logo
25 AĞUSTOS 2026

İlaca yüzde 30 zam

01.07.2006 00:00:00
 
Euro'nun 2 YTL'yi bulmasının ardından ilaç fiyatlarına her ay arka arkaya yüzde 5 olmak üzere, yüzde 30 zam yapılacak. Euro düşerse zammın durma ihtimali var.

 

 

Piyasalarda yaşanılan dalgalanma ve euro'daki artışın ardından, ilaç fiyatlarına her ay arka arkaya yüzde 5 olmak üzere, altı ay içerisinde yüzde 30 zam yapılması öngörülüyor. Yüzde 5'lik ilk zam bu ay uygulanacak. Edinilen bilgiye göre, üreticilerin dalgalanmayla birlikte 'zam' için hükümete başvurmasının ardından, birkaç gün önce Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda basamaklı zam kararı alındı.Buna göre artan döviz fiyatları nedeniyle liradaki değer kaybına bağlı olarak yürürlükteki ilaç fiyat kararnamesi doğrultusunda 3 Temmuz'dan itibaren ilaç fiyatlarına zam yapılacak.

Zamlar ertelenebilirİlgili fiyat kararnamesinde, döviz kurundaki artışların fiyatlara yansıtılması öngörülüyor. Kararnamenin 7. maddesinde, "Döviz kurunda 30 gün süreyle kesintisiz bir biçimde yüzde 5'i aşan bir oranda aşağıya ve yukarıya değişiklik olduğu durumlarda bu fiyatlara yansıtılmaktadır" deniliyor. Kararnamede, euro için 1.6987 seviyesinin baz alındığını söyleyen Türkiye Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Mehmet Domaç, kararnameye göre bir ay içinde yüzde 5'in üzerinde euro fiyatı artmışsa ve yüzde 5'in altına inmemişse ilaçlara zam kararı alınacağını söyledi. Domaç, yüzde 5 limitinin aşılmasının ardından bir aylık sürenin haziran ayının 12'sinde dolduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Kurlarda beklenenin üzerinde artış oldu. Euro çok yüksek noktaya gelince basamaklı aylık zam uygulaması yapıldı. Her ay için yüzde 5 artış öngörülmüş. Bu artış altı ay süreyle diye düşünülmüş ama dalgalanma durduğu, euro düştüğü takdirde, zamlar ertelenecektir."

Konuyla ilgili olarak Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği Genel Sekreteri Engin Güner de şöyle konuştu: "Döviz kurunda meydana gelen değişiklikler ilaç firmalarını ciddi olarak etkilediğinden, tüm ilaç sanayii, döviz kurundaki bu artışların fiyatlara yansıtılmasını talep eti. Bu nedenle, 3 Temmuz'dan geçerli olmak üzere mevcut ilaç fiyatları üzerinden Sağlık Bakanlığı'nca resen yüzde 5'lik artış yapılması uygun görüldü. Euro'daki dalgalanma stabil hale gelinceye kadar birer aylık aralarla dönemsel kur değeri o ayın ilk günkü euro kur değerini geçmeyecek şekilde yüzde 5 oranında artırılarak belirlenecek."

Masa başında çalışanlar, dikkat!


 
Spora yeni başlayan ya da uzun bir aranın ardından yeniden egzersiz yapan pek çok kişi, ilk antrenmandan saatler sonra kas ağrısı, sertlik ve hareket kısıtlılığı yaşayabiliyor. 'Acemi Sporcu Sendromu' olarak adlandırılan bu tablo, kasların alışık olmadığı yoğunlukta veya türde bir egzersize maruz kalması sonucu gelişiyor. Sendrom, sadece spora yeni başlayanlarda değil, deneyimli sporcularda da alışılmadık şiddette antrenman yapıldığında ortaya çıkabiliyor. Masa başında çalışanlar bu dertten daha fazla muzdarip oluyor. 

25.08.2026 17:31:00
Murat Çorbacı
 
Masa başında çalışanlar, dikkat!
Masa başında çalışanlar, dikkat!

Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, acemi sporcu sendromunun spor esnasında yapılan hatalardan kaynaklandığına dikkat çekerek, "Kas ağrısının şiddeti antrenmanın ne kadar etkili olduğunun göstergesi değildir. Ağrıyı bir başarı ölçütü olarak görmek, kişinin kaslarına gereğinden fazla yüklenmesine ve dinlenme sürecini atlamasına yol açabilir. Doğru yaklaşım; vücuda kademeli uyum süresi tanımak, ısınma ve dinlenmeyi ihmal etmemektir" diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, Acemi Sporcu Sendromu hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı; korunmaya yönelik 7 etkili öneride bulundu.


Masa başında çalışanlarda yakınmalar daha şiddetli!

Tıp literatüründe "gecikmiş kas ağrısı" (Delayed Onset Muscle Soreness-DOMS) olarak bilinen acemi sporcu sendromu; kas ağrısı, hassasiyet, hareket kısıtlılığı ve bazen şişlikle kendini gösteriyor. Spora yeni başlayanların yanı sıra uzun süre hareketsiz kalanlar, masa başında çalışanlar, hareketsiz bir yaşam sürenler ile tatil, hastalık veya sakatlık sonrasında spora dönenler riskli grupta yer alıyor. Kas kütlesi ve kişinin önceki fiziksel aktivite düzeyi, belirtilerin şiddetinde etkili olabiliyor. Yaş ilerledikçe kas ve tendon yapısındaki esnekliğin azalması nedeniyle orta yaş ve üzerindeki kişilerde belirtilerin daha belirgin seyredebileceğini ifade eden Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, fiziksel aktivitesi düşük ve uzun süre oturarak çalışan kişilerin de spora başladıklarında daha şiddetli yakınmalar yaşayabileceklerini belirtiyor.

Antrenmana ısınmadan başlamayın

Acemi sporcu sendromu, özellikle "eksantrik" olarak tanımlanan, kasın yük altında uzadığı, hareketlerin yoğun olduğu egzersizlerin ardından daha sık ve şiddetli görülebiliyor. Merdiven inmek, yokuş aşağı koşmak, ağırlık antrenmanlarında ağırlığı yavaşça indirmek, çömelmek, pilates yapmak ve yeni bir grup egzersizine başlamak bu hareketlere örnek oluşturuyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, temel sorunun kasa aniden ve hazırlıksız şekilde alışık olmadığı bir yük bindirilmesi olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: "Yeterince ısınmadan ve açma germe hareketleri yapmadan antrenmana başlamak, ilk seanstan itibaren yüksek ağırlık  veya tekrar sayısıyla çalışmak ve vücuda kademeli uyum süresi tanımadan antrenman sıklığını hızla artırmak en sık yapılan hatalardır. Özellikle kasın yük altında uzadığı hareketlerin tecrübesiz şekilde ve yüksek şiddette uygulanması belirtileri artırabilir." Antrenman sonrasında kasların toparlanmasına yeterli süre tanımamak, aynı kas grubunu art arda günlerde aşırı zorlamak, yeterince sıvı tüketmemek, dengesiz beslenmek, uykusuzluk ve kronik yorgunluk hâlinde egzersiz yapmak da acemi sporcu sendromuna zemin hazırlayabiliyor.

Sporda hissedilen acı başarılı egzersiz işareti değil!

Acemi sporcu sendromunun en sık görülen belirtisi kas ağrısı ve sertliği oluyor. Ağrı, egzersiz sırasında değil, genellikle antrenmandan 12-24 saat sonra ortaya çıkıyor ve 24-72'nci saatlerde en şiddetli düzeye ulaşıyor. Kaslarda dokunmayla hassasiyet, kas gücünde geçici azalma, eklemi rahat hareket ettirmede kısıtlılık, hafif şişlik ve güçsüzlük hissi de ağrıya eşlik edebiliyor. Belirtiler çoğunlukla 5-7 gün içinde kendiliğinden geriliyor.

Toplumda egzersiz sonrasında ne kadar çok ağrı hissedilirse antrenmanın o kadar etkili olduğu yönünde yanlış bir inanış bulunduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, "Ağrıyı bir başarı ölçütü olarak değil, vücudun uyum ve toparlanma sinyali olarak değerlendirmek gerekir" diye konuşuyor.

Olağan dışı belirtilere dikkat!

Acemi sporcu sendromu genellikle kendiliğinden gerileyen ve ciddi olmayan bir tablo olsa da ağrıya rağmen dinlenmeden aynı şiddette antrenmana devam edilmesi; kas ve tendon yaralanmalarına, kas zorlanmalarına, eklem sorunlarına ve performans kaybına zemin hazırlayabiliyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu şöyle diyor: "Sıradan kas ağrısı genellikle her iki tarafta simetrik hissedilir, dokunmakla hassastır ve günler içinde giderek azalır. Buna karşılık tek taraflı, ani başlayan, keskin ve lokalize bir ağrı; bölgede belirgin şişlik veya morarma; eklemde ani güç kaybı ya da basamama gibi bulgular kas veya tendon yırtığını düşündürür ve zaman kaybetmeden değerlendirme gerektirir."

Aşırı yoğun ve alışılmadık egzersizlerin nadiren "rabdomiyoliz" olarak adlandırılan, kas dokusunun ciddi düzeyde yıkımıyla seyreden bir tabloya da neden olabileceğine işaret eden Doç. Dr. Ziroğlu, "Olağan kas ağrısının ötesinde koyu renkli idrar, aşırı şişlik veya dayanılmaz ağrı gelişmesi durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Belirtilerin bir haftadan uzun sürmesi, şiddetli olması veya olağan dışı bulguların eşlik etmesi de bir sağlık profesyoneli tarafından değerlendirme gerektirir" uyarısında bulunuyor.

Acemi sporcu sendromu genellikle kendiliğinden gerileyen ve ciddi olmayan bir tablo olsa da ağrıya rağmen dinlenmeden aynı şiddette antrenmana devam edilmesi; kas ve tendon yaralanmalarına, kas zorlanmalarına, eklem sorunlarına ve performans kaybına zemin hazırlayabiliyor.

Kaslarınızın toparlanmasına zaman tanıyın

Acemi sporcu sendromu çoğunlukla özel bir tedavi gerektirmiyor. Tedavide ağrının hafifletilmesi, kasların toparlanma sürecinin desteklenmesi ve kişinin günlük aktivitelerine güvenle dönmesinin sağlanması amaçlanıyor. Kasların dinlendirilmesi, hafif germe hareketleri, sıcak uygulama ve hafif masaj ağrının hafiflemesine yardımcı olabiliyor. Gerektiğinde doktor önerisiyle ağrı kesici ilaçlardan da yararlanılabiliyor. Antrenman sonrasında hafif yürüyüş veya yüzme gibi düşük tempolu hareketlerin tercih edilebileceğini belirten Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, yeterli sıvı tüketmenin, protein açısından dengeli beslenmenin ve düzenli uykunun da kasların toparlanma sürecini desteklediğini vurguluyor.

Acemi Sporcu Sendromuna karşı 7 etkili önlem!

Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, Acemi Sporcu Sendromu'na karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

1. Antrenmana mutlaka dinamik bir ısınma bölümüyle başlayın ve ardından germe hareketleri yapın.
2. Egzersizin yükünü, şiddetini ve süresini kademeli olarak artırın; haftalık antrenman yükünüzü bir öncekine göre yüzde 10'dan fazla artırmayın, ilk haftalarda "az ve düzenli" yaklaşımını benimseyin.
3. Kasın yük altında uzadığı yokuş aşağı koşu ve ağır çömelme gibi hareketleri tecrübe kazanana kadar düşük şiddette uygulayın.
4. Antrenmanlar arasında kas gruplarına yeterli dinlenme süresi tanıyın ve aynı kas grubunu art arda günlerde aşırı zorlamayın.
5. Yeterli su tüketin, dengeli beslenin ve beslenmenizde yeterli miktarda proteine yer verin.
6. Uyku düzeninize dikkat edin; yorgun veya uykusuz olduğunuzda yoğun antrenman yapmayın.
7. Mümkünse spora başladığınız ilk dönemde bir eğitmen veya uzman eşliğinde doğru teknikle çalışın; ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçının.

Mekke Anlaşması turnusol testinde


 
İran şartlı da olsa ilk kez 7Ağustos'ta Mekke'de imzalanan Mekke Anlaşması'na katılabileceğini deklare etti. İran'ın dahil edilip edilmeyeceği veya hangi şartlar altında pakta alınacağı ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

25.08.2026 17:22:00
Haber Merkezi
 
 Mekke Anlaşması turnusol testinde
 Mekke Anlaşması turnusol testinde

İran'da Düzenin Maslahatını Koruma Komitesi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, ülkesinin Mekke Anlaşması'na (Mekke Paktı) ancak prensipleri belirleyen bir 'kurucu ortak' olarak katılabileceğini söyledi. 22 Ağustos'ta devlet televizyonu IRINN'e konuşan Rızai, İran ve Mısır'ın bu tür düzenlemelerin dışında bırakılmaması gerektiğini kaydetti. Rızai iki ülkenin, anlaşmanın temel prensiplerinin şekillendirilmesinde rol oynamaları gerektiğini belirtti. Rızai, "İran ve Mısır bu tür anlaşmalarda yer almamazlık edemez ancak kurucu olarak, orada imzalanan belgelerin fikirsel çerçevesini oluşturan taraflar olarak yer almalıdırlar" dedi.

ABD'nin rolü azalıyor

Mekke paktına atıfta bulunan Rızai, "bu dostların" kendi aralarında bir anlaşma yapıp ardından İran'dan bunu onaylamasını istemelerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in kıdemli danışmanlarından Rızai, girişimin ABD'nin bölgedeki etkisinin zayıflaması ve Washington'ın rolünü azaltma kararı olarak tanımladığı gelişmelerden kaynaklandığını savundu.
Rızai, "Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki dostlarımız ve kardeşlerimiz bir anlaşma imzaladı. Neden? Çünkü Amerika onlara 'Hoşça kalın, gidiyoruz' dedi" ifadelerini kullandı.

Tahran davet edildi mi?

Diğer yandan İran basını, Beyrut merkezli El Meyadin televizyonunun haberine dayanarak Tahran'ın anlaşmaya katılması için davet aldığını bildirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, anlaşmaya ilişkin büyük ölçüde tarafsız bir tutum sergilemiş ve bunu bölgedeki güvenlik anlayışının değiştiğinin bir göstergesi olarak nitelendirmişti. Bekayi, İran'ın üç kurucu ülkeyle temas halinde olduğunu ve girişim hakkında bilgilendirildiğini söylerken, Tahran'ın anlaşmaya katılma ihtimali için de açık kapı bırakmıştı. Bölgesel güvenlikle ilgili ayrı bir açıklama da İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'tan geldi.
22 Ağustos'ta X platformunda yaptığı paylaşımda Tahran'ın yeni bölgesel güvenlik ve ekonomik düzenlemelerin oluşturulmasına ilişkin komşu ülkelerden mesajlar aldığını söyledi. Kalibaf, bu temasların ABD'nin "İsrail uğruna" müttefiklerinin güvenliğini zayıflattığı bir dönemde gerçekleştiğini belirtti. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın 19 Ağustos'ta sosyal medya hesabından İran'a karşı "bir ülkeye karşı şimdiye kadar uygulanan en yıkıcı ekonomik operasyonu" başlatma sözü vermişti.

Muhtemel üyeler

Mekke Anlaşması'nın geleceğini kaç ülkenin katılacağından çok hangi ülkelerin katılacağı belirleyecek. Mısır, yapıya askeri ve siyasi ağırlık; Katar, Körfez içinde daha fazla derinlik ve mali kapasite; Irak ise ittifakın İran karşıtı veya mezhepsel bir blok olmadığı yönünde daha güçlü bir bölgesel meşruiyet kazandırabilir. İran'ın güçlü siyasi ve güvenlik nüfuzu nedeniyle çoğu zaman Tahran'a yakın görülen Bağdat'ın böyle bir yapıya katılması, paktın bir Sünni ittifakı olduğu yönündeki okumaları önemli ölçüde zayıflatır. Dahası, İran'ın kaygılarını yapının içinden dile getirebilecek bir aktörü de masaya taşır.


7 Ağustos'ta kurulmuştu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos'ta Mekke'de ortak savunma anlaşması imzaladı. "Mekke Anlaşması ya da Mekke Paktı" olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak. Türkiye paktın yeni üyelere açık olduğunu yineleyen açıklamalar yaptı.

Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu

Karadeniz'in Bartın açıklarında son 70 günde üçüncü insansız hava aracı (İHA) bulundu. Kapısuyu köyü plajında bulunan İHA incelenmek üzere jandarma ekipleri tarafından alındı

25.08.2026 12:31:00 / Güncelleme: 25.08.2026 12:33:20
İHA
 
Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu
Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu
Bartın Kastamonu sınırındaki Kapısuyu köyü açıklarında, denizde yüzen gençler tarafından bir cisim görüldü. Gençlerin durumu jandarmaya haber vermesi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu sevk edildi. Mühimmat bulunması ihtimaline karşı dronun, sahil güvenlik botu gözetiminde dalgalarla sahile sürüklenmesi beklendi. Sahile ulaşan İHA, jandarmanın geniş güvenlik tedbirleri arasında incelendi.

Öncekilerle aynı

İlk tespitlerde dronda, mühimmat bulunmadığı, önceki bulunanlarlar gibi gövde ve kanatlarının strafor köpükten, pervanelerinin ağaçtan, eklenti vidalarının ise plastikten yapıldığı tespit edildi. Rus yapımı olduğu tahmin edilen insansız hava aracının menşeinin ise Ankara'da yapılacak incelemede belirlenmesi bekleniyor.

70 günde 3 İHA bulundu

Bartın'da 14 Haziran'da Kapısuyu Köyü Plajı'nda, 19 Haziran'da ise Bartın'ın Amasra ilçesine bağlı Çakraz Plajı'nda insansız hava aracı bulunmuştu. Son 70 günde bulunan 3 insansız hava aracının da birbirinin benzeri olduğu, Ukrayna ve Rusya Savaşı'nda kullanılan insansız hava araçlarından olduğu tahmin ediliyor.

Kayseri'deki kazada faciadan dönüldü


 
Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde yolcu otobüsü ile benzin taşıyan tankerin çarpışması sonucu meydana gelen kazada 35 kişi yaralandı. Benzinin alev almaması sonucu büyük bir facia ucuz atlatıldı.

25.08.2026 08:15:00
Haber Merkezi/AA
 
Kayseri'deki kazada faciadan dönüldü
Kayseri'deki kazada faciadan dönüldü

Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde Osman Kavuncu Bulvarı'nda Cizre'den Ankara'ya giden 33 ANR 013 plakalı yolcu otobüsü ile 38 ARP 821 plakalı benzin yüklü tanker Kayseri Organize Sanayi Kavşağı'nda çarpıştı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans, polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. Kazada yaralanan 35 kişi kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı.

Benzin yola döküldü

Çarpışmanın etkisiyle devrilen tankerdeki yakıt yola döküldü. Belediye ekipleri yola dökülen benzini temizlemek için çalışma başlattı.

Son derece yanıcı bir madde olan benzinin alev almaması sonucu büyük bir facia ucuz atlatıldı.

Kurul ilk toplantısını yaptı

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen kanun kapsamında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ilk toplantısını gerçekleştirerek sürecin koordinasyonu için düğmeye bastı

24.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Kurul ilk toplantısını yaptı
Kurul ilk toplantısını yaptı
Türkiye'nin toplumsal bütünleşme ve silahsızlanma sürecinde tarihi bir dönüm noktası olan resmi adımlar hayata geçmeye başladı. Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak adlandırılan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, bugün ilk kez bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan kurul, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından sürecin yönetim şemasını ve yol haritasını belirlemek üzere kritik maddeleri masaya yatırdı.

Devletin zirvesi Külliye'de toplandı

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen ve stratejik öneme sahip ilk toplantıya devletin zirvesinden yoğun katılım sağlandı. Toplantıda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Millî Savunma Bakanı'nın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ve Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de hazır bulundu.

Toplantının ana gündem maddesini, PKK'nın silah bırakma sürecinin eksiksiz ve güvenli bir şekilde takip edilmesi, kurumlar arası tam koordinasyonun sağlanması ve kanun hükümlerinin sahada titizlikle uygulanması oluşturdu.

Sahada doğrulama için "alt kurullar" oluşturuluyor

Kurulun ilk toplantısında, sürecin teknik ve hukuki takibini yapacak özel mekanizmalar ele alındı. Bu kapsamda, özellikle sahada fiili durum tespiti ve doğrulama yapacak olan "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu" gibi ihtisaslaşmış alt komisyonların kurulması planlanıyor. Bu alt kurullar, yasa kapsamında silahsızlanarak teslim olan veya sürece dahil olan kişilerin hukuki erteleme sürelerini, rehabilitasyon adımlarını ve toplumsal entegrasyon süreçlerini anlık olarak raporlayacak.

TBMM boyutu da devreye girecek

Külliye bünyesinde yürütmenin koordinasyonunu üstlenen bu kurulun yanı sıra, sürecin şeffaflığı ve demokratik meşruiyeti açısından yasama ayağı da yakında şekillenecek. Önümüzdeki günlerde TBMM bünyesinde, siyasi parti temsilcilerinin de katılım sağlayacağı ayrı bir "Meclis İzleme ve Takip Kurulu" kurulması bekleniyor. Böylece sürecin hem yürütme hem de yasama kanadı tarafından çift taraflı denetlenebilir bir zeminde ilerlemesi hedefleniyor.

İlk toplantının tamamlanmasının ardından, kurulun çalışma takvimi ve alınan kararlara ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından resmi bir yazılı açıklama yapılması bekleniyor.

Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Firari Hilmi Tuna Kuriş'in kaçışında kullanılan çakarlı aracın ardından, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli iki lüks aracın daha tahsis amacı dışında ve şüpheli/suç içerikli faaliyetlerde kullanıldığı tespit edildi. Yeni bulgular doğrultusunda operasyon genişletilirken bir şüpheli gözaltına alındı, bir diğeri için yakalama kararı çıkarıldı

24.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen dini cemaatin lideri Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen "Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturması, her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Geçtiğimiz günlerde Alihan Kuriş'in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz'ın İstanbul'dan Muğla'nın Marmaris ilçesine kaçırılmasında kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu ortaya çıkmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla Şahin adına tahsis edilen diğer araçları da mercek altına alan emniyet güçleri, çarpıcı verilere ulaştı. Yapılan teknik ve fiziki incelemeler sonucunda, eski bakana tahsisli 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha tahsis amacı dışında, suç içerikli ve şüpheli faaliyetlerde aktif olarak kullanıldığı belirlendi.

Bir gözaltı, bir firari daha

Araçların izini süren ekipler, suç örgütü ile bağlantılı yeni isimlere ulaştı. Soruşturma kapsamında söz konusu yapıyla organik bağı bulunduğu değerlendirilen Ömer Yücel adlı şüpheli düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Araçların kullanım organizasyonunda yer aldığı iddia edilen bir diğer şüpheli Ömer Sipahioğlu'nun yakalanması için ise geniş çaplı bir çalışma başlatıldı.

Şahin "haberim yok" demişti

Daha önce yakalanan çakarlı firar aracının ardından açıklama yapan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, suç örgütü üyelerini tanımadığını iddia etmişti. Şahin savunmasında, aracı kiraladığı şirketin sahibi Mehmet Özmen'i uzun yıllardır tanıdığını ancak aracın kendisinden izinsiz şekilde firarilere tahsis edildiğini basından öğrendiğini öne sürerek suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.

Ancak iki aracın daha benzer şüpheli faaliyetlerde kullanıldığının ortaya çıkması, soruşturmanın seyrini Şahin'in tahsisli araç envanteri üzerinde yoğunlaştırdı.

Dev operasyonun geçmişi

Ankara merkezli yürütülen ve 17 ile yayılan Alihan Kuriş soruşturmasında, örgüt yöneticilerine şu ağır suçlamalar yöneltiliyor:

• Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği ve kuruculuğu,

• Nitelikli dolandırıcılık,

• Vergi Usul Kanunu'na muhalefet,

• Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Kara para aklama).

13 Ağustos'ta başlatılan ilk dalga operasyonda, aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 kişiden 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Operasyonlarda yapılan aramalarda lüks villaların gizli bölmelerine saklanmış, piyasa değeri 1,34 milyar TL olan 200 kilo külçe altın ele geçirilmişti.

Savcılık, örgütle mali ve ticari bağı olan; tekstil, inşaat, gıda, kuyumculuk ve eğitim gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren 32 dev şirketi (Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası, Verona Ev Tekstili vb.) mercek altına almış durumda. Yurt dışına yapılan milyonlarca avroluk şüpheli para transferlerinin incelenmesine ve genişletilen araç soruşturmasına titizlikle devam ediliyor.

3 kardeşin ölümünde iki ihtimal

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde Muhammed Ali, Gülşah ve Belinay Sakar kardeşlerin cansız bedenlerinin peş peşe deniz kıyısına vurmasıyla ilgili soruşturma derinleşiyor; emniyet güçleri olayın arkasındaki gizemi çözmek için intihar ve toplu kurtarma faciası ihtimalleri üzerinde duruyor

24.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
Kocaeli'nin Darıca ilçesinde 20 Ağustos 2026 tarihinde Cami Mahallesi Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde gerçekleşen trajik olayda, Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli üç kardeşin cansız bedenleri yaklaşık birer saat arayla suda bulunmuştu. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen geniş çaplı incelemelerde, kardeşlerin cep telefonları ile dijital materyalleri mercek altına alınırken, evde sağ bulunan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar'ın (21) emniyetteki ifadesinin olayın gidişatını netleştirmesi bekleniyor.

Sır ölüme dair üzerinde durulan iki kritik ihtimal

Soruşturmayı çok yönlü sürdüren cinayet büro ve asayiş ekipleri, ailenin iç dünyasını ve gençlerin son günlerini inceleyerek trajik ölümün arkasındaki nedenleri aydınlatmak için şu iki ana senaryoyu değerlendiriyor:

Kurtarma faciası: Kardeşlerin sahil kenarındaki konuşmaları veya kazara kayıp düşme durumu göz önüne alınarak, birinin denize düşmüş olabileceği, diğer iki kardeşin ise onu kurtarmak amacıyla peşinden suya atlayarak boğulmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Birlikte intihar sözleşmesi: Anne ve babası boşanan kardeşlerin çevrelerine evden ayrılmak istediklerini söyledikleri iddiaları ve dış dünyaya kapalı, sürekli birlikte vakit geçiren yapıları nedeniyle anlaşıp eş zamanlı olarak yaşamlarına son vermiş olma ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Dehşete düşüren olay nasıl olmuştu?

Darıca Sahili'nde 20 Ağustos günü saat 16.00 sıralarında denizde hareketsiz bedenler gören vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, kıyıya vuran üç gencin cansız bedenini sudan çıkardı. Yapılan parmak izi ve kimlik tespit çalışmalarında ölenlerin aynı aileye mensup kardeşler olduğu belirlendi.

Gebze Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ilk otopsi incelemelerinde, kardeşlerin vücudunda herhangi bir darp, cebir, boğuşma izine ya da kesici/ateşli silah yaralanmasına rastlanmadı. İlk bulgular ölümlerin suda boğulma sonucu gerçekleştiğini gösterirken, kardeşlerden birinin kulak ve burnunda basınca bağlı kanamalar tespit edildi.

Ölüme giden gece yarısı yürüyüşü kamerada

Yürütülen çalışmalarda kardeşlerin ölüme yürüdüğü son anlara ait güvenlik kamerası kayıtları ortaya çıktı. 20 Ağustos sabaha karşı saat 03.49'da Eski Hükümet Caddesi'nde kaydedilen görüntülerde; üç kardeşin de siyah kıyafetler giydiği, kız kardeşler Gülşah ve Belinay'ın kol kola girdiği, Muhammed Ali'nin ise yanlarında sakin bir şekilde sahile doğru yürüdüğü anlar yer aldı.

Aileyi yıkan kahredici detaylar ve geçmişteki büyük acı

Soruşturma sürerken aile geçmişine dair ortaya çıkan ayrıntılar ise adeta yürekleri dağladı. Anne Güler Saltan ile babanın boşanmış olduğu, çocukların Darıca'da anneleriyle yaşadığı öğrenildi. Olayın ardından denizde aranan 21 yaşındaki zihinsel engelli dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, sabah evde uyandığında kardeşlerini bulamamış ve daha sonra polis ekiplerince evde sağ olarak bulunmuştu.

Ailenin daha büyük bir acıyı geçmişte de yaşadığı, çocukların ismi öğrenilemeyen bir diğer ablasının da tam 10 yıl önce (2016 yılında) İzmir'in Çeşme ilçesinde denizde boğularak hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Hayatını kaybeden gençlerden Gülşah Sakar'ın bu yıl Hukuk Fakültesini yeni kazandığı, en küçük kardeş Belinay Sakar'ın ise toprağa verildiği gün tam 15. yaş gününün olduğu öğrenildi. Üç kardeş, Darıca Eyüpoğlu Camii'nde yan yana konulan üç tabutla kılınan cenaze namazının ardından Gebze Balçık Mezarlığı'nda gözyaşlarıyla defnedildi.

TMSF'den Can Dündar'ın mal varlığına ilişkin açıklama

İstanbul Çengelköy'de bulunan taşınmaz için Dündar'ın hissesine düşen aylık kira gelirinin 95 bin lira olduğu, gerekli tadilat ve tamirat işlemlerinin ise kiracı tarafından yapılarak masrafların kira bedelinden mahsup edildiği belirlendi

24.08.2026 14:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
TMSF'den Can Dündar'ın mal varlığına ilişkin açıklama
TMSF'den Can Dündar'ın mal varlığına ilişkin açıklama
Firari Can Dündar'ın malvarlığının yönetimi için kayyım olarak atanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Dündar adına kayıtlı 5 taşınmaz tespit edildi. Yapılan incelemelerde taşınmazların İstanbul'un Üsküdar, Muğla'nın Bodrum ilçesi ve Ankara'da bulunduğu belirlendi. Kiraya verilmiş taşınmazlardan Dündar'ın hissesine düşen kira gelirlerinin emanet banka hesabına yatırılması sağlandı.

İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki Çengelköy'de bulunan taşınmaz için Dündar'ın hissesine düşen aylık kira geliri 95 bin lira olarak belirlenirken, söz konusu taşınmazla ilgili gerekli tadilat ve tamirat işlemleri kiracı tarafından yapılıyor ve masraflar kira bedelinden mahsup ediliyor.

Muğla'nın Bodrum ilçesindeki villa için kira bedelinin artırılması amacıyla diğer hissedar olan eşiyle birlikte hukuki süreç başlatıldı.

Ankara'daki iki taşınmazın ise miras yoluyla edinildiği, taşınmazlardan birinde Dündar'ın annesinin ikamet ettiği, diğerinin kira gelirinin de annesi tarafından tahsil edildiği tespit edildi.

Can Dündar hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020 yılında verdiği kararla, devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek ve FETÖ/PDY'ye yardım etmek suçlarından mahkûmiyet kararı verilmişti.

Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kahramanmaraş'ta 15 Nisan'da Ayser Çalık Ortaokulu'nda düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitiren matematik öğretmeni Ayla Kara'nın ailesi, saldırganın tutuklu anne ve babası hakkında 5 milyon liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı

24.08.2026 13:50:00
Anadolu Ajansı
 
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kara ailesinin avukatı Özcan Kara'nın Kahramanmaraş 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu ihtiyati haciz dilekçesinde, olay nedeniyle müvekkilin davalılardan maddi manevi tazminat alacağı doğduğu belirtilerek, "Failin anne ve babasının olay öncesinde gerekli gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesince sorumluluğunun bulunduğu" ifade edildi.

Dilekçede, "Davalıların mal varlıklarını kaçırma, devretme veya gizleme ihtimali bulunduğu, bu nedenle alacağın tahsilinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati haciz kararı verilmesi" talep edildi.

Talebi değerlendiren mahkeme, failin anne ve babasının mal varlığıyla ilgili ihtiyati haciz kararı verdi.

Mahkemenin kararında, 15 yaşından küçük bir çocuğun eylemi nedeniyle anne ve babanın cezai sorumluluğu bulunmasa dahi hukuki sorumluluklarının doğabileceği belirtildi.

Türk Medeni Kanunu'nun 369. maddesindeki "ev başkanının sorumluluğu" kapsamında anne ve babanın, çocuklarının üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu tutulabileceği kaydedildi.

Kararda, çocuğun 15 yaşından küçük olmasının veya ayırt etme gücüne sahip olup olmamasının, anne ve babanın bu kapsamdaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ifade edildi.

Anne ve babanın sorumluluktan kurtulabilmesi için çocuğu durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gözetim altında bulundurduklarını veya gerekli özeni göstermiş olsalar dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceklerini ispatlamaları gerektiği kaydedilen kararda, 15 yaşından küçük bir çocuğun ateşli silaha erişebilmesinin aile içi denetim, eğitim ve gözetim bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Mahkeme, saldırganın babası Uğur ve annesi Peyman Pınar Mersinli'nin mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ayrı ayrı 5 milyon lira olmak üzere ihtiyati haciz uygulanmasına hükmetti.

Ailenin avukatı Özcan Kara, ihtiyati haciz kararının ardından Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 5 milyon liralık tazminat davası açtıklarını belirtti.

Kara, zararın bilirkişi incelemesiyle kesinleşeceğini ve tazminat talebinin ilerleyen süreçte artırılabileceğini kaydetti.

Ceza davasının ilk duruşması 4 Eylül'de

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan'da öğrenci İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Uğur ve Peyman Pınar Mersinli, 4 Eylül'de Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Uğur Mersinli hakkında 10 kez müebbet ve 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli hakkında ise 22,5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor

İmralı Süreci'nde yasal altyapının tamamlanmasının ardından yeni bir aşamaya geçiliyor. Süreç yasasının kanunlaşmasıyla birlikte oluşturulan İzleme Kurulu, bugün ilk toplantısını yapmak üzere bir araya geliyor

24.08.2026 11:11:00
Haber Merkezi
 
 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor
 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor
İmralı Süreci'nde yasal altyapının tamamlanmasının ardından yeni bir aşamaya geçiliyor. Süreç yasasının kanunlaşmasıyla birlikte oluşturulan İzleme Kurulu, bugün ilk toplantısını yapmak üzere bir araya geliyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında yapılacak toplantıda, sürecin işleyişine ve takip mekanizmalarına ilişkin kritik başlıklar masaya yatırılacak.

Kurulda Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de hazır bulunacak.

ALT KURULLAR OLUŞTURULUYOR
İlk toplantının en önemli gündem maddelerinden birini, sürecin farklı aşamalarını koordine edecek alt kurulların oluşturulması oluşturuyor. Bu kapsamda silahların teslimi ve sahadaki teyit mekanizmaları, adli süreçler, sosyal uyum ve rehabilitasyon başlıklarına yönelik ayrı çalışma gruplarının kurulması öngörülüyor.

Bu kurullar aracılığıyla silahların teslim süreçlerinin yanı sıra teslim olan örgüt mensuplarının hukuki durumlarının da yakından takip edileceği belirtiliyor.

Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde yeni alt komisyonlar kurma yetkisine sahip olan kurula, bakanlıklar, kamu kurumları ve kuruluşlarının temsilcileri ile gerekli görülen uzman isimlerin de davet edilebileceği ifade edildi. Toplantının ardından sürecin işleyişine ilişkin yazılı bir açıklama yapılması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.