İyiliği emredip kötülüğü def etmeye çalışmak
Ey evlat! Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri iman yıkar. Yakin ise bütün pislikleri giderir. Rabb’in ise işlerinde sana yardımcı olur
28.05.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Ey evlat! Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri iman yıkar. Yakin ise bütün pislikleri giderir. Rabb'in ise işlerinde sana yardımcı olur.
"Hak işlerde yardımcı olursanız Allah yardımcınız olur. Bu uğurda dizlerinize kuvvet verir."
Bir kötülük gördüğünde kalbine düşen ilahi bir gayretle onu yok etmek istersen, Allah sana yardım eder. O kötülüğü yok etmek için sana arkadaş olur. Kötülükleri senin için ezer, yok eder. Ve herhangi bir işi nefsine kapılarak, desinler ve keyif için gidermek sevdasına kapılırsan rezil olursun. Hak yardımcın olmaz. Bu yüzden onu yok etmeye güçlü olamazsın.
Yani, kötülüğün giderilmesinde iman ölçüleri kullanılmazsa, kötülük yıkılmazsa, kuvvet bulur ve devam eder. Belki de öncesinden daha fazla şahlanır.
İyiliği emredip, kötülüğü yaptırmamak görevi, her akıllı, mükellef çağa gelen ve bu işi yapmasını bilen herkese vaciptir.

"Salim b. Abdillah, babasının dedesinden naklen anlattığına göre, Resulullah (s.a.v.) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
"İyiliği emredin, kötülüğü yaptırmayın. Hem de, tevbe ettiğiniz halde, makbul olmayacak zamandan evvel. Bağışlanmanızı isteyip de, bağışlanma ümidiniz tükenmeden önce.
Şu hususa dikkat edin: İyiliği emredip kötülüğü yaptırmamak ne gelecek rızka engel olur ne de eceli yaklaştırır…
İyiliği emredip, kötülüğü yaptırmamak görevi, her akıllı, mükellef çağa gelen ve bu işi yapmasını bilen herkese vaciptir."
Şu üç özellik kendisinde bulunmayan kimse, kötülüğü yasak etmek görevini yapamaz:
1- Emrettiği ve yasak ettiği mesele hakkında bilgi sahibi olmak.
2- Emrettiği ve yasak ettiği şeyde yumuşak davranmak.
3- Emrettiği ve yasak ettiği kimse için dahi şefkatli olmak."

Yapılan iyilik emri ve kötülüğün yasağı; nefsani gurur, mala ve cana zarar, olur ise; bu şekilde anlatılan vazife hiç kimseye vacip değildir.
Zira Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: "Ellerinizle tehlikeye düşmeyiniz"
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) dahi, bir hadis-i şerifte şöyle buyurdu: "Bir mü'mine kendisini zelil etmesi yakışmaz."
Sordular: "Ya Resulullah (s.a.v.), bir mü'min kendisini nasıl zelil eder?"
Şöyle buyurdu: "Yenilmesi kendisi için mümkün olmayan birine sataşmasıyla."
Yine buyurdu: "Değiştirmeye güç yetiremediğiniz bir şey görürseniz, sabırlı olun, ta Allah-u Teâlâ, onu değiştirinceye kadar."

O kötü işin kalkacağına tam kanaat sahibi olmamasıdır. Bu durumda kendisine bu görevi yapmak vacip olmaz. Ta, tam kanaat sahibi oluncaya kadar bekler. Zira o kötülüğü yaptırmamaya çalışmaktan gaye; o kötülüğün ortadan kalkmasıdır. Kalkmayacağı üzerine kanaat sahibi olunca, işe girmemek daha iyisidir." Yaptırılmaması gereken şeyler üç kısma ayrılır:
a)Elle yaptırılmaması gerekenler: Böyle bir vazife, sultanlara mahsustur.
b)Dille yaptırılmaması gereken kötülükler: Bu çeşitten görevi de ulema yapacaktır.
c)Kalben yapılması istenmeyen kötülükler: Bu da avam mü'minlerinin yapacağı iştir.
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İçinizden birisi bir kötülüğü gördüğü zaman, onu eli ile düzeltme yoluna gitsin; eli ile düzeltecek durumda değil ise, dili ile düzeltsin. Buna da gücü yetmez ise, kalbi ile düzeltme yoluna gitsin ki, bu imanın en zayıf halidir."

Bir kimseye buğzettiğin zaman, onun işlerini kitaba arzet. İman ölçülerine vur. Sünnet-i Nebi'ye sun. Onlara göre iyi, sana göre hatalı ise, müjde, işlerin Allah'ın emirlerine uygundur.
Şayet, onlara göre hatalı, sana göre iyi geliyorsa; sen hata ediyorsun, yanlış hareket ediyorsun, şahsi arzularına uyuyorsun.
Böyle buğuzla sen hata içindesin. Allah'a asi oluyorsun. Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetine muhalefet ediyorsun. Bunların cezası büyüktür. Tövbe et, yaptığın bu hatadan dön. Allah'a dua et; o sevmediğin kimsenin sevgisini kazanmaya çalış.
Emr-i bi'l-ma'ruf neyh-i ani'l-münker vazifesinde belki de en önemli nokta, kişinin kendinin de dediklerine riayet etmesidir:
"İnsanlara iyiliği emrediyor, ama kendinizi unutuyorsunuz öğle mi? Halbuki kitapta yazılanları da okumaktasınız. Hiç mi aklınız ermiyor?"

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, Enes b. Malik yolu ile gelen bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:
"Miraca çıktığım gece birtakım insanlar gördüm; dudakları makaslarla kırpılıyordu. Bunların kim olduklarını Cebrail'e sorduğum zaman Bana söyle anlattı:
"Bunlar Senin ümmetindendir. Ama kendi nefislerini unutup halka iyiliği emreden ve kötülüğü de yasak eden kimselerdir. Halbuki Kitaptaki yerini de okumuşlardır." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
"Hak işlerde yardımcı olursanız Allah yardımcınız olur. Bu uğurda dizlerinize kuvvet verir."
Bir kötülük gördüğünde kalbine düşen ilahi bir gayretle onu yok etmek istersen, Allah sana yardım eder. O kötülüğü yok etmek için sana arkadaş olur. Kötülükleri senin için ezer, yok eder. Ve herhangi bir işi nefsine kapılarak, desinler ve keyif için gidermek sevdasına kapılırsan rezil olursun. Hak yardımcın olmaz. Bu yüzden onu yok etmeye güçlü olamazsın.
Yani, kötülüğün giderilmesinde iman ölçüleri kullanılmazsa, kötülük yıkılmazsa, kuvvet bulur ve devam eder. Belki de öncesinden daha fazla şahlanır.
İyiliği emredip, kötülüğü yaptırmamak görevi, her akıllı, mükellef çağa gelen ve bu işi yapmasını bilen herkese vaciptir.

"Salim b. Abdillah, babasının dedesinden naklen anlattığına göre, Resulullah (s.a.v.) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
"İyiliği emredin, kötülüğü yaptırmayın. Hem de, tevbe ettiğiniz halde, makbul olmayacak zamandan evvel. Bağışlanmanızı isteyip de, bağışlanma ümidiniz tükenmeden önce.
Şu hususa dikkat edin: İyiliği emredip kötülüğü yaptırmamak ne gelecek rızka engel olur ne de eceli yaklaştırır…
İyiliği emredip, kötülüğü yaptırmamak görevi, her akıllı, mükellef çağa gelen ve bu işi yapmasını bilen herkese vaciptir."
Şu üç özellik kendisinde bulunmayan kimse, kötülüğü yasak etmek görevini yapamaz:
1- Emrettiği ve yasak ettiği mesele hakkında bilgi sahibi olmak.
2- Emrettiği ve yasak ettiği şeyde yumuşak davranmak.
3- Emrettiği ve yasak ettiği kimse için dahi şefkatli olmak."

Yapılan iyilik emri ve kötülüğün yasağı; nefsani gurur, mala ve cana zarar, olur ise; bu şekilde anlatılan vazife hiç kimseye vacip değildir.
Zira Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: "Ellerinizle tehlikeye düşmeyiniz"
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) dahi, bir hadis-i şerifte şöyle buyurdu: "Bir mü'mine kendisini zelil etmesi yakışmaz."
Sordular: "Ya Resulullah (s.a.v.), bir mü'min kendisini nasıl zelil eder?"
Şöyle buyurdu: "Yenilmesi kendisi için mümkün olmayan birine sataşmasıyla."
Yine buyurdu: "Değiştirmeye güç yetiremediğiniz bir şey görürseniz, sabırlı olun, ta Allah-u Teâlâ, onu değiştirinceye kadar."

O kötü işin kalkacağına tam kanaat sahibi olmamasıdır. Bu durumda kendisine bu görevi yapmak vacip olmaz. Ta, tam kanaat sahibi oluncaya kadar bekler. Zira o kötülüğü yaptırmamaya çalışmaktan gaye; o kötülüğün ortadan kalkmasıdır. Kalkmayacağı üzerine kanaat sahibi olunca, işe girmemek daha iyisidir." Yaptırılmaması gereken şeyler üç kısma ayrılır:
a)Elle yaptırılmaması gerekenler: Böyle bir vazife, sultanlara mahsustur.
b)Dille yaptırılmaması gereken kötülükler: Bu çeşitten görevi de ulema yapacaktır.
c)Kalben yapılması istenmeyen kötülükler: Bu da avam mü'minlerinin yapacağı iştir.
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İçinizden birisi bir kötülüğü gördüğü zaman, onu eli ile düzeltme yoluna gitsin; eli ile düzeltecek durumda değil ise, dili ile düzeltsin. Buna da gücü yetmez ise, kalbi ile düzeltme yoluna gitsin ki, bu imanın en zayıf halidir."

Bir kimseye buğzettiğin zaman, onun işlerini kitaba arzet. İman ölçülerine vur. Sünnet-i Nebi'ye sun. Onlara göre iyi, sana göre hatalı ise, müjde, işlerin Allah'ın emirlerine uygundur.
Şayet, onlara göre hatalı, sana göre iyi geliyorsa; sen hata ediyorsun, yanlış hareket ediyorsun, şahsi arzularına uyuyorsun.
Böyle buğuzla sen hata içindesin. Allah'a asi oluyorsun. Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetine muhalefet ediyorsun. Bunların cezası büyüktür. Tövbe et, yaptığın bu hatadan dön. Allah'a dua et; o sevmediğin kimsenin sevgisini kazanmaya çalış.
Emr-i bi'l-ma'ruf neyh-i ani'l-münker vazifesinde belki de en önemli nokta, kişinin kendinin de dediklerine riayet etmesidir:
"İnsanlara iyiliği emrediyor, ama kendinizi unutuyorsunuz öğle mi? Halbuki kitapta yazılanları da okumaktasınız. Hiç mi aklınız ermiyor?"

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, Enes b. Malik yolu ile gelen bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:
"Miraca çıktığım gece birtakım insanlar gördüm; dudakları makaslarla kırpılıyordu. Bunların kim olduklarını Cebrail'e sorduğum zaman Bana söyle anlattı:
"Bunlar Senin ümmetindendir. Ama kendi nefislerini unutup halka iyiliği emreden ve kötülüğü de yasak eden kimselerdir. Halbuki Kitaptaki yerini de okumuşlardır." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)















































































