logo
27 ŞUBAT 2026


Hz. Ali: ‘Yirmi yıl önce ölmeyi ne kadar isterdim’

Talha ve Zübeyr’e de pek çok mektup yazan Hz. Ali, onları fitneye alet olmamaları için uyardı. Ancak Hz. Ali’nin, bu barış çağrılarına hiçbiri olumlu bir cevap vermedi. Bunun üzerine İmam Ali askerlerine şu çağrıyı yaptı

01.03.2023 00:13:00
Hz. Ali: ‘Yirmi yıl önce ölmeyi ne kadar isterdim’
Hz. Ali: ‘Yirmi yıl önce ölmeyi ne kadar isterdim’
"Yol boyunca Talha ve Zübeyr'e de pek çok mektup yazan Hz. Ali, onları fitneye alet olmamaları için uyardı.

Ancak Hz. Ali'nin, bu barış çağrılarına hiçbiri olumlu bir cevap vermedi. Bunun üzerine İmam Ali askerlerine şu çağrıyı yaptı:

"Karşı taraf aleyhine bir mazeret ortaya konulmadan ve kesin bir kanıt sunulmadan hiç kimse ok fırlatmasın. Taş atmasın, mızrak saplamaya kalkmasın."

Hz. Ali, Talha ve Zübeyr'le görüştü ve onlara şöyle dedi:

"Sizin silahlar, süvariler, piyadeler hazırladığınızı görüyorum. Keşke Allah katında ileri sürebileceğiniz bir mazeret hazırlasaydınız.

Allah'tan korkun, yününü sağlam eğirdikten sonra onu çözen kadın gibi olmayın. Ben sizin dinde kardeşiniz değil miyim?

Siz, Benim kanımı haram, Ben sizin, kanınızı haram saymıyor muydum? Sizin Benim kanımı helal saymanıza sebep olan ne?"

Sonra Talha'ya hitaben şöyle dedi: "Sen kendi karını evde bırakıp Peygamber'in eşini savaşa mı getirdin? Sen Bana biat etmedin mi?"

Sonra Zübeyr'e şöyle dedi: "Biz seni Abdülmuttaliboğulları'ndan sayıyorduk. Şu kötü oğlun Abdullah büyüyünce aramızı ayırdı".

Ardından şöyle dedi: "Ey Zübeyr! Hatırlıyor musun Peygamber'le beraber Ben-i Ganem bölgesine uğramıştın. Peygamber Bana baktı ve güldü. Sen de O'na güldün ve dedin ki: "Ebu Tâlib'in oğlu kibrinden vazgeçmiyor".

Resulüllah şöyle dedi: "Onda kibir yoktur. Ama sen O'nunla haksız yere savaşacaksın".

Zübeyr b. Avvam: "Evet söylediğin gibidir" dedi. Ve bu konuşmadan sonra savaş alanını terk ettiği rivayet edilir. 

İki taraf savaş düzenini aldı. Ve Cemel ordusu ok atışına başladı. Hz. Ali'nin arkadaşları birer, ikişer öldürülmeye başladı. Önce biri öldürüldü. Ardından ikincisi, üçüncüsü geldi. Bunun üzerine Hz. Ali onlara karşılık vermeye ve hakkı savunmaya izin verdi. 

İki ordu arasında korkunç bir çarpışma başladı. En şiddetli çarpışmalar Hz. Aişe'nin devesinin önünde yaşanıyordu. Devenin üstünde bulunan ve Hz. Aişe'nin içinde olduğu hevdeç atılan oklar sebebiyle kirpiye dönmüştü. Pek çok Müslüman devenin etrafında öldürüldü. 

Hz. Aişe'nin devesinin yularını tutanların tamamı öldürülmüştü. Muhammed b. Talha gelerek devenin yularını tuttu ve Hz. Aişe'ye ne yapmaları gerektiğini sordu. Hz. Aişe ona savaştan el çekmesini söyledi. Ancak Muhammed az sonra öldürüldü. 

Hz. Ali, Hz. Aişe savaş meydanında olduğu sürece savaşın devam edeceğini anlamıştı.

Bu sebeple Muhammed b. Ebu Bekir'e (Muhammed Hz. Aişe'nin kardeşiydi ve Hz. Ali'nin ordusunda savaşıyordu) bir grupla birlikte, deveyi öldürmelerini ve Hz. Aişe'yi savaş meydanından uzaklaştırmalarını emretti. Onlar da devenin ayak sinirlerini keserek çökerttiler ve hevdeci Hz. Ali'nin yanına getirdiler. 

Hz. Ali, Hz. Aişe'yi erkek kardeşi Muhammed b. Ebu Bekir'e emanet etti. Muhammed kız kardeşini Basra'ya götürdü. Ve burada Abdullah b. Bedil'in evine yerleştirdi. 

Savaş Hz. Ali ve yanındakilerin zaferiyle son buldu. Hz. Ali savaş meydanında şu duyuruyu yaptırdı:

"Haberiniz olsun, yaralılara dokunulmayacak, arkasını dönüp kaçanlar takip edilmeyecek. Dönüp gidene de mızrak fırlatılmayacak. Silahını bırakan evine girip kapısını kapatan güvende olacak.

Savaş meydanında bulunan silah ve benzeri savaşta kullanılan teçhizat dışında Cemel ordusunun mallarına el konulmayacak. Savaş alanında ele geçirilen silah gibi şeylerin dışındaki mallar mirasçılarına aittir." 

Hz. Ali Basralı askerlere de duyuru yaptırdı, "Askerlerimizin yanında malı olan varsa gelsin alsın" denildi. 

Hz. Ali'nin ordusunda bulunan bazı kimseler şöyle dedi: "Ey Emirü'l-mü'minin, onların kanları bize helal oluyor da eşleri niçin olmuyor."

Hz. Ali, "Kıble ehli hakkındaki uygulama budur" dedi. Ve sonra ekledi: "Hadi o zaman söyleyin, onların reisi olan Aişe, kimin payına düşecek?"

Adamlar derhal dağıldılar ve "Allah'a istiğfar ederiz" dediler. Hatalarını anlamışlardı.

Ancak Hz. Ali askerlerine Beyt'ül-mâl'den beşer yüz dirhem pay verdi.   Hz. Ali, Cemel savaşından sonra büyük bir hüzün içinde savaş meydanını gezdi.

Muhammed b. Talha'yı gördü. "Allah'a and olsun ki sâlih bir gençti" dedi. Daha sonra öldürülenlere mağfiret edilmesi için dua etti. Ve rahmet okudu. Bazılarını zikrederek hayır ve salah ehli olduklarını söyledi. 

Esasen Hz. Ali bu savaşı hiç istememiş, her türlü barış yolunu denemiş ancak başarılı olamamıştı.

Hz. Hasan savaş kızıştığında Hz. Ali'nin şöyle dediğini naklediyor:

"Ey Hasan! Bütün bunlar bizde mi oluyor? Keşke bundan yirmi ya da kırk yıl önce ölseydim." 

Hz. Ali, savaş boyunca bu sözü sık sık tekrarlamıştı. Savaş başlayıp da insanlar ölmeye başlayınca Hz. Ali'nin, "Yirmi yıl önce ölmeyi ne kadar isterdim" dediği rivayet edilmektedir. 

Hz. Aişe de olayların bu noktaya varmasından ve Hz. Ali'ye karşı ayaklandığından dolayı ciddi bir pişmanlık yaşamıştı.

Hz. Aişe'nin, Cemel Vakası'nı hatırladığında şöyle dediği nakledilir:

"Arkadaşlarımın (Resulüllah'ın diğer eşlerinin) oturduğu gibi oturmayı ne kadar isterdim. Bu bana, Resulüllah'tan on küsur çocuk doğurmamdan daha sevimlidir."
 
Hz. Aişe, Allah-u Teala'nın "evlerinizde oturun" (Ahzab: 33) ayetini okuduğu zaman başörtüsü ıslanıncaya kadar ağlardı. 

Zehebi ise şöyle diyor:

"Şüphe yok ki Hz. Aişe, Basra'ya gittiğine ve Cemel Vakası'na katıldığına çok pişman oldu. O, işlerin bu noktaya geleceğine ihtimal vermemişti."  

Hz. Ali, mü'minlerin annesi Aişe'nin bulunduğu eve gelerek kendisini ziyaret etti, hâlini hatırını sordu. Onu kardeşiyle beraber Medine'ye gönderdi. Kendisine eşlik etmeleri için birkaç kadını başlarına sarık sarmış ve kılıç kuşanmış halde onunla gönderdi.

Bu arada Mervan b. Hakem, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve İbn Abbas'a haber göndererek kendisi için Hz. Ali'yle konuşmalarını istedi.

Hz. Ali, "O güvendedir, nereye istiyorsa oraya gitsin" dedi. Ancak Mervan bu asil davranış karşısında gitmedi ve Hz. Ali'ye biat etti.

Mervan, Hz. Ali'nin bu davranışını övdü ve Hz. Hasan'a şöyle dedi: "Babandan daha kerem sahibi binini görmedim. Cemel gününde de bizi koruyor, münadileri: Savaş alanını terk edenler takip edilmesin, yaralılara zarar verilmesin diye bağırıyordu." 

Hz. Ali daha sonra yaptığı konuşmalarda Kendisine karşı savaşan Basralılar'ı, "Kadının askerleri ve hayvanın (Cemel'de Hz. Aişe'nin bindiği deveyi kastediyor) tâbileriydiniz" şeklinde vasıflandırmış ve onlara, "Ahlakınız düşük, ahdiniz ihtilaf, dininiz nifak, suyunuz tuzludur" diyerek sitem etmiştir. 

Yine savaşın hemen ardından yaptığı konuşmada, "Bugün bize de başkasına da karışmayanı kınayacak değilim. Fakat Benimle savaşanı kınıyorum" dediği rivayet edilmiştir.

Hz. Aişe'yle ilgili ise şunları söylüyor:

"...Ona, kadınların zayıf görüşü ulaştı. Demircinin kazanı gibi göğsünde devamlı kin kaynadı. Bana yaptığını başkasına yapmaya çağrılsa yapmaz. Hâlâ onun ilk günkü hürmeti vardır. Hesap ise Allah'a aittir."  (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eserinden)

TÜRK-İŞ Açlık ve Yoksulluk Sınırı açıklandı

TÜRK-İŞ, şubatta 4 kişilik aile için "açlık sınırı"nı 32 bin 365 lira, "yoksulluk sınırı"nı 105 bin 425 lira olarak hesapladı

 

27.02.2026 11:43:00
Anadolu Ajansı
TÜRK-İŞ Açlık ve Yoksulluk Sınırı açıklandı
TÜRK-İŞ Açlık ve Yoksulluk Sınırı açıklandı

TÜRK-İŞ'in, çalışanların geçim şartlarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek için her ay yaptığı "Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması"nın Şubat 2026 sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre, şubatta Ankara'da yaşayan 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden "açlık sınırı" 32 bin 365 lira oldu.

Gıda, giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen "yoksulluk sınırı" 105 bin 425 lira olarak hesaplandı.

Bekar bir çalışanın "yaşama maliyeti" aylık 41 bin 900 lira oldu.

Kıyma ve kuşbaşı etin fiyatı arttı

Araştırmaya göre süt, yoğurt ve peynir fiyatlarındaki hızlı fiyat artışı, tüketici alım gücünü ciddi şekilde zorladı.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ürünlerinin bulunduğu grupta kıyma ve kuşbaşı etin fiyatında artış oldu.

Balık ürünleri fiyatlarında bir gerileme olduğu tespit edilen araştırmada, tavuk etinin kilogram fiyatında da geçen ay olduğu gibi bu ay da artış tespit edildi, ocak ayında gerileyen yumurta fiyatlarında ise bu ay yeniden artış olduğu görüldü.

Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek) grubunda bu ay kuru fasulyenin kilogram fiyatında gerileme olduğu tespit edildi. Nohut fiyatında artış olduğu gözlemlenirken, yeşil ve kırmızı mercimeğin kilogram fiyatlarında ise bu ay önemli bir değişiklik görülmedi.

Meyve-sebzenin ortalama fiyatlarında bu ay da artış gösterdiği, geçen ay gerileyen meyve fiyatları bu ay yükselirken, sebze fiyatlarında ise sınırlı bir azalış olduğu belirlendi. Patates ve soğan fiyatı da bu ay sabit kaldı.

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur ve irmik gibi ürünlerin yer aldığı grupta ekmeğin fiyatı sabit kalırken, pirinç ve bulgurda da değişim olmadı, makarnada sınırlı bir artış görülürken un ve irmiğin kilogram fiyatı ise aynı kaldı.

Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta, ayçiçek yağı ve tereyağının kilogram fiyatlarında bu ay artış olduğu tespit edildi. Zeytinyağı ve margarin fiyatlarında bir değişiklik görülmedi.

Siyah zeytinin fiyatında bir miktar artış olduğu gözlemlendi. Yeşil zeytin aynı kaldı.

Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinin fiyatlarında şubatta bir miktar artış görülürken, çayın fiyatı aynı kaldı, ıhlamur fiyatları bir miktar azaldı.

Diğer ürünlerden reçel, bal ve şeker fiyatlarında bir miktar artış oldu. Tuz, şeker ve salçanın fiyatı bu ay değişmedi.

İstanbul'da 10 şüphelinin 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu

İstanbul'da yasadışı bahis ve POS tefeciliği soruşturması: Yaklaşık 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu

27.02.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da 10 şüphelinin 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu
İstanbul'da 10 şüphelinin 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu
İstanbul'da düzenlenen yasadışı bahis ve POS tefeciliğine karıştıkları iddia edilen 10 şüphelinin yakalandığı bildirildi. 18 şirket, 11 araç, 3 arsa ve 5 konuttan oluşan piyasa değeri yaklaşık 671 milyon 255 bin lirayı aşan taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konulurken, söz konusu şirket tarafından, elektronik ödeme kuruluşlarından temin edilen POS cihazlarının, alt hizmet sağlayıcı konumundaki çeşitli firmalara devredildiği, söz konusu cihazların yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanıldığı belirlendi.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü polisi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında yasadışı bahis ve POS tefeciliğine yönelik geniş kapsamlı çalışma gerçekleştirdi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Merkez Bankası raporlarında yer alan tespitlerden yola çıkan Siber Polisi, bir şirket tarafından, elektronik ödeme kuruluşlarından temin edilen POS cihazlarının, alt hizmet sağlayıcı konumundaki çeşitli firmalara devredildiğini, söz konusu cihazların yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanıldığını belirledi.

Gerçekleştirilen finansal hareketlerin izini süren polis, incelemelerde, "7258 sayılı Kanuna muhalefet" kapsamında işlem görmüş üçüncü şahıs ve şirket hesaplarına para transferleri yapıldığını saptadı.

Yapılan mali analiz ve saha çalışmaları neticesinde, şüphelilere ait 18 şirket, 11 araç, 3 arsa ve 5 konuttan oluşan piyasa değeri yaklaşık 671 milyon 255 bin lira olan taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konulduğu aktarıldı.

Yasadışı bahis ve POS tefeciliği suçlarıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde operasyon başlatıldı. Bu sabah erken saatlerde ilgili şirket ve bağlantılı firmalar ile bu şirketlerin yönetici ve çalışanlarına yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Polisiye soruşturmada 10 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheli 10 kişi sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Söz konusu şüphelilere ilişkin yürütülen tahkikat işlemlerinin titizlik ve hassasiyet içerisinde sürdürüldüğü bildirildi.

Elbistan'da 4.7 büyüklükte deprem

Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 4.7 büyüklükte deprem meydana geldi

26.02.2026 21:50:00
İHA
Elbistan'da 4.7 büyüklükte deprem
Elbistan'da 4.7 büyüklükte deprem
AFAD verilerine göre, Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 4.7 büyüklükte deprem meydana geldi.

Saat 20.17'de yerin 7 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, Sivas ve Adana'nın Kuzey ilçelerinden de hissedildi.

İlk belirlemelere göre deprem sonrası herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.

AYM Başkanı Özkaya: '2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık'

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılında 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldığını, 71 bin 175 başvurunun ise sonuçlandırıldığını belirterek, "Yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti" dedi

26.02.2026 13:27:00 / Güncelleme: 26.02.2026 13:32:30
İHA
AYM Başkanı Özkaya: '2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık'
AYM Başkanı Özkaya: '2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık'
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin 2025 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiği iftar programına katıldı. Gölbaşı Vilayetler Evi'nde düzenlenen programda AYM Başkanvekili Basri Bağcı ile medya temsilcileri yer aldı. AYM Başkanı Özkaya, mahkemenin 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025 yılını geride bırakırken bireysel başvuru ve norm denetimi alanında hak ihlallerinin önlenmesi, anayasal ilkelerin hayata geçirilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi yolunda etkin ve verimli bir çalışma yürüttüklerini belirten Özkaya, 2026 yılında da aynı kararlılıkla çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

"İncelemelerde evrensel hukuk ilkeleri esas alınıyor"

Adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan ve topluma refah sağlayan asli dayanak olduğunu vurgulayan Özkaya, AYM'nin incelemelerinde uluslararası evrensel yaklaşımların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartların, diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararlarının ve yüksek yargı organlarının içtihatlarının titizlikle araştırıldığını belirtti. Bireysel başvurularda dile getirilen ihlal iddialarının dinî, siyasi veya ideolojik kimliğe bakılmaksızın tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini ifade eden Özkaya, anayasal sınırlar içinde temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek yorum ve yöntemlerin uygulandığını söyledi.

'Dosyalarda "ilk gelen ilk çıkar" ilkesi'

Dosyaların inceleme sırasına ilişkin Özkaya, "Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde 'ilk gelen ilk çıkar' ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün 'Başvuruların inceleme sırası' başlıklı maddesi uyarınca geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Bireysel başvuruların da geliş sırasına göre incelendiğini ancak başvuruların önemi ve aciliyeti dikkate alınarak Genel Kurul kararıyla belirlenen objektif kriterler çerçevesinde farklı bir sıralama yapılabildiğini belirten Özkaya, "Acil", "Pilot ve Öncü" ve "Çekirdek Haklar" gibi kategoriler oluşturulduğunu ifade etti. Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Özkaya, önceliklendirmede tamamen belirlenen kriterlere göre hareket edildiğini söyledi. Yargı organları ve diğer kurumlarla iş birliğine önem verdiklerini dile getiren Özkaya, yüksek mahkemelerle çalıştay ve sempozyumların yanı sıra ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. 2025 yılında birçok yüksek mahkeme ile görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti.

"6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık"

Uluslararası alanda da etkin rol üstlendiklerini ifade eden Özkaya, "32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız. Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık. Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13'üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik. Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik. Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak, ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık" dedi.

"2025 yılında 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı"

2025 yılı istatistiklerini paylaşan Özkaya, "2025 yılında mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir. Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88'i, yani yüzde 87,2'si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır" dedi.

"2025 en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu"

2025 yılında norm denetimi kapsamında 277 başvuru yapıldığını, 278 başvurunun karara bağlandığını ve 472 kuralın Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapıldığını belirten Özkaya, "Böylelikle 2025 yılının norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" diye konuştu.

Özkaya, siyasi partilere ilişkin mali denetim kapsamında ise 2025 yılında 164 dosyanın sonuçlandırıldığını, parti kapatma davalarına ilişkin 5 dosyanın derdest olduğunu ifade ederek, "Anayasa ile mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim" dedi.

Konuşmasının sonunda Ramazan ayının huzur ve bereket getirmesini temenni eden Özkaya, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin ve insan hakları ihlallerinin son bulmasını diledi.

Terörsüz Türkiye süreci ne pahasına?

Terörsüz Türkiye süreci şeffaflıktan yoksun, aceleci ve geçmişteki başarısızlıkları tekrar etme riski taşıyor. PKK’nın somut silahsızlanma taahhüdü olmadan atılan adımlar, güvenlik zaafı yaratabilir ve kamuoyunda ‘taviz’ algısını güçlendirerek yeni bir hayal kırıklığına kapı aralayabilir

26.02.2026 10:56:00
Eyup Kabil
Terörsüz Türkiye süreci ne pahasına?
Terörsüz Türkiye süreci ne pahasına?
Türkiye'nin en yoğun tartışılan konularından biri hâlâ "Terörsüz Türkiye" süreci. Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın mesajları, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporu ve siyasi aktörlerin açıklamalarıyla ivme kazanan bu süreç, iktidar tarafından "tarihi fırsat" ve "devlet politikası" olarak sunulurken, muhalefet ve bağımsız gözlemciler tarafından eleştiriliyor.

Sürecin mevcut durumu

Komisyon raporu 18 Şubat'ta çoğunlukla kabul edildi (47 evet, 2 hayır, 1 çekimser). Rapor, PKK'nın silah bırakması ve örgütün tasfiyesi sonrası yasal düzenlemeleri (umut hakkı, demokratikleşme adımları vb.) tavsiye niteliğinde öneriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup toplantısında "elimizi değil gövdemizi taşın altına koyduk" diyerek risk aldıklarını vurguladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise "kişiye özel düzenleme yok, terörün tamamen bitmesi şart" dedi.

Ancak süreç, somut adım eksikliği nedeniyle eleştiriliyor. PKK'nın fiili silah bırakma ilanı hâlâ net değil; Suriye'deki SDG anlaşması olumlu katkı olarak gösterilse de, Türkiye'nin talepleri (tam silahsızlanma ve dağılma) karşılanmadı. Irak'ın kuzeyindeki askeri operasyonlar ve üs genişletmeleri ise "çift başlı politika" algısını güçlendiriyor.

Kapalı kapılar ardında yürütülüyor

En ağır eleştirilerden biri, sürecin şeffaflıktan yoksun olması. Komisyon çalışmaları büyük ölçüde kapalı kapılar ardında yürütüldü.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "ramazan sonrası yasal düzenlemeler şart" çıkışı, acelecilik endişelerini artırıyor. Geçmiş Çözüm Süreci'nde (2013-2015) yaşanan hayal kırıklıkları hatırlatılıyor. Müzakereler sırasında güvenlik zaafı yaratıldığı, hendek olayları ve şehir çatışmalarıyla binlerce can kaybı yaşandığı, sürecin tek taraflı çökertildiği iddiaları hâlâ canlı. Muhalefet, "yine aynı senaryo mu oynanıyor?" sorusunu soruyor.

Güvenlik riskleri

Süreç, terörle mücadelede kararlılık ile barış arayışını dengelemeye çalışıyor gibi görünse de, eleştirmenler "güvenlik zaafı yaratma" riskine dikkat çekiyor. F-16 kazası gibi olaylar gündemdeyken, askeri hazırlıkların devam etmesi bir yandan "ciddi niyet" gösterirken, diğer yandan "müzakere masasında zayıf görünmeme" çabası olarak yorumlanıyor.

Bazı yorumculara göre süreç, bölgesel konjonktür (Suriye'deki yeni yönetim, İran-Irak dengeleri) nedeniyle hızlandırılıyor; ancak PKK'nın tam fesih ve silahsızlanma taahhüdü olmadan atılacak adımlar, "taviz" algısı yaratabilir. Kamuoyu yoklamalarında terörün bitmesi %95 destek görse de, "nasıl ve ne pahasına?" sorusu cevapsız kalıyor.

Ekonomik ve sosyal boyutun gölgesinde kalan sorular

Süreç başarılı olursa yatırımlar artar, ekonomik güven yükselir deniyor (şubatta endeks zaten artış gösterdi). Ancak kuraklık, su açığı, yüksek enflasyon ve yaşam maliyeti gibi acil sorunlar varken, sürecin bu konuların önüne geçirilmesi "gündem değiştirme" olarak eleştiriliyor. Şehit aileleri ve gazilerle iftar programları yapılırken, geçmiş mağduriyetlerin telafisi için somut adımlar hâlâ sınırlı.

ABD'yi Yahudiler yönetiyor. Epstein dosyaları İsrail'in ABD'deki etkisini tırpanlamak için ortaya çıkarıldı. Emin Şirin'den çarpıcı değerlendirme.

ABD'yi Yahudiler yönetiyor. O dosyalar İsrail'in ABD'deki etkisini tırpanlamak için ortaya çıkarıldı. Emin Şirin'den çarpıcı değerlendirme

25.02.2026 15:39:00
Ahmet Turan Yiğit
ABD'yi Yahudiler yönetiyor. Epstein dosyaları İsrail'in ABD'deki etkisini tırpanlamak için ortaya çıkarıldı. Emin Şirin'den çarpıcı değerlendirme.
ABD'yi Yahudiler yönetiyor. Epstein dosyaları İsrail'in ABD'deki etkisini tırpanlamak için ortaya çıkarıldı. Emin Şirin'den çarpıcı değerlendirme.
Emin Şirin, "Siyonist teşkilatlanmaların ekonomiye hakim olduğu, iş dünyasına hakim olduğu ve siyasete hakim olduğu, lobilere hakim olduğu bir duruma gelmiş vaziyette ABD. Öyle bir hale gelmiş vaziyette ki bazen İsrail'in veya Yahudi siyonistlerin menfaatleri Amerika'nın menfaatlerinin önüne geçer hale geliyor. Amerikan politikasını yöneltir hale geliyor. Bundan Pentagon mesela fevkalade rahatsız. Bak altını çiziyorum. Pentagon bundan
fevkalade rahatsız. Bu dolayısıyla bu Epstein dosyaları zaman içinde göreceğiz. İddialı konuşmuyorum ama bir
intiba olarak görüyorum. Amerika'da ve dünyada dolayısıyla İsrail'in ve siyonistlerin etkilerini tırpanlamak
için sanki ortaya çıkmış gibi geliyor zamanlama itibariyle" dedi

Emin Şirin'in konuşmasını izleyin:

Ramazan'da sürücülere sabır ve dikkat uyarısı

Ramazan ayında özellikle trafik yoğunluğunda iftara yetişme telaşında olan ve sahur sonrası yola çıkan sürücülere uyarılarda bulunan uzmanlar, sabırlı, dikkatli ve trafik kurallarına uyarak hareket edilmesi gerektiğini belirtti

25.02.2026 14:18:00 / Güncelleme: 25.02.2026 14:23:42
İHA
Ramazan'da sürücülere sabır ve dikkat uyarısı
Ramazan'da sürücülere sabır ve dikkat uyarısı
Ramazan ayında iftara yetişme telaşında ve sahur sonrasında trafik yoğun şekilde devam ediyor. Dalgınlığın artması trafik kazalarını beraberinde getirirken, uzmanlar bu dönemlerde sürücülere 'dikkat ve sabır' konusunda uyarılarda bulundu.



İleri Sürüş Uzmanı Ramazan Ceylan, Ramazan ayında trafikte daha dikkatli ve anlayışlı olunması gerektiğini belirterek, "Sürücülerimize tavsiyemiz; öncelikli sabırlı olmaya davet ediyoruz. Bunun yanı sıra tabii açlık ve susuzluktan dolayı da kan şekerinde düşme meydana gelebilir. Yorgun ve uykusuz araç kullanmasınlar. Alışma sürecimiz oluyor, dolayısıyla trafikte birbirimize karşı kesinlikle saygı göstermemiz ve sabırlı olmamız lazım. Bayrama da Ramazan'dan sonra inşallah kazasız ve belasız olarak ulaşmayı Rabbim bize nasip etsin. Sürücülerimizin kurallara uyarak kendi dışındaki yol kullanıcılarını tehlikeye atmamaları, cep telefonu kullanmamaları, trafik işaretlerine uymaları gerektiğini hatırlatıyoruz" dedi.

"Kazaya davetiye çıkaracak sabırsız davranışlarda bulunmamamız gerekir"

İftara yetişme telaşının kazalara davetiye çıkarabileceğini ifade eden Ceylan, "İftara yetişme telaşı oluyor. Herkes aynı anda hareket etmek durumunda kalabiliyor. Bu tür durumlarda sakin olmamız gerekiyor. Bir kazaya davetiye çıkaracak sabırsız davranışlarda bulunmamamız gerekir. Birbirimize karşı anlayış göstereceğiz, sabırlı olacağız, gerginlik oluşturmayacağız. Ramazan ayını inşallah bu şekilde kazasız ve belasız bir şekilde geçirmeyi Rabbim nasip etsin" şeklinde konuştu.



"Sürücülerin uykularını almış şekilde yola çıkmalarını tavsiye ediyoruz"

Ceylan, özellikle sahur sonrası yola çıkacak sürücülere de uyarılarda bulunarak, "Hemen sahur yapalım da yola çıkalım düşüncesinde olan sürücülerimiz olabilir. Kesinlikle dinlenmeden yola çıkmasınlar. Sahurunu yapar, sahurdan sonra bir miktar dinlenip sonra yola çıkarlarsa daha iyi olur. Çünkü neticede uykusuz ve yorgun ve dalgın araç kullanmak kazaya davetiye çıkarır. Kendiniz dışında yol kullanıcısını tehlikeye atar. Bunun için de yorgun, uykusuz değil, uykularını almış bir şekilde yola çıkmalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu.

Üniter yapıyı hedef alan rapora evet diyen CHP anayasa değişikliğine de evet der mi? Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz'dan çarpıcı değerlendirme

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Türkiye gündemindeki kritik gelişmeleri değerlendirdi ve komisyon raporu, anayasa değişikliği tartışmaları, Cumhuriyet’in üniter yapısı ve siyasi partilerin tutumu üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu

25.02.2026 14:13:00
Ahmet Turan Yiğit
Üniter yapıyı hedef alan rapora evet diyen CHP anayasa değişikliğine de evet der mi? Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz'dan çarpıcı değerlendirme
Üniter yapıyı hedef alan rapora evet diyen CHP anayasa değişikliğine de evet der mi? Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz'dan çarpıcı değerlendirme
Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Türkiye gündemindeki kritik gelişmeleri değerlendirdi. Komisyon raporu, anayasa değişikliği tartışmaları, Cumhuriyet'in üniter yapısı ve siyasi partilerin tutumu üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulunan Yavuz, Abdullah Öcalan'ın "siyasi aktör" olarak anılması meselesini de değerlendirdi.
Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, "CHP'nin komisyona katılımının siyasi sonuçlarını, iktidar ve muhalefetin anayasa sürecindeki pozisyonlarını, "üniter yapı" ve milli bütünlük tartışmalarını, Abdullah Öcalan'ın "siyasi aktör" olarak anılması meselesini, Türkiye'de olası "Lübnanlaşma" riskini ve seçmen tabanlarının milli hassasiyetleri ve siyasi kırılmaları ele aldı.

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz'un konuşmasını izleyin:

Balıkesir'de F-16 savaş uçağı düştü: Pilot şehit oldu

Balıkesir'de 9. Ana Jet Üssü'nden kalkan F-16 tipi savaş uçağı kaza kırıma uğradı, bir asker şehit oldu

25.02.2026 06:09:00 / Güncelleme: 25.02.2026 10:04:38
İHA / AA
Balıkesir'de F-16 savaş uçağı düştü: Pilot şehit oldu
Balıkesir'de F-16 savaş uçağı düştü: Pilot şehit oldu
Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu 00:50 sıralarında Balıkesir Ana Jet Üssü'nden kalkan F-16 tipi savaş uçağının görev uçuşu esnasında kaza kırıma uğradığını ve bir askerin şehit olduğunu açıkladı.

Uçağın İzmir-İstanbul Otoyolu Balıkesir merkez ilçesi Karesi'ne bağlı Naifli köyü kırsalında düştüğü öğrenildi.

Otoyoldaki sürücüler büyük şok yaşarken, uçak kazası sebebiyle otoyol çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.

Bölgeye çok sayıda itfaiye ve ambulans ekibi sevk edildi.

Balıkesir Valisi olay yerinde incelemelerde bulundu 



Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının kaza kırıma uğraması sonucu 1 pilotun şehit olduğunu bildirdi.
 
Ustaoğlu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Balıkesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının görev uçuşu esnasında kaza kırıma uğradığını belirtti.
 
Vali Ustaoğlu, "Bir pilotumuz şehit olmuştur. Şehidimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun." ifadesini kullandı.
 
Ustaoğlu, İzmir-İstanbul Otoyolu'nun Naipli mevkisindeki olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.
 
Bölgedeki yetkililerden bilgi alan Ustaoğlu, AA muhabirine, Balıkesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının kalkıştan kısa süre sonra kaza kırıma uğradığını söyledi.
 
Ustaoğlu, pilotun şehit olduğunu belirterek, "Şu an biz de olay yerindeyiz. İzmir-İstanbul Otoyolu Naipli mevkisinde olay meydana geliyor. Kalkıştan kısa süre sonra düşen bir F-16 uçağımız mevcut. Bir pilotumuz da şehit düştü. Ben tekrar şehidimize Allah'tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyorum." diye konuştu.

Milli Savunma Bakanlığı açıklama yaptı



Milli Savunma Bakanlığı Balıkesir'den kalkış yapan bir F-16 uçağı ile 00.56'da telsiz irtibatının kesildiğini ve kaza kırıma uğrayan uçakta pilotun şehit olduğunu açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığı'ndan konu ile ilgili yapılan açıklamada, "9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığı Balıkesir'den kalkış yapan bir F-16 uçağımız ile 00.56'dan itibaren telsiz irtibatı ve iz bilgisi kesilmiştir. Derhal başlatılan arama kurtarma çalışmaları sonucunda uçağımızın kaza kırıma uğradığı tespit edilmiş ve uçağımızın enkazına ulaşılmıştır. Pilotumuz şehit olmuştur. Kazanın nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı incelemeler sonucunda belirlenecektir. Şehit olan pilotumuza Allah'tan rahmet, ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve asil milletimize başsağlığı dileriz" ifadelerine yer verildi.
 

Bakan Gürlek soruşma başlatıldığını duyurdu 


Adalet Bakanı Akın Gürlek, kaza kırıma uğrayan F-16 ile ilgili Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığını açıkladı.
 
Adalet Bakanı Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Balıkesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağımız, görev uçuşu esnasında kaza kırıma uğramış ve kahraman bir pilotumuz şehit olmuştur. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığımız olayla ilgili soruşturma başlatmış olup, Başsavcımız, Başsavcı Vekilimiz ve iki Cumhuriyet Savcımız kaza mahalline intikal etmiştir. Şehidimize Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimize sabır ve metanet temenni ediyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun" ifadelerine yer verdi.
 

İçişleri Bakanlığı: Süreç takip ediliyor


İçişleri Bakanlığı Balıkesir'de kaza kırıma uğrayan F-16 uçağı hakkında sürecin takip edildiğini açıkladı.
 
İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, sürecin yakından takip edildiği belirtilerek, "9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan kalkış yapan bir F-16 uçağımızla gece 00.56 itibarıyla telsiz irtibatı kesilmiş, derhal başlatılan arama kurtarma çalışmaları neticesinde uçağımızın kaza kırıma uğradığının tespit edildiği ve enkazına ulaşıldığı öğrenilmiştir. Yaşanan elim kazada kahraman pilotumuzun şehit olduğunu derin bir teessürle öğrendik. Kazanın nedeni, ilgili kaza kırım ekibinin yapacağı teknik incelemenin ardından netlik kazanacaktır. İçişleri Bakanlığı olarak, süreci tüm yönleriyle yakından takip ediyor; ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon içinde çalışıyoruz. Şehit olan kahraman pilotumuza Allah'tan rahmet; kıymetli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun" ifadelerine yer verildi.

"2 milyon Suriyeliye seçmen kartı verecekler" diyen Emin Şirin, "Trump'ın sözünün dışına çıkamayan bir yönetimimiz var" dedi

"2 milyon Suriyeliye seçmen kartı verecekler" diyen Emin Şirin, "Trump'ın sözünün dışına çıkamayan bir yönetimimiz var" dedi

25.02.2026 00:12:00
Ahmet Turan Yiğit
"2 milyon Suriyeliye seçmen kartı verecekler" diyen Emin Şirin, "Trump'ın sözünün dışına çıkamayan bir yönetimimiz var" dedi
"2 milyon Suriyeliye seçmen kartı verecekler" diyen Emin Şirin, "Trump'ın sözünün dışına çıkamayan bir yönetimimiz var" dedi
Emin Şirin'den ABD, Avrupa, Çin ve Ortadoğu Üzerine Çarpıcı Analiz geldi. Emin Şirin, küresel güç dengeleri üzerinden Türkiye'nin ekonomi ve savunma alanında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğini kapsamlı şekilde değerlendirdi.
Dünya ekonomisinin yaklaşık 110 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatan Şirin; %24 ile Amerika Birleşik Devletleri'nin, %18 ile Avrupa Birliği'nin, %17 ile Çin'in payına dikkat çekti.
Emin Şirin, askeri açıdan büyük güç olarak görülen Rusya'nın ise dünya ekonomisindeki payının yalnızca %2 civarında olduğunu vurguladı.

Emin Şirin'in konuşmasını izleyin:

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.