logo
23 HAZİRAN 2026

İsrail'den yeni 'deepfake' video

Netanyahu'nun dün yayınlanan son videosu, sosyal medyada hızla yayılırken yapay zeka tartışmaları daha da alevlendi. Videoda kahve içen katil Netanyahu yapay zeka iddialarını yalanlıyor, ancak kafeye gidebiliyorken güvenlik zirvesine neden katılmadığı sorusu cevapsız kalıyor

16.03.2026 12:03:00
Eyüp Kabil
İsrail'den yeni 'deepfake' video
İsrail'den yeni 'deepfake' video
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun dün yayınlanan son videosu, sosyal medyada hızla yayılan ölüm söylentilerini ve yapay zeka iddialarını hedef aldı. Kafede çekilen videoda Netanyahu, ironik bir tonda "Ölümüne kahve içiyorum" diyerek söylentilere yanıt verirken, ellerini kameraya göstererek "parmak sayısını sayın" çağrısı yaptı. Bu hamle, önceki videodaki "altı parmak" iddialarını doğrudan çürütmeyi amaçlıyordu.

Tartışmalar, Netanyahu'nun 12 Mart'ta düzenlediği basın toplantısıyla başlamıştı. O görüntülerde, başbakanın sağ elinde altı parmak göründüğü iddia edilmiş, bu da videonun yapay zeka ile üretildiği spekülasyonlarını tetiklemişti. Sosyal medya kullanıcıları, parmak anomalisini optik illüzyon yerine derin sahte (deepfake) teknolojisinin bir hatası olarak yorumladı. Elon Musk'un X platformundaki sohbet botu Grok, benzer bir videoyu "yüzde 100 AI üretimi" olarak etiketleyerek tartışmayı büyütmüştü. İran devlet medyası ve sosyal ağlardaki İran yanlısı hesaplar, bu iddiaları Netanyahu'nun "ölmüş veya yaralanmış" olabileceği yönünde yayarak propaganda aracı haline getirdi.






Son videoda ise Netanyahu, yapay zeka unsurlarını doğrudan ele alarak savunmaya geçti. Videoda hiçbir görsel hata görünmüyor, başbakan doğal bir ortamda, Jerusalem yakınlarındaki Sataf kafede kahve sipariş ediyor ve personelle sohbet ediyor. Kafe sahipleri, ziyaretin gerçek olduğunu kanıtlamak için fotoğraflar paylaştı ve Reuters gibi ajanslar lokasyonu doğruladı. Ancak eleştirmenler, bu videonun da yapay zeka olabileceğini savunuyor. Dudak senkronizasyonu ve arka plan detaylarında tutarsızlıklar iddia ediliyor.

Ayrıca Netanyahu'nun hareket halinde olmasına rağmen kahvenin hiç dökülmemesi ve içtiği halde hiç eksilmemesi de yapay zeka iddialarını güçlendiriyor. Öte yandan bazı kullanıcılar görüntünün aslının 2024 yılına ait olduğunu belirtiyorlar. Buna ispat olarak da kasadaki tarihi gösteriyorlar. Yazar kasanın tarihi 2024'ü gösteriyor.

Bazıları, İsrail'in daha önce yapay zeka ile Farsça konuşan Netanyahu videoları ürettiğini hatırlatarak, hükümetin teknolojiyi propaganda için kullandığına dikkat çekiyor.

Uzmanlar, bu tartışmaların "İkinci İran Savaşı" sırasında bilgi kirliliğinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Yapay zeka teknolojisinin erişilebilirliği, gerçek ile sahteyi ayırt etmeyi zorlaştırırken, Netanyahu'nun videoları İsrail kamuoyunu sakinleştirmeyi ve uluslararası desteği pekiştirmeyi hedefliyor. Önceki videonun yarattığı şüpheler, son klipte doğrudan adreslense de, sosyal medyada tartışmalar devam ediyor. Bazıları, bu hamlenin söylentileri bastırmak yerine daha da artırdığını düşünüyor.






Detaylı bir analiz

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun son dönemdeki hareketleri, güvenlik endişeleriyle dolu bir dönemde çelişkilerle dolu bir tablo çiziyor. "İkinci İran Savaşı" olarak adlandırılan çatışmanın ortasında, Netanyahu'nun kritik bir güvenlik zirvesine katılmaması, önceki videonun telekonferans formatı ve kafeye yaptığı ziyaret, uluslararası gözlemciler tarafından sorgulanıyor.






Güvenlik zirvesinde neden yoktu?

15 Mart'ta düzenlenen üst düzey bakanlar ve güvenlik kabinesi toplantısı, savaşın başlangıcından bu yana Netanyahu'nun katılmadığı ilk oturum oldu. Roya News gibi kaynaklara göre, toplantı İran'ın liderliğine yönelik hedefli saldırılar ve misilleme füze saldırıları gibi kritik konuları ele alıyordu. Netanyahu'nun yokluğu, İsrail içinde yoğun spekülasyonlara yol açtı. Sağlık sorunları mı, güvenlik tehditleri mi yoksa stratejik bir hamle mi soruları soruldu.

Resmi açıklamalarda yokluk için net bir gerekçe belirtilmedi. Ancak savaş bağlamında, İran'ın Netanyahu'nun ofisini hedef aldığı iddiaları ve genel güvenlik kısıtlamaları (kamu toplanmalarının yasaklanması, sığınaklara yakın kalma zorunluluğu) olası nedenler arasında. Sosyal medyada, bazı kullanıcılar Netanyahu'nun "tedavi için Almanya'da" veya "saklanıyor" olabileceğini iddia etti. YouTube'da yayınlanan haberler, bu yokluğun "tarihi bir ilk" olduğunu vurgulayarak, başbakanın savaş yönetimindeki rolünü sorguladı. Eleştirmenler, bu durumun İsrail'in karar alma sürecinde bir boşluk yarattığını ve hükümetin istikrarsızlığını gösterdiğini savunuyor.






Güvenlik mi, gizlilik mi?

12 Mart'taki basın açıklaması, Netanyahu'nun savaş sonrası ilk resmi açıklamasıydı. Ancak canlı bir etkinlik yerine telekonferans yoluyla yapıldı. Videoda Netanyahu, İran ve Hizbullah'a karşı zaferleri övdü. Neden telekonferans? Resmi kaynaklar doğrudan belirtmese de, savaş hali nedeniyle güvenlik önlemleri ana etken görünüyor. İran'ın füze saldırıları sırasında Tel Aviv dahil birçok bölge tehdit altında fiziksel bir toplantı riskli olabilirdi deniliyor.

Ancak bu format, yapay zeka tartışmalarını tetikledi. Videoda Netanyahu'nun elinde "altı parmak" göründüğü iddiası, optik bir illüzyon olarak reddedildi ama yapay zeka tarayıcıları gibi araçlar benzer içerikleri deepfake olarak tanımladı.






Güvenlik endişesi varsa, kafe ziyareti neden?

En çarpıcı çelişki burada! Eğer güvenlik tehditleri bu kadar yüksekse (okulların kapalı olması, toplanma yasakları), Netanyahu neden 15 Mart'ta Jerusalem yakınlarındaki bir kafeye gidip video çekiyor? Klipte başbakan, rahat bir şekilde kahve sipariş ediyor, personel ile sohbet ediyor ve ellerini gösteriyor.

Bu ziyaret, ölüm söylentilerini bastırmak için yapılmış bir PR hamlesi olarak görülüyor. Ancak çelişkiler bariz. Güvenlik zirvesine katılmamak için "tehdit" gerekçesi varsa, neden halka açık bir kafeye gidiliyor? İran'ın "Netanyahu'yu öldürme" tehdidi ortadayken, bu hareket riskli. Eleştirmenler, zirve yokluğunun gerçek bir güvenlik sorunu değil, belki siyasi veya sağlık meselesi olduğunu savunuyor. Sosyal medyada, "Zirveye gitmez ama kafeye gider" yorumları yaygın.






İsrail tarafının çelişkileri

Bu olaylar, İsrail yönetiminin savaş iletişimindeki tutarsızlıklarını öne çıkarıyor. Yapay zeka tartışmaları, telekonferanslar ve seçici kamu görünümleri, şeffaflık eksikliği algısını güçlendiriyor. İran medyası bu çelişkileri propaganda için kullanıyor; örneğin Netanyahu'nun "ölmüş" olduğu iddiaları, İsrail içindeki panik potansiyelini artırıyor.

Uluslararası gözlemciler, bu durumun İsrail'in müttefiklerini özellikle ABD'yi zorladığını belirtiyor. Trump-Netanyahu zirveleri gibi diplomatik çabalar devam etse de, kamuoyunda güven erozyonu var. Netanyahu'nun hamleleri, iç politikayı dengelemeyi hedeflese de, dünya kamuoyunu ikna etmiyor çünkü çelişkiler somut: Güvenlik için zirveyi kaçır, ama PR için kafeye git.

Sonuç olarak, bu olaylar savaşın bilgi cephesini yansıtıyor. Netanyahu'nun videoları ve hareketleri, İsrail'in gücünü vurgulamayı amaçlıyor ama tartışmaları bitirmiyor.

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.

Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı

Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem toprağa verildi

17.06.2026 14:14:00 / Güncelleme: 17.06.2026 14:17:46
İhlas Haber Ajansı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem, sevenlerinin gözyaşları içerisinde Aydın'ın Kuşadası ilçesinde toprağa verildi.






Oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran 2026 tarihinde rahatsızlanarak evinde hayatını kaybetti. Doğum gününden bir gün sonra hayatını kaybeden İrtem'in vefat haberi yakınları ve hayranlarında büyük üzüntüye neden oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in cenazesi dün Adli Tıp Kurumu'ndan babası Vural İrtem tarafından alınmıştı.

Oyuncu İrtem'in cenazesi, bugün öğle namazını müteakip, Hanım Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kuşadası Yeniköy Mezarlığı'nda sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.








Aile yakınlarından Semra Karataş, genç oyuncunun ölümüyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çok sevdiğimiz bir insandı. Bizim için çok değerliydi. Genç yaşta ölümü bize yasa boğdu, hepimiz çok üzgünüz" diye konuştu.








Cenazeye genç oyuncunun annesi Nuriye İrtem, babası Vural İrtem, aile yakınları, dizi ve sinema oyuncusu Gürkan Uygun, genç oyuncunun arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

‘Şişman diyetisyen’ dediler


 
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Dilara Demirkan, 97 kilodan 61 kiloya düştü. “Sen bu halinle diyetisyen olamazsın” sözlerine inat 16 ayda 36 kilo veren Demirkan, bugün hastalarının ilham kaynağı oldu.

16.06.2026 00:05:00 / Güncelleme: 16.06.2026 00:12:14
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
‘Şişman diyetisyen’ dediler
‘Şişman diyetisyen’ dediler

İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, çocukluk yıllarından beri mücadele ettiği fazla kilolarından 16 ayda kurtuldu. 97 kiloyla başladığı yolculukta 36 kilo vererek 61 kiloya düşen Demirkan, bir zamanlar kendisine yöneltilen "Sen bu halinle diyetisyen olamazsın" sözlerini bugün başarı hikayesine dönüştürdü. Hastalarının artık "Ama burada şişman bir diyetisyen vardı" diyerek şaşkınlık yaşadığını söyleyen Demirkan, sağlıklı kilo vermenin sırrının sabır, disiplin ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında saklı olduğunu anlattı.







"Sen diyetisyen olamazsın" diyenler oldu

Fazla kilolarla küçük yaşlarda tanışan Demirkan, yıllarca diyet yapıp bıraktığını anlattı. Çocukluğundan beri kilo problemi yaşadığını belirten Demirkan, "Her yaz diyetisyene gider, birkaç ay diyet yapardım. Ancak kış geldiğinde eski beslenme düzenime geri dönerdim. Bu döngü yıllarca sürdü. Üniversite yıllarında önce gıda teknolojisi eğitimi aldım. Babamın yıllardır diyetisyenlere para ödediğini görünce kendi kendime 'Seni bu dertten kurtaracağım' dedim ve Beslenme ve Diyetetik bölümünü tercih ettim. Ancak bu kararıma çevremden olumsuz tepkiler geldi. 'Kelin ilacı olsa başına sürer', 'Sen diyetisyen olamazsın' diyenler oldu" ifadelerini kullandı.







97 kiloyla başlayan dönüşüm

Uzun yıllar kilosunu çok önemsemediğini söyleyen Demirkan, sağlık sorunlarının ortaya çıkmasıyla birlikte yaşamında köklü bir değişiklik yapmaya karar verdiğini belirterek, "Tiroidle ilgili bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bir aile düğünü öncesinde kardeşimle birlikte diyet yapmaya karar verdik. Başlangıçta küçük adımlarla ilerledik, ancak zamanla bu süreç bir yaşam değişikliğine dönüştü. 97 kiloyla başladığım yolculukta yaklaşık 16-17 ayın sonunda 61 kiloya düştüm. Eski hastalarım geldiğinde beni tanımakta zorlanıyor ve 'Ama burada şişman bir diyetisyen vardı' diyorlar. Ben de 'Evet, o bendim' diye yanıt veriyorum. Ardından büyük bir şaşkınlıkla 'Nasıl yaptınız?' diye soruyorlar" dedi.







Salçalı makarna için ağlayarak uyudu

Kilo verme sürecinde birçok kişinin kendisine ameliyat ya da zayıflama iğnesi kullanıp kullanmadığını sorduğunu belirten Demirkan, başarısının arkasında yalnızca sağlıklı beslenme ve düzenli spor olduğunu söyledi. Demirkan, "Ne mide ameliyatı oldum ne mide balonu yaptırdım ne de zayıflama iğnesi kullandım. Kendi hazırladığım beslenme programına sadık kaldım ve düzenli olarak spor yaptım. Bir gece sadece salçalı makarna yemek istediğim için ağlayarak uyudum. Evde makarna da yoğurt da vardı. İstesem kalkıp yiyebilirdim. Ama kendime bir söz vermiştim. Yemedim ve uyudum. Ertesi sabah programıma kaldığım yerden devam ettim. 'Artık yapamıyorum' dediğim çok zaman oldu. Ancak ailem, arkadaşlarım ve doktor meslektaşlarım bana sürekli destek verdi. Bazen insanın yanında kendisine inanan insanların olması her şeyden daha önemli" dedi.







Diyetisyen sadece kilo verdirmez

Toplumda diyetisyenlik mesleğinin çoğu zaman yalnızca kilo verme ile ilişkilendirildiğini belirten Demirkan, hastanede çok farklı sağlık sorunları bulunan hastalara da hizmet verdiklerini vurguladı. Demirkan, "Diyetisyen denince insanların aklına ilk olarak zayıflamak geliyor. Oysa biz sadece kilo vermek isteyen kişilerle çalışmıyoruz. Diyabet, kolesterol ve gut hastalarının yanı sıra nöroloji ve yoğun bakım servislerinde tedavi gören hastalara da beslenme desteği sağlıyoruz. Bizim görevimiz yalnızca kilo verdirmek değil, bireylere sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmak" dedi.







Kilo vermek değil, korumak zor

Bugün artık "diyet" sürecinden çok "koruma" döneminde olduğunu söyleyen Demirkan, asıl mücadelenin verilen kiloları koruyabilmek olduğunu vurguladı. Demirkan, "İnsanlar hedef kiloya ulaştıklarında sürecin bittiğini düşünüyor. Oysa asıl süreç bundan sonra başlıyor. Ben bugün dikkat etmeyi bıraksam verdiğim kiloların önemli bir kısmını geri alabilirim. Ameliyat, mide balonu ya da zayıflama iğnesi kullanan kişiler için de durum farklı değil; beslenme düzeni değiştirilmediği sürece verilen kilolar geri dönebiliyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak. Diyet ve spor, emek isteyen ama süreklilik gerektiren süreçlerdir. Uzun süre çaba gösterilir, ancak bırakıldığında geri dönüşler başlayabilir. Bu nedenle önemli olan kısa süreli diyetler değil, ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıklar kazanmaktır. Benim bu süreçte öğrendiğim en önemli şey de bu oldu" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.