İşte Türkiye ekonomisinde en büyük sorun
İhracatçıların son dönemde en çok şikayet ettiği konuların başında gelen döviz kurları konusuna değinen TCMB Eski Başekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, “Buradaki temel sorun aslında reel değerlenmenin fazla olmasından ziyade, öngörülebilirliğin düşük olması” dedi.
AHMET TURAN YİĞİT





TCMB Eski Başekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, enflasyonu tek haneye düşürmek için kısa vadede yapılabilecek bazı şeyler olduğunun altını çizdi. Kara, şunları söyledi: "Birincisi, beklenti yönetimi konusu bence çok önemli. 2018-2022 yılları arasında makro finansal politikaların çok maceracı bir politika bileşimine girmiş olması ve sürekli değişen Merkez Bankası başkanlar ile TÜİK'in enflasyon ölçümüne dair oluşan kaygılar nedeniyle insanlar açıklanan enflasyon hedefine inanmıyor. Ben, şahsen yakın dönemde TÜİK'in ölçümünün artık düzeldiğini düşünsem de bu algı devam ediyor. TÜİK tarafında bir özerklik artışı olsa veya kendi verilerini dışarıya açma, şeffaflaşma yönünde temel adımlar atılsa, Merkez Bankası Başkanına görev güvencesi sağlansa, beklentileri daha etkin yönetebiliriz. Eğer bunları yapmazsak sadece faiz üzerinden enflasyonla mücadelenin maliyeti çok yüksek olacak. Maliyetli olunca da toplumsal ve siyasi destek azalacak, o azalınca da bu defa enflasyonla mücadele motivasyonu ortadan kalkacak. Dolayısıyla beklenti yönetimini düzeltmek çok kritik diyebiliriz."
İhracatçıların son dönemde en çok şikayet ettiği konuların başında gelen döviz kurları konusuna da değinen Hakan Kara, "Buradaki temel sorun aslında reel değerlenmenin fazla olmasından ziyade, öngörülebilirliğin düşük olması" dedi. 2018-2022 yılları arasında Türkiye'de TL'nin çok değersizken bir anda 2 yıl içerisinde tam tersi bir yere geldiğini hatırlatan Kara, şöyle devam etti: "Buradaki temel sorun şu, şirketler kesimi hangi ortama göre planını yapacak? 2018-2022 döneminde rekabetçi kur ve Çin modeli olacak denildi, şirketler ona göre bir model oluşturdu. Sonra bir anda 'reel değerlenme rejimine geçiyoruz' denildi. Şirketler kesimi, bu yeni durumu 'yeni normal olarak mı alacağız?' diyor. Ama bu dönem de geçici olabilir diyerek planlarını buna göre yapmıyorlar ya da yapmak istemiyorlar, belki de işlerine gelmiyor. Dolayısıyla asıl sorun öngörülebilirlik. 'Orta vadeli bir yatırım yaptığımızda nasıl bir dünyaya göre plan yapacağız? Son 3-5 yılda uygulanan değersiz TL'ye göre mi yapacağız yoksa, son 2 yılda uygulanana göre mi yapacağız?' Bunu bilmedikleri için şirketler kesimi zorlanıyor. Burada bana göre kritik olan kurun seviyesi değil verimlilik artışı."














































































