyük sorun hâline geldiğini ifade eden Gürer, "Raporda, toplam çiftlik giderlerinin yüzde 65–75'inin yem maliyetlerinden oluştuğu ileri sürülüyor. Türkiye'nin yem hammaddelerinin yaklaşık yüzde 60'ını ithal ettiği, yem bitkilerinde kendine yeterlilik oranının yalnızca yüzde 75 olduğu belirtiliyor. Raporda ayrıca Türkiye'de 13,1 milyon hektar mera alanı bulunmasına rağmen, sığır başına düşen mera alanının yaklaşık 0,80 hektar olduğu ve meraların verimsiz kullanıldığı iddia ediliyor.
TAGEM verilerine atıfla, Türkiye'de meralarda hektar başına ortalama 700 kilogram ot verimi alınırken, Avrupa'da bu rakamın 5,8 ton olduğu belirtiliyor. Bu verilerde mera ot alanı ifade edilenin de altında. Ayrıca ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı bir kaç bölge hariç yok denecek noktaya geldi. 12 ay kapalı alanda hayvancılık sürdürülmek zorunda kalınıyor. Veteriner, aşı, yem, işçilik giderleri bu nedenle de artıyor" değerlendirmesinde bulundu.
"Çiğ süt halen maliyetin altında aracılar topluyor"
Raporda çiğ süt fiyatına de değinildiğini aktaran Gürer, "Raporda, Ulusal Süt Konseyi'nin Temmuz 2025'te çiğ süt referans fiyatını litre başına 19.35 lira olarak belirlediği; buna karşın üreticilerin 1 litre sütün maliyetinin yaklaşık 20,50 lira olduğunu ifade ettiği aktarılıyor. USDA raporunda, bu fiyat-maliyet makasının çiftçilerin sürülerini satmasının temel nedenlerinden biri olduğu söyleniyor. Süt inekçiliği yapan bir litre süt satıp 1,5 kilogram yem alamıyor. Çiğ sütü halen maliyetin altında aracılar topluyor. Küçük işletmeler bu bağlamda sorun yaşıyor" ifadelerini kullandı.
"Girdi maliyetinin artması ve yem fiyatları ile baş edemeyen, hayvanını kesime verip sektörden kopuyor"
Gürer, rapordaki girdi maliyetleriyle ilgili verilere de değinerek, "Rapora göre Türkiye, 2024 yılında 514 bin 869 baş sığır ithal ederek 788 milyon dolarlık canlı hayvan ithalatı yaptı ve bu rakamla dünyanın en büyük ikinci canlı hayvan ithalatçısı konumuna geldi. 2025 yılında toplam sığır ithalatının 460 bin baş, 2026 yılında ise yaklaşık 450 bin baş seviyesinde kalmasının beklendiği belirtiliyor. İthalatın büyük bölümünün Brezilya ve Uruguay'dan besilik sığır olduğu ifade ediliyor.
USDA raporunda, sığır eti üretiminin 2025'te 1,7 milyon ton, 2026'da ise 1,8 milyon ton olmasının beklendiği; ancak bu artışın sürülerin küçülmesi pahasına gerçekleştiği iddia ediliyor. Raporda, kesim ağırlıklarının geçmişte 400 kilogramın üzerindeyken bugün 270–300 kilogram seviyelerine düştüğü, üreticinin, zarar etmemek için düşük kilolu hayvanları kestiği belirtiliyor. Girdi maliyetinin artması ve yem fiyatları ile baş edemeyen, hayvanını kesime verip sektörden kopuyor" dedi.
"İktidar bu uyarıları dikkate almazsa hayvancılıkta kriz daha da derinleşecektir"
Gürer, USDA raporunda yer alan iddiaların bir bütün olarak hayvancılıktaki sorunları ortaya koyduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Bu rapor bir muhalefet raporu değildir. Dünyada Tarımın durumunu gözleyerek raporlar hazırlayan ABD Tarım Bakanlığı raporudur, Türkiye'nin hayvancılıkta neden ithalata mahkûm hâle geldiği rakamlarla iddia ediliyor. Sürü küçülüyor, damızlık kesiliyor, buzağılar kaybediliyor, üretici üretimden çekiliyor. İktidar bu uyarıları dikkate almazsa hayvancılıkta kriz daha da derinleşecektir. Çözüm ithalat değil, planlı ve üreticiyi koruyan politikalardır. Mutlak sürette yem fiyatları ve ahır giderleri düşürülüp hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri engellenerek yeniden mera hayvancılığına geçilmelidir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.


























































































