Ehl-i Beyt âlimleri şu hususa da değinmektedirler:
Arapçada sözün güzellik ve belagatine sebep olan cihetlerden biri de birbiriyle irtibatı olan iki cümle arasında yabancı bir cümlenin yer almasıdır. Kur'an'da bu mesele oldukça fazla görülmektedir.
Örneğin, Allah-u Teala Mısır azizinin karısına olan hitabını anlatırken şöyle buyuruyor: "(Kocası) doğrusu bu, sizin düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür, dedi. Yusuf sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile." (Yûsuf, 28-29).
Bu ayetlerdeki "Yusuf Sen bundan yüz çevir" ayeti önceki ve sonraki ayetlere yabancı bir ayettir. Yani onlardan ayrı bir cümledir. Yine, şu ayet: "(Belkıs) dedi ki: Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman orasını bozguna uğratırlar. Ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar. İşte onlar böyle yaparlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de bir bakayım elçiler neyle dönerler." (Nahl, 34-35).
Bu ayette geçen, "işte onlar böyle yaparlar" ifadesi önceki ve sonraki ayetlere yabancı bir ayettir. Zira bu ayet Allah'ın kelamıdır ki, Belkıs'ın sözleri arasında yer almıştır. Yani Allah Belkıs'ın sözünü naklettikten sonra onu tasdik eder mahiyette "işte onlar böyle yaparlar" buyurmaktadır.
"Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. Şüphesiz eğer bilirseniz bu gerçekten büyük bir yemindir. Hiç tartışmasız bu Kur'an-ı Kerim'dir." (Vâkıa, 75-77). Görüldüğü gibi, "şüphesiz eğer bilirseniz bu gerçekten büyük bir yemindir" ayeti önceki ve sonraki ayete yabancı bir ayettir ki bu ayetin kendisi de yabancıdır. Yani onunla ilgisi yoktur. Yabancı ayet yabancı ayet içerisinde gelmiştir. Arapça'da buna "muterize cümlesi" denmektedir. Yani Tathir ayeti de Resûlullah (s.a.v.)'in eşleri hakkında nâzil olan ayetler arasında "muterize" olarak yer almıştır.
Tathir ayetinin mezkur ayetler arasında "muterize" olarak yer almasının nüktesi ise; beş mukaddes zatın makamına gösterilen inayet ve teveccühtür. Yani Allah-u Teâlâ Peygamberinin (s.a.v.) diliyle bir takım emir ve nehiylerde bulunuyor ve Resûlullah'ın (s.a.v.) eşlerine öğüt ve nasihatlerde bulunuyor. Çünkü Allah Peygamberin (s.a.v.) eşlerinin Ehl-i Beyt'in kınanmasına, lekelenmesine veyahut münafıkların bunlara dil uzatmalarına vesile olmalarını istemiyor. Yani bu beş mukaddes zatın takva, iffet ve şerafet dergahı her türlü kötülük pislik ve uygunsuzluklardan beri ve münezzeh olmalıdır.
Gerçekten de bu mesele Kur'an'ın mucizesinden ve apaçık belagat örneklerinden biridir. Eğer bu muterize cümle ayetlerin arasına getirilmeseydi Kur'an'ın bu yönü kâmil olmayacaktı. Sünni âlimlerden Allame İbn-i Hacer-i Heysemî'nin "Es-Savâik" adlı kitabında Sa'lebi'den naklen yazdığına göre "Ehl-i Beyt'ten maksat Haşimoğulları'dır" diye iddia edenler vardır.
- ‘Beni seveni sevdin mi, düşmanıma düşman oldun mu?’ / 04.06.2026
- Sabretmek ibadet, günahtır isyanım / 27.05.2026
- Günümüzdeki Yahudiler ve Hıristiyanların ehl-i kitap vasfı / 26.05.2026
- Geviş getirerek Büyük İsrail projesini seyre dalanlar / 24.05.2026
- Misyonerliğin Türk milleti üzerindeki hesapları / 23.05.2026
- ‘Ahir zamanda ümmetim bölük bölük Hıristiyan olacak…’ / 20.05.2026
- Dinlerarası Diyalog ve FETÖ hareketi bitti mi? / 14.05.2026
- Gurur / 13.05.2026
- Yazıklar olsun kendini kandıranlara… / 11.05.2026

























































