logo
24 HAZİRAN 2026

İİT-Arap Birliği Zirvesi'nin sonuç bildirisi açıklandı

İİT-Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde, "İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'nin ebedi başkenti olarak tam egemenliğini teyit ediyoruz" ifadesi kullanıldı

12.11.2024 10:03:00
AA
İİT-Arap Birliği Zirvesi'nin sonuç bildirisi açıklandı
İİT-Arap Birliği Zirvesi'nin sonuç bildirisi açıklandı

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen, Arap ve İslam ülkeleri liderlerinin katılım sağladığı İİT-Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi sonrası ortak bildiri yayınlandı.

Ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:

"Bizler, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz Al Suud'un daveti ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlığında bir araya gelen Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları olarak, Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde, Filistin Devleti'nin talebi ve bazı üye ülkelerin çağrısıyla ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin istişareleri sonrasında bugün Riyad şehrinde toplanmış bulunmaktayız.

Filistin meselesinin merkeziliğini ve Filistin halkının vazgeçilemez meşru ulusal haklarını elde etmesi için verdiğimiz sarsılmaz desteği vurguluyoruz. Bu hakların başında, 4 Haziran 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir devlete sahip olma hakkı ile mültecilerin dönüş ve tazminat hakkı gelmektedir. İlgili uluslararası kararlar, özellikle 194 sayılı karar çerçevesinde bu hakların inkar edilmesi veya zayıflatılmasına yönelik her türlü girişime karşı duruyoruz.

İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'nin ebedi başkenti olarak tam egemenliğini teyit ediyoruz ve İsrail'in Kudüs'ü Yahudileştirmeyi amaçlayan veya işgalini kalıcı hale getirmeye yönelik karar ve uygulamalarını, uluslararası hukuk ve BM kararları uyarınca geçersiz, hükümsüz ve gayrimeşru olarak kabul ediyoruz. Kudüs-ü Şerif'in Arap ve İslam dünyası için kırmızı çizgi olduğunu vurguluyor, Doğu Kudüs'ün Arap ve İslami kimliğinin korunması ile buradaki kutsal İslami ve Hristiyan mekanların dokunulmazlığının savunulmasında mutlak bir dayanışma içinde olduğumuzu beyan ediyoruz."

Zirvenin 38 maddelik ortak bildirisinin tam metni şöyle:

"1- Kasım 2023'te Riyad'da düzenlenen olağanüstü ilk ortak zirvede alınan kararlara bağlılığımızı yineliyor, Gazze ve Lübnan'a yönelik acımasız İsrail saldırganlığına karşı durma ve bu saldırının siviller üzerindeki, özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve silahsız siviller üzerindeki yıkıcı insani etkilerini sonlandırmak için çalışma kararlılığımızı teyit ediyoruz. Uluslararası toplumla koordineli olarak, İsrail'in uluslararası hukuku ve insani hukuku ihlal ederek bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye atmasına son vermeye yönelik çabaları sürdüreceğiz. Ayrıca Mayıs 2024'te Bahreyn'de düzenlenen 33. Arap Zirvesi ve Gambiya'da düzenlenen 15. İslam Zirvesi'nde alınan kararları bir kez daha teyit ediyoruz.

2- Bölgede yaşanan gerginliğin tehlikelerine, bunun bölgesel ve uluslararası sonuçlarına dikkati çekiyor ve Gazze'de bir yılı aşkın süredir devam eden İsrail saldırganlığının Lübnan'a yayılması, Irak, Suriye ve İran'ın egemenliğinin ihlal edilmesi nedeniyle Birleşmiş Milletlerin etkisiz kalmasından ve uluslararası meşruiyetin yetersizliğinden endişe duyduğumuzu belirtiyoruz.

3- Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun, sivillerin korunmasına ilişkin tüm ilgili kararlarının uygulanmasının ve hukuki ve insani yükümlülüklere ayrıca Güvenlik Konseyi kararlarına bağlı kalınmasının önemine vurgu yapılmaktadır. Güvenlik Konseyi'nin, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 7. bölümü uyarınca bağlayıcı bir karar alarak işgalci güç olan İsrail'i, Gazze Şeridi'nde ateşkesi sağlamaya ve tüm bölgelere derhal yeterli insani yardım ulaştırılmasını temin etmeye zorlaması gerektiği ifade edilmektedir.

Buna ek olarak, insani yardımların geniş kapsamlı, güvenli ve engelsiz bir şekilde hemen ulaştırılmasını talep eden 2735 (2024), 2728 (2024), 2720 (2023) ve 2712 (2023) sayılı Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması ve ateşkes çağrısında bulunan 2728 sayılı kararın hayata geçirilmelidir. Ayrıca, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı, ulusal bağımsızlık ve mültecilerin geri dönüş hakkı dahil olmak üzere devredilemez haklarını kullanma hakkını teyit eden kararlara vurgu yapılmaktadır.

Birleşmiş Milletler'in Filistin meselesine dair sürekli sorumluluğu olduğu ve bu sorunun tüm boyutlarıyla çözülmesi gerektiği hatırlatılmakta; 10 Mayıs 2024 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla uluslararası toplumun geniş desteğini alan Filistin Devleti'nin tam üyeliğe uygun olduğunun altı çizilmekte ve Güvenlik Konseyi'nden, Filistin Devleti'ne Birleşmiş Milletler'de tam üyelik sağlanması için bir karar alması talep edilmektedir. Ayrıca üye devletlere, bu kararın benimsenmesi için gerekli desteği sağlamaları yönünde çağrıda bulunulmaktadır.

4- Mısır ve Katar'ın, ABD ile iş birliği içinde Gazze'de derhal ve kalıcı bir ateşkes sağlama, İsrailli ve Filistinli esirlerin serbest bırakılması konusundaki çabalarını desteklediğimizi teyit ediyoruz. İsrail hükümetinin müzakerecilerin sağladığı anlaşmalardan geri adım atarak bu çabaların başarısız olmasından sorumlu olduğunu vurguluyoruz.

5- Uluslararası Adalet Divanı'nın 19 Temmuz 2024 tarihli istişari görüşündeki İsrail işgalinin sona erdirilmesine, işgalin etkilerinin kaldırılmasına ve zararların tazmin edilmesine yönelik tüm hükümlerinin uygulanması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz.

6- İsrail işgal güçlerinin mevcut saldırının başlangıcından bu yana, Gazze ve işgal altındaki tüm Filistin topraklarında binlerce Filistinli vatandaşı, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil, zorla kaybetmesini kınıyoruz. Üye ülkeleri, kaçırılanların akıbetini ortaya çıkarmak ve serbest bırakılmalarını sağlamak için her düzeyde çaba göstermeye davet ediyoruz.

7- İsrail ordusunun Gazze'de işlediği soykırım suçu kapsamında ortaya çıkan toplu mezarlar, işkence, infaz, zorla kaybetme, yağmalama ve özellikle Gazze'nin kuzeyinde son haftalarda yaşanan etnik temizlik suçlarını şiddetli şekilde kınıyoruz. Bu suçlara dair delillerin saklanmasını önlemek ve faillerinin yargılanmasını sağlamak amacıyla Güvenlik Konseyi'nden bağımsız ve güvenilir bir uluslararası soruşturma komitesi kurmasını talep ediyoruz.

8- İsrail'in Lübnan'a yönelik süregelen saldırganlığını ve Lübnan'ın egemenliğinin ihlal edilmesini şiddetle kınıyor, ateşkesin derhal sağlanmasını, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 (2006) sayılı kararının tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Lübnan ile bu saldırıya karşı dayanışma içinde olduğunu teyit ediyoruz.

Sivillerin öldürülmesini, yerleşim bölgelerinin sistematik olarak tahrip edilmesini, kişilerin zorla yerinden edilmesini ve UNIFIL'e yönelik saldırıları şiddetle kınıyoruz. Lübnan'ın anayasal kurumlarının ülkenin tamamında egemenlik yetkisini kullanmasını destekliyoruz.

Lübnan'ın birliği ve istikrarının garantörü olarak görülen Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ni desteklediğimizi teyit ediyor, Cumhurbaşkanı seçimi ve hükümetin anayasaya uygun olarak hızla oluşturulmasının önemini vurguluyoruz.

9- İsrail'in Lübnan'daki BM barış gücü personeline yönelik kasıtlı saldırılarını açıkça kınıyor, bunun BM Şartı'na aykırı olduğunu ve Güvenlik Konseyi'ni İsrail'e bu konuda sorumluluk yüklemeye davet ediyoruz.

10- Filistinli vatandaşların kendi topraklarında veya başka yerlere zorla göç ettirilmesini 'savaş suçu ve uluslararası hukukun açık bir ihlali' olarak kabul ediyor ve buna karşı ortak bir duruş sergileyeceğimizi belirtiyoruz.

11- İsrail'in toplu cezalandırma politikasını kınamak ve Gazze Şeridi'ndeki sivillere yönelik kuşatma ve açlığı bir silah olarak kullanmasına karşı çıkmak; uluslararası toplumu saldırının neden olduğu insani felaketi sona erdirmek için acil pratik adımlar atmaya davet ediyoruz.

Bu kapsamda İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi ve Gazze ile arasındaki tüm sınır kapılarını açması istenmektedir. Ayrıca, işgalci güç sıfatıyla taahhütlerine uygun olarak Gazze'ye güvenli, hızlı ve koşulsuz insani erişimi sağlama yönündeki tüm engelleri kaldırması talep edilmektedir. Bu bağlamda, Refah Sınır Kapısı'ndan (güney) ve Salahaddin (Philadelphi) Koridoru'ndan İsrail'in derhal çekilmesi ve Refah Sınır Kapısı'nın yönetimi için Filistin Ulusal Yönetimi'nin geri dönmesi çağrısı yapılmaktadır.

12- Ürdün'ün ev sahipliğinde, Mısır ve Birleşmiş Milletler ile birlikte 11 Haziran 2024'te düzenlenen Gazze Acil İnsani Müdahale Konferansı'nın sonuçlarının uygulanması için çaba gösterilmesi ve Gazze'ye yeterli insani yardımı sağlama çabaları çerçevesinde, Kahire'nin ev sahipliğinde 2 Aralık 2024'te düzenlenecek insani konferans için gerekli desteğin toplanması için çalışılması gerektiğini vurguluyoruz.

13- Uluslararası toplumu, İsrail'in uluslararası hukuka saygı göstermesini sağlamak için etkin şekilde harekete geçmeye çağırıyoruz.

14- Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 18 Eylül 2024'te kabul ettiği, İsrail işgalinin yasa dışılığını onaylayan Uluslararası Adalet Divanı'nın hukuki görüşünün sonuçlarını içeren 24/10 sayılı kararını memnuniyetle karşılıyoruz.

15- Kudüs şehriyle ilgili olarak uluslararası meşruiyet kararlarına, yasal ve tarihi statüsüne bağlı kalma konusunda tüm dünya ülkelerini, yasama organlarını, uluslararası kurumları ve örgütleri Kudüs'ün ayrılmaz bir parçası olan 1967'de işgal edilen Filistin toprakları üzerindeki kararlara saygı göstermeye çağırıyoruz.

16- Kudüs şehrindeki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarını hedef alan İsrail'in saldırgan politikalarını ve kentin Arap-İslam ve Hristiyan kimliğini değiştirmeye yönelik adımlarını sert bir şekilde kınıyor, uluslararası toplumu İsrail'e bu saldırılarını durdurması için baskı yapmaya çağırıyoruz.

Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıların, ibadet özgürlüğünün engellenmesinin ve İsrailli yerleşimcilerin kutsal mekanı ihlal edip içeride tahribatta bulunmalarının sürmesinin tehlikelerine dikkat çekiyor, Mescid-i Aksa'nın yasal ve tarihi statüsünü değiştirme girişimlerini kınıyoruz.

144 bin metrekarelik tüm alanıyla Mescid-i Aksa'nın yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa işlerinden sorumlu Ürdün Vakıflar Bakanlığının, Mescid-i Aksa'nın yönetiminden tek yetkili kurum olduğunu vurguluyoruz.

17- BM Güvenlik Konseyi'nin, İsrail'i bölgedeki barış ve güvenliği tehdit eden bu yasadışı politikaları durdurmaya zorlayacak bir karar almasını talep etmek, Kudüs şehriyle ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını uygulamasını istemek ve işgalci güç olan İsrail'in Kudüs'ü sözde başkenti olarak tanıyan herhangi bir tarafın bu eylemini yasadışı ve sorumsuz bir adım olarak kınamak.

Ayrıca, Kudüs şehrinin yasal statüsünü değiştirmeye yönelik herhangi bir adımın yasadışı kabul edilmesi ve uluslararası hukukun ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının ciddi bir ihlali olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamak; bu adımların derhal iptal edilmesi ve geri çekilmesi için çalışılmalıdır.

Aynı şekilde, Kudüs'ün mevcut yasal ve tarihi statüsünü etkileyen adımlar atan herhangi bir devleti bu yasadışı adımlardan geri adım atmaya çağırmak ve Kudüs halkının topraklarında kalmasının sağlanmasının önemini vurgulamak; bu kapsamda, Fas Kralı VI. Muhammed başkanlığındaki Kudüs Komitesi'nin idari kolu olan Kudüs-ü Şerif Beytülmal'ını desteklemeye davet ediyoruz.

18- İsrail'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve ilgili tüm kuruluşlara katılımını askıya almak için uluslararası destek toplama çalışmalarına başlamak; bu karar taslağını Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na sunmaya yönelik hazırlıklara girişmek. Bu tasarı, İsrail'in Birleşmiş Milletler Şartı'nı ihlal etmesi, uluslararası güvenliği ve barışı tehdit etmesi, Birleşmiş Milletler üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve 19 Temmuz 2024 tarihli Uluslararası Adalet Divanı'nın tavsiye niteliğindeki kararına dayanarak hazırlanacaktır.

19- Tüm ülkelerden İsrail'e silah ve mühimmat ihracatının veya naklinin yasaklanmasını talep etmek, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve 18 ülkeden oluşan ana ekibin önerdiği ve İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği'nin yanı sıra 52 ülke tarafından imzalanan girişime katılmaları için ülkeleri teşvik etmek. Silah sevkiyatının durdurulması amacıyla, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne, BM Genel Kurul Başkanına ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e ortak bir mesaj göndermek ve tüm ülkeleri girişime imza atmaya davet etmek.

20- İsrailli sivil ve askeri yetkililer hakkında, Filistin halkına karşı işledikleri mahkeme yetkisi kapsamındaki suçlardan dolayı, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin acilen tutuklama emirleri çıkarması çağrısında bulunmak.

21- BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası toplumu, işgal altındaki Batı Şeria'da iki devletli çözümü baltalayan ve bölgede adil ve kapsamlı barışın sağlanması fırsatlarını yok eden İsrail'in yasa dışı tırmanışını durdurmak için gerekli kararları almaya, yaptırımlar dahil olmak üzere harekete geçmeye davet etmek.

Ayrıca bu sömürgeci politikaların suç sayılması, işgalci gücün herhangi bir Filistin toprağını genişlemek amacıyla zorla ilhak etmesini kınamak, bunu Filistin halkının tarihi ve hukuki haklarına yönelik sistematik bir saldırı ve BM Şartı, uluslararası hukuk ilkeleri ve ilgili BM kararlarının ihlali olarak değerlendirmek.

22- Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistin vatandaşlarına ve mülklerine karşı sistematik olarak artan, işgalci hükümetin desteği ve silahlandırılmasıyla gerçekleştirilen terör eylemlerinin şiddetle kınanması ve;

Filistin halkına ve mülklerine karşı işlenen suçlar nedeniyle yerleşimcilerin hesap vermesi,

İsrailli yerleşimcilerin ve Yahudi yerleşim hareketlerinin terörist gruplar olarak sınıflandırılması ve ulusal ve uluslararası terör listelerine alınması, BM ve özellikle Güvenlik Konseyi'nde İsrail ve yerleşimcilerin işledikleri suçlardan dolayı hesap sorulması,

İşgal altındaki Filistin topraklarında yer alan yerleşim ürünlerinin ve bu bölgelerde çalışan şirketlerin boykot edilmesi, Haziran 2023'te İnsan Hakları Konseyi tarafından yayımlanan veritabanındaki şirketlerin kara listeye alınması,

İşgal altındaki Filistin topraklarında, Doğu Kudüs dahil, bulunan yerleşimcilerin her türlü girişinin engellenmesi, ikamet yerlerinin kontrol edilmesi için Filistin Devleti ile iş birliği içinde özel mekanizmalar geliştirilmesi,

Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı genel sekreterliklerinin, Filistin Devleti ile iş birliği içinde bu grupların listesini hazırlaması ve üye ülkelere duyurması istenmektedir.

23- Etkin uluslararası aktörleri, 4 Haziran 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini kurma ve işgalin sona erdirilmesini amaçlayan belirli adımlar ve zamanlamalara sahip, iki devletli çözüm temelinde ve kabul edilmiş referanslar ile 2002 Arap Barış Girişimi doğrultusunda uluslararası bir plan başlatmaları çağrısında bulunulmaktadır.

24- Bölgede barışı sağlayacak adil ve kapsamlı bir çözümün, ilgili BM kararları ve 2002 Arap Barış Girişimi doğrultusunda, İsrail'in 4 Haziran 1967 hattına kadar olan tüm Arap topraklarını işgalini sonlandırmadan sağlanamayacağını vurgulamak.

25- Filistin Devleti'ni tanıyan ülkelere teşekkür etmek, diğer ülkeleri bu adımı atmaya davet etmek ve Suudi Arabistan başkanlığındaki Arap-İslam Bakanlar Komitesi tarafından, Arap ve İslam ülkeleriyle iş birliği içinde ve Avrupa Birliği ve Norveç Krallığı'nın desteğiyle Eylül 2024'te New York'ta başlatılan ve Riyad'da ilk toplantısını gerçekleştiren "İki Devletli Çözümün Uygulanması için Uluslararası Koalisyon"a destek çağrısında bulunmak.

26- Filistin Devleti'nin Birleşmiş Milletlere tam üye olarak katılması için uluslararası desteğin artırılması ve bu yönde devam eden değerli çabaları nedeniyle Arap ve İslam örgütlerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olan Cezayir Cumhuriyeti'nin desteklenmesi.

27- İsrail hükümetindeki bazı bakanların aşırı sağcı ve ırkçı nefret söylemlerini kınamak ve uluslararası toplumdan bu söylemlere karşı uluslararası kanunlar çerçevesinde hesap sorulmasını talep etmek.

28- İşgalci İsrail makamlarının ve temsilcilerinin Birleşmiş Milletler ve Genel Sekreterine yönelik devam eden saldırıları kınanmakta, ayrıca uluslararası komiteler ile İnsan Hakları Yüksek Komiserlik Ofisi üyelerinin ve özel raportörlerin Filistin Devleti topraklarına girişlerinin yasaklanması ve El Halil'deki (Batı Şeria'nın güneyi) Uluslararası Geçici Mevcudiyet Misyonu'nun çalışmalarının sona erdirilmesi kınanmaktadır.

29- İsrail Parlamentosu'nun (Knesset) UNRWA çalışanlarının dokunulmazlığının kaldırılması ve bu kurumun Filistin topraklarında çalışmasının yasaklanması gibi ırkçı ve yasa dışı yasaları kınamak; bu yasaların geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirterek İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamak için BM üye ülkelerini yaptırım uygulamaya davet etmek; UNRWA'ya siyasi ve finansal destek sağlanmasını talep etmek.

30- Filistin halkına ve Filistin Devleti'ne tüm siyasi ve diplomatik destek ile uluslararası korumanın sağlanması, Filistin ulusal birliğinin gerçekleştirilmesi, Filistin Devleti'nin Gazze Şeridi de dahil olmak üzere işgal altındaki tüm Filistin topraklarında etkin bir şekilde sorumluluklarını üstlenmesi, Gazze'nin Batı Şeria ve Kudüs ile birleşmesi için çalışmak ve ekonomik yardımlar için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmak; İsrail'in el koyduğu Filistin vergi gelirlerinin serbest bırakılmasını talep etmek.

31- Filistinliler arasındaki birlik için Mısır Cumhuriyeti'nin çabalarına destek olmak ve Filistin hükümetinin sorumluluklarını yerine getirebilmesi için gerekli mekanizmaları oluşturmak, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Filistin halkının tek meşru temsilcisi olduğunu yeniden vurgulamak.

32- Lübnan hükümetine acil insani yardım sağlama çabalarını sürdürmek, Lübnanlı mültecilerin krizle mücadele etmesine destek olmak ve dost ülkelerden Lübnan ekonomisine destek sağlamalarını talep etmek.

33- Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarına yönelik artan İsrail saldırganlığının, sivilleri hedef alması, sivil binaları ve altyapıyı yok etmesi ve ülkenin egemenliğini ihlal etmesi de dahil olmak üzere, şiddetle kınanması; bunun, uluslararası hukuka ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarına yönelik ağır ihlaller ve suçlar teşkil ettiğinin vurgulanması ve İsrail'in işgal ettiği Suriye'deki Golan topraklarından çekilmesinin gerekliliğinin altının çizilmesi.

34- İlk Arap-İslam ortak zirvesinde alınan karar doğrultusunda Suudi Arabistan başkanlığında kurulan ortak Arap-İslam Bakanlar Komitesine, çalışmalarını sürdürme, çabalarını yoğunlaştırma ve saldırıları durdurmak için çalışmaları Lübnan'ı da kapsayacak şekilde genişletme görevinin verilmesi; ayrıca komitenin düzenli raporlar sunması ve bu raporların iki genel sekreterlik tarafından üye ülkelere dağıtılması.

35- Savaşı ve İsrail işgalini sona erdirme çabalarına uluslararası destek sağlamak için diğer aktörler de sürece dahil edilmeli.

36- Deniz yollarında uluslararası hukuka uygun şekilde seyir güvenliğinin sağlanması gerekiyor.

37- Filistin davasına destek sağlamak amacıyla Riyad'da Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Afrika Birliği'nin üçlü bir anlaşma imzalamasını memnuniyetle karşılıyor, Afrika Birliği'nin Filistin davasına yönelik tutarlı duruşunu takdir ediyoruz.

38- Arap Birliği Genel Sekreteri (Ahmed Ebu Gayt) ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterine (Hüseyin Taha) bu kararın uygulanmasını takip etmek ve bu konuda liderlere düzenli raporlar sunmak için koordinasyon sağlamakla görevlendirildi."

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz'in talimatları doğrultusunda 11 Kasım 2023'te Riyad'da düzenlenen İİT-Arap Birliği Ortak Zirvesinin devamı niteliğindeki zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Lübnan Başbakanı Necib Mikati ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani başta olmak üzere çok sayıda Arap ve Müslüman ülke lideri katıldı.

İİT-Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi'nin ilk toplantısı, İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırganlığını ele almak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gerçekleştirilmesi öngörülen Arap Birliği Zirvesi ile 8. Olağanüstü İslam Zirvesi'nin tek çatı altında birleştirilmesi sonucunda 11 Kasım 2023'te Riyad'da yapılmıştı.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.