logo
13 EYLÜL 2026

İsrail basını: İsrail ordusu, Batı Şeria'da geniş çaplı bir tırmanışa hazırlanıyor

İsrail basını, İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'da önümüzdeki günlerde büyük ölçekli bir tırmanışa hazırlandığını, bunun daha fazla Filistinli mülteci kampının işgalini ve kapsamlı askeri operasyonların uygulanmasını içerebileceğini yazdı

13.09.2026 16:42:00
AA
 
İsrail basını: İsrail ordusu, Batı Şeria'da geniş çaplı bir tırmanışa hazırlanıyor
İsrail basını: İsrail ordusu, Batı Şeria'da geniş çaplı bir tırmanışa hazırlanıyor
İsrail merkezli Walla haber sitesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberde, İsrail ordusunun Batı Şeria'da "teröre köklü müdahale" olarak nitelendirdiği bir dizi hazırlığı sürdürdüğü belirtildi.

Haberde, İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'da önümüzdeki günlerde büyük ölçekli bir tırmanışa hazırlandığı, bunun daha fazla Filistinli mülteci kampının işgalini ve kapsamlı askeri operasyonların uygulanmasını içerebileceği ifade edildi.

İsrail güvenlik birimlerinin, siyasi yönetimin Batı Şeria'nın kuzeyinde daha fazla mülteci kampının işgal edilmesi ve geniş çaplı operasyonlar düzenlenmesi yönünde baskı yapabileceğini değerlendirdiği kaydedildi.

İsrail ordusunun ayrıca bölgedeki kontrolünü pekiştirmek amacıyla yeni askeri noktalar inşa ettiği aktarıldı.

Batı Şeria'da gerginliğin tırmanması
İsrail güvenlik birimlerinin Batı Şeria'daki arazilerde yaşanacak sürtüşmelerin tırmanmasından endişe ettiği belirtilirken, yasa dışı yerleşim birimlerinin sayısında yaşanan büyük artışın bu tırmanışın nedenlerinden biri olduğu ifade edildi.

Halihazırda var olan 180 yerleşimin yanı sıra 84 ek yeni yerleşim ile yasa dışı 140 yerleşim çiftliği ve 100'den fazla yerleşim noktasının olduğu kaydedildi.

Bu koşulların, İsrail ordusuna yasa dışı yerleşim birimleri konusunda yeniden düşünmeyi ve güncellenmiş bir güvenlik yaklaşımını benimsemeyi dayattığı belirtildi.

Olası askeri faaliyetler
Haberde, İsrail ordusunun Batı Şeria'daki eylemlerini yoğunlaştırmasına yönelik değerlendirmelerin, ekim ayının sonlarında yapılması beklenen İsrail seçimleri, kasım ayında yapılması planlanan Filistin seçimleri, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile Filistinliler arasındaki gerilimin tırmandığı Yahudi bayramları dönemine dayandığı kaydedildi.

İsrail güvenlik kaynaklarına atıfta bulunulan haberde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın ek mülteci kamplarının işgal edilmesi, Batı Şeria'nın kuzeyine odaklanarak büyük ölçekli askeri eylemler yürütmesi için orduya baskı yapabileceği ifade edildi.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te de İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistinlilere yönelik baskın ve saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.

İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında Filistinlilerin öldürülmesi ve gözaltına alınmasının yanı sıra ev ve yapıların yıkılması, cami ve araçların ateşe verilmesi, tarım arazilerinin tahrip edilmesi, çiftçilerin arazilerine ulaşmasının engellenmesi ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi gibi eylemler gerçekleştiriliyor.

Filistinliler, İsrail'in bu saldırılarla Batı Şeria'yı ilhak etmeye hazırlandığını ve söz konusu durumun bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması ihtimalini tehlikeye attığını belirtiyor.

Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı

Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı

13.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı
Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'ye resmi ziyaret gerçekleştirdi. Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Suriye-Türkiye ilişkileri son 2 yılda büyük bir ivme kazanmış durumda. Suriye, Türkiye ile değil dünya ile ilişkilerinde yeni başlangıç yapmak zorunda kaldı. Eski Suriye'nin gitmesi yeni Suriye'nin gelmesi bölgeye istirar ve barış getiren bir husus olmuştur. Suriye devleti, hükümeti bölge ülkeleriyle her alanda iş birliğini geliştirme konusunda büyük bir gayret göstermektedir. Suriye'nin her geçen gün yaralarını daha da fazla sardığını görüyoruz. Bölgemizdeki bütün savaşlar tıpkı Suriye'de olduğu gibi teker teker biter.

Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta.

YPG/SDG'nin kendini feshetmesi yönündeki deklerasyonu önemli ve kıymetli buluyoruz. Bu adım vakit geçirilmeden pratiğe geçirilmesi gerekiyor, sahada hayata geçirilmelidir.

İsrail'in izlediği politikalar terörle mücadelede olumlu gidişatın önündeki en büyük engel. İsrail'in saldırıları ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail saldırıları ile Suriye'yi istikrarsızlaştırmak istiyor. DEAŞ gibi terör örgütlerine destek vermektedir. Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağı olduğunu biliyoruz, kendileri de inkar etmiyor. Suriye'nin egemenliğini tam olarak sağlamış, komşuları için istikrar üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz.

İşadamlarımızın karşılıklı ortaklık bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte. İnanılmaz bir talep var. Altyapıyı, zemini hazırlamaya çalışıyoruz. Sanayicilerimizin büyük bir ilgisi var. 10 yıldan fazla kalmış Suriyeli kardeşlerimiz var. Bunların hareket geçirdiği network'ü var. Bu iki ülke açısından önemli.

İKİ GÜNLÜK ZİYARETİN AYRINTILARI

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın iki günlük Suriye ziyareti kapsamında, Bakan Şeybani ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edilecek, İçişleri Bakanı Enes Hattab ile de bir araya gelecek.

Ziyarette, Türkiye ile Suriye arasında 8 Aralık 2024'ten bu yana gelişen ilişkiler, ticaret, enerji, ulaşım ve bölgesel bağlantısallık projeleri ele alınacak. İki ülke arasındaki işbirliğinin hukuki ve kurumsal zemininin güçlendirilmesi de gündemde olacak.

Fidan'ın görüşmelerde, Suriye'deki entegrasyon sürecini ve SDG'nin kendini feshetmesi başta olmak üzere alınan kararların zamanında uygulanmasını gündeme getirmesi bekleniyor. Devlet otoritesinin kapsayıcı biçimde güçlendirilmesi ve Türkmenler dahil tüm toplumsal kesimlerin eşit vatandaşlık temelinde sürece katılması da ele alınacak.

Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve ekonomik toparlanmasına desteğini yinelemesi beklenirken, Suriye'nin güneyindeki gelişmeler ve İsrail'in saldırılarının ülkenin güvenlik ve istikrarına etkisi de görüşmelerin başlıkları arasında yer alacak.

Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması

Eğitim-Bir-Sen; 2026-2027 eğitim öğretim yılından beklentilerini yazılı bir açıklama yaparak yayımladı

13.09.2026 17:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması
Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması
Eğitim-Bir-Sen; 2026-2027 eğitim öğretim yılından beklentilerini paylaştı. Eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının yalnızca okulun ilk günü konuşulup ardından unutulmadığı; kalıcı çözümlerin hayata geçirildiği, Türkiye'yi geleceğe güven ve refah içinde taşıyacak nitelikli ve verimli bir eğitim öğretim yılı olması Eğitim-Bir-Sen tarafından temenni edildi. Bu anlayışla yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanlarına, öğrencilere, velilere ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Eğitim-Bir-Sen, yazılı açıklama yayımladı. Eğitim-Bir-Sen'in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"Sorunların kalıcı çözüme kavuşturulmasını, güçlü ve büyük Türkiye idealine ulaşmamızı sağlayacak eğitim politikalarının geliştirilmesini ve uygulanmasını bekliyoruz. Yeni döneme umutla bakmamızı sağlayan gelişmelerin başında PISA 2025 sonuçları gelmektedir. Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarında ortaya koyduğu başarı, son yıllarda eğitime yapılan yatırımlar kadar öğretmenlerin emeğinin, gayretinin ve fedakârlığının da bir sonucudur. PISA 2025'te elde edilen bu başarıda büyük pay sahibi olan öğretmenlerimizi takdir ediyor, ortaya koydukları emek ve özveri için kendilerine teşekkür ediyoruz. Bu memnuniyet verici tabloya rağmen PISA 2025 sonuçları, bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı farklarının arttığını da göstermekte ve eğitimde eşitsizliğin giderilmesi adına daha atılması gereken çok sayıda adımın varlığını ortaya koymaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının mülakat mağduru öğretmenler için PIKTES öğretmen alımı süreci üzerinden ürettiği çözüm, eğitim öğretim yılının başında olumlu bir gelişme olmuştur. Yine iller arası mazerete bağlı yer değişikliğinde ikinci bir hak tanınması ve 2023'te atanan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği imkânı verilmesi de eğitim çalışanlarının beklentilerine karşılık veren, yerinde bir adımdır. Ancak öğretmen açığı, öğretmen istihdamının bölgeler arası dengesiz dağılımı, iş güvencesiz ücretli öğretmen istihdamı, çalışma barışını ve iş motivasyonunu bozan sözleşmeli öğretmenlik, yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, kariyer basamaklarına esas hizmet süresi tespitindeki eksiklikler, ek ders ücretlerinin yetersizliği, okul yöneticiliğinin kariyer mesleği yerine ikincil görev olarak yürütülmeye çalışılması, gittikçe büyüyen norm kadro fazlası personel sorunu, norm kadro fazlası personelin sürekli yer değişikliğine tabi tutulması, okulların güvenlik görevlisi, yardımcı personel ve bütçe sorunu ile şiddet gibi konularda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir. Görüldüğü üzere, eğitimde vakit kaybına tahammülü olmayan ve yapılması gereken çok iş, çözüme kavuşturulmayı bekleyen onlarca sorun bulunmaktadır. Bu sorunların ertelenmeden çözülmesi, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının işlerinin başına motivasyonu yüksek ve çalışma şartları iyileştirilmiş şekilde gitmelerini sağlayacak adımların atılması, ülkemizin geleceği için olmazsa olmazdır. Yetkililer, eğitim çalışanlarının beklentilerini karşılamalı ve çalışma şartlarını iyileştirecek politikaları hayata geçirme gayretinde olmalıdır."

"Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye adli işlem yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 5 il merkezli 15 ili kapsayan "Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlem gerçekleştirildiğini bildirdi

13.09.2026 16:18:00
AA
 
"Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye adli işlem yapıldı
"Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye adli işlem yapıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "fuhuş", "müstehcenlik" ve "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak veya satın almak" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü KOM ve Siber şube müdürlüklerince teknik ve fiziki takipler gerçekleştirildiği, tanık ifadeleri ve ihbarların değerlendirildiği bildirildi.

Açıklamada, soruşturma kapsamında, bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini henüz tamamlamamış çocuklar ile reşit olmayan gençlerin yaş ve gelişim düzeyleri gözetilmeksizin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında yönlendirildiğine ilişkin deliller elde edildiği belirtildi.

Bu faaliyetleri yürüttüğü değerlendirilen dernekler ile bunları finanse eden kişi ve grupların, "ücretli sosyal arkadaşlık hizmeti" adı altında istismarda bulunduğu değerlendirilen kişilerin ve eğlence faaliyeti görünümünde hukuka aykırı eylemlere ortam sağladığı değerlendirilen işletmelerin tespit edildiği kaydedilen açıklamada, faaliyetlerin toplum nezdinde olağanlaştırılmasının önlenmesi, çocukların üstün yararı, aile kurumunun ve toplumun ortak ahlaki değerlerinin korunması amacıyla Anayasa'nın 41. maddesi başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda operasyon düzenlendiği bildirildi.

38 şüpheliye yönelik arama, yakalama ve el koyma işlemi
Açıklamada, İstanbul merkezli operasyonda İstanbul'da 20, Ankara'da 4, Çanakkale'de 3, İzmir'de 2, Antalya'da 2, Ordu'da 1, Elazığ'da 1, Balıkesir'de 1, Aydın'da 1, Kırşehir'de 1, Iğdır'da 1 ve Hatay'da 1 olmak üzere 38 şüpheliye yönelik 38 adreste arama, yakalama ve el koyma işlemi gerçekleştirildiği kaydedildi.

İstanbul'da faaliyet gösteren 10 işletme ile 6 LGBTİ+ derneğinin de aralarında bulunduğu 54 iş yeri, ev ve derneğe 12 ve 13 Eylül tarihlerinde operasyon düzenlendiği aktarılan açıklamada, 25 gram uyuşturucu ve uyarıcı madde, 10 gram kokain, 9 gram esrar, uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen 10 sentetik hap, 7 enjektör ve iğnesi, 2 bin şişe kaçak alkol, 1 ruhsatsız tabanca, 5 kamera kayıt cihazı ve 26 cep telefonu ele geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, operasyon kapsamında 26 şüphelinin gözaltına alındığı, diğerlerinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Bir işletmenin ruhsatına aykırı faaliyette bulunması nedeniyle mühürlendiği aktarılan açıklamada, soruşturmanın tüm yönleriyle sürdürüldüğü kaydedildi.

KAOS GL Derneğine yönelik soruşturmada 21 şüpheli gözaltına alındı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, derneğin internet sitesi ile sosyal medya hesaplarında, çocukların erişimine açık şekilde müstehcen içerikli paylaşımlar yapıldığına ilişkin ihbar üzerine soruşturma başlatıldı.

Başsavcılığın talimatları doğrultusunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen tespit ve araştırmalarda, derneğin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarını kullanan, yöneten ve bu hesaplarla bağlantılı dijital platformları idare eden şahıslar tespit edildi.

Bu kapsamda, dernek yöneticileri ile internet sitesi ve sosyal medya hesaplarını yönettiği tespit edilen 18, çeşitli internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden toplumun genel ahlakını ve kamu düzenini bozucu nitelikte paylaşımlarda bulunarak müstehcenlik ve fuhuş suçlarını işledikleri tespit edilen 8 şüpheli hakkında, arama, el koyma ve dijital materyallerin incelenmesine yönelik adli kararlar ile gözaltı talimatı verildi.

Düzenlenen operasyonda şüphelilerden 21'i gözaltına alındı, 5 şüphelinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.

Ayrıca, derneğin internet sitesine Türkiye'den erişimin engellenmesine karar verildi.

İzmir'de 16 şüpheli yakalandı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, kent genelinde toplumun huzurunu ve sükununu bozmaya yönelik faaliyetlerde bulundukları, sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlarla "müstehcenlik" ile "fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek" suçlarını işledikleri değerlendirilen şüphelilere yönelik soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Soruşturma kapsamında çeşitli ilçelerdeki 24 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Eş zamanlı arama ve yakalama işlemlerinin gerçekleştirildiği, 16 zanlının gözaltına alındığı, 8 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten açıklama
Adalet Bakanı Akın Gürlek de NSosyal'deki hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu ve "2026/4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi" doğrultusunda, çocukların, aile kurumunu ve toplum düzenini korumaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.

İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklar​​​​​​​ının koordinasyonunda, emniyet ve jandarma teşkilatlarıyla "Ailem Güvende" operasyonlarının yapıldığını ifade eden Gürlek, 5 il merkezli 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirildiğini kaydetti.

Soruşturmalarda, fuhuşa aracılık veya yer temin eden kişilerin, bu faaliyetlere ortam sağladığı değerlendirilen işletmelerin, müstehcen içerik üreten ve yayan şüpheliler ile çocukların bu içeriklere maruz bırakılmasına yönelik faaliyetlerin incelendiğini aktaran Gürlek, şu bilgileri verdi:

"Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik ve fiziki takip, tanık beyanları, dijital incelemeler ve görüntü kayıtları sonucunda eş zamanlı gözaltı, arama ve el koyma işlemleri yapılmış, uyuşturucu maddeler ile çok sayıda dijital materyale el konulmuş, çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet sitesine erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır. Soruşturmaların mali boyutunda LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilmiştir. Bu para hareketlerinin kaynağı ve soruşturmalara konu faaliyetlerle bağlantısı araştırılmaktadır."

Soruşturmaları titizlikle yürüten Cumhuriyet başsavcılıklarına ve kolluk kuvvetlerine teşekkür eden Gürlek, Anayasanın, aile ve çocukların korunmasına ilişkin devlete yüklediği sorumluluk çerçevesinde, çocukları, gençleri ve aileleri hedef alan hiçbir suç yapılanmasına, istismar ağına ve yasa dışı faaliyete müsamaha gösterilmeyeceğini vurguladı.

Kanserin genetik şifresi çözüldü

Tıbbi onkolojinin hedeflenmesi en zor alanı olarak kabul edilen pankreas kanserinde, uzun yıllardır "ulaşılamaz" denilen KRAS gen mutasyonunu kilitleyen yeni bir akıllı molekül (daraxonrasib), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı. Laboratuvardan klinik aşamaya taşınan bu tarihi gelişme, pankreas kanserini çaresiz bir hastalık olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir kronik durum haline getirmeyi hedefliyor

13.09.2026 11:10:00
Eyüp Kabil
 
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Dünya genelinde agresif seyri ve çok kısıtlı tedavi seçenekleriyle bilinen pankreas kanseri için tıp tarihi niteliğinde bir adım atıldı. Sağlık Editörleri tarafından derlenen bilgilere göre, vakaların neredeyse %90'ından sorumlu olan ancak yapısal özellikleri nedeniyle otuz yılı aşkın süredir ilaçla hedeflenemeyen KRAS proteini, geliştirilen yeni nesil bir "moleküler yapıştırıcı" teknolojisi sayesinde tamamen kilitlendi.

Geleneksel kemoterapilerin aksine doğrudan tümörün mutasyonlu gen yapısına saldıran bu yeni etken madde, kanserli hücrelerin büyüme sinyallerini kalıcı olarak kesiyor.


Hücreleri birbirine "yapıştırarak" tümörü durduruyor


Onkoloji uzmanları, yeni nesil tedavinin çalışma mekanizmasını bir mühendislik harikası olarak tanımlıyor. İlaç, kanser hücresindeki mutasyonlu proteini bloke etmek yerine, hücre içindeki bir yardımcı proteini yakalayarak adeta bir "moleküler tutkal" gibi KRAS genine yapıştırıyor. Bu sayede kanserli hücre bölünme yeteneğini kaybederek kendi kendini imha etme sürecine giriyor.

Klinik çalışmalarda elde edilen ilk sonuçlar, özellikle ileri evre ve yayılım göstermiş (metastatik) hastalarda tümör boyutlarında belirgin bir küçülme ve hastaların sağ kalım sürelerinde ciddi bir uzama sağlandığını ortaya koydu. Ayrıca ağızdan günlük tablet olarak alınması, hastaların hastaneye bağımlı kalmadan ev konforunda tedavi olmalarına imkan tanıyor.


Kemoterapi yan etkilerine son


Yeni tedavinin hastalar açısından en büyük avantajlarından biri de hafif yan etki profili oldu. Kemoterapinin saç dökülmesi, ağır halsizlik ve bağışıklık çökmesi gibi yıkıcı yan etkilerine yol açmayan akıllı molekül, sadece tümörlü dokuyu hedef alarak sağlıklı hücreleri koruyor. Uzmanlar, hastaların tedavi süresince günlük yaşam kalitelerini neredeyse tamamen koruyabildiklerini belirtiyor.


Türkiye'ye ne zaman gelecek?


Sağlık Bakanlığı onay ve ruhsatlandırma süreçlerinin ardından, ilacın küresel ölçekte yaygınlaşması bekleniyor. Türkiye'deki onkoloji profesörleri, Türk hastaların bu yenilikçi tedaviye erken erişim sağlayabilmesi için "Erken Erişim ve İnsani Amaçlı İlaca Ulaşım Programları" kapsamında gerekli girişimlerin hızla başlatılacağını ifade ediyor. Tıp dünyası, 2026 yılını onkolojide biyolojik sistemlerin tamamen restore edildiği yeni bir çağın başlangıcı olarak kabul ediyor.

TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz" dedi

12.09.2026 12:31:00 / Güncelleme: 12.09.2026 13:18:40
İHA
 
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"
Yeni eğitimin öğretim döneminin başlamasından önce açıklamalar yapan Palandöken, "İlk, orta ve lisede yaklaşık 18 milyon öğrenci eğitim görüyor. Dolayısıyla 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmenimiz var. Ülkemizde yaklaşık 75 bini aşkın okulumuz var. Yeni eğitim öğretim yılında 30 bine yakın güvenlik görevlisi görev yapacak. Dolayısıyla biz aileleri, başta tabii ki çevredeki esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz. Bununla birlikte ailelerin de eğitim döneminde çocukların okul aile birlikleriyle ve öğretmenleriyle temasını geliştirmesi lazım" dedi.

"Okul çevrelerinde kötü alışkanlıklara karşı tedbir alınmalı"

Okul çevrelerinin güvenliği konusunda uyarılarda bulunan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Korsan satıcıların veya illegal örgütlerin ürünlerini satan, bağımlılık kazandıran içeriklerden uzak tutulması lazım. En önemlisi çocuklarımızı kontrol etmemiz. Bunların geleceğini daha güvenli, daha emin, gözümüz gibi koruduğumuz; sınıflara yeni başlayandan liseyi bitirip üniversiteye gidinceye kadarki ebeveynlik görevlerimizi de harfiyen yerine getirmemiz lazım. Gidiş geliş saatleri başta olmak üzere, çevresindeki arkadaşları, okuldaki hareketleri mercek altında olması lazım. Hem çevredeki esnaflarımızla birlikte hem de servis araçlarımızla, onların bakımlarıyla güvenli bir şekilde öğrencileri indirip bindiren araçlarda bulunması gereken eğitici ablalarının, koruyucu ablalarının çok dikkatli bir şekilde; evlerinin bulunduğu caddenin, sokağın ve trafik akışını iyi hesap edip indirilip bindirilmesine de dikkat etmesi lazım" diye konuştu.

"Servis şoförlerimizin yeterlilikleri ve araçların bakımı önemli"

Yeni eğitim-öğretim döneminde servis şoförlerinin mesleki yeterliliklerinin ve araç bakımlarının çok önemli olduğuna işaret eden Palandöken, "İnşallah 2026-2027 öğretim yılı başarılı bir şekilde neticelenir. Kazasız belasız ve çocuklarımızın yetişmesindeki, eve geliş gidiş saatlerindeki, beslenmeleri, harcadıkları zamanların, kimlerle birlikte olduklarının da kontrol edilmesi lazım. En önemlisi kolluk kuvvetleri. Hem yerel yönetimler hem de emniyet güçlerinin çok sık takip etmesi çok önemli. Çocukları taşıyan servis araçlarının bakımlı aynı zamanda da can güvenlikleriyle ilgili bütün sorunlar halledilmiş bir vaziyette, servisleri yapılmış, okula getirip götürmelerinde ilgili Oda belgesine dayanan, sertifikaları olan şoförlerimizin bu konuda uyarılmasıyla ilgili tedbirler alındı. Bizim umudumuz inşallah bu sene çok daha dikkatli ve çok daha disiplinli bir şekilde okul hayatlarını idame ettirecek yavrularımıza hepimiz birlikte, toplum olarak da sahip çıkacağız. Onların yetişmeleri, toplumun refaha ermesi, daha iyi neticeleri alması için, hepimize gerekli olan bir uygulama olacak inşallah" ifadelerini kullandı.

Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!

Gaziler haklarını isterken polis ablukası ve engellemelerle karşı karşıya kalırken, Abdullah Öcalan için İmralı’da dubleks villa inşa edildiğine ilişkin açıklamalar kamuoyunda büyük tepki yarattı

12.09.2026 11:25:00
Haber Merkezi
 
Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!
Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!
Gaziler haklarını isterken polis ablukası ve engellemelerle karşı karşıya kalırken, Abdullah Öcalan için İmralı'da dubleks villa inşa edildiğine ilişkin açıklamalar kamuoyunda büyük tepki yarattı. "Gazilere yer yok, terör örgütü elebaşına villa var" eleştirileri yükseldi.

AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gazeteci Nagehan Alçı'ya Abdullah Öcalan için İmralı'da "bahçeli ev" yapıldığını söylediğini belirterek, konuya ilişkin dikkat çeken ayrıntılar paylaştı.

Tayyar'ın mesajı

"Madem Devlet Bey, Gazeteci Nagehan Alçı'ya Abdullah Öcalan için İmralı'da bahçeli ev inşa edildiğini açıkladı, biz de biraz açalım.

Mevzudan uzunca süredir haberdardık, bilgiyi aktarana sözümüzden hiç gündeme getirmedik.

Artık söz hükmünü yitirdi.

Devlet Beyin açıkladığı "bahçeli ev" dubleks bir villa.

250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi.

Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış.

Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var.

Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor.

Öcalan'ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor. Doğrusu da bu.

Gaziler Ankara'da günlerce bekledi

Türkiye'nin bağımsızlığı ve güvenliği uğruna mücadele eden gaziler ise geçtiğimiz günlerde Ankara'da haklarını ve taleplerini duyurmak için günlerce eylem yaptı.

Gazilerin basın açıklamalarının engellendiği, polis ablukası altında tutuldukları, Meclis'e girişlerinin engellendiği ve bazı çevrelerce "provokatörlükle" itham edildikleri yönündeki görüntü ve açıklamalar kamuoyuna yansıdı.

Ortaya çıkan tablo şu soruyu gündeme getiriyor:

Bu ülke için canını ortaya koyan gaziler haklarını anlatmak için Ankara'da polis ablukasıyla karşılaşırken, terör örgütünün başındaki isim için İmralı'da 250 metrekarelik dubleks villa hazırlanması hangi vicdana sığar?

Vatan için mücadele eden gazilere gösterilmesi gereken saygı ve imkânlar tartışma konusu olurken, İmralı'da terör örgütü elebaşına villa tahsis edildiği iddiası, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda vicdani bir hesaplaşmayı da zorunlu kılıyor.

İstanbul'da okullara ilk gün ayarı


 
 
İstanbul'daki okullarda 14 Eylül'de dersler 10.00-15.00 saatleri arasında yapılacak.
 

12.09.2026 08:11:00
AA
 
İstanbul'da okullara ilk gün ayarı
İstanbul'da okullara ilk gün ayarı

İstanbul'daki resmi ve özel tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde 14 Eylül Pazartesi günü derslerin 10.00-15.00 saatleri arasında yapılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 2026-2027 eğitim öğretim yılının 14 Eylül Pazartesi günü başlayacağı hatırlatıldı.

3 milyona yakın kişiyi ilgilendiriyor

Kent genelinde 2 milyon 800 bin öğrenci, 161 bin 453 öğretmen ve 19 bin civarında okul servisinin yeni dönemin ilk günü trafiğe çıkacağı aktarılan açıklamada, velilerin de öğrencilerini araçlarıyla okullara götürmesiyle birlikte oluşabilecek yoğunluğun ulaşımda aksaklıklara yol açmaması amacıyla önemli bir düzenleme yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu kapsamda, İstanbul'daki resmi ve özel tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde 14 Eylül 2026 Pazartesi günü ilk derslerin 10.00-15.00 saatleri arasında yapılması kararlaştırıldı. Alınan kararla hem öğrencilerin ve öğretmenlerin okullarına güvenle ulaşabilmesi hem de şehir içi trafiğin düzenli ve kontrollü şekilde işlemesi hedefleniyor" ifadelerine yer verildi.

Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor!


 
 
Tiroit bezi hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla oluşan tiroit kanserinin toplumda görülme sıklığı giderek artıyor. Öyle ki son veriler 40 yılda görülme oranının 3 kat arttığını ortaya koyuyor.

12.09.2026 00:10:00
Murat Çorbacı
 
Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor!
Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor!

Özellikle kadınları etkileyen kanser türleri arasında yer alan tiroit kanserinde son yıllarda artış yaşanıyor. Bu artışın nedenleri arasında sağlıksız beslenme, kanser yapıcı maddelere daha fazla maruz kalma ve obezite gibi etkenler yer alsa da günümüzde şüpheli nodüllere erken tanı konulabilmesi de büyük rol oynuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, modern teknolojiler sayesinde tiroit kanserinin günümüzde erken dönemde tespit edilebildiğine ve ciddi sonuçlara yol açmadan tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, "Erken tanı için özellikle ailesinde tiroit kanseri öyküsü bulunan ve radyasyon tedavisi almış kişilerin, herhangi bir yakınmaları olmasa bile tarama amacıyla tiroit bezlerinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi yaşamsal önem taşımaktadır" dedi. Ayrıca tiroit nodülü bulunan kişilerin düzenli takiplerini aksatmamaları gerektiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, "Eğer nodüller yakın zamanda ultrasonografi ile değerlendirilmediyse hastalarımıza en kısa zamanda tetkiklerini planlamalarını önermekteyiz" şeklinde konuştu.

Boyundaki her şişlik kanser anlamına gelmiyor, ancak…

Boynun ön kısmında, nefes borusunun hemen üzerinde yer alan kelebek şeklindeki tiroit bezi; metabolizmanın düzenlenmesinden kalp hızının ayarlanmasına ve vücut ısısının kontrolüne kadar çok sayıda yaşamsal işlevde rol oynayan hormonları üretiyor. Bu dokuda yer alan hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucunda tiroit kanseri gelişiyor. Aslında tiroit nodülleri toplumda oldukça yaygın görülüyor ve bunların yalnızca küçük bir bölümü kanser taşıyor. Birçok alt tipi bulunan tiroit kanserinde en sık görülen ve daha yavaş seyreden papiller tip öne çıkıyor. Bunun dışında daha hızlı seyreden 'anaplastik tip' daha ölümcül sonuçlara yol açabilse de papiller tip tiroit kanserine kıyasla çok daha nadir görülüyor. Tiroit bezindeki hormon üretmeyen hücrelerden kaynaklanan bir başka alt tipi de medüller tiroit kanseri olarak adlandırılıyor.

İyot eksikliğinden obeziteye birçok nedeni var

Tiroit kanseri erkeklere kıyasla kadınlarda 4 kat daha fazla görülüyor. Kadınlarda neden daha sık rastlandığına dair net bir bilgi bulunmamakla birlikte bazı hormonların ve otoimmün hastalıkların etkisi olduğu düşünülüyor. Tiroit kanserinin tek bir sebebi olmamakla beraber, özellikle iyot eksikliği önemli bir etken olduğu için kara lahana gibi iyot eksikliğine yol açabilecek sebzeleri fazla tüketmekten kaçınmak gerekiyor. Ayrıca sağlıksız beslenme, obezite ve tütün ürünlerinin kullanılması da tiroit kanseri riskini artırıyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, çocukluk çağında radyasyon tedavisi gören veya ailesinde tiroit kanseri ya da guatr öyküsü bulunan kişilerin de daha fazla risk altında olduğunu belirtiyor.

Erken dönemde belirti vermeyebiliyor

Tiroit bezinin boyunda, kasların hemen altında yer alması nedeniyle kitle büyümeden dışarıdan fark edilmeyebiliyor veya çevre dokulara yayılmadan belirgin bir bulgu vermeyebiliyor. Bu nedenle hastalık, genellikle başka sebeplerle yapılan incelemelerde veya check-up için başvuran hastalarda tesadüfen teşhis ediliyor. Kanser ilerledikçe hastalar boyunda şişlik, seste çatallanma veya kısıklık gibi ses şikayetleri, nefes darlığı, yutkunma güçlüğü ve boyunda baskı hissi gibi sorunlarla hekime başvurabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, ancak bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavi sürecinin zorlaştığını ifade ederek, "Dolayısıyla ileri aşamaya gelmeden önce şüpheli nodüllerin erken dönemde saptanması ve tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.

Tanıda biyopsi kritik rol oynuyor

Tiroit nodülünün kötü huylu olup olmadığının belirlenmesinde biyopsi işlemi kritik bir rol oynuyor. Hekiminiz, tiroit ultrasonunda şüpheli tiroit nodülleri tespit ederse, belirli risk bulgularını taşımanız halinde biyopsi planlıyor. Biyopsi sonucunda kanserle uyumlu tanı konulursa kötü huylu dokunun vücuda yayılmadan önce çıkarılması için cerrahi tedavinin planlanması aşamasına geçiliyor.

Ömür boyu ilaç kullanmaya gerek kalmayabiliyor

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi tiroit kanserinde de erken tanı ve tedavinin yaşamsal önem taşıdığını anlatan Doç. Dr. Mehmet Köstek, sözlerine şöyle devam etti: "Erken tanı konulan tiroit kanserinde yalnızca tiroit bezinin bir tarafının alınması yeterli olabilmekte ve bu sayede hastaların ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacı ortadan kalkabilmektedir. Ameliyat sonrasında 'atom tedavisi' olarak bilinen radyoaktif iyot tedavisine duyulan gereksinim de önemli ölçüde azalmaktadır. İleri evrede ise tiroit bezinin alınmasıyla birlikte lenf bezlerinin de çıkarılması gerekebilmektedir. Bu ameliyatlar çok daha uzun süren ve komplikasyon riski daha yüksek olan ameliyatlardır. Ayrıca ileri evre tiroit kanserinde ömür boyu tiroit ilacı kullanmaya ihtiyaç duyulmaktadır."

Cerrahi yöntemde başarı oranı oldukça yüksek

Erken tanı konulan tiroit kanserinde cerrahi yöntem tedavinin ilk ve önemli basamağını oluşturuyor. Günümüzde tiroit kanseri cerrahisinden son derece başarılı sonuçlar elde ediliyor ve hastaların yaşam süreleri etkilenmeden hayatlarına devam etmeleri sağlanabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, ameliyatın boynun ön kısmında yaklaşık dört santimetrelik bir kesiden gerçekleştirildiğini anlatarak, "Hastalarımız ertesi gün taburcu edilmekte ve 3-4 gün içerisinde normal yaşamlarına dönebilmektedir. Deneyimli cerrahlar tarafından, uygun cerrahi teknikle gerçekleştirilen operasyon sonrası komplikasyon riski ise çok düşüktür" bilgisini verdi.

Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı

Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı

11.09.2026 21:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı.

Kaza, bugün saat 15.30 sıralarında Aralık ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şehit Bülent Aydın Karakolu'nda görev yapan personelin içerisinde bulunduğu askeri araç, devriye görevi sırasında henüz belirlenemeyen bir nedenle kontrolden çıkarak devrildi.

Kazada araçta bulunan askerlerden 1'i şehit oldu, 2 asker yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı askerler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Nevruz Erez Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Şehit olan asker ile yaralanan 2 askerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Askerlerin kimliklerinin, yapılacak resmi açıklamanın ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Bebek katilinin talepleri bitmiyor

Nagehan Alçı’nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı

11.09.2026 21:21:00
Haber Merkezi
 
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Abdullah Öcalan için İmralı'da önünde bahçesi bulunan, "ev konforunda" bir yaşam alanı hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise bu yere geçmeyi reddettiği ve gerekçesinin "statü" talebi olduğu ileri sürüldü.

Peki Türkiye, terör örgütü PKK'nın elebaşı için "statü" tartışmasının yapılabildiği bir noktaya nasıl geldi?

Türkiye yıllarca terörle mücadelede binlerce insanını kaybetti. Asker, polis, korucu ve siviller terör saldırılarında hayatını kaybetti. Şehit aileleri acılarını yıllarca taşıdı.

Bugün ise Türkiye'nin gündeminde, terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın hangi şartlarda yaşayacağı, kendisine nasıl bir yaşam alanı sağlanacağı ve daha da önemlisi "statü" talep edip etmediği tartışılıyor.

Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı ifadeler bu nedenle büyük önem taşıyor.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Öcalan için İmralı'da bahçeli, insani yaşam koşullarına sahip ve ev konforunda bir yer hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise buraya geçmeyi reddettiğini ve bunun nedeninin "statü" talebi olduğunu belirtti.

Şehitlerin ardından "statü" tartışması



Türkiye'nin hafızasında terör saldırılarının acıları hâlâ canlıyken, kamuoyunun karşısına "Öcalan ne istiyor?" sorusunun çıkması toplumda ciddi rahatsızlık oluşturuyor.

Buradaki temel mesele yalnızca İmralı'daki fiziki koşullar değildir. Asıl soru şudur:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıllarca terörle mücadele ettiği bir örgütün elebaşının taleplerini neden bu kadar ayrıntılı biçimde tartışmak zorunda kalmaktadır?

Bir terör örgütünün elebaşının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ayrı bir tartışma konusu olabilir. Ancak bunun ötesine geçilerek "statü" talebinin gündeme gelmesi, kamuoyunun cevap beklediği çok daha ciddi soruları ortaya çıkarıyor.

"Bebek katili" üzerinden yeni bir siyasi denklem mi?

Öcalan, 1999 yılında yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Hakkındaki ağır suçlamalar ve PKK'nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Türkiye'nin yakın tarihindeki en tartışmalı isimlerden biri oldu.

Aradan geçen yılların ardından bugün tartışmanın "statü" noktasına taşınması, Türkiye'nin terörle mücadele anlayışında neyin değiştiği sorusunu gündeme getiriyor.

Devletin terör sorununu bitirmek istemesi elbette anlaşılabilir. Ancak terörün sona erdirilmesi adına atılan adımların şehitlerin hatırası, hukukun üstünlüğü ve vatandaşların adalet duygusu açısından da izah edilebilir olması gerekir.

Türkiye'nin cevabını beklediği sorular

İmralı'da gerçekten bahçeli ve ev konforunda yeni bir yaşam alanı mı oluşturuldu?

Bu yapı hangi karar ve hangi yetkiyle hazırlandı?

"Statü" talebi gerçekten gündemde mi?

Bu ifade hukuki olarak ne anlama geliyor?

Türkiye'nin terörle mücadele politikasında hangi yeni aşamaya geçiliyor?

Ve en önemlisi: Şehit ailelerine bu süreç nasıl anlatılacak?

Türkiye'nin terör sorununu çözmesi, silahların susması ve yeni acıların yaşanmaması herkesin isteğidir. Ancak çözüm adına yapılan her adımın toplumun vicdanında karşılık bulması gerekir.

Çünkü mesele artık yalnızca İmralı'daki bir mahkûmun yaşam koşulları değildir.

Mesele, Türkiye Cumhuriyeti'nin terör karşısındaki devlet ciddiyetinin, şehitlerin hatırasının ve adalet duygusunun nasıl korunacağıdır.

Ve Türkiye'nin sormaya hakkı vardır: Terörün elebaşının talepleri neden sürekli gündemde? Türkiye bu noktaya nasıl getirildi?
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.