Müslüman Türkler olarak tarih sahnesinde silinmez izler bırakmışızdır. Bu izler her ne kadar silinmeye çalışılsa da, bunun beyhude bir çaba olduğu bir gerçektir. Sağlam ve eskimez inancından aldığı güçle hareket eden ceddimiz, ortaya koyduğu hayat anlayışıyla insanı ilgilendiren her sahada eşsiz örnekler ortaya koymuştur. Bu ifadelerin hamasi olmadığını sizler çok iyi biliyorsunuz. Acaba araya niye böyle bir cümle sıkıştırdık?Neden olacak! Şimdi, bilimsellik adı altında tarihi gerçekleri inkar mantığı aldı başını gidiyor. Küresel güçlerin hesabına çalışanların yürüttüğü dezenformasyon çalışmaları çerçevesindeki bu tutum maalesef bize çok şey kaybettirmiştir.Ama tekrar söylüyoruz, ne yapılırsa yapılsın, ceddimizin ortaya koyduğu örnekler her şeye rağmen apaçık ortadadır.Mesela gündelik konuşmalarımızda kullandığımız bazı kelime, kavram ve deyimler, geçmişte yaşananların adeta nefes alıp vermesidir.Hemen hemen hepimizin kullandığı bir 'Osmanlı tokadı' tabiri vardır ki, arka planı incelendiğinde çok şey anlatır.İsterseniz size yine tarihi bir yolculuk yaptıralım ve Osmanlı tokadının 'mahiyetini' kavramaya çalışalım.Bu kez kahramanımız Arslan Bey. Yavuz Sultan Selim'in muhafız komutanı. Aslında bu zâtın ilginç bir hikayesi var. Onu bir başka yazıya bırakıyoruz. Gelelim asıl mevzua.Topkapı Sarayı Fransa'dan gelen önemli elçileri ağırlamaktadır. Elçiler büyük padişah Yavuz'un huzurunda 'mum gibi' dizilmişler, meramlarını anlatmaktadırlar. Bir ara bir sessizlik olur.Fakat bu sessizlik çok sürmez.Önce müthiş bir tokat sesi duyulur. Ardından elçilerden biri yere yuvarlanır, tüylü şapkası bir yerde, kendisi bir yerde.Kısa süren bir kargaşa olur. Elçi yerden kalkmaya çalışır fakat bunu başkasının yardımı olmadan yapamamaktadır.Olanları Yavuz da anlamaya çalışır. Meraklı gözlerle yerden kaldırılan elçiye bakar. Padişahın merakını fark eden Arslan Bey bir adım öne çıkar ve şu sözlerle padişahın merakını giderir:- Sultanım, bu adam gelip gelip sizin gölgenize basıyordu!Bu hadiseyle ilgili çok şey yazılabilir. Üzerinde durulması gereken detay o kadar çok ki hangisi anlatılsın.Ama bizim üzerinde duracağımız tabii ki 'tokat' meselesi.Efendim, bu olaydan da anlaşılacağı üzere Osmanlı tokadının en önemli özelliği 'haddi bildirme'dir. Sınırı aşanlar, her türlü tecavüze yeltenenler, haksızlık yapmaya kalkanlar bu tokatla kendine gelirdi. Çünkü Osmanlı 'adaletin, ırzın-namusun ve her türlü hakkın' koruyucusuydu. Bu nedenle O'nun eli 'adaletin eliydi'. Ve tabii ki O'nun tokadı 'adaletin tokadı'.Bu anekdottaki Müslüman Türk'ün gücü, onuru, azameti ayrıca vurgulanması gereken konulardır.Şimdi gelelim günümüze. Ne haldeyiz sizce?Halimiz açık; bir zamanlar tokadımızla hizaya gelenlerin kapısında dilenciliğe zorlanıyoruz bazı akl-ı evveller sayesinde. Reva mı?Bence değil.Sizce?
Okan Egesel / diğer yazıları
- Hz. İnsan’a… / 20.04.2020
- Koronavirüsten önce, koronavirüsten sonra... / 28.03.2020
- ‘Ben Ali’yim’ / 25.06.2019
- Atatürk keramet sahibi bir veliydi / 10.04.2019
- Çok şükür psikolojimiz yetmiyor! / 13.03.2019
- O günler geliyor, görüyorum / 22.02.2019
- Evet, bu seçim beka seçimidir / 06.02.2019
- Kumpasın arkasındakileri açıklıyorum / 11.01.2019
- Mustafa Kemal’in uçaklarına ne oldu? / 05.01.2019
- Yunan’ın galip gelmesini isteyen hainler / 26.12.2018
- Koronavirüsten önce, koronavirüsten sonra... / 28.03.2020
- ‘Ben Ali’yim’ / 25.06.2019
- Atatürk keramet sahibi bir veliydi / 10.04.2019
- Çok şükür psikolojimiz yetmiyor! / 13.03.2019
- O günler geliyor, görüyorum / 22.02.2019
- Evet, bu seçim beka seçimidir / 06.02.2019
- Kumpasın arkasındakileri açıklıyorum / 11.01.2019
- Mustafa Kemal’in uçaklarına ne oldu? / 05.01.2019
- Yunan’ın galip gelmesini isteyen hainler / 26.12.2018



























































