İkisi de parlamentoya karşı. İkisi de anayasaya aykırı davranmış. Vahdettin 11 Nisan 1920'de Osmanlı Mebusan Meclisi'ni kapatmıştı. Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinden sonra, partisi tek başına iktidar olamayınca, vesayeti altında tuttuğu Ahmet Davutoğlu ve AKP aracılığıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni (TBMM) çalıştırmamıştır.
Mebusan Meclisi'nin kapatılması, o dönem yürürlükte olan 1876 anayasasında öngörülen "meşruti monarşi" düzenini fiilen ortadan kaldırmış, Padişah Vahdettin, Meclis denetimi olmadan, ülkeyi tek başına yönetmeye başlamıştır. Yani anayasayı ihlâl ederek hukuksuzluğu ilân etmiştir.
Tayyip Erdoğan, tarafsızlığını ve anayasal görevlerini yerine getirmeyerek, anayasayı ihlâl etmiş ve tıpkı Vahdettin gibi ülkeyi tek başına yönetmeye kalkışmıştır. Vahdettin meşruti monarşi düzenini fiilen ortadan kaldırırken, Erdoğan yürürlükteki anayasada belirtilen, kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter rejimin fiilen değiştiğini ilân edebilmiştir. Böylece ülkenin büyük bir hukuk boşluğuna yuvarlanmasına neden olmuştur.
Tarihler 1919 yılının Temmuz ve Ağustos aylarını gösterirken, Milli Mücadeleyi örgütleyen Mustafa Kemal'in riyasetindeki Erzurum Kongresi'nde alınan kararlardan birisi de şöyle idi:
"Merkezi hükümet (İstanbul hükümeti) vatanın, istiklâlin muhafazasını sağlayamadığı takdirde bu maksadı sağlamak için geçici bir hükümet kurulacaktır."
Bu karar Sivas Kongre'sinde (4-11 Eylül 1919) teyit edilmiştir;
"Merkezi hükümet milli iradeye tabi olmalıdır. Milli meclis toplanmalıdır."
Nitekim, Mustafa Kemal'in imzasını taşıyan 21 Nisan 1920 tarihli genelgede:
* Nisan'ın 23. Cuma günü Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır;
* Açılış gününü cumaya tesadüf ettirmekle bu günün mebrukiyetinden (kutsallığından) istifade ve bütün meb'usin-i kiram hazeratı ile Hacı Bayram-ı Veli Camii Şerifinde Cuma namazı kılınacak, Kur'an ve namazın nurlarından da faydalanılacaktır;
* Namazdan sonra lihye-i saadet (sakal-ı şerif) ve sancak-ı şerifi taşıyarak daire-i mahsusaya (meclis binasına) gidilecektir;
* Daire-i mahsusaya girilmeden önce kurbanlar kesilerek dualar okunacaktır;
* Bu günün kutsallığını teyit için, bugünden başlayarak her gün vilayet merkezlerinde hatim ve buhara-i şerif okumaya girişilecektir;
* Hatimin sonu teberrüken daire-i mahsusa önünde tamamlanacaktır;
Talimatı verilmektedir.
Görüldüğü gibi Mustafa Kemal, Meclis'in açılışını dini törenlerle yapmıştır. Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız Atatürk'ü tahlil ederken belgelerle soyunu Ehl-i Beyt' e kadar dayandığını ispatlamıştır. Bu konuda dahi Vahdettin ile Erdoğan arasında benzerlik vardır; İstanbul hükümeti Kuvay-ı Milliyecileri dinsizlikle suçlarken Erdoğan ve şürekâsı Cumhuriyetin kurucularına "iki ayyaş" deme cüretini göstermiştir. Bunlar, Atatürk ve arkadaşlarının dinsiz oldukları yönünde halkımıza gerçek dışı, yanıltıcı, abuk sabuk laflar ede dursunlar; "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz", Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları emperyal güçleri ülkeden sürüp atarken, bu efendiler(!) emperyalistlere boyun eğmekte yarış içindedirler.
Meclis'i iğdiş eden, anayasayı tanımayan zevatın, hangi yüzle 23 Nisan'ı kutladıklarını anlayabilmiş değilim!
Mebusan Meclisi'nin kapatılması, o dönem yürürlükte olan 1876 anayasasında öngörülen "meşruti monarşi" düzenini fiilen ortadan kaldırmış, Padişah Vahdettin, Meclis denetimi olmadan, ülkeyi tek başına yönetmeye başlamıştır. Yani anayasayı ihlâl ederek hukuksuzluğu ilân etmiştir.
Tayyip Erdoğan, tarafsızlığını ve anayasal görevlerini yerine getirmeyerek, anayasayı ihlâl etmiş ve tıpkı Vahdettin gibi ülkeyi tek başına yönetmeye kalkışmıştır. Vahdettin meşruti monarşi düzenini fiilen ortadan kaldırırken, Erdoğan yürürlükteki anayasada belirtilen, kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter rejimin fiilen değiştiğini ilân edebilmiştir. Böylece ülkenin büyük bir hukuk boşluğuna yuvarlanmasına neden olmuştur.
Tarihler 1919 yılının Temmuz ve Ağustos aylarını gösterirken, Milli Mücadeleyi örgütleyen Mustafa Kemal'in riyasetindeki Erzurum Kongresi'nde alınan kararlardan birisi de şöyle idi:
"Merkezi hükümet (İstanbul hükümeti) vatanın, istiklâlin muhafazasını sağlayamadığı takdirde bu maksadı sağlamak için geçici bir hükümet kurulacaktır."
Bu karar Sivas Kongre'sinde (4-11 Eylül 1919) teyit edilmiştir;
"Merkezi hükümet milli iradeye tabi olmalıdır. Milli meclis toplanmalıdır."
Nitekim, Mustafa Kemal'in imzasını taşıyan 21 Nisan 1920 tarihli genelgede:
* Nisan'ın 23. Cuma günü Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır;
* Açılış gününü cumaya tesadüf ettirmekle bu günün mebrukiyetinden (kutsallığından) istifade ve bütün meb'usin-i kiram hazeratı ile Hacı Bayram-ı Veli Camii Şerifinde Cuma namazı kılınacak, Kur'an ve namazın nurlarından da faydalanılacaktır;
* Namazdan sonra lihye-i saadet (sakal-ı şerif) ve sancak-ı şerifi taşıyarak daire-i mahsusaya (meclis binasına) gidilecektir;
* Daire-i mahsusaya girilmeden önce kurbanlar kesilerek dualar okunacaktır;
* Bu günün kutsallığını teyit için, bugünden başlayarak her gün vilayet merkezlerinde hatim ve buhara-i şerif okumaya girişilecektir;
* Hatimin sonu teberrüken daire-i mahsusa önünde tamamlanacaktır;
Talimatı verilmektedir.
Görüldüğü gibi Mustafa Kemal, Meclis'in açılışını dini törenlerle yapmıştır. Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız Atatürk'ü tahlil ederken belgelerle soyunu Ehl-i Beyt' e kadar dayandığını ispatlamıştır. Bu konuda dahi Vahdettin ile Erdoğan arasında benzerlik vardır; İstanbul hükümeti Kuvay-ı Milliyecileri dinsizlikle suçlarken Erdoğan ve şürekâsı Cumhuriyetin kurucularına "iki ayyaş" deme cüretini göstermiştir. Bunlar, Atatürk ve arkadaşlarının dinsiz oldukları yönünde halkımıza gerçek dışı, yanıltıcı, abuk sabuk laflar ede dursunlar; "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz", Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları emperyal güçleri ülkeden sürüp atarken, bu efendiler(!) emperyalistlere boyun eğmekte yarış içindedirler.
Meclis'i iğdiş eden, anayasayı tanımayan zevatın, hangi yüzle 23 Nisan'ı kutladıklarını anlayabilmiş değilim!
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023





























































