logo
24 HAZİRAN 2026

IRAK'TA BİLİNMESİ İSTENMEYEN GERÇEKLER-

02.01.2003 00:00:00
Denetçiler Casusluk Yapınca

Kamil BAYRAKTAR

ABD'nin bir gerekçesi de Irak'ın BM silah denetçilerine izin vermediği şeklinde ortaya sürüldü, durdu. Gerçekten Irak, BM silah denetçilerini ülkesinde istemiyor muydu? Ülkede 7 yıl görev yapan ve içinde W. Scot Ritter'in de bulunduğu silah denetçileri, 1998 yılında, başlangıç olmak üzere Irak'ı neden terk etmiş, bu terk ediş Irak topraklarının bombardıman üstüne bombardımana tutulmasına sebep olmuş, sonra da Bush'un savaş tamtamlarına çanak tutma özelliği taşımıştı. Bu olayın arka planını da açıklıyor Ritter ve çarpıcı, ilginç ve Irak olayında ne kadar da büyük bir oyun oynandığını gösteren şu sözleri sarfediyor:

"Esasında Irak silah denetçileriyle işbirliği yapmaya istekli olduğunu defalarca gösterdi. Denetimlerin kesilişini ve misyonun sonuçsuz ya da yarım kalışını (bununla Irak'ın silahtan tamamen arındığını kanıtlayamamasını kastediyorum) hafifleten koşullar var. Bu kararları uygulamaya çalışanlar -örneğin ABD- aslında, sadece kendilerine tanınan Irak içinde hareket etme iznini Güvenlik Konseyi'nin kararlarına aykırı bir biçimde kullanarak, sözgelimi casusluk yaparak karar hükümlerini ihlal ettiler."

Casusluk da yetmedi

Ritter'in söylediğine göre denetçiler casuslukla da yetinmemişlerdi. Savaş tamtamları çalanların gerekçelerini boşlukta sallandıracak gerçeklerin ortaya çıkmaması için "biyolojik silah" alanında olduğu gibi, gerekli araştırmayı yapmaktan kaçındıkları bile olmuştu. Çünkü, var olduğunu iddia edip de aradıklarının yoklar listesinde olduğunun ortaya çıkması işlerine gelmiyor, yüzeysel çalışmalar ise iddialarını ve savaş tamtamlarını çalmayı sürdürme imkanı veriyordu. Yani biyolojik silah arama işinde, Ritter'e sorular yönelterek Irak konusunda dünya kamuoyunun aydınlanmasına büyük katkı sağlayan gazeteci William R. Pitt'in, söylediği şekliyle "Bir şey bulamamak korkusuyla arama iznine cinayet silahını arama şıkkını koydurmaya yanaşmayan, sonra da silahı bulamayışlarını kanıt sayan polis dedektifleri gibi" bir örnek yaşanıyordu. Bu örneğin yaşanmaması durumunda işe gelmez, istenmeyen sonuçlar kaçınılmaz olup yine Pitt'in ifadesiyle, "Denetçilere izin verilmesi kesinlikle Iraklıların işine gelirdi, çünkü iddiaları kanıtlanamazsa yaptırımlardan kurtulmak için bir tez oluşturmaya devam edebilirlerdi." Konunun bu ilginç cephesi ile ilgili olarak Ritter'in verdiği bilgiler şöyle:

"Kontroller bazen istismar edildi. Bu istismarlarla ilgili olarak, UNSCOM'un Irak'taki çalışmalarının sonraki bölümünde Birleşmiş Milletler'in biyolojik silah denetimini yöneten Dick Spertzel örneği verilebilir. Spertzel Amerikan ordusunda biyolojik savaş subayı olarak görev yapmış ve ABD'nin biyolojik saldırı silahları üretiminde rol oynamıştı. Bu nedenle konu hakkında bir hayli bilgisi vardır. Kendisi Birleşmiş Milletler'in biyolojik silah örnekleri aramayacağını açıkladı. En berbat olaylardan biri Irak Devlet Başkanlığı saraylarıyla ilgilidir. O saraylara 1998'de, bir torba şekeri havaya kaldırıp, 'Bu şarbon mikrobu olsa Washington D.C'de yaşayanların tamamını öldürebilir' diyen Savunma Bakanı Cohen gibi yönetimde yer alan pek çok politikacının son derece sert bir söylem tutturduğu bir dönemde gittik. Pek çok kişi şarbonun Irak saraylarında imal edildiğini söylüyordu. Dünya bizi oralara sokmak için neredeyse savaşa tutuşacaktı. Saraylara girdik, nükleer ve kimyasal silah testi yaptık, hiçbir şey bulamadık. Ama biyologların herhangi bir test yapması engellendi. Iraklılar bunu Dick Spertzel'in yüzüne vurduklarında, kendisi orada biyolojik silah olabileceğini aklından bile geçirmediğini belirtti. Iraklıların, biyolojik silah iddialarının kanıtlanamamasından faydalanmalarını istememişti..."

"Dick Spertzel'in o zamandan beri elimizde bilgi olmamasından şikayet edip bir yandan da Irak'ın biyolojik silah potansiyelini bir kara delik olarak nitelemesi ironiktir. Saçma. Iraklılar kendisinden tekrar, tekrar, gelişkin algılama cihazları getirip biyolojik silahların olup olmadığını test etmesini istediler. Spertzel ise, Irak'ın bu silahlara sahip olmadığı yolundaki iddiasını destekleyen tali kanıtlar bulunmasına yarayacak araştırmalar yapmayacağını söyledi sürekli olarak."

"Richard Butler'in (Denetçilein başkanı) Dick Spertzel'e bu şekilde hareket etme izni vermesini ne aklım alıyor ne ahlaken kabul edebiliyorum. Sabah toplantılarında araştırma tarzı yüzünden Dick Spertzel'le kaç kez ağız dalaşına girmişizdir neredeyse. Hayatımda profesyonellikten bu kadar uzak bir araştırma görmediğimi tekrar tekrar söyledim. Ama biyolojik silahlar alanında o görevliydi. Benim işim ise gizlenen bir şeyler olup olmadığını öğrenmekti. Ve biyolojik silahların gizlendiğine dair hiçbir kanıt bulamadım."

Yıl 1998; CIA adına istihbarat ve geri çekilen denetçiler

ABD, 1990'daki Körfez Harekâtının ardından, bu harekâtta Irak'a yağdırdığı bombalar yetmiyormuş gibi çeşitli bahanelerle bu ülkeye bomba yağdırmaya devam etti. 1998'den itibaren bu bahanelerin arasına BM denetçilerinin Irak'tan geri çekilişi, Iraklı makamlar tarafından kendilerine izin verilmemesi olayı da eklendi. En son olarak Kasım 2002'de giden ve Güvenlik Konseyi kararıyla 9 Aralık 2002'ye kadar tüm bilgilerin elinin altına verilmesi istenen denetçi olayında da kendini gösterdi ABD ve bu kez işi bombalamadan daha da ileri götürerek hazırlığını yaptığı savaşın nedeni sayacağını açıkladı. Irak, önerileni yaptı. Denetçileri kabul etti. Belirtilen tarihe kadar tüm dosyaları teslim etti. Fakat bu ABD'nin işine gelmemiş olacak ki, bu dosyalardaki bilgilerin eksik olduğunu ileri sürerek savaş tamtamları çalmaya devam etmeyi tercih etti. Etmeye de devam ediyor.

"Irak'ta yürütülen faaliyetler BM kurallarıyla çelişmediği sürece -kitle imha silahlarını aramak- sorun çıkmaz. Bu görevin dışına çıkıp istihbarat toplamaya yarayacak incelemelere izin verdiğiniz anda, denetleme misyonunun bütün güvenilirliğini yok edersiniz" tespitinde bulunan Ritter'in anlattığına göre, CIA'nin bu denetlemelerin arkasında, sırf Saddam hakkında bilgi toplama amaçlı pek çok program yürütmesine izin verilmiş. 1998 yılında istifa etmesinin sebeplerinden biri, bu yöntemin yanlışlığına dikkat çekip terk edilmesi gerektiğini söylemesine rağmen bu isteğini kabul ettirememesi olmuş. Ritter'in istifa ettiği 1998 yılı içinde UNSCOM denetçileri de geri çekildi. Ritter, BM denetçilerinin 1998'de neden geri çekildiğini şöyle kelimelere döküyor:

"O yılın Ağustos ayında, müzakere için Bağdat'a bir heyet gitti. Iraklıların, böyle ayak sürümelerden ve kasıtlı provokasyonlardan sabrı taşmıştı artık. Denetçilerin, Irak'ın ulusal egemenliği, güvenliği ve onuruyla doğrudan ilgili alanlara tamamen uygunsuz bir şekilde girdiklerini düşünüyorlardı. Bu konuların açıklığa kavuşmasını istiyorlardı. Richard Butler elinde çok saldırgan bir programla geldi, Iraklılar artık onu muhatap almayacaklarını açıkladılar. Butler'in artık Güvenlik Konseyi politikasının adil ve objektif bir uygulayıcısı değil, ABD'nin yardakçısı olduğunu düşünüyorlardı. Butler görevden çekildi, ama Iraklılar bundan böyle UNSCOM'u da muhatap almayacaklarını söylediler. Bunun üzerine Richard Butler, Ekim ayında tüm denetçileri geri çekti."

"Bunun üzerine ABD, Irak'ı bombalama hazırlıklarına girişti. Bombardıman uçakları Irak semalarında dolaşmaya başladı. Ardından BM Genel Sekreterliği Iraklıları denetçileri tekrar ve koşulsuz kabul etmeye ikna etti, bombardıman uçakları geri çağrıldı. Ancak Pentagon ve Beyaz Saray BM tarafından yönlendirildikleri hissine kapıldılar, böylece her ne olursa olsun bombalama kararı alındı. Bombalama operasyonu denetleme misyonuyla çakışmalıydı: Denetlemeler bombalamayı başlatmak için tetik olarak kullanılacaktı."

"Sonuçta denetçiler Irak'a gönderildi. Görevleri oldukça hassas alanlarda incelemeler yapmaktı. Silahsızlanmayla filan ilgisi olmayıp Iraklıları provoke etmeye yönelik şeyler."

"...Irak 'Hassas Bölge Denetlemeleri' protokolü diye bir teklif öne sürmüştü. Iraklılar, gayet anlaşılır bir şekilde, yüzlerce istihbarat görevlisinin buralarda dolaşmalarını istemediklerini söylemişlerdi. Rolf Ekeus

(BM Denetçilerinin Başkanı) Haziran 1996'da Irak'a gitmiş, 'Hassas Bölge Denetleme Usulleri' başlıklı bir sözleşme hazırlamıştı. Bu sözleşmeye göre denetçiler Iraklıların hassas kabul ettikleri bir bölgeye geldiklerinde, Irak dört kişiden oluşan bir ekibi derhal içeriye alacak, bu ekip de o bölgenin kitle imha silahlarıyla bir ilgisi olup olmadığını ya da gerçekten hassas olup olmadığını belirleyecekti. Söz konusu mıntıkanın hassas olduğuna karar verilmesi durumunda, denetime derhal son verilecekti."

"Hassas Bölge Denetleme Usulleri, Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmiş ve yürürlükteki kuralların bir parçası haline gelmişti..."

"O Aralık ayında denetçiler Irak'a giderken Hassas Bölge Denetleme Usulleri'ni işlemez hale getirme emrini almışlardı. Bu emir Güvenlik Konseyi'nin bilgisi dışında yerine getirildi. O dönem denetçilerin eşgüdüm içinde çalıştıkları tek ülke ABD'ydi."

"Denetçiler, Irak'a, Bağdat'ın göbeğindeki Baas Partisi merkezine gittiler. Iraklılar buranın hassas bir bölge olduğunu, usuller uyarınca ancak dört kişilik bir ekibin içeri girebileceğini söylediler. Denetçiler, tek yönlü olarak Hassa Bölge Denetleme Usulleri'nin geçersiz olduğunu ilan edip tüm ekibin içeri gireceğini söylediler. Iraklılar uzlaşmacı davranıp içeri altı kişi kabul edeceklerini söylediler. Sonuçta içeri kabul edilen grup hiçbir şey bulamadı. Buna rağmen ekip başkanı daha büyük bir ekibin içeri alınmasını talep etti. Iraklılarsa, içeri bir ekibin daha alınabileceğini ama yine Hassas Bölge Denetleme Usulleri'ne uyulması gerektiğini söylediler. Denetçiler, denetlemeyi o noktada kesip durumu Richard Butler'a bildirdiler. Butler da bu olayı Güvenlik Konseyi hükümlerinin kesin ihlali olarak rapor etti."

"Denetçi ekipleri, Güvenlik Konseyi'nin diğer üyelerine verilmiş bir taahhüdü doğrudan ihlal ederek görevden çekildiler; bu denetçilerin Güvenlik Konseyi'nin bilgisi ve izni olmadan geri çekilmemeleri gerekiyordu. Zira denetçiler Konsey'e bağlıdır. Bu son olaydan iki gün sonra, Richard Butler'ın Güvenlik Konseyi'ne verdiği rapor gerekçe gösterilerek ABD bombardımanı başladı. Elbette raporda Iraklıların denetçilerin görevlerini yapmalarına izin vermedikleri yazıyordu."

Yarın: Körfez'de kıyamet senaryosu

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.