HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 AĞUSTOS 2022, SALI

Hz. Musa görüntüsünde firavunluk yapanlar

14.09.2012 00:00:00
Özde Müslümanlar her geçen gün düşmanlarının planları neticesinde sözde Müslümanlar tarafından katledilmekte ve toplumlarında ayrışmalar yaşanmaktadır. Müslüman'ın derdini dert edinenler olarak, Müslümanların oyuna gelerek kendilerini kışkırtan ve mezhep çatışması çıkarmak isteyenlerin durumuna mı üzülelim, yoksa kendi zalim ve diktatör yönetimleri tarafından katliamdan katliama uğratılan Müslümanların durumuna mı üzülelim veya yönetimleri ve bir takım etkin odakları tarafından yanlı-yanlış bilgilendirilen ve yönlendirilen ve oyuna gelenlerin durumuna mı üzülelim? Yoksa tarih boyunca girdiği yerlere kandan, dehşetten, vahşetten, fakirlikten, perişanlıktan, sömürgeden başka bir şey götürmeyen Siyonist ve Emperyalistlerin "Sizi zalim yönetimlerden kurtarmak ve ülkenize demokrasi, özgürlük getirmek için geliyoruz" diyerek gelen ve bunları ilk adımda kabul edip sonrasında bunların zulümlerine maruz kalan Müslümanların önce kanıp sonra öldürülmeleri ve ülkelerinin yağmalanmalarına mı üzülelim. Yoksa kendi içimizdeki Firavunlara karşı koyamayışımıza mı üzülelim?
Aziz kardeşlerim bu zikrettiklerimin tamamını ne yazık ki şu anda yaşamaktayız. Şu bir gerçektir ki, İslam coğrafyasında halkı çoğunlukta Müslüman olan Arap ülkelerin yönetimini elinde bulunduran Arap kralları ve prensleri genelde tercihlerini müstekbirlerden yana kullanmış, batının rengini alarak, onların safında bulunmuş ve kendi halklarını sömürerek batılı dostlarına hizmet etmeği kendilerine şiar edinmişlerdir. Şu bir gerçektir ki bu krallıklar tamamen kendi halklarına karşı, Müslüman kitlelere karşı kurulmuşlar, en büyük düşman olarak kendi halklarını bilmişlerdir.
İşte bunun için bu krallar ve hanedanları İslam ümmetine karşı daima batılı efendilerinin yanında ve emrinde yer almışlardır. Bu uğurda Müslümanların dokusunu bozmak, iç çatışmaları körüklemek ve arz-ı mev'ud hayalini güden siyonizmin amacına ulaşması için efendileri tarafından verilen emirleri koltuklarından ve dünyalıklarından olmamaları gayesi ile harfiyen uygulamak için uygun adım marş demişlerdir.
Bu kuklalar tağutlar, siyonlar, emperyallar ve şeytan uşakları tarafından kendilerine verilen emirleri bir görev telakki etmişler ve görevlerini yıllar yılı her şeye rağmen harfiyen yerine getire gelmişlerdir. Müslümanlara, Müslümanların değerlerine, mukaddeslerine hıyanet tarafında odaklanan bu kuklaların iktidarda kalma uğuruna neler söylediklerini, kendileri gibi inanmayan Şialara karşı İsrail'in yanında yer alıp neler yaptıklarına hepimiz şahitlik etmekteyiz.
Müslümanların içlerindeki bu firavunlar sadece Müslümanlara karşı firavundurlar, sadece kendi halkına karşı cesur ve despotturlar, sadece onların karşısında arz-ı endam ederler ama Müslümanların kanlarını Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan ve diğer İslam ülkelerinde döken batılı vampirlerin karşısına çıktıları zaman el pençe olurlar.
Dikkat edersek eğer, bunlar Müslümanlara ve değerlerine saldıranlara karşı şimdiye kadar hiç bir varlık göstermemişlerdir. Çünkü bunlar dış güçler karşısında her biri birer kukladır. Aslında Müslümanlar içlerindeki kendi firavunlarını kendileri bir noktaya kadar bu hale getirmişlerdir. Onların kendi halklarına zulmettikleri, batıdan, emperyalizmden, siyonizmden, arz-ı mev'ud projesinden yana tavır takındıkları ilk gün Müslümanlar birlik içerisinde omuz omuza Ehl-i sünneti ile Şiasıyla seslerini onlara karşı haykırarak yükseltmiş olsalardı iş bu noktalara varmamış olurdu.
Ne olursa olsun yine de Müslümanlar için bir yükümlülük değil midir kendi içlerindeki firavunlardan kurtulmak? Müslümanlar olarak bizim görevimiz değil midir "ey batı, ey emperyalizm ve ey siyonizm" "Ehl-i sünneti ve Şiası tüm Müslümanlar kardeştir" iki kardeş arasında kavga oldu mu bizim kendimiz onların arasını bulmaya her açıdan muktediriz, siz gayri Müslimler kardeş olanların arasına ve meselesine müdahale etme hakkına sahip değilsiniz dememiz gerekmez mi? Gerçekten İslam ülkelerinin liderleri, Ehl-i sünneti ve Şiası ile tüm Müslüman halklar demokrasi ve insan hakları bahanesi ile girdikleri topraklara kandan, dehşetten, vahşetten başka bir şey götürmeyen emperyalizme karşı bu tavrı sergilemiş olsalardı Suriye olayları katliamlara gebe kalıp bu hale getirilir miydi?
Aslında geç kalınmış sayılmaz. Müslüman olarak Ehl-i sünneti ve Şiası ile bizler kendi gemimizde çıkan sorunları, aksaklıkları kendimiz çözmeye çalışsak ve dışarıdan dost gözükerek gemiyi sömürmek isteyenleri gemiye yaklaştırmazsak ve gemiyi sömürmek isteyen dış güçlere içimizden destek olanları ayrıştırıp, dışlasak ve böylelikle onları yalnızlığa mahkum etsek durum çok farklı olur ve çok çabuk bir şekilde olumlu noktalara ulaşılmış olur.
Unutmamamız gerekir ki, her Musa'nın bir Firavunu, her toplumun ve birçok ülkelerin de Firavunları vardır. Ve Müslümanların Firavunlardan kurtulmaları ve Firavunsuz yaşamaları da zaten başlı başına bir görev değil midir?
Firavunlarsız bir dünya
dilekleri ile…
 
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Hz. Hüseyin’in faziletlerinden / 16.11.2012
- “Biz” olmanın gerekleri / 14.11.2012
- Biz!-II / 13.11.2012
- Biz!-I / 12.11.2012
- Ehl-i Beyt’in yüce makamı / 06.11.2012
- Marifet-i Ehl-i Beyt / 05.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-II / 02.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-I / 01.11.2012
- Marifet-i İmam / 31.10.2012
- Tanıma (marifet) / 30.10.2012
- Mürekkebi döken değil, içendir ehil / 29.10.2012
- Anlayış meselesi / 23.10.2012
- Velayet hadislerinden... / 20.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 18.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-II / 16.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-I / 15.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-VI / 13.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-V / 12.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-IV / 11.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-III / 09.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-II / 08.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-I / 06.10.2012
- Rivayetlerde On İki İmamın isimleri / 05.10.2012
- Kaynaklara göre On İki İmam hadisleri / 04.10.2012
- İmamete dair / 03.10.2012
- Zillet bizden uzaktır / 30.09.2012
- Kutsallara saldıran canilere sessiz kalma / 28.09.2012
- Zalim ne anlar masumiyetten / 27.09.2012
- İnkarı mümkün olmayan Gadir-i Hum / 26.09.2012
- Nur ve nar'ın furkanı / 25.09.2012
- Mevla kelimesinin anlamı / 24.09.2012
- İki kanıt / 23.09.2012
- Gelin canlar bir olalım / 20.09.2012
- Ehl-i Beyt sevgisinin faydası nedir? / 19.09.2012
- Allah için sevmenin önemi / 18.09.2012
- Sevgi ve nefret ilkelere göre olmalı / 17.09.2012
- Ehl-i Beyt'i tanıma ve tevhid / 15.09.2012
- Hz. Musa görüntüsünde firavunluk yapanlar / 14.09.2012
- Akıl mı, aşk mı? / 12.09.2012
- Dikkat! Zamanlardan fitne zamanı / 10.09.2012
- Ehl-i Beyt / 09.09.2012
- İcmal gençliği / 06.09.2012
- Barış Günü ve Suriye olayları / 05.09.2012
- Neden cahil kaldık? / 04.09.2012
- Ruhun gıdası ilahi reçetelerde aranmalıdır / 03.09.2012
- İnsan eğitiminde namazın rolü / 02.09.2012
- Maun Suresi ve müslümanların durumu / 01.09.2012
- Kişiler ve olayları analiz terazisi / 31.08.2012
- Akıl cevheri / 30.08.2012
- En şüca insan kimdir? / 29.08.2012
- Büyük cihadın ve küçük cihadın farklılıkları / 28.08.2012
- Neden cahil kaldık? / 27.08.2012
- Kimdir Müslüman? / 22.08.2012
- Midesi için yaşayanlar / 18.08.2012
- Seyr-i Sülukun alemdeki etkinliği / 17.08.2012
- Melekler kimlere nazil olur? / 16.08.2012
- İlim-iman farkı ve insanın tekamülü / 14.08.2012
- Nefis tezkiyesinin yapılmamasının zararları / 13.08.2012
- Emek ve hizmete kadirşinas olmak / 09.08.2012
- Dört kanun / 08.08.2012
- Hidayete vesile olmanın fazileti / 07.08.2012
- Öğretmenler ve öğretenlerin değeri / 06.08.2012
- İlme önem verebildik mi? / 05.08.2012
- Ortak akıl, saadet ve güzellik getirir / 04.08.2012
- Ortak akıl ve istişare / 03.08.2012
- Suriye olayları ve Arakan'da yaşanan vahşet / 30.07.2012
- Ekseni kayan birlik ve Suriye meselesi / 29.07.2012
- Suriye olaylarının analizi ve Müslümanların durumu / 28.07.2012
- Hayır konuşmayan, hayır bulamaz / 27.07.2012
- Hakkı haykırmak ilkeli olanların işidir / 26.07.2012
- Dalkavukluk alçaklıktır / 24.07.2012
- Ehl-i Beyt nimetine nankör olmanın ağır bedelleri / 23.07.2012
- İlim ve özgür ortam / 21.07.2012
- Çanakkale ruhu / 18.07.2012
- Gençlik ve önemi / 17.07.2012
- Gençlerin eğitiminin önemi / 16.07.2012
- Gençlik çağı kazanım dönemidir / 14.07.2012
- Vurdumduymazlık faciası / 13.07.2012
- Burjuvazi ile yozlaşan Müslümanlar / 12.07.2012
- Gösteriş budalası olmanın şekilleri / 10.07.2012
- Adam-adamcık / 09.07.2012
- Nehcü'l-Belağa'ya göre insan sınıfları / 07.07.2012
- Akıp giden ömürler / 06.07.2012
- Müslüman, kendisine kimleri model edinmelidir? / 05.07.2012
- Yanlışa tavır / 04.07.2012
- Şeytanlaşmış insanlar / 03.07.2012
- Allah'ın sevdiğini herkes sever mi? / 01.07.2012
- Allah'ı mı, halkı mı razı etmek? Hangisi kolay? / 30.06.2012
- Değerlerimizden ödün vermemeliyiz / 28.06.2012
- Medya ve Ehl-i Beyt programları / 28.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları ve bardağa dolu tarafından bakmak / 26.06.2012
- Değerlerinden ödün veren toplum gerilemeye mahkumdur / 25.06.2012
- Sığ düşünceler / 23.06.2012
- Vahdeti ilke edinenler / 22.06.2012
- Vahdetsizlik toplumların ecelini getirir / 20.06.2012
- Vahdeti ihlal edenin tevhidi bozulur / 19.06.2012
- Vahdet olgusuna göre yaşamanın önemi / 18.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları birliğimize hizmet ediyor / 17.06.2012
- Hedefsizlik faciası / 14.06.2012
- Terör fitneden kaynaklanır / 12.06.2012
- Fitne: Değerleri öldüren zehirin adı / 11.06.2012
- Fitne / 09.06.2012
- Din tüccarlarına karşı vazifelerimiz / 08.06.2012
- Din tüccarları / 07.06.2012
- Hz. Peygamberin, ümmeti adına korkuları / 06.06.2012
- Nur ile zulmetin savaşı / 05.06.2012
- Allah adına aldatan din tüccarları / 04.06.2012
- İnsan sretindeki şeytanlar / 03.06.2012
- İblis'in avlanma yöntemleri / 02.06.2012
- Hakka karşı batılın mücadele tarzı / 01.06.2012
- Bitmeyen Hak ve batıl mücadelesi / 31.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-2 / 30.05.2012
- Tarih Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-1 / 29.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-6 / 28.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-5 / 25.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-4 / 24.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-3 / 22.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-2 / 21.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-1 Halka hizmet Hakka hizmet midir? / 19.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-III / 18.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-II / 15.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-1 / 14.05.2012
- Köleler ve özgürler-2 / 13.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi / 12.05.2012
- Köleler ve Özgürler - 1 / 09.05.2012
- Hedef gösterme, hedef gösterilme-2 / 08.05.2012
- Hedef gösterme ve gösterilme-I / 07.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 2 / 05.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 1 / 03.05.2012
- Kuran ve Ehli Beyt beraberliği / 01.05.2012
- Vah haset edene, ah haset edilene! / 29.04.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

14.09.2011, 14.09.2010, 14.09.2009, 14.09.2008, 14.09.2007, 14.09.2006, 14.09.2005, 14.09.2004, 14.09.2003, 14.09.2002, 14.09.2001, 14.09.2000, 14.09.1999, 14.09.1998, 14.09.1997, 14.09.1996, 14.09.1995, 14.09.1994, 14.09.1993


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.