logo
01 MAYIS 2026

Hz. Hasan hakkındaki hadisler

Hz. Hasan, Hz. Peygamber’in âhirete göçtüğü sıralarda sekiz yaşlarında idi

14.06.2023 08:48:00
Haber Merkezi
Hz. Hasan hakkındaki hadisler
Hz. Hasan hakkındaki hadisler
Hz. Hasan, Hz. Peygamber'in âhirete göçtüğü sıralarda sekiz yaşlarında idi. Henüz çok küçük olduğu için, Hz. Peygamber'den doğrudan doğruya rivayet ettiği hadislerin sayısı oldukça azdır. Bunlardan biri Ebu'l Havrâ'nın rivayet ettiği şu hadistir:

"Hz. Hasan'a, Hz. Peygamber'den duyduğun hangi hadisi hatırlıyorsun?" diye sordum.

O da şunu anlattı: "Şu hadisi hatırlıyorum: Zekat hurmalarından bir hurma alıp, ağzıma atmıştım. Hz. Peygamber o hurmayı ağzımdan tükrüklerimle çıkardı.

Oradakiler, "Ya Resulallah, bu çocuğun ağzına attığı tek bir hurmayı, niçin geri çıkardın?" dediler.

O da, "Biz Âl-i Muhammed'e sadaka (zekat) helal değildir" buyurdu.

Hatırladığım diğer bir hadis de, "Seni ilgilendirmeyen şeyleri bırak, ilgilendiren şeylere bak" hadisidir.

Yine Dedem Hz. Peygamber bana şu duayı da öğretmişti: "Ey Allah'ım! Beni hidayete erdirdiğin kimselerden eyle, âfiyet verdiğin kişilerden eyle, dost edindiğin kullarının arasına kat!

Verdiğin şeyleri benim hakkımda mübarek kıl ve hüküm verdiğin (takdir ettiğin) şeylerin şerrinden de koru. Senin dost edindiğin bir kişi asla zelil olmaz." 

İmam-ı Hasan'dan şöyle nakledilmiştir: Resulullah, "Bana, Arapların efendisini çağırın" dedi.

Maksadı Ali b. Ebi Tâlib idi. Aişe, "Arapların efendisi Sen değil misin?" deyince şöyle buyurdu: "Ben Ademoğulları'nın efendisiyim. Ali ise Arapların efendisidir."

Hz. Ali geldiğinde Ensar'ın peşine gönderdi. Yanına geldiklerinde onlara hitaben şöyle buyurdu:

"Ey Ensar topluluğu, size Benden sonra sarıldığınız taktirde asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi göstereyim mi?" "Evet ya Resulallah" dediklerinde şöyle devam etti:

"Bu Ali'dir. Onu, Benim sevgim için sevin. Ona, Ben değer verdiğim için değer verin. Saygı gösterin. Bunu bana Cebrail böyle emretti. Bunu ben, Allah tarafından size söyledim." 

Hz. Hasan'ın bu hadislerin dışında başta babası Hz. Ali olmak üzere birçok sahabeden rivayet ettiği hadisleri vardır.

Kendisinden de Hz. Aişe, kardeşinin oğlu Ali b. Hüseyin, onun iki oğlu Abdullah ve el-Bâkır ile İkrime, İbn Sirin, Cübeyr b. Ne-fir, Ebu'l Havrâ, Rebia b. Şeybân, Ebu Miclez, Hübeyre b. Berîm, Şeybân b. el-Leyl, Şa'bî, Şakîk b. Seleme, el-Müsebbib b. Nuhbe, İshak b. Beşşâr ve diğer râviler (radiyallahü anhüm) hadis rivayet ettiler.  

Hz. Hasan hakkındaki hadisler

Peygamberimiz, iki torununa da çok değer verirdi. Hasan ve Hüseyin'in Allah Resulü'nün yanındaki konumları çok üstündü.

Hz. Hasan, Hz. Peygamber'in terbiyesinde yetişti. Sahih hadis kitapları başta olmak üzere birçok İslamî literatürde, Hz. Peygamber'in torunları ile ne kadar ilgilendiğini ve onları ne kadar çok sevdiğini ifade eden rivayetler bu gerçeği göstermektedir.

O'nun (s.a.v.), Hz. Hasan ile her an ilgilendiğini, hemen hemen yanından hiç ayırmadığını; bilhassa namazlarda bile torununun gelip üzerine çıktığından dolayı, Hz. Peygamber'in sırf onu incitmemek için secdesini uzattığını ifade eden hadisler, ilahî vahye mazhar dede ile O'nun "reyhanesi" arasındaki sevgiyi anlatmaktadırlar. 

Hatta Hz. Peygamber rükûda iken torunu gelir, ayaklarını açar bir yönden girer, öbür taraftan sıvışır ve Hz. Peygamber ses çıkarmazdı. Bazen secde ederken üzerine bindiğinde, onu yavaşça sırtından indirirdi.

Nitekim bir defasında Hz. Peygamber, hutbe okurken Hz. Hasan ile kardeşi Hz. Hüseyin üzerlerindeki uzun ve kırmızı elbiseleri ile düşe kalka yürüdüklerini görür.

Bunun üzerine Hz. Peygamber, hutbesine ara verip, minberden inerek, torunlarını kucağına aldığı ve önüne oturttuğu, daha sonra da, "Allah Teâlâ, 'Mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer imtihan vesilesidir'   derken doğru söylemiştir.

Şu ikisini bu şekilde görünce sabredemedim" diyerek hutbesine devam ettiği, kaynak hadis kitaplarında anlatılmaktadır.

Hz. Peygamberin, zaman zaman her iki torununu da sırtına alıp namaza geldiğine,  Hz. Hasan'ı omzuna alarak dışarılarda gezdirdiğine dair birçok hadis şunu gösteriyor ki; Hz. Peygamber her iki torunuyla devamlı ilgilenmişler, her türlü ihtiyaçlarını gidermeye çalışmışlardır.

Kızı Hz. Fatıma'yı ziyarete gittiklerinde, torunu Hasan uyku arasında su istediği zaman bizzat kendileri kalkıp su getirerek, hem ona, hem de kardeşine içirmeleri vb. hareketleri dede şefkati ve merhametinin fiili işaretleridir.

Yine Hz. Peygamber'in bu iki torununu çok sevdiğini ifade buyurmaları ve "Allah'ım, Ben bu ikisini seviyorum, Sen de sev" diye dua etmeleri,  gönüldeki bu yüce sevginin ve ilginin dil ile ifadesi olması bakımından manidardır. 

Hz. Câbir'den nakledildiğine göre, Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Yüce Allah Beni ve Ali'yi Arş'ın önünde iki nur olarak yarattı. Adem'in yaratılışından iki bin yıl önce Allah'ı tesbih ediyor, noksanlıktan tenzih ediyorduk.

Yüce Allah Adem'i yaratınca bizi onun sulbüne yerleştirdi. Sonra bizi temiz bir sulbden ve arı bir soydan naklederek İbrahim'in sulbüne yerleştirdi.

Sonra bizi İbrahim'in sulbünden temiz bir sulbe ve arı bir soya nakletti. Ve sonunda bizi Abdulmuttalib'in sulbüne yerleştirdi.

Sonra Abdulmuttalib'in sulbündeki nur bölündü. Üçte ikisi Abdullah'a, üçte biri de Ebu Tâlib'e geçti.

Sonra Benden ve Ali'den aktarılan nur Fatıma'da birleşti. Buna göre Hasan ve Hüseyin, âlemlerin Rabbinden kaynak¬lanan iki nurdur..." 

Hz. Peygamber torunlarını öper ve her iki torununun cennet ehli gençlerin efendileri olduğunu da söylerdi.   Hatta onları sevenleri Allah'ın sevmesini dilediği duaları da rivayetler arasında yer almıştır. 

"O ikisi (İmam Hasan ve İmam Hüseyin), Peygamberimizin (s.a.v.) dünyadaki ve bu ümmet içindeki hoş kokulu reyhan çiçekleridir." 

"O ikisi (Hasan ve Hüseyin) yeryüzü halkının en hayırlı kişileridir."

"O ikisi (Hasan ve Hüseyin) ayakta olsalar da, (kıyam etseler de), otursalar da imamdırlar." 

"O ikisi (Hasan ve Hüseyin) kıyamet gününe kadar Kur'an'dan ayrılmayacak olan ıtretin, yani Ehl-i Beyt'in mensuplarıdır. O ikisine bağlılığını sürdüren ümmet doğru yoldan sapmaz." 

"O ikisi gemilerine binenlerin boğulmaktan kurtulmalarını garanti eden Ehl-i Beyt mensuplarıdır." 

"O ikisi dedelerinin yani Peygamberimizin haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: Yıldızlar yeryüzü halkını denizde boğul-maktan koruyan güvenceler oldukları gibi, Benim Ehl-i Beyt'im de yeryüzü halkını ihtilafa düşmekten koruyan güvencelerdir." 

Çok sayıda sahabe, Peygamberimizin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında şöyle buyurduğunu işittiklerini söylemişlerdir:

"Allah'ım! Biliyorsun ki Ben, bu ikisini seviyorum, onları Sen de sev ve onları sevenleri de sev." 

Selman-ı Farisi'den nakledildiğine göre Peygamberimiz şöyle buyurdu:

"Hasan ile Hüseyin Benim oğullarımdır. Kim, onları severse Beni sever. Kim, Beni severse Allah onu sever. Allah, kimi severse onu cennete koyar.

Kim, o ikisinden nefret ederse Benden nefret etmiş olur. Kim, Benden nefret ederse Allah, ondan nefret eder. Allah, kimden nefret ederse onu cehennemine koyar." 

Hz. Enes'ten nakledildiğine göre, Peygamberimize, "Ehl-i Beyt'inden en çok kimleri seviyorsun?" diye soruldu. Peygamberimiz bu soruya, "Hasan ile Hüseyin'i" diye cevap verdi. Peygamberimiz Hz. Fatıma'ya, "Oğullarını yanıma çağır" der ve onlar yanına geldiklerinde onları koklar ve bağrına basardı." 

Hz. Peygamberin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında birçok müjdeleri ve ümmet-i Muhammed'e ikazları vardır:

"Hasan'ı ve Hüseyin'i seven beni sevmiştir. Onlara düşmanlık eden bana düşmanlık etmiştir." 

"Kıyam etseler de, otursalar da şu iki yavrum imamdır."
 
Allah Resulü Hz. Hasan'ı çok sever omuzlarına alıp, "Allah'ım! Ben onu çok seviyorum, Sen de onu sev" derdi. 

"Hasan'la Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir." 

Enes'ten nakledildiğine göre, Peygamberimize, "Ehl-i Beyt'inden en çok kimleri seviyorsun?" diye sorduklarında, "Hasan ile Hüseyin'i" buyurdu. Peygamberimiz kızı Fatıma'ya, "Oğullarımı yanıma çağır" der ve yanına geldiklerinde onları koklar ve bağrına basardı." 

Rasulüllah buyurdu ki: "Eğer akıl, insan şekline girmek isteseydi muhakkak Hasan'ın şeklinde görünürdü." 

İmam Hasan Hz. Ali'nin şehadetinden sonra minberde konuşurken Azd kabilesine mensup bir kişi bağırarak şunları söyledi:

"Resulüllah'ın Hasan b. Ali'yi yanına oturtup şöyle buyurduğunu duydum: 'Beni seven herkes Hasan'ı da sevmelidir.'

Bunu duyanlar duymayanlara iletsinler. Eğer Resulüllah'ın emri olmasaydı bunu kimseye söylemezdim." 

Vakıdî şöyle yazar: "Resulüllah Sakif için zimme antlaşması yaptı. Bu ahidnameyi Hâlid b. Said yazdı. Allah'ın selamı her ikisinin üzerine olsun, Hasan'la Hüseyin de şahit olarak kaydedildiler." 

İmam Hasan'ın Resulüllah katındaki değeri o kadar fazlaydı ki yaşça çok küçük olmasına rağmen Allah Resulü onu şahit olarak tutmuştu.

Tirmizî ise kendi Sünen'in de Ümmü Seleme'den şöyle rivayet ediyor:

"Resulüllah, abasını Hasan, Hüseyin, Ali ve Fatıma'nın üzeri-ne örterek buyurdu ki; "Allah'ım, bunlar Benim Ehl-i Beyt'im ve yakın akrabalarımdır. Onlardan her türlü kötülüğü gider ve onları tertemiz kıl."

Ümmü Seleme diyor ki; "Ben de onlardan mıyım ya Resulallah?" diye sordum. Resulüllah, "Sen, hayır üzeresin" buyurdu. 

Bir başka rivayette Resulullah şöyle buyurdu: "Ben güneş gibiyim, Ali ay ve Ehl-i Beyt'im yıldızlar gibi. Onlardan hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz."

Süleym b. Kays şöyle rivayet etmiştir: "Emirü'l-Mü'minin Ali oğlu Hasan'a vasiyet ettiği sırada yanındaydım. Ali şöyle dedi:

"Ey oğlum! Resulullah bana, imamlığı sana vasiyet etmemi, kitaplarımı ve silahlarımı sana vermemi emretti.

Ayrıca bana, senin de ölmek üzere olduğun zaman, bunları kardeşin Hüseyin'e vermeni tavsiye etmemi emretti." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Hasan eserinden)

1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış annelerin 10 gün içinde başvuru yapmaları halinde 8 haftalık ek ilave izin hakkından yararlanabileceğini belirtti.
 

01.05.2026 10:30:00
AA
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, doğum izni sürelerini artıran yeni düzenlemeyle annelerin ve ailelerin yanında olduklarını ifade etti.

Göktaş, paylaşımında şunları kaydetti:

"1 Nisan 2026 itibarıyla doğum yaptığı tarihin üzerinden 24 hafta geçmemiş anneler, çalıştıkları kuruma 10 iş günü içinde başvurmaları halinde 8 haftalık ilave doğum izni hakkından yararlanabiliyor. Aile ve Nüfus On Yılı'nda, iş-aile yaşamını dengesini sağlamaya yönelik uygulamalarla aile kurumumuzu güçlendirmeye ve her koşulda annelerimizi desteklemeye devam edeceğiz."

3 soruda 8 haftalık ek ilave doğum izni
Bakan Göktaş, ayrıca paylaşımında, "3 soruda" başlığıyla 8 haftalık ilave doğum iznine ilişkin merak edilenlere de yer verdi. Buna göre 3 soru ve cevapları şöyle:

Kimler yararlanabilir?

1 Nisan 2026 itibarıyla, doğum iznini tamamlamış, ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler bu haktan yararlanabilir.

8 haftalık ilave doğum izni nasıl hesaplanır?

Hedef tarih, 1 Nisan 2026 (Kanun'da esas alınan tarih). Hedef süre, 24 hafta eşittir 168 gün. 1 Nisan 2026'dan geriye doğru 168 gün sayılır. 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler izinden yararlanabilir. Yasal şart, 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan anneyi kapsar.

Başvuru süreci nasıl işler?

1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 iş günü içinde çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabilirler."

Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde devrilen yolcu otobüsündeki 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı

01.05.2026 09:52:00 / Güncelleme: 01.05.2026 09:57:00
AA
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Muğla'ya gitmek için Tekirdağ'dan yola çıkan Pamukkale firmasına ait K.U. idaresindeki 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, Bandırma-Çanakkale kara yolunun Külefli Mahallesi mevkisinde, kontrolden çıkarak refüje çarptıktan sonra devrildi.

Kazada, otobüsteki yolcular Nazire Akova, Elif Kel ve Kemal Can Sert olay yerinde yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı.



İhbar üzerine olay yerine gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Cenazeler, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.



Ulaşıma kapanan yol, otobüsün kaldırılmasının ardından açıldı.

Otobüs sürücüsü K.U. gözaltına alındı. 

İstanbul'da ulaşıma 1 Mayıs düzenlemesi

İstanbul'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bazı metro, tramvay ve füniküler seferlerinde düzenleme yapıldığı bildirildi

01.05.2026 00:49:00
AA
İstanbul'da ulaşıma 1 Mayıs düzenlemesi
İstanbul'da ulaşıma 1 Mayıs düzenlemesi

Metro İstanbul'un açıklamasında İstanbul Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda ikinci duyuruya kadar bugün yapılacak seferlere ilişkin şu bilgiye yer verildi:

"M2 Yenikapı-Hacıosman metro hattımızın Şişhane, Taksim, Osmanbey istasyonları işletmeye kapalı olacak ve araçlarımız bu istasyonlarda durmayarak seferine devam edecektir. F1 Taksim-Kabataş füniküler ile T3 Kadıköy-Moda tramvay hattımız işletmeye kapalı olacaktır. Ayrıca, Şişli-Mecidiyeköy istasyonunun Meydan çıkışı dışındaki tüm giriş çıkışları yolcu kullanımına kapatılacaktır." 

Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti

İzmir'in Çiğli ilçesinde burun estetiği ameliyatı sırasında fenalaşan 23 yaşındaki genç kız, sevk edildiği hastanede günler süren yaşam mücadelesini kaybetti. Kızının acısıyla sarsılan anne Remziye Kanak, "Ameliyat masrafı olarak ödediğim 70 bin lirayı aslında kızımın kefen parası olarak vermişim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim" dedi

30.04.2026 22:10:00 / Güncelleme: 30.04.2026 22:13:49
İhlas Haber Ajansı
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Olay, 22 Nisan Çarşamba günü Çiğli ilçesinde bulunan Özel Metropol Hastanesinde meydana geldi. İddiaya göre, burun estetiği ameliyatı olmak için hastaneye yatan Hatice Öncü (23), operasyon sırasında aniden fenalaştı. Durumu bir anda kötüye giden ve uyanamayan genç kız, ilk olarak aynı hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Burada durumu giderek ağırlaşan Öncü, daha sonra ileri tetkik ve tedavi amacıyla tam donanımlı İzmir Şehir Hastanesine sevk edildi. Şehir Hastanesinde günlerce yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren genç kızdan sabah saatlerinde acı haber geldi.

Doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen Hatice Öncü, bugün hayatını kaybetti. Vefat haberinin ardından genç kızın cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan aile, ameliyatın gerçekleştiği Özel Metropol Hastanesi ve ilgili doktorlar hakkında savcılığa giderek suç duyurusunda bulunurken, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün de şüpheli ölümle ilgili idari inceleme başlattığı öğrenildi. Genç kızın cenazesinin, yarın öğle namazını müteakip Konak ilçesinde bulunan Çorakkapı Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği belirtildi.

"İki defa entübe edilmiş"

Kızının burun ameliyatı için girdiği özel hastanede fenalaşıp iki kez entübe edildikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş halde başka bir hastaneye sevk edildiğini belirten anne Remziye Kanak, "Saat 15.00'te olması gereken ameliyata 14.00'te aldılar. Normalde bir buçuk saat sürecek operasyonun ardından kızım uyanmadı. Bizi oyalayarak sürekli yalan söylediler. Narkozu verdiklerinde uyumadığı için ikinci kez narkoz vermişler. Ödem oluştuğunu söyleyip bizi kandırdılar. İki defa entübe edilmiş. Ertesi sabah tomografinin kötü çıktığını söyleyerek bizi Şehir Hastanesine yolladılar. Aslında beyni ölmüş, beyin ölümü gerçekleşmiş halde bizi oraya göndermişler. Sekiz dokuz gün boyunca kızım hiç ayılmadı ve bugün sabah ölüm haberini aldık" şeklinde konuştu.



"Kefen parası olarak vermişim"

Ameliyat masrafı olarak ödediği 70 bin lirayı aslında kızının kefen parası olarak verdiğini vurgulayan Kanak, "Ben kızımı ne zorluklarla 23 yaşına kadar getirdim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim. Çiğli'deki o özel hastaneden ve ameliyatı yapan doktorlardan şikayetçiyim. Benim ciğerim yandı, başka annelerin ciğeri yanmasın. O hastane kapansın ve bu doktorlar mesleklerini bıraksın. O süreçte bize o kadar zulmedildi ki acıdan fenalaşıp acile gittiğimde benden para istediler, üstümde nakit olmadığı için bir dil altı hapı bile vermediler. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Uzun süre içeride kalması normal değildi"

Kızının burun estetiği ameliyatı için büyük bir hevesle ve hiçbir sağlık engeli bulunmadan hastaneye başvurduğunu belirten acılı baba İbrahim Öncü, "Hatice, ameliyat günü sabahı son derece sağlıklıydı, evde şakalaşarak hazırlandı ve o özel hastaneye adeta koşarak gitti. Gerekli tüm tetkikleri ve tahlilleri yapıldı, her şeyin yolunda olduğu bizzat doktorlar tarafından söylendi ve biz de onu dualarla ameliyathaneye uğurladık. Basit bir estetik operasyon olacağı, çok kısa bir süre içinde odasına alınacağı belirtilmişti ancak biz kapıda beklerken saatler ilerledi, diğer hastalar birer birer çıkmasına rağmen Hatice'den bir türlü haber gelmedi. İçimizde tarif edilemez bir korku oluşmaya başladı çünkü sıradan bir işlem için bu kadar uzun süre içeride kalması normal değildi" şeklinde konuştu.

"Sapasağlam ellerimle teslim ettiğim hastaneden cansız bedenini çıkardık"

Operasyon sırasında yaşanan aksaklıklar neticesinde kızının entübe edilerek sevk edildiği hastanede yaşamını yitirdiğini vurgulayan baba Öncü, "Ameliyatın üzerinden saatler geçtikten sonra doktorlar yanımıza gelerek kızımın bir komplikasyon nedeniyle uyandırılamadığını, durumun ciddiyetini koruduğunu ve mecburen cihazlara bağlandığını haber verdiler. O andan itibaren büyük bir panik ve çaresizlik içine düştük, bulunduğumuz özel hastanenin teknik imkanları yetersiz kaldığı için kızım acilen tam teşekküllü ve daha donanımlı başka bir hastaneye nakledildi. Oradaki yoğun bakım sürecinde hekimlerin tüm çabalarına ve müdahalelerine rağmen ne yazık ki Hatice'nin vefat haberini aldık; evladımı sapasağlam ellerimle teslim ettiğim o hastaneden maalesef cansız bedenini çıkarmak zorunda kaldık." dedi.

Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı

Anayasa Mahkemesi tarihi kararında, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına yasaklanmasının hak ihlali olduğuna hükmetti ve “Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır” diyerek sembolik önemini tescilledi

30.04.2026 20:48:00
Haber Merkezi
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), 12 Ekim 2023 tarihinde oy çokluğuyla aldığı ve 15 Aralık 2023'te Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, 2014 ve 2015 yıllarında İstanbul Valiliği'nin Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs kutlamalarını engellemesini toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali olarak değerlendirdi.

Kararın en dikkat çeken kısmı, Taksim Meydanı'nın işçi ve emekçiler açısından taşıdığı sembolik ve tarihsel öneme vurgu yapan gerekçesi oldu: "Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır."

Kararın temel gerekçesi

AYM, kararında özellikle 1977'deki 1 Mayıs katliamına atıfta bulunarak Taksim Meydanı'nın emek ve sendika hareketi için "ortak hafıza" ve "sembolik değer" taşıdığını belirtti. Mahkeme, şu ifadeleri kullandı:

"İşçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunanların dayanışmasını değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı'nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için orada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekânın sınırlanması, aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır."

Mahkeme, Valilik'in yasaklama kararının "ilgili ve yeterli gerekçe"ye dayanmadığını, kamu düzenini koruma amacının orantısız müdahaleyi meşru kılmadığını vurguladı. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesini de eleştiren AYM, gösteri hakkının demokratik toplumdaki önemine işaret etti.

Bu karar, DİSK ve KESK'in bireysel başvuruları üzerine verildi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) benzer yöndeki daha önceki içtihatlarıyla da uyumlu bulundu.

AYM'nin 2023 kararı, 1 Mayıs tartışmalarının merkezinde yer almaya devam ediyor. Sendikalar ve emek örgütleri bu hükmü sıkça hatırlatarak Taksim'in 1 Mayıs alanı olduğunu savunuyor.

2024 ve 2025'te DİSK'in başvurusu üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Valilik'in Taksim yasağını hukuka aykırı buldu ve iptal etti. Bu karar kesinleşti.

Bugün 1 Mayıs öncesinde ise tartışma yeniden alevlendi. İstanbul Valiliği'nin Taksim'i kapatma yönündeki idari kararları, AYM ve idare mahkemesi kararlarına rağmen devam ediyor. Sendikalar, sol ve emek örgütleri "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" vurgusuyla Taksim çağrısı yapıyor. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da partisinin 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağını açıkladı.

Sosyal medyada ve basın açıklamalarında AYM kararının "dilek ve temenni değil, bağlayıcı" olduğu sıkça hatırlatılıyor. Eleştirmenler, hükümetin ve yerel idarenin yüksek mahkeme kararlarını uygulamamasını "hukuksuzluk" olarak nitelendiriyor. Öte yandan yetkililer, güvenlik ve kamu düzeni gerekçelerini öne çıkarıyor.

Kararın önemi

AYM'nin bu kararı, sadece 2014-2015 olaylarıyla sınırlı kalmayıp, toplantı ve gösteri özgürlüğünün kapsamı, sembolik mekanların anlamı ve hafıza aktarımı açısından emsal teşkil ediyor. Taksim Meydanı'nın 1 Mayıs ile özdeşleşmesini tarihsel ve kültürel bir gerçeklik olarak tescilleyen karar, gelecekteki benzer başvurularda da referans olacak nitelikte.

1 Mayıs 2026 yaklaşırken, AYM'nin "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" ifadesi, emek hareketinin Taksim talebinin hukuki dayanağı olmaya devam ediyor. Tartışma, yargı kararlarının uygulanabilirliği ve ifade özgürlüğü sınırları etrafında şekilleniyor.

İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan davada etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin'in de aralarında olduğu 15 tutuklu sanık için tahliye kararı verildi

30.04.2026 17:00:00
Haber Merkezi
İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye
İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye
İBB davası Silivri'deki cezaevi karşısında bulunan duruşma salonunda görülüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan davada etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin'in de aralarında olduğu 15 tutuklu sanık için tahliye kararı verildi.
İBB'ye yönelik açılan yolsuzluk davasında  bugün 30. duruşma görüldü.

Duruşma savcısı 9 kişi için için tahliye talebinde bulundu. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti 15 tutuklu için tahliye kararı verdi.

Tahliye kararı verilen isimler şöyle:

-İBB Bilgi İşlem Çalışanı Emrah Yüksel,
-Veri Uzmanı İsmet Korkmaz,
-İBB çalışanı Mehmet Çağlar Kuru,
-İBB Dijital İletişim Koordinatörü Ulaş Yılmaz,
-İBB çalışanı Yusuf Utku Şahin,
-Ekrem İmamoğlu'nun Güvenlik Koruma Müdürü Çağlar Türkmen,
-Etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin,
-Beyoğlu Belediyesi çalışanı Seyhan Özcan,
-İstanbul Şube Sekreteri Nuri Cem Ceylan,
-Esma Bayrak,
-Murat Keleş,
-İsmail Akkaya,
-Harun Cengiz Beğenmez,
-Mehmet Kaya.

Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan'ın anne ve babasından DNA örnekleri alındı.
 

30.04.2026 14:35:00
AA
Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı
Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/6. maddesi gereğince "Valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olması" dolayısıyla eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'ın kaybolduğu dönemde kullandığı siyah renkli otomobilin peşine düşen Başsavcılık, aracın olaydan sonra satıldığını ve aynı modelde bir araçla değiştirildiğini tespit etti. Aracı İstanbul'da bulan ekipler, detaylı inceleme için önce İstanbul'da, ardından Ankara'da yaklaşık bir haftalık detaylı çalışma yaptı.

Araçtaki bulgularla karşılaştırılmak üzere Gülistan'ın annesi Bedriye ve babası Halit Doku'dan Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'nda DNA örnekleri alındı.


12 zanlı tutuklanmıştı
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis memuru Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum'da tanık sıfatıyla ifade vermişti.

İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı

İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında, haklarında gözaltı kararı verilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 2 şüpheli gözaltına alındı.

30.04.2026 12:58:00
Haber Merkezi
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Bunun üzerine polis ekipleri Zuhal Böcek ile 1 şüpheliyi gözaltına alırken, diğer şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Aynı soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek'in başdanışmanı, Antalya Büyükşehir Belediyesinde çalışan 2 personel ile 2 şoför tutuklanmıştı.

AKOM İstanbul için saat verdi: Yağış 5 gün sürecek

AKOM, İstanbul için kritik hava uyarısı yaptı. Akşam saatlerinden itibaren etkili olacak soğuk ve yağışlı havanın 4-5 gün süreceği belirtildi. Sıcaklıkların 4-6 derece birden düşmesi ve yer yer kuvvetli sağanak yağışların görülmesi bekleniyor.

30.04.2026 11:20:00
Haber Merkezi
AKOM İstanbul için saat verdi: Yağış 5 gün sürecek
AKOM İstanbul için saat verdi: Yağış 5 gün sürecek
AKOM, İstanbul'da beklenen hava değişimine ilişkin uyarıda bulundu. Buna göre, İstanbul akşam saatlerinden itibaren Balkanlar üzerinden gelecek soğuk ve yağışlı hava sisteminin etkisi altına girecek.
Bu süreçte kent genelinde aralıklı yağışların yanı sıra yer yer kuvvetli sağanak yağmur geçişlerinin yaşanması bekleniyor.

Sıcaklıklar 4-6 derece düşecek
Halen 16-19°C aralığında seyreden İstanbul hava durumu, yeni sistemle birlikte sert bir düşüş yaşayacak.
AKOM hava durumu değerlendirmesine göre sıcaklıkların 4-6 derece birden azalarak mevsim normallerinin altına gerilemesi öngörülüyor.
AKOM'un "dikkat" notuyla yayımladığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"İstanbul akşam saatlerinden itibaren Balkanlar üzerinden gelmesi beklenen soğuk ve yağışlı havaların etkisi altına giriyor. 4-5 gün süre ile bölgemizde etkisini sürdürmesi beklenen sistem nedeni ile halihazırda 16-19°C'ler aralığında bahar değerlerinde seyreden sıcaklıkların 4-6°C birden azalarak mevsim normalleri altına gerileyeceği, beraberinde aralıklı sağanak, yer yer kuvvetli sağanak yağmur geçişlerinin yaşanacağı değerlendiriliyor."

İBB soruşturmasında yeni gözaltılar

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında, haklarında gözaltı kararı verilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 2 şüpheli gözaltına alınırken, 1 şüpheliyi yakalama çalışması sürüyor

30.04.2026 09:39:00
AA
İBB soruşturmasında yeni gözaltılar
İBB soruşturmasında yeni gözaltılar

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB'ye yönelik "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Bunun üzerine polis ekipleri Zuhal Böcek ile 1 şüpheliyi gözaltına alırken, diğer şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Aynı soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek'in başdanışmanı, Antalya Büyükşehir Belediyesinde çalışan 2 personel ile 2 şoför tutuklanmıştı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.