logo
24 HAZİRAN 2026

İman ‘tasdik etmek’ küfür ‘örtmek’ demektir

İmanla küfrün sınırı önemli kelam konulardandır. “İman”, lügatte, tasdik etmek ve “küfür” ise örtmek anlamındadır. Dolayısıyla, buğdayı yere gömen çiftçiye de “kâfir” denilmektedir

01.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İman ‘tasdik etmek’ küfür ‘örtmek’ demektir
İman ‘tasdik etmek’ küfür ‘örtmek’ demektir
İmanla küfrün sınırı önemli kelam konulardandır. "İman", lügatte, tasdik etmek ve "küfür" ise örtmek anlamındadır. Dolayısıyla, buğdayı yere gömen çiftçiye de "kâfir" denilmektedir.

Fakat akait ve kelam ilimlerinde "iman"dan maksat, Allah Teâlâ'nın birliğine, kıyamet gününe ve Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) peygamberliğine inanmak anlamındadır.

Elbette, Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) peygamberliğine iman, geçmiş peygamberlerin, semâvî kitapların ve O Hazretin beşer için getirmiş olduğu öğretilere ve Allah'ın hükümlerine yakinen iman etmeyi de kapsar.

İmanın gerçek merkezi insanın kalbidir. Nitekim Kur'an'ı Kerim, "Onların kalbine iman yazılmıştır"   buyurmaktadır.







Yine, İslam'ın gücü karşısında teslim oldukları hâlde, kalpleri iman nurundan boş olan göçebe Araplara, "Henüz iman kalplerinize girmedi"   buyurur.

Fakat bir kişinin iman ettiğine hükmetmek, dil vasıtasıyla veya diğer yollarla onu açığa vurması veya en azından inancını inkâr etmemesine bağlıdır.

Çünkü aksi durumda onun iman ettiğine hükmedilmez. Kur'an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır: "Sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları (Allah'ın ayetlerini) inkâr ettiler." 

Bu açıklamayla küfrün sınırı da açıklık kazanmış oluyor. Eğer bir insan Allah Teâlâ'nın birliğini veya kıyamet gününü ya da Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) peygamberliğini inkâr ederse, kesinlikle kâfir olduğuna hükmedilir.







Nitekim açık bir şekilde peygamberliği inkâr etmeyi gerektiren, Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) getirdiği dinin zaruriyâtından birini inkâr etmek, insanı küfre mahkum eder.

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.), Ali'yi (a.s.) Hayber kalesini fethetmeye gönderdiği zaman, O'na bir bayrak verip, bu bayrağın sahibinin Hayber'i fethederek döneciğini hatırlattı.

Bu arada Ali (a.s.), Hz. Resulullah'a (s.a.v.) dönerek, "Onlarla savaşmanın sınırı nedir?" diye sorunca, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki: "Lâ ilahe illallah, Muhammedü'r-Resulûllah diye şehadet getirinceye kadar onlarla savaş; böyle yaptıkları zaman, hak yere öldürülen ve malları alınanlar dışında, kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar." 







Yine birisi, İmam Cafer Sadık'a (a.s.), "Kulun, Allah'a iman etmesine neden olan en küçük şey nedir?" diye sorunca, İmam (a.s.) şöyle buyurdu:

"Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in (s.a.v.) O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet getirmesi, Hakk'a uymayı kabul etmesi ve zamanının imamını tanımasıdır; böyle yapacak olursa iman getirmiş olur." 

İman gerçekte kalbî inanç olmasına rağmen, insanın kurtuluşa ermesi için böyle bir imanın yeterli olduğunu sanmamak gerekir. Bunun için insan onun fiilî etki ve gereklerine de bağlı kalmalıdır.

Dolayısıyla, birçok ayet ve hadislerde, gerçek mü'min, imanın gereklerine bağlı kalıp Allah'ın farzlarını yerine getiren kişi olarak tanınmıştır.







Kur'an-ı Kerim Asr Sûresi'nde, bütün insanları zarar içerisinde sayarak onların arasından sadece şunları müstesna etmiştir:

"Ancak inanıp, iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka."

İmam Muhammed Bâkır (a.s.), İmam Ali'den (a.s.), adamın biri O Hazrete, "Allah'ın birliğine ve Peygamber'in risaletine şahadet eden herkes mü'min midir?" diye sorması üzerine, "Allah'ın farzları nerede?" şeklinde cevap verdiğini nakleder.







Yine Emiru'l-mü'minin Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Eğer iman sadece sözden (şehadet getirmekten) ibaret olsaydı, artık oruç, namaz, helâl ve haram yaşanmazdı." 

Buraya kadar söylediklerimizden şu sonucu alıyoruz:

İmanın çeşitli mertebeleri ve her mertebenin de kendine has etkisi vardır. Kalben inandıktan sonra dille ikrar etmek veya en azından inkâr etmemek, imanın, peşinden bir takım dinî ve dünyevî gerekleri getiren en asgari mertebesidir; oysa imanın, insanın dünya ve ahirette kurtuluşa ermesine neden olan diğer bir mertebesi de, onun amelî ve fiilî gereklerini yerine getirmektir.

Burada değinilmesi gereken diğer bir nokta da, bazı rivayetlerde dinî vecibeleri yerine getirmenin de imanın erkânından sayılmış olmasıdır.







İmam Rıza (a.s.), babalarından ve onlar da Hz. Resulûllah'tan (s.a.v.), O Hazretin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "İman kalpte tanımak, dille ikrar etmek ve uzuvlarla da amel etmekten ibarettir." 

Bazı rivayetlerde, kelime-i şehadetle birlikte namaz kılmak, zekât vermek, hac farizasını yerine getirmek ve ramazan ayında oruç tutmak da kaydedilmiştir.

"Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna inanıp namaz kılmak, zekât vermek, hac yapmak ve ramazan ayı orucunu tutmak." 

Böyle rivayetler, ya Müslümanlarla Müslüman olmayanların bu amellerle birbirlerinden tanınabileceklerine işaret eder, ya da kelime-i şehadeti söylemenin; en önemlileri namaz, zekât, hac ve oruç olan diğer dinî vecibelerin yerine getirilmesi durumunda insanı kurtuluşa erdirebileceğine işaret eder.







Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: "Ey inananlar, Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın, dinleyin, size selam verene (ve kendisini sizinle aynı dinden bilene), dünya hayatının geçici menfaatini gözeterek, "sen mü'min değildin!" demeyin." 

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.), İslam'ın temellerini beyan ederek bir Müslüman'ın, başka bir Müslüman'ı günah işlemesinden dolayı tekfir etmeye veya onu müşrik saymaya hakkı olmadığını vurgulamaktadır.

"Bir günahtan dolayı onları tekfir etmeyin ve onlara karşı, müşriktir de demeyin." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi

Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
TOYGUN Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ile havalanan Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu.






Baykar tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen KIZILELMA insansız savaş uçağı, testlerine hız kesmeden ediyor. Bayraktar KIZILELMA, gövde kısmında taşıdığı TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ile başarılı atışlar gerçekleştirdi. KIZILELMA, ASELSAN tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen Lazer Güdüm Kiti 82 ve yine ROKETSAN tarafından geliştirilen TEBER Güdüm Kiti'yle başarılı atışlara imza attı.








Öte yandan TOYGUN EOTS, Bayraktar KIZILELMA'nın düşük görünürlük kabiliyetini koruyarak gelişmiş hedefleme yapabilmesini sağlıyor.

Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"

Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.