logo
28 EYLÜL 2026

İmamoğlu MOBESE görüntülerini mahkemeye taşıyacak

 
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün düzenlediği basın toplantısında,  İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi ile yediği yemeğe ilişkin kamuoyu ile paylaşılan MOBESE görüntülerine tepki gösterdi. İmamoğlu, "Takip ediliyoruz, dinleniyoruz… Yani hukuksal tarafı ayrı. Bunlar varsa eğer, bilmiyorum ben. Hukuken takipçisi olacağız" dedi.

26.01.2022 15:12:00
 
İmamoğlu MOBESE görüntülerini mahkemeye taşıyacak
İmamoğlu MOBESE görüntülerini mahkemeye taşıyacak

YENİ MESAJ / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentte son günlerde etkili olan kar yağışı sonrasında yaşananlar ve gündeme ilişkin konularla ilgili gazetecilere değerlendirmelerde bulundu. 24 Ocak günü akşam saatlerinden itibaren etkili olmaya başlayan yağış sonrasında, kentin bazı noktalarına, 8 saat içerisinde, metrekareye 60 kilogram kar düştüğü bilgisini paylaşan İmamoğlu, "Bu, gerçekten son yılların belki de 20-30 yılın en yoğun kar yağışının bir anda düştüğü bir süreci tarifliyor. Bu bakımdan yoğun bir kar yağışıyla karşı karşıya kaldık. İstanbul, böylesi anlarda, yani afet diye tanımlayabildiğimiz bu tür anlarda nasıl yönetiliyor ya da nasıl süreç işliyor diye baktığımızda da bazı yollarla ilgili farklı kurum ve kuruluşların yetki alanları var. İBB'nin yetki alanları var, ki bu sorumlu olduğu yol ağı, yaklaşık 4023 kilometre. Ama bunun dışında, Karayolları'nın sorumlu olduğu yol ağları var. Bir de anlaşma gereği üçüncü köprü yol hattı ve bağlantılarının sorumlu olduğu bir özel şirket var; yapılan ihalenin şartnamesi gereği. Dolayısıyla, bu üç hat önemli. Çünkü ana arterlerde bu üç hat çok fazla konuşulur ve tartışılır oluyor. Bunun bilinmesi lazım" dedi.

İstanbul bütündür

Bunun dışında 39 ilçenin de sorumlu olduğu alanlar olduğunu hatırlatan İmamoğlu, "Burada sürece başından beri, yani 2,5 yıllık, 30 ayı geçen görev süremiz süresince hep söylediğimiz bir şey var. Asla, 'Biz ve onlar' diye bir bakışın sahibi olmayacağız. İstanbul, bir bütündür. İstanbul'un her kurumu, iyi niyetle İstanbulluya hizmet etmek durumundadır. Bu akılla, bu bakışla, her arkadaşımızın refleksini ona göre geliştirerek İstanbul'a hizmet etmesi şarttır. Sadece afet anında kar yağdığında değil, hangi husus olursa olsun; planlamadan yeşil alan düzenine ya da sokak hayvanlarından başka hususlara varıncaya kadar, mutlak ve mutlak bizim hizmet anlayışımız budur, diye her yerde dile getirdik ve bunu temsil etmeye de devam edeceğiz" diye konuştu.

Gerçek gündem hangisi?

Süreç boyunca kamuoyunu Afet Koordinasyon Merkezi'nden (AKOM) bilgilendirdiklerinin altını çizen İmamoğlu, "AKOM'da sizlerle beraber buluşmaya başladığım andan itibaren, koordineli çalışma hususundaki dilimize de sahadaki işleyişimize de tavrımıza da çok dikkat ettik ve halen de dikkat ediyoruz. Bundan sonra da edeceğiz. Kim ne derse desin. Zaten bu dil değişmediği sürece, gerçekten ülkenin gündemi, gerçek konular olmuyor. Çözüme kavuşması gereken sorunlar konuşulmuyor. Ne yazık ki, bazen saçma sapan konular ya da bir kısım hususlar toplumun gündeminde ön sıralara oturmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı. İBB'nin kar çalışmalarıyla ilgili detaylı rakamlar paylaşan İmamoğlu; yolların açılmasında ulaştırmaya, sokak canlılarından yolda kalan araçların çekilmesine, evsizlerin barınmasından tuz stoklarına kadar birçok konuda bilgilendirmelerde bulundu.


12 saatte trafik düzene girdi

Bu tür afet anlarında, kamu kurumlarının çalışmaları kadar, vatandaşın katılımının da sürece dahil olmasının sorunların çözümüne yardım edeceğini belirten İmamoğlu, "İBB olarak, sorumlu olduğumuz alanlarda, yoğun kar yağışının başladığı andan itibaren 12 saatlik süreçte, birebir burada da takip ederek, sahada da bizzat yerine gidip denetleyerek, büyük bir ekiple ama yönetici ama buradaki diğer kamu kurum kuruluşları ama valilikle kurduğumuz sıklıkla irtibatlarda, hangi noktada zafiyet varsa, giderek, özellikle kendi yetki alanımızla ilgili, 12 saatte akışkanlığı sağladığımızı ve insanlarımızın o yolları kullanma imkanlarını sağladığımızı buradan duyurmak isterim" bilgilerini paylaştı.

Ben de 2004'te mahsur kaldım

Kar yağışının, özellikle kentin batı aksındaki ilçelerde etkili olduğunu hatırlatan İmamoğlu, "Çatalca, Arnavutköy Sarıyer hattından başlayan ve içeri doğru Başakşehir, Esenyurt, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Avcılar hattında, D100 karayolunda etkili olacağını da biliyorduk, TEM'de olduğu gibi. Burada kesintisiz metrobüs hatlarımızı çalıştırdık. Hiç kesintiye uğramadı. Bu önemli bir şey" dedi. Metrobüs hattında 33 iş makinesinin sürekli çalıştığını vurgulayan İmamoğlu, "Kesintisiz, vatandaşlarımızı gidecekleri yere eriştirme konusunda çaba gösterdik. O bölgede bulunan ilçe belediyelerini bizzat aradım. Çünkü o bölgede görev yapmış birisiyim, yaşamış birisiyim. 2004'te, 16-17 saat araçta mahsur kalmış birisiyim. Bunları biliyorum. Neyin, nerede ihtiyacı olduğunu test etmiş bir İstanbulluyum aynı zamanda. Araçların teminiyle, özellikle metrobüs duraklarından, açık olan yollardan evlerine yakın bir şekilde nakillerinin sağlanması hususunda, ilçe belediye başkanlarından da destek istedim. Ve bunu büyük oranda sağladıklarını da takip ettim."



Sıfır sorun olmaz!

Yaptıkları çalışmalarla İstanbul'u ııı sorunsuz bir noktaya taşıdıklarının altını çizen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Kar süreçlerinde, -16 milyon diyoruz ama- mültecisiyle, sığınmacısıyla, konuklarıyla, öğrencileriyle 20 milyonluk bir kentin sorunsuz bir süreç yaşamasını, yani 'sıfır sorun' süreç yaşamasını beklemek hayalcilik olur. Elbette mağdur ettiğimiz, yolda, değil 5-6 saat, 4 saat, bir saat, yarım saat bile beklettiğimiz vatandaşlarımıza dönük söyleyeceğimiz tek şey vardır: Özür dileriz. Bunu istemezdik. Ama bu bir doğal afet sürecidir. Gerçekten hiçbir vatandaşımızın burnunun kanamaması, bir can kaybının olmaması afet sebebiyle, sevindiricidir. Allah esirgesin. Allah korusun. Bu yönüyle hareket ettik. Ama günün sonunda iddiayla söylüyorum ki; hızlı bir çalışma yapılmıştır. Kaliteli bir çalışma yapılmıştır. Dilini bozmayan ve kurumları ayrıştırmayan, işte burada bulunduğu gibi omuz omuza hissetmeye çalıştığımız bir süreç yönetilmiştir. Her aşamasında bilgi paylaşımını, paralel bir biçimde arkadaşlarımızın bağlantıda oldukları kurumların bölge müdürleri, vali yardımcıları ya da diğer müdürlüklerle sürekli irtibatta olduğunu; genel sekreterimiz, genel sekreter yardımcılarımız, daire başkanlarımız, diğer kurumlarımızın genel müdürleri nezdinde sürekli iletişimde olduğunu biliyorum. Bu konudaki iletişimi, Sayın Valimizle her an açık tuttuk. O da bize taleplerini iletti. Biz de kendisini bilgilendirdik. Bazen dayanışmaya dönük de önerilerimizi sunduk. Bizim tarafımızdan izlenen mekanizma, süreç, budur. Diğer yönüyle izlenen mekanizmaları ya da ortaya konan buluşmaları, milletimizin takdirine bırakıyorum. O benim konum değil."

Yemek meselesi

İmamoğlu, değerlendirme konuşmasının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu'nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:
SORU: Sarıyer'deki restorana girdiğiniz esnadaki fotoğraflar, sosyal medyada çok konuşuldu. Bununla ilgili bir açıklamanız olacak mı? Yine sosyal medyada restorana giriş, çıkış güvenlik kamera görüntüleri yayınlandı. İçeride ne kadar kaldığınız, süre de dahil olmak üzere bu kamera görüntülerine yansıyordu. Bununla ilgili de bir açıklamanız olacak mı?

Yemek gizli değildi

İMAMOĞLU: Önce şunu söyleyeyim. Yoğun bir gündemde çalışırken, böyle bir yemeğe gitme meselemin bu kadar gündeme taşınılmasını, taşıtılmasını ve bu süreçle ilgili manipülasyonun şaşkınlıkla takip ettiğini ifade edelim. Çünkü, bir büyükelçiyle, Türkiye'nin en yoğun ilişkide bulunduğu bir ülkenin temsilcisiyle, ana temsilcisiyle, bir büyükelçiyle yenilen bir yemekten bahsediyoruz. Kaldı ki bu yemek, daha önce İBB'yi ziyaret etmiş, kendisiyle beraber resmi bir görüşmemizi yapmış ve akabinde böyle bir buluşmayı da tasarlamış bir belediye başkanıydım. Ve biz, yaklaşık 20-25 gün önce böyle bir buluşma gününü netleştirmiştik. Hatta gideceğimiz mekanı da belirlemiştik. O mekanda gizli bir yemek değil bu. Zaten kamuya açık bir alan. Yani gidip gördüğünüzde göreceksiniz ki, her tarafı cam, çerçeve, pencere olan, benim 23 yıllık gittiğim bir mekan, yirmi üç yıldır müşterisiyim. Tabii ki orada yaşanan bazı hususlar beni üzmüştür. Bunu ifade edeyim. Ama neticede şeffaf bir yemekti. Sayın Büyükelçi, bu kararağmen, verdiği söz gereği, bir gün önce Ankara'dan kalkıp İstanbul'a gelmişti. Gün boyu hem burada hem sahada yaptığım çalışmalardan sonra bir vakit dilimini ayırıp, oraya gidip, bu resmi buluşmayı gerçekleştirdik. Tabii ki hususi bir tarafı var. Eşlerimizle beraber yaptık. Yine elbette ki sohbet ettik, yemeği konuştuk, ülkemizi konuştuk, ülkemizle İngiltere arasındaki ilişkiler üzerine sohbet ettik. Yani bir İBB Başkanı'nın karla mücadele kadar, dünyanın bu tarz ülkelerinin büyükelçileri veya başkonsoloslarıyla kurduğu ilişki ya da kuracağı ilişki, o kadar görevlidir ve sorumluluğudur. Bunu da layıkıyla yerine getiriyorum. İddiayla söyleyeyim ki; bu 30 ay içerisinde, belki de tarihinde ilk defa, bu kadar yoğun dış ilişkiler konusunda ilgi gören bir İstanbul yönetimi var. O bakımdan ben, bunun tabii ki hakkını vermek zorundayım. Ancak tabii ki sürecin sonrasıyla ilgili tarafı, beni çok ilgilendiriyor. Bir kere oradan görüntü verildi. Birileri tartıştı, birileri savundu, birileri yerdi. Hakaretle etti. Bunların hepsi bir kenara. Hiçbiri beni çok fazla ilgilendirmiyor. Bunlarla ilgilensem zaten işimi yapamazdım ben burada. Çünkü, 2 gündür ben buralardayım, sahadayım. Ve süreci arkadaşlarımla beraber kontrol ediyorum. Kaldı ki, bir belediye başkanının, 1-2 saatbir başka yere gitmesi kadar bir doğal bir şey olamaz. Burada benim genel sekreterim var. Yardımcılarım var. Daire başkanlarım var. Kurum, kuruluşlar var. Sahada on binlerce çalışanımız var. Yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi, insanların aklındaki gibi, 'her şey' anlamını taşımıyor bizim çalışma tarzımızda. Bizim için her şey, hepimiz demek. Dolayısıyla her arkadaşımız, sorumluluğunu yerine getirme konusunda hassas davranıyorlar. Zaten bir eksiklik de yaşanmadı Allah'a şükür. Yaşanmayacak da. Biz ekibimize de güveniyoruz.

MOBESE kameraları

Ama sonrası önemli. Yani bu konunun devletin imkanları, bakın devletimizin imkanları kullanılarak, bir MOBESE kamerasının görüntülerinin böylesi bir magazinsel, kaotik bir sürecin parçası yapılacak şekilde servis edilmesinin sağlanmasının karşısında ben takipçi olacağım. Yani bu önemli bir meseledir. Çok çok önemli bir meseledir. Bu iş kişisel de bir meseledir. Ben bu konudaki düşüncemi, İstanbul Valisi Sayın Ali Yerlikaya'yla, dün paylaştım. Bugün de paylaştım. Çünkü, İstanbul'un mülki amiri olarak, bu konuda benim tereddütlerimi gidermekle görevli olduğunu, bu şehrin bazı görevlilerinin… Çünkü ona bakan yetkililer var. Kaldı ki, özellikle kamera sistemleri bir suçun önlenmesi, bir suçlunun tespiti, bir kazanın tespiti için kullanılır. Bakın, şurada görüntüler var. Bu kameralardan biz, İstanbul'u takip ediyoruz. Ama bir görüntüyü, hiçbir arkadaşım, hiçbir yere servis edemez. Bunun kuralları vardır. Genel Başkanımız da dile getirdi. İşte bazı takip iddiaları, bazı işte dinlenme vesaire iddiaları dile getirdi. Hani bundan çekinmeyiz yani. Takip ediliyoruz, dinleniyoruz… Yani hukuksal tarafı ayrı. Bunlar varsa eğer, bilmiyorum ben. Ama MOBESE gibi hususların ne için kullanılacağı yazıyor. Diyor ki; 'Suçluların takibi, olayların tespiti vesaire.' Yani bu, sürecin bir parçası yapılarak servis ediliyor. Birileri bunu kullanıyor. Bu önemli bir meseledir. Çok önemli. meseledir. Bunu yapan kim ise, bunun talimatını veren kim ise, buna müsaade eden hangi sistem ise, önemini bir insan şu an gözlerimin içine bakarken anlayabilir. Mevcut konunun önüne geçmesin diye bu kadar konuşuyorum ama önemini nasıl hissettiğimi, ne kadar önemli bulduğumu ve hukuki olarak takipçisi olacağımı, arayışlarımın, mücadelemin devam edeceğini de buradan ısrarlı bir biçimde ifade edeyim.



SORU: İktidar kanadı sizi hedef aldı. Çalışmaları bizzat yönettiğinizi biliyoruz. Daha erken bir açıklama yapabilirdiniz. Fakat neden akşam saatlerini beklediniz?

İMAMOĞLU: Ben, açıklamalarımı, Twitter veya bazı sosyal medya kanalları üzerinden yaptım zaten. Gerekli bulduğum uyarıları yaptım. Süreçleri takip ettim. Elbette ki AKOM'daki görevimi her an, her noktada yapmanın, bu şekilde duyurmanın bir anlamı yok. Çünkü o anda acil kararlar veriliyordu. Biz de acil onlara eşlik etmeye gayret ediyorduk. Sonra en doğru bulduğumuz, ki olayın sıkışıklığı dile geldiği ortamdan itibaren de AKOM'a gelip… AKOM, zaten bizim merkezimiz. O anda AKOM'a gelmedim. Daha önce de geldim. O gün daha önce de buradaydım. Olay yoğunlaşmıştı, kar yoğunlaşmıştı. Ve çözümleri buradan takip etmeye, anbean milletimizi bilgilendirmeye devam ettim. Şu an halen devam ediyorum. Bugün itibariyle süreç toparlandı. Bundan sonra gelip AKOM'dan bu tür bilgilendirmeleri yapmam. Ama uygun gördüğüm cümleleri, elbette sorular geldiğinde, onlara, ama sosyal medya üzerinden ya da başka kurumlarımızın sosyal medyaları üzerinde açıklamalara devam ederim."

Atatürk Havalimanı meselesi


SORU: En çok konuşulan konulardan bir tanesi havalimanı meselesiydi. İstanbul Havalimanı'nda çok sayıda yurttaş mağduriyet yaşadı. Bu süre zarfında İstanbul'a gelen İçişleri Bakanı ve Ulaştırma Bakanıysa Atatürk Havalimanı'na inişini gerçekleştirdi. Bu da kamuoyunda en çok konuşulan noktalardan bir tanesiydi ve eleştirilerin hedefi oldu. Siz de daha önce Atatürk Havalimanı'nın önemine dair birçok açıklama da yapmıştınız, milli servet değerinde olduğu vesaire yönünde. Burada da aslında bir noktada ortaya da çıkmış oldu diyelim bu kar yağışıyla beraber. Bu noktadaki düşünceleriniz neler?
İMAMOĞLU: Gerçek meseleler bunlar. Gerçek ve acı meseleler bunlar. Vatandaşımızın bilmesi gereken, konuşulması gereken meseleler de bunlar. Sorunuza teşekkür ediyorum. 'Hiç bu konuyla ilintili değil' demeyelim. Çok ilintili. Çünkü, orada kontağını kapattığınız andan itibaren 4 milyar euroluk bir yatırımı çöpe atmış olursunuz. Uzmanlardan hem seçim öncesi hem seçim sonrası hem de daha sonra yaptığımız ulaşım çalıştayında bu konuyla ilgili ayrı bir masada görüşmeler, ayrı bir platformda konuşmalar oldu; orada dinledim. Bu kadar uzmanın bana anlattığı şu: Atatürk Havalimanı kullanılmalı. Çöp yaptık Atatürk Havalimanı'nda. Dünyanın hiçbir yerinde yok. Daha acısı ne? Atatürk Havalimanı, hani tartışılırken, konuşulurken, pandemi döneminde bizim en az 4-5 olgun teklifimiz yazılı olmasına rağmen, -bir sahra hastanesinin nasıl kurulacağını bilerek söylüyorum- yüz milyonlarca lira para harcanarak, güzelim pisti heba edilerek, bir kulübe mantığında oraya bir hastane yapıldı sözüm ona. Basın mensuplarına buradan söylüyorum. Şu anda gidin bakalım, o hastane yüzde kaç kapasiteyle çalışılıyor? İçinde ne var? Bu kadar yüz milyonlarca lira harcanıp, bir pisti paldır küldür bertaraf etmenin anlamı neydi? Gidin bir bakın lütfen. Önemli bir mesele bu. Ben, üçüncü havalimanının nereye yapılacağını, nereye yapılması gerektiğini şu an tartışacak değilim. Önerimiz şuydu: Tamam, yeni havalimanı yapıldı. Ama yeni havalimanının sözleşmesi gereği, yapılacak ilave pistler, hatta ilave bir terminal var. Yani şu an bildiğimiz o büyük terminalin yanı sıra, bir terminal daha var. Dedik ki; 'Aynı firma işletsin kardeşim.' Şu Atatürk Havalimanı yaşasın. Bizce tezlerimiz bunu güçlendiriyordu. Yok efendim aynı kulvardan iniş kalkış süreçleri var vesaire gibi birtakım açıklamalar yapıldı. Bizim uzmanlarımız da bunun tersine söyledi.


4 milyar Euro heba edildi

Dedik ki, 'Tamam. Biz, İBB olarak bunu dert ediyoruz. Uzmanlar gelsin, bunu şeffaf bir biçimde tartışsınlar. Ve doğru bir karar verilsin.' Bakın İstanbul Havalimanı, sadece dediğim gibi 4 milyar euroluk bir heba edilmiş, teçhizatı sadece, teçhizatı, yapısı heba edilmiş bir alan değil ki. O havalimanı orada var diye, metro yapıldı. O havalimanı orada var diye, Marmaray yapıldı. O havalimanı orada var diye, etrafına 50 tane beş yıldızlı otel yapıldı. Bir gidin bakın bakalım o oteller şu anda yüzde kaç doluluk yaşıyor? Yüzde üç, beş, on… Yazık değil mi bu kente? Yazık değil mi? Yani biz bu kadar zengin miyiz paramızı heba edecek? Günün sonunda bir başka savunulan tez de yeni havalimanının, çok kritik hava akışlarında riskli bir alanda olduğu, bunun yeterince test edilemediği, hatta en az bir havalimanının yerine karar vermekle ilgili dahi, en az on yıllık ölçümlerin, ki bunu daha da yüksek yıllara düşüren bilimsel iddialar da var, 10 yıl yetmez, 15 yıllık hava akışının gözlemlenmesi gerektiğini vesaire iddialar vardı. Bu tür durumlarda da Atatürk Havalimanı'nın çok daha efektif kullanılacağı iddiaları vardı.
Günün sonunda İstanbul Havalimanı açıldı. Bir de tabii toplu taşıması yok. Ne yazık ki yok. Tek bağlantısı kara yolu. Şu anda Sabiha Gökçen'in metro hattı yapılıyor. İstanbul Havalimanı yapılıyor. Yeni havalimanı yapmanın maliyetleri de var. Yani şu anda iki tane; biri yapılıyor, birisi yapılmak için süreçleri devam ediyor. O da yapılacak. Halkalı'dan ve Gayrettepe'den bağlantılar. Bir de bunları kattığınızda, aslında biz hala yeni havalimanı için milyarlarca Euro para harcıyoruz. Yani fayda-maliyet, zaman-ihtiyaç, güncellik… 21. yüzyıldayız. Yapılan bu 30-35-40 yıllık getirisi olan ve buna göre fizibilitesinin yapıldığı bir yatırımın, ülke adına önemi, 20-25 yıl sonra, 30 yıl sonra havacılık sektörünün hangi kavramlarla yönetilebileceği, teknolojik gelişmeler; bunları ayrı bir yere koyuyorum. Ama bunların hepsi kocaman soru işaretleri. Bunlar savunuldu ve bunlar yaşandı.
Ama günün sonunda bir hava muhalefeti oldu. Orada da binlerce insan mağdur kaldı. Biz ilgisiz kalmadık. Bakın burada da hassas davrandık. Biz, bunu kamuoyuna açmadık. Ama biz aradık. 'Gıda, barınma, nakil, ihtiyaçları hususunda ne yapabiliriz' diye aradık. Arkadaşlarım aradı. Az önce dedim ya; genel müdürler, valilik, valilikteki sorumlular hepsiyle görüşen arkadaşlarım var. 'Size ihtiyacımız yok' cevabı alındığı için biz sadece bekledik. Ve günün sonunda bu terslik yaşandı. Bu tabii talihsiz görüntülerdi. Bizim insanımıza olan sorumluluğumuzun yanı sıra, birkaç saatliğine, özellikle transfer yolculuğunun çokluğunu biliyoruz havalimanında, birkaç saatliğine bu şehirde kalmak durumunda olan yolcuların birkaç gün mağdur olması da bizim hanemizde sıkıntılı bir pozisyon oluşturdu. Umarım bir daha yaşanmaz.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye meclisinde belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması sonrası yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınarak 5 Eylül'de tutuklanmış, daha sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Çelik, yaşadığı sürecin ardından CHP üyeliğinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

"BEKLENTİMİN KARŞILANMADIĞINI GÖSTERDİ"
Amine Cansu Çelik'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

"2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar'a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.

"MARUZ KALDIĞIM SİSTEMATİK DIŞLANMA"
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.

Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.

"İSTİFA BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIM"
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum.

İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.

"ÜSKÜDAR DIŞINDAN GELEN KADROLAR..."
Üsküdar'a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.

Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.

Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.

"CHP ÜYELİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM"
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar'ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Amine Cansu Çelik"

Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

Sermaye piyasalarını sarsan dev operasyonda çember daralıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

27.09.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Finans çevrelerinde geniş yankı uyandıran dev soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Yürütülen çok yönlü mali takip ve analizler neticesinde savcılık düğmeye bastı.
Daha önce şüpheli sıfatıyla hakkında adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener, kolluk kuvvetlerinin düzenlediği operasyonla yakalanarak emniyete götürüldü. Gözaltı kararıyla birlikte piyasalardaki dikkatler dosyadaki gizemli para akışına çevrildi.

Şüpheli fon hareketleri ve para trafiği masada
Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen operasyonda, kurulan fon mekanizmaları üzerinden gerçekleşen devasa finansal transferler ile şüpheli işlem trafiği titizlikle taranıyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, dijital incelemeler ve hesap hareketlerinin dosyanın seyrinde kilit rol oynadığı ifade ediliyor.
Gözaltındaki Sarpyener'in emniyetteki sorgu ve ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenilirken, soruşturmanın aracı kurumlar ve portföy şirketleri ayağında yeni adımların atılabileceği belirtiliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.