logo
21 NİSAN 2026

İstemsiz hareketler serebral palsi belirtisi olabilir

Çocuk Gelişimci ve Aile Danışmanı Yıldız Karakaya Güneştepe, serebral palsinin (SP) beyin dokusundaki kalıcı hasar sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirterek, "SP belirtileri genellikle bebeklik veya çocuk yaşlarda, okul öncesi yıllarda ortaya çıkar. Abartılı refleksler, vücut duruşunda bozukluk, istemsiz hareketler, kas koordinasyonu zayıflığı yaygın serebral palsi belirtileri arasındadır' dedi.

07.10.2022 09:20:00
İstemsiz hareketler serebral palsi belirtisi olabilir
İstemsiz hareketler serebral palsi belirtisi olabilir
Çocuk Gelişimci ve Aile Danışmanı Yıldız Karakaya Güneştepe, serebral palsinin (SP) beyin dokusundaki kalıcı hasar sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirterek, "SP belirtileri genellikle bebeklik veya çocuk yaşlarda, okul öncesi yıllarda ortaya çıkar. Abartılı refleksler, vücut duruşunda bozukluk, istemsiz hareketler, kas koordinasyonu zayıflığı yaygın serebral palsi belirtileri arasındadır' dedi.

Sivas Numune Hastanesi'nde görevli Çocuk Gelişimci ve Aile Danışmanı Yıldız Karakaya Güneştepe, 6 Ekim Dünya Serebral Palsi Farkındalık Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Serebral palsinin (SP) genellikle bebek daha anne karnındayken ya da doğumdan sonraki kısa süre içinde meydana gelen beyin dokusundaki kalıcı hasar sonucu ortaya çıkan ve hareket etme kabiliyetinde azalma ile seyreden bir hastalık olduğunu söyleyen Güneştepe, 'SP, beynin bir grup nörolojik bozukluklarını içeren geniş bir terimdir. SP'li çocuklarda hareket ve postür bozukluğuna eşlik eden çeşitli bulgular olabilir. Bunlar mental retardasyon, nöbetler, konuşma ve öğrenme güçlüğü, işitme ile ilgili sorunlar, göz ile ilgili sorunlar ve diş defektleridir' dedi.

SP'nin nedenlerini belirten Güneştepe, 'Gelişmekte olan beyinde çeşitli nedenlerle oluşan, ancak ilerleyici, kötüye gidici özelliği bulunmayan bir zedelenmedir. Bu beyin zedelenmesinin gebelik döneminde, doğumdan hemen önce, doğum sırasında veya doğumu takip eden 3-5 yıl içerisinde olmuş olması gerekmektedir' diye konuştu. Hastalığın belirtilerinin bebeklik ve çocuk yaşlarda ortaya çıktığını ifade eden Güneştepe, 'SP belirtileri genellikle bebeklik veya çocuk yaşlarda, okul öncesi yıllarda ortaya çıkar. Abartılı refleksler, vücut duruşunda bozukluk, istemsiz hareketler, kas koordinasyonu zayıflığı yaygın serebral palsi belirtileri arasındadır' dedi. Hastalığın tedavisine ilişkin de konuşan Güneştepe 'SP'de klinik tablo zaman içinde değişebilmekte, örneğin başlangıçtaki hipotoninin (kasın harekete karşı gösterdiği direnç) yerini daha sonra spastisite ya da istemsiz hareketler alabilmektedir. Serebral palsili çocuklarda hareket ve postür bozukluğu temel klinik tabloyu oluşturmakla birlikte bazı durumlarda mental retardasyon, nöbetler, göz problemleri propriosepsiyon bozuklukları ve işitme bozuklukları tabloya eşlik edebilmektedir. Bu durumda rehabilitasyon süreci daha zorlu geçmekte ve fiziksel bağımsızlığı kazanmak daha zor olmaktadır. Vücutta farklı sistemlerin aynı anda etkilenmesi SP'li çocukların multidisipliner izlenimini gerektirmektedir. SP'li hastaların problem ve gereksinimlerinin doğru, gerçekçi olarak saptanması ve zamanında tedavi edilmesi ile bu çocukların fiziksel ve ruhsal olarak daha iyi duruma gelebilmeleri mümkündür. Rehabilitasyon uzun süreler devam eder ve doğru yönlendirmelerle gerçekçi sonuçlara ulaşılabilir. Başarılı bir rehabilitasyon programı hasta ve ailesi ile birlikte ortopedist, pediatrik nörolog, çocuk psikiyatristi, fizyoterapist, psikolog, çocuk gelişimci, iş-uğraşı terapisti, dil ve konuşma terapistinden oluşan bir ekibin multidisipliner çalışması ile yürütülebilmektedir. Ayrıca çocuğun gelişimsel takibinin düzenli olarak yapılması da son derece önemlidir. Sonuç olarak; SP yaşam boyu süren, ilerleyici olmayan ancak yaşla birlikte değişebilen bir hastalıktır. SP hastalarının tamamen iyileşmesini sağlayan kesin bir tedavi olmasa da uygulanan tedaviler çocuğun becerilerini ve yaşam kalitesini iyileştirmeye yardımcı olmaktadır' diye konuştu.İHA

Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand

Siirt'te etkili olan sağanak yağışların ardından meydana gelen sel felaketinin bilançosu ortaya çıkmaya başladı. Kent genelinde birçok noktada ciddi hasar meydana gelirken, tarım arazileri ve hayvancılık büyük zarar gördü

21.04.2026 14:11:00 / Güncelleme: 21.04.2026 14:13:55
İHA
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Edinilen bilgilere göre, kent merkezinde yaklaşık 300 dekar tarım arazisinde toprak kayması yaşandı. Şirvan ilçesinde sel sularına kapılan 90 arılı kovan ile birlikte 80-90 küçükbaş hayvan telef oldu. Bölgede köy yollarının kapanması nedeniyle ulaşımda da aksaklıklar yaşandı. Kurtalan ilçesinde sel nedeniyle yaklaşık 10-15 ton buğday zarar görürken, 340 kanatlı hayvan ile 45-50 küçükbaş hayvanın telef olduğu bildirildi.



Tillo ilçesinde ise bir fıstık işleme tesisi tamamen hasar görürken, tarım arazilerinde kaymalar meydana geldiği ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığı öğrenildi.

Yetkililer, selden etkilenen bölgelerde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için ekiplerin sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirtti.

Siirt'te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu

Siirt'te kayıp ihbarı yapılan 13 yaşındaki çocuk, ekiplerin çalışmasıyla bulunarak ailesine teslim edildi

21.04.2026 14:06:00
İHA
Siirt'te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu
Siirt'te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu
Edinilen bilgilere göre, Şirvan ilçesine bağlı Taşlı köyü Yatağan mezrasında akşam saatlerinde kaybolan çocuk için gece saat 01.00'da kayıp ihbarı yapıldığı belirtildi.

İhbarın ardından bölgede geniş çaplı arama kurtarma çalışması başlatıldı. Çalışmalara AFAD, jandarma, komando birlikleri, sağlık ekipleri ve güvenlik korucuları katıldı.

Çalışmalarda, termal ve gece görüş sistemleri ile iz takip unsurlarının da kullanıldığı bildirildi.

Yapılan çalışmaların ardından çocuğun araçla şehir merkezine geldiği belirlendi.

Bulunan çocuk, daha sonra ailesine teslim edildi.

Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!


 
Gece saat 2’de uyanıyor ve yeniden uykuya geçmekte zorlanıyor musunuz? Sizce bu yaşadığınız sadece tesadüf mü yoksa tabağınızın bir yansıması mı? Gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan yanlış beslenme tercihleri sirkadiyen ritmi bozarak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabiliyor.
 

21.04.2026 11:24:00
MURAT ÇORBACI
Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!
Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!

Uyku kalitesinin beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, uyku kalitesini düşüren en önemli ancak çoğu zaman fark edilmeyen 5 temel beslenme hatasını paylaştı. Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği pasif bir süreç olmadığını belirten Ardal, "Uyku aynı zamanda vücudun kendini onardığı, yenilediği ve bir sonraki güne hazırlandığı kritik bir biyolojik dönemdir. Uyku sırasında protein sentezi artar, gün içinde hasar gören dokular tamir edilir, öğrenilen bilgiler hafızaya kaydedilerek kalıcı hale gelir ve bağışıklık sistemi yeniden düzenlenir. Aynı zamanda büyüme hormonu salgılanır, iştahı düzenleyen hormonların dengesi sağlanır ve metabolik sistemin sağlıklı işleyişi desteklenir. Ancak pek çok kişinin zaman zaman yaşadığı uykuya dalamama, gece sık uyanma ya da sabah yorgun kalkma gibi sorunlarının ardında yalnızca stres veya yoğun yaşam temposu değil, fark edilmeden sürdürülen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hatalı besin seçimleri de yer alabilir. Özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketilen bazı besinler, vücudun biyolojik ritmini etkileyerek uykuya dalış süresini uzatabilir, uyku kalitesini düşürebilir ve gece boyunca gerçekleşmesi gereken onarım süreçlerini sekteye uğratabilir" dedi.

Uykuyu iyileştiren hayatını iyileştiriyor!

Uyku kalitesinin iyileştirilmesinin yalnızca daha iyi bir uyku anlamına gelmediğini belirten Ardal, "Kaliteli uykunun sağlanmasıyla birlikte kronik ağrıların azalabildiği, depresyon ve kaygı belirtilerinin gerileyebildiği, migren ataklarının daha seyrek görülebildiği ve metabolik sağlığın olumlu yönde etkilenebildiği gösteriliyor. Özellikle insülin direnci olan bireylerde uyku düzeninin iyileşmesiyle insülin duyarlılığının artabildiği, iştah kontrolünün dengelenebildiği ve uzun vadede tip 2 diyabet ile obezite riskinin azaltılabildiği belirtiliyor. Bu noktada beslenme alışkanlıkları kritik bir rol üstleniyor. Tüketilen besinlerin içerdiği biyoaktif bileşenler, melatonin üretiminin düzenlenmesinden gece boyunca kan şekeri dengesinin korunmasına ve beyin aktivitesinin desteklenmesine kadar pek çok mekanizma üzerinden uyku kalitesini doğrudan etkileyebiliyor" ifadelerini kullandı.

Uyku kalitesini bozan hatalar

"Uyku kalitesini etkileyen en önemli ancak çoğu zaman göz ardı edilen faktörlerden biri, gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan beslenme tercihleridir" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı, uyku kalitesini doğrudan etkileyen en yaygın beslenme hatalarını sıralıyor:
1. Geç saatlerde kafein tüketmek: Kahve, çay ve diğer kafein içeren içecekler sinir sistemini uyararak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabilir.
2. Akşam saatlerinde ağır ve geç yemek yemek.
3. Rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmek: Yapılan çalışmalarda hem gün içinde, hem uyku öncesinde basit şeker ve rafine karbonhidrat, glikoz, fruktoz tüketen bireylerin daha yüzeysel uykuya sahip oldukları, sabah yorgun uyandıkları görülmüştür.
4. Uyku kalitesini destekleyen mikro besinleri yetersiz almak: Magnezyum, triptofan ve B vitaminleri gibi besin öğelerinin eksikliği, uyku düzenini sağlayan hormonların üretimini olumsuz etkileyebilir.
5. Düzensiz ve biyolojik ritme uygun olmayan beslenme alışkanlıkları: Gün içinde düzensiz öğün saatleri ve geç saatlerde beslenme, vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozarak uyku kalitesini düşürebilir.


Uyku kaynağı besinler

Melatonin ve serotonin kaynakları: Et, balık, yumurta, kemik suyu, nohut ve susam gibi protein kaynakları, bu süreci destekleyerek uyku kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte çilek, nar, kivi, badem, ceviz, brokoli ve mantar gibi melatonin içeriği yüksek besinler, antioksidan etkileri ve biyolojik ritim üzerindeki düzenleyici rolleri sayesinde uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir.
Vitamin kaynakları: Serotonin ve melatonin metabolizmasının sağlıklı şekilde devam edebilmesi için folik asit ile B3 ve B6 vitaminlerinin de kritik rol oynadığını ifade eden Ardal, "Yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, yumurta, balık, kabak çekirdeği, kuruyemişler ve muz gibi besinler, sinir sistemi ve hormon dengesi üzerinden uyku kalitesini destekleyen önemli mikro besin öğeleri içerir. Aynı şekilde magnezyum eksikliği, melatonin üretimini olumsuz etkileyerek uyku bölünmelerine neden olabilir. Yeşillikler, tohumlar, balık, meyveler ve aromatik bitkiler magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alır" dedi.
Amino asit kaynakları: Bazı amino asitlerin uyku kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Ardal, "Arjinin, büyüme hormonunun salgılanmasını destekleyerek gece boyunca gerçekleşen onarım süreçlerine katkı sağlarken; kırmızı et, balık, yumurta ve baklagiller bu amino asidin önemli kaynaklarıdır. Glisin ise sinir sistemini sakinleştirici etkisiyle uykuya geçişi kolaylaştırabilir ve daha derin bir uyku sürecini destekleyebilir. Bunların yanı sıra mor ve koyu renkli meyve ve sebzelerde bulunan antosiyanin gibi güçlü antioksidanlar ile maydanoz, kereviz, nane ve turunçgillerde bulunan apigenin gibi flavonoidler, hücresel düzeyde koruyucu etkiler göstererek uyku kalitesini artırmaya katkı sağlayabilir" dedi.

Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak'ta, Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ve 2 belediye çalışanı tutuklandı

21.04.2026 03:01:00
AA
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Başkan Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U, belediye personeli H.D. ve Eşme Belediyesi CHP'li Meclis Üyesi R.S.S. Eşme Adliyesi'ne sevk edildi.

Soruşturma kapsamında Yılmaz Tozan'ın özel kalem müdürü S.B. de gözaltına alındı.

Şüphelilerden Meclis Üyesi R.S.S. ve belediye personeli H.D. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

Başkan Yılmaz Tozan, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve irtikap", şoförü M.F. ve zabıta görevlisi İ.U, "suç işleme amacıyla kurulan örgüte üye olma veya yardım etme ve irtikap" suçlarından tutuklanması talebiyle, Burcu Tozan ile özel kalem müdürü S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakılması istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Zanlılardan Başkan Tozan ile İ.U. ve M.F. tutuklandı. Burcu Tozan ve S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin, alkollü mekanların kapanış saatlerinin ileri alınması konusunda işyerlerinden menfaat sağladığı, ilçenin geleneksel festivali olan Uluslararası Eşme Turistik Kilim, Kültür ve Sanat Festivali'ne gelen sanatçılara ödenen ücretin faturasının yüksek gösterilerek haksız kazanç elde edildiği, ilçedeki bazı işyerlerine yönelik uygunsuz ruhsat karşılığında menfaat sağladığının tespit edildiği öğrenildi.

İncelenen banka hesaplarında Tozan'ın şoförü M.F'nin hesabında olağan dışı para hareketliliği tespit edildi.

Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında 17 Nisan'da Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Yılmaz Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U. ve belediye personeli H.D. gözaltına alınmıştı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan CHP'li Eşme Belediyesi Meclis Üyesi R.S.S. de yakalanmıştı.

Şüphelilerden O.Ü'nün ise bir başka suçtan cezaevinde bulunduğu tespit edilmişti. 

Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığı tarafından, Irak'ta Kerkük valiliğine Türkmen bir valinin seçilmesinin kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi konusunda tarihi bir gelişme olduğu bildirildi

21.04.2026 02:38:00
AA
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Bakanlıktan konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

"Kültürel çeşitliliğe ve çoğulcu bir yapıya sahip Kerkük'e Türkmen bir vali seçilmesi, kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi bakımından son derece önemli ve tarihi bir gelişmedir." ifadesine yer verilen açıklamada, bunun aynı zamanda, Irak'ın ve Kerkük'ün asli bileşeni olan Türkmen soydaşlar bakımından meşru bir hakkın gecikmiş bir teslimi olarak görüldüğü kaydedildi.

Kerkük'te üst düzey idari görevlerin bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşımının, sadece Türkmenler değil, Kerkük'ü oluşturan tüm unsurlar için adil ve hakkaniyete uygun bir kazanım olduğu kaydedilen açıklamada, gelişmenin, Irak'ın ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkıda bulunması temenni edildi.

Ne olmuştu

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Kerkük vilayeti valiliği görevine seçilen Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa'ya Kerkük valiliği atama kararnamesini teslim etmişti.

Kerkük Valiliği yaklaşık 100 yıl sonra yeniden Türkmenlere geçerken. Kerkük İl Meclisi 17 Nisan'da yapılan oturumda, ITC Başkanı Muhammed Seman Ağa'yı vilayet valisi olarak seçmişti. 

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir tutuklandı

20.04.2026 19:34:00 / Güncelleme: 20.04.2026 19:45:14
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu 10 şüpheli tutuklanırken 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Öte yandan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir, savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı.

Bursa'dan Tunceli'ye getirilen ve Tunceli İl Jandarma Komutanlığı'nda ifadesi alınan Özdemir, bugün adliyeye sevk edildi.

Mahkeme karşısına çıkartılan Özdemir, tutuklandı.

Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında firari şüpheli Umut Altaş'ın geçici tutuklanması ve kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranması için resmi süreç başladı.

Adalet Bakanlığı, Amerika'da bulunan firari şüpheli Umut Altaş'ın iade dosyasını hem ABD makamlarına iletilmek hem de INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten yayımlanmasını sağlamak amacıyla ilgili bakanlıklara gönderdi.

'Baron' ismi vermeyen Akın Gürlek: 'Baronların kökünü kazıyacağız"

Panama bandıralı gemiye yapılan operasyonda piyasa değeri yaklaşık 500 milyon Türk lirası olan 106 kilogram kokain ele geçirildi

19.04.2026 08:09:00
İhlas Haber Ajansı
'Baron' ismi vermeyen Akın Gürlek: 'Baronların kökünü kazıyacağız"
'Baron' ismi vermeyen Akın Gürlek: 'Baronların kökünü kazıyacağız"
Panama bandıralı gemiye yapılan operasyonda piyasa değeri yaklaşık 500 milyon Türk lirası olan 106 kilogram kokain ele geçirildi.

Edinilen bilgiye göre, Panama çıkışlı bir gemide uyuşturucu madde bulunduğuna dair istihbari bilgiler üzerine İstanbul MİT Bölge Başkanlığı ve Jandarma birimleri harekete geçti. Söz konusu gemi, Türkiye karasularına giriş yaptıktan sonra Kocaeli açıklarında, İstanbul istikametine seyir halindeyken Sahil Güvenlik unsurları tarafından durduruldu. Sahil Güvenlik botları refakatinde Ambarlı Limanı'na çekilen gemide, narkotik dedektör köpeklerinin de katılımıyla kapsamlı bir adli arama yapıldı. Konteynerler içerisinde gizlenmiş halde bulunan 106 kilogram kokain, güvenlik güçlerince imha edilmek üzere muhafaza altına alındı.

Bakan Gürlek: "Baronların kökünü kazıyacağız"

Operasyona ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, uyuşturucuyla mücadelede "Sıfır Tolerans" vurgusu yaptı. Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü iradesiyle ortaya koyduğu 'Zehir Tacirlerine Karşı Sıfır Tolerans' ilkemiz doğrultusunda; sokaklarımızı bu illetten temizlemeye, baronların kökünü kazımaya kararlıyız. Bu başarılı operasyonda emeği geçen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul İl Jandarma Komutanlığımıza, Sahil Güvenlik Komutanlığımıza, MİT Başkanlığımıza ve tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Zehir tacirlerine dünyayı dar edeceğiz!" dedi.

Adli süreç devam ediyor

Uluslararası uyuşturucu imal ve ticaretiyle mücadele kapsamında gerçekleştirilen operasyonun ardından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli tahkikatın çok yönlü ve titizlikle sürdürüldüğü bildirildi. Ele geçirilen uyuşturucunun miktarı ve piyasa değeri, son dönemde deniz yoluyla yapılan kaçakçılığa vurulan en büyük darbelerden biri olarak kayıtlara geçti.

Psikoterapiye dair güvenilir rehber


 
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

18.04.2026 21:34:00
MURAT ÇORBACI
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber

Psikoterapi kavramı günümüzde sıkça konuşulsa da ne olduğu, nasıl işlediği ve kimler için nasıl bir süreç sunduğu hâlâ pek çok kişi için belirsizliğini koruyor. Sosyal medyada, dizilerde ve gündelik söylemlerde sıkça yanlış ya da eksik biçimde temsil edilen psikoterapi; kimi zaman gizemli bir iyileşme vaadi, kimi zaman ise sıradan bir sohbet olarak algılanabiliyor. Bu bilgi kirliliği, terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı zorlaştırırken, ruh sağlığı alanında güvenilir kaynak ihtiyacını da her geçen gün artırıyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

"Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu" belirsizliği gidermek ve doğru bilgiyi güvenilir bir çerçevede sunmak amacıyla hazırlandı. Kitap, terapinin ne gizemli bir sihir ne de sıradan bir sohbet olduğunu; bilimsel temellere dayanan, yapılandırılmış ve etik sınırlar içinde yürütülen bir süreç olduğunu ortaya koyarken, dizilerde, sosyal medyada ve gündelik sohbetlerde yer alan yanlış temsilleri de ele alarak terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı hedefliyor.

En çok sorulan sorulara net ve anlaşılır yanıtlar…

Alanında uzman psikologlar ve ruh sağlığı profesyonelleri tarafından kaleme alınan kitapta şu sorular bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor:
* Psikoterapi nedir, ne değildir?
* Kimler psikoterapisttir?
* Hangi terapi türleri vardır?
* Terapi sürecinde neler beklenmeli, neler beklenmemelidir?
Bunun yanı sıra; safsata terapiler, psikoterapinin etkili olduğu ve olmadığı durumlar, gizlilik ilkesi, psikolojik testlerin terapi sürecindeki yeri, aile, bağımlılık ve ilişkiler gibi başlıklar da kapsamlı biçimde inceleniyor.

Ruh sağlığı okuryazarlığını attırmayı hedefliyor

Toplumda ruh sağlığı okuryazarlığını artırmayı amaçlayan bu eser, psikoterapiyi tüm insani ve bilimsel yönleriyle görünür kılarak okuru kendi kendini tanıma yolculuğuna davet ediyor. Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu, terapiye başlamayı düşünenler için yol gösterici bir kaynak; terapi sürecinde olanlar için yaşadıklarını anlamlandırmaya yardımcı bir rehber; ruh sağlığı alanına ilgi duyan herkes için güvenilir bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.

Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, sevk edildiği mahkemece tutuklandı

18.04.2026 20:02:00 / Güncelleme: 18.04.2026 20:08:17
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.

İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden Engin Y., Cemile Y., Zeinal A., Erdoğan E., Gökhan E., Şükrü E., Ferhat G., Celal A., Nurşen A., tutuklanırken Uğurcan A., Süleyman Ö. ve Savaş G. ise adli kontrol kararı ile serbest bırakılmıştı.



Son olarak adliyede işlemleri devam eden Mustafa Türkay Sonel, nöbetçi mahkeme karşısına çıkartıldı. Dün Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a götürülen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'de mahkemece tutuklandı. Böylelikle soruşturmada tutuklama sayısı 10'a yükseldi.



Öte yandan dün soruşturma çerçevesinde Bursa'da gözaltına alınan dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir'in de ilerleyen sürelerde savcılığa sevkinin sağlanacağı bildirildi. ABD'de de bulunan yakalama kararı çıkartılan Umut Altaş'ın ise kırmız bülten işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!


 
Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor.
 

18.04.2026 17:21:00
MURAT ÇORBACI
Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!
Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!

Vücudumuzun adeta bir kimya laboratuvarı olan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi son derece önemli görevler üstleniyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, bu nedenle karaciğerin sorunsuz çalışmasının sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, "Ancak bazı etkenler karaciğerde hücre ölümüne yol açabilmektedir. Üstelik karaciğerde oluşan hasar uzun yıllar belirti vermeden sessizce ilerleyebilmekte ve uzun vadede iltihaplanma, fibrozis ile karaciğer nakli gerektirebilen siroza neden olabilmektedir. Karaciğer sağlığını korumak için alınması gereken en önemli önlem ise sağlıklı bir kiloda  olmaktır" dedi. Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerde en sık hasar oluşturan 6 etkeni anlattı.

1. Hepatit B: Hepatit B, dünya genelinde en sık görülen viral hepatit olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla anneden bebeğe bulaşarak karaciğerde kronik inflamasyona, yani kronik karaciğer hastalığına yol açabiliyor. Bu inflamasyon yıllar içinde karaciğer hücrelerinin ölümüyle ve bunun sonucunda siroz ve/veya karaciğer kanseriyle sonuçlanabiliyor.

Nasıl önlem almalı? Hepatit B aşısı çoğunlukla bizi yaşam boyunca bu enfeksiyondan koruyor.

2. Obezite: Dünya genelinde en sık görülen karaciğer hastalığının 'karaciğer yağlanması' olduğu belirtiliyor. Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, karaciğerde özellikle 'metabolik işlevsizlikle ilişkili yağlı karaciğer' olarak adlandırılan hastalığa yol açabiliyor. Karaciğerde yağlanma uzun vadede ciddi hasarlar oluşturabiliyor ve karaciğer nakli gerektiren hastalarda en sık görülen nedeni oluşturuyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, son yıllarda obezite ve sağlıksız beslenme sebebiyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını vurgulayarak, "Araştırmalar, obezite sorunu  yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80'inde karaciğerde yağ birikimi olduğunu göstermektedir" bilgisini verdi.

Nasıl önlem almalı? Sağlıklı beslenmek, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş yapmak, ideal kiloya ulaşmak veya mevcut kilonun yüzde 8-10'unu vermek, günde 2-3 fincan filtre kahve tüketmek, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine destek oluyor.

3. İlaçlar ve bitkisel ürünler: Zararsız gibi görünen bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler, bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihaplanma başlatabiliyor ve toksik hepatite neden olabiliyor. Bunun sonucunda halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği tablosu  gelişebiliyor. 

Nasıl önlem almalı? İlaçları ve bitkisel ürünleri 'masum' görmemek; doktor önerisi olmadan hiçbir ürünü kullanmamak, toksik hepatiti önlemenin en basit yolunu oluşturuyor.

4. Alkol tüketimi: Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bunun sonucunda zamanla yağlanma, iltihaplanma ve nihayetinde siroza uzanan sessiz bir hasar süreci başlıyor.
Nasıl önlem almalı? Alkolü terketmek karaciğer sağlığımız için çok önemli.

5. Genetik hastalıklar: Bazı karaciğer hastalıkları genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genler normalde karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimlerin, reseptörlerin (alıcıların) ve taşıyıcı proteinlerin üretimini sağlıyor. Bu genlerde bir bozukluk olduğunda karaciğer bazı görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. Örneğin, safra üretimi ve kullanımı bozulabiliyor veya bakır ile demir gibi minerallerin dengesi etkilenebiliyor. Ayrıca, bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması zorlaşabiliyor.
Nasıl önlem almalı? Bu tür hastalıklar erken dönemde fark edildiğinde çoğu zaman ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Erken tanı için düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli laboratuvar testlerinin yapılması büyük önem taşıyor.

6. Otoimmün hastalıklar: Karaciğer otoimmün hastalıkları  (otoimmün hepatit, primer biliyer kolanjit gibi) çoğunlukla genetik yatkınlığı olan kişilerde; enfeksiyonlar, ilaçlar ve karaciğerde inflamasyonun tetiklenmesi sonucu oluşuyor. 

Nasıl önlem almalı? Erken dönemde tanı konulduğunda otoimmün hastalıkların tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Yıldız, aile bireylerinde otoimmün karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.