logo
03 TEMMUZ 2026

İsrail'in Gazze katliamları bininci gününde

İsrail'in bin gündür saldırılar düzenlediği Gazze Şeridi'nde 73 bin 66 sivil öldürüldü, 173 bin 514 sivil yaralandı, bölgenin yüzde 90'ından fazlası tahrip edildi, toprakların yaklaşık yüzde 80'i askeri operasyonlar ve zorla yerinden etme yoluyla İsrail kontrolüne geçti

03.07.2026 22:13:00
İhlas Haber Ajansı
 
İsrail'in Gazze katliamları bininci gününde
İsrail'in Gazze katliamları bininci gününde
İsrail'in bin gündür saldırılar düzenlediği Gazze Şeridi'nde 73 bin 66 sivil öldürüldü, 173 bin 514 sivil yaralandı, bölgenin yüzde 90'ından fazlası tahrip edildi, toprakların yaklaşık yüzde 80'i askeri operasyonlar ve zorla yerinden etme yoluyla İsrail kontrolüne geçti.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik 7 Ekim 2023'te başlattığı saldırılarda bin gün geride kaldı. Gazze Medya Ofisi'nin açıklamasında, bölgeye 223 bin ton patlayıcı atılırken, bunun 1945'te Hiroşima'ya atılan atom bombasının 16 katına eşdeğer olduğu belirtildi. Saldırıların başladığı tarihten bu yana 73 bin 66 sivil öldürüldü, 173 bin 514 sivil yaralandı, 9 bin 500 kişinin kayıp olduğu bildirildi ve bölgenin yüzde 90'ından fazlası tahrip edilirken, toprakların yaklaşık yüzde 80'i askeri operasyonlar ya da zorla yerinden etme yoluyla İsrail kontrolüne geçti.

Bölgede kıtlık ilan edildi. Temel malzeme eksikliği nedeniyle 17 hastanenin hizmet veremediği Gazze Şeridi'nde birçok Filistinlinin dayanma gücü tükenirken, yüz binlerce kişi, temel altyapıdan yoksun çadır kamplarda ya da yıkıntılar arasında yaşıyor.

"Geçen bin gün, dayanılmaz bir zorluk döngüsü"



Savaşın geride bıraktığı tablo yalnızca rakamlardan ibaret değil. Gazze Şeridi'nde yerinden edilen Filistinlilerin anlattıkları, bin gündür süren savaşın günlük yaşama ve insan hayatına etkisini gözler önüne seriyor. Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Hanun kentindeki evini terk etmek zorunda kalan Aya Muhammed, geçen bin günü, su, ekmek ve gıda bulma mücadelesi ve dayanılmaz bir zorluk döngüsü olarak tanımladı. Muhammed, sağlık hizmetlerine erişimin giderek zorlaştığını, temel ilaçların çoğu zaman bulunamadığını belirterek, tek dileğinin Gazze'deki sivillerin acısının sona ermesi ve savaşın bitmesi olduğunu belirtti.

"En büyük kaybım oğlum ve torunlarım"



Bin günü yüz yıl gibi hissettiğini söyleyen Gazzeli Samira Sayim, saldırılar öncesinde maddi durumunun iyi olduğunu, bugün ise temel ihtiyaçları bile karşılayamadığını ve insani yardıma bağımlı hale geldiğini ifade etti. Samira Sayim, "En büyük kaybım savaşta öldürülen oğlum, torunlarım ve evim" diye konuştu.

"Aileler, çocukları için yeterli içme suyunu temin edebilmek için saatlerce beklemek zorunda"

Bölgenin kuzeyindeki Meçhul Asker Meydanı bölgesindeki evinden göç eden Raed el-Kafarna, su ve ekmek kuyruklarını günlük yaşamın belirleyici unsurları olarak anlattı. Kafarna, "Aileler, çocukları için yeterli içme suyunu ya da küçük bir ekmeği bile temin edebilmek için saatlerce beklemek zorunda kalıyor" dedi.

"İsrail saldırıları altında geçen bin günlük ıstırap"



İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilen ve Cibaliye Mülteci Kampı'nda yaşayan Saeed Abu Seif, İsrail saldırıları altında geçen bin günü "ıstırap" olarak nitelendirerek, yıllarca emek vererek inşa ettiği 5 katlı aile apartmanının İsrail saldırısında yıkıldığını aktardı. Saldırılarda 50'den fazla akrabasını kaybettiğini ifade eden Seif, sürekli korku içinde yaşadıklarını belirtti. Gıda eksikliğine değinen Seif, insanların açlıktan kuş yemi yiyerek hayatta kalmaya çalıştığını açıkladı. Seif, en büyük umudunun sadece saldırıların sona ermesi olduğunu ifade etti.

"Eski güzel günler artık uzak bir anı gibi geliyor"

Al-Rimal Mahallesi'nde yaşayan Fadi Al-Amarin, İsrail saldırılarının Gazze Şeridi'nde hayatı her yönüyle mahvettiğini belirterek, hem evini hem de kardeşini kaybettiğini açıkladı. Ailesinin saldırılar nedeniyle tüm birikimini kaybettiğini aktaran Al-Amarin, "Eski güzel günler artık uzak bir anı gibi geliyor" dedi

Bölgede her hikaye farklı olsa da yaşananlar ortak bir gerçeği gözler önüne seriyor. Binlerce Filistinlinin hayatı İsrail'in saldırılarıyla değişti. Yıkıma rağmen bölgede birçok sivil, savaşın sona ereceği; evlerine dönüp hayatlarını yeniden kurabilecekleri ve gelecek nesillerin barış, güvenlik ve onur içinde büyüyebileceği umudunu korumaya devam ediyor.

Ankara'da hava trafiğine NATO ayarı

NATO Zirvesi nedeniyle Ankara Esenboğa Havalimanı’nda hava trafiğine geçici kısıtlama getiriliyor. 7-8 Temmuz tarihlerinde belirlenen saatlerde sivil uçuşlar durdurulurken, zirveye katılacak resmî heyetler uygulamadan muaf tutulacak

03.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Ankara'da hava trafiğine NATO ayarı
Ankara'da hava trafiğine NATO ayarı
Ankara, önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek kritik NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Zirve kapsamında başkentte geniş güvenlik önlemleri alınırken, hava ulaşımına yönelik de önemli bir düzenlemeye gidildi. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve ilgili otoriteler tarafından yapılan koordinasyon neticesinde, Ankara Esenboğa Havalimanı uçuş trafiğinin belirli saatlerde geçici olarak durdurulacağı açıklandı.

Kısıtlama iki gün boyunca belirli saatlerde uygulanacak

Zirve takvimi doğrultusunda hava sahası güvenliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla uygulanacak kısıtlamanın detayları belli oldu. Yapılan resmi açıklamaya göre Esenboğa Havalimanı;

• 7 Temmuz Salı günü saat 10.00 ile 18.00 arasında,

• 8 Temmuz Çarşamba günü saat 14.00 ile 21.00 arasında hava trafiğine kapatılacak.

Belirtilen saat dilimleri içerisinde tarifeli ve tarifesiz iç ve dış hat sivil uçuşlarına izin verilmeyecek.

Resmî heyetler kısıtlamadan muaf

Uygulanacak olan bu geçici kapatma kararından, zirveye katılım sağlayacak yabancı devlet başkanlarını, hükümet yetkililerini ve beraberlerindeki resmî heyetleri taşıyan sivil ile askerî hava araçları muaf tutulacak. NATO delegasyonunu taşıyan uçakların iniş ve kalkışları için havalimanı ve hava sahası tam kapasiteyle hizmet vermeye devam edecek.

Yolculara "seferlerinizi kontrol edin" uyarısı

Havalimanının geçici olarak trafiğe kapatılacak olması nedeniyle, 7 ve 8 Temmuz tarihlerinde Ankara varışlı veya çıkışlı uçuşu bulunan çok sayıda yolcunun bu durumdan etkilenmesi bekleniyor. Havayolu şirketleri, söz konusu saatlerdeki seferlerini iptal etmek veya zamanını değiştirmek üzere çalışmalara başladı. Yetkililer, seyahat planı olan vatandaşların mağduriyet yaşamamaları adına uçuş rotalarını ve güncel sefer durumlarını ilgili havayolu şirketlerinden mutlaka kontrol etmeleri gerektiği uyarısında bulundu.

7-8 Temmuz'da Ankara'da hava sıcaklığı mevsim normallerinde seyredecek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Mehmet Özdemirci, NATO Zirvesi sırasında Ankara'da hava durumunun mevsim normallerinde seyredeceğini söyledi

03.07.2026 17:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
7-8 Temmuz'da Ankara'da hava sıcaklığı mevsim normallerinde seyredecek
7-8 Temmuz'da Ankara'da hava sıcaklığı mevsim normallerinde seyredecek
Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Mehmet Özdemirci, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine hafta sonu ve gelecek hafta hava durumunun nasıl olacağını değerlendirdi. Gelecek hafta hava sıcaklıklarının yurt genelinde 2-3 derece düşeceğini belirten Özdemirci, bazı bölgelerde yerel sağanak yağışların etkili olacağını, NATO Zirvesi'nin düzenleneceği Ankara'da ise hava sıcaklıklarının mevsim normalleri civarında seyredeceğini bildirdi. Özdemirci, yarın ülkenin bazı noktalarında yağış olacağını söyleyerek, "Özellikle ülkemizin kuzey kesimlerinde, Marmara Bölgesi'nde, yine Ege'nin kuzey kesimleri, Batı Karadeniz kıyılarında, yine Orta Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu bölgesiyle yine Akdeniz'in iç kesimlerinde aralıklı yağışlar var. Bu yağışlarda Tekirdağ çevrelerinde yer yer kuvvetli olacak, kuvvetli sağanak şeklinde. Yine doğuda Kars ve Ardahan çevrelerinde yağışların kuvvetli olmasını bekliyoruz" diye konuştu.

Pazar günü de hava durumunun benzer şekilde seyredeceğini aktaran Özdemirci, Ege ve Akdeniz bölgelerinin iç kesimlerinde, İç Anadolu'nun güneybatısı, Doğu Anadolu'nun doğu kesiminde ve Trakya'da aralıklı yağışlar görüleceğini ifade etti.

Yağışların beklendiği noktalar

Özdemirci, "Pazartesi günü yağışlı hava var. Salı günü de yine aralıklı yağışlar var. Akdeniz Bölgesi'nde, Karadeniz, Doğu Karadeniz'de, yine Doğu Anadolu'nun kuzey kesimlerinde ve İç Anadolu'nun güneyinde yine yağışlar gözüküyor. Çarşamba günü için de yine Doğu Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu, Akdeniz'in iç kesimleri, perşembe günü de yine Akdeniz Bölgesi'nde, Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusuyla Trakya'da aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde yağışlar göreceğiz" açıklamasında bulundu.

Bu hafta hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde olduğuna değinen Özdemirci, yarından itibaren sıcaklıklarda düşüş olacağını ve hava durumunun mevsim normallerinde seyredeceğini aktardı.

Kuvvetli rüzgarlar etkisini gösterecek

Özdemirci, vatandaşları kuvvetli rüzgara karşı uyararak, "Yine bir kuvvetli rüzgar da var. Pazar günü için özellikle Marmara ve Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğulu yönlerden kuvvetli rüzgar beklentimiz var. Yine bu kuvvetli rüzgar pazartesi günü için de özellikle Kuzey Ege kıyılarında devam ediyor. Güneyde de özellikle Doğu Akdeniz'de güney ve güneybatılı yönlerden yine kuvvetli rüzgar göreceğiz" şeklinde konuştu.

Üç büyük şehirde hava durumu

Ankara'da NATO Zirvesi'nin yapılacağı önümüzdeki hafta havanın nasıl olacağına değinen Özdemirci, "Ankara'da cumartesi günü için yağış beklentimiz yok. Parçalı bulutlu bir hava olacak. 17'ye 31 derece sıcaklık bekliyoruz. Pazar ve pazartesi günü için sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış, sıcaklık biraz daha yağışla birlikte azalıyor. Pazar günü için 17'ye 29 derece, pazartesi günü ise 16'ya 28 derece sıcaklık beklentimiz var başkent Ankara'da" ifadelerini kullandı.

İstanbul ve İzmir'deki hava durumuna ilişkin de bilgi veren Özdemirci, şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul'da da cumartesi günü için yağışlı, 24'e 29 derece sıcaklık bekliyoruz. Pazar ve pazartesi günü için yağış beklentimiz yok. Pazar günü için 23'e 30, pazartesi günü için de 21'e 30 derece sıcaklık bekliyoruz. İzmir'de ise önümüzdeki 3 gün boyunca yağış beklentimiz yok. Cumartesi günü için 24'e 35 derece sıcaklık bekliyoruz. Pazar günü için yine 24'e 35 derece, pazartesi günü için de 22'ye 34 derece sıcaklık bekliyoruz."

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısını Eskişehir'de yapma kararı aldı

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısını Eskişehir'de yapma kararı aldı.

03.07.2026 14:10:00
Haber Merkezi
 
Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısını Eskişehir'de yapma kararı aldı
Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısını Eskişehir'de yapma kararı aldı
Özel, partisinin haftalık grup toplantısını da zirve nedeniyle Meclis kapalı olacağı için saat 13.30'da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirecek.

CHP Grup Toplantısı'nın Eskişehir'de yapılma kararının, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi nedeniyle alındığı öğrenildi. Zirve dolayısıyla TBMM'nin kapalı olacağı, bu nedenle Özel'in 7 Temmuz'daki grup toplantısını Eskişehir'de gerçekleştireceği belirtildi.

Butlan kararının ardından halk buluşmalarını sürdüren Özel, bugün Kastamonu'da yurttaşlarla bir araya geliyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile Tahran’da bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile başkent Tahran'daki Saadabad Sarayı’nda görüştü

03.07.2026 13:58:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile Tahran’da bir araya geldi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile Tahran’da bir araya geldi
ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran'ın eski lideri Ali Hamaney için düzenlenen devlet törenine katılmak amacıyla İran'a gelen Yılmaz, Pezeşkiyan ile görüşmesine ilişkin ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından paylaşım yaptı.

Yılmaz, "Kardeş İran halkının geride bıraktığımız süreçte yaşadığı acıları yürekten paylaşıyoruz. Türkiye olarak, bölgemizde barış ve istikrarın kalıcı hale gelmesi, diyalog kanallarının güçlendirilmesi ve savaşın ardından normalleşme sürecinin desteklenmesi yönündeki çalışmalara katkı sunmayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

İran ile Türkiye ikili ilişkilerinin, ekonomi, ticaret, enerji ve ulaştırma başta olmak üzere her alanda daha da geliştirilmesi için İranlı muhataplarla işbirliği içinde çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

"Nazik kabulleri için Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ediyor, Devrim Rehberi Ali Hamaney başta olmak üzere hayatını kaybeden tüm İranlı kardeşlerimize Allah'tan rahmet, İran devleti ile dost ve kardeş İran halkına bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyoruz."

BTP’nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten BTP Sözcüsü Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti

BTP Sözcüsü Önder, "Bağımsız Türkiye Partisi, bu kirli düzenin ve kokuşmuş siyasetin bir parçası olmayı reddediyor. Bağımsız Türkiye Partisi, küresel organizatörlerden icazet almayı değil, milletten icazet almayı tercih ettiği için bu tavırla karşılaşıyor" dedi

03.07.2026 11:27:00 / Güncelleme: 03.07.2026 13:02:54
Haber Merkezi
 
BTP’nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten BTP Sözcüsü Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti
BTP’nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten BTP Sözcüsü Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Yargıtay'ın açıkladığı siyasi partilerin üye sayısı üzerine açıklamalarda bulundu.
BTP'nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti. Lütfullah Önder şunları söyledi;

"BTP 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti"

"Yargıtay, siyasi partilerin üye sayılarını açıkladı. Bu veriler altı ayda bir düzenli olarak yayımlanıyor. Yargıtay'ın açıkladığı listeye göre Bağımsız Türkiye Partisi, 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti oldu. BTP ayrıca yaklaşık 40 bin yeni üye kazanarak en çok yeni üye kazanan partiler arasında yer aldı. Hem ana akım medyada hem de sosyal medyada bu konuyla ilgili birçok haber yayımlandı. Ancak haberleri incelediğinizde Bağımsız Türkiye Partisi'nin adının neredeyse hiç geçmediğini görüyorsunuz. Aslında bu karartma bizim için ilk değil. Kamuoyu araştırmaları yapılır ancak Bağımsız Türkiye Partisi'nin adına anketlerde çoğu zaman yer verilmez.

"Rusya'da Duma Prof. Dr. Haydar Baş'ı ayakta alkışladı, Türkiye'de haber olmadı"

Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte Rusya Devlet Duma'sına gittik. Kurucu liderimiz, Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomi programının temelini oluşturan Millî Ekonomi Modelini dört buçuk saat boyunca anlattı. Rus parlamenterler konuşmayı ayakta alkışladı. Biz bu konuşmanın Türkiye'de büyük yankı uyandıracağını düşünüyorduk ancak döndüğümüzde, Türkiye'de bu konuda tek satır haber bile yapılmadığını gördük. Millî Ekonomi Modeli üzerine 11 uluslararası kongre düzenlendi. Son kongre, Viyana Teknik Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Üniversite yönetimi kapılarını Türklere kendi isteğiyle açtı. Yüzlerce bilim insanı, Millî Ekonomi Modelini neoliberalizmin ve kapitalizmin tıkanmış yapısına çözüm olarak gördüğünü ifade etti fakat Türkiye'de yine kimsenin haberi olmadı.

"BTP bu kirli düzenin ve kokuşmuş siyasetin bir parçası olmayı reddediyor"

Türkiye'de siyasetçiler bir araya geliyor, ittifaklar kuruluyor ve siyasi partilere Meclis'te kendilerini temsil edecek imkânlar tanınıyor. Bağımsız Türkiye Partisi ise her zaman dışarıda tutuluyor. Neden? Çünkü Bağımsız Türkiye Partisi, bu kirli düzenin ve kokuşmuş siyasetin bir parçası olmayı reddediyor. Bağımsız Türkiye Partisi, küresel organizatörlerden icazet almayı değil, milletten icazet almayı tercih ettiği için bu tavırla karşılaşıyor.

"Neden Bağımsız Türkiye Partisi sürekli karartılıyor?

Neden Bağımsız Türkiye Partisi sürekli karartılıyor, neden görmezden geliniyor? Çünkü insanların Bağımsız Türkiye Partisi'ni ve fikirlerini tanıması istenmiyor. Bağımsız Türkiye Partisi kişisel kariyer için değil, ceplerini doldurmak için değil, millete gerçekten hizmet etmek ve ekonomide, dış politikada, iç politikada kendi millî senaryosunu yazmak için siyaset yapıyor. İşte bu nedenle ötekileştiriliyor, görmezden geliniyor ve karartılıyor.

"Bu tabloyu milletimizin takdirine sunuyoruz"

Bu tabloyu milletimizin takdirine sunuyoruz. Her konuda bir araya gelen ve yıllardır bu milleti bugünkü noktaya getiren partiler yerine; gizlenen, ötekileştirilen ve milletimizden uzak tutulmaya çalışılan Bağımsız Türkiye Partisi'ne destek verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Milletimiz, Bağımsız Türkiye Partisi ile birlikte yürüyerek kendi senaryosunu ve kendi geleceğini kendisi çizmelidir."

Cumhur İttifakı’nda "askeri hastane" çelişkisi

İYİ Parti'nin, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve askeri hastanelerin yeniden Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde açılması amacıyla TBMM Genel Kurulu’na sunduğu genel görüşme önergesi AK Parti milletvekillerinin "hayır" oylarıyla reddedildi. Sadece iki gün önce askeri hastanelerin açılmasını "milli beka meselesi" ilan eden MHP lideri Bahçeli'nin partisinin ise oylamaya katılmayarak çekimser kalması "samimiyet" tartışması başlattı 

02.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Cumhur İttifakı’nda "askeri hastane" çelişkisi
Cumhur İttifakı’nda "askeri hastane" çelişkisi
Kapatılan askeri sağlık sisteminin yeniden tesis edilmesi talebi, Meclis Genel Kurulu'nda çok çarpıcı bir oylama tablosuna sahne oldu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında "Askeri hastanelerin açılması Mehmetçik'e borcumuzdur" çıkışının hemen ardından İYİ Parti konuyu genel kurul gündemine taşıdı.

Ancak oylama anı geldiğinde Cumhur İttifakı'nın büyük ortağı AK Parti "ret" oyu kullanırken, MHP milletvekilleri salonda bulunmalarına rağmen "kabul" ya da "ret" yönünde el kaldırmayarak oylamaya katılmadı. Muhalefet kulisleri bu durumu "kürsüde beka, oylamada ittifak dengesi" diyerek sert dille eleştirdi.

Ahmet Eşref Fakıbaba: "Savaş cerrahisi ile sivil sağlık bir değil"

İYİ Parti adına söz alan Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, askeri hekimliğin sıradan bir uzmanlık olmadığını, operasyon sahalarında saniyelerin hayat kurtardığını belirtti. Fakıbaba Meclis kürsüsünden şu uyarılarda bulundu:

"Sivil hastanelerde rutin apandisit, mide veya safra kesesi ameliyatları başarıyla yapılabilir. Savaş ve çatışma alanlarındaki şarapnel, mayın ve çoklu organ yaralanmaları apayrı bir askeri tıp uzmanlığı (harp cerrahisi) gerektirir. Türkiye, NATO üyesi ülkeler arasında kendine ait askeri hastanesi bulunmayan tek ülkedir. Bu mesele bir siyaset konusu değil, doğrudan sınır ötesinde ve vatan nöbetinde olan Mehmetçik'in can güvenliği meselesidir."

İYİ Parti'nin 2,5 yıllık mücadelesi Cumhur İttifakı engeline takılıyor

Meclis'te yaşanan bu gelişme, askeri hastaneler konusunda ilk kriz değil. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, askeri hastanelerin orduya devredilmesi için 2,5 yıldır defalarca kanun teklifi verdiklerini ancak bu tekliflerin komisyonlarda tamamen bloke edildiğini hatırlattı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da Bahçeli'nin çıkışına atıfta bulunarak, "Yaptığınız hatayı yıllar sonra düzelterek alkış alamazsınız. Biz bu önergeleri verirken AK Parti ve MHP oylarıyla reddediliyordu" diyerek tepkisini dile getirdi.

Muhalefetten tepki: "Kurumlar kapatılmaz, ıslah edilir"

Genel Kurul'daki görüşmelerde muhalefet milletvekilleri, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından askeri hastanelerin topyekun kapatılmasının tarihi bir kurumsal hafıza kaybına yol açtığını vurguladı. Yapılan konuşmalarda, "Yanlış yapan personeller cezalandırılır, kurumlar ise ıslah edilerek yaşatılır. Muazzam bir askeri tıp birikimi bir gecede yok edildi" denilerek sistemin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesinin doğurduğu koordinasyon zafiyetlerine dikkat çekildi.

Önergenin Cumhur İttifakı'nın ortak tavrıyla reddedilmesinin ardından İYİ Parti, iktidara geldiklerinde GATA ruhunu ve askeri hastaneleri vakit kaybetmeden yeniden kuracaklarını ilan etti.

İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi

Bilim kurgu filmleri gerçek oluyor. "Fiziksel Yapay Zeka" (Physical AI) dönemiyle birlikte insansı robotlar, sadece fuarlarda şov yapan prototipler olmaktan çıkarak üretim hatlarında tam zamanlı mesaiye başladı

02.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi
İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi
Teknoloji dünyası, yapay zekanın sadece bilgisayar ekranlarında veya sohbet pencerelerinde kaldığı dönemi geride bırakıyor. Uzun süredir laboratuvarlarda test edilen ve yürümekte dahi zorlanan insansı robotlar (humanoidler), "Bedenlenmiş Yapay Zeka" (Embodied AI) teknolojisindeki devrimsel gelişmelerle birlikte artık gerçek dünyada, endüstriyel üretim hatlarında ve hatta evlerde kendilerine yer bulmaya başladı [indyturk.com].

Finans devlerinin raporlarına göre, küresel yapay zeka yatırımlarının yeni odağı olan fiziksel robotik pazarı, Goldman Sachs'ın güncel analizlerinde 2035 yılına kadar 38 milyar dolarlık devasa bir pazar hacmine ulaşacağını öngörüyor [trthaber.com]. Küresel pazardaki bu büyüme, özellikle gelişmiş çevre algısı, fabrikalara hızlı entegrasyon yeteneği ve ev tipi asistan modellerine yönelen yatırımlarla hız kazanıyor.

Fabrikalarda "kusursuz" robot vardiyası

Bu dönüşümün en somut ve çarpıcı örneği geçtiğimiz günlerde Çin'de yaşandı. Şanghay merkezli teknoloji girişimi Agibot tarafından geliştirilen insansı robotlar, Nanchang kentindeki bir fabrikada 6 gün boyunca kesintisiz olarak gerçek bir üretim hattına dahil edildi. Canlı yayınlanan bu tarihi denemede robotlar, kalite kontrol ve malzeme taşıma gibi 60 binden fazla endüstriyel görevi yüzde 99,99 gibi kusursuza yakın bir başarı oranıyla tamamlamayı başardı.

Sektör temsilcileri bu gelişmenin bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, artık temel sorunun "Bir robot ne yapabilir?" aşamasından, "Gerçek çalışma ortamlarında nasıl değer yaratabilir?" aşamasına geçtiğini belirtiyor. Robotların fabrikalardaki geleneksel makineler gibi sadece tek bir göreve programlanmadığı; gelişmiş Görme-Dil-Eylem (VLA) modelleri sayesinde çevrelerini algılayıp tıpkı bir insan işçi gibi dinamik kararlar alabildiği ifade ediliyor.

Evlerde "duygusal eşlik" dönemi başlıyor

İnsansı robotların tek hedefi ağır sanayi veya lojistik sektörü değil. Teknolojinin bir diğer ayağı doğrudan oturma odalarımıza hitap ediyor. Robotik üreticileri, ev içi kullanım için tasarladıkları yeni nesil modelleri birer birer piyasaya sürüyor. UBTECH Robotics firmasının tanıttığı U1 serisi gibi "duygusal yapay zeka" ile donatılmış robotlar, kullanıcısının ses tonunu ve yüz ifadelerini analiz ederek ruh haline uygun yanıtlar verebiliyor.

Öte yandan, 1X Technologies firmasının 20 bin dolar etiketle ön siparişe açtığı NEO modeli de ev işlerine yardımcı olmak üzere tasarlanan ve tüketiciyle doğrudan buluşmaya hazırlanan en güncel örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

İstihdam ve güvenlik tartışmaları kapıda

Teknolojideki bu baş döndürücü hız, küresel çapta yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) verilerine göre robotlar, özellikle gelişmiş ülkelerdeki iş gücü açığını kapatmak için harika birer müttefik olarak görülüyor. Örneğin Japonya, azalan nüfus ve iş gücü krizine karşı 2040 yılına kadar 10 milyon robotu iş gücüne dahil etmeyi planlıyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde siber güvenlik riskleri, kişisel verilerin gizliliği ve robotların geleneksel iş kollarındaki mavi yaka çalışanların yerini alması durumunda oluşabilecek kitlesel işsizlik korkusu yer alıyor. Şurası kesin ki, dijital dünyada doğan yapay zeka, artık tamamen etten ve kemikten oluşan dünyamızın sokaklarına, fabrikalarına ve evlerine kalıcı olarak adım atıyor.

BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'

BTP lideri Hüseyin Baş, Ankara'daki NATO zirvesi öncesi gecekonduların brandalarla kapatılmasını eleştirerek, iktidarın sefaleti gizlemeye çalıştığını savundu. Baş, yaşanan derin ekonomik krizden ve planlı fakirleşmeden kurtuluşun tek yolunun Milli Ekonomi Modeli olduğunu vurguladı

02.07.2026 17:47:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin açıklama yaptı.

Ankara'da NATO zirvesi için atılan adımları değerlendiren BTP lideri, "İtibar, brandanın önünü güzelleştirerek değil brandanın arkasını güçlendirerek elde edilir.  Güçlü devlet fakirliğe branda çekip misafirin göz zevkinin düşünen değil, branda çekilmeye gerek kalmayacak bir ülke oluşturmaktır" dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın açıklaması şöyle:

"Bugün yabancı liderlerin geçeceği güzergahlardaki gecekondular panellerle, brandalarla kapatılıyor. Vatandaşımız, kendisi için atılmayan adımların bir gecede başkaları için atıldığını görünce haklı olarak isyan ediyor. Halkı sefalete mahkûm edenlerin, bu fakirlikten utanmak yerine bunu gizlemek için harcadığı çaba ibretliktir.

"Brandanın arkasına gizlemeye çalıştığınız acı ekonomik gerçeklerle eninde sonunda yüzleşeceksiniz"

Buradan iktidara sesleniyorum; Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız!.  İtibar, brandanın önünü güzelleştirerek değil brandanın arkasını güçlendirerek elde edilir.  Güçlü devlet fakirliğe branda çekip misafirin göz zevkini düşünen değil, branda çekilmeye gerek kalmayacak bir ülke oluşturmaktır. O brandanın arkasına gizlemeye çalıştığınız acı ekonomik gerçeklerle eninde sonunda yüzleşeceksiniz.

Bugün eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik krizin tam ortasındayız. Etrafımızda savaş halinde olan ülkelerde bile enflasyon bizden kat kat düşüktür. Başımıza fiziki bombalar düşmüyor olabilir ancak her gün çarşıda pazarda patlayan zam bombaları yüzünden, savaşan ülkelerden daha beter bir ekonomik tablonun içindeyiz. Dünyada enflasyonda ve faizde ilk 5'te olmamız bir kader değil, bilinçli bir tercihin sonucudur.

"Türk halkı bilinçli olarak fakirleştirilmiştir"

Türkiye planlı bir krizin içine sokulmuş, Türk halkı bilinçli olarak fakirleştirilmiştir. İnsanımız; "Kiramı nasıl ödeyeceğim, evime nasıl ekmek götüreceğim, çocuğumu nasıl okutacağım?" sorunlarına boğdurularak suni gündemlerle uyuşturulmak istenmektedir.

"Bu kör kapitalist zihniyetin Türk milletine verebileceği hiçbir şey kalmamıştır"

Bu ülkeyi yönetenlerin bu kara tabloyu düzeltmek gibi bir derdi de niyeti de yoktur. Milyonlarca emekli ve memur Cuma günü TÜİK'in açıklayacağı enflasyon rakamlarını beklemektedir. Ancak TÜİK yine iktidarın siparişine uygun olarak enflasyonu düşük gösterecek ve milyonların hakkına el uzatacaktır. Bugün 20 bin lira alan emeklimiz, o ucube "kök maaş" sistemi yüzünden yine hüsrana uğrayacaktır. İktidar ekranlarda "zam yaptık" propagandası yaparken, insanımız aynı sefalet ücretini almaya devam edecektir.

Bu kör kapitalist zihniyetin Türk milletine verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Fabrikalarımız, madenlerimiz, topraklarımız satıldı ama millete yine sadece fakirlik düştü. Kaynaklarımız yabancıya ve yandaşa akarken milletin sefalete mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.

"Onurlu bir yaşam için Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanması şarttır"

Aziz milletimize ilan ediyoruz: Milli Ekonomi Modeli olmadan bu ekonomik enkazın altından kalkılamaz. Onurlu bir yaşam ve tam bağımsız bir ekonomi için, yerli ve millî tek model olan Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanması şarttır. Türk halkı, layık olduğu onurlu ve başı dik yaşama ancak ve ancak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) iktidarıyla kavuşacaktır."

Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir

Zorlu çalışma şartları ve malpraktis davaları gibi nedenlerden dolayı çocuk yoğun bakım, yenidoğan, çocuk onkolojisi ve nefroloji gibi alanlarda doktor sayısı hızla azalıyor. Hatta uzmanlar 5 sene sonra çocuğunuza bakacak doktor bile olmayabilir diyerek uyardı

02.07.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir
Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir
Çocuk sağlığını ilgilendiren hayati branşlarda doktor sayısı hızla azalıyor. Ağır ve uzun çalışma şartlarına bir de davalar eklenince hekimler bu alanları seçmiyor. Bu yıl TUS'ta 118 doktor için kadro açılan çocuk yoğun bakım branşını yalnızca 5 doktor tercih etti. Yenidoğan branşında 250 doktorluk kadronun ise yalnızca yüzde 9'u doldu. Çocuk hematolojinin yalnızca yüzde 15'i, çocuk acilin ise yüzde 16'sında doluluk görüldü. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ise tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekerek, "5 yıl sonra kritik hastalıkları tedavi ettirecek çocuk hekimi bulamayacağız" uyarısını yaptı.

Çocuk sağlığında alarm zilleri çalıyor
Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, özellikle çocuk yoğun bakım, yenidoğan, çocuk kanseri, nefroloji ve nöroloji gibi hayat kurtaran yan dallara ilginin hızla azaldığını belirterek "Bugün gerekli adımlar atılmazsa 5 yıl sonra bu alanlarda çok ciddi hekim açığı yaşayacağız" dedi.
Açıklanan 2026-Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'nın (2026-YDUS) sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, yüksek riskli ve yoğun çalışma yükü olan çocuk yan dal uzmanlık kadrolarının çoğunun boş kaldığını belirterek "Bu yıl TUS'ta 118 doktor için kadro açılan çocuk yoğun bakım branşını yalnızca 5 doktor tercih etti. Yenidoğan branşında 250 doktorluk kadro ise yalnızca yüzde 9'u doldu. Çocuk hematolojinin yalnızca yüzde 15'i, çocuk acilin ise yüzde 16'sında doluluk görüldü. Benim de torunlarım var. Allah göstermesin, başlarına bu hastalıklardan biri gelse 5 yıl sonra kritik hastalıkları tedavi ettirecek çocuk hekimi bulamayacağız" uyarısını yaptı.

Neden doktorlar seçmiyor?
Ağır çalışma şartları, malpraktis davaları, eğimi sürecinin uzunluğu gibi nedenleri yanı sıra kritik branşlarda çalışan hekimlerin ana branşlarında hasta bakamamasının da doktorların bu alanları seçmemesine neden olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kasapçopur "Çocukların hayatını kurtaran bu branşları cazip hâle getiremezsek, gelecekte çocuklarımız için en büyük sorun doktor bulmak olacak" ifadelerini kullandı.

Genç hekimler çocuk alanlarını istemiyor
YDUS yerleştirme sonuçlarında en çarpıcı tablo çocuk yoğun bakım ve yenidoğan branşlarında görülüyor. Haziran 2024 YDUS'ta çocuk yoğun bakımda açılan 26 kadronun 25'i dolarken, Mayıs 2026'da açılan 118 çocuk yoğun bakım kadrosunun sadece 5'i doldu, 113 kadro boş kaldı ve doluluk oranı yüzde 4'e geriledi.
Benzer tablo yenidoğan (neonatoloji) yan dalında da yaşandı. Haziran 2024'te 31 kadronun 29'u dolarken, Mayıs 2026'da ise 250 yenidoğan uzmanlık kadrosunun sadece 22'sine yerleşme oldu. 228 kadro boş kaldı ve doluluk oranı yüzde 9'a düştü.
Mayıs 2026 YDUS'ta çocuk hematoloji-onkoloji kadrolarının yalnızca yüzde 15'i, çocuk acil kadrolarının yüzde 16'sı, çocuk nefrolojisi kadrolarının ise yüzde 41'i dolabildi. Bir dönem tüm kadrolarını dolduran çocuk kardiyolojisi, gastroenterolojisi ve enfeksiyon hastalıklarında da doluluk oranları yüzde 55-67 seviyelerine kadar geriledi.

İBB davasında 61. gün: İmamoğlu salondan çıkarıldı

İBB davasında Ekrem İmamoğlu, hakimle yaşadığı tartışmanın ardından duruşma salonundan çıkarıldı.
 

02.07.2026 12:16:00
Haber Merkezi
 
İBB davasında 61. gün: İmamoğlu salondan çıkarıldı
İBB davasında 61. gün: İmamoğlu salondan çıkarıldı
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 414 sanıklı İBB davasının ilk duruşmasının 61. günü Silivri'de başladı.

Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un avukatı Rahşan Daniş'in savunması öncesi İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, söz aldı. Mahkeme heyetinin 9 Temmuz'da savunmaları bitirmesine yönelik talepte bulunan İmamoğlu, pazartesi iki davasının olduğunu ve sonraki hafta iki davasının daha olduğunu söyledi. İmamoğlu, "Burada insan üstü bir gayretle hakkımızı hukukumuzu savunma konusunda bir süreç yönetiliyor" dedi ve savunmaların 9 Temmuz'a yetişmeyeceğini söyledi.

Mahkeme başkanı CMK'nın 203. maddesini uyguladığını söyledi ve Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkarılması için talimat verdi. Duruşmayı 9 Temmuz'da bitireceğini ifade eden mahkeme başkanı savunma hakkını engellemediğini ileri sürdü.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu'nun avukatı Tora Pekin'in de salondan dışarı çıkarılması talimatını verdi. Mahkeme başkanı, kararına itiraz edenler arasında yer alan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş'a "Milletvekilisiniz diye burada her türlü soytarılığı yapamazsınız" dedi. Gerginlik sürerken mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

Salon boşaltıldı, mahkeme başkanı salondan çıkartılması için talimat verdiği kimsenin tekrar salona alınmamasını söyledi. Ekrem İmamoğlu, 9 Temmuz tarihinin dün ortaya çıktığını ifade etti ve "9 Temmuz'da operasyon mu olacak, milli seferberlik mi ilan edilecek" dedi. Mahkeme başkanı tartışma sırasında, "Savunmasını alamayacağımız sanıklar ikinci celsede savunmasını yapabilir. Biz 9 Temmuz'da bitirmek üzere karar aldık" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.