logo
08 AĞUSTOS 2026

İmam Ali’yi ilk tebrik eden Ömer b. Hattab

İmâm Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde şöyle nakledilmektedir

27.04.2026 00:04:00
Haber Merkezi
 
İmam Ali’yi ilk tebrik eden Ömer b. Hattab
İmam Ali’yi ilk tebrik eden Ömer b. Hattab
İmâm Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde şöyle nakledilmektedir:

"Abdullah bize babasından, o da Affan'dan, o da Hammâd b. Seleme'den, o da Ali b. Zeyd'den, o da Adiy b. Sâbit'ten, o da Berâ'b. Âzip'ten şöyle nakletmiştir:

Biz, bir yolculukta Resulüllah (s.a.v.) ile birlikteydik. "Gadr-i Hum" denen yerde konakladık. Hepimizin toplanması için çağrı yapıldı. İki ağacın altı, Allah Resulü için temizlendi.







Allah Resulü (s.a.v.) öğle namazını kıldıktan sonra Ali'nin elini tuttu ve şöyle buyurdu:

"Acaba Benim her mü'minin kendi nefsinden daha evlâ olduğumu (üzerinde velayet ve tasarruf hakkına sahip olduğumu) bilmiyor musunuz?" (Müslümanlar) "Evet biliyoruz" dediler. Bunun üzerine, Ali'nin elini tuttuğu hâlde şöyle buyurdu:

"Ben kimin mevlâsı isem, Ali onun mevlâsıdır. Allah'ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol."







Sonra Ömer (b. Hattâb), Ali'nin karşısına geçip O'na şöyle dedi: "Ne mutlu sana ey Ebû Tâlib'in oğlu, her mümin erkeğin ve her mümine kadının mevlâsı oldun!"

Hadis ve tarih ehlinin hemen hepsinin ittifakıyla, Allah Resulü (s.a.v.) Gadr-i Hum günü okuduğu hutbede şu cümleleri buyurmuştur:

"Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır."







Bunun üzerine Hz. Ömer, Hz. Ali'ye hitaben şöyle dedi: "Ne mutlu sana ey Ebe'l-Hasan. Şüphesiz benim ve her erkek ve kadın mü'minin mevlâsı oldun."

Resulüllah (s.a.v.): "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır; Allah'ım, O'nu seveni sev; O'na düşman olana düşman ol."

Resulüllah (s.a.v.): "Ben, kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır; Allah'ım, O'nu seveni sev ve O'na düşman olana düşman ol; O'na yardım edene yardım et ve O'nu yalnız bırakanı yalnız bırak ve O'na zulmeden kimseye lanet et!"

Senetli bir şekilde İmâm Câfer-i Sâdık'ın (a.s) babasından, onun da babalarından Resulüllah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:

"Ümmetimin en faziletli bayramı, Gadr-i Hum günüdür. Gadîr öyle bir gündür ki onda zikri Yüce Allah Bana, kardeşim Ali b. Ebî Tâlib'i, ümmetim için Benden sonra kendisiyle doğru yolu bulacakları bir nişane alem olarak belirlememi emretmiştir; bu öyle bir gündür ki onda Allah, dini kemâle erdirdi ve ümmetim için o günde nimeti tamamladı ve artık İslam'ın onların dini olmasına rızâ gösterdi."







Sonra şöyle devam etti: "Ey insanlar topluluğu, şüphesiz Ali Bendendir. Ben de Ali'den; O, Benim tıynetimden yaratılmıştır; O, Benden sonra halkın imamıdır; Benim sünnetimden ihtilaf ettikleri şeyleri onlara açıklayacaktır.

O, mü'minlerin emiri, yüzü akların önderi, mü'minlerin reisi, vasilerin en iyisi, dünya kadınlarının efendisinin kocası ve hidayet imamlarının babasıdır.

Kim, Ali'ye muhabbet beslerse, Ben de, ona muhabbet beslerim ve kim, Ali'ye buğzederse Ben de ona buğzederim; kim, Ali'yle kendi arasında bağ kurarsa, Ben de onunla bağ kurarım ve kim, Ali ile ilişkisini keserse, Ben de onunla ilişkimi keserim.

Kim, Ali'ye cefa ederse, Ben de ona cefa ederim; kim, Ali'yi severse, Ben de onu severim ve kim, Ali'ye düşman olursa, Ben de ona düşman olurum…"







Senetli bir başka hadiste, Kâsım b. Yahyâ, dedesi Hasan b. Râşid'den şöyle nakletmiştir:

İmâm Câfer-i Sâdık'a (a.s) dedim ki: "Canım sana feda olsun, acaba Müslümanlar için iki (Kurban ve Ramazan) bayramından başka bir bayram var mıdır?"

Buyurdu ki: "Evet, ey Hasan, o ikisinden daha büyük ve daha faziletli bir bayram vardır!"

"O, hangi gündür?" diye sorduğumda, şöyle buyurdu: "Emirü'l-mü'minin Ali'nin (a.s.) insanlara önder olarak seçildiği gün."

Tekrar, "Canım sana feda olsun, tarih olarak hangi gündür o?" diye sordum; şöyle devam etti: "Günler dönüp durmaktadır. O gün, Zilhicce ayının on sekizinci günüdür!"







Dedim ki: "Fedan olayım, o gün ne yapmamız uygun olur?"

Buyurdu ki: "O günü oruç tutarsın; Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyti'ne çokça salavat getirip, onlara zulmedenlerden ve haklarını inkar edenlerden teberri edersin.

Geçmiş peygamberler, vasilerine, vasinin seçildiği günü bayram tutmalarını emrederlerdi." Bilahare, "O günde oruç tutan kimsenin ne kadar sevabı vardır?" dediğimde, "Altmış ayın orucunun sevabı" buyurdu." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.