logo
07 TEMMUZ 2026

Kapitalizmde devlet 3: Amaca ulaşmak için her araç yasaldır

Makyavel’in IL Principe isimli eserindeki bazı genel kurallar şunlardır:

07.07.2026 00:56:00
Haber Merkezi
 
Kapitalizmde devlet 3: Amaca ulaşmak için her araç yasaldır
Kapitalizmde devlet 3: Amaca ulaşmak için her araç yasaldır
Makyavel'in IL Principe isimli eserindeki bazı genel kurallar şunlardır:

– Amaca ulaşmak için her araç yasaldır.

– Kötülükleri birden yap çabuk unutulsun; iyilikleri azar azar yap, vatandaşlar sana bağlı kalsın.

– Vatandaşları kendine muhtaç et.

– Seçilinceye kadar cömert, seçildikten sonra cimri ol.

– İnsanlara merhametli, dindar, bilge, doğru ve adil gözük ki, halk seni zaten uzaktan tanıyamaz; senin gerçek yüzünü az bir kesim anlar. Onlar da çoğunluk arasında seslerini duyuramaz.

– Verdiğin sözün sana zararı varsa tutma.

– İktidara gelmek için kurnaz ol.

– İnsanlar senden korksun.

İşte bu ve benzeri görüşler, üzerine oturan kapitalist devlet anlayışı, bugün de Makyavelist sıfatları fazlası ile korumaktadır.







Kapitalist anlayışta, Fukuyama'nın Tarihin Sonu teorisi, aslında Yeni Dünya Düzeni'nin de başlangıcıdır. Çünkü ABD Başkanı G. W. Bush'un Körfez Savaşı sırasında dile getirdiği yeni dünya düzeni, "insan hakları ve piyasa–pazar ekonomisi" olarak ifade edilebilecek devlet ve ekonomi anlayışlarını bundan sonra silah zoruyla tüm dünyaya kabul ettireceğinin ilk sinyalleriydi.  

Bu düzene yönelik tepkiler nedeniyle, hiçbir devlet yetkilisinin kapitalizm dememesi de ayrıca dikkat çekicidir. Bundan sonra ideoloji olarak kapitalizmden değil, dünya halklarına tek süper güç olarak kalan ABD tarafından zorla dayatılan demokrasi ve insan haklarından bahsedilecektir.

Körfez Savaşı sonrasında Somali, Bosna ve Kosova müdahaleleri ile devam eden "yeni düzen", 11 Eylül saldırılarının arkasından Afganistan ve Irak'ta sürmüş; silah zoruyla demokratikleştirme çalışmaları BOP adı altında tüm dünyada meşruiyet zemini aramaya çalışmaktadır.

BOP ve Ilımlı İslam projeleri ile 22 İslam devletinin sınırlarını, sistemlerini ve hatta inançlarını kendi koyduğu kurallara göre değiştireceğini ilan eden ABD yaklaşımı, Batının 21. Yüzyılda adına açıkça "kapitalizm" demediği sisteminin demokrasi anlayışının vahşice hayata geçirilmesidir.







Bush'un binlerce masum Iraklıyı katlettiği saldırı için, Irak savaşına yol açan kitle imha silahları istihbaratının büyük ölçüde yanlış çıktığını itirafı, Batının sırf kendi menfaatleri için binlerce insanı katletmekten çekinmeyen devlet politikasıdır. Bu itirafa rağmen Irak'tan çekilmeyeceklerini söyleyen Bush, "Dünyaya ABD'nin sözünü tutamadığı mesajını veririz, bölgedeki diktatörler bize gülerler..." diyebilmektedir.  

BOP örneğinde gördüğümüz gibi demokrasi uygulamalarının asıl amacı devletlerin parçalanarak küçültülmesidir.

Küreselleşen dünyada sınırların kalkmasından bahsedenler, artık büyük ve güçlü devletlere değil, küçük devletlere ihtiyaç olduğundan bahsetmektedirler. Bunun uygulanmasında yürürlükteki sitemin bazı kuralları veya işleyişiyle ilgili konular, söz konusu küresel talepler doğrultusunda bizzat devlet eliyle değiştirilmektedir.

Devlet mekanizmasının faydasını, gelişmiş ülkeler, çokuluslu şirketler ve AB gibi geniş ölçülü kuruluşlar görürler. Kuralları koyanlar, ülkelere ve devletlere kaidenin bozulmaması için demokratik rejimleri en geniş ölçüde yerleştirmek, insan haklarına yaygın biçimde uyulması ve serbest piyasa ekonomisinin piyasalarda uygulanmasını şart koşarlar.







IMF, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşların gelişmekte olan ülkelerden kalkınma adına istediklerine baktığımızda bu hakikat açıkça görülecektir.

Zorla kabule dayanan bu sistemde, devleti var eden vatandaşların hak ve menfaatleri diye bir düşünce tarzına rastlamak mümkün değildir. Küresel mantığa göre devlet denilince, sistemin ve hedef aldığı kesimin devamıdır önemli olan...

Batı felsefesinin önde gelen düşünürü Platon, Devlet isimli eserinde, adaleti şöyle tarif etmiştir: "Adalet, güçlünün işine gelendir. Sonuna kadar varan bir adaletsizlik, hür adama adaletten daha çok yakışır."







16. yüzyılda Thomas More, Ütopya adlı eserinde Batı medeniyetinin hayalindeki devleti yazmıştır. Her şeyin maddeye dayalı olduğu bu devlette, 54 büyük şehri bulunan hilal biçimindeki bir adadan, evlerden, çiftliklerden, zirai alanlardan ve çalışan insanlardan bahsetmektedir.

Çalışma saatleri, şehirlerdeki ev sayıları, aile bireylerinin sayısı vb. her şeyin matematiksel rakamlara bağlandığı bu devlette, duyguya ve inanca yer yoktur. Yönetim sistemlerine baktığımızda aynı maddeci anlayışın devamı olarak kurallar oluşturulduğunu görmekteyiz. Liberal ve kapitalist anlayışlarda devlet, genel manada, sermayeyi elinde bulunduran zümrenin haklarını koruyan bir misyon üstlenmiştir.

"Zira kapitalizm, tarihsel olarak özel mülkiyet ve yarışma mekanizmalarından geçen bir zenginleşme tekniğidir" 

Bu yönüyle kapitalizm, doğal seleksiyon fikrine, yani güçlünün hayatta kalacağı, zayıfların ise ezilip yok olacağı fikrine dayanan Darvinizm'in iktisadi ve siyasi yansımasıdır. Kapitalizm sermaye egemenliğine dayanır. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra ve 20. yüzyılın içerisinde serbest piyasa ekonomisi yoluyla, faiz başta olmak üzere başka bir takım yöntemlerle sermayenin tekelleşmesinin önünü açan kapitalizm, fertler arasında ciddi bir gelir dengesizliğine sebep olmuştur.







Bugün, ABD ve AB ülkelerinde mutlu küçük azınlıklara karşın, yoksul ve mutsuz insan kitlelerinin varlığı bu uygulamanın neticesidir. Böyle bir ortamda devlet, sadece sermaye sahiplerinin hâmisi konumundadır. Oysa devletin fonksiyonu, sermayenin belli ellerde birikiminin önünü açmak değil, toplumun bütün birey ve sınıflarının mevcut imkânlardan adaletli bir biçimde yararlanmasını sağlamaktır.

Ancak kapitalizmde;

– Faiz yoluyla tekelleşen sermaye, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmıştır. Kapitalizmin hakim olduğu toplumda kimse bu labirenti aşamaz.

– Bu uygulamanın sosyal bir yansıması olarak, söz konusu toplumlarda tabana inildikçe refah seviyesi düşer. İnsanlar eğitim hakkını, yönetime katılma, seçme, seçilme hakkını zengin sınıflarınki gibi kullanamaz. Sağlık vb. gibi en temel hizmetlerden olması gerektiği gibi yararlanamaz.

– Kapitalist toplumda para stoklanmıştır. Piyasalarda elden ele dolaşmaz. İşçi hakları, sendika hakları vs. sık sık gündem edilse bile bir işçi hiçbir zaman işçi olmaktan kurtulamaz.

Sosyal Devlet projemizde ise, bunun tam tersi olarak, en alt kademedeki bir işçinin dahi, çalışkanlığı ve kabiliyeti nispetinde bir işveren olması mümkündür. Çünkü para, faiz yoluyla stoklanmayacak, piyasalarda dolaşacak, herkese proje mukabili kredi imkanı tanınacaktır. Zira, Sosyal Devletin en önemli görevlerinden biri budur." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı

Bağımsız Türkiye Partisinin 2026 Yaz Gençlik Kampı sona erdi. Bu yıl Afyonkarahisar’da düzenlenen ve ülke genelinde yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı kampta seminerler, teşkilat toplantıları, yarışmalar ve gençlik şöleni düzenlendi. 3 gün süren ve renkli görüntülere sahne olan kamp, BTP lideri Hüseyin Baş’ın kapanış konuşmasıyla sona erdi

06.07.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Geleneksel Yaz Gençlik Kampını bu yıl da Afyonkarahisar'da gerçekleştirdi.

BTP Gençlik Kampına Türkiye'nin dört bir yanından binlerce kişi katıldı.

İlk ziyaret Kocatepe'ye

Kamp, BTP liderinin gençlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruzu başlattığı Kocatepe'yi ziyaretiyle başladı.

BTP'liler Kocatepe'de Atatürk ve milli mücadele kahramanları için dua etti.

Hüseyin Baş burada yaptığı açıklamada; "Buradan 26 Ağustos'ta başlatılan taarruz aslında Yunan'a karşı başlatılan bir taarruz değil bütün emperyalist güçlere karşı bir taarruzdur. Çünkü bütün emperyalist güçler o sembol ülke Yunanistan'ın arkasında. Yunanın şöyle özel bir durumu da var; Yunan bütün Avrupa'nın kültür atası olarak kabul edilir. Dolayısıyla Yunanistan'ın galip gelmesi demek bütün batı ve Hristiyan gibi bir algıya da sebep olduğu için bütün dünya arkasında. Atatürk ve yüce Türk milleti, Türk ordusu sadece o küçük bir Yunan ile mücadele etmedi. Buradan başlayan harekat bütün emperyalizmin bağrına bir hançer saplama operasyonudur ve başarıya ulaşmış bir operasyondur" dedi.






"Atamıza söz verdik"

Kampın en coşkulu anlarından biri de BTP liderinin otele gelişiydi.

Gençler Hüseyin Baş'ı sloganlar ve meşalelerle karşıladı.

Kampın başında kısa bir selamlama konuşması yapan Hüseyin Baş, "2026 yılı Bağımsız Türkiye Partisi Geleneksel Gençlik Yaz Kampı'nı açıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Buraya gelmeden önce biz gençlerle birlikte 26 Ağustos 1922 günü Atatürk'ün Büyük Taarruz'u başlattığı Kocatepe'deydik. Orada gençlerimizle Kocatepe'yi gezdik. Oradan inerken şu sözü verip indik; Atamıza ve tarihimize olan bağlılığımızı, onlara olan minnet borcumuzu, kanımızın son damlasına ve son nefesimize kadar ödemek için mücadele etmek üzere söz verdik ve bağımsız Türkiye hayalini hep birlikte gerçekleştirmek için bir kez daha yemin ettik. Hayırlı uğurlu olsun. Hepinizi tebrik ediyorum" İfadelerini kullandı.






Üye kampanyasında dereceye girenlere plaket verildi

Seminer, eğlence ve yarışların düzenlendiği kampta yapılan teşkilat toplantısında da parti faaliyetleri değerlendirildi.

Bu kapsamda gündem 6 aydır devam eden üye seferberliğiydi.

BTP, Yargıtay verilerine üye sayısını bu yılın ilk 6 ayında yüzde 263,49 artırarak tüm partiler arasında en yüksek oransal büyümeyi gerçekleştirdi. BTP'nin üye sayısı Yargıtay verilerine göre 14 bin 450'den 6 ay içerisinde 52 bin 525'e yükseldi.

Toplantıda üye çalışmalarında başarı gösteren teşkilat mensuplarına plaketleri verildi.

Türkiye genelinde dereceye girenler plaketlerini BTP lideri Hüseyin Baş'ın elinden aldı.






Penaltı ve halat çekme yarışında kıyasıya mücadele…

BTP Gençlik Kampının ikinci günü de renkli etkinliklere sahne oldu.

Çocuklar için düzenlenen etkinlikle başlayan 2. Gün programı penaltı turnuvası ve halat çekme yarışıyla devam etti.

Büyük çekişmelere sahne olan yarışları BTP lideri Hüseyin Baş da izledi, kendisi de penaltı atışı yaptı.

Birinci olan takıma ve yarışmacılara kupa ve madalyalarını BTP lideri takdim etti.






Satranç ve bilgi yarışması da düzenlendi

Satranç turnuvasının da düzenlendiği BTP kampı, akşam saatlerinde bilgi yarışmasıyla devam etti. Yarışma kıyasıya bir rekabete sahne oldu.

Gençler şölende kıyasıya eğlendi

Kampın 2. Gününün en coşkulu anı düzenlenen gençlik şöleniydi.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençler şarkı, türkü ve marşlarla coşup eğlendi.






Kapanış konuşmasını BTP lideri yaptı

BTP Afyon kampı, 3. gününde BTP lideri Hüseyin Baş'ın yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi.
Hüseyin Baş konuşmasında şu mesajları verdi:






"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir"

"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir. Bu kamplar, bundan tam 25 yıl önce ebedi Liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş tarafından başlatılmış büyük bir geleneğin devamıdır.

Bu kamplar, sadece eğlenmek için yapılan buluşmalar değildir. Burada dostluklar kurulur.

Burada kardeşlikler güçlenir. Burada yarının kadroları yetişir. Burada fikirler üretilir. Burada Türkiye'nin meseleleri konuşulur. Burada gelecek planlanır. Bir gün bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak insanların birbirini tanıdığı, birbirine inandığı ve birlikte yol yürümeyi öğrendiği bir mekteptir burası. İşte bu yüzden BTP gençlik kampları bizim için çok değerlidir.






"Sorun çok ama çözümsüz değiliz!"

Kıymetli gençler, Ülkemizde çok ama çok sorun var, iç karartıcı tablolarla dolu bir sürecin içindeyiz. Sorun çok ama çözümsüz değiliz! Çünkü biz bu milletin potansiyeline inanıyoruz.
Biz Türk gençliğine inanıyoruz. Biz bu toprakların yeniden ayağa kalkacağına inanıyoruz.

Çünkü bu millet büyük bir millettir. Çünkü bu millet tarih boyunca bütün zorlukları aşmayı başarmıştır. Ve inanıyorum ki bu salonda bulunan gençler, yarının daha güçlü Türkiye'sini inşa edecek kadrolardır. Sizler yalnızca bir siyasi partinin gençleri değilsiniz. Sizler bir medeniyet yürüyüşünün temsilcilerisiniz. Sizler bir bağımsızlık idealinin temsilcilerisiniz. Çünkü siz Mustafa Kemal'in askerlerisiniz, Prof. Dr. Haydar Baş'ın evlatlarısınız. Çünkü siz Bağımsız Türkiye gençliğisiniz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.