TÜİK, Ağustos 2026 enflasyon rakamlarını açıkladı. Aylık enflasyon yüzde 1,84, yıllık enflasyon ise yüzde 31,51 oldu. Yüzde 31,51 yıllık enflasyon ne demektir? Basitçe ifade edersek, genel fiyat seviyesinin geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üçte bir oranında yükselmesi demektir. Gelişmiş ekonomilerde olağanüstü kabul edilecek böylesine yüksek enflasyon rakamlarının Türkiye'de neredeyse sıradanlaşmış olması üzerinde ayrıca düşünmemiz gerekiyor.
Asıl tehlikelerden biri de budur: Enflasyona alışmak. Bir ülkede fiyatların yılda yaklaşık üçte bir oranında artması normal değildir. Fakat uzun süre yüksek enflasyonla yaşayınca toplumun ekonomik ölçüleri de değişiyor. Dün olağanüstü kabul ettiğimiz rakamlar bugün sıradan geliyor. Üstelik başka bir hesap daha var. ENAG, Ağustos ayı yıllık enflasyonunu yüzde 49,03 olarak açıkladı. Böylece aynı ekonomiye ilişkin iki farklı tabloyla karşı karşıyayız. TÜİK yaklaşık yüzde 31,5, ENAG ise yaklaşık yüzde 49 diyor. Biri fiyatların geçen yıla göre yaklaşık üçte bir, diğeri ise neredeyse yarı yarıya arttığını söylüyor. Vatandaş hangisine inanacak? Kanaatimce burada vatandaşın başvurabileceği çok basit bir ölçü var: Kendi mutfağına bakacak. Geçen yıl evinize yaptığınız pazar alışverişi ne kadardı? Aynı veya benzer sepet bugün ne kadar? Geçen yıl ödediğiniz kira neydi, bugün ne kadar? Elektrik, doğal gaz, ulaşım, eğitim, sağlık ve temel ihtiyaçlar için ayırdığınız para ne kadar arttı? İşte sizin hanenizde yaşadığınız enflasyonun en somut göstergesi budur.
Bütün bunların yanında bir de gelir cephesi var. Enflasyonu yalnız fiyatlarla ölçmek yetmez. Vatandaşın geliri aynı oranda artmıyorsa satın alma gücü düşer. Emeklinin, asgari ücretlinin ve dar gelirlinin asıl problemi budur. Kâğıt üzerinde gelir artabilir; fakat mutfağa giren ürün azalıyor, barınma ve ulaşım giderleri gelirin giderek daha büyük bölümünü yutuyorsa vatandaş gerçekte fakirleşiyor demektir. Aynı durum kişi başına millî gelir rakamları için de geçerlidir. Ortalamalar yükselirken toplumun büyük bölümü bu gelir artışını hayatında görmüyorsa sadece ortalamaya bakarak refahtan söz edemeyiz. Ekonominin başarısı, yalnız üretilen gelirin büyüklüğüyle değil, bu gelirin toplum kesimleri arasında nasıl dağıldığıyla da ölçülmelidir.
Bu nedenle her ay TÜİK ile ENAG'ın rakamlarından hangisinin doğru olduğunu tartışmak kadar önemli başka bir soruyu sormalıyız: Vatandaşın satın alma gücü ne oldu? Ekonominin gerçek sınavı buradadır. Enflasyon düşüyor denirken vatandaş daha az et alabiliyor, kirasını ödemekte zorlanıyor, çocuğunun eğitim giderini karşılayamıyor ve maaşı ay sonuna yetmiyorsa açıklanan oranların toplumdaki karşılığını sorgulamak gerekir.
Enflasyon yüzde 31 mi, yüzde 49 mu? Bu tartışma elbette önemlidir. Ama vatandaş için daha somut bir ölçü vardır: Geçen yıl aynı parayla ne alıyordun, bugün ne alabiliyorsun? Cevap, ekonominin gerçek fotoğrafını gösterecektir. Asıl tehlike ise bu fotoğrafa alışmaktır.
Asıl tehlikelerden biri de budur: Enflasyona alışmak. Bir ülkede fiyatların yılda yaklaşık üçte bir oranında artması normal değildir. Fakat uzun süre yüksek enflasyonla yaşayınca toplumun ekonomik ölçüleri de değişiyor. Dün olağanüstü kabul ettiğimiz rakamlar bugün sıradan geliyor. Üstelik başka bir hesap daha var. ENAG, Ağustos ayı yıllık enflasyonunu yüzde 49,03 olarak açıkladı. Böylece aynı ekonomiye ilişkin iki farklı tabloyla karşı karşıyayız. TÜİK yaklaşık yüzde 31,5, ENAG ise yaklaşık yüzde 49 diyor. Biri fiyatların geçen yıla göre yaklaşık üçte bir, diğeri ise neredeyse yarı yarıya arttığını söylüyor. Vatandaş hangisine inanacak? Kanaatimce burada vatandaşın başvurabileceği çok basit bir ölçü var: Kendi mutfağına bakacak. Geçen yıl evinize yaptığınız pazar alışverişi ne kadardı? Aynı veya benzer sepet bugün ne kadar? Geçen yıl ödediğiniz kira neydi, bugün ne kadar? Elektrik, doğal gaz, ulaşım, eğitim, sağlık ve temel ihtiyaçlar için ayırdığınız para ne kadar arttı? İşte sizin hanenizde yaşadığınız enflasyonun en somut göstergesi budur.
Bütün bunların yanında bir de gelir cephesi var. Enflasyonu yalnız fiyatlarla ölçmek yetmez. Vatandaşın geliri aynı oranda artmıyorsa satın alma gücü düşer. Emeklinin, asgari ücretlinin ve dar gelirlinin asıl problemi budur. Kâğıt üzerinde gelir artabilir; fakat mutfağa giren ürün azalıyor, barınma ve ulaşım giderleri gelirin giderek daha büyük bölümünü yutuyorsa vatandaş gerçekte fakirleşiyor demektir. Aynı durum kişi başına millî gelir rakamları için de geçerlidir. Ortalamalar yükselirken toplumun büyük bölümü bu gelir artışını hayatında görmüyorsa sadece ortalamaya bakarak refahtan söz edemeyiz. Ekonominin başarısı, yalnız üretilen gelirin büyüklüğüyle değil, bu gelirin toplum kesimleri arasında nasıl dağıldığıyla da ölçülmelidir.
Bu nedenle her ay TÜİK ile ENAG'ın rakamlarından hangisinin doğru olduğunu tartışmak kadar önemli başka bir soruyu sormalıyız: Vatandaşın satın alma gücü ne oldu? Ekonominin gerçek sınavı buradadır. Enflasyon düşüyor denirken vatandaş daha az et alabiliyor, kirasını ödemekte zorlanıyor, çocuğunun eğitim giderini karşılayamıyor ve maaşı ay sonuna yetmiyorsa açıklanan oranların toplumdaki karşılığını sorgulamak gerekir.
Enflasyon yüzde 31 mi, yüzde 49 mu? Bu tartışma elbette önemlidir. Ama vatandaş için daha somut bir ölçü vardır: Geçen yıl aynı parayla ne alıyordun, bugün ne alabiliyorsun? Cevap, ekonominin gerçek fotoğrafını gösterecektir. Asıl tehlike ise bu fotoğrafa alışmaktır.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Enflasyona alışıyor muyuz? / 07.09.2026
- Millet siyasete neden küstü? / 06.09.2026
- Hukuk herkes içinse hukuktur / 05.09.2026
- Servet transferi sadece para kaçırmak mıdır? / 04.09.2026
- Türk kimliği: Etnik köken mi, ortak vatandaşlık mı? / 31.08.2026
- 30 Ağustos: Anadolu’da kalma mücadelesi / 30.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -X- Terörsüz Türkiye mi, nasıl bir Türkiye? / 18.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IX- Kurucu irade nerede? / 17.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VIII- 467 oy neyin kapısını açtı? / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VII- Haydar Baş yıllar önce neyi görmüştü? / 15.08.2026
- Millet siyasete neden küstü? / 06.09.2026
- Hukuk herkes içinse hukuktur / 05.09.2026
- Servet transferi sadece para kaçırmak mıdır? / 04.09.2026
- Türk kimliği: Etnik köken mi, ortak vatandaşlık mı? / 31.08.2026
- 30 Ağustos: Anadolu’da kalma mücadelesi / 30.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -X- Terörsüz Türkiye mi, nasıl bir Türkiye? / 18.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IX- Kurucu irade nerede? / 17.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VIII- 467 oy neyin kapısını açtı? / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VII- Haydar Baş yıllar önce neyi görmüştü? / 15.08.2026























































