‘Hedeflenen enflasyon’ kıskacında mutfağın gerçeği
Ekonomi yönetiminin baz etkisi ve sıkılaşma politikalarıyla "enflasyonda düşüş başladı" açıklamaları yaptığı bir dönemde, sokağın enflasyonu resmi verileri ezip geçiyor. Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas Cumhuriyet tarihinin en derin seviyelerinden birine ulaştı
Eyüp Kabil





Ancak Ankara'nın ekonomi zirvesinden yükselen iyimser açıklamalar ve "en kötüsü geride kaldı" vaatleri, pazar tezgahlarına, market raflarına ve konut kiralarına yansımıyor. Kağıt üzerinde düşüş eğiliminde gösterilen enflasyon, vatandaşın cüzdanında ağır bir yaşam savaşına dönüşmüş durumda.
Asgari ücret açlık sınırının altında ezildi
Ekonomi yönetiminin "enflasyonu tetiklediği" gerekçesiyle temmuz ayında ara zam kapısını kapattığı asgari ücret, milyonlarca çalışan için adeta bir hayatta kalma sınırına dönüştü. Net 28 bin 75 TL olarak uygulanan asgari ücret, her geçen gün alım gücünü kaybediyor.Türk-İş'in güncel raporlarına göre, dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, yani açlık sınırı 35 bin 174 liraya ulaştı.
• Makas Açılıyor: Açlık sınırı, asgari ücreti tam 7 bin 99 lira aşmış durumda.
• Yoksulluk Sınırı: Kira, faturalar, eğitim ve giyim gibi temel harcamalar da eklendiğinde yoksulluk sınırı 114 bin 576 liraya fırladı.
• Tek Maaş Yetmiyor: Bir evde iki kişi asgari ücretle çalışsa dahi, haneye giren toplam gelir açlık sınırını ancak ucu ucuna geçebilirken, yoksulluk sınırının yanına bile yaklaşamıyor.
"Hedeflenen enflasyon" formülü çöktü mü?
Çarşı ve pazar esnafı, ekonomi yönetiminin uyguladığı "talebi kısarak enflasyonu düşürme" modelinin faturasını sadece dar gelirli vatandaşın ödediğini savunuyor. Hükümetin ücret artışlarını "gerçekleşen enflasyona" göre değil, Merkez Bankası'nın bir türlü tutturamadığı "hedeflenen enflasyon" tahminlerine göre belirleme ısrarı, reel ücretleri eritirken sermaye karlarının yüksek kalmasına yol açtığı gerekçesiyle iktisatçılar tarafından eleştiriliyor.TÜİK'in sepetindeki fiyatlar ile halkın her gün satın almak zorunda olduğu temel gıda, ulaştırma ve konut kalemlerindeki artışlar arasındaki tutarsızlık, resmi verilere olan güveni zedelemeye devam ediyor. Nitekim bağımsız iktisatçılardan oluşan ENAG gibi kurumların yıllık enflasyonu halen %53 bandında hesaplaması, sokağın neden bu kadar yangın yeri olduğunu net bir şekilde özetliyor.
Kira kıskacı ve sabit gelirlinin çaresizliği
Barınma krizi, hayat pahalılığının en vahşi yüzü olarak orta sınıfı ve asgari ücretliyi vurmayı sürdürüyor. TÜİK verilerine göre belirlenen yasal haziran ayı kira artış tavanı %32,24 olarak açıklansa da büyükşehirlerde bu orana uyan ev sahibi bulmak neredeyse imkansız. Maaşı sabit kalan, harcanabilir geliri her ay kuşa dönen vatandaş; kredi kartı borçlarını başka bir kredi kartıyla kapatmaya çalışarak, kelimenin tam anlamıyla bir "borç sarmalında" günü kurtarmaya çalışıyor.Ekonomi politikalarının makro göstergeleri düzeltme iddiası, halkın mikro dünyasında karşılık bulmadığı sürece, sokaktaki vatandaş için "enflasyon düştü" cümlesi sadece teknik bir detay olarak kalmaya mahkum görünüyor.











































































