logo
17 EYLÜL 2026

İmamoğlu Roma'da gündemi değerlendirdi: Kobani davası, adaylık, normalleşme, özelleştirme...

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2027 Avrupa Oyunları protokolü için gittiği İtalya'da gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı.

17.05.2024 09:27:00
Medyascope
 
İmamoğlu Roma'da gündemi değerlendirdi: Kobani davası, adaylık, normalleşme, özelleştirme...
İmamoğlu Roma'da gündemi değerlendirdi: Kobani davası, adaylık, normalleşme, özelleştirme...
027 Avrupa Olimpiyat Oyunları'nın İstanbul'da yapılması için düzenlenen imza törenine katılmak için Roma'da bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.

Gündeme dair gelişmeleri değerlendiren İmamoğlu, karara bağlanan Kobani davasının siyasi olduğunu söyleyerek "Adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun, bu insanları mahkum etmek ülkeye hiçbir şey kazandırmaz" dedi.

"Meselenin özü o iki kişi değil"

Devlet Bahçeli "darbe" cümlesini kullandı. 17-25 Aralık hatırlatması yapıldı ama dosyayı yakından izleyenler eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun ekibiyle yeni İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ekibinin arasında bir kavgadan bahsediyor. Hem Soylu'yu hem de Yerlikaya'yı yakından tanıyan bir isimsiniz. Siz bu olayı nasıl okuyorsunuz?
İmamoğlu: Bu sorunun cevabında söylediğiniz iki isim de yok bence. Ne yazık ki Türkiye'de hukuk, yargı, emniyet bu kavramlar uzun zamandır kurallar ya da kanunlar üzerinden değil de talimatlar üzerinden yönetiliyor. Böyle olunca da belli bir zaman dilimi içerisinde bunun bir kaosa dönüşmemesi mümkün değil. Şunu söyleyeyim: Buna benzer daha çok olay yaşarız biz. Benim beş yıllık dönemimde İçişleri Bakanı'nın müdahil olduğu onlarca olay oldu. Bunların hangisinin mantığı, hangisinin bir kuralı, bir kanuna yaslanan bir çerçevesi vardı ki! Bunu da tartışalım. Bu meselenin özü o iki kişi değildir. Dönem dönem farklı talimatların yönlendirdiği ve ne yazık ki karanlık sahaların oluşturduğu birçok olay vardır. Bu işin tek kurtuluşu ve hepimizin rahat edeceği şey, çok net olarak ülkenin kurallar, kanunlar ve asla çiğnenmeyecek olan birtakım evrensel değerlerle yönetilmektir. Zamanıdır.

"Selahattin Demirtaş'ı, Ahmet Türk'ü mahkum ettirmek bu ülkeye bir şey kazandırmaz"

Kobani davası kararlarına ne diyorsunuz?

İmamoğlu: Bu siyasi bir davanın sonucu. Türkiye'de üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. İnsanlar boşu boşuna yıllarca hapis yatabiliyor. Bir tanesi de benim yaklaşık 15 yıllık canciğer arkadaşım. Tayfun Kahraman Gezi davasından ötürü içeride. Bugün normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir ve adalete uygun hareket etmektir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Ve siyaseti adalete bulaştırmamak gerekir. Ama uzun süredir siyaset, adaletle iç içe geçmiş hatta bazen adaleti ne yazık ki bize unutturan kararların siyasi bir biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz. Şiddeti özellikle siyasetin gündeminden çıkarmamız lazım. Yasal siyasetin önünü açmamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokrasi ve hukuk ilkeleri temeline inşa edilmeli ve gücünü bu ilkelerden almak zorundadır. Bunu sağladığımız zaman bu ülkede huzuru inşa edebiliriz. Bu yönüyle şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını asla doğru bulmayız. Hepimiz teröre de, terör örgütlerine de karşıyız ama bugün verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece hiç kimsenin vicdanı rahat edemez. Bu kapsamda tabii ki üzülüyoruz. Bu ülkede özellikle geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün verilen siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık. Adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun, bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da. Eee, Ahmet Türk 1975'lerde Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapıyordu. Siyaseti ve siyasetçiyi ortadan kaldırdığınızda boşluğu dolduran yapılar tam da az önce bahsettiğimiz yapılar. Hiç bilmediğimiz, hiçbir tüzel kişiliği olmayan yapıların gücü üzerinden ülkede racon kesilir hale geliyor ve mağduriyet daha da büyüyor. Tabii ki teröre asla fırsat vermeyiz. Türkiye de öyle kolay bölünecek bir ülke asla değil. Ben söylüyorum her zaman. Bunu iddiayla da söylüyorum. Bu ülkenin 86 milyon vatansever vatandaşı var. Ben de şu anda siyasi bir davanın aktörüyüm. Şu anda sadece siyasi yasakla muhatabım ama bir üst mahkemede cezanın arttırılmayacağı kim bilebilir? Bu da arttırılabilir. Bu bir şaka mı? Değil. Bu bir kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Peki ben kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama ülkede bu kaygıyı duyup bana soran veya ne olacak senin davan diyen on binlerce insan var. Bu bakımdan, Türkiye'nin sağlam bir zemine oturması noktasında bugün verilen kararların bu ülkeye faydası yok zararı var.

Sizin davanızda farklı bir sonuç çıkacağını bekliyor musunuz? Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça?

İmamoğlu: Siyasi açıdan bu anlamsız hamleyi yapabilirler mi? Emin değilim. Çünkü benimle beş yıldır çatışan bir siyasi iktidar var. Ve daha büyük bir farkla seçimi kazandığımız bir şehir var ortada. Hâlâ bunu kendine bir kazanım olarak görür de böyle bir siyasi karar verirse, bu yapıdan akıl olarak da şüphe etmek gerekir. Bu bağlamda ben böyle bir şey beklemiyorum. Ama hani Türkiye'de, 'Bu mümkün değil' diyeceğimiz ama yaşamadığımız da hiçbir şey kalmadı. Pekala olabilir ama bu kesinlikle aklımın ucundan bile geçmiyor. Yani deseniz ki bir akşam, bir gece yatağa başınızı yastığa koyarken sizi tereddütte bırakıp azıcık uykusuz bıraktığı an oldu mu? Vallahi hiç olmadı yani.

Muhalif kesimde normalleşmenin bir tuzak olduğunu düşünenler var…

İmamoğlu: Sayın Genel Başkanımızın, Sayın Cumhurbaşkanı'yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye'de bu normalleşme konusunda samimi çabaların demokrasi adına yapıldığının halkımız tarafından değerlendirileceğini de düşünüyorum. Genel Başkanımızın bu ziyaretlerini önemsiyorum ve destekliyorum. Genel Başkanımızın dünkü değerlendirilmesi de ne yazık ki doğru. Bu tür hamlelerden sonra böylesi bir yargılamanın bu şekilde sonuçlanması yadırgayıcı. Ama bu bizi şaşırtan bir şey de değil. Yani 'vay' diyecek durumda değiliz. Bugün yerelde iktidar olan bir partiyle genelde iktidar olan bir partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar da doğru ve makul bir şey yok. Hatta ben bunun zorlanmasından da yanayım. Bir siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın hiçbir faydası yok. Her şeye rağmen bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın da tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. O bakımdan genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru ve pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın bu tavrını da bu anlamda destekliyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir randevu talebiniz oldu mu?

İmamoğlu: Genel Başkanımızın Sayın Cumhurbaşkanı'yla olan randevu talebinden sonra resmi bir ziyaret talebinde henüz bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce Genel Başkanımızın bu ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Fakat bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım ve randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Hemen hemen birçok bakanlıkla İstanbul'umuzun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin işi var. Bunları takip etmek zorundayım. Mektuplarımı gönderdim. Bazılarına rastladığımda yüzü yüz yüze ifadelerde bulundum.

Cumhurbaşkanı'nın CHP'yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyor musunuz?

İmamoğlu: Tabii ki olumlu buluyorum. Yani ülkenin sonuçta 2023'te seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Bu memnuniyet şöyle bir memnuniyet: Eminim ki Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa her birisi birebir yüzüne bir ana muhalefet partisi genel başkanı tarafından kendisine söylenecektir.

CHP'nin ekonomik krizi unutturmak isteyen iktidar tarafından oyalandığını, oyuna getirildiğini düşünenler var…

İmamoğlu: Bu bir satranç oyunu değil. Ülkenin çok kritik konuları var. Türkiye'nin ekonomisi milli bir meseledir. Yani bugün ülkemizde eğer faydalı hamleler yapılıyorsa inanınız bunu büyük bir memnuniyetle takip ederim ve bundan mutlu olurum. Çünkü Türkiye'nin ekonomisi iyi olsun, yeter ki doğru hamleler yapılsın. Biz de iyi yapılan hamleler üzerinden yarışımıza devam edelim. Ettirelim. Yani kim batmış bir ülke ister? Türkiye'de aklı başında insanların bu tür konuşmadan, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum zaten. Bu tür diyaloglardan memnun olan o bakanların, Cumhurbaşkanı'nın veya işte yetkililerin, genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyorlar. Onların bile çocuklarının oyuna talibiz biz. Onların bile oyuna talibiz biz. Bunu da ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan bugünün iktidarı olmuştur.

İBB'de özelleştirmelerden bahsediliyor. Nedir işin aslı?

İmamoğlu: Bir kere tabii bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Ama şunu söylemek lazım: Bir kere İGDAŞ'ın özelleştirilmesiyle ilgili çok geçmişten gelen bir Meclis kararı var. Peki bu halka arz bir özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Yani halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular, bu açıklamayı yapan bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar topluma mal olmuş meselelerdir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu, kamucu, anlayışla bunların yol ve yöntemlerin dünyanın finansal zemininde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirilebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu daha henüz masamızdaki bir konu değildir.

2028'de ne olacak?

İmamoğlu: Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Biz meselelere ilkesel bakarız. Bir de halkın ne dediğine bakarız. 2023 seçimlerinden önce "Bu seçimleri biz kaybedebiliriz ama iktidar kazanamaz" demiştim, öyle oldu. Şimdi bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz. 2024'te doğru hamleler yaptık, CHP değişti ama o seçimleri kazandıran millettir. Ama bir sonraki seçimi biz kaybederiz. Top artık bizim ayağımızda. Şimdilik iyi gidiyoruz ama daha başlangıçlardayız. Bu değişim sürecinin aşamaları var. Geniş bir zaman dilimi söz konusu olacak. Sonuçlandı demek asla mümkün değil.

28 Şubat Davası'ndan hüküm giyen ve cezaevinde bulunan Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın cezaları Cumhurbaşkanı tarafından sağlık gerekçesiyle kaldırıldı. Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İmamoğlu: "Geç kalınmış bir karar. Bu kararda CHP'nin yürüttüğü müzakerelerin de etkisi olmuştur. Bu isimlerin cezaevinde kalması ne yasaya, ne yargıya, ne vicdana ne adalete sığar. Bu oldu diye mutlu oluyoruz. Gecikmiş bir adalet. Memnunum ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi'den mahkum olanlar serbest kalmalı mı? Kalsın."

Kılıçdaroğlu'nun "müzakere değil mücadele" çıkışına ne diyorsunuz?

İmamoğlu: Müzakeresiz mücadele olmaz. Seçimlerde münazara istedik kaçtılar. Müzakere etmeyip ne yapacağız ki? Kavga mı edeceğiz? Bu işleri sabırla yürütmek lazım. Toplumumuzu asla kavga ettirmemeliyiz.

Ali Mahir Başarır'ın sözlerine ne diyorsunuz?

İmamoğlu: Ben Ali Mahir Başarır'ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey'in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak, yani zerre kadar hissetmedim. O bakımdan gündemimde bile olmadı yani. Yani bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile işi değil.

Erken seçim bekler misiniz?

İmamoğlu: Böyle bir gündemimiz de yok. Seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez yani isteyemez. O bakımdan şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum ayrıca. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Hem de nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle geri ödemesi olan bir kredi değil. Geri ödemeli bir kredi. Ama şöyle diyor, ister batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın. Ben de diyorum ki, şu anda tek mevzumuz var, bu açılan karşılıksız, geri ödemesiz kredinin karşılığını vermek. Tüm motivasyonumla peki üzerime ne sorumluluk alıyorum? Şunun sorumluluğunu alıyorum. Geçtiğimiz beş yılda hizmetimizi onaylayan halkın bunun çok daha üzerinde onay vereceği bir hizmeti sunabilme. İstanbul'da daha başarılı olur. Ne de ihtiyaç var? Toplumun sosyal hizmetlerle desteklenmesi noktasında katkıya ihtiyacı var. Bunu karşılayacağız. Altyapı yatırımı yapacağız. Halkçı, icraatçı bir belediyeciliği en yüksek seviyeye taşıyacağız. Inanın başka hiçbir gündemimiz yok. 

İşte adım adım YKS ek tercih rehberi

İlk yerleştirme sürecinde herhangi bir üniversite programına yerleşemeyen adaylar için kritik viraj dönüldü. ÖSYM tarafından yayımlanan kılavuzla birlikte 2026 YKS ek tercih işlemleri resmen başladı. Peki, ek yerleştirme süreci nasıl işleyecek, adayların hata yapmamak için hangi altın kurallara dikkat etmesi gerekiyor? İşte adım adım ek tercih rehberi...

17.09.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
 İşte adım adım YKS ek tercih rehberi
 İşte adım adım YKS ek tercih rehberi
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), üniversite kayıt maratonunun tamamlanmasının ardından merakla beklenen 2026-YKS Ek Yerleştirme sürecini başlattı. İlk yerleştirmede açıkta kalan ya da tercih hakkını kullanmayan yüz binlerce aday için yükseköğretim kurumlarında boş kalan kontenjanlar yeniden erişime açıldı.

Adayların geleceğini doğrudan etkileyecek olan bu kritik süreçte, tercih işlemlerinin hatasız yapılması büyük önem taşıyor. İşte tercih ekranına girmeden önce bilinmesi gereken tüm detaylar:


YKS ek tercih şartları nelerdir, kimler başvurabilir?


Ek yerleştirme döneminde tercih yapabilmek için ÖSYM'nin belirlediği temel kurallar şu şekildedir:

Hiçbir Programa Yerleşmemiş Olmak: 2026-YKS merkezi yerleştirmede herhangi bir lisans veya ön lisans programına yerleştirilen adaylar (kayıt yaptırmış olsalar dahi) ek tercih hakkından faydalanamazlar.

Tercih Yapıp Yerleşemeyenler veya Hiç Tercih Yapmayanlar: İlk aşamada tercih listesi gönderen ancak açıkta kalanlar ile ilk dönemde hiç tercih bildiriminde bulunmayan adaylar ek yerleştirmeye başvurabilir.

Puan Hesap şartı: Adayın, tercih edeceği programın ilgili YKS puan türünde puanının hesaplanmış olması gerekmektedir.


Ek tercih yaparken nelere dikkat edilmeli?


Uzmanlar, ek tercih döneminin genel yerleştirmeden çok farklı işlediğini belirterek adayları şu konularda uyarıyor:

1. Sıralama Değil, Puan Esas Alınacak: İlk yerleştirmede başarı sıralamaları ön plandayken, ek yerleştirmede taban puanlar dikkate alınır.

2. Taban Puan Şartına Dikkat: Eğer tercih etmek istediğiniz bölüm ilk yerleştirmede dolmuş ve kayıt yaptırmayanlar nedeniyle boş kontenjan oluşmuşsa, puanınızın o bölümün oluşan en küçük taban puanına eşit veya bu puandan yüksek olması şarttır. Puanınız yetmiyorsa o bölümü listenize ekleyemezsiniz.

3. Taban Puanı Oluşmayan Bölümler: İlk yerleştirmede kontenjanı tamamen dolmayan programlar için taban puan oluşmamıştır. Bu bölümleri, ilgili puan türünde barajı geçen ve puanı hesaplanan tüm adaylar tercih edebilir.

4. Gitmek İstemediğiniz Bölümü Yazmayın: Ek tercihle bir bölüme yerleştiğiniz takdirde, önümüzdeki yıl sınava girerseniz Ortaöğretim Başarı Puanınız (OBP) yarı yarıya düşecektir. Bu nedenle sadece gerçekten eğitim görmek istediğiniz yerleri seçin.


YKS ek tercih işlemi nasıl yapılır?


Adaylar ek tercih başvurularını tamamen dijital ortamda, bireysel olarak gerçekleştireceklerdir. Posta veya faks yoluyla gönderilen tercih listeleri geçersiz sayılacaktır.

• Adım 1: ÖSYM tarafından yayımlanan güncel 2026-YKS Ek Yerleştirme Kılavuzu ve boş kontenjan listelerini detaylıca inceleyin.

• Adım 2: T.C. Kimlik Numaranız ve aday şifreniz ile ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) internet adresine veya ÖSYM AİS Mobil Uygulamasına giriş yapın.

• Adım 3: Seçtiğiniz bölümlerin program kodlarını girerek listenizi oluşturun (En fazla 24 tercih hakkınız bulunmaktadır).

• Adım 4: Tercih listenizi kontrol ettikten sonra sistem üzerinden mutlaka onaylayın.


Son gün ne zaman ve ek tercih ücreti ne kadar?


ÖSYM takvimine göre ek tercih işlemleri 17 Eylül 2026 tarihinde saat 16.00'da başlamış olup, 21 Eylül 2026 günü saat 23.59'da sona erecektir.

Tercih bildirimini tamamlayan adayların yerleştirme işlemlerinin geçerli olabilmesi için 170 TL olan ek yerleştirme ücretini ÖSYM Ödemeler Sayfası veya anlaşmalı bankalar aracılığıyla en geç 22 Eylül 2026 saat 23.59'a kadar yatırmaları gerekmektedir. Ücreti yatırılmayan tercihler sistemde görünse dahi geçersiz sayılacaktır.

İstanbul merkezli 20 ilde yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 178 şüpheli adliyeye sevk edildi

İstanbul merkezli 20 ilde yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 178 şüpheli adliyeye sevk edildi

17.09.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
 İstanbul merkezli 20 ilde yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 178 şüpheli adliyeye sevk edildi
 İstanbul merkezli 20 ilde yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 178 şüpheli adliyeye sevk edildi
İstanbul merkezli 20 ilde yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 178 şüpheli adliyeye sevk edildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, İstanbul, Bakırköy, Gaziosmanpaşa ile Anadolu cumhuriyet başsavcılıkları koordinasyonunda uluslararası alanda faaliyet gösteren, son dönemlerde "yeni nesil" diye adlandırılan suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan zanlıların emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Konuya ilişkin emniyetten paylaşılan görüntülerde görüşlerine yer verilen İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, "Suç örgütlerinin yalnızca tetikçilerini değil elebaşından yöneticisine, finansöründen saha yapılanmasına kadar bütün unsurlarını tek tek çökertiyoruz." ifadelerini kullandı.

Operasyon
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, İstihbarat Şubesi desteği ve İstanbul, Bakırköy, Gaziosmanpaşa ile Anadolu cumhuriyet başsavcılıkları koordinasyonunda uluslararası alanda faaliyet gösteren, son dönemlerde "yeni nesil" diye adlandırılan, motosikletlerle iş yeri kurşunlaması ve yağma gibi suçlara karışan ve elebaşları hakkında kırmızı bülten bulunan organize silahlı suç örgütü üyelerinin yakalanmasına yönelik çalışma yürütmüştü.

Elebaşlığını yurt dışında bulunan ve bir kısmı hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı bulunan şüphelilerin yaptığı organize silahlı suç örgütlerinin deşifre edilmesi ve faaliyetlerinin sonlandırılması amacıyla gerçekleşen çalışmada, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme, silah kanununa muhalefet ve tehdit suçlarına karıştıkları tespit edilen 12 ayrı yeni nesil organize suç örgütü üyelerinin kimlik ve adresleri tespit edilmişti.

Çalışmalarını tamamlayan ekipler, şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul merkezli 20 ilde düzenledikleri eş zamanlı operasyonda 155 şüpheliyi gözaltına almış, operasyon sonrası 23 şüpheliyi daha yakalamıştı.

Adreslerdeki aramalarda, ruhsatsız otomatik tabanca, 4 tabanca, 207 mermi, 2 av tüfeği, 122 gram uyuşturucu ile suçtan elde edildiği değerlendirilen yüklü miktarda para ele geçirildi.

Ankara'da 20 milyon liralık kaçak akaryakıt ele geçirildi

Ankara'da düzenlenen operasyonda piyasa değeri 20 milyon lira olan kaçak akaryakıt ve sahte motor yağı ele geçirildi

17.09.2026 14:06:00
İHA
 
Ankara'da 20 milyon liralık kaçak akaryakıt ele geçirildi
Ankara'da 20 milyon liralık kaçak akaryakıt ele geçirildi
Türkiye'de kaçakçılığa yönelik operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Ankara İl Jandarma Komutanlığı ekipleri kaçakçılığın önlenmesine yönelik yeni bir operasyon gerçekleştirdi.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Mamak İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan istihbari çalışmalar sonucunda T.A. isimli şahsın piyasadan topladığı madeni yağları kimyasallar ile karıştırmak suretiyle kaçak akaryakıt elde ettiği, ayrıca bu madeni yağlardan sahte motor yağı imal ederek piyasaya sürdüğü tespit edildi.

Ekiplerin dün şüphelinin iş yerine düzenlediği operasyonda piyasa değeri yaklaşık 20 milyon lira olan kaçak malzeme ele geçirildi. Aramalarda 8 bin litre madeni yağ, 13 bin 500 litre temizlik maddesi, 5 bin litre gliserin, 2 bin kilogram temizlik hammaddesi (donmuş yağ), 10 bin 800 adet çeşitli madeni yağ markalarına ait sahte etiket, 1 adet ambalaj makinesi, 1 adet folyo kapatma makinesi ele geçirildi.

Ele geçirilen malzemelere el konulurken, gözaltına alınan T.A. hakkında adli işlem başlatıldı.

Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti

Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti

17.09.2026 12:16:00
AA
 
 Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti
 Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti
Türk siyasi tarihinin simge isimlerinden Ali Adnan Menderes, 1899'da Aydın'da dünyaya geldi. Annesi Tevhide Hanım, babası Ethem Bey ve ablası Melike'yi verem hastalığından kaybeden Ali Adnan, okulunu bitirmesinin ardından dedesi Hacı Ali Paşazade'nin kendisine miras bıraktığı Çakırbeyli Çiftliği'nin başına geçti.

Siyasi kariyerine Serbest Cumhuriyet Fırkasında başlayan Menderes, partinin feshedilmesinin ardından CHP'ye katıldı.

Atatürk'ün keşfiyle milletvekilliğine giden yol
CHP il yönetiminde göreve başlayan Menderes, parti teşkilatını Aydın'da yeniden kurdu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Aydın'ı ziyareti kapsamında Menderes ile bir araya geldi ve soğuk başlayan görüşme 4 saat sürdü. Menderes'in görüşleri Atatürk'ün dikkatini çekti ve bunlardan bir rapor hazırlamasını istedi. Menderes, hazırladığı raporu Atatürk'e iletti.

1931 yılındaki erken seçimde aday olmadığı halde milletvekili seçilen Menderes, kendisini aday listesine Atatürk'ün koyduğunu öğrendi. Menderes, 1935, 1939, 1943 seçimlerinde CHP Aydın Milletvekili olarak aralıksız 14 yıl parlamentoda CHP grubunda görev aldı. Menderes, hükümetin Toprak Reformu Tasarısı'nın 1945'te Meclis'teki görüşmeleri sırasında sergilediği karşı duruş sonrasında siyaset sahnesinde tanınan bir isim haline geldi.

Dörtlü Takrir
İzmir Milletvekili Celal Bayar, Aydın Milletvekili Adnan Menderes, İçel Milletvekili Refik Koraltan ve Kars Milletvekili Fuat Köprülü, 7 Haziran 1945'te CHP Meclis Grubuna kanunlardaki ve parti tüzüğündeki demokratik olmadığını düşündükleri hükümlerin kaldırılmasını içeren bir önerge verdi.

Menderes ve arkadaşları, Türk siyasi hayatına "Dörtlü Takrir" olarak geçen bu önergenin verilmesinin ardından parti içi muhalefetten dolayı partiden ihraç edildi.

Demokrat Partinin kuruluşu
Demokrat Parti (DP) 7 Ocak 1946'da Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.

Demokrat Partinin kuruluşu üzerinden 4 ay geçmeden erken seçim kararı alınarak önce yerel, ardından genel seçim sürecine girildi. 26 Mayıs 1946'da yapılan yerel seçimlere girmeme kararı alan Demokrat Parti, partilileri sandığa gidip gitmemekte serbest bıraktı.

CHP'nin kazandığı 1946 genel seçimlerinde Menderes, memleketi Aydın'dan değil, Kütahya'dan milletvekili seçildi.

Demokrat Partinin 1950 seçimlerindeki zaferi
CHP Hükümeti, 1 Mart 1950'de genel seçimlerin 14 Mayıs 1950'de yapılmasına karar verdi. Halkın Demokrat Partiye ilgisi, aday listelerinde de kendisini gösterdi. Büyük bir seçim kampanyası başlatan Demokrat Partide milletvekili adaylığına yoğun talep oldu. Adnan Menderes de İstanbul'dan milletvekili seçildi.

Demokrat Parti, seçimleri yüzde 55 oy oranıyla kazandı.

Seçim sonuçlarının ardından Demokrat Parti Grubunda yapılan oylama sonucunda Bayar'ın Cumhurbaşkanı olmasına karar verildi.

Adnan Menderes, Bayar'ı evinde ziyaret ederek Fuat Köprülü'nün başbakan olmasını önerdi. Bunun üzerine Bayar, "Başvekil sizsiniz Adnan Bey" diyerek Menderes'in parti liderliğini de almasını istedi.

Menderes, Demokrat Partinin seçim zaferini, "14 Mayıs, bir devre son veren ve yeni bir devir açan müstesna ehemmiyette tarihi bir gün olarak daima anılacaktır. Bu tarihi günün hatırasını yalnız partimizin değil Türk demokrasisinin bir zafer günü olarak yad ediyoruz." ifadeleriyle yorumlamıştı.

Darbenin ayak sesleri "6-7 Eylül olayları"
Demokrat Partinin 1954'te kazandığı bu zaferin ardından, Kıbrıs'ta yaşanan sorunlar tüm ağırlığıyla hissedilmeye başlandı.

Kıbrıs konusunun müzakere edilmesi için 29 Ağustos 1955'te gerçekleştirilen Londra Konferansı'ndan, Türkiye'de yaşanan "6-7 Eylül olayları" nedeniyle bir sonuç alınamadı.

"Atatürk'ün evinin bombalandığı"na ilişkin bir haberle başlayan "6-7 Eylül olayları", sıkıyönetim ilan edilerek ancak bastırılabildi.

1957 genel seçimleri
Demokrat Parti, 27 Ekim 1957'de yapılan genel seçimlerde yüzde 48 oy aldı.

Menderes, seçimlerin ardından parti içinde bir öz eleştiriye giderek seçim sonuçlarını teşkilatın yeterince çalışmamasına, basında yer alan yalan haberlere bağladı.

İnönü'nün "şartlar tamam olduğunda ihtilal meşru haktır" sözü
18 Nisan 1960'ta TBMM'de "muhalefet ve basının faaliyetlerini incelemek" amacıyla Demokrat Partili 15 milletvekilinden oluşan Tahkikat Komisyonu kuruldu.

Bu komisyon nedeniyle, CHP yöneticileri, Demokrat Partiyi diktatörlüğe gitme amacında olmakla suçladı.

CHP Genel Başkanı merhum İsmet İnönü, "Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır" şeklindeki meşhur sözünü, bu komisyonun kurulmasının hemen ardından ifade etmişti.

"Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var"
Basında yer alan iddialar, büyük öğrenci olaylarının yaşanmasına neden oldu.

İlk büyük öğrenci gösterisi 19 Nisan'da Kızılay'da düzenlendi.

Öğrenciler, bu olayların ardından "555K" koduyla, 5 Mayıs'ta saat 5'te Kızılay Meydanı'nda toplandı. Adnan Menderes, kendisine karşı eylem yapılan yere giderek, eylemcilerin arasına girdi. O sırada bir genç Menderes'in boğazını sıktı. "Ne istiyorsun?" diye sorduğu gençten "Hürriyet istiyorum" cevabını alan Menderes, "Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var?" ifadelerini kullandı.

27 Mayıs 1960 askeri darbesi
Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, 27 Mayıs 1960'ta sabaha karşı yönetime el koydu.

Adnan Menderes, aynı gün yurt gezisi kapsamında bulunduğu Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü ve daha sonra diğer tutuklu Demokrat Parti üyeleriyle Yassıada'da hapsedildi.

Yassıada'daki yargılamalar, 14 Ekim 1960'ta başladı ve 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. Yargılamalar sonucunda Adnan Menderes 17 Eylül 1961'de idam edildi.

"Yeter söz milletindir" diyerek çıktığı siyaset yolunda güçlü Türkiye hayalini politikaları ve kalkınma atılımlarıyla gerçekleştirmeye çalışan Menderes, "demokrasi şehidi" olarak tarihine geçti.

TBMM tarafından 11 Nisan 1990'da kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi.

Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun naaşı, 17 Eylül 1990'da İmralı'dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi'nde yaptırılan anıt mezara taşındı.

Yassıada'nın ismi 2013'te "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" olarak değiştirildi. 2015'te de yeniden düzenleme faaliyetlerine başlanarak kültür ve kongre merkezi haline getirilmesine karar verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla başlatılan proje kapsamında Yassıada, 60 yıl sonra "Demokrasi ve Özgürlükler Adası"na dönüştü. Demokrasi ve Özgürlükler Adası, 27 Mayıs 1960 darbesinin 60. yılında, demokrasi ve milli iradeyi yansıtacak müze, kütüphane, konferans salonu ve Demokrasi Feneri gibi birçok sembol yapıyla yenilenerek özel bir törenle halka açıldı.

KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!

1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor

16.09.2026 20:46:00
Haber Merkezi
 
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor.

Şanlıurfa'daki bir sınav merkezinde sınavın yaklaşık 30 dakika geç başlatıldığı, kitapçıklar dağıtıldıktan sonra erteleme duyurusu yapıldığı, bazı adayların salondan çıktığı ve cevapların adaylar arasında paylaşıldığı ileri sürüldü. İddiaların araştırılması ve sınavın Türkiye genelinde iptal edilmesi için başvuru yapıldı.

Sınav 10.15'te başlayacaktı, iddiaya göre 10.45'te başladı

KPSS kılavuzunda sınavın 10.15'te başlamasının öngörüldüğü, adayların ise 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmaması gerektiği belirtiliyor. Ancak Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'ndeki sınava ilişkin başvuruda, sınavın yaklaşık 30 dakika gecikmeyle 10.45 civarında başlatıldığı iddia edildi.

Daha da önemlisi, iddiaya göre soru kitapçıkları dağıtılıp açıldıktan sonra sınavın erteleneceği duyuruldu. Bu iddia doğruysa ortaya doğrudan sınav güvenliği ve fırsat eşitliği tartışması çıkıyor.

Sorular açıldıktan sonra erteleme duyuruldu

Başvuruda, bazı salonlarda kitapçıkların dağıtılmasının ardından adaylara sınavın 30 dakika ertelendiğinin sözlü olarak bildirildiği ileri sürülüyor.

Aynı süreçte bazı adayların tuvalete götürüldüğü, başka salonlarda ise adayların soru kitapçıklarıyla karşılaşmasının ardından erteleme bilgisinin verildiği iddia ediliyor.

Bunların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını ortaya çıkaracak şey ise belli: Salon tutanakları, görevli raporları ve kamera kayıtları.

Zaten ÖSYM'ye yapılan başvuruda da bu kayıtların incelenmesi talep edildi.

En ağır iddia: Cevaplar paylaşıldı


Bazı salonlarda adayların soruların cevaplarını birbirleriyle paylaştığı, bazı adayların görevli kontrolü olmadan salondan çıktığı ve sınav başladıktan sonra bir adayın yeniden salona alındığı ileri sürülüyor. Bunlar kanıtlanmış vakalar değil.

Fakat iddiaların ağırlığı nedeniyle tartışmanın sosyal medya paylaşımlarından çıkarılıp resmi kayıtlarla aydınlatılması gerekiyor. Çünkü KPSS'de birkaç kişinin dahi kurallara aykırı avantaj elde etmesi, aynı sorular için ter döken yüz binlerce aday açısından ciddi bir adalet tartışması yaratabilir.

Milyonların emeği bir sınav salonuna mı emanet?

KPSS'ye 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu. Bu insanların önemli bölümü aylarca, hatta yıllarca sınava hazırlanıyor. Kitap alıyor, kursa gidiyor, işinden veya sosyal hayatından fedakârlık ediyor. Sonra bütün bu emek birkaç saatlik sınavda ölçülüyor.

İşte tam da bu nedenle sınav güvenliği konusunda ortaya çıkan en küçük şüphe bile görmezden gelinemeyecek kadar önemli. Çünkü mesele yalnızca bir sınav değil. Mesele insanların geleceği.

Neden her seferinde aynı tartışma?

Bugünkü tartışmanın bir başka boyutu da ÖSYM'nin geçmişte yaşadığı sınav ve değerlendirme sorunlarının hafızalardaki yerini koruması.

ÖSYM'nin geçmiş yıllarda soru sızıntıları, soru iptalleri, puanlama ve yeniden değerlendirme süreçleriyle gündeme geldiği biliniyor. 2010 KPSS'de soru sızdırılması nedeniyle sınavın bir bölümünün iptal edilmesi de kurumun tarihindeki en önemli sınav güvenliği krizlerinden biri olmuştu.

2026'da ise MEB-AGS sonuçlarında katsayı hesaplamasına ilişkin hatanın yeniden hesaplama gerektirmesi, sınav sistemine duyulan güven tartışmasını tekrar gündeme getirdi.

Dolayısıyla bugün sorulması gereken yalnızca "Şanlıurfa'da ne oldu?" sorusu değil.

Asıl soru şu: Milyonlarca insanın kaderini belirleyen sınavlarda aynı güvenlik ve denetim tartışmaları neden tekrar tekrar yaşanıyor?

İptal talebi yargıya taşındı

İddiaların ardından ÖSYM'ye başvuru yapılarak 6 Eylül'deki KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun Türkiye genelinde iptal edilmesi talep edildi.

Başvuruyu yapan avukat Mustafa Tuncel, konuyu yargıya da taşıdığını ve davanın Ankara 24. İdare Mahkemesi'nde görüleceğini açıkladı.

Ancak şu anda ÖSYM'nin sınavı Türkiye genelinde iptal ettiğine ilişkin resmi bir karar bulunmuyor. Dolayısıyla "KPSS iptal edildi" şeklindeki paylaşımlar gerçeği yansıtmıyor.

Şimdi gözler ÖSYM'de!

Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı

Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek yaklaşık iki aydır tutuklu bulunan eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, hakim karşısına çıktığı ilk duruşmada 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasını geri bırakarak Mahruki'nin tahliyesine karar verdi

16.09.2026 18:20:00
Haber Merkezi
 
Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı
Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı
Sosyal medya hesabı üzerinden 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek 17 Temmuz'da tutuklanan Arama Kurtarma Derneği (AKUT) kurucusu ve eski başkanı Nasuh Mahruki'nin yargılandığı davanın ilk duruşması bugün yapıldı.

Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan Mahruki hakkında tahliye kararı verildi.

Savcı cezalandırılmasını istedi, Mahruki sert tepki gösterdi

Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Mahruki'nin paylaşımlarında "tiyatro" ve "oyun" ibareleri yer almasa da Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddeleri uyarınca "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçunun oluştuğunu savunarak cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaaya karşı söz alan Nasuh Mahruki, suçlamaları reddederek sert tepki gösterdi. Mahruki savunmasında şunları söyledi:

"Tiyatro ve oyun kelimelerini kullanmadığımın kabul edildiği yerde ben neyle suçlanıyorum? Üzerime atılı bu suçlamayı paylaşımdan nasıl çıkardıklarını hâlâ anlamış değilim. Eğer amaç benden intikam almaksa söyleyin, gidip yatayım. Bu ülkede hesap sorulması gereken asıl kişiler, o kanlı darbe girişiminde payı olanlardır."

1 yıl 3 ay hapis cezası ve tahliye

Mahruki'nin avukatlarının beyanlarının ardından karar için duruşmaya kısa bir ara verildi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Nasuh Mahruki'yi "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Ancak mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vererek Mahruki'nin tahliyesine hükmetti. yaklaşık 2 aydır cezaevinde bulunan Mahruki, işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakılacak.

Ne olmuştu?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Nasuh Mahruki'nin sosyal medya platformu X üzerinden gerçekleştirdiği 15 Temmuz paylaşımları doğrultusunda resen soruşturma başlatmıştı.

16 Temmuz'da gözaltına alınan Mahruki, ertesi gün çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Hazırlanan iddianamede, eylemin basın ve yayın yoluyla zincirleme şekilde işlendiği iddia edilerek Mahruki hakkında 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (2026-YKS) ek yerleştirme tercihlerinin yarın başlayacağını bildirdi

16.09.2026 17:11:00
Anadolu Ajansı
 
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 2026-YKS sonuçlarına göre 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yükseköğretim programlarına ek yerleştirme işlemleri, ÖSYM tarafından yapılacak.

Yarın saat 16.00'da başlayacak 2026-YKS ek yerleştirme tercih işlemleri, 21 Eylül saat 23.59'da sona erecek.

Adaylar, tercihlerini, T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması'ndan bireysel olarak yapacak.

Ek yerleştirmeye başvuracak adayların, ön bilgi vermek amacıyla yayımlanan 2026-YKS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu'nu dikkatle incelemeleri, tercihlerini kılavuz bilgileri doğrultusunda yapmaları gerekiyor.

Gülistan Doku soruşturmasında 2 zanlı daha tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den beri haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili son soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 6 zanlıdan 2'si tutuklandı, 2'si adli kontrol şartıyla, 2'si de savcılık ifadesi sonrası serbest bırakıldı

16.09.2026 16:35:00
Anadolu Ajansı
 
Gülistan Doku soruşturmasında 2 zanlı daha tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında 2 zanlı daha tutuklandı

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda emniyetin koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında 6. dalga operasyonunda gözaltına alınan 11 şüpheliden kalan 6'sının işlemleri tamamlandı.

2 başkomiserin de aralarında bulunduğu, biri emekli polis memuru olan şüpheliler, sağlık kontrolünün ardından Erzurum Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıktaki ifadelerinin ardından polis memurları O.K. ve H.Y. serbest bırakıldı. Zanlılardan polis memuru Ahmet B. ve emekli polis memuru Ertuğrul Tahir A. tutuklanma, başkomiserler H.H. ve E.B. de adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Hakimlik, savcılığın talebine uyarak 2 zanlının tutuklanmasına, 2 şüphelinin adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verdi.

Böylelikle Erzurum ve Tunceli cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada tutuklu sayısı 38'e yükseldi.

Soruşturma kapsamında 7 ilde eş zamanlı 6. dalga operasyonu düzenlenmiş, delillerin karartılması ve soruşturma sürecine müdahale edildiği gerekçesiyle aralarında emekli ve görevdeki emniyet mensuplarının da bulunduğu 11 şüpheliye yönelik gözaltı, arama ve el koyma işlemleri başlatılmıştı.

Önceden adliyeye sevk edilen zanlılardan polis memurları Gökcan M, Ahmet B, Osman Nuri G. ve Hüseyin Ü. tutuklanmış, B.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Yolcu otobüsünde 69 bin kişiyi zehirleyebilecek miktarda uyuşturucu ele geçirildi

Şanlıurfa'da bir yolcu otobüsünün bagaj kısmında 17 kilo 300 gram uyuşturucu madde ele geçirildi

16.09.2026 16:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Yolcu otobüsünde 69 bin kişiyi zehirleyebilecek miktarda uyuşturucu ele geçirildi
Yolcu otobüsünde 69 bin kişiyi zehirleyebilecek miktarda uyuşturucu ele geçirildi
Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yol uygulamasında durdurdukları bir yolcu otobüsünde arama yaptı.

Bagaj kısmında narkotik köpeğinin yardımıyla yapılan aramada bir yolcuya ait 4 parça halinde 17 kilo 300 gram skunk maddesi ele geçirildi. Gözaltına alına yolcu, işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ele geçirilen uyuşturucunun 69 bin 200 kişiyi zehirlemeye yetecek miktarda olduğu açıklandı.

İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde faaliyet gösteren fabrikada çalışan 20 işçi, dışarıdan yedikleri yemekten zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

16.09.2026 14:00:00 / Güncelleme: 16.09.2026 14:02:24
İHA
 
İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi
İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi
Edinilen bilgilere göre, Gölbaşı ilçesine bağlı Çelik köyündeki Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir fabrikada çalışan 20 işçi, dışarıdan sipariş verdikleri tantunileri yedikten bir süre sonra fenalaştı.

Mide bulantısı, kusma ve halsizlik şikayetleri üzerine fabrikaya çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.



Olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan işçiler, Gölbaşı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Hastanede tedavi altına alınan işçilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.