logo
23 NİSAN 2026

İhanetin halleri

06.09.2006 00:00:00
Ben ihaneti gözlerinden tanırım. Katı, sıvı, gaz hâllerinden tanırım.. 1. Lübnan batağına "Seyirci kalmamak, müdahil olmak kapıları ve gözlerimizi açarak alevlere atlamaktır. Sorumluluk almak; tarihe, geleceğe ve milletimizin menfaatlerine ihanet olacaktır" .. Bu benim, "Ulusuma Seslenirken" dillendirdiğim açık ve net ifademdir.Bu; "ihanet"in elle tutulabilen katı hâlidir..2. Erdoğan, "İstanbul'a Göçün Yönetimi" konulu toplantıdan çıkarken konuyla ilgili olarak "Türkiye'de -Asker gitsin ya da gitmesin- diyenler olduğu gibi Lübnan'da da -Gelsinler ya da gelmesinler- diyenler olacağını kaydederek, -Sayın Başbakanın (Lübnan) ve oradaki özellikle unsurların ağırlıklı olarak taleplerine bakıyoruz. Biz tüm görüşmelerimizi oradaki grup liderleriyle de yaptık-" dedi.Şimdi bakıyoruz kıymetli okuyucu, Lübnan'da Türk askerini istemeyenler kimler?..Ermeniler...Lübnan'daki "tehcir"e tâbi yaklaşık 150.000 Ermeni.Avrupa'daki "EUROPEAN ARMENIAN FEDERATION for Justice and Democracy".. Yâni "Adalet ve Demokrasi için Avrupa Ermeni Federasyonu".Lübnan'daki Ermeni Öğrenciler Beyrut'taki BM Evi'nin önünde Lübnan'a Türkiye'nin asker göndermesini protesto etti..Peki Lübnan Ermenilerinin sabıka dosyası nasıldır, Yılmaz Özdil'e teşekkürle bir hatırlayalım mı?"a) Yıllardan, 76...Aylardan, şubat... Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar Cirit, Hamra Caddesi'nde bir kafede çayını içiyor, gazetesini okuyordu...Ermeni terörist, sinsice yaklaştı. Art arda bastı tetiğe... Şarjörünü boşalttı diplomatımızın iman tahtasına...b)Aynı Lübnan'da...THY büromuz bombalandı. Turizm büromuz bombalandı. Büyükelçiliğimiz tarandı. Büyükelçiliğimize füze fırlatıldı. Türk Büyükelçiliği'nin Askeri Ataşesi ile İdari Ataşesi'nin otomobilleri havaya uçuruldu. c) PKK'nın olduğu gibi, Asala'nın da yuvasıydı Lübnan. d) Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu silahlarla işgal edip, 56 Türk'ü rehin alan, Konsolos Kaya İnal'ı ağır şekilde yaralayan, güvenlik görevlimiz Cemal Özen'i şehit eden 4 terörist, Lübnanlıydı. e)İstanbul'da Topkapı Sarayı'nı otomobilin bagajına yerleştirdikleri bombayla havaya uçurmayı planlarken, erken patlaması sonucu ölen 2 terörist Lübnanlı'ydı. f) Asala, ilk radyo yayınını Beyrut'ta başlattı. Beyrut'taki bu radyodan yayınlanan Asala bildirisinde, Türkiye'ye sefer yapan bütün uluslararası hava yollarının "hedef alınacağı" açıklandı .g)Lübnan, Lübnan kaynaklı bu vahşete rağmen, sözde Ermeni soykırımını tanıdı .Bizi "bebek katili" ilan etti. h)Bu Lübnan'da Ermeni nüfus var, Ermeni Partisi var, Ermeni Bakan var.I) Peki, bu Lübnan'ı "korumaya" gidecek olan BM Gücü'nde Ermenistan var mı? Yok. Kim var en önde? Biz. j) Bitmedi... Bu Lübnan, soykırımı tanıyıp, bizi 2000'de bebek katili ilan etti. Lübnan Parlamentosu'nun bizi bebek katili ilan eden kararından 3 ay sonra yapılan seçimde, Hariri başbakan seçildi. Hariri bu kararı değiştirmedi. k) Biz ne yaptık bunun karşılığında? Türk Telekom'u ona verdik." Şimdi de silah alıp koşuyoruz....Erdoğan ne diyor; "Türkiye'de -Asker gitsin ya da gitmesin- diyenler olduğu gibi Lübnan'da da -Gelsinler ya da gelmesinler- diyenler olacaktır."Türkiye'de asker gitmesin diyenler kim? Akepe hariç herkes.. En başta, en baştan beri ben....Cumhurbaşkanı dahil, bütün bir millet...Ben, siz, onlar..Bütün komşular..Bütün anneler, babalar, kardeşler, Lübnan'da kimler? Ermeniler...İşte o Ermeniler ile bu Türkler'i aynı kefede tartmak ihanetin gaz halidir ey millet..Millete ihbar ediyorum..Biliyorsunuz maddenin gaz halinde, varlığından eminsinizdir, ama elle tutamaz, gözle göremezsiniz.. 3. Atatürk "muhtaç olduğumuz kudretin" nerede bulunduğunu söylemişti? "Damarlarımızdaki asil kanda"..İşte damarlarda, Atatürk'ün bahsettiği "asil kan"dan başka herhangi bir şey dolaşıyorsa eğer; dolaşan o "şey" de ihanetin sıvı halidir..Boşuna demedim ben ihaneti gözlerinden tanırım..."Madde'nin üç hâli"nden tanırım...İstanbul'a göç etmiş bir ailenin çocuğu olan Erdoğan "İstanbul'a Göç'ün Yönetimi" konulu toplantıdan çıkarken çok önemli şeyler söylüyor.."O televizyon ekranlarındaki ağlayan çocukları, o anneleri, hatta o çocukları kaldırmak suretiyle dünyaya takdim eden Lübnan halkını gördüğümüz zaman hep üzüldük. Peki burada kuru kuruya üzülmek bir şeyi hallediyor mu? Yoksa onların yanında, onların yardımına ulaşmak suretiyle onlara destek olmak mıdır, üzüntünün ifadesi. Eğer üzüntümüz varsa, gerçekten dertliysek, oraya elimizi uzatacağız". Kıbrıs'ı, 63'te Türk Kuvvetleri Alayı Tabibi binbaşının banyo küvetinde katledilen eşi ve üç çocuğu ile belleklerimize kazınan fotoğrafı bir kenara bırakıyorum.. Erdoğan o fotoğrafı hatırlamayabilir..Ama 2003 başından itibaren..Erbil, Süleymaniye, Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu'da ..."O televizyon ekranlarındaki ağlayan çocukları, o anneleri, hatta o çocukları kaldırmak suretiyle dünyaya takdim eden Türkmenleri"..Hatırlıyorum.."Lübnan'ın evlâtları değerli de, Türkmen evlâtları değerli değil mi?" diye soruyorum..Aynı gün aynı konuşmasında Erdoğan çok önemli bir şey daha söylüyor..."Ama bazıları, 'Efendim Türkiye'de terör varken bizim askerimizin orada ne işi var?' diyor. Bu bir defa Türk Silahlı Kuvvetlerine hakarettir. TSK birçok cephede bu mücadeleyi sürdürebilecek güçtedir." Benim gözlerim yaşarmasın da kimlerin yaşarsın ey millet?1992'de Erdoğan; "Ordu güneydoğuya eğitimsiz gençleri göndermek suretiyle intihar cellatlığı yapıyor" demişti. Özkök'ten önceki Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu da "O ne biliyor kimi ne kadar eğittiğimizi?" diye hakkında dava açmıştı..Özkök geldi, dava bitti..Şimdi... 92'de askeri "intihar cellatlığı" ile suçlayan Erdoğan 2006'da "Türk Silahlı Kuvvetlerine sahip çıkıyor, -hakarettir-" diyor..Bu ne güzel "değişmeden gelişmek"? Bu ne gelişmek?Sen nelere kâdirsin ey Köşk'e çıkma ihtimali?Şimdi...Albay Ralph Peter "bölünmüş" Ortadoğu'nun haritasını yayınladı.. Condi, "Yeni Ortadoğu'nun zamanı gelmiştir" dedi. BOP'un ilk safhası yürürlüğe konuldu.İsrail "milli sınır"larının ilk aşaması olan Litani Nehri'ne 32'inci günde ulaştıktan sonra BM "ateşkes" ilan etti.. Uluslararası BG istedi.Daha istemeden "eşbaşkan" Erdoğan "gideriz" dedi.4 Eylül'de Akepe Grubu toplanacak. 5 Eylül'de Teskere TBMM'de oylanacak. 6 Eylül'de Anan Ankara'ya geliyor. 2 Ekim'de "Eşbaşkan" Erdoğan Bush'a gidiyor..Ortadoğu'da Bush'un istediği BOP yürürlükte..Sezer BOP'un ilk ayağı olan Lübnan'a asker gönderilmesine karşı. Bush istiyor..Bush başka ne diyor?"Bugün yaptığımız savaş, askeri bir çatışmanın çok daha ötesindedir. Bu savaş, şüphesiz 21'inci yüzyılın ideolojik mücadelesidir. Bu, köktendincilik yandaşlarıyla özgürlük savunucuları arasında 21'inci Yüzyılın kararlı ideolojik savaşıdır. ABD'lilerin Irak'ta savaştıkları, faşistlerin, nazilerin, Komünistlerin ve 20'inci yüzyılın diğer totaliter ideolojilerinin yandaşlarının hedefidir."... 5 Eylül'de TBMM'de işte bu Bush ile Sezer'in ayrı tarafta bulundukları bir oylama yapılacak?Acaba kimin dediği olacak?Gül Başbakanlık Konutu'nda yapılan Lübnan Zirvesi'ne saatler kala Enis Berberoğlu'na açıkça ifade etti..Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve net ifade etti.. Dedi ki;"Asker yollamasak veya geciksek, Türkiye'nin ABD, AB ve bölge ülkeleri nezdindeki ağırlığı azalırdı"..Yâni ey okuyucu, ey millet...Türkiye Lübnan'a bırakın asker yollamayı, yollamakta gecikse bile.... ağırlığı azalacakmış..Kimin nezdinde? 1.ABD; 2. AB; 3. Bölge Ülkeleri... (İsrail)Demek Türkiye'nin şuraya veya buraya asker yollaması kendi milli menfaatlerine bağlı değil.. AB, ABD ve İsrail'in öncelik ve milli menfaatlerine bağlı..Ralph Peters haritayı çizdi..Türkiye çizilen o haritaya uygun adım ve "gecikmeden" harekete geçti.Peki Türkiye... Eşbaşkan.... Ve Akepe... O haritada Türkiye'nin de haritasının, karizmasının daha pek çok şeyinin çizildiğinin farkında değil mi? AB ne diyor?Önce, aynı 92'deki Erdoğan'a benzer bir yaklaşım sergiliyordu.."Asker'in Türkiye'nin AB ufkunu tıkadığını" söylüyor, "Askerin AB normlarına çekilmesini" ifade ediyordu..Şimdi ise "Türkiye'nin, Lübnan'a gidecek BG'ye katılımının Ankara'nın AB ile müzakere sürecinde dolaylı da olsa olumlu etkileri olacağını" söylüyorlar. "Lübnan savaşında öne çıkan bir Türkiye'nin, üye ülkeler üzerinde psikolojik etkileri olabilir" diye konuşuyorlar..Ey Türkiye...1950'lerde Nato için Kore'ye gitmiştik..Demek ki 2006'da AB için Lübnan'a yolcuyuz...Fakat bu arada; 1.Kerkük'te Washington'un onayıyla; Kerkük'ü korumakla görevlendirilen Kürt Tugayı petrol tesislerine yerleşmiş. 2. Barzani artık Kuzey Irak'ta Irak değil, Kürt bayraklarının asılmasını "emretmiş"...Yâni hemen sınırımızın ötesinde "bunlar" oluyor... Görmüyoruz...Bakmıyoruz... Ağırımıza gitmiyor..Tarihin yüzüne nasıl bakacağımızı düşünmüyoruz, düşünemiyoruz.. Ama AB, ABD, İsrail nezdindeki ağırlığımızla fazla dertleniyoruz...Ama Lübnan'a, bir anlamda başkasının savaşına, bir anlamda kendi haritamızın çizildiği, başkalarının bizim haritamızı çizdiği başkalarının savaşına silah alıp koşuyoruz..Peki Lübnan'a gidip gitmemek "askerin" elinde miydi?Bunu en güzel Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun ifade etti.. "Hükümet'in takdiri. Kararı Hükümet verecek. Biz her türlü hazırlığı yaparız. Ama bu 'dereyi görmeden paçayı sıvamak' anlamına gelmez. Kolay bir iş değil asker göndermek. Hazırlıkların yapılması lazım''. Yâni asker, siyasi irade karar verene kadar "milli hedeflere uygunluk" açısından ve "olanak ve yeteneklere" göre her çeşit fayda ve mahzuru sıralar.. Etkilemeye çalışır..Sonunda siyasi irade çok aykırı bir karar alabilir.. Milli menfaatler açısından değil de meselâ AB, ABD ve İsrail açısından BOP'a uygun bir karar alabilir..Bu durum karşısında askerin önünde iki yol vardır..1.Özal-Torumtay örneği..2.Ya da plan uygulanır..Burada bence, ilk günden itibaren söylediğim gibi farklı düşüncelerde olan Cumhurbaşkanı ve asker ile siyasi irade çekişmesinde asker siyasi iktidarı; "sınırlı deniz gücüne" ikna etmiştir..Tabii bu "ikna"da "hocam" ile "paşam" arasındaki hitab-statü-ağırlık farkının rolünü de gözardı etmemek gerek...Yarın TBMM'de el kaldıracak vekiller umarım Lübnan'ın Ankara Büyükelçisi Siam'ın şu sözlerini hiç unutmazlar..1 Eylül Barış Günü dolayısı ile kendisini ziyaret eden CHP'li hanımlara "Dünyada ve bölgede barış olmasını isteyen her ülkenin BM Barış Gücü'nde olmasını istiyoruz" diye konuşan Siam, şunları da kaydetmiş:"Türkiye bölgenin önemli ülkelerinden bir tanesi. Büyük ülkeler kendi ağırlıkları ölçüsünde dünya barışına katkı sağlamalı. Almanya, İtalya, Fransa, hatta Nepal bölgeye asker gönderirken, yanı başımızda bulunan, her zaman dost ve müttefik olarak gördüğümüz Türkiye'nin göndermemesi beni şaşırtır."Daha sonra her mesleğin bir riski olduğunu vurgulayan Siam, "Savaş askerin şerefidir, gururudur. Hiçbir asker bundan kaçmaz. Askerler güvenlik ve istikrar içindir. Aksi takdirde gitsinler, -bebek bakıcılığı- yapsınlar" ifadesini kullanmış..Lübnan'ın üç kuruşluk bu elçisi Lübnan'da kaç paralık asker olduğunu biliyor mu?Lübnan'ın beş paralık elçisinin Türk askerine uzattığı bu dilin hesabını kimse sormayacak mı?Lübnan askerlerinin bebek baktığı, yıllardır ülkenin kuzeyini Suriye'ye, güneyini İsrail'e, ortasını Hizbullah'a terketmesinden belli..Azeri-Türk Kadınlar Birliği Başkanı kardeşim, dostum Tenzile Hanım Rüstemhanlı diyor ki;"Türk'e Hakkın yerini nişan vermezler..Hakk Türk'ün durduğu yerdedir". Türk'ün durduğu yer vatandır..Lübnan'da Türk "durmamaktadır". O halde Lübnan vatan değildir..Ne işim vardır benim "el"lerin vatanında?Hüseyin Mümtaz/ Giresun Işık Gazetesi

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan'dan bu yana tedavi gördüğü ve geçtiğimiz haftalarda safra kesesi ameliyatının gerçekleştirildiği Acıbadem Altunizade Hastanesi'nden taburcu edildi. Taburcu olan Tatlıses, "Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı" dedi

22.04.2026 14:32:00 / Güncelleme: 22.04.2026 14:35:26
İHA
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: 'Çocuklarıma kuruş yok'
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan'da İstanbul'daki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılmıştı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servisi'ne başvurmasının ardından ünlü sanatçı tedbir amaçlı olarak yoğun bakıma alınmış, safra kesesi kaynaklı bakteriyel bir enfeksiyon olan kolesistit (safra kesesi iltihabı) tanısı ile antibiyotik tedavisine başlanmıştı. Tedavi sürecinin ardından Tatlıses'in 11 Nisan'da safra kesesi ameliyatı olduğu açıklandı.

Tatlıses'in ameliyatının başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı ve ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, sanatçının bir süre daha yoğun bakımda gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edileceğini açıklamıştı.

"Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı"

Ünlü sanatçı bugün Acıbadem Altunizade Hastanesi'nden taburcu oldu. Ailesi ve sevenleri uzun süre hastane önünde beklerken taburcu edilen Tatlıses, hastane çıkışı yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Dünyada hastane arıyorsanız yer burası. Hani yazıyorlar ' İbrahim Tatlıses yoğun bakımda'; yoğun bakım değil bebek bakım orası. Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş, kafam kadar taş çıktı. Hocalarıma teşekkür ediyorum."

Hastanede hep haberleri izlediğini belirten Tatlıses, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dünya liderlerini Antalya'ya getirdiği için teşekkür etti. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki silahlı saldırıda ölenlere rahmet dileyen Tatlıses, yaralılara da kendisi gibi taburcu olmalarını diledi.

"Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim"

Sağlığının yerinde olduğunu söyleyen Tatlıses, sözlerine şöyle devam etti:

"Dostlarım hiç yalnız bırakmadılar, İzmir'de ve Ankara'dan geldiler hepsine teşekkür ediyorum. Dost bugünde lazım. Allah çocuklarımdan razı olsun ama hepsinden değil. Tuğçe benim canım, Allah ondan razı olsun. Ama A harfini alfabeden sildim. Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim. Onlar benim kalbim de hakkettikleri yerde değiller. Benim babam bu haldeyken ben babamı yalnız bırakmam, babam için ölürüm. Keşke mezardan kalksa boynumu baltayla kesse. Babaların kıymeti ne zaman anlaşılır bilmiyorum."

Acıbadem Hastanelerinin sahibi Mehmet Ali Aydınlar'dan Şanlıurfa'da hastane açmasını rica ettiğini söyleyen Tatlıses, "Şanlıurfa'da 4 buçuk dönüm arsam var. Şanlıurfa'da da özel hastane yok herkes Gaziantep'e gidiyor. Gelin bu 4 buçuk dönüm yeri görün eğer imkanınız varsa orada da bir Acıbadem Hastanesi istiyoruz" dedi.

Vasiyetinde de her şeyi devlete bıraktığını ifade eden Tatlıses, "Kuruş yok, bazıları yüzünden ailemin de bir kısmı mağdur kaldı. Bana babam para bırakmadı, babam ciğerciydi. Parayı kendim kazandım, saçarım dağıtım kime ne ' Parayı ben kazanmışım. Ben onlara çok büyük miras bıraktım farkında değiller. İbrahim Tatlıses deyince bütün kapılar açılıyor, onu kullanmasını bilemediler" diye konuştu.

Tatlıses, konuşmasının sonunda "Baboş" isimli yeni şarkısının hafta içinde çıkacağını ifade etti.

Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi

Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların tutukluluk durumuna ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı. Savcı, 3 tutuklu sanığın tahliyesini talep etti. Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor

22.04.2026 13:51:00
İHA
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar'ın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16'sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan salonda görülen duruşmada, cumhuriyet savcısı, sanıkların tutukluluk durumu ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı.

Duruşma savcısı, Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, Beşiktaş Belediyesi personeli Gülşah Ocak, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi'nin tutuklulukla geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar verilmesini talep etti.

Rıza Akpolat, Kadir Aydar, Utku Caner Çaykara ve Oya Tekin'in aralarında bulunduğu diğer tutuklu sanıkların ise kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ile üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti dolayısıyla tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep edildi.

Tanık dinletilmesi, tefrik ve mal varlığı tedbirlerinin kaldırılması taleplerinin mevcut delil durumu ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak reddine karar verilmesi talep edildi.

Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor.

İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı

Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbul'da Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkili olacağının tahmin edildiğini belirterek, beklenen kuvvetli yağış nedeniyle yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli olunması yönünde vatandaşları uyardı

22.04.2026 13:40:00
İHA
İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı
İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı
AKOM'dan İstanbul ve Marmara Bölgesi için yağış uyarısı geldi. İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesi genelinin Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına girmesinin beklendiği belirtilerek, cuma gününe kadar aralıklı yağış geçişlerinin görüleceği, sıcaklıkların 12-16 derece aralığında mevsim normallerinin altında seyretmeye devam edeceğinin tahmin edildiği ifade edildi.

Yağışların özellikle öğle saatlerinden itibaren etkisini artırarak yer yer kuvvetli şekilde görüleceğinin tahmin edildiği belirtildi. AKOM, beklenen kuvvetli yağış nedeni ile yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli olunması yönünde vatandaşları uyardı.

Hafta sonu itibari ile çoğunlukla güneşli bir gökyüzünün hakim olacağının, sıcaklıkların 20 dereceler civarına yükseleceğinin öngörüldüğünü belirtildi.

Öte yandan İstanbul'daki barajlarda doluluk oranının ise yüzde 70,39 seviyesinde bulunduğu, barajlardaki su miktarının 611 milyon metreküp olarak ölçüldüğü kaydedildi.

Kahramanmaraş'taki saldırı ailelerin psikolojisini kötü etkiledi

Kahramanmaraş Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekipleri, Ayser Çalık Ortaokuluna düzenlenen silahlı saldırının ardından ziyaret ettiği 2 bin 700 haneye psikososyal destek verdi

 

22.04.2026 11:51:00
Anadolu Ajansı
Kahramanmaraş'taki saldırı ailelerin psikolojisini kötü etkiledi
Kahramanmaraş'taki saldırı ailelerin psikolojisini kötü etkiledi

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Haydar Bey Mahallesi Muhtarlığının Psikososyal Destek Ofisine dönüştürüldüğü ve Ayser Çalık Ortaokulu çevresinde yapılan çalışmalarda 2 bin 700 hanenin ziyaret edildiği belirtildi.

Taziye sürecini tamamlayan aileler için "Yas Danışmanlığı" hizmetinin sürdürüldüğüne değinilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Kahramanmaraş Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, olaydan etkilenenler ve aileleri için en az bir, ihtiyaca göre ise 3 danışmandan oluşan özel ekipler görevlendirerek düzenli izleme çalışmalarını devam ettirmektedir. Olayda yaralanan ve hastanede yatan çocukların ailelerine vardiyalı sistemle kesintisiz destek sunulurken, taburcu edilen çocuklar ise evlerinde ziyaret edilerek psikolojik iyilik halleri takip edilmektedir. Haydar Bey Mahallesi ve çevresindeki mahalleler ile Ayser Çalık Ortaokulu çevresinde yapılan çalışmalarda 2 bin 700 hane ziyaret edildi. Sahada an itibarıyla 15 ekip tarama çalışmalarını sürdürmektedir."

Ayrıca çalışmalara, Gaziantep Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünden gelen 40 uzman personelin de destek verdiği bildirildi.

Ayser Çalık Ortaokuluna 15 Nisan'da gerçekleştirilen silahlı saldırıda 1'i öğretmen, 8'i öğrenci 9 kişi hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştı.

CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kara Havacılık Komutanlığına ait CH-47 ağır nakliye helikopterinin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını, helikopterde bulunan personelde herhangi olumsuz bir durumun olmadığını açıkladı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı
CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kara Havacılık Komutanlığına ait CH-47 ağır nakliye helikopterinin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını, helikopterde bulunan personelde herhangi olumsuz bir durumun olmadığını açıkladı.



Jandarma Genel Komutanlığından yapılan açıklamada, "Kara Havacılık Komutanlığımıza ait bir CH-47 Ağır Nakliye Helikopterimiz, eğitim uçuşu icra ettiği Ankara/Temelli bölgesinde henüz bilinmeyen bir nedenle kaza kırıma uğramıştır. Personelimizde herhangi bir olumsuz durum yoktur. Kaza kırım nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucunda belirlenecektir" denildi.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı

Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan daha sonra karayoluyla Erzurum'a getirilen Tuncay Sonel, Erzurum Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'nde yapılan 3 günlük sorgusu sonrası Erzurum Adliyesi'ne getirildi. Adliyeye geniş güvenlik önlemleri arasında getirilen Tuncay Sonel'e Gülistan Doku soruşturması ile ilgili hakkındaki iddialar yönetildi.

Savcılık ifadesi



Tuncay Sonel'in Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği ifadeden ilginç detaylar ortaya çıktı. Soruşturmanın en dikkat çeken detaylarından biri olan Gülistan Doku'ya ait sim kartın neden adli birimlere teslim edilmediği sorusuna Sonel, "hız kazanmak" savunmasıyla cevap verdi.

Sonel, ifadesinde, "Valilik binasından çıkarken Aygül Doku'yu ağlarken gördüm. Bana 'Sayın Valim bir sim kart var, savcıya ulaşamıyorum, almıyorlar' dedi. Ben de insani mülahazalarla aldım. Arama kurtarma yoğun devam ettiği için konum bilgisine hızlıca bakılması amacıyla, Ankara'da teknik bilgisine güvendiğim Gökhan komisere gönderdim" dedi.

Bilirkişi raporlarında olay günü viyadüğü gören kameraların aktif olduğunu ancak emniyet görevlilerinin "kameralar çalışmıyordu" şeklinde tutanak tuttuğuyla ilgili sorusuna ise Sonel, şöyle cevap verdi:

"Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını ben vermedim. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa oraya sorulmalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli Emniyeti'nin 'arıza yoktu' şeklindeki cevaplarından haberim yoktur. Muhatabı İl Emniyet Müdürüdür."

Yaklaşık 8 saat süren savcılık sorgusu tamamlanan Sonel, Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1), Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205) suçlarından tutuklanması istemiyle 1. Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi.

Yapılan duruşma sonrası mahkeme heyeti, Tuncay Sonel'in tutuklanmasına karar verdi. Tuncay Sonel daha sonra Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderildi.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi

 

21.04.2026 17:29:00 / Güncelleme: 21.04.2026 17:36:02
Anadolu Ajansı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Sonel'in emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Erzurum Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Sonel, yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirildi.

Savcılık sorgusu tamamlanan Sonel, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, Sonel hakkında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu" belirtilmişti.

Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin, hakkında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılan Sonel, açığa alınmıştı.

Sonel, 2017-2020 yılları arasında Tunceli'de görev yapmış ve 17 Nisan'da Elazığ'da gözaltına alınmıştı.

11 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 



Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand

Siirt'te etkili olan sağanak yağışların ardından meydana gelen sel felaketinin bilançosu ortaya çıkmaya başladı. Kent genelinde birçok noktada ciddi hasar meydana gelirken, tarım arazileri ve hayvancılık büyük zarar gördü

21.04.2026 14:11:00 / Güncelleme: 21.04.2026 14:13:55
İHA
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Edinilen bilgilere göre, kent merkezinde yaklaşık 300 dekar tarım arazisinde toprak kayması yaşandı. Şirvan ilçesinde sel sularına kapılan 90 arılı kovan ile birlikte 80-90 küçükbaş hayvan telef oldu. Bölgede köy yollarının kapanması nedeniyle ulaşımda da aksaklıklar yaşandı. Kurtalan ilçesinde sel nedeniyle yaklaşık 10-15 ton buğday zarar görürken, 340 kanatlı hayvan ile 45-50 küçükbaş hayvanın telef olduğu bildirildi.



Tillo ilçesinde ise bir fıstık işleme tesisi tamamen hasar görürken, tarım arazilerinde kaymalar meydana geldiği ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığı öğrenildi.

Yetkililer, selden etkilenen bölgelerde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için ekiplerin sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirtti.

Kilo verirken kas kaybetmeyin!


 
Günümüzde kilo verme süreci çoğu zaman estetik kaygılar üzerinden ele alınsa da, bu sürecin kalp sağlığıyla olan doğrudan ilişkisi sıklıkla geri planda kalmakta. Bilinçsiz diyetler, hızlı kilo kaybı hedefleri ve yanlış egzersiz alışkanlıkları, kalp ve damar sistemi üzerinde beklenmedik riskler oluşturabilir.

21.04.2026 11:07:00 / Güncelleme: 21.04.2026 11:11:11
MURAT ÇORBACI
 Kilo verirken kas kaybetmeyin!
 Kilo verirken kas kaybetmeyin!

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, kilo verme sürecinin kalp sağlığı üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Altınkaynak, "Kilo verme sürecinde yapılan en yaygın hatalardan biri, hızlı sonuç elde etme isteğiyle uygulanan düşük kalorili ve dengesiz diyetlerdir. Bu tür beslenme modelleri kısa vadede kilo kaybı sağlasa da, uzun vadede kalp ritim bozuklukları, tansiyon dalgalanmaları ve elektrolit dengesizlikleri gibi ciddi sorunlara yol açabilir" dedi.

Dr. Altınkaynak, özellikle ani kilo kaybının kalp kası üzerinde stres oluşturabileceğini belirterek, "Vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin öğelerinden mahrum bırakılması, kalp kasının da yeterince beslenememesi anlamına gelir. Bu durum, fark edilmeden ilerleyen ciddi kardiyak problemlere zemin hazırlayabilir" değerlendirmesinde bulundu.


Kalp krizi riski zamanla birikiyor

"Kalp krizi çoğu zaman ani gelişen bir tablo olarak algılansa da arka planda yıllar süren bir süreç yer alır" diyen Dr. Altınkaynak, şunları söyledi: "Bu sürecin temelinde ise damar sertliği, yani arteroskleroz bulunmaktadır. Damar sertliği; damar duvarının iç yüzeyinde başlayan mikroskobik hasarlarla gelişir. Özellikle kontrolsüz seyreden yüksek tansiyon, damar duvarına her kalp atımıyla birlikte sürekli bir basınç uygular. Bu durum zamanla damar yüzeyinde küçük çatlaklara neden olur. Vücut bu hasarı onarmaya çalışırken kolesterol ve yağ parçacıkları bu alanlara yerleşir ve plak oluşumu başlar.

Zaman içinde bu plaklar büyüyerek damar iç çapını daraltır ve kan akışını zorlaştırır. Bu durumda pıhtı oluşumu hızlanır ve kalp krizi riski yaşanabilir. Bu nedenle damar sertliği, belirti vermeden ilerleyen ancak sonuçları hayati olabilen bir süreçtir. Fazla yağ dokusu, vücutta birçok hormon ve kimyasal sinyal üretir. Bu durum özellikle insülin direncinin gelişmesine zemin hazırlar. İnsülin direnci ise kan şekeri kontrolünü bozarak diyabet riskini artırırken, aynı zamanda damar yapısını da olumsuz etkileyerek kalp hastalıklarına zemin hazırlar. Özellikle karın bölgesinde biriken yağ dokusu, yani visseral yağlanma, kalp-damar hastalıkları açısından en riskli yağlanma türü olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle kilo artışı yalnızca estetik değil, sistemik bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır. Kilo verme sürecinde en sık göz ardı edilen konulardan biri kas kütlesinin korunmasıdır. İnsan vücudu 30'lu yaşlardan itibaren doğal olarak kas kaybetmeye başlar. Bu sürece yanlış diyetler ve yetersiz fiziksel aktivite eklendiğinde kas kaybı hızlanır. Kas oranı azaldıkça vücudun enerji harcaması düşer ve metabolizma yavaşlar. Bu durum hem kilo vermeyi zorlaştırır hem de verilen kiloların tekrar alınmasına neden olabilir. Kas kaybı arttıkça yağ dokusu oranı yükselir ve bu durum kalbin iş yükünü artırır. Kalp, artan yağ kütlesine kan pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu da uzun vadede kalp-damar sistemi üzerinde ek bir stres oluşturur. Bu nedenle sağlıklı kilo verme sürecinde amaç; kas kütlesini koruyarak yağ oranını azaltmak olmalıdır."

Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak'ta, Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ve 2 belediye çalışanı tutuklandı

21.04.2026 03:01:00
AA
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Başkan Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U, belediye personeli H.D. ve Eşme Belediyesi CHP'li Meclis Üyesi R.S.S. Eşme Adliyesi'ne sevk edildi.

Soruşturma kapsamında Yılmaz Tozan'ın özel kalem müdürü S.B. de gözaltına alındı.

Şüphelilerden Meclis Üyesi R.S.S. ve belediye personeli H.D. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

Başkan Yılmaz Tozan, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve irtikap", şoförü M.F. ve zabıta görevlisi İ.U, "suç işleme amacıyla kurulan örgüte üye olma veya yardım etme ve irtikap" suçlarından tutuklanması talebiyle, Burcu Tozan ile özel kalem müdürü S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakılması istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Zanlılardan Başkan Tozan ile İ.U. ve M.F. tutuklandı. Burcu Tozan ve S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin, alkollü mekanların kapanış saatlerinin ileri alınması konusunda işyerlerinden menfaat sağladığı, ilçenin geleneksel festivali olan Uluslararası Eşme Turistik Kilim, Kültür ve Sanat Festivali'ne gelen sanatçılara ödenen ücretin faturasının yüksek gösterilerek haksız kazanç elde edildiği, ilçedeki bazı işyerlerine yönelik uygunsuz ruhsat karşılığında menfaat sağladığının tespit edildiği öğrenildi.

İncelenen banka hesaplarında Tozan'ın şoförü M.F'nin hesabında olağan dışı para hareketliliği tespit edildi.

Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında 17 Nisan'da Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Yılmaz Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U. ve belediye personeli H.D. gözaltına alınmıştı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan CHP'li Eşme Belediyesi Meclis Üyesi R.S.S. de yakalanmıştı.

Şüphelilerden O.Ü'nün ise bir başka suçtan cezaevinde bulunduğu tespit edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.