logo
04 MART 2026


İnsanlar gider şarkıları kalır

18.04.2023 00:00:00

Dünyaya geldiğimiz günden daha anlamlıdır neden dünyaya geldiğimizi anladığımız gün. İnsan bu dünyadan giderken arkasından güzel bir biçimde hayırla yâd edilebileceği iyi bir hikâye bırakmalı. Bakın şair ne diyor;

"İnsanlar gider şarkıları kalır

şarkılar var uzun

yüzyıllar dolanır

şarkılar var kısa

söylendiği yerde kalır

şarkılar var benim şarkılarım

söyletmezler içimde kalır."

Şu fani dünyadan her gün pek çok kişi o bir âleme sefer ediyor, gidiyor. Şairin dediği gibi şu gök kubbede hoş bir seda bırakıp da gidenlere ne mutlu. Bu hayatı yaşamanın amacı da zaten iyi bir finalle bitirmek değil mi? 

Bir dostumdan dinlemiştim; Hastanede yatan bir yakınına refakat ederken, aynı odada bir başka hasta ağırlaşınca bilinçsiz bir şekilde Dum, Dum, Dumma da Dum diye sayıkladığını işitiyor. Başındaki yakınları kelime-i tevhit, kelime-i şahadet söylemesi için telkinde bulunmasına rağmen hasta bir türlü telkin edileni söyleyemiyor. Hasta Dum, Dum, Duma da Dum diye sayıklaya sayıklaya vefat ediyor.

Arkadaşım merak ediyor hasta yakınlarına soruyor ki, vefat eden ömrünü davul çalarak geçirmiş. Başka hiçbir işle uğraşmamış. "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz de öyle dirilirsiniz" emri fermanı dipdiri duruyor. Allah her anımızı ve akıbetimizi hayırlı eylesin. Çünkü ecel oku ne vakit bizi bulur bilemeyiz ki.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ticaretle uğraşan çok da iyi kazanan bir tüccar eşi ve bir kızı ile mutlu bir şekilde yaşarken aniden hastalanır ve vefat eder. Anne eşinin ticari faaliyetlerini sürdüremez, batırır. Anne ve kız elde avuçta ne varsa harcar ayakta kalmaya çalışırlar. Bir gün kızına bir kısmet çıkar. Kızının çeyizini yapacak imkân yoktur. Anne vefat eden eşinin kızım yarın evlenirse düğün de kızıma takarım ve kızıma da beni hayırla yâd eder düşüncesi ile aldığı bir kıymetli gerdanlığı satıp, kızının düğünü için gerekli olan eşyaları almaya karar verir. Gerdanlığı sarraflar çarşısına götürür. Uyanık bazı sarraflar bu iki hanım efendinin getirdiği gerdanlığın çok değerli olduğunu anlarlar. Aralarında anlaşırlar ucuza kapatmak, bu iki kadına üç beş kuruş verip gönderip daha sonra değerinde satmak için kurdukları bir kumpasla Müzayede oluştururlar. Müzayede Gerdanlık satılığa çıkar. Müzayedeyi yöneten açılışı 10 altınla yapar. Gerdanlığın fiyatı gıdım gıdım artırılır ama değerinin çok altında.

O esnada yardımcısı ile birlikte müzayede salonun dan geçen şehrin ileri gelenlerinden olan Ali Bey müzayedeyi izler. Bakar ki çok kıymetli bir gerdanlık değerinin çok altın da satılıyor. Soruyor, soruşturuyor mevzuyu öğreniyor. Bakıyor ki çok kıymetli, saygın iki hanımefendi bütün masumlukları ve nazendelikleri ile müzayedenin sonunda ellerine geçecek birkaç kuruşu hesabını yapıyorlar.

Ali bey kurulan oyunu görür ve müzayedeye dâhil olur. Artırım 15 altında iken Ali Bey 100 altın der. Karşısındakiler bir miktar daha artırırlar ama Ali Bey bu sefer 200 altın, 300 altın, 400 altın diye çok astronomik rakamlarla fiyatı yükseltmek suretiyle katılımcıların önüne geçer ve müzayede de gerdanlığı satın alır. Sarrafların oyununu bozar.

Tabi ki anne ve kızı bu sonuçtan çok mutlu olurlar. Kırık kalpleri, gönülleri hoş olur. Paralarını alıp evlerine giderler. Artık kızının düğün masrafı çıkmış, evlerini değiştirip eski varlıklı günlerinde olduğu gibi daha güzel bir evde ve imkânlarla yaşamayı planlamaya başlarlar.

Ali Bey yardımcısına bu iki hanım efendinin evlerinin nerede olduğunu öğrenmesini ister. Ali Bey evin yerini öğrenince bu iki hanımefendinin evine gider ve kapıyı çalar. Camdan anne bir bakar ki gerdanlığı satın alan Ali Bey'dir gelen.

Anne ve kız telaşlanır eyvah derler herhalde gerdanlığın bir kusuru var iade etmek için geldi.

Anne endişeyle kapıyı açar. Ali Bey anne ve kızın endişe içinde olduğunu görünce onları teskin eder. Bir sorun yok der.

Anneye dönerek sizin de izniniz olursa gelin olacak bu kızımın beni bir manevi babası olarak kabul edin lütfen. Bu gerdanlığı kızınızın düğününde vefat eden babasının adına takmanız için size hediye ediyorum lütfen kabul edin der. Anne ve kız büyük bir şaşkınlık ve mutlulukla kabul ederler. 

Ali Bey iki mahzun kırık kalp sahibi bu güzel insanların gönlünü almanın tarifsiz mutluluğuyla evine gider. 

Herhalde en büyük zengin kimse, kırık kalpleri satın alabilendir, gönüllere girmeyi başarandır. Bu fani dünyada insan fırsat ele geçince bir iki tane kırık kalp satın almalı.

Ali Bey, O gece mana âleminde bir düğün merasimi görür. Bir de bakar ki düğün gerdanlığını satışa çıkaran kızın düğünüdür. Düğünü de Fahri kâinat Efendimiz olan Resulü Ekrem idare ediyor. Resulullah kızın bel kuşağını bağlayacaktır, ama bağlamaz Ali Bey nerede diye sorar. Ali Bey gelsin kızımızın kuşağını onunla bağlayacağım der.

Ali Bey ben Resulullahın huzuruna çıkamam diyor, ben suçlu, avare, günahkâr, yüzü kara bir insanım der. Çağıranlar diyor ki, biz emir aldık sultanımız çağırıyor gideceğiz denince Ali Bey utana sıkıla Resulullahın huzuruna çıkıyor. Resulullah; gel Ali Bey gel, gel sana bir sarılayım, gel koca insan gel. Sen eşyada hakkı iyi müşahede eden bir zatsın gel. Bilmez misin "Bir yetimi sevindirmek beni sevindirmektir, beni sevindirmek Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaktır." Gel kuşağı birlikte bağlayacağız buyurur.

Herhalde böyle bir hali yaşamanın bu dünyada bir pahası olmasa gerek.

Böyle halleri yaşamayı Allah bizlere de nasip etsin. Kırık gönülleri bulmayı o gönüllere girmeyi o gönülleri hoşnut edecek maddi, manevi gücü ve kudreti Allah (c.c) hepimize nasip etsin.

 
 
Ergül Güner / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.