logo
24 HAZİRAN 2026

İnsanlardan korkma Allah’tan kork

Oğul! Kalben elindeki her şeyden sıyrılıp çık! Bütün varlığından vazgeç ki bütün bunların karşılığını alabilesin

07.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İnsanlardan korkma Allah’tan kork
İnsanlardan korkma Allah’tan kork
"Oğul! Kalben elindeki her şeyden sıyrılıp çık! Bütün varlığından vazgeç ki bütün bunların karşılığını alabilesin.

Yazık sana! İnsanlar, Allah'tan bir onay gelmediği sürece sana ne bir fayda sağlayabilirler, ne de zarar verebilirler. İnsanların kalpleri Allah'ın elindedir, onları dilediği gibi hareket ettirir. Bazen emre amade kılar, bazen de birine musallat kılar.

Siz, Allah'ın, "Allah insanlara rahmetinden her neyi açarsa onu tutabilecek kimse yoktur"   buyurduğunu işitmediniz mi?" 







Ey dünyalık ve para-pul peşinde koşan! Bunlar da bir "şey"dir ve bunların kaynağı da Allah'ın nezdindedir. Şu halde bunları niye insanlardan istiyorsun? Niye bunları şirk diliyle ve sebeplere bağlanarak istiyorsun?

Hakkı ve hakikati gör; her halinde manevi meşgalen bu olursa, benliğin ölür, şahsi arzuların söner.

Daima Hakkı gözet ki, kalbinde yalnız Allah sevgisi yaşasın. Başkasına giriş hakkı kalmaz olur… Elinde tevhit, azamet, ceberut kılıcı olur; her gördüğün aşağılık duyguları ruhundan kovar ve lüzumsuz şeyleri kökünden yok edersin.

Nefsinde sana baş kaldıramaz. Hele kötü arzu temsili olan heva; şahsiyetçiliği temsil eden irade ve arzu sana hiçbir zaman dünya ve ahiret işlerinde yol gösteremez.







Kalbinde bir Hak ölçüsü vardır. İşittiğin her söz, gördüğün her hakikati Hak ölçülere vurursun. Daha ilerilere giderek Hakk'ın rızası önünde boyun eğer; bütün varlığınla O'na teslim olursun.

Bu halinle Allah'ın kulu olur ve emrine bağlı kalır, halka uymaz ve onların arzularına gidemezsin…

Ey cahil!

Kalbin Hakk'ı nasıl görebilir ki, halk onu doldurmuş. Cami kapısını nasıl görebilirsin ki, evinde oturmaktasın. Evinden çıkarken yavrularını, ehlini bir yana atar, camiye doğru yol alırsan o caminin kapısını görürsün. Demek ki bir grubu arkaya atmadıktan sonra ikincisini görmek kabil olmuyor.







Halkla olduktan sonra Hakk'ı görmen mümkün olmaz. Dünyayı gördükten sonra ahireti bilmen nasip olmaz. Bir yanında dünya bağı, öbür yanında ahiret sevgisi olursa onların Yaratan'ını bulmayı nice umarsın. Her fani varlıktan tamamen sıyrılırsan, sır âlemin Rabb'inle karşılaşır. Bu dıştan anlaşılmaz, iç âlemin halleridir…

Halkı bırakmak; onların elinde hiçbir iyilik ve kötülük olmadığına ve olamayacağına inanmakla olur. Bütün kuvveti Allah'tan görüp, halkın elinde mevcut olan bir şey görmeden Allah'ın kudretini tasdik etmekle mümkün olur…

Halkı hakikaten kalbinden çıkar. Onları, kâh açılan, kâh kapanan bir kapı bil. Onları, meyvesi bazen var, bazen de yok olan ağaçlar gör.







Bu işlerin hepsini bir faile bağla ve bir müdebbirin tedbiri kabul et. Bu fail ve müdebbirin de Allah olduğuna inan ki, muvahhid olasın.

Allah'ın yardımı olmadan onların işi tamam olmayacağını iyi bil. Allah'ı unutarak onlara tapma. Bunların yaptığı, Allah'ın işinden ayrıdır deme. Hakk'ı inkâr etmiş olursun…
 
Bütün telaşınız halkla iyi geçinmeyi temin için. Dolayısıyla da Hak'la olan bağlarınızı koparmak… Bundan başka hiçbir çabanız yok…

Allah yolcuları, halktan korkmaz. Çünkü Allah, onları himayesine almıştır. Onları, Allah saklar ve idare eder. Her kötülükten esirger. Allah yolcuları da buna inanır…

Bilirler ki, yakında halkın eli tutamayacak, ayakları yürüyemeyecek ve dili de söz edemeyecek. Halkın aciz olduğuna ve yokluk içinde bulunduğuna inanmışlardır. Bilirler ki, halk öldüremez ve bir paye veremez. Bilirler ki, halkın elinde ne fayda ne de zarar vardır… 







İslam'da ruhbanlık yoktur

Salihlik kıyafetinde değil; kalbinde olsun! Avam ne giyiyorsa sen de, onu giyin ama onların yaptıklarından başkasını yap!

Ruhbanlık, yeme, içme ve evlilik konusunda olmaz. Allah (c.c.) Ruhbanlığa gelince, biz onlara böyle bir şey emretmedik. Ruhbanlığı, Allah'ın rızasını kazanmak adına kendileri icat ettiler" buyurmuştur.

Hz. Peygamber de (s.a.v.), "İslam'da ruhbanlık yoktur" buyurmuştur.

İhlas sahibi olan ehl-i tevhidin manastırı kalpleridir; nefis, heva-heves ve tabiatlarına karşı sert tutumlarıdır. Meyveleri halvetleridir. Müşahedeleri Rableriyle ünsiyet kurmak ve O'na yakarmaktır."  (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.