logo
28 EYLÜL 2026

İİT-Arap Birliği Zirvesi'nin sonuç bildirisi açıklandı

İİT-Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde, "İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'nin ebedi başkenti olarak tam egemenliğini teyit ediyoruz" ifadesi kullanıldı

12.11.2024 10:03:00
AA
 
İİT-Arap Birliği Zirvesi'nin sonuç bildirisi açıklandı
İİT-Arap Birliği Zirvesi'nin sonuç bildirisi açıklandı

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen, Arap ve İslam ülkeleri liderlerinin katılım sağladığı İİT-Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi sonrası ortak bildiri yayınlandı.

Ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:

"Bizler, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz Al Suud'un daveti ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlığında bir araya gelen Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları olarak, Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde, Filistin Devleti'nin talebi ve bazı üye ülkelerin çağrısıyla ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin istişareleri sonrasında bugün Riyad şehrinde toplanmış bulunmaktayız.

Filistin meselesinin merkeziliğini ve Filistin halkının vazgeçilemez meşru ulusal haklarını elde etmesi için verdiğimiz sarsılmaz desteği vurguluyoruz. Bu hakların başında, 4 Haziran 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir devlete sahip olma hakkı ile mültecilerin dönüş ve tazminat hakkı gelmektedir. İlgili uluslararası kararlar, özellikle 194 sayılı karar çerçevesinde bu hakların inkar edilmesi veya zayıflatılmasına yönelik her türlü girişime karşı duruyoruz.

İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'nin ebedi başkenti olarak tam egemenliğini teyit ediyoruz ve İsrail'in Kudüs'ü Yahudileştirmeyi amaçlayan veya işgalini kalıcı hale getirmeye yönelik karar ve uygulamalarını, uluslararası hukuk ve BM kararları uyarınca geçersiz, hükümsüz ve gayrimeşru olarak kabul ediyoruz. Kudüs-ü Şerif'in Arap ve İslam dünyası için kırmızı çizgi olduğunu vurguluyor, Doğu Kudüs'ün Arap ve İslami kimliğinin korunması ile buradaki kutsal İslami ve Hristiyan mekanların dokunulmazlığının savunulmasında mutlak bir dayanışma içinde olduğumuzu beyan ediyoruz."

Zirvenin 38 maddelik ortak bildirisinin tam metni şöyle:

"1- Kasım 2023'te Riyad'da düzenlenen olağanüstü ilk ortak zirvede alınan kararlara bağlılığımızı yineliyor, Gazze ve Lübnan'a yönelik acımasız İsrail saldırganlığına karşı durma ve bu saldırının siviller üzerindeki, özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve silahsız siviller üzerindeki yıkıcı insani etkilerini sonlandırmak için çalışma kararlılığımızı teyit ediyoruz. Uluslararası toplumla koordineli olarak, İsrail'in uluslararası hukuku ve insani hukuku ihlal ederek bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye atmasına son vermeye yönelik çabaları sürdüreceğiz. Ayrıca Mayıs 2024'te Bahreyn'de düzenlenen 33. Arap Zirvesi ve Gambiya'da düzenlenen 15. İslam Zirvesi'nde alınan kararları bir kez daha teyit ediyoruz.

2- Bölgede yaşanan gerginliğin tehlikelerine, bunun bölgesel ve uluslararası sonuçlarına dikkati çekiyor ve Gazze'de bir yılı aşkın süredir devam eden İsrail saldırganlığının Lübnan'a yayılması, Irak, Suriye ve İran'ın egemenliğinin ihlal edilmesi nedeniyle Birleşmiş Milletlerin etkisiz kalmasından ve uluslararası meşruiyetin yetersizliğinden endişe duyduğumuzu belirtiyoruz.

3- Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun, sivillerin korunmasına ilişkin tüm ilgili kararlarının uygulanmasının ve hukuki ve insani yükümlülüklere ayrıca Güvenlik Konseyi kararlarına bağlı kalınmasının önemine vurgu yapılmaktadır. Güvenlik Konseyi'nin, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 7. bölümü uyarınca bağlayıcı bir karar alarak işgalci güç olan İsrail'i, Gazze Şeridi'nde ateşkesi sağlamaya ve tüm bölgelere derhal yeterli insani yardım ulaştırılmasını temin etmeye zorlaması gerektiği ifade edilmektedir.

Buna ek olarak, insani yardımların geniş kapsamlı, güvenli ve engelsiz bir şekilde hemen ulaştırılmasını talep eden 2735 (2024), 2728 (2024), 2720 (2023) ve 2712 (2023) sayılı Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması ve ateşkes çağrısında bulunan 2728 sayılı kararın hayata geçirilmelidir. Ayrıca, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı, ulusal bağımsızlık ve mültecilerin geri dönüş hakkı dahil olmak üzere devredilemez haklarını kullanma hakkını teyit eden kararlara vurgu yapılmaktadır.

Birleşmiş Milletler'in Filistin meselesine dair sürekli sorumluluğu olduğu ve bu sorunun tüm boyutlarıyla çözülmesi gerektiği hatırlatılmakta; 10 Mayıs 2024 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla uluslararası toplumun geniş desteğini alan Filistin Devleti'nin tam üyeliğe uygun olduğunun altı çizilmekte ve Güvenlik Konseyi'nden, Filistin Devleti'ne Birleşmiş Milletler'de tam üyelik sağlanması için bir karar alması talep edilmektedir. Ayrıca üye devletlere, bu kararın benimsenmesi için gerekli desteği sağlamaları yönünde çağrıda bulunulmaktadır.

4- Mısır ve Katar'ın, ABD ile iş birliği içinde Gazze'de derhal ve kalıcı bir ateşkes sağlama, İsrailli ve Filistinli esirlerin serbest bırakılması konusundaki çabalarını desteklediğimizi teyit ediyoruz. İsrail hükümetinin müzakerecilerin sağladığı anlaşmalardan geri adım atarak bu çabaların başarısız olmasından sorumlu olduğunu vurguluyoruz.

5- Uluslararası Adalet Divanı'nın 19 Temmuz 2024 tarihli istişari görüşündeki İsrail işgalinin sona erdirilmesine, işgalin etkilerinin kaldırılmasına ve zararların tazmin edilmesine yönelik tüm hükümlerinin uygulanması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz.

6- İsrail işgal güçlerinin mevcut saldırının başlangıcından bu yana, Gazze ve işgal altındaki tüm Filistin topraklarında binlerce Filistinli vatandaşı, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil, zorla kaybetmesini kınıyoruz. Üye ülkeleri, kaçırılanların akıbetini ortaya çıkarmak ve serbest bırakılmalarını sağlamak için her düzeyde çaba göstermeye davet ediyoruz.

7- İsrail ordusunun Gazze'de işlediği soykırım suçu kapsamında ortaya çıkan toplu mezarlar, işkence, infaz, zorla kaybetme, yağmalama ve özellikle Gazze'nin kuzeyinde son haftalarda yaşanan etnik temizlik suçlarını şiddetli şekilde kınıyoruz. Bu suçlara dair delillerin saklanmasını önlemek ve faillerinin yargılanmasını sağlamak amacıyla Güvenlik Konseyi'nden bağımsız ve güvenilir bir uluslararası soruşturma komitesi kurmasını talep ediyoruz.

8- İsrail'in Lübnan'a yönelik süregelen saldırganlığını ve Lübnan'ın egemenliğinin ihlal edilmesini şiddetle kınıyor, ateşkesin derhal sağlanmasını, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 (2006) sayılı kararının tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Lübnan ile bu saldırıya karşı dayanışma içinde olduğunu teyit ediyoruz.

Sivillerin öldürülmesini, yerleşim bölgelerinin sistematik olarak tahrip edilmesini, kişilerin zorla yerinden edilmesini ve UNIFIL'e yönelik saldırıları şiddetle kınıyoruz. Lübnan'ın anayasal kurumlarının ülkenin tamamında egemenlik yetkisini kullanmasını destekliyoruz.

Lübnan'ın birliği ve istikrarının garantörü olarak görülen Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ni desteklediğimizi teyit ediyor, Cumhurbaşkanı seçimi ve hükümetin anayasaya uygun olarak hızla oluşturulmasının önemini vurguluyoruz.

9- İsrail'in Lübnan'daki BM barış gücü personeline yönelik kasıtlı saldırılarını açıkça kınıyor, bunun BM Şartı'na aykırı olduğunu ve Güvenlik Konseyi'ni İsrail'e bu konuda sorumluluk yüklemeye davet ediyoruz.

10- Filistinli vatandaşların kendi topraklarında veya başka yerlere zorla göç ettirilmesini 'savaş suçu ve uluslararası hukukun açık bir ihlali' olarak kabul ediyor ve buna karşı ortak bir duruş sergileyeceğimizi belirtiyoruz.

11- İsrail'in toplu cezalandırma politikasını kınamak ve Gazze Şeridi'ndeki sivillere yönelik kuşatma ve açlığı bir silah olarak kullanmasına karşı çıkmak; uluslararası toplumu saldırının neden olduğu insani felaketi sona erdirmek için acil pratik adımlar atmaya davet ediyoruz.

Bu kapsamda İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi ve Gazze ile arasındaki tüm sınır kapılarını açması istenmektedir. Ayrıca, işgalci güç sıfatıyla taahhütlerine uygun olarak Gazze'ye güvenli, hızlı ve koşulsuz insani erişimi sağlama yönündeki tüm engelleri kaldırması talep edilmektedir. Bu bağlamda, Refah Sınır Kapısı'ndan (güney) ve Salahaddin (Philadelphi) Koridoru'ndan İsrail'in derhal çekilmesi ve Refah Sınır Kapısı'nın yönetimi için Filistin Ulusal Yönetimi'nin geri dönmesi çağrısı yapılmaktadır.

12- Ürdün'ün ev sahipliğinde, Mısır ve Birleşmiş Milletler ile birlikte 11 Haziran 2024'te düzenlenen Gazze Acil İnsani Müdahale Konferansı'nın sonuçlarının uygulanması için çaba gösterilmesi ve Gazze'ye yeterli insani yardımı sağlama çabaları çerçevesinde, Kahire'nin ev sahipliğinde 2 Aralık 2024'te düzenlenecek insani konferans için gerekli desteğin toplanması için çalışılması gerektiğini vurguluyoruz.

13- Uluslararası toplumu, İsrail'in uluslararası hukuka saygı göstermesini sağlamak için etkin şekilde harekete geçmeye çağırıyoruz.

14- Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 18 Eylül 2024'te kabul ettiği, İsrail işgalinin yasa dışılığını onaylayan Uluslararası Adalet Divanı'nın hukuki görüşünün sonuçlarını içeren 24/10 sayılı kararını memnuniyetle karşılıyoruz.

15- Kudüs şehriyle ilgili olarak uluslararası meşruiyet kararlarına, yasal ve tarihi statüsüne bağlı kalma konusunda tüm dünya ülkelerini, yasama organlarını, uluslararası kurumları ve örgütleri Kudüs'ün ayrılmaz bir parçası olan 1967'de işgal edilen Filistin toprakları üzerindeki kararlara saygı göstermeye çağırıyoruz.

16- Kudüs şehrindeki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarını hedef alan İsrail'in saldırgan politikalarını ve kentin Arap-İslam ve Hristiyan kimliğini değiştirmeye yönelik adımlarını sert bir şekilde kınıyor, uluslararası toplumu İsrail'e bu saldırılarını durdurması için baskı yapmaya çağırıyoruz.

Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıların, ibadet özgürlüğünün engellenmesinin ve İsrailli yerleşimcilerin kutsal mekanı ihlal edip içeride tahribatta bulunmalarının sürmesinin tehlikelerine dikkat çekiyor, Mescid-i Aksa'nın yasal ve tarihi statüsünü değiştirme girişimlerini kınıyoruz.

144 bin metrekarelik tüm alanıyla Mescid-i Aksa'nın yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa işlerinden sorumlu Ürdün Vakıflar Bakanlığının, Mescid-i Aksa'nın yönetiminden tek yetkili kurum olduğunu vurguluyoruz.

17- BM Güvenlik Konseyi'nin, İsrail'i bölgedeki barış ve güvenliği tehdit eden bu yasadışı politikaları durdurmaya zorlayacak bir karar almasını talep etmek, Kudüs şehriyle ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını uygulamasını istemek ve işgalci güç olan İsrail'in Kudüs'ü sözde başkenti olarak tanıyan herhangi bir tarafın bu eylemini yasadışı ve sorumsuz bir adım olarak kınamak.

Ayrıca, Kudüs şehrinin yasal statüsünü değiştirmeye yönelik herhangi bir adımın yasadışı kabul edilmesi ve uluslararası hukukun ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının ciddi bir ihlali olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamak; bu adımların derhal iptal edilmesi ve geri çekilmesi için çalışılmalıdır.

Aynı şekilde, Kudüs'ün mevcut yasal ve tarihi statüsünü etkileyen adımlar atan herhangi bir devleti bu yasadışı adımlardan geri adım atmaya çağırmak ve Kudüs halkının topraklarında kalmasının sağlanmasının önemini vurgulamak; bu kapsamda, Fas Kralı VI. Muhammed başkanlığındaki Kudüs Komitesi'nin idari kolu olan Kudüs-ü Şerif Beytülmal'ını desteklemeye davet ediyoruz.

18- İsrail'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve ilgili tüm kuruluşlara katılımını askıya almak için uluslararası destek toplama çalışmalarına başlamak; bu karar taslağını Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na sunmaya yönelik hazırlıklara girişmek. Bu tasarı, İsrail'in Birleşmiş Milletler Şartı'nı ihlal etmesi, uluslararası güvenliği ve barışı tehdit etmesi, Birleşmiş Milletler üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve 19 Temmuz 2024 tarihli Uluslararası Adalet Divanı'nın tavsiye niteliğindeki kararına dayanarak hazırlanacaktır.

19- Tüm ülkelerden İsrail'e silah ve mühimmat ihracatının veya naklinin yasaklanmasını talep etmek, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve 18 ülkeden oluşan ana ekibin önerdiği ve İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği'nin yanı sıra 52 ülke tarafından imzalanan girişime katılmaları için ülkeleri teşvik etmek. Silah sevkiyatının durdurulması amacıyla, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne, BM Genel Kurul Başkanına ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e ortak bir mesaj göndermek ve tüm ülkeleri girişime imza atmaya davet etmek.

20- İsrailli sivil ve askeri yetkililer hakkında, Filistin halkına karşı işledikleri mahkeme yetkisi kapsamındaki suçlardan dolayı, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin acilen tutuklama emirleri çıkarması çağrısında bulunmak.

21- BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası toplumu, işgal altındaki Batı Şeria'da iki devletli çözümü baltalayan ve bölgede adil ve kapsamlı barışın sağlanması fırsatlarını yok eden İsrail'in yasa dışı tırmanışını durdurmak için gerekli kararları almaya, yaptırımlar dahil olmak üzere harekete geçmeye davet etmek.

Ayrıca bu sömürgeci politikaların suç sayılması, işgalci gücün herhangi bir Filistin toprağını genişlemek amacıyla zorla ilhak etmesini kınamak, bunu Filistin halkının tarihi ve hukuki haklarına yönelik sistematik bir saldırı ve BM Şartı, uluslararası hukuk ilkeleri ve ilgili BM kararlarının ihlali olarak değerlendirmek.

22- Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistin vatandaşlarına ve mülklerine karşı sistematik olarak artan, işgalci hükümetin desteği ve silahlandırılmasıyla gerçekleştirilen terör eylemlerinin şiddetle kınanması ve;

Filistin halkına ve mülklerine karşı işlenen suçlar nedeniyle yerleşimcilerin hesap vermesi,

İsrailli yerleşimcilerin ve Yahudi yerleşim hareketlerinin terörist gruplar olarak sınıflandırılması ve ulusal ve uluslararası terör listelerine alınması, BM ve özellikle Güvenlik Konseyi'nde İsrail ve yerleşimcilerin işledikleri suçlardan dolayı hesap sorulması,

İşgal altındaki Filistin topraklarında yer alan yerleşim ürünlerinin ve bu bölgelerde çalışan şirketlerin boykot edilmesi, Haziran 2023'te İnsan Hakları Konseyi tarafından yayımlanan veritabanındaki şirketlerin kara listeye alınması,

İşgal altındaki Filistin topraklarında, Doğu Kudüs dahil, bulunan yerleşimcilerin her türlü girişinin engellenmesi, ikamet yerlerinin kontrol edilmesi için Filistin Devleti ile iş birliği içinde özel mekanizmalar geliştirilmesi,

Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı genel sekreterliklerinin, Filistin Devleti ile iş birliği içinde bu grupların listesini hazırlaması ve üye ülkelere duyurması istenmektedir.

23- Etkin uluslararası aktörleri, 4 Haziran 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini kurma ve işgalin sona erdirilmesini amaçlayan belirli adımlar ve zamanlamalara sahip, iki devletli çözüm temelinde ve kabul edilmiş referanslar ile 2002 Arap Barış Girişimi doğrultusunda uluslararası bir plan başlatmaları çağrısında bulunulmaktadır.

24- Bölgede barışı sağlayacak adil ve kapsamlı bir çözümün, ilgili BM kararları ve 2002 Arap Barış Girişimi doğrultusunda, İsrail'in 4 Haziran 1967 hattına kadar olan tüm Arap topraklarını işgalini sonlandırmadan sağlanamayacağını vurgulamak.

25- Filistin Devleti'ni tanıyan ülkelere teşekkür etmek, diğer ülkeleri bu adımı atmaya davet etmek ve Suudi Arabistan başkanlığındaki Arap-İslam Bakanlar Komitesi tarafından, Arap ve İslam ülkeleriyle iş birliği içinde ve Avrupa Birliği ve Norveç Krallığı'nın desteğiyle Eylül 2024'te New York'ta başlatılan ve Riyad'da ilk toplantısını gerçekleştiren "İki Devletli Çözümün Uygulanması için Uluslararası Koalisyon"a destek çağrısında bulunmak.

26- Filistin Devleti'nin Birleşmiş Milletlere tam üye olarak katılması için uluslararası desteğin artırılması ve bu yönde devam eden değerli çabaları nedeniyle Arap ve İslam örgütlerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olan Cezayir Cumhuriyeti'nin desteklenmesi.

27- İsrail hükümetindeki bazı bakanların aşırı sağcı ve ırkçı nefret söylemlerini kınamak ve uluslararası toplumdan bu söylemlere karşı uluslararası kanunlar çerçevesinde hesap sorulmasını talep etmek.

28- İşgalci İsrail makamlarının ve temsilcilerinin Birleşmiş Milletler ve Genel Sekreterine yönelik devam eden saldırıları kınanmakta, ayrıca uluslararası komiteler ile İnsan Hakları Yüksek Komiserlik Ofisi üyelerinin ve özel raportörlerin Filistin Devleti topraklarına girişlerinin yasaklanması ve El Halil'deki (Batı Şeria'nın güneyi) Uluslararası Geçici Mevcudiyet Misyonu'nun çalışmalarının sona erdirilmesi kınanmaktadır.

29- İsrail Parlamentosu'nun (Knesset) UNRWA çalışanlarının dokunulmazlığının kaldırılması ve bu kurumun Filistin topraklarında çalışmasının yasaklanması gibi ırkçı ve yasa dışı yasaları kınamak; bu yasaların geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirterek İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamak için BM üye ülkelerini yaptırım uygulamaya davet etmek; UNRWA'ya siyasi ve finansal destek sağlanmasını talep etmek.

30- Filistin halkına ve Filistin Devleti'ne tüm siyasi ve diplomatik destek ile uluslararası korumanın sağlanması, Filistin ulusal birliğinin gerçekleştirilmesi, Filistin Devleti'nin Gazze Şeridi de dahil olmak üzere işgal altındaki tüm Filistin topraklarında etkin bir şekilde sorumluluklarını üstlenmesi, Gazze'nin Batı Şeria ve Kudüs ile birleşmesi için çalışmak ve ekonomik yardımlar için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmak; İsrail'in el koyduğu Filistin vergi gelirlerinin serbest bırakılmasını talep etmek.

31- Filistinliler arasındaki birlik için Mısır Cumhuriyeti'nin çabalarına destek olmak ve Filistin hükümetinin sorumluluklarını yerine getirebilmesi için gerekli mekanizmaları oluşturmak, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Filistin halkının tek meşru temsilcisi olduğunu yeniden vurgulamak.

32- Lübnan hükümetine acil insani yardım sağlama çabalarını sürdürmek, Lübnanlı mültecilerin krizle mücadele etmesine destek olmak ve dost ülkelerden Lübnan ekonomisine destek sağlamalarını talep etmek.

33- Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarına yönelik artan İsrail saldırganlığının, sivilleri hedef alması, sivil binaları ve altyapıyı yok etmesi ve ülkenin egemenliğini ihlal etmesi de dahil olmak üzere, şiddetle kınanması; bunun, uluslararası hukuka ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarına yönelik ağır ihlaller ve suçlar teşkil ettiğinin vurgulanması ve İsrail'in işgal ettiği Suriye'deki Golan topraklarından çekilmesinin gerekliliğinin altının çizilmesi.

34- İlk Arap-İslam ortak zirvesinde alınan karar doğrultusunda Suudi Arabistan başkanlığında kurulan ortak Arap-İslam Bakanlar Komitesine, çalışmalarını sürdürme, çabalarını yoğunlaştırma ve saldırıları durdurmak için çalışmaları Lübnan'ı da kapsayacak şekilde genişletme görevinin verilmesi; ayrıca komitenin düzenli raporlar sunması ve bu raporların iki genel sekreterlik tarafından üye ülkelere dağıtılması.

35- Savaşı ve İsrail işgalini sona erdirme çabalarına uluslararası destek sağlamak için diğer aktörler de sürece dahil edilmeli.

36- Deniz yollarında uluslararası hukuka uygun şekilde seyir güvenliğinin sağlanması gerekiyor.

37- Filistin davasına destek sağlamak amacıyla Riyad'da Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Afrika Birliği'nin üçlü bir anlaşma imzalamasını memnuniyetle karşılıyor, Afrika Birliği'nin Filistin davasına yönelik tutarlı duruşunu takdir ediyoruz.

38- Arap Birliği Genel Sekreteri (Ahmed Ebu Gayt) ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterine (Hüseyin Taha) bu kararın uygulanmasını takip etmek ve bu konuda liderlere düzenli raporlar sunmak için koordinasyon sağlamakla görevlendirildi."

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz'in talimatları doğrultusunda 11 Kasım 2023'te Riyad'da düzenlenen İİT-Arap Birliği Ortak Zirvesinin devamı niteliğindeki zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Lübnan Başbakanı Necib Mikati ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani başta olmak üzere çok sayıda Arap ve Müslüman ülke lideri katıldı.

İİT-Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi'nin ilk toplantısı, İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırganlığını ele almak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gerçekleştirilmesi öngörülen Arap Birliği Zirvesi ile 8. Olağanüstü İslam Zirvesi'nin tek çatı altında birleştirilmesi sonucunda 11 Kasım 2023'te Riyad'da yapılmıştı.

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.