logo
07 EYLÜL 2026

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Ahbap Derneğine ilişkin soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 20 ilde 53 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Ahbap Derneğine ilişkin soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 20 ilde 53 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

07.09.2026 12:41:00
AA
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Ahbap Derneğine ilişkin soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 20 ilde 53 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Ahbap Derneğine ilişkin soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 20 ilde 53 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Ahbap Derneğine ilişkin soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 20 ilde 53 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, depremlerde yaşanan acıların ve vatandaşların dayanışma duygusunun kişisel menfaate dönüştürülmesine müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ahbap Derneği üzerinden toplanan deprem bağışlarının akıbetine ilişkin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce 5. dalga operasyon başlatıldığını duyuran Gürlek, operasyonun İçişleri Bakanlığı müfettiş ve özel denetim raporları, derneğin mali kayıtları, envanteri, banka hareketleri, bilirkişi incelemeleri ile etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini kaydetti.

"4,3 milyar lira bağış toplayıp 950 milyon lira nakit çektiler"
Soruşturmada elde edilen verilere dikkati çeken Gürlek, şu bilgileri paylaştı:

"6 Şubat-31 Aralık 2023 tarihleri arasında depremzedelerimize ulaştırılmak üzere 4,3 milyar lira bağış toplandığı, bunun 4,2 milyar lirasının harcandığı, 950 milyon liranın ise nakit olarak çekildiği ve bu çekimlerden birinin tek seferde 500 milyon lira olduğu belirlendi. 29 şirket ve 7 şahıs şirketine toplam 1 milyar 757 milyon 547 bin 770 lira transfer edildiği, bazı yüksek tutarlı harcamaların karşılığında mal veya hizmet alımı bulunmadığı, yardımların nakliyesinden şahsi menfaat sağlandığı ve bazı yardımların kamu kurumlarına faturalarda belirtilenden eksik teslim edildiği tespit edildi."

Tüm tespitler doğrultusunda 53 şüphelinin yakalanması için İstanbul merkezli 20 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiği bilgisini veren Gürlek, para transferi yapılan şirketlerin gerçek ticari faaliyetlerinin de incelendiğini vurguladı.

İzmit'teki depolarda depremzedeler için temin edilen yüzlerce çadır, tekerlekli sandalye, elektrikli bisiklet, kırtasiye ürünü ve çeşitli yardım malzemesinin kullanılmadan bekletildiğinin belirlendiğini bildiren Gürlek, bu malzemelerin hak sahiplerine ulaştırılması için gerekli işlemlerin başlatıldığını belirtti.

Bakan Gürlek, soruşturmayı yürüten adli makamlara ve emniyet mensuplarına teşekkür ederek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde vatandaşlarımızın iyi niyetinin, yardımseverliğinin ve milletimizin dayanışma ruhunun istismar edilmesine karşı hukuk devletinin tüm imkanlarını kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, savcı karşısına çıkacak

Ankara’da siyaset gündemi adliyeye taşındı. Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün oğlu ve gelini de ifade verecek. Aynı gün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, hakkında yürütülen “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması kapsamında savcı karşısına çıkacak

07.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, savcı karşısına çıkacak
Cuma günü Melih Gökçek’in ifade vermesinin ardından bugün saat 15.00’te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, savcı karşısına çıkacak
Ankara'da siyaset gündemi adliyeye taşındı. Cuma günü Melih Gökçek'in ifade vermesinin ardından bugün oğlu ve gelini de ifade verecek. Aynı gün saat 15.00'te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, hakkında yürütülen "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması kapsamında savcı karşısına çıkacak.

Ankara'da adliye trafiği yeni haftada da devam ediyor. Cuma günü eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ifade vermesinin ardından bugün gözler Gökçek'in oğlu ve gelinine çevrildi.

Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek bugün (7 Eylül) saat 14.00'te Ankara'da ifade vermesi beklenirken, aynı gün siyasetin bir başka önemli ismi de adliyeye gidecek.

Bugün 15.00'te ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Ankara Adliyesi'nde ifade vermesi bekleniyor.

Davutoğlu hakkında, "Cumhurbaşkanına hakaret" iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade işlemi yapılacak.

Davutoğlu'nun avukatı Hasan Seymen, soruşturmanın Eylül 2021'de Bingöl'ün Genç ilçesinde yapılan bir konuşmadaki ifadelere ilişkin olduğunu açıkladı. Söz konusu görüntülerin sosyal medyada yeniden dolaşıma girmesinin ardından başsavcılık tarafından resen inceleme başlatıldı.

Seymen, Davutoğlu'nun yürütülen hukuki sürece katkıda bulunacağını ve hakkındaki iddialara cevap vereceğini bildirdi.

Ankara Adliyesi'nde 4 Eylül'de Melih Gökçek savcı karşısına çıktı. Gökçek, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yaklaşık iki saat ifade verdi.

Atlas Çağlayan cinayeti davasında yarın karar bekleniyor

İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davaya yarın devam edilecek. Duruşmada karar çıkması bekleniyor

07.09.2026 11:33:00 / Güncelleme: 07.09.2026 11:39:07
İHA
 
Atlas Çağlayan cinayeti davasında yarın karar bekleniyor
Atlas Çağlayan cinayeti davasında yarın karar bekleniyor
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin sanık E.Ç.'nin (14) yargılandığı davaya yarın devam edilecek. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülecek davanın karara bağlanması bekleniyor.


İlk duruşmada mütalaa açıklanmıştı: 21 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası talebi



Olaya ilişkin davanın ilk duruşması, 9 Haziran günü görülmüştü. İlk duruşmada, Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıklamıştı. Savcılık, zanlı E.Ç. hakkında, Atlas Çağlayan'a yönelik 'çocuğa karşı öldürme', mağdurlar D.Ç., R.E.O., T.U.A. ile Y.O.O.'ya karşı ise 'silahla tehdit' ile '6136 sayılı kanuna muhalefet' suçlarından toplamda 21 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etmişti.


Davada yarın karar bekleniyor



Öte yandan, davanın 2'inci duruşması yarın saat 10.00'da görülecek. Yarın yapılacak olan duruşmada, mahkeme heyetinin kararını açıklaması bekleniyor.


İddianameden



Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı. Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.

Öte yandan maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı. Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.


21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi



Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Muğla'da çıkan orman yangınına müdahale ediliyor

Muğla'nın Menteşe ilçesinde çıkan ve Ula ilçesine sıçrayan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor

07.09.2026 10:16:00 / Güncelleme: 07.09.2026 10:18:52
AA
 
Muğla'da çıkan orman yangınına müdahale ediliyor
Muğla'da çıkan orman yangınına müdahale ediliyor

Yaraş Mahallesi'nde ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Bölgede etkili olan rüzgar nedeniyle yangın kısa sürede büyüdü.

İhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekipleri sevk edildi.

Alevler rüzgarın etkisiyle Muğla'nın Ula ilçesi Armutçuk Mahallesi'ne sıçradı. Muğla-Denizli kara yolunda ulaşım kontrollü olarak sağlanıyor.

Yangına 7 uçak, 13 helikopter, 32 arazöz, 7 dozer, 62 su tankeri, 12 iş makinesi ve 232 personelle müdahale ediliyor. 11 araç ve ambulansla da tahliye çalışmalarına destek veriliyor.

Vali İdris Akbıyık, AA muhabirine, ekiplerin yangını kontrol altına almak için yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.

Müdahalelerin havadan ve karadan sürdüğünü belirten Akbıyık, "Menteşe'de 2, Ula'da 1 toplam 3 ev boşaltıldı. Üç büyükbaş, 100 küçükbaş hayvan tahliye edildi. Bölgede rüzgar etkili." dedi. 

Umut Altaş’ın FBI ifadesi ortaya çıktı

Hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den Türkiye’ye iadesi istenen Umut Altaş’ın, FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı

07.09.2026 09:52:00
Haber Merkezi
 
Umut Altaş’ın FBI ifadesi ortaya çıktı
Umut Altaş’ın FBI ifadesi ortaya çıktı
Hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD'den Türkiye'ye iadesi istenen Umut Altaş'ın, FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı. Türkiye'ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş, Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin doğrudan tanık olduğunu ileri sürdü.

Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de ortadan kaybolmasının ardından yürütülen soruşturmada dosyanın seyrini değiştirebilecek yeni bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan Umut Altaş'ın ABD'de FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimleri tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ve ifadesinin Türkiye'deki adli makamlara gönderildiği bildirildi.

Edinilen bilgilere göre Türkiye, Altaş'a yöneltilmek üzere Amerikan makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. Altaş, 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorgulandı. Sorgunun ardından hazırlanan 34 sayfalık tutanak Türkiye'ye ulaştırıldı.

"Gülistan Doku'yu araç içerisinde vurdu"



Altaş'ın ifadesinde en dikkat çekici iddia, Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin anlatımı oldu.

Altaş, ifadesinde Doku'nun dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurulduğunu gördüğünü öne sürdü. Altaş ayrıca olay sırasında araçta bulunduğunu ve Doku'nun cesedinin daha sonra aracın bagajına taşınmasına yardım ettiğini iddia etti.

İddiaya göre Altaş, FBI görevlilerinin olay sırasında gerçekten orada olup olmadığını ve cinayete bizzat tanıklık edip etmediğini sorması üzerine, bu sorulara "evet" yanıtı verdi.

"Cesedi birlikte bagaja taşıdık" iddiası

Altaş'ın anlatımına göre silahlı saldırının ardından Mustafa Türkay Sonel, cesedin araç bagajına taşınmasını istedi. Altaş, ilk aşamada buna karşı çıktığını ancak daha sonra cesedi birlikte bagaja taşıdıklarını ileri sürdü.

Altaş ayrıca olay sonrasında Mustafa Türkay Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi olduğu belirtilen Şükrü Eroğlu ile telefon görüşmesi yaptığını iddia etti.

"Babam bu işi halledecek" iddiası

Tutanakta yer aldığı aktarılan bir başka iddia ise olayın sonrasına ilişkin.

Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine "Babam bu işi halledecek" dediğini öne sürdü. Ayrıca olayın ardından kendisine kimseye konuşmaması yönünde telkinde bulunulduğunu iddia etti.

Altaş'ın anlatımında, Gülistan Doku'nun cesedinin daha sonra Pertek istikametine götürülmüş olabileceğine ilişkin iddiaların da yer aldığı bildirildi.

Soruşturmanın seyri değişebilir

Gülistan Doku dosyasında yıllardır sürdürülen soruşturma açısından Altaş'ın FBI ifadesi önemli bir belge olarak değerlendiriliyor. Ancak tutanakta yer alan anlatımların Umut Altaş'ın beyanları ve iddiaları olduğu, bunların tek başına suçlamaların kesinleştiği anlamına gelmediği ve adli makamlar tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği önem taşıyor.

Dosyada daha önce de Doku'nun kaybolduğu dönemle ilgili çeşitli teknik veriler, telefon sinyalleri ve şüphelilerin hareketlerine ilişkin incelemeler yapılmıştı.

Gözler şimdi Türkiye'deki soruşturma makamlarının 34 sayfalık FBI tutanağını nasıl değerlendireceğine ve Altaş'ın öne sürdüğü iddiaların başka delillerle desteklenip desteklenemeyeceğine çevrildi.

Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor

Spor ürünleri üreticisi Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin "tek ayakkabı hizmeti" (Single Shoe Service) için reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor

06.09.2026 17:42:00
AA
 
Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor
Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor
Gazze Şeridi'nde binlerce Filistinlinin uzuvlarını kaybetmesine neden olan İsrail ordusundan emekli Shalev Biton'u "tek ayakkabı hizmeti" için reklam yüzü olarak tercih etmesi, markaya karşı tepkileri ve boykot çağrılarını artırdı.

ABD'li sosyal medya fenomeni Guy Christensen, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gazze'deki çocukların bir daha asla yürüyemeyebileceğini bilmek gerçekten iğrenç." ifadesini kullanarak şirkete karşı boykot çağrısında bulundu.

"Filistinliler için Boykot, Tecrit ve Yaptırım" (BDS) hareketinin parçası olan "İsrail'in Akademik ve Kültürel Boykotu için Filistin Kampanyası"nın (PACBI) koordinatörü Stephanie Westbrook da Adidas'ın kampanyasını "Filistinlilere hakaret" olarak niteledi.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tahminlerine göre Ekim 2023'ten bu yana 5 binden fazla Filistinlinin uzuv kaybı yaşadığına dikkati çeken Westbrook, "Bu, sadece Adidas'ın duyarsızlığı veya hassasiyeti değil. İsrail tarafından öldürülen, sevdiklerini kaybeden veya İsrail yüzünden uzuvlarını kaybeden Filistinlilere karşı mutlak bir hakarettir." değerlendirmesinde bulundu.

"Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer"
İtalyan aktivist Vincenzo Fullone de sosyal medya hesabından reklam filmine ilişkin paylaşımda bulundu.

Adidas marka ayakkabıların çöpe atıldığı anların videosunu paylaşan Fullone, "Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer." ifadesine yer vererek boykot çağrısında bulundu.

İspanyol aktör Javier Bardem de Fullone'nin çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşarak Adidas'ın boykot edilmesini istedi.

Arizona Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Khaled Beydoun da Adidas'ın reklam filmine tepki gösteren isimlerden oldu.

Gazze'de ampute edilmiş çocuğun görseli ile Adidas'ın reklam filminde oynayan İsrailli askerin fotoğrafını paylaşan Beydoun, "Adidas, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) askerini öne çıkaran tek ayakkabı programını başlattı ancak Gazze'de bacakları kesilmiş çocukları görmezden gelmeye devam ediyor." ifadesini kullandı.

"Filistinli mağdurların trajedisini tamamen görmezden geliyor"
Shalev Biton'un ve İsrail'deki Kanal 12'nin Instagram hesaplarından Biton'un reklam yüzü olmasına ilişkin yapılan ortak paylaşıma da çok sayıda tepki geldi.

"Özgür Filistin", "Filistin için Adalet", "Filistinlilerin acılarını görmezden gelmeyin" ve "Boykot Adidas" yazılı yorumlarda Adidas'a ve İsrail'e karşı çok sayıda tepki yer aldı.

Adidas'ın X hesabından yaptığı farklı paylaşımların altına da reklama yönelik birçok tepki gösterildi. Paylaşımlarda, "Asla başka ürün almayacağım", "Ürünlerinizi asla tekrar almayacağım", "Adidas çocuk katillerini desteklememeli", "Bir savaş suçlusuna sponsor oluyorsunuz" ve "İsrail'in soykırımını desteklediği için Adidas'ı boykot ediyorum" gibi çok sayıda yorum yer aldı.

"Eye on Palestine" tarafından Adidas reklamına ilişkin sosyal medya paylaşımında ise markanın ampute bireylere yönelik "tek ayakkabı" hizmetini tanıttığı İsrailli asker Shalev Biton'un 2021'de Gazze'ye yapılan saldırılar sırasında bir ayağını kaybettiği belirtildi.

Paylaşımda, bu reklamın tepki aldığına işaret edilerek, "(Reklam) Dünyada en fazla çocuğun ampute edilmesinden sorumlu bir işgal ordusu mensubuna dikkati çekiyor ve şu anda devam eden saldırılar nedeniyle uzuvlarını kaybeden Filistinli mağdurların trajedisini tamamen görmezden geliyor." ifadesi kullanıldı.

Paylaşıma gelen çok sayıda yorumda reklam tercihi nedeniyle Adidas'a yönelik boykot çağrısı yapıldı.

"Adidas'a soykırımı desteklemenin bedelini öğretin"
Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Rima Hassan da ABD merkezli sosyal medya platformu Instagram hesabından Adidas'ın reklamına ilişkin paylaşımında, dünyada çocukların en fazla ampute edilme oranının Gazze'de olduğuna dikkati çekti. Bu paylaşımın altında çok sayıda boykot çağrısı yapıldı.

Amerikalı yazar ve insan hakları savunucusu Susan Abulhawa, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Adidas'a soykırımı desteklemenin bedelini öğretin ve bu ders, şirketin temelleri tamamen sarsılana kadar etkisini sürdürsün." çağrısında bulundu.

İsrail'e yönelik "muafiyet" Alman politikası
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslam Dünyası ve Küresel İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Sami Al Arian, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Almanya menşeli firmanın "Alman politikası" izlediğini ve İsrail'e yönelik "muafiyet" uyguladığını söyledi.

Arian, "Şirket, yaşananlardan ders çıkarmıyor. Bu, bir siyonist tavırdır. Burada şirketin ders çıkarabileceği tek yaptırım boykottur. Herkes tarafından desteklenmeli ve tanıtılmalı." dedi.

Adidas, Filistin kökenli Amerikalı model Hadid'i reklamdan çıkarmıştı
Şirket, 2024 yılında da Filistin'e verdiği destekle bilinen ünlü model Bella Hadid'i reklam kampanyasından çıkarması sonrası boykot çağrılarının hedefi olmuştu.

Paylaşımda Hadid "antisemitizm" ile suçlanmış ve şiddet çağrısında bulunan bir isim olduğu öne sürülmüştü.

Şirketin sözcüsü, Hadid'in, 1972 Münih Olimpiyatları'nda kullanılan ayakkabının reklamında yer almasının "üzüntü ve sıkıntıya" sebep olduğunu savunarak özür dilemişti. Sözcü, ayakkabı reklamı nedeniyle "trajik tarihi olaylar" ile bağlantı kurulduğunu iddia etmişti.

Neden boykot ediliyor?
İsrail askeri Biton'un "tek ayakkabı hizmeti" için reklam yüzü olarak tercih edilmesi, markaya karşı tepkileri ve boykot çağrılarını artırdı.

BDS hareketinin sosyal medya hesaplarındaki açıklamalara göre İsrail askerini reklam yüzü seçen Adidas, uzun yıllar İsrail Futbol Federasyonunun (IFA) sponsorluğunu yapmıştı.

İsrail merkezli tekstil şirketi Delta Galil ile 2019'da küresel iç çamaşırı lisans anlaşması yapan Adidas, Maccabi Haifa ve Maccabi Tel Aviv gibi İsrail merkezli spor kulüpleriyle güncel ticari ortaklıklar yürütüyor.

İsrail pazarına özel resmi internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına sahip şirket, Tel Aviv, Kudüs ve Hayfa gibi büyük şehirlerde birçok resmi mağaza işletiyor.

Şirket, Tel Aviv Maratonu dahil bazı spor etkinliklerinde de sponsorluklar üstlendi.

Adidas Foundation'ın internet sitesindeki açıklamaya göre, "kurucu şirketle güçlü bir ilişkiye sahip bağımsız bir kuruluş" olarak tanımlanan kurum, Yafa merkezli ve 2007-2014'te İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in kurduğu "Peres Center for Peace and Innovation" (Peres Barış ve İnovasyon Merkezi) kuruluşuna 2025-2028 dönemi için 700 bin avro hibe anlaşması sağlamıştı.

Kendisini "tarafsız" olarak tanımlayan şirket, tek uzvunu kaybeden müşterilere ihtiyaç duydukları tek ayakkabıyı, çift ayakkabı fiyatının yüzde 50'sine satın alabilme fırsatı veriyor.​​​​​​​

Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik'in de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklandı

06.09.2026 00:10:00 / Güncelleme: 06.09.2026 00:28:59
AA
 
Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi
Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak "rüşvet" ve "irtikap" suçu işlendiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda belediyenin Ruhsat Denetim Müdürü Burak Aydın ve işletmeci Erdem Koyunyerli de gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan Belediye Başkan Yardımcısı Çelik, Aydın ve Koyunyerli adliyeye götürüldü.

Savcılıkta ifadesi alınan şüpheliler, tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, talep doğrultusunda şüphelilerin tutuklanmalarına karar verdi.

Operasyon

Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D, Başkan Danışmanı U.M, Özel Kalem A.K, Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve ilgili birim amirleri ile personelin yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi sürecinde usulsüzlük yaptıkları yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ile bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında "rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" suçlarından soruşturma başlatılmıştı.

Üsküdar Belediyesince yapı ruhsatı verilmesi sürecinde herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen belediye iştiraki Kent AŞ görevlilerinin, kriptolu-kapalı devre e-posta üzerinden oluşturulan iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yaparak hazırlanan Excel tablosuyla Üsküdar Belediyesi personelini talimatlandırmak suretiyle yapı ruhsatı verilmesi sürecini koordine ettiği belirlenmişti.

MASAK verilerine göre, Kent AŞ ile müteahhitler arasında toplamda 1 milyon 78 bin 870 lira bedelli çok sayıda paravan nitelikte "danışmanlık hizmeti" sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelerle 361 milyon 392 bin 264 liranın Üsküdar Belediyesi ve iştiraki Kent AŞ içerisindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gayriresmi olarak yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden icbar suretiyle elde edildiği tespit edilmişti.

Toplam inşaat hacminin büyük olması halinde Dedetaş'ın danışmanı U.M. ve Kent AŞ Genel Müdürü N.A. koordinasyonunda müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı, rüşvet karşılığı mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatları verilirken paranın Üsküdar Belediye binasında Sinem Dedetaş'ın danışmanı U.M'ye parça parça teslim edildiği HTS, baz verileri ve şüpheli ifadeleriyle belirlenmişti.

Yapılan çalışma ve tespitlerin ardından 29 Temmuz'da 11 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, gözaltına alınan 6 şüpheli İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edilmişti.

Şüphelilerden Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, özel kalem Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmış, Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ile iş takipçisi Adem Altıntaş ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında, 2 Eylül'de Belediye Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ve Mithat Özdemir de ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen Belediye Başkan Yardımcısı Özdemir, "yurt dışı çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmıştı. 

Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin tutuklanan Alsu gemisinin 1 ve 3'üncü kaptanlarının ifadeleri ortaya çıktı. Geminin 1'inci kaptanı ifadesinde, "Biz, Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır. Gemi, bizim gemimize 'iskeleye al' uyarısı yaptıktan sonra biz, iskeleye aldığımız halde gemi kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır" dedi

05.09.2026 12:25:00 / Güncelleme: 05.09.2026 12:29:02
İHA
 
Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı
Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Bu kapsamda adliyeye sevk edilen şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklanırken, 4 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Alsu Gemisinin kaptanlarının ifadelerine ulaşıldı

Geminin 1'inci kaptanı şüpheli Ahmet Eraslan'ın Sulh Ceza Hakimliği'ndeki ifadesi ortaya çıktı. Eraslan ifadesinde, glay günü Türk bayraklı Alsu isimli geminin birinci kaptanlığını yaptığını ve gemide 1 ay önce göreve başladığını belirterek, "Gemi kazasının yaşadığı saat diliminde istirahatteydim. Kaza esnasında üçüncü kaptanımız Murat Evciman görevdeydi, yani bu saat diliminde geminin sevk ve idaresinden Evciman sorumluydu. Olayın meydana geldiği anda gemi yüksüzdü. Kaza anında yaslama sesi duydum, kalktığımda güverte reisimiz Süleyman Eker'in 'çarpıştık çarpıştık' şeklinde bağırmasını duydum. Bunun üzerine hemen yukarıya çıktım. Köprü üstüne çıktığımda ikinci kaptan Barış Hazar ve Murat Evciman bulunuyordu. Ne olduğunu sorduğumda, 'çarpıştık' diye söylediler. Köprü üstüne çıktığımda Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi sancak kıç omuzluğunda ışıkları yanar vaziyette gördüm. Aramızdaki mesafe yaklaşık 300 metre civarındaydı. Ben, bulunduğum gemi ile sola dönüşe geçtiğim esnada yaklaşık 2-3 dakika geminin ışıklarını gördüm, dönüşün bitmesine yakın Tuğberk İmamoğlu isimli geminin ışıklarının tamamen kaybolduğunu gördüm. Benim dönüşüm yaklaşık 5 dakikaya yakın sürmüştü, bunun üzerine radardan mevkiine baktım ve yaklaşık 1-2 dakika içerisinde gemi kayboldu ve artık radardan da gözükmedi. Ben hemen Sektör Marmara ile irtibat kurdum ve durumu bildirdim" ifadelerini kullandı.

"Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır"

İfadesinin devamında, Tuğberk İmamoğlu geminin kendisine çarptıklarını vurgulayan şüpheli Ahmet Eraslan, "Kaza anında gemi üstünde gözcü bulunmuyordu. Gemide gözcü bulundurmak kaptanın insiyatifine bağlı olup, trafiğin yoğun olduğu kısımlarda gözcü bulundurulması gerekmektedir. Biz, Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır. Gemi, bizim gemimize 'iskeleye al' uyarısı yaptıktan sonra biz, iskeleye aldığımız halde gemi kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Şayet bizim gemimiz şiddetli biçimde Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmış olsaydı, bulunduğumuz gemide daha büyük hasar meydana gelirdi. Bizim bulunduğumuz gemi, kazayı yaslama olarak hissetmiştir. Bizim gemimizdeki AIS cihazı aktif bir şekilde çalışmaktaydı. Tuğberk İmamoğlu gemi AIS cihazı ise kapalı konumdaydı çünkü biz gemiyi AIS'den görememiştik. Biz gemiyi yalnızca radardan takip edebilmiştik, kaza Tuğberk İmamoğlu bizim gemimize vurması neticesinde meydana gelmiştir, böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm, serbest bırakılmayı talep ediyorum" diye konuştu.

"Gemi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi"

Öte yandan, geminin 3'üncü kaptanı şüpheli Murat Evciman ise hakimlik ifadesinde, meslekte 7 aylık tecrübesinin olduğunu belirterek, "Geminin 3'üncü kaptanı olarak kumanda bendeydi. Köprü üzerinde ayrıca bir gözcü görev yapmıyordu. Vardiya esnasında irademi etkileyecek herhangi bir şey kullanmamıştım. Tuğberk İmamoğlu isimli gemi 'iskeleye al' şeklinde telsizden seslenince ben radardan baktığımda bu gemiyi gördüm. Çıplak gözle baktığımda ise bu geminin fenerini görmemiştim. Bulunduğum gemideki ECDIS ekranına baktığımda AIS görünmüyordu, radar ekranına baktığımda Tuğberk İmamoğlu gemisinin izdüşümünü gördüm. Ben, bulunduğum gemiyi yaklaşık 5 derece iskeleye aldım, yaklaşık 2-3 dakika geçtikten sonra tekrar 'iskeleye al' sesini telsizden duydum, bunun üzerine bulunduğum gemiyi keskin bir şekilde yaklaşık 9 derece iskeleye aldım. Bu şekilde benim bulunduğum gemi Tuğberk İmamoğlu gemisinin sağ tarafında kaldı. Bu konum itibariyle gemiyle aramızda yaklaşık 700-800 metre mesafe vardı, yaklaşık 1-2 dakika sonra aramızdaki mesafe 500 metreye kadar düştü. Bu şekilde karşı gemiyle aramızda her ikimizde kendi rotamızda seyir halinde olduğumuz için bir problem yoktu. Gemi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi. Ben, bu sırada karşıdaki geminin manevra yapacağını düşündüm ve telsizden, 'Tuğberk İmamoğlu üstüme doğru geliyorsun gelme' şeklinde seslendim. Seslendikten sonra aramızdaki mesafe azaldığı için ben bulunduğum geminin rotasını iskeleye doğru çevirdim, bu sırada gemi sancak yapmaya ve üzerime doğru gelmeye devam etti" dedi.

"Kaza Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpmasıyla meydana geldi"

İfadesinin devamında şüpheli Evcimen, "Tuğberk İmamoğlu gemisi, iskele baş omuzundan benim bulunduğum geminin sancak baş omuz kısmından çarptı. Çarpışma olduğu anda ben hemen köprü üst katından birkaç basamak inerek, 'çarpışma oldu' diyerek bağırdım. Hemen köprü üstüne geldim, Tuğberk İmamoğlu geminin ışıklarını gördüm. Kazadan yaklaşık 20 saniye sonra köprü üstüne ikinci kaptan Barış Hazar geldi ve gemiyi tam sağa doğru çevirip Tuğberk İmamoğlu gemiden uzaklaştırdı. Çatışmadan sonra gemiyle iletişim kurmaya çalıştık ancak bir cevap alamadık. Çatışma hakkında yaklaşık 10-15 dakika sonra Sektör Marmara'ya bilgi verildi. Kaza diğer geminin rotasını üzerimize doğru çevirmesinden kaynaklanmıştır. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum, yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Çatışmadan önce Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS'i görünmediği için Sektör Marmara'da bana bir uyarıda bulunmamıştı. Kaza Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpmasıyla meydana geldi. Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm, serbest bırakılmayı talep ediyorum" şeklinde konuştu.

Bakırköy'de korkutan otel yangını


 
Bakırköy’de bir otelde çıkan yangında 12 kişi yaralandı.
 

05.09.2026 08:39:00
AA
 
Bakırköy'de korkutan otel yangını
Bakırköy'de korkutan otel yangını

İstanbul'un Bakırköy ilçesinde bir otelde çıkan yangında 12 kişi yaralandı.
Cevizlik Mahallesi Muhasebeci Sokak'ta bulunan 6 katlı otelin birinci katında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen ve üst katlara sıçrayan yangında alevler binanın dış cephesini kapladı. İhbar üzerine adrese itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

İtfaiyeden olağanüstü çaba

Üst katlarda mahsur kalan 7 kişi itfaiye ekiplerince tahliye edildi. Yangında yaralanan 12 kişi, ambulanslarda ilk müdahale yapılarak hastaneye sevk edildi. Yaklaşık bir saat süren çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?


 
İnsan bedeninde yaşlanma tek bir yaşta başlamıyor. Farklı sistemler farklı oranlarda hasar biriktirip dirençlerini kaybettiği için aşamalar halinde hızlanıyor. İşte önemli dönüm noktaları ve neden önemli oldukları...

05.09.2026 07:59:00 / Güncelleme: 05.09.2026 08:20:10
Murat Çorbacı
 
  İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?
  İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?

20'li yaşların sonlarından 30'lu yaşların ortalarına kadar: metabolik ve hücresel onarımda azalma yavaş yavaş başlıyor.
Kas kütlesi (sarkopeni) 20'li yaşların sonlarında zirveye ulaşıyor, ardından direnç antrenmanı yapılmadığı takdirde 30 yaşından sonra yılda yaklaşık yüzde 1-3 oranında azalıyor.
Bazal metabolizma hızı ve bazı anabolik hormon seviyeleri (büyüme hormonu, erkeklerde testosteron) kademeli olarak düşmeye başlıyor.
DNA onarım verimliliği ve mitokondriyal fonksiyon erken azalmalar gösteriyor.


40'lı yaşlar

Klinik olarak anlamlı fonksiyonel değişiklikler belirgin hale geliyor.
VO2max (oksijen kullanma) ve aerobik kapasite daha belirgin bir şekilde azalıyor. Yaklaşık 40 yaşından itibaren on yılda yaklaşık yüzde 5-10 kayıp yaşanıyor. Koşu yaparak düşüş azaltılabiliyor.
Kemik mineral yoğunluğu kaybı, menopoza yaklaşan kadınlarda hızlanıyor, erkeklerde ise daha yavaş bir azalma görülüyor.
Kronik hastalık görülme sıklığı (hipertansiyon, tip 2 diyabet, trigliserid gibi kan yağları) artıyor ve yaşlanmanın fizyolojik etkileri daha görünür hale geliyor.

50'li yaşların ortalarından 65'e kadar

Çok yönlü gerileme ve hastalık yükü artıyor.
Menopoz (ortalama yaş 51), birçok kadın için kemik yapısında, kardiyovasküler riskte, yağ dağılımında ve bilişsel işlevlerde hızlı değişimleri tetikliyor.
Kırılganlık, hareket kısıtlılığı ve eşlik eden hastalıkların birikimi, nüfusun giderek artan bir kesimi için yaygın hale geliyor.
Hücresel yaşlanma, sistemik inflamasyon (yangı) ve bozulmuş bağışıklık fonksiyonu daha belirgin hale geliyor.

65 yaş

İnsan bedeninde değişimin en hızlı olduğu dönem olarak adlandırılıyor. Alzheimer ve kardiyovasküler hastalık riski 65 yaşından sonra hızlanıyor.


75 yaş ve üzeri

Fonksiyonel gerileme ve ölüm oranı birçok kişi için hızla artıyor.
Homeostatik rezerv düşüyor. Küçük stres faktörleri (enfeksiyonlar, küçük yaralanmalar) daha büyük ve daha uzun süreli gerilemelere neden oluyor.
Engellilik, bağımlılık ve çoklu hastalık çok daha sık görülüyorr.

Neden tek bir 'hızlanma' yaşı yok?

Yaşlanma heterojendir: genetik, yaşam tarzı (egzersiz, beslenme, sigara, alkol), sosyoekonomik durum ve maruziyetler (kirlilik, enfeksiyonlar) zamanlamayı değiştirir.
Farklı dokular farklı oranlarda yaşlanır: beyin, kalp, kas, bağışıklık sistemi ve kemikler her biri farklı yörüngeler izler.
Biyolojik yaş ve kronolojik yaş: biyobelirteçler (epigenetik saatler, telomer ölçümleri, proteomik/metabolomik profiller) genellikle takvim yıllarına göre daha hızlı veya daha yavaş yaşlanmayı gösterir.

Pratik çıkarımlar

Önleme ömür boyu sürer:
20-30'lu yaşlarda başlayan çabalar (direnç antrenmanı, yeterli protein, uyku, sigara içmeme, sağlıklı kilo, kan basıncı ve glikoz kontrolü) daha sonraki hızlanmayı geciktirir.
Orta yaş (40-60 yaş), gelecekteki kırılganlığı ve kronik hastalık yükünü azaltmak için en etkili dönemdir. Tarama ve risk faktörü kontrolü orta yaşta yoğunlaştırılmalıdır. Hedefli müdahaleler (menopoz döneminde kemik sağlığı, 40 yaşından sonra kardiyovasküler risk yönetimi) büyük faydalar sağlar.

KPSS maratonu yarın başlıyor


 
 
Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) süreci, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 6 Eylül Pazar günü yapılacak Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuyla başlayacak.

05.09.2026 07:21:00
AA
 
KPSS maratonu yarın başlıyor
KPSS maratonu yarın başlıyor

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) süreci, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 6 Eylül Pazar günü yapılacak Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuyla başlayacak.
Sınav, KKTC'nin başkenti Lefkoşa ve 81 ilde toplam 145 sınav merkezinde düzenlenecek. Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 120 sorudan oluşacak, adaylara 130 dakika cevaplama süresi verilecek. Saat 10.15'te başlayacak sınav için adaylar, saat 10.00'dan sonra binalara alınmayacak. Sınav saat 12.25'te sona erecek.

Ek süre kullanması uygun görülen engelli adaylar 30 dakikaya kadar ilave sürelerini kullanabilecek. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, Pazar günü açık tutulacak.

KPSS Alan Bilgisi Sınavları ise 12-13 Eylül'de üç oturum şeklinde yapılacak. KPSS'ye 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.