logo
19 ŞUBAT 2026


İmamoğlu Roma'da gündemi değerlendirdi: Kobani davası, adaylık, normalleşme, özelleştirme...

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2027 Avrupa Oyunları protokolü için gittiği İtalya'da gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı.

17.05.2024 09:27:00
Medyascope
İmamoğlu Roma'da gündemi değerlendirdi: Kobani davası, adaylık, normalleşme, özelleştirme...
İmamoğlu Roma'da gündemi değerlendirdi: Kobani davası, adaylık, normalleşme, özelleştirme...
027 Avrupa Olimpiyat Oyunları'nın İstanbul'da yapılması için düzenlenen imza törenine katılmak için Roma'da bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.

Gündeme dair gelişmeleri değerlendiren İmamoğlu, karara bağlanan Kobani davasının siyasi olduğunu söyleyerek "Adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun, bu insanları mahkum etmek ülkeye hiçbir şey kazandırmaz" dedi.

"Meselenin özü o iki kişi değil"

Devlet Bahçeli "darbe" cümlesini kullandı. 17-25 Aralık hatırlatması yapıldı ama dosyayı yakından izleyenler eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun ekibiyle yeni İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ekibinin arasında bir kavgadan bahsediyor. Hem Soylu'yu hem de Yerlikaya'yı yakından tanıyan bir isimsiniz. Siz bu olayı nasıl okuyorsunuz?
İmamoğlu: Bu sorunun cevabında söylediğiniz iki isim de yok bence. Ne yazık ki Türkiye'de hukuk, yargı, emniyet bu kavramlar uzun zamandır kurallar ya da kanunlar üzerinden değil de talimatlar üzerinden yönetiliyor. Böyle olunca da belli bir zaman dilimi içerisinde bunun bir kaosa dönüşmemesi mümkün değil. Şunu söyleyeyim: Buna benzer daha çok olay yaşarız biz. Benim beş yıllık dönemimde İçişleri Bakanı'nın müdahil olduğu onlarca olay oldu. Bunların hangisinin mantığı, hangisinin bir kuralı, bir kanuna yaslanan bir çerçevesi vardı ki! Bunu da tartışalım. Bu meselenin özü o iki kişi değildir. Dönem dönem farklı talimatların yönlendirdiği ve ne yazık ki karanlık sahaların oluşturduğu birçok olay vardır. Bu işin tek kurtuluşu ve hepimizin rahat edeceği şey, çok net olarak ülkenin kurallar, kanunlar ve asla çiğnenmeyecek olan birtakım evrensel değerlerle yönetilmektir. Zamanıdır.

"Selahattin Demirtaş'ı, Ahmet Türk'ü mahkum ettirmek bu ülkeye bir şey kazandırmaz"

Kobani davası kararlarına ne diyorsunuz?

İmamoğlu: Bu siyasi bir davanın sonucu. Türkiye'de üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. İnsanlar boşu boşuna yıllarca hapis yatabiliyor. Bir tanesi de benim yaklaşık 15 yıllık canciğer arkadaşım. Tayfun Kahraman Gezi davasından ötürü içeride. Bugün normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir ve adalete uygun hareket etmektir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Ve siyaseti adalete bulaştırmamak gerekir. Ama uzun süredir siyaset, adaletle iç içe geçmiş hatta bazen adaleti ne yazık ki bize unutturan kararların siyasi bir biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz. Şiddeti özellikle siyasetin gündeminden çıkarmamız lazım. Yasal siyasetin önünü açmamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokrasi ve hukuk ilkeleri temeline inşa edilmeli ve gücünü bu ilkelerden almak zorundadır. Bunu sağladığımız zaman bu ülkede huzuru inşa edebiliriz. Bu yönüyle şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını asla doğru bulmayız. Hepimiz teröre de, terör örgütlerine de karşıyız ama bugün verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece hiç kimsenin vicdanı rahat edemez. Bu kapsamda tabii ki üzülüyoruz. Bu ülkede özellikle geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün verilen siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık. Adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun, bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da. Eee, Ahmet Türk 1975'lerde Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapıyordu. Siyaseti ve siyasetçiyi ortadan kaldırdığınızda boşluğu dolduran yapılar tam da az önce bahsettiğimiz yapılar. Hiç bilmediğimiz, hiçbir tüzel kişiliği olmayan yapıların gücü üzerinden ülkede racon kesilir hale geliyor ve mağduriyet daha da büyüyor. Tabii ki teröre asla fırsat vermeyiz. Türkiye de öyle kolay bölünecek bir ülke asla değil. Ben söylüyorum her zaman. Bunu iddiayla da söylüyorum. Bu ülkenin 86 milyon vatansever vatandaşı var. Ben de şu anda siyasi bir davanın aktörüyüm. Şu anda sadece siyasi yasakla muhatabım ama bir üst mahkemede cezanın arttırılmayacağı kim bilebilir? Bu da arttırılabilir. Bu bir şaka mı? Değil. Bu bir kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Peki ben kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama ülkede bu kaygıyı duyup bana soran veya ne olacak senin davan diyen on binlerce insan var. Bu bakımdan, Türkiye'nin sağlam bir zemine oturması noktasında bugün verilen kararların bu ülkeye faydası yok zararı var.

Sizin davanızda farklı bir sonuç çıkacağını bekliyor musunuz? Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça?

İmamoğlu: Siyasi açıdan bu anlamsız hamleyi yapabilirler mi? Emin değilim. Çünkü benimle beş yıldır çatışan bir siyasi iktidar var. Ve daha büyük bir farkla seçimi kazandığımız bir şehir var ortada. Hâlâ bunu kendine bir kazanım olarak görür de böyle bir siyasi karar verirse, bu yapıdan akıl olarak da şüphe etmek gerekir. Bu bağlamda ben böyle bir şey beklemiyorum. Ama hani Türkiye'de, 'Bu mümkün değil' diyeceğimiz ama yaşamadığımız da hiçbir şey kalmadı. Pekala olabilir ama bu kesinlikle aklımın ucundan bile geçmiyor. Yani deseniz ki bir akşam, bir gece yatağa başınızı yastığa koyarken sizi tereddütte bırakıp azıcık uykusuz bıraktığı an oldu mu? Vallahi hiç olmadı yani.

Muhalif kesimde normalleşmenin bir tuzak olduğunu düşünenler var…

İmamoğlu: Sayın Genel Başkanımızın, Sayın Cumhurbaşkanı'yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye'de bu normalleşme konusunda samimi çabaların demokrasi adına yapıldığının halkımız tarafından değerlendirileceğini de düşünüyorum. Genel Başkanımızın bu ziyaretlerini önemsiyorum ve destekliyorum. Genel Başkanımızın dünkü değerlendirilmesi de ne yazık ki doğru. Bu tür hamlelerden sonra böylesi bir yargılamanın bu şekilde sonuçlanması yadırgayıcı. Ama bu bizi şaşırtan bir şey de değil. Yani 'vay' diyecek durumda değiliz. Bugün yerelde iktidar olan bir partiyle genelde iktidar olan bir partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar da doğru ve makul bir şey yok. Hatta ben bunun zorlanmasından da yanayım. Bir siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın hiçbir faydası yok. Her şeye rağmen bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın da tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. O bakımdan genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru ve pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın bu tavrını da bu anlamda destekliyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir randevu talebiniz oldu mu?

İmamoğlu: Genel Başkanımızın Sayın Cumhurbaşkanı'yla olan randevu talebinden sonra resmi bir ziyaret talebinde henüz bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce Genel Başkanımızın bu ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Fakat bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım ve randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Hemen hemen birçok bakanlıkla İstanbul'umuzun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin işi var. Bunları takip etmek zorundayım. Mektuplarımı gönderdim. Bazılarına rastladığımda yüzü yüz yüze ifadelerde bulundum.

Cumhurbaşkanı'nın CHP'yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyor musunuz?

İmamoğlu: Tabii ki olumlu buluyorum. Yani ülkenin sonuçta 2023'te seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Bu memnuniyet şöyle bir memnuniyet: Eminim ki Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa her birisi birebir yüzüne bir ana muhalefet partisi genel başkanı tarafından kendisine söylenecektir.

CHP'nin ekonomik krizi unutturmak isteyen iktidar tarafından oyalandığını, oyuna getirildiğini düşünenler var…

İmamoğlu: Bu bir satranç oyunu değil. Ülkenin çok kritik konuları var. Türkiye'nin ekonomisi milli bir meseledir. Yani bugün ülkemizde eğer faydalı hamleler yapılıyorsa inanınız bunu büyük bir memnuniyetle takip ederim ve bundan mutlu olurum. Çünkü Türkiye'nin ekonomisi iyi olsun, yeter ki doğru hamleler yapılsın. Biz de iyi yapılan hamleler üzerinden yarışımıza devam edelim. Ettirelim. Yani kim batmış bir ülke ister? Türkiye'de aklı başında insanların bu tür konuşmadan, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum zaten. Bu tür diyaloglardan memnun olan o bakanların, Cumhurbaşkanı'nın veya işte yetkililerin, genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyorlar. Onların bile çocuklarının oyuna talibiz biz. Onların bile oyuna talibiz biz. Bunu da ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan bugünün iktidarı olmuştur.

İBB'de özelleştirmelerden bahsediliyor. Nedir işin aslı?

İmamoğlu: Bir kere tabii bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Ama şunu söylemek lazım: Bir kere İGDAŞ'ın özelleştirilmesiyle ilgili çok geçmişten gelen bir Meclis kararı var. Peki bu halka arz bir özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Yani halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular, bu açıklamayı yapan bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar topluma mal olmuş meselelerdir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu, kamucu, anlayışla bunların yol ve yöntemlerin dünyanın finansal zemininde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirilebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu daha henüz masamızdaki bir konu değildir.

2028'de ne olacak?

İmamoğlu: Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Biz meselelere ilkesel bakarız. Bir de halkın ne dediğine bakarız. 2023 seçimlerinden önce "Bu seçimleri biz kaybedebiliriz ama iktidar kazanamaz" demiştim, öyle oldu. Şimdi bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz. 2024'te doğru hamleler yaptık, CHP değişti ama o seçimleri kazandıran millettir. Ama bir sonraki seçimi biz kaybederiz. Top artık bizim ayağımızda. Şimdilik iyi gidiyoruz ama daha başlangıçlardayız. Bu değişim sürecinin aşamaları var. Geniş bir zaman dilimi söz konusu olacak. Sonuçlandı demek asla mümkün değil.

28 Şubat Davası'ndan hüküm giyen ve cezaevinde bulunan Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın cezaları Cumhurbaşkanı tarafından sağlık gerekçesiyle kaldırıldı. Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İmamoğlu: "Geç kalınmış bir karar. Bu kararda CHP'nin yürüttüğü müzakerelerin de etkisi olmuştur. Bu isimlerin cezaevinde kalması ne yasaya, ne yargıya, ne vicdana ne adalete sığar. Bu oldu diye mutlu oluyoruz. Gecikmiş bir adalet. Memnunum ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi'den mahkum olanlar serbest kalmalı mı? Kalsın."

Kılıçdaroğlu'nun "müzakere değil mücadele" çıkışına ne diyorsunuz?

İmamoğlu: Müzakeresiz mücadele olmaz. Seçimlerde münazara istedik kaçtılar. Müzakere etmeyip ne yapacağız ki? Kavga mı edeceğiz? Bu işleri sabırla yürütmek lazım. Toplumumuzu asla kavga ettirmemeliyiz.

Ali Mahir Başarır'ın sözlerine ne diyorsunuz?

İmamoğlu: Ben Ali Mahir Başarır'ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey'in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak, yani zerre kadar hissetmedim. O bakımdan gündemimde bile olmadı yani. Yani bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile işi değil.

Erken seçim bekler misiniz?

İmamoğlu: Böyle bir gündemimiz de yok. Seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez yani isteyemez. O bakımdan şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum ayrıca. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Hem de nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle geri ödemesi olan bir kredi değil. Geri ödemeli bir kredi. Ama şöyle diyor, ister batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın. Ben de diyorum ki, şu anda tek mevzumuz var, bu açılan karşılıksız, geri ödemesiz kredinin karşılığını vermek. Tüm motivasyonumla peki üzerime ne sorumluluk alıyorum? Şunun sorumluluğunu alıyorum. Geçtiğimiz beş yılda hizmetimizi onaylayan halkın bunun çok daha üzerinde onay vereceği bir hizmeti sunabilme. İstanbul'da daha başarılı olur. Ne de ihtiyaç var? Toplumun sosyal hizmetlerle desteklenmesi noktasında katkıya ihtiyacı var. Bunu karşılayacağız. Altyapı yatırımı yapacağız. Halkçı, icraatçı bir belediyeciliği en yüksek seviyeye taşıyacağız. Inanın başka hiçbir gündemimiz yok. 

Samsun'da otobüs yan yattı: 7 kişi yaralandı

Ankara'dan Gürcistan'a gitmek üzere yola çıkan yolcu otobüsünün Samsun'da devrilmesi sonucu 7 kişi yaralandı

19.02.2026 03:04:00 / Güncelleme: 19.02.2026 07:10:39
İHA
Samsun'da otobüs yan yattı: 7 kişi yaralandı
Samsun'da otobüs yan yattı: 7 kişi yaralandı
Kaza, İlkadım ilçesi Toybelen mevkisi Samsun-Ankara Karayolu'nda saat 23.45 sıralarında meydana geldi. Ankara'dan Gürcistan'ın Tiflis kentine gitmek üzere hareket eden Mustafa İpek idaresindeki MT-009-RO Gürcistan plakalı Metro Turizm'e ait yolcu otobüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüjü aşarak karşı şeride geçti ve devrildi.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.



Kazada otobüs şöförü Mustafa İpek, yedek şoför Ziya Çeri ile yolcular Gökhan Akkaya, Sabriye Arslan, Ayşe Pursah, Zeki Arslan ile Gürcistan uyruklu Nino Loria yaralandı.

Yaralılar ambulanslarla Samsun Şehir Hastanesi, Gazi Devlet Hastanesi ile özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Polis kazayla ilgili inceleme başlattı.

Metin Akpınar'ın biyolojik kızı tazminat davasını kazandı

Ünlü sanatçı Metin Akpınar'ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu'nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı. Mahkeme, Nebioğlu lehine 6 milyon TL manevi tazminata hükmetti. Kararı değerlendiren Nebioğlu, "Yıllardır yaşadığım o üzüntü ve çocukluk yaralarıma sahip çıkma arzusundan ötürü bu kararı verdik ve verdiğimiz karar doğrultusunda da adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" dedi

18.02.2026 14:22:00 / Güncelleme: 18.02.2026 14:28:39
İHA
Metin Akpınar'ın biyolojik kızı tazminat davasını kazandı
Metin Akpınar'ın biyolojik kızı tazminat davasını kazandı
Yeşilçam oyuncusu Metin Akpınar'ın 1980'li yıllarda Suphiye Orancı ile evlilik dışı ilişkisinden doğan ikiz kızlarından biri olan Duygu Nebioğlu'nun Metin Akpınar hakkında açtığı tazminat davasından karar çıktı. Mahkeme, Nebioğlu lehine 6 milyon TL manevi tazminata hükmetti. Davanın itiraz yolunun açık olduğu belirtildi.



Karar sonrası duygularını dile getiren Duygu Nebioğlu, "Yıllardır yaşadığım o üzüntü ve çocukluk yaralarıma sahip çıkma arzusundan ötürü bu kararı verdik ve verdiğimiz karar doğrultusunda da adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum. Emsal bir karar alındı" dedi.



Daha önce babalık davası açtıklarını ve bunu kazandıklarını belirten Avukat Ahmet Furkan Uludağ ise mahkeme kararına ilişkin şunları söyledi:

"En azından Duygu'nun bu yıkımına bir nebze su serpecek tazminat talepli bir dava açtık. Davamızda birçok tanık dinlendi. Mahkemece emsal nitelikte bir karar verildi. Duygu'ya talebimiz doğrultusunca 6 milyon TL gibi manevi tazminata hükmedildi. İnşallah kendisi lehine hükmedilen bu tazminat, Duygu'nun bu zamana kadar çektiği acılara bir nebze su serpmiş olur."

Daha önce Uğur Dündar da Duygu Nebioğlu'nun açtığı tazminat davasında tanık olarak dinlenmişti.

Tokat'ta uyuşturucunun pençesinde...

Tokat'ta ele geçirilen 55 bin 440 adet sentetik hapla ilgili gözaltına alınan 5 şüpheliden 3'ü tutuklandı

18.02.2026 10:54:00
İhlas Haber Ajansı
Tokat'ta uyuşturucunun pençesinde...
Tokat'ta uyuşturucunun pençesinde...
Tokat'ta ele geçirilen 55 bin 440 adet sentetik hapla ilgili gözaltına alınan 5 şüpheliden 3'ü tutuklandı.

Edinilen bilgilere göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ve Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen operasyonda il dışından gelen bir araçta yapılan aramada; 55 bin 440 adet sentetik ecza ele geçirilmiş, soruşturma kapsamında 5 şüpheli gözaltına alınmıştı.



Dün emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.U. ve Y.P., çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.



İ.D. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Operasyon kapsamında Samsun'da gözaltına alınan S.A. da emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, H.Y. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmanın çok yönlü sürdüğü öğrenildi.

Uyuşturucu çok baronlar yok

Edirne'de Kapıkule Gümrük sahasında yapılan operasyonlarda 914,33 kilogram esrar yakalandı

18.02.2026 10:39:00
İhlas Haber Ajansı
Uyuşturucu çok baronlar yok
Uyuşturucu çok baronlar yok
Edirne'de Kapıkule Gümrük sahasında yapılan operasyonlarda 914,33 kilogram esrar yakalandı.

Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza ekiplerince alınan istihbarat çalışmalar sonucu yurda giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası'na gelen bir tır, X-ray taramasına sevk edildi.



Şüpheli yoğunluk tespit edilmesi üzerine araçta narkotik köpekleri Thorin ve Neptün ile yapılan aramada, dondurulmuş tavuk etlerinin arasına gizlenmiş 763 vakumlu paket halinde 886,366 kilogram esrar ele geçirildi.

Pikapta gizli bölmelerden çıktı



Kapıkule'ye gelen pikap da istihbari bilgileri doğrultusunda X-ray taramasına yönlendirildi. Tespit edilen şüpheli yoğunluk üzerine yapılan detaylı aramada aracın gizli bölmelerinde 49 paket halinde 27,964 kilogram esrar bulundu.

İki ayrı olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüpheli, sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

41 ürünün 27'sinde fiyat arttı

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 günlük süreçte markette 41 ürünün 27'sinde fiyat artışı, 14'ünde fiyat azalışı görüldüğünü belirterek, "Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 42,9 ile pırasa oldu. Pırasayı yüzde 32,1 ile marul, yüzde 27,4 ile kabak, yüzde 25,6 ile sivri biber izledi." ifadesini kullandı

18.02.2026 10:21:00
Anadolu Ajansı
41 ürünün 27'sinde fiyat arttı
41 ürünün 27'sinde fiyat arttı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ramazan öncesinde temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimlerine ilişkin yaptığı açıklamada, fiyat hareketlerinin Birlik tarafından incelendiğini bildirdi.

Geçen yıl ile bu yılın ramazan ayı öncesindeki fiyatlara bakıldığında, bu yıl markette 39 ürünün 32'sinde fiyat artışı, 7'sinde fiyat düşüşü gerçekleştiğini aktaran Bayraktar, "Markette en fazla fiyat artışı yüzde 197,4 ile limonda görüldü. Limonu, yüzde 149,2 ile kabak, yüzde 117,1 ile fındık, yüzde 108,8 ile elma izledi. Markette fiyatı en çok düşen ürünler ise yüzde 41,9 ile kuru soğan, yüzde 31,9 ile kuru fasulye, yüzde 26,4 ile nohut ve yüzde 18,3 ile beyaz lahana oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, geçen yıl ile bu yılın ramazan ayı öncesine göre, üreticide 31 ürünün 21'inde fiyat artışı, 9'unda fiyat düşüşü görüldüğünün, bir üründe fiyat değişimi yaşanmadığının altını çizerek, üreticide en fazla fiyat düşüşünün yüzde 68,5 ile kuru soğanda gerçekleştiğini vurguladı. Kuru soğanı, yüzde 44 ile beyaz lahananın, yüzde 29,8 ile sivri biberin, yüzde 23 ile patatesin izlediğine dikkat çeken Bayraktar, üreticide en fazla fiyat artışının yüzde 212,7 ile limonda görüldüğünü, limonu 160 ile antepfıstığının, yüzde 133,3 ile kuru kayısının, yüzde 100 ile kırmızı mercimeğin takip ettiğini kaydetti.

"41 ürünün 27'sinin fiyatı arttı"

Marketlerde 28 Ocak-12 Şubat 2026 fiyatlarını da incelediklerinin altını çizen Bayraktar, şöyle devam etti:

"15 günlük süreçte, markette 41 ürünün 27'sinde fiyat artışı, 14'ünde fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün, yüzde 42,9 ile pırasa oldu. Pırasayı yüzde 32,1 ile marul, yüzde 27,4 ile kabak, yüzde 25,6 ile sivri biber izledi. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 9,6 ile yeşil mercimek oldu. Yeşil mercimeği yüzde 9 ile antepfıstığı, yüzde 8,3 ile nohut, yüzde 7,8 ile kuru soğan ve yüzde 6,5 ile havuç takip etti."

Bayraktar, söz konusu dönemdeki üretici fiyatlarına ilişkin gelişmelere de değinerek, 15 günlük süreçte üreticide 33 ürünün 21'inde fiyatın artığını, 4'ünde fiyatın düştüğünü, 8 üründe ise fiyat değişimi görülmediğini belirtti. Üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 17 ile karnabaharda görüldüğünü, bunu yüzde 12,7 ile kuru soğanın ve fındığın, yüzde 9,4 ile patatesin izlediğine işaret eden Bayraktar, üreticide en fazla fiyat artışının yüzde 47,3 ile maydanozda tespit edildiğini bildirdi.

Maydanozu yüzde 36,1 ile marulun, yüzde 28,8 ile mandalinanın, yüzde 28,6 ile havucun, yüzde 23,9 ile pırasanın takip ettiğini aktaran Bayraktar, "Kuru soğanda, rekoltenin yüksek olması ve sıcaklıkların artması nedeniyle depolarda bozulmalar yaşanmaya başlandı. Ürün kaybı riskini azaltmak isteyen üreticiler, kuru soğanı kısa sürede elden çıkarmak amacıyla piyasaya düşük fiyatlardan sunmaya başladı. Patateste ise piyasada durgunluk yaşanıyor, alıcı talebinin zayıf olması fiyatları olumsuz etkiliyor. Talebin azalması, karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu. 2025'te yaşanan zirai don sebebiyle fındık rekoltesi düştü. Fakat buna rağmen piyasada oluşan fındık fiyatları, son dönemlerde manipülatif hareketlerle düşürüldü." ifadelerini kullandı.

Vatandaşlara ramazan alışverişi uyarısı

Bayraktar, aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Birliğimizce, Ankara'da temel tüketim maddeleri arasından seçilen aynı marka ve gramajdaki 5 farklı ürünün, 4 farklı marketteki fiyatlarına yönelik çalışma yapıldı. Aynı markanın aynı gramajda ürünün, farklı marketlerdeki fiyatları değerlendirildiğinde, ayçiçek yağında yüzde 68,3, nohutta yaklaşık yüzde 41, tavukta yüzde 26,3, sütte yüzde 22,5 ve yoğurtta yüzde 19,9 oranlarında değişimler olduğu görülüyor. Son yıllarda önemli ölçüde artan üretim maliyetleri ve yaşanan doğal afetler nedeniyle üreticilerimiz yeterli geliri elde edemiyor ve üretmekte zorlanıyorlar. Buna rağmen, üreticilerimizin ürettiği ürünlerin marketlerde birbirinden farklı yüksek fiyatlara satılması kabul edilebilir değildir. Diğer taraftan, tüketicilerimiz ramazan alışverişlerini yaparken, taklit ve tağşiş yapılan ürünler konusunda dikkatli olmalı, güvendikleri yerlerden ihtiyaçlarını almalı ve şüpheli ürünleri ihbar etmeli. Taklit ve tağşişin önlenmesi için tüm illerde denetimlerin sık sık yapılması sağlanmalı." 

Otoparktan çalınan 30 milyon dolara ilişkin 2 gözaltı daha

Bakırköy'de site otoparkındaki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin 2 kişi daha gözaltına alındı. Firari altı şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor

18.02.2026 09:23:00
İhlas Haber Ajansı
Otoparktan çalınan 30 milyon dolara ilişkin 2 gözaltı daha
Otoparktan çalınan 30 milyon dolara ilişkin 2 gözaltı daha
İstanbul Bakırköy'de site otoparkındaki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin 2 kişi daha gözaltına alındı.

Adreslerde yapılan aramalarda 100 bin ABD dolarına el konuldu.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Şubat'ta Şenlikköy Mahallesi Ekşi Nar Sokağı'nda bulunan sitenin otoparkında park halindeki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturmada gözaltına 11 kişi alınmıştı.

Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 9'u gözaltına alınarak cezaevine gönderilirken, 2 kişiye ise yurt dışı yasağı uygulanarak adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Olayla bağlantısı olduğu tespit edilen 2 kişi daha gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda 100 bin ABD dolarına el konuldu.

Hırsızlık suçuyla irtibatlı olduğu değerlendirilen firari altı şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor.



Çanakkale'de sağanak nedeniyle Kepez Çayı taştı, Sarıçay'ın debisi yükseldi

Çanakkale'de sağanak nedeniyle Kepez Çayı'nda taşkın meydana geldi, Sarıçay'ın da yükselen debisi nedeniyle bazı bölgeler suyla kaplandı

18.02.2026 07:06:00 / Güncelleme: 18.02.2026 07:13:27
AA
Çanakkale'de sağanak nedeniyle Kepez Çayı taştı, Sarıçay'ın debisi yükseldi
Çanakkale'de sağanak nedeniyle Kepez Çayı taştı, Sarıçay'ın debisi yükseldi

İl merkezinde akşam saatlerinden itibaren etkili olan kuvvetli sağanak, merkeze bağlı Kepez beldesindeki Kepez Çayı'nın debisinin yükselmesine neden oldu.

Su akışıyla taşan çay, balıkçı barınağına ulaşıp bazı teknelere zarar verdi.

Geçen hafta yaşanan taşkında kapatılan yolun çevresi de suyla doldu.

Öte yandan Atikhisar Barajı'nın doluluk oranının yüzde 100'e ulaşması dolayısıyla Sarıçay'ın da debisi yükseldi.

Barajdan gelen sular nedeniyle çay boyunda bazı bölümler suyla kaplanırken, Cuma Pazarı otopark alanında bulunan araçlar İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şubesi ekiplerince sahiplerine ulaşılarak bulundukları alandan kaldırıldı.

Çanakkale Belediyesi ekipleri de su birikintileri oluşan bölgelerde temizlik çalışması başlattı.

Enver Aysever hakkında 3 yıla kadar hapsi istendi, iddianame kabul edildi

Youtube canlı yayınında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. Aysever, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak

18.02.2026 00:21:00
İhlas Haber Ajansı
Enver Aysever hakkında 3 yıla kadar hapsi istendi, iddianame kabul edildi
Enver Aysever hakkında 3 yıla kadar hapsi istendi, iddianame kabul edildi
Youtube canlı yayınında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. Aysever, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

Youtube canlı yayınında yaptığı, "Cumhuriyetin ahlakını bozan Menderes'tir ilk başta. Menderes'ten bu tarafa gelen bütün sağcılardır. Sağcılık suçtur, sağcı olduğunuz zaman ahlaksız olursunuz.

O yüzden gelin sağcılarla mücadeleye siz de katılın" başlıklı videosu üzerine Gazeteci Enver Aysever hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmış ve soruşturma kapsamında Aysever, 11 Aralık tarihinde tutuklanmıştı. Söz konusu söylemlere ilişkin başsavcılıkça yürütülen soruşturma tamamlandı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Enver Aysever 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Aysever'in söylemlerinin halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu oluşturduğu, bu nedenle resen soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

"Yüzde 70'i muhafazakar ve milliyetçilerden oluşan topluluğa hakaret etmem mümkün değildir"

Sanık Aysever'in savcılık ifadesi de iddianamede yer aldı. Aysever'in ifadesinde, "Videodan bir kesit kesilerek, sosyal medyada paylaşıldı. Bilinçli olarak hedef gösterildim. Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu'nun bazı söylemleri üzerine bu sözleri sarf ettim. Ülkenin sosyolojik yapısı dikkate alındığında yüzde 70'i muhafazakar ve milliyetçilerden oluşan topluluğa hakaret etmem mümkün değildir. 30 yıllık gazeteciyim, amacım kesinlikle sağ görüşlü insanları aşağılamak değildir" şeklinde savunma yaptığı aktarıldı.

3 yıla kadar hapsi istendi, iddianame kabul edildi

İddianamede, Aysever'in sarf ettiği sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın sol görüşlü vatandaşları sağ görüşlü vatandaşlara karşı alenen tahrik ettiği ve üzerine atılı suçu işlediği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, sanık Enver Aysever hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. İddianame, Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Sanık, önümüzdeki günlerde hakim karşına çıkacak.

Göçükte ölen madenciler son yolculuğuna uğurlandı

Zonguldak'ta özel maden ocağında meydana gelen göçükte hayatlarını kaybeden maden işçileri Ziya Kiret (60) ve Veysel Oruçoğlu (46) son yolculuğuna uğurlandı

17.02.2026 14:35:00 / Güncelleme: 17.02.2026 14:39:12
İHA
Göçükte ölen madenciler son yolculuğuna uğurlandı
Göçükte ölen madenciler son yolculuğuna uğurlandı
Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde özel bir maden ocağında meydana gelen göçükte mahsur kalan 3 işçiden hayatlarını kaybeden Veysel Oruçoğlu ve Ziya Kiret için belde meydanında cenaze töreni düzenlendi.



Otopsi işlemlerinin ardından Atatürk Devlet Hastanesi'nden cenazeleri alınan maden işçilerinin yakınları törende güçlükle ayakta durabildi.



Cenaze törenine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Adnan Ertem, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Erhan Taylan'ın yanı sıra CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluş temsilcileri katıldı.



Emekli olduğu madende hayatını kaybetti, diğer işçinin ise emekliliğine 2 yıl kaldığı ortaya çıktı

Göçükten 8 saat sonra cenazesi çıkartılan 60 yaşındaki üç çocuk babası maden işçisi Ziya Kiret'in emekli olduğu maden ocağında çalışmaya devam ettiği öğrenildi. Öte yandan ocaktan 6 saat sonra cansız bedeni çıkartılan 46 yaşındaki maden işçisi Veysel Oruçoğlu'nun da öğrenim gören iki çocuğunun eğitimi için çalışmaya devam ettiği öğrenildi. Oruçoğlu'nun emekliliğine 2 yıl kaldığı öğrenildi. Oruçoğlu'nun babası Fahri Oruçoğlu ise cenaze töreninde güçlükle ayakta durabildi. Baba Fahri Oruçoğlu tabutun başında gözyaşı döktü.



İl Müftüsü Halil İbrahim Demir tarafından öğlen namazını müteakiben kıldırılan cenaze namazlarının ardından Ziya Kiret'in cenazesi Dağbaca Mahallesi aile mezarlığında toprağa verildi.
Veysel Oruçoğlu'nun cenazesi ise ikindi namazını müteakiben defnedilmek üzere Çaycuma ilçesine bağlı Dereköseler köyüne gönderildi.

Kurumak üzere olan su kaynağı çağlayana dönüştü

Kurak geçen mevsimler ve deprem sonrası kuruyan ya da su hacmi azalan kaynaklar, yağışlar sonrası yeniden eski günlerine döndü

17.02.2026 14:16:00 / Güncelleme: 17.02.2026 14:19:04
İHA
Kurumak üzere olan su kaynağı çağlayana dönüştü
Kurumak üzere olan su kaynağı çağlayana dönüştü
Küresel ısınma ve sıcaklıkların yanı sıra 6 Şubat depremlerinde yeraltı su kaynaklarının yönünün değişmesi ve seviyesinin azalması nedeniyle birçok doğal su kaynağı kurumuştu. Özellikle 6 Şubat depremleri yer üstünde yıkımlara neden olurken, yeraltında da değişime neden oldu.



Adıyaman merkeze bağlı Bahçe köyü sınırları içerisinde bulunan su kaynağı deprem ile birlikte neredeyse kuruma seviyesine geldi. Çok az miktarda suyun çıktığı kaynak, son bir ayda etkili olan kar yağışı ve yağmurlar sonrasında yeniden canlandı.



Kayaların arasından çıkan su adeta çağlayana dönüştü. Deprem sonrası neredeyse kuruma seviyesine gelen su kaynağı, son yağışlarla birlikte 20-30 yıl önceki haline dönüştü.



Çağlayana dönüşen suyu gören vatandaşlar, burada fotoğraf çektirdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.