Şairimizin; "Ana gibi yar olmaz İstanbul gibi diyar/Güleni şöyle dursun ağlayanı bahtiyar" diye anlattığı, bir başka şairimizin bir taşına topyekûn acem mülkünü feda ettiği canım, güzelim İstanbul şehrimizi 2010 yılında Avrupa kültür başkenti ilan etmişler.Başta STV, Kanal 7 ve uzantıları yazılı medya olmak üzere birçok medya kuruluşuna bakarsanız, telli-duvaklı, zilli zurnalı bayram yapmamız için yepyeni bir fırsat daha doğdu. Hatta söz konusu tv ve gazeteler bu bayramı başlattılar bile.Neymiş efendim? İstanbul kültür başkenti olacakmış. Ne zaman? İki bin on yılında. Bu ilanatı kim yapmış? Avrupa kültür adamları.Niye, ne oldu ki?Daha bir ay olmadı, aynı Avrupa'nın kültür adamları, ilim adamları, film adamları ve parlamenterleri, bizim çeşitli şehirlerimizde, bebek katilinin posterleri altında bölücü güruhla beraber terter tepinmiş, halay çekmişlerdi. Aynı Avrupa'nın televizyonları ve gazeteleri Diyarbakır ilimizi bölgesel başkent ilan etmişlerdi.Niye, ne oldu ki; aynı Avrupa, İstanbul'u Avrupa'nın kültür başkenti ilan ediyor. Diyarbakır'ı bölgesel başkent ilan eden Avrupa'nın, İstanbul'u kültür başkenti ilan etmesinden şüphelenmiyorsanız aklınıza gerçekten şaşılır."Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar önemlidir" diyen Avrupalı, Bir istiklal savaşı vererek yırtıp çöpe attığımız Sevr haritasını yeniden gündemine almış, santim santim, satır satır tatbikata koymuş Avrupalı, Parlamentosunda; "İstanbul'da ki Ayasofya kilise olarak ibadete açılsın" tarzındaki kanun tekliflerini yasalaştırmak için uygun zaman bekleyen Avrupalı, Bakanlarına, başbakanlarına ve cumhurbaşkanlarına, Türkiye'ye geldiklerinde öncelikle ve mutlaka Fener Patrikhanesine uğramalarını telkin eden, temin eden Avrupalı,Bırakın kültürü-mültürü, kendi işlerindeki vatandaşlarımızın, çocuklarına, teneffüslerde dahi Türkçe konuşma yasağı getiren, yasağa uymayan çocuklara okul bahçesini temizleme cezası uygulayan Avrupalı, Evet, tanıdığımız işte bu Avrupalı; İstanbul şehrimizi, ikibin on yılında Avrupa'nın kültür başkenti ilan etmiş ve kimi çevreler bayramlık davullarını çalmaya başladı bile. Bu kadar tecrübeden sonra, her gün, her an yaşadığımız bunca ihanetten sonra Avrupa'dan bu tarafa doğru esen rüzgâra dahi temkinli yaklaşılmasını özellikle teklif ediyoruz.Bu işte bir iş, mutlaka bir hinoğluhinlik vardır, unutmayın ve milleti uyutmayın.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Utanmaz yüz tükenmez söz zenginiyiz erenler / 24.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026

























































