logo
08 AĞUSTOS 2026

Kabil'de hastane vuruldu:400 ölü

Pakistan’ın Kabil’deki uyuşturucu rehabilitasyon hastanesine düzenlediği iddia edilen hava saldırısında Taliban 400 ölü, 250 yaralı bildirdi. Pakistan iddiaları yalanladı, “Sadece TTP militanlarının askeri hedefleri vuruldu” dedi. Pakistan ile Afganistan arasında gerilim yeni bir boyuk kazandı

17.03.2026 10:59:00
Eyüp Kabil
 
Kabil'de hastane vuruldu:400 ölü
Kabil'de hastane vuruldu:400 ölü
Afganistan'ın başkenti Kabil'de bir uyuşturucu rehabilitasyon hastanesine düzenlenen hava saldırısı iddiası, Pakistan ile Taliban yönetimi arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. Taliban yetkilileri, saldırıda en az 400 kişinin öldüğünü ve 250 kişinin yaralandığını öne sürerken, Pakistan tarafı iddiaları "yalan ve yanıltıcı" olarak nitelendirerek sivil bir tesisi hedef almadıklarını açıkladı. Olay, Şubat 2026'dan beri tırmanan sınır çatışmalarının en kanlı aşaması olarak değerlendiriliyor.






Saldırının detayları

Saldırı, pazartesi akşamı saat 21.00 sıralarında Kabil'de gerçekleşti. Taliban hükümetinin açıklamalarına göre, hedef alınan tesis 2.000 yatak kapasiteli "Omid Uyuşturucu Bağımlılığı Tedavi Hastanesi". Hastanenin büyük bölümü yıkıldı, yangın çıktı ve enkaz altında kalanlar olduğu belirtiliyor. Kurtarma ekipleri halen çalışmalara devam ediyor. AFP muhabirleri olay yerinde en az 30 ceset gördüklerini raporladı, toplam can kaybının artabileceği ifade ediliyor. Çoğu kurbanın, hastanede tedavi gören uyuşturucu bağımlıları olduğu kaydedildi.

Taliban yetkilileri, saldırıyı "egemenlik ihlali" ve "insanlığa karşı suç" olarak tanımladı. Hastane yetkilileri ise bölgede herhangi bir askeri yapı bulunmadığını vurguladı.






Taliban'ın iddiaları

Afganistan Taliban hükümetinin yardımcı sözcüsü Hamdullah Fitrat, yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Pakistan askeri rejimi, Omid Bağımlılık Tedavi Hastanesi'ni hedef alan bir hava saldırısı gerçekleştirdi. Saldırı sonucunda hastanenin büyük bölümleri tamamen yıkıldı. İlk belirlemelere göre en az 400 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 250 kişi yaralandı."

Fitrat, gazetecileri ve diplomatları olay yerine davet ederek bağımsız inceleme çağrısı yaptı. Taliban yönetimi, saldırının "sivil hedeflere yönelik kasıtlı bir eylem" olduğunu savunuyor ve Pakistan'ı "savaş suçu" işlemekle suçluyor.






Pakistan'ın yanıtı

Pakistan tarafı iddiaları kesin bir dille reddetti. Pakistan Enformasyon ve Yayıncılık Bakanlığı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Saldırılar Kabil ve Nangarhar vilayetlerindeki askeri tesisler, teknik ekipman depoları ve mühimmat stoklarına yönelik hassas operasyonlardı. İkincil patlamalar, büyük cephane depolarının varlığını açıkça gösteriyor" dedi. Bakanlık, "Bu iddialar yalan ve yanıltıcıdır, kamuoyunu yanıltmak ve sınır ötesi terörizme verdiği desteği örtbas etmek amacıyla ortaya atılmıştır" ifadelerini kullandı.

Başbakan Şahbaz Şerif'in sözcüsü Mosharraf Zaidi de "Kabil'de hiçbir hastane hedef alınmadı. İddialar tamamen asılsızdır" açıklamasında bulundu. Bilgi Bakanı Attaullah Tarar ise operasyonların "Pakistan'a karşı saldırılar düzenleyen Afgan Taliban askeri altyapısı ve Afganistan'daki Pakistanlı militanlara (TTP) yönelik" olduğunu belirtti. Pakistan, sivil kayıplar yaşanmadığını ve operasyonların "terörle mücadele" kapsamında gerçekleştirildiğini ısrarla vurguluyor.






Pakistan-Afganistan geriliminin arka planı

Bu olay, iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden gerilimin yeni bir zirvesi. Pakistan, Afgan Taliban yönetimini Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) militanlarını barındırmak ve sınır ötesi saldırıları desteklemekle suçluyor. Şubat 2026'da Pakistan'ın "açık savaş" ilan ettiği yönündeki açıklamaların ardından, karşılıklı hava saldırıları ve sınır çatışmaları sıklaştı. Pakistan, daha önce de Nangarhar ve diğer doğu vilayetlerinde benzer operasyonlar düzenlemişti; bu, Kabil'e yönelik üçüncü saldırı olarak kayıtlara geçti.






Taliban ise Pakistan'ın "egemenlik ihlali" yaptığını ve TTP'yi bahane ederek Afgan topraklarını hedef aldığını öne sürüyor. Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri de bu süreçte bozulmuştu.

Olay uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ancak henüz BM Güvenlik Konseyi'nden veya büyük güçlerden resmi bir kınama gelmedi. Çin'in arabuluculuk çabaları sürdüğü belirtilirken, bazı Batılı kaynaklar "bağımsız doğrulama eksikliği"ne dikkat çekiyor. Her iki taraf da birbirini suçlamaya devam ederken, bölgede yeni bir insani kriz riski gündeme geldi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.