Daha iktidarlarının ilk yıllarında 'devleti küçülteceğiz' dediler ve sata, sata devleti gerçekten küçülttüler.
Küçülttükleri şey devletin hizmet yönüydü, sahip çıkma yönüydü, vatandaşın, fakirin, yoksulun hakkını koruma yönüydü.
Devletin küçültenler diğer taraftan vergileri daha da çeşitlendirerek büyüttükçe büyüttüler. Cezaları da çeşitlendirerek büyüklükçe büyüttüler.
'Kayıt dışının kayıt altına alma' adı altında kara para aklama, yolsuzluk ve her türlü kaçakçılığı tetiklediler.
Şimdi vatandaştan trilyonlarca vergi ve ceza tahsilatı yapıyorlar. Peki, bu trilyonlar vatandaşa hizmet olarak dönüyor mu?
Emin olun çok az bir kısmı. Vatandaştan tahsil edilen vergi ve cezaların neredeyse tamamına yakını yerli ve yabancı faiz baronlarına akıtılmaktadır.
2003'ten 2026'ya her yılın kendi ortalama dolar kuruyla hesaplandığında AKP iktidarı 651 milyar dolar faiz ödedi.
Vatandaş hem iktidara hem de faiz baronlarına çalışıyor
BDDK'nın 31 Ağustos'ta yayımladığı verilere göre ülkemizdeki bankaların toplam sahip oldukları para miktarı 53,8 trilyon TL.
Sadece 2025 yılı faiz gelirleri 941 milyar TL.
Bu yılın Ocak–Temmuz döneminde faiz gelirleri 596,4 milyar TL. Yine aynı dönemde bankalar sadece ücret ve komisyonlardan geçen yılın aynı dönemine oranlar karlarını %35 arttırarak 472,4 milyar TL gelir elde etti.
Ülkemizde 18-65 yaş arası insan sayısı 59 milyon. Bankalara borçlu sayısı 40 milyondan fazla.
Ne demek bu?
Vatandaş bir taraftan çalışıp, iktidara vergi ödüyor. İktidar bu vergileri faiz baronlarına aktarıyor.
Diğer taraftan çalışıp, geçinemeyen vatandaşımız direk bankalardan faizli borç alarak faiz baronlarını besliyor.
Ama 'NAS var' diyorlardı!
NAS'ı (ayet ve hadisleri) kendine ölçü kabul eden ve bu ölçüyü dillendirenler samimi olsalardı böyle bir tablo ortaya çıkmazdı.
Unutmayın arkadaşlar! Ayet ve hadisin olduğu yerde hiçbir sebep, hiçbir mazeret geçerli değildir.
Faiz karşıtlığı sadece siyasi bir söylemdir
Meydanlarda: 'Bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?
Faiz zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar…
İnancımız gereği faiz sistemine karşıyız…
Tayyip Erdoğan olarak, şahsen faizsiz ekonomi özlemimi bundan sonra da gür bir seda ile dillendirmeye devam edeceğim' gibi nice cümleler kuran Sayın Erdoğan, Dünya İslam Ekonomisi Zirvelerinde de yaptığı konuşmalarında benzer vurguları yapmıştı.
Erdoğan faiz savunucusudur
Bu benim iddiam filan değil. Bizzat Sayın Erdoğan'ın ifadesidir. İşte belge!
18 Ocak 2004 tarihinde Suudi Arabistan'da düzenlenen Cidde Ekonomik Forumuda:
Erdoğan, "Aslında yanlış anlaşılmaktan korkuyorum, ama İslam ortak pazar anlayışını doğru bulmuyorum. Bu birliktelikleri ne etnik ne dini köken ne de coğrafyaya bağlı olarak düşünebiliriz. Dünyada artık böyle bir şey kaldı mı?
Bu kamplaşmaları başlatır. Münasebetler kesilebilir, dışlanabiliriz. Ortak payda dayanışma olabilir. Ya da çok farklı bir üst değer bulunabilir. Ama bu dünyadaki küreselleşme ile doğru orantılı olmalıdır. 21. yüzyılın adı paylaşım asrıdır. Bunu anlamayanlar dışında kalacaktır" dedi.
18 Nisan 2004 tarihinde MÜSİAD 13. Genel Kurul Toplantısı'nda
'Geçmişte 'faizi sıfırlayacağız, faiz tamamen kalkacak' dendi. Biz de bu görüşlere aldandık, bu fikirlerin arkasından gittik. Ancak reel ekonomi ve küresel sistem içerisine girdiğimizde gördük ki faiz bir dünya gerçeğidir, bunu kabul etmemiz ve reddetmememiz gerekir. Önemli olan faizsiz bir dünya kurmak değil, faizi enflasyonun altına indirerek parayı korumaktır' demişti.
Faiz öyle bir bela ki! Daha birkaç hafta önce 'Biz, bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz' diyen Sayın Erdoğan en son köprü ve otoyolları da sattı.
Küçülttükleri şey devletin hizmet yönüydü, sahip çıkma yönüydü, vatandaşın, fakirin, yoksulun hakkını koruma yönüydü.
Devletin küçültenler diğer taraftan vergileri daha da çeşitlendirerek büyüttükçe büyüttüler. Cezaları da çeşitlendirerek büyüklükçe büyüttüler.
'Kayıt dışının kayıt altına alma' adı altında kara para aklama, yolsuzluk ve her türlü kaçakçılığı tetiklediler.
Şimdi vatandaştan trilyonlarca vergi ve ceza tahsilatı yapıyorlar. Peki, bu trilyonlar vatandaşa hizmet olarak dönüyor mu?
Emin olun çok az bir kısmı. Vatandaştan tahsil edilen vergi ve cezaların neredeyse tamamına yakını yerli ve yabancı faiz baronlarına akıtılmaktadır.
2003'ten 2026'ya her yılın kendi ortalama dolar kuruyla hesaplandığında AKP iktidarı 651 milyar dolar faiz ödedi.
Vatandaş hem iktidara hem de faiz baronlarına çalışıyor
BDDK'nın 31 Ağustos'ta yayımladığı verilere göre ülkemizdeki bankaların toplam sahip oldukları para miktarı 53,8 trilyon TL.
Sadece 2025 yılı faiz gelirleri 941 milyar TL.
Bu yılın Ocak–Temmuz döneminde faiz gelirleri 596,4 milyar TL. Yine aynı dönemde bankalar sadece ücret ve komisyonlardan geçen yılın aynı dönemine oranlar karlarını %35 arttırarak 472,4 milyar TL gelir elde etti.
Ülkemizde 18-65 yaş arası insan sayısı 59 milyon. Bankalara borçlu sayısı 40 milyondan fazla.
Ne demek bu?
Vatandaş bir taraftan çalışıp, iktidara vergi ödüyor. İktidar bu vergileri faiz baronlarına aktarıyor.
Diğer taraftan çalışıp, geçinemeyen vatandaşımız direk bankalardan faizli borç alarak faiz baronlarını besliyor.
Ama 'NAS var' diyorlardı!
NAS'ı (ayet ve hadisleri) kendine ölçü kabul eden ve bu ölçüyü dillendirenler samimi olsalardı böyle bir tablo ortaya çıkmazdı.
Unutmayın arkadaşlar! Ayet ve hadisin olduğu yerde hiçbir sebep, hiçbir mazeret geçerli değildir.
Faiz karşıtlığı sadece siyasi bir söylemdir
Meydanlarda: 'Bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?
Faiz zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar…
İnancımız gereği faiz sistemine karşıyız…
Tayyip Erdoğan olarak, şahsen faizsiz ekonomi özlemimi bundan sonra da gür bir seda ile dillendirmeye devam edeceğim' gibi nice cümleler kuran Sayın Erdoğan, Dünya İslam Ekonomisi Zirvelerinde de yaptığı konuşmalarında benzer vurguları yapmıştı.
Erdoğan faiz savunucusudur
Bu benim iddiam filan değil. Bizzat Sayın Erdoğan'ın ifadesidir. İşte belge!
18 Ocak 2004 tarihinde Suudi Arabistan'da düzenlenen Cidde Ekonomik Forumuda:
Erdoğan, "Aslında yanlış anlaşılmaktan korkuyorum, ama İslam ortak pazar anlayışını doğru bulmuyorum. Bu birliktelikleri ne etnik ne dini köken ne de coğrafyaya bağlı olarak düşünebiliriz. Dünyada artık böyle bir şey kaldı mı?
Bu kamplaşmaları başlatır. Münasebetler kesilebilir, dışlanabiliriz. Ortak payda dayanışma olabilir. Ya da çok farklı bir üst değer bulunabilir. Ama bu dünyadaki küreselleşme ile doğru orantılı olmalıdır. 21. yüzyılın adı paylaşım asrıdır. Bunu anlamayanlar dışında kalacaktır" dedi.
18 Nisan 2004 tarihinde MÜSİAD 13. Genel Kurul Toplantısı'nda
'Geçmişte 'faizi sıfırlayacağız, faiz tamamen kalkacak' dendi. Biz de bu görüşlere aldandık, bu fikirlerin arkasından gittik. Ancak reel ekonomi ve küresel sistem içerisine girdiğimizde gördük ki faiz bir dünya gerçeğidir, bunu kabul etmemiz ve reddetmememiz gerekir. Önemli olan faizsiz bir dünya kurmak değil, faizi enflasyonun altına indirerek parayı korumaktır' demişti.
Faiz öyle bir bela ki! Daha birkaç hafta önce 'Biz, bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz' diyen Sayın Erdoğan en son köprü ve otoyolları da sattı.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın faiz karşıtlığı sadece meydanlarda / 07.09.2026
- Dünyada saflar netleşiyor, Türkiye nerede? / 06.09.2026
- Futbol, iktidara kalkan mı oluyor? / 05.09.2026
- İmtihan dünyasında tercihlerimizi neye ve kime göre yapıyoruz? / 04.09.2026
- Prof. Dr. Haydar Baş, Bişkek’teydi / 03.09.2026
- Rakamlarla ispatlı: PKK, AKP döneminde güçlendi! / 02.09.2026
- Emperyalizme de kapitalizme de düşman olmak zorundasınız / 31.08.2026
- Bin 625 günde ayağı kalktık / 30.08.2026
- ‘Samsun’a çıktığım gün umumî vaziyet ve manzara’ / 29.08.2026
- Yezid’i mantığa karşı Hüseyin olmak Hüseyin ile olmak / 28.08.2026
- Dünyada saflar netleşiyor, Türkiye nerede? / 06.09.2026
- Futbol, iktidara kalkan mı oluyor? / 05.09.2026
- İmtihan dünyasında tercihlerimizi neye ve kime göre yapıyoruz? / 04.09.2026
- Prof. Dr. Haydar Baş, Bişkek’teydi / 03.09.2026
- Rakamlarla ispatlı: PKK, AKP döneminde güçlendi! / 02.09.2026
- Emperyalizme de kapitalizme de düşman olmak zorundasınız / 31.08.2026
- Bin 625 günde ayağı kalktık / 30.08.2026
- ‘Samsun’a çıktığım gün umumî vaziyet ve manzara’ / 29.08.2026
- Yezid’i mantığa karşı Hüseyin olmak Hüseyin ile olmak / 28.08.2026























































