logo
07 TEMMUZ 2026

İthalattaki artış dış basının da dikkatini çekiyor

ABD'de ekonomi çevrelerinin gazetesi Wall Street Journal, Türkiye'nin Kasım ayında gerçekleşen 7.15 milyar dolarlık dış ticaret açığının öngörülenden çok daha yüksek olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye'nin ithalat iştahı geri geldi" diye yazd

31.12.2012 00:00:00
 
Türkiye'de Kasım ayına ilişkin dış ticaret verilerinin ithalatta ortaya koyduğu büyüme, yurt dışında da dikkat çekti. Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, “Türkiye'nin ithalat iştahı geri geldi ve bu ekonomik büyüme için iyi” dedi! Kasım ayında gerçekleşen 7.15 milyar dolarlık dış ticaret açığının öngörülenden çok daha yüksek olduğuna dikkat çekilen WSJ haberinde, ithalatın Kasım'da yüzde 12.5 arttığı, bunun da 'altı aydan bu yana ilk artış' olduğu belirtilerek, cari işlemler açığının gerileme sürecinin sonuna gelindiğine vurgu yapıldı. Türkiye'nin 2012 yılındaki ekonomik yeniden dengelenmesinin lokomotifinin büyük ölçüde Temmuz'a kadar İran'a, Ağustos'tan itibaren ise Birleşik Arap Emirlikleri'ne yapılan altın ihracatı olduğunu yazan WSJ, Türkiye'nin Tahran'a, yaptırımların üstesinden gelmede yardımcı olduğu spekülasyonuna da yer verdi. WSJ, Türkiye'nin altın ihracatının, 2012'de geçen yıla göre “10 kata yakın bir artış göstererek 12.7 milyar dolarlık rekorunu kırdığına” ancak Kasım ayında yüzde 33 azalarak Mart'tan bu yana en düşük düzey olan 834 milyon dolara gerilediğine işaret etti. Gazete, cari işlemler açığının Ekim ayında 53 milyar dolara kadar gerilediğini hatırlatarak, “İktisatçılara göre, altın ihracatı olmasa, Türkiye'nin cari işlemler açığı, sadece 60 milyar dolara kadar inerdi” diye yazdı.

Trump ve liderler Anıtkabir'e gitmedi

36. NATO Liderler Zirvesi için Ankara'ya gelen ABD Başkanı Donald Trump’ın taslak programında yer alan Anıtkabir ziyareti, Beyaz Saray'ın yayımladığı kesinleşen son resmi takvimden çıkarıldı. Diplomatik kulisleri hareketlendiren bu kararın arkasındaki gerekçe netleşti

07.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Trump ve liderler Anıtkabir'e gitmedi
Trump ve liderler Anıtkabir'e gitmedi
Ankara'nın ev sahipliği yaptığı tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, savunma ve diplomasi başlıkları kadar çok konuşulacak bir protokol değişikliğine sahne oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde Ankara'daki ilk durağının geleneksel olarak Anıtkabir olması planlanıyordu. Ancak Beyaz Saray tarafından son paylaşılan resmi saatlik takvimde Anıtkabir ziyareti listeden tamamen çıkarıldı.

Gerekçe belli oldu

İlk taslak programlarda yer alan bu ziyaretin neden iptal edildiği diplomatik çevrelerde ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Yapılan son resmi güncellemeler ve edinilen kulis bilgileri, durumun Trump'ın şahsi bir tercihinden ziyade zirve genelindeki yoğunluk ve protokol kararlarından kaynaklandığını ortaya koydu.

Ankara'daki zirvenin oldukça kısıtlı bir zaman diliminde yapılması, liderlerin arka arkaya gerçekleştireceği kritik çalışma oturumları ve ikili görüşme trafikleri nedeniyle programda büyük bir sıkışıklık yaşandı.

Ankara genelinde bini aşkın heyet üyesi ve yüzlerce üst düzey devlet görevlisinin katılımıyla olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Şehir içi lojistik yükü ve güvenlik risklerini minimuma indirmek amacıyla liderlerin hareket alanı kısıtlandı.

Zirve kapsamında yalnızca Trump değil, Ankara'ya ayak basan diğer hiçbir devlet ve hükümet başkanı da Anıtkabir'e gitmedi.

Kurumsal temsil NATO heyetinde olacak

Diplomatik teamüller gereği Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan devlet başkanlarının ilk olarak Anıtkabir'i ziyaret ederek saygı duruşunda bulunması köklü bir gelenek. Geçmiş dönemlerde Türkiye'yi ziyaret eden ABD Başkanları Dwight D. Eisenhower, George H. W. Bush, Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama bu geleneğe uyarak Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalamıştı.

Bu yılki NATO zirvesinde ise geleneksel protokolün sekteye uğramaması adına formül değiştirildi. Devlet başkanlarının yerine NATO üyesi ülkelerin daimi temsilcileri ile NATO Genel Sekreterliği bünyesindeki üst düzey yetkililerden oluşan resmi bir kurumsal heyet Anıtkabir'e giderek Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktı.

Doğrudan Beştepe'ye geçti

Havalimanına iniş yapmasının ardından Anıtkabir programı bulunmayan Donald Trump, zırhlı makam aracı "The Beast" ile geniş güvenlik önlemleri altında doğrudan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçti. Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştiren Trump, akşam saatlerinde de diğer müttefik ülke liderleriyle birlikte NATO liderler yemeğine katılarak Ankara'daki temaslarını sürdürecek.

Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'

İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 4 Temmuz 2026’da ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü nedeniyle kırmızı, beyaz ve mavi renklerle ışıklandırıldı. Aynı tarih, 2003 yılında Irak’ın Süleymaniye kentinde yaşanan “Çuval Olayı”nın 23. yıldönümüne denk gelmesi nedeniyle büyük tepki çekti. İYİ Parti Grup Başkanvekili Op. Dr. Turhan Çömez, Meltem TV’de yayınlanan “Parantez” programında olayı sert bir dille değerlendirdi

07.07.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'
Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'
4 Temmuz 2003 tarihinde Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye'de ABD askerleri, Türk Özel Kuvvetleri'ne ait bir karargâha baskın düzenlemiş, 11 Türk askerinin başına çuval geçirerek gözaltına almıştı. Olay, Türkiye'de büyük infial yaratmış ve Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi bir krize yol açmıştı.

Tam 23 yıl sonra, 4 Temmuz 2026'da ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, ABD Bağımsızlık Günü kutlamaları kapsamında ABD bayrağının renkleriyle (kırmızı-beyaz-mavi) aydınlatıldı. Köprünün bu şekilde ışıklandırıldığına dair görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayıldı ve tartışma başlattı. Eleştirmenler, tarihin hassasiyetine dikkat çekerek bu uygulamanın "sembolik bir jest" olmaktan öteye geçtiğini savundu.

Meltem TV'de '23 yılda ne değişti?' tartışması

Meltem TV'de sunucu Kerim Aktacir'in konuğu olan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, program boyunca konuyu masaya yatırdı. Ekranda bir tarafta 2003 Çuval Olayı'nın arşiv görüntüleri, diğer tarafta ise 4 Temmuz 2026'da FSM Köprüsü'nün ABD renkleriyle aydınlatılmış hali yan yana gösterildi.

Programda Çömez'in öne çıkan açıklamaları şöyleydi:

"4 Temmuz ABD'nin Bağımsızlık Günü'dür. 4 Temmuz 2003, Irak'ın kuzeyinde Amerikan askerlerinin, orada görev yapan Türk askerlerinin başına çuval geçirdiği gündür! 4 Temmuz'da, Amerika'nın bağımsızlık gününde, ABD askerlerinin, askerimizin başına çuval geçirdiği günde, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü; kırmızı, beyaz ve mavi renklerle, yani ABD bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı."

Çömez, devamında şu değerlendirmeyi yaptı: "Size yakışır, Trump'ın da hoşuna gider belki ama Türkiye'ye yakışmaz, Türk Milleti'nin hoşuna gitmez!" Çömez, olayın sembolik anlamını vurgulayarak Türk milletinin hafızasında yer eden hassasiyetlere dikkat çekti.

Tepkiler genişledi

Köprünün aydınlatılması sosyal medyada hızla gündem olurken, muhalefet partileri ve birçok kesimden eleştiriler yükseldi. İYİ Parti'den Turhan Çömez'in çıkışı, olayın siyasi boyutunu daha da öne çıkardı. Bazı yorumcular, bu tür uygulamaların "milli hafıza ve onur" açısından sorunlu olduğunu ifade etti.

Olay, Türkiye-ABD ilişkilerinin sembolik boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. 23 yıl önce yaşanan ve hala hafızalarda canlı olan Çuval Olayı ile aynı tarihte gerçekleştirilen ışıklandırma, kamuoyunda "tesadüf mü, yoksa mesaj mı?" tartışmalarına yol açtı.

NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi

Ankara’da düzenlenen kritik NATO Liderler Zirvesi’ni protesto etmek amacıyla Kurtuluş Parkı’nda toplanmak isteyen "NATO’ya Hayır Koordinasyonu" üyelerine emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Valiliğin eylem yasağını gerekçe gösteren polis, park çevresini kalkanlarla kapatarak milletvekillerini abluka altına aldı, onlarca kişiyi ters kelepçeyle gözaltına aldı

07.07.2026 13:38:00
Haber Merkezi
 
NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi
NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi
Türkiye'nin ev sahipliğinde başkentte gerçekleştirilen 2026 Ankara NATO Zirvesi nedeniyle kent genelinde en üst düzey güvenlik önlemleri uygulanırken, zirve karşıtı protestolara yönelik müdahaleler de sertleşti. Bugün saat 11.00'de Kurtuluş Parkı'nın Kolej girişinde bir araya gelme çağrısı yapan NATO'ya Hayır Koordinasyonu, alana ulaştığı andan itibaren yoğun bir polis ablukası ile karşı karşıya kaldı.

Park çevresinde yoğun abluka ve ters kelepçeli gözaltılar

Ankara Valiliği tarafından zirve öncesinde ilan edilen 13 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe gösteren emniyet güçleri, eylemcilerin Kurtuluş Parkı'na girişini engelledi. Parkın tüm giriş noktalarını tutan ekipler, "NATO defol, bu memleket bizim" sloganları atan gruplara kalkanlar ve fiziki müdahaleyle karşılık verdi.

Edinilen bilgilere göre, polis ekipleri çok sayıda göstericiyi darp ederek ve ters kelepçe uygulayarak gözaltı araçlarına bindirdi.

Milletvekilleri ablukaya alındı, avukatlar gözaltında

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi tarafından yapılan güncel açıklamaya göre, Libya Caddesi üzerinden parka doğru yürüyüşe geçen 22 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi öğrenci kötü muameleyle gözaltına alındı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, EMEP Milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca ile SODAP Sözcüsü ve DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, park yakınlarında uzun süre polis çemberinde tutularak abluka altına alındı.

Halkevleri Genel Başkanı Sevinç Hocaoğulları, MYK üyeleri Nebiye Merttürk ve Özgür Ersoy müdahale esnasında gözaltına alınan isimler arasında yer aldı.

Eylemcilerin haklarını savunmak üzere alanda bulunan avukatlar Döndü Kurşunoğlu, Ece Ünsal ve Şevval Sarı da polis tarafından gözaltına alındı.

Gazetecilere "kalkanlı" engelleme girişimi

Güvenlik güçleri, Kurtuluş Parkı ve çevresindeki sert müdahale anlarının kamuoyuna yansımasını engellemek için basına yönelik de kısıtlamalar uyguladı. Gazetecilerin görüntü almasını engellemek amacıyla eylemcilerin etrafı polis kalkanlarıyla kapatılırken, bölgede görev yapan basın mensupları zor kullanılarak alandan uzaklaştırıldı.

Rutte "protesto edilebilmeli" demişti

Kurtuluş Parkı'ndaki bu sert müdahale, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Ankara'daki temasları sırasında düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarıyla tezat oluşturdu. Rutte, zirve öncesinde "Demokrasi seçimlerden daha fazlasıdır. İnsanlar eğer isterlerse gösteri ve protesto düzenleyebilmeliler" ifadelerini kullanmıştı.

Başkent genelinde zirve süresince protestolara yönelik tedbirlerin en üst seviyede tutulacağı öğrenilirken, gözaltına alınan onlarca kişinin Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü bildirildi.

NATO Ankara Zirvesi resmen başladı


 
Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve buna ilişkin yatırımların ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla başladı.

07.07.2026 10:23:00 / Güncelleme: 07.07.2026 10:26:38
HABER MERKEZİ/AA
 
 NATO Ankara Zirvesi resmen başladı
 NATO Ankara Zirvesi resmen başladı

Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve buna ilişkin yatırımların ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla start aldı.  ATO Congresium'da başlayan Savunma Sanayii Forumu, NATO tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği olacak.

Esas buluşma yarın Beştepe'de

NATO devlet ve hükümet başkanları ise 8 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya gelecek. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bugün NATO savunma ve dışişleri bakanlarının katılacağı etkinlikler düzenlenecek.
Son 3-4 yıldır NATO'nun yan etkinliği şeklinde tasarlanan Savunma Sanayii Forumu, ilk kez Türkiye'de zirvenin resmi programı dahilinde yapılıyor. NATO'nun paylaştığı programa göre önemli bir duyurunun yapılacağı Forum'da, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin konuşma yapması planlanıyor.

Savunma sanayisine ilişkin çeşitli oturumların düzenleneceği Forum kapsamında Rutte ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de açıklama yapacak. NATO Genel Sekreteri Rutte, savunma sanayisi üretiminin artırılmasının Forum'un en önemli başlıklardan olacağını belirtmişti. NATO Genel Sekreteri Rutte, Forum'daki konuşmasında, NATO Ankara Zirvesi Sanayi Sanayii Forumu'nda, müttefiklerin Airbus'tan alacağı 12 adet A400 modeli uçakla hava gücü kapasitesini artıracağını duyurdu.


Ankara dünya liderlerini ağırlıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında aralarında ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Slovakya Cumhurbaşkanı Peter Pellegrini, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Mark Carney, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Karadağ Başbakanı Milojko Spajic ve NATO Genel Sekreteri Rutte ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın bulunduğu liderlerle görüşecek. Zirve kapsamında dışişleri bakanları ve savunma bakanları da çalışma yemeklerinde bir araya gelecek.

2004'te İstanbul'daki NATO Zirvesi'nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında dışişleri bakanları düzeyinde özel oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacak. Zirvede, transatlantik ilişkilerde son dönemde artan gerginliklere rağmen müttefiklerin birlik ve dayanışma mesajı vermesi en önemli beklentiler arasında yer alıyor. Ana gündem maddeleri arasında Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesi ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının yeniden değerlendirilmesini öngören "NATO 3.0" vizyonunun inşa edilmesi bulunuyor.
Ukrayna'ya desteğin geleceğinin de ele alınacağı zirvede, müttefiklerin savunma harcamalarını ve savunma sanayi üretim kapasitelerini artırmaları konusunda taahhütlerde bulunmaları bekleniyor.

Bakan dediğin böyle olur


 
NATO Zirvesi için Ankara'ya gelen Avustralya Savunma Sanayi ve Pasifik İşleri Bakanı Patrick Conroy ile Yeni Zelanda Savunma Bakanı Chris Penk'in eşyalarını sırtlaması dikkat çekti. İşte medeni olmak böyle bir şey... 

07.07.2026 00:58:00 / Güncelleme: 07.07.2026 01:02:23
AHMET TURAN YİĞİT
 
Bakan dediğin böyle olur
Bakan dediğin böyle olur

Ankara'da düzenlenecek olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, Esenboğa Havalimanı'na Avustralya Savunma Sanayi ve Pasifik İşleri Bakanı Patrick Conroy (üstteki fotoğraf) ve beraberindeki heyet geldi. Bakan Conroy'un çantasını sırtına alması dikkat çekti.



Yeni Zelanda Savunma Bakanı Chris Penk'in (üstteki fotoğraf) de tüm eşyalarını sırtlaması ya da eline alması dikkat çeken ve Türkiye'de de hasreti duyulan bir tabloyu oluşturdu. Hem Avustralya, hem de Yeni Zelanda, Türkiye'den çok daha gelişmiş ülkeler... Ancak iki ülkede de bakanlar halka hizmet için görev alıyor, halkı kendisine hizmetçi etmek için değil... Bu sebeple kendi çantasını, bavulunu taşımak bir görev, hem de onurlu bir görev...

Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!


 
Okullar kapandı, sınav stresi sona erdi. Milyonlarca genç ve çocuk yaz tatiline başladı. Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, tatilin kontrolsüz ekran kullanımına dönüşmesinin çocuk ve gençlerin hem bedenini hem de ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda aileleri uyarıyor.

07.07.2026 00:46:00 / Güncelleme: 07.07.2026 00:49:49
MURAT ÇORBACI
 
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!

Çocuk ve gençlerin stresli YKS ve LGS sürecini arkalarında bırakmalarının ardından okulların kapanmasıyla uzun yaz tatili de başlamış oldu. Dersler, ödevler ve sınav telaşı geride kalırken çocukların günlük yaşamında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Boş zamanın artmasıyla birlikte telefon, tablet, bilgisayar ve oyun konsolları günün büyük bölümünü kaplamaya başlayabiliyor.

Kontrolsüz kullanım riskli

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta, yaz tatilinde ekran kullanımındaki artışın çoğu zaman fark edilmeden günlük yaşamın merkezine yerleştiğini belirterek, "Sorun teknoloji değil; teknolojinin çocuğun hayatındaki yerinin kontrolsüz şekilde büyümesidir" dedi. Teknolojinin artık yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Usta, çocukların dijital dünyanın içine doğduğunu ve ekranları tamamen yasaklamanın ne gerçekçi ne de sağlıklı bir yaklaşım olduğunun altını çiziyor. Usta, önemli olanın ekranın varlığı değil, kullanım süresi ve kullanım amacı olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Ekran, öğrenmeyi destekleyen bir araç da olabilir, zamanı tüketen bir alışkanlık da... Belirleyici olan çocuğun ekran karşısında ne yaptığı ne kadar süre geçirdiği ve bunun günlük yaşamını nasıl etkilediğidir. Kontrolsüz ekran kullanımı sadece zaman kaybına neden olmuyor; çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini de önemli ölçüde etkiliyor. Saatlerce ekran karşısında oturan çocuklarda fiziksel aktivite azalıyor. Bunun sonucunda kilo artışı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi sorunları ve göz yorgunluğu gibi problemler daha sık görülebiliyor."

Sağlıklı ekran kullanımı nasıl olmalı?

• Günlük ekran süresi çocukla birlikte belirlenmeli
• Ebeveynlerin rol model olması sebebiyle evde birlikte geçirilen zaman diliminde de teknoloji kısıtlamasına gidilmeli
• Teknoloji tamamen yasaklanmamalı ancak sınırsız da bırakılmamalı
• Spor, sinema, sanat ve kitap okuma günlük rutinin parçası haline getirilmeli
• Yemek saatleri ve aile sohbetlerinde masadan telefonlar uzaklaştırılmalı
• Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı sonlandırılmalı
• Yaz tatili djital değil, gerçek hayatla hatırlanmalı.

Aynı günde 3 duruşma için AP 'mümkün değil' dedi

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor'un, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üç davasının aynı güne denk gelmesine yönelik eleştirilerine Adalet Bakanı Akın Gürlek sert bir dille karşılık verdi

06.07.2026 21:40:00
Haber Merkezi
 
Aynı günde 3 duruşma için AP 'mümkün değil' dedi
Aynı günde 3 duruşma için AP 'mümkün değil' dedi
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor'un, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun üç davasının aynı güne denk gelmesine yönelik eleştirilerine Adalet Bakanı Akın Gürlek sert bir dille karşılık verdi.

Bakan Gürlek, "Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz" diyerek uluslararası çevrelerin devam eden yargılamalara müdahale etmeye çalıştığını vurguladı. İşte iki isim arasında yaşanan "yargı bağımsızlığı" geriliminin detayları:

Amor: "İstatistiksel olarak mümkün değil"



Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'deki duruşmalarını yabancı parlamenterlerle birlikte yerinde takip eden AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, duruşma arasında adliye önünde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Amor şu ifadeleri kullandı:

"Aynı kişinin 3 ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değil. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değildir."

Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan Adalet Bakanı Akın Gürlek'i de doğrudan hedef alan Amor, "Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun siyasi rekabetten uzaklaştırılması sürecinde siyasi bir araç olarak kullanıldı." iddiasında bulundu.

Bakan Gürlek: "Kimse parmak sallayamaz"



Adalet Bakanı Akın Gürlek, Amor'un hem Türk yargısını hem de şahsını hedef alan sözlerine hem Türkçe hem de İngilizce sosyal medya paylaşımlarıyla çok sert tepki gösterdi. Bakan Gürlek'in yanıt öne çıkan maddeler şunlar oldu:

"Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, egemen ve demokratik bir hukuk devletidir. Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

Mahkeme kapılarında hüküm verircesine açıklamalar yapılması, Türk yargısını hedef alan ve yargı süreçlerini siyasi baskı altına almaya çalışan kabul edilemez bir tutumdur…

Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz; devam eden yargılamaları etkilemeye, Türk yargısını baskı altına almaya ve ülkemizin iç işlerine müdahale etmeye kalkamaz."

Duruşmalarda son durum ne?

İmamoğlu'nun "siyasal casusluk", diploma ve İBB ihalelerine yönelik davalarının görüldüğü Silivri'deki hareketli günde, diploma davasının gelecek yılın ilk günlerine ertelendiği bildirildi. Davaların bir kısmının ise 9 Temmuz'a kadar neticelendirilmesinin hedeflendiği aktarıldı.

NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu

36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın toplantısı düzenleyen Genel Sekreter Mark Rutte, savunma harcamalarının artırılacağını belirterek, "Türkiye ittifak için vazgeçilmez bir güç, savunma malzemelerimizi Türk savunma sanayisi sağlıyor" dedi

06.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşecek tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. Göreve geldikten sonraki en kritik zirvelerden birine Türkiye'nin ev sahipliğinde çıktıklarını belirten Rutte, küresel savunma harcamalarından Ukrayna savaşına, Türk savunma sanayisinin rolünden "NATO 3.0" vizyonuna kadar pek çok önemli başlıkta kritik mesajlar verdi.

Zirvenin "alınan kararların uygulamaya geçirilmesi" aşaması olduğunu vurgulayan Rutte, müttefiklerin savunma bütçelerini gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5'i seviyesine çıkarma hedefine odaklanacaklarını duyurdu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Türkiye'ye teşekkür ediyorum"

Konuşmasına ev sahipliğinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibine teşekkür ederek başlayan Rutte, "Bu muhteşem salonda bizi ağırladıkları için minnettarım. Şimdiye kadar her şey mükemmel. Türk halkının misafirperverliğinden çok etkilendim" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin askeri gücünün altını çizen Genel Sekreter, şu açıklamalarda bulundu:

"Türkiye, NATO içindeki en iyi silahlı kuvvetlerden birine sahip ve ittifak noktasında çok önemli bir rol oynuyor. Geçtiğimiz 10 yılda savunma sanayisini çok net bir şekilde yukarı taşıdı. Savunma için ihtiyaç duyduğumuz kritik malzemeleri Türk Savunma Sanayii karşılıyor. İstanbul ve Ankara bizim için, tüm ittifak için hayati öneme sahip."

"Savunma harcamalarında yeni hedef: Yüzde 5"

NATO Ankara Zirvesi'nin en temel finansal gündem maddelerinden birinin bütçe planlamaları olduğunu kaydeden Rutte, müttefiklerin inandırıcı planlar sunması gerektiğini söyledi. Geçen yıl Lahey'de önemli kararlar aldıklarını belirten Genel Sekreter, "Herkes yüzde 5 bütçe hedefi konusunda anlaştı. Şimdi Ankara'da bu sözlerin somut sonuçlarını izliyoruz. Paramızı işe, füzelere ve savunma kapasitesine dönüştürüyoruz. Avrupalı müttefiklerimiz ve Kanada, harcamalarını ABD seviyesine eşitleme aşamasında. Güçlü bir Avrupa, güçlü bir NATO demektir" dedi.

"Putin'in saldırıları çaresizliğini gösteriyor"

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına sert tepki gösteren Rutte, Ukrayna'ya desteğin kesintisiz devam edeceğini yineledi. Dün akşam saatlerinde Ukrayna kentlerine düzenlenen hava saldırılarına değinen Genel Sekreter, şu cümleleri kaydetti:

"Rusya masum Ukrayna halkını vurmaya devam ediyor ancak bu saldırılar Putin'in ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Ukrayna ordusu, Rusya ekonomisini mahvediyor. Geçtiğimiz aylarda cephede ilerleyen bir Rusya vardı, şimdi ise durum başabaş gidiyor. Verdiğimiz hava savunma destekleriyle Ukrayna tarih yazıyor ve ihtiyaçları olan her şeyi onlara sağlamaya kararlıyız. Ukrayna'nın güvenliği bizim doğrudan kendi güvenliğimizdir."

"Trump ile Hürmüz Boğazı konusunda anlaştık"

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Mark Rutte, transatlantik ilişkilerdeki bütçe uyumuna dikkat çekti. Trump'ın müttefiklerin savunma harcamalarını artırması yönündeki kararlılığını öven Rutte, "Geçtiğimiz hafta Umman'da da bir araya geldik. Ticaret yollarının güvenliği açısından kritik olan Hürmüz Boğazı'nda özgür dolaşımın sürdürülmesi konusunda kendisiyle tam bir mutabakata vardık" dedi.

Hollandalı gazetecinin "demokrasi" sorusuna yanıt

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Hollandalı bir gazetecinin, Ankara'daki güvenlik önlemleri ve muhalif figürlere yönelik hukuki süreçleri hatırlatarak sorduğu "Ankara liberal demokrasilerin toplanması için doğru yer mi?" sorusu üzerine Rutte, evrensel demokrasi ilkelerine vurgu yaptı.

Demokrasinin sadece seçim sandığından ibaret olmadığını ifade eden Rutte, "Demokrasi, seçimden çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda bağımsız ve özgür medya demektir. Gazetecilerin istediği soruyu sorabilmesi, istediği araştırmayı yapabilmesi ve medyanın bu tür zirvelere serbestçe erişebilmesi demokrasinin temel şartıdır" yanıtını verdi.

Ankara Zirvesi'nde gözler "NATO 3.0" vizyonunda

7-8 Temmuz tarihleri arasında yürütülecek oturumlarda 32 üye ülkenin lideri, ittifakın yeni askeri ve teknolojik dönüşüm evresi olan "NATO 3.0" vizyonunu inşa edecek. Zirvenin ilk gününde müttefikler, tarihin en kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu kapsamında bir araya gelerek milyarlarca dolarlık yeni ortak projeleri imzalayacak.

Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredat ve tarih anlatısına yönelik "Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz" çıkışına sosyal medya hesabından sert yanıt verdi. Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarması sayesinde bugün fetihlerin kutlanabildiğini hatırlatan Baş, "Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir" dedi

06.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yeni eğitim müfredatı ve tarih dersi içeriklerine yönelik tartışmalar siyasetin gündemindeki yerini koruyor. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin kullanımına yönelik eleştirilerine, sosyal medya X hesabı üzerinden tarihi gerçekleri hatırlatarak sert bir dille tepki gösterdi.

"Hangi Osmanlı? Sevr'e imza atan Osmanlı!"

Bakan Tekin'in "Neyden kurtuluyormuşuz, önce Osmanlı varmış" şeklindeki yaklaşımını eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışından önceki dönemin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. "Evet Sayın Bakan, bir Osmanlı vardı ama hangi Osmanlı?" diye soran Baş, şu ifadeleri kullandı:

"Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı? Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı! Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"Neyden kurtulduğumuzu söyleyeyim: Haçlı çizmelerinden!"

Tarihin siyasi mülahazalarla değiştirilemeyeceğini ifade eden Baş, Türkiye Cumhuriyeti'nin hangi şartlarda kurulduğunu tek tek sıralayarak, "Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim" dedi ve ekledi:

"Sevr'den kurtulduk! İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk. Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak Atatürk sayesindedir"

Açıklamasında altı çizilmesi gereken bir kronoloji uyarısında bulunan Hüseyin Baş, Atatürk'ün imzasını taşımayan bir son zafer olmasaydı geçmişteki hiçbir zaferin yâd edilemeyeceğini belirtti. Baş, "Bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!" diyerek Millî Eğitim Bakanlığı'nın ajandasını eleştirdi.

"Tarihimizi birbiriyle çarpıştırmayın"

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti'nin birbirinin zıttı değil, aynı zincirin halkaları olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklamasını şu sağduyu çağrısıyla tamamladı:

"Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir."

Bakanlığın tarih terminolojisine getirmek istediği değişikliklere karşı muhalefet kanadından tepkiler yükselmeye devam ederken, Hüseyin Baş'ın bu kapsamlı tarihi çıkışı sosyal medyada kısa sürede büyük etkileşim aldı.


Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 44. duruşması sona erdi

06.07.2026 17:34:00
Anadolu Ajansı
 
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmalar alındı.

Tutuksuz sanıklardan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, savcılığın mütalaasında 2 suç yönünden beraatinin, 1 suçtan ise cezalandırılmasının istendiğini söyledi.

İddia makamının "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamasını kabul etmediğini savunan Ateşçi, "İhalede kanuna aykırı bir husus yoktur. Ben suç işlesem bunu kabul ederim ancak birinin hatası üzerine tutuklandım. Ben bir memurum, devletin personeliyim." diyerek beraat talebinde bulundu.

Duruşmada, sanık avukatlarının da mütalaaya karşı beyanları alındı.

Avukatlar, müvekkillerinin üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, beraatlerine karar verilmesini istedi.

Duruşma, yarına ertelendi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.