Kalpleri ile Hak yola girenler
Allah-u Teâlâ iki cihat emretti. Biri içten, öbürü dıştan… İç âlemde olacak cihat nefisle, kötü arzularla, şeytani duygularla olur
Haber Merkezi





Ayrıca isyandan dönmek, kötü hataları bırakmak da iç âlemde yapılacak cihat arasındadır. Haram olan şehevi arzuları bırakmak da bunlar arasında sayılır…

Hak; kalplerde, sırlarda ve manalardadır. Bâtıl ise; nefis, tabiat, hevâ, âdetler, dünya ve Allah'ın dışındaki her şeydedir.
Bu kalp, başı ve sonu olmayan, kadim olan Allah'ın yakınlığına ermedikçe kurtuluşu elde edemez.
Kalpleri ile Hak yola girenler, Hakk'ın zatından gayri her şeye karşı kör, sağır ve dilsiz olurlar. O kulların yanında yalnız 'O' vardır.
Allah yolcularının vereni, alanı, yardım edeni, etmeyeni, faydalısı, zarar vereni ve faydalı olanı hep O'dur.

Ey oğul!
Önce kendi nefsine nasihat et. Kendi nefsini düzelt. Sonra da başkalarına öğüt ver, başkalarını düzeltmeye çalış.
Kendinde ıslaha muhtaç bir hal var olduğu müddetçe, başkalarını düzeltmeye, başkalarına öğüt vermeye kalkışma.
Kendi nefsini ıslah etmemiş birisinin de başkalarını irşat edip Allah'a götürmesi mümkün değildir!

Kendisine karşılık beklediğin her amel sana aittir. İzzet ve Celal sahibi Allah'ın rızası için işlediğin ameller ise Allah'a aittir…
Amellerini sırf Allah'ın rızası için yaptığın takdirde karşılığı şunlardır:
Allah'a yakınlık;
Allah'ın cemalini seyretmek…
Amellerine mükâfat olarak Allah'a yakınlık ve yine Allah'ın cemalini seyretme nimeti durup dururken neden fani-dünyevi şeylere talip olasın. Onları sırf Allah rızası için işlemek varken, niçin basit şeyler için işleyesin!

Şayet Allah Azze ve Celle ile mahlûkat olmaksızın birlikte olursan; her şeyden fâni olur, var olursun.
Nefs olmaksızın mahlûkatla birlikte olursan; âdil olur, akıbetlerden kurtulur ve bâki kalırsın. Halvette iken her şeyi terk et! Yalnız gir ki; halvetinde sır gözünle dostunu göresin ve görünenin arkasında olanı müşahede edesin!
Nefs gider, onun yerine Allah'ın emri ve yakınlığı gelir. O zaman; senin cehaletin ilim, uzaklığın yakınlık, suskunluğun zikir olur; vahşiliğin ehlileşir.
Sanki hiç mahlûkat yokmuş gibi Allah Azze ve Celle ile birlikte ol!

Ey şu! Artık ortada Yaratan ve yaratılmış olandan başka bir şey kalmadı. Hâlik'i tercih ediyorsan, onlara şöyle de: "İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır, ancak âlemlerin Rabb'i (benim dostumdur.)"
Ey şu! Mü'min sâlih amel işlediğinde nefsi kalbe dönüşür. Kalbin idrak ettiklerini kavrar. Sonra kalbi sırra dönüşür. Sonra fenâya inkılâb eder, varlık ve bekâ olur.
Ey şu! Fenâ; mahlûkatın yok edilmesidir. Ve senin tabiatının melek tabiatına dönüşmesidir. Sonra melek tabiatından fâni olup ilk geniş yola kavuşmasıdır.
İşte o zaman Rabb'in, seni istediği şekilde sular ve sana istediği şeyi eker.
Bunu istiyorsan: Önce, İslam ol; sonra, itaat et; sonra, Allah'ı bil; sonra, marifeti; sonra, varlığı! Varlığın O'nun olduysa, her şeyin O'nun olmuş demektir.
Zühd bir saatlik; vera ise iki saatlik bir iştir. Marifet ise; sonsuz bir ameldir!" (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
















































































