logo
28 EYLÜL 2026

İmamoğlu: Yapılan İstanbul halkına ihanettir, kötülüktür

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu; 3 ilçeden geçecek, 8 istasyonlu, 10,9 kilometrelik Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metrosu’nda incelemelerde bulundu. Gazetecilerin gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, 300 metrobüs alımı ve Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP metro hattının Cumhurbaşkanlığı yatırım planına alınmamasıyla ilgili soruya, “İhmal edilen bu alana dair bu sürecin işletilmemesi, onay verilmemesi, yatırım planına alınmaması İstanbul halkına ihanettir, kötülüktür. Ben, buradan en üst tonda çağrımı ve uyarımı yapıyorum: İstanbul halkına ihanet eden yöneticileri, tek tek deşifre ederiz; kim olursa” cevabını verdi.
 

18.01.2022 13:51:00
 
İmamoğlu: Yapılan İstanbul halkına ihanettir, kötülüktür
İmamoğlu: Yapılan İstanbul halkına ihanettir, kötülüktür

YENİ MESAJ / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metrosu'nda incelemelerde bulundu. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Alpkökin'den hatla ilgili bilgiler alan İmamoğlu, incelemenin ardından gazetecilere, hatla ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Çekmeköy-Sancaktepe ve Sultanbeyli, bizim için çok önemli bir hattımız" diyen İmamoğlu, "Bu hat üzerinde bugün hem bir TBM'in tünel çıkış anını yaşadık hem de bir TBM'in de görevine başlama anını gördük. Hatta canlı olarak şu anda izliyoruz. Bu hattımız da ne yazık ki sağlıklı planlanmadığından ötürü, bir durağan dönemden sonra bizim tümden ele aldığımız finansmanından imalatına ve bu noktada özellikle hem teknik altlıkların hazırlanması hem sürecin iyi planlanması hem de bu hattın yüklenicilerinin sürece olan gerçekten pozitif konsantrasyonu bugün sağlıklı bir işlemi İstanbul'a yürütüyor. Çekmeköy-Sancaktepe ve Sultanbeyli hattının öncelikle Sancaktepe Şehir Hastanesi'ne dönük bir imalatı ve açılışı olacak. Ardından Sultanbeyli…" ifadelerini kullandı.

2024'Ü HEDEF OLARAK BELİRLEDİ

Hattı 2024'ün sonuna kadar toparlama hedefinde olduklarını açıklayan İmamoğlu, "Tabiri caizse, İstanbul'un Anadolu yakasının en kuzeyinden yoğun nüfusun yaşadığı bir nevi TEM otoyolunun üst kısmındaki nüfusu, diğer hatlarla buluşturacak. Sultanbeyli'yi, Sancaktepe'yi, hatta Çekmeköy'le beraber Ümraniye'nin bir bölümünü de içine alan bir pozisyonuyla, güçlü bir ulaşım hattını sağlamış olacak. Bu hatta, umuyorum aksamadan ve sonuna hep birlikte ereceğimiz günleri şimdiden diliyorum. Başarılar diliyorum bütün çalışma arkadaşlarıma ve yüklenici firmalarımıza" dedi. İmamoğlu, değerlendirmelerin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İmamoğlu'na sorulan sorular ve İBB Başkanı'nın sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

AK PARTİ'NİN SEÇİM VAADİNİ HATIRLATTI

- İncirli-Beylikdüzü hattı, Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girmedi. Siz de sosyal medyanın tepkisini de getirdiniz. Ardından AK Parti kadından bazı tepkiler geldi. İBB'nin yasal borçlanma sınırını aştığını ve o imzaların bu yüzden atılmadığı gibi yorumlar yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Öncelikle, İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü (Sefaköy-Beylikdüzü-TÜYAP) hattından bahsetmek gerekir. Ben, 33 yıla yakındır o bölgede yaşayan birisi olarak, bu hattın Büyükçekmece, Beylikdüzü, Esenyurt, hatta Başakşehir'in bir bölümü, yani Bahçeşehir'in bir bölümünü bile ilgilendiren, Avcılar, Küçükçekmece nüfusunu yoğun bir biçimde ilgilendiren bu hatla ilgili, ilk vaadi hatırlıyorum. 2003'ün Aralık ayı falan. Niye? 2024'te yerel seçim var. Açsınlar, AK Parti arşivlerinde görsünler. O halka, 'Hemen seçimden sonra başlıyoruz' diye bu vaadi vermiş bir AK Parti hükümetinden bahsediyorum. AK Parti yerel yöneticilerinden bahsediyor. 2004; aradan neredeyse 18 sene geçmiş. Ve o bölgede sanıyorum 18 sene önce, belki bu getirecekleri nüfus 1,5 milyonken, şu anda orada etki altında bulunan nüfus, 3,5 milyon. Ve bu hatta başlanamamış. Biz, gelir gelmez, çok öncelikli bir hat olarak bu işi ele aldık. Yani süreci hem proje olarak ele aldık hem fizibilitesini güçlendirdik. Aynı zamanda bunun finansmanını ele aldık. Ve hatta Mahmutbey-Esenyurt hattıyla nasıl ilişkilendirilir, daha verimli hale gelir gibi, bütün fizibilite çalışmalarımızı bitirdik."

"O MASALARDA OTURANLAR, DÜN İBB MASALARINDA OTURUYORDU"

"Bu konuda bir ön protokol yaptık EBRD ile. Yani finansmanını sağlama yönünde ön protokol yaptık. Ve ardından bu sürecin projelerini tamamlayıp, Ankara'daki bütün kurum ve kuruluşlarla irtibata geçti arkadaşlar. Yani bu, yaklaşık 9-10 aylık bir ilişki. Yani bugüne dair bir ilişki değil. Buradan masada nasıl bekletildiğini, nasıl kenara itildiğini ifade etmeyeceğim. Çünkü, bugün o masalarda oturan insanlar, ne yazık ki dün Büyükşehir'de bazı masalarda oturan insanlardı. O tarafına girmeyeceğim ama kişisel ihtirası, kişisel kıskançlığı, yani İstanbul'a dair kıskançlığı olan bazı insanların, bir hizmeti engelleme yönünde yaptığı kötülüğün bundan daha somut bir örneği olamaz. Bunun içinde Sayın Bakan'ı kastediyorum. Başka yöneticileri de kastediyorum."

"İSTANBUL HALKINA İHANET EDEN YÖNETİCİLERİ, TEK TEK DEŞİFRE EDERİZ"

"Küçükçekmece, Avcılar, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Esenyurt; bunları üst üste koyduğumuzda, 3,5 milyona yakın bir nüfustan bahsediyoruz. İstanbul'da yaklaşık dört kişiden birinden bahsediyoruz. O bölümdeki büyük trafik sıkışıklığından bahsediyoruz. Başakşehir'i de kattığımızda, İstanbul'un batısına ilk metroyu da biz başlattık; Mahmutbey- Esenyurt hattı. Bu da önemli ikinci metrosu. Bu konuda, ihmal edilen bu alana dair bu sürecin işletilmemesi, onay verilmemesi, yatırım planına alınmaması İstanbul halkına ihanettir, kötülüktür. Ben, buradan en üst tonda çağrımı ve uyarımı yapıyorum: İstanbul halkına ihanet eden yöneticileri, tek tek deşifre ederiz. Kim olursa. En tepesinden en altına; kim olursa. Bana borçlanma, bütçe vesaire safsatalarını açmasınlar. Bunu kim onaylamadı? Niçin onaylamadı? Onun cevabını versinler. Ta 2020'de, Meclis'te oy birliğiyle tiyatro mu yaptılar? Onu da merak ediyorum. Tiyatro yaptılar İstanbul Büyükşehir Meclisi'nde. 'Gitsin; Ankara'da nasılsa onaylamayız' diyen akla, yani otobüs alım onayına nasıl oy birliğiyle el kaldırdılar ya; aynı şekilde bunda da tiyatro oynamaya kalkmasınlar bütçeye, ona buna gönderme yaparak."

"BENİ DEĞİL, 16 MİLYON İSTANBULLUYU CEZALANDIRIYORSUNUZ"

"Bakın milyon kilometreyi aşmış metrobüslerle ilgili çoktan imzalansaydı şu anda ne olurdu? Ben, Sayın Cumhurbaşkanı'na, rahmetli Kadir Topbaş'ın cenazesinde, Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesinin yanında sordum. 'Efendim bunu niye imzalamıyorsunuz? Bizim buna ihtiyacımız var.' 'İmzalarız...' 'Konuşuruz…' Aldığım cümle cevap bu. Yanımda insanlar vardı. Bakınız; bütün bu işleri siyasi hırsla ve itirazla yönetenler ne yaptı? Bugün milyon kilometreyi aşmış otobüslerin yerine, 300 tane cıvıl cıvıl tertemiz otobüs hizmet ederdi. Çoktan. Çünkü bunun ihalesi, alımı, teslimi yaklaşık 1-1,5 sene. Meclis'ten çıkalı zaten 1,5 sene oldu. Kimi cezalandırıyorsunuz? Ekrem İmamoğlu'nu değil ki. Beni ancak üzersiniz. Beni değil, 16 milyon İstanbulluyu cezalandırıyorsunuz. İçinde AK Partilisi var, Cumhuriyet Halk Partilisi var, herkes var. Allah aşkına, bu hangi akıl tutulması?"

"BİZE CEVAP YETİŞTİRENLER, TÜRKİYE'NİN
BÜTÇELERİ NE HALE GELDİ, ONA BAKSINLAR"

"Şimdi efendim bütçe, şu, bu. Bütçe dersi veririm onlara. Bunu yazanlara var ya, bütçe dersi veririm. Akılları döner, başları döner. Onlara bütçe dersi veririm. Bize cevap yetiştirenler, Türkiye'nin bütçeleri ne hale geldi, ona baksınlar. Döviz artışı, enflasyon… Yani bugün 100 liralık bütçelerimiz, 200 lira olduysa, paramız artmadı, gelirimiz artmadı. Bakın burada yüklenici arkadaşlar var. Şu TBM ya da şurada yaptıkları işlerin ortalama artışları, yüzde 70-80-90. 'Yurt dışından TBM getiriyoruz' diyor, 'Çin'den ya da Almanya'dan.' Bunlar Euro, Dolar ya da başka bir döviz cinsinden. Kimi aldatıyorlar? Ne bütçesinden bahsediyor? İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin borçlanma izni yoksa, niye borçlanmanın tarifinin altında olduğu bütçeyi 3 ay önce onayladılar. Niye o zaman çıkıp 'Borçlanmanız yok' demediler?"

"BÜTÇE OYUNU ÜZERİNDEN, BU MİLLETİ ALDATAMAZLAR"

"Bakın bütçe oyunu üzerinden, bu milleti aldatamazlar. Bütçe ne biliyor musunuz? Dar gelirlinin cebindeki parayla gidip, 3 ekmek yerine 5 ekmek için Halk Ekmek büfelerinin önünde kuyruğa girendir, bütçenin özeti. Gitsin ona baksınlar. Bana bütçe dersi vermeye kalkmasınlar, akıllarını başlarından alırım. Onun için işin özeti şudur: Bir; İstanbul'un Beylikdüzü- Sefaköy ve hatta İncirli… Sefaköy-İncirli hattını da arkadaşlarım, 'Verin, biz analiz edelim, bu hatta bütün bakalım' diye yazılar yazmasına rağmen, buna cevap bile yazmadı Sayın Ulaştırma Bakanı. Ben, kendisini iki kez aradım telefonla. Makamına not bıraktım, 'Acil bir konu var görüşmek istiyorum' diye. Bir tanesi 5 ay önce, bir tanesi 3 ay önce. Yine bu konuyla ilgili. Dönüş yapmadı. Ben onu niye arıyorum biliyor musun? İsminden dolayı değil. İsminden olsa hiç aramam. Onu arıyorum, çünkü Türkiye'nin Ulaştırma Bakanı. Onun için arıyorum. O da bana cevap vermek zorunda. Ben de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yım. 16 milyon insan onun aklını başından alır yoksa. O bakımdan biz ne yapmış olduk? Beylikdüzü, Esenyurt, Avcılar, Küçükçekmeha halkının faydalanacağı metro hattının yol yürümesinde sıkıntıya uğramış olduk. Ne için? Bir imza. O bir tane imza. Kitap imzalamaya benzemez. Bu başka bir şey. 16 milyon insan etkileniyor."

"AKILLARINI BAŞLARINA DEVŞİRSİNLER"

"İkincisi; İstanbullunun 300 tane yeni metrobüs hattındaki otobüsle buluşmasını, 1,5 senedir engellemiş oldular. 'İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde tiyatro mu oynadı AK Partili meclis üyeleri oy birliğiyle el kaldırırken' diye kendilerine sorsunlar. Bu makamlar, gelir geçer. Parti aidiyetleri, şu, bu, hepsi bir kenara bakın. Esas olan, millete hizmettir. Her yerde söylüyorum. Şu proje, parti projesi değildir. Bu proje, milletin ve devletin projesidir. Bugün Pelin Hanım hizmet ediyor, yarın başkası hizmet edebilir. Dün başkası ediyordu. Bugün ben Belediye Başkanıyım, yarın başkası. Bugün birisi Cumhurbaşkanı, yarın bir başkası. Herkes yaptıklarıyla, diliyle, uygulamalarıyla, işiyle anılır. Birazcık erdemli davransınlar. Birazcık halka dair sorumluluklarını üzerlerine alsınlar. İnsanlar, yarın belki haklarında güzel dualar ederler. Akıllarını başlarına devşirsinler. Zaten gidiyorlar; bari güzel gitsinler."

"HALKIN İRADESİNİ ÖNDE TUTARSANIZ HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLUR"

- Sizde önceki belediye başkanı bir açıklaması vardı, 'Çok oy aldığımız ilçelere metro yatırımı yapacağız' diye. Sizin düşünceniz nedir?

"Ne alakası var? Bakın biz, bugün cansiparane finansmanını bulup yapmak istediğimiz neresi? Çekmeköy. Neresi? Sancaktepe. Neresi? Sultanbeyli. Sultanbeyli, belki de benim partimin en az oy aldığı ilçelerden birisi. Çekmeköy ve Sancaktepe'yi yöneten belli. AK Partili belediyeler. Millet seçmiş. Görevinin başında. Keşke buraya gelselerdi; gelemezler. İzin çıkarsa gelirler. Bazıları cesurca geliyor, onları alkışlıyorum. Gelsinler, çünkü o da seçilmiş. Benim başımın üstünde yeri var. Benim de öyle olmam gerektiği gibi. Bu böyledir yani. Halkın iradesini önde tutarsanız, her şey çok güzel olur. Tutmazsanız, güzel olduğunu zannedersiniz, küçülürsünüz. O bakımdan biz, halka hizmet ediyoruz. Ben, şu anda Çekmeköy'deyim, Sancaktepe'deyim, Sultanbeyli'deyim. Bakın orada öğrenciler bana el sallıyorlar, buradaki yan komşular. Hangi partili olduğuna mı bakıyoruz Allah aşkına? Sevgimizi, gönlümüzü onlara emanet ediyoruz. Onlar bize saygılarını gösteriyorlar. Beraber iş yapıyoruz. Yarın kimin nerede olacağı belli değil. O bakımdan tüm bu kavramlarla, siyasi ayrım yaparak hizmet eden akıl, projesine parti ismi veren akıl, Türkiye'de asla bir işe yaramaz. Türkiye'de milletini, devletini yücelten akıl, geleceğe dair çok güzel izler ve işler yaratır. Bizim yürüdüğümüz yol budur. İstanbul'da hiçbir mahalleye, hiçbir sokağa, hiçbir caddeye, hiçbir ilçeye siyasi ayrımcılık gözüyle bakmadık, bakmayız, bakmayacağız. Bizim tavrımız bu."

"BU ÜLKENİN EKONOMİSİNİ YÖNETENLER
YÜZÜNDEN REVİZE BÜTÇE KONUŞUYORUZ"

- Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, "Belediyeyi borçlanamaz hale getirdiniz. 2-3 yılda, 43 milyardan 402 milyar liraya çıkardınız" diyor. Yani bu durumda siz daha borç alamayacak mısınız?

"Ben az önce az önce söyledim; onun zihni bütçeyi yönetmeye, bütçeyi anlamaya yetmiyor. Onun zihni; polemik üretmeye, yalan ifadeler üzerinden tez üretmeye yetiyor. Sadece siyaset yapıyor. Umarım Esenler Belediye Başkanlığını yapmayı başarabilir. Bu gidişle Esenler Belediye Başkanı bile kalamayacak. İşini yapsın. Bizimle dayanışma içinde olsun Grup Başkanvekili. Biz, kendisine daha 2 hafta önce bütçeyle ilgili sunum yaptık. O zaman çıksaydı, bir gün sonra bir gün sonra açıklama yapsın. Bakın benim arkadaşlarım kendisine brifing verdiler. İSKİ bütçesi, Büyükşehir Belediyesi bütçesi… İSKİ'de, 1 milyar 300 milyon liralık geçen yıl gerçekleşen elektrik masrafı, şu anda bu yıl için 2 milyar 700 milyon lira. Ne borçlanmasından bahsediyor? Bütçenin ne anlama geldiğini biliyor mu? Bütçenin bu tür geçiş zamanlarında, yani gerçek enflasyonun yüzde 50-60'ları yaşadığı bir ortamda, yeni yılın bütçesini yaparken… Bakın benim, Kasım ayında, 'Bizim acilen revize bütçe ihtiyacımız olacak' diye konuşmam var. Açın, görün. Biz, şu anda revize bütçe yapmak zorundayız. Meclis'e getirmek zorundayız. 'Şubat'ta konuşalım' diye arkadaşlarıma cevap verdiler. Bu hafta yine konuşacağız kendisiyle. Davet ettim. Biz, niçin revize bütçe konuşuyoruz iki ayda? Bu ülkenin ekonomisini yönetenler yüzünden. Benimle konuşmasın. Dönsün, Ankara'da ekonomiyi yöneten bakanıyla konuşsun, başka yetkililerle konuşsun, 'Bizi niye bu duruma düşürdünüz' diye. Kendi bütçesi, kendi ilçesindeki bütçesi. Şu anda revize bütçe yapmak zorunda kalacak, göreceğiz. Alın Esenler'in 2021'de, Ekim ayında kendi ilçesinde geçirdiği bütçeyi, bir de bu yılın sonunda kaç liralık bir bütçeyle geçtiğini görün. Yani nasıl bittiğini görün. Diyeceksiniz ki; 'Ekrem İmamoğlu bunu sana 18 Ocak'ta Sancaktepe'de söylemişti.' En az en 1,7-1,8 katı bütçeyle bitirmek zorunda kalacak. Sebep? Ekonomiyi yöneten kendi yetkilileri yüzünden. Onun için onlara hesap sorsun. Bizimle ilgisi yok."

ADAYLIK YANITI: "BENİM İŞİM GÜCÜM İSTANBUL"

- Sizin adaylığınız söz konusu mu acaba?

"Bakın ben, İstanbul Belediye Başkanıyım. Gündemden düşürmeyenlerle konuşun. Benle ne alakası var? Benim İstanbul gündeminin dışında konuştuğum, -şöyle dönün sadece bir seneye bakın- tek bir husus bulun, getirin önüme koyun. Ben duyuyorum, 'Efendim İstanbul'la ilgilenmiyor.' Benim işim gücüm İstanbul. Her gün İstanbul'un bir sokağındayım. Bir mahallesindeyim, bir ilçesindeyim. Başka bir yere gittiğim yok. Türkiye'de büyük bir ahlak sorunu yaşıyoruz. Mesela birilerini kavga ettirmek istiyorlar. Ekrem İmamoğlu'nu kavga ettirmek istiyorlar. Ben, dünyada benim Genel Başkanımla en son kavga edecek kişiyim. Cumhuriyet Halk Partisi'nde, benden daha iyi Cumhuriyet Halk Partili yok bana göre. Çünkü en iyi partili, ülkesine en iyi hizmet edendir, Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki kültür gereği. Ben de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde en iyi hizmeti yapmaya çalışan birisi olduğum için, ondan da en fazla gururlanacak kişi, benim partimin Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'dur. Dolayısıyla, buna bir baba-oğul ilişkisi gibi deyin; bir Genel Başkan-İstanbul Belediye Başkanı ilişkisi deyin; geçmişten beri bir siyasi yol arkadaşı-yoldaş ilişkisi deyin; ne derseniz deyin, bizim huzurumuzu kaçıracak, bizi kavga ettirecek Türkiye Cumhuriyeti'nde Allah'ın kulu yok."

"BU YOLCULUKTA HERKES, GEREKİRSE KAPIKULU OLMAYA ADAYDIR"

"Tüm ittifak olarak da siyaset üstü bir akılla, Türkiye'nin ekonomisini yerle bir eden, Türkiye'deki insanlara ayrıştırma iklimini yaratan kim varsa, onlardan bir an önce ülkeyi düze çıkarıp, Türkiye'yi müreffeh bir seviyeye kavuşturma konusunda yemin etmiş siyasi kimlikleriz. Hiçbirimizin kişisel egosu, kişisel bekası söz konusu değildir. Koltuk sevdası söz konusu değildir. Bu yolculukta herkes, gerekirse kapıkulu olmaya adaydır. Anlatabiliyor muyum? Böyle bakarız biz yolculuğumuza. Milli bir meseledir. Ülkemizin kurtuluş mücadelesidir. O bakımdan bunun için de ekonomik kurtuluş vardır, bunun için de eğitimle ilgili, bunun için de şehircilikle ilgili, yerel yönetimle ilgili… Ben mesela şöyle düşünüyorum: Yani ülkemizde siyasi ayrımcılık yapmaksızın, bütün belediyelere eşit bakan bir hükümet olduğu takdirde, bu ülkenin her belediyesi başarılı olur. AK Partilisi, MHP'lisi, CHP'lisi, İYİ Partilisi… Hangisi olursa olsun. O bakımdan halkın iradesine saygı duyan, akılcı, mantıklı, ülkesini düşünen, her ortamdan bir ayrımcılık cümlesi çıkartmayan, hep birlikte başaralım diyen bir akla hepimizin çok ihtiyacı var. 'Benim İstanbul'da ihtiyacım var' diyorum. Onun için ben bu işe hangi duyguyla yaparlar, nasıl bu psikolojiye bürünürler…?"

"NE KADAR AŞIKMIŞLAR İSTANBUL'A?"

"Neymiş bu İstanbul ya? Ne kadar aşıkmışlar İstanbul'a? Haberimiz yok yani. Binlerce kilometrekaresini mülk edinmişler haberimiz yok. Sanki 16 milyon insan, bir avuç insandan mülkünü aldı. Böyle bir şey yok. Kıskançlık yapmasınlar. Ben onların da çoluklarına, çocuklarına, torunlarına hizmet ediyorum şu an İstanbul'da. Kıskançlık yapmasınlar. Onların da partililerine hizmet ediyorum İstanbul'da. Etmeye de devam edeceğim. Onların torunlarından, çocuklarından oy alacağım. Bugün o raporu imzalamayanların torunlarından, çocuklarından ben oy alacağım göreceksiniz. Bana daha çok itibar edecekler. Çünkü yanlış yaptıklarını görecekler ileride. Bu bakımdan o kötü yolculuktan, o kötü akıldan, kıskançlıktan sıyrılsınlar. Bu şehre hizmet etmek isteyen, doğru yaptığımız her işe imza atsınlar. Alkışlasınlar. Partiler gelir geçer. Diyeceğim bu kadar."

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.