HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Kavaradan senfoni ayy sen nerden bildin oni?

06.11.2017 00:00:00
"Fuhş albümü gazetesi" her gün bu milletin değerleriyle boğuşan "kıl harmanı" 'köşe'sinde dert yanıyor; "toplum tam bir ahlakî çürümüşlük hali yaşıyor" diye.
Toplumun çivisi çıkmış, hiçbir değer ölçüsü kalmamış diye de ekliyor beyefendi.
İyi de çürüten kim?
Çiviyi söken, toplumsal değerleri değersizleştiren, hâk ile yeksan/yerle bir eden kim veya kimler?
El-Cevap yazı yazdığı gazetesi, artistlik pozlar sunduğu TV'si.
O ve onun gibi olanlar.
Toplumun çıkan çivisini sorgulamaya kalkışmada, 
gazetesinin 
ya da TV'sinin;
Her gün ter ü taze dimağlara, 
pir u pak gönüllere zerk ettiği "fuhş albümünden" seçme resimleri, haberleri, özel yaşamları sorgulaması gerekmez mi?
Âşık Dertli'nin dediği gibi: "Tek başıma da kalsam şaha gedaya kul olmam/Gözü kör olası hânede evlad ü iyal var." 
Adam işinden ve aşından mahrum mu kalsın desem, diyemem, çünkü ne evlat var ne iyal.
("Şah" tamam da "geda" dilenci, yoksul demek.)
"Fuhş albümü" tabiri bana ait değil.
Merhum Necip Fazıl'a ait.
Yaşadığı dönemi ve toplumu tasvir ederken kullandığı tabir?
"Bugün komik üniversitesi, 
hokkabaz profesörü, 
yalancı ders kitabı, 
demagog politikacısı, 
çıkartma kâğıdı şehri, 
muzahrafat kanalı sokağı, 
takma diş fabrikası, 
fuhuş albümü gazetesi, 
mümin zindanı mâbedi, 
temeli yıkık ailesi?"
1975'te kaleme almış(mış) bu ifadeleri Üstat.
Necip Fazıl bugün yaşasaydı neler ekleyip neler çıkarırdı bu sözlerine bilemem amma şunu bilirim ki bugünkü halimiz o yıllara rahmet okutur vallahi.
Hele de dünün İslamcısı bugünün Islamacısı (Adapazarı yöresine özgü bir köfte çeşidi), imanı ve ideali tirajı kadar olan sözüm ona muhafazakâr medyayı bir görseydi ne derdi üstat?
"Muhafaza-kâr/kârı muhafaza eden" anlamında bugün.
Halkının her yıl değişen Müslüman yüzdesi şimdilerde bilmem kaç olan toplumumuzun ahlakî değerleri topyekûn bir halı bambardımanına tabi tutulmuş haldedir bugün.
Belki daha da hazin olan "dindarlık" iddiasını dilinden düşürmeyenlerin idaresinde yaşanıyor bütün bunlar.
Daha da hazini bir adım sonrası daha bir karanlık.
Bugünün;
İçler acısı,
Acınası,
Yürek burkan,
İç karartan,
Hatta ağlatan, sızlatan?
Bay-bayan,
Erkek-kadın bireylerin fazla değil bir kuşak öncesine git,
Yani, ninesine bakın, son derece mütedeyyin, iffet ve hayâ numunesi bir insan çıkacaktır karşınıza, eminim. 
Konuşması,
Susması,
Örtüsü,
Artısı,
Tartısı ile tam bir Müslüman Türk kadını.
Peki, hiç düşündünüz mü bir kuşak sonra bizi acaba nasıl bir nesil temsil edecek?
Bu yıkımdan,
Tahribattan,
Bu ahlakî felaketten kendini vikaye etmiş bir nesil mi olacak neslimiz, soyumuz? 
Yoksa, yoksa yoksa?
Allah muhafaza eylesin.
İşimiz çok zor.
Ama imkânsız değil.
Helal lokma,
Harama bakma,
Secdeden kalkma?
Dua dua dua?
Değer yargıları kaybolmuş bir millet millet olarak kalamaz, kalamadı da?
Don, gömlek, fanila değil değer yargısından kastım.
Din, devlet, namus?
Paha biçilmez,
Asla geçilmez,
Kat'a seçilmez? 
Sıralama da yapamayız.
O değerli, bu daha da değerli gibi.
Değer yargılarımız hep aynı değerdedir.

Basın

Bilmem nerenin bilmem hangi partili belediye başkanı mezarlığı satılığa çıkarmış (medya).
Savunması da hazırdır: Mezarlıklar yan gelip yatma yeri değildir.

Yalan

Yalanın bu denli hızlı yayıldığı ve aynı hızda hüsnü kabul gördüğü bir dönem bulamazsınız insanlığın geçmişinde.
Birileri kitle iletişim aracı dese de bana göre,
Kitle imha silahına eş kitle ifşa silahı medyadır bunun tek sebebi.
Yalanın/aldatmanın akıllara durgunluk veren bir hızla yayılması ve aynı hızla kabul görmesinin sebebi.
Alın Deccal'den bahseden hadis-i şerifleri, karşılığını bâtıla hizmet eden, insan onuruna kasteden, dünyayı birkaç doyumsuz canavarın malı gibi sunan medya olarak görürüsünüz.
Allah Resûlünün: "Ey İnsanlar! Allah, Âdem zürriyetini yarattığından beri yeryüzünde Deccal fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır. Allah'ın gönderdiği her Nebî ümmetini Deccal'den sakındırmıştır. Ben Nebîlerin sonuncusuyum, sizler de son ümmetsiniz. Şüphesiz o (Deccal) sizin içinizden çıkacaktır" (İbni Mace 4077).
Hadiste Deccal, insan olarak zikrediliyor. Doğrudur. Amma, o kişi kadar, sözüm ona bâtıla hizmet eden medya da tahribat ve yıkım konusunda birebir Deccal'in misyonunu üstlenmekte değil midir?  
Hakkı-bâtıl/bâtılı hak,
Doğruyu-yanlış/yanlışı doğru,
İmanı küfür/küfrü iman,
Haini emin/emini hain,
Yalancıyı sahici/sahiciyi yalancı?
Göstermek ve topluma kabul ettirmede medyanın becerisi yanında Deccal'in esamisi mi okunur.
Bütün bu hakikatlerin yanında Müslüman'a düşen, olaylara/olanlara;
İman firaseti,
Takva basiretiyle yaklaşmaktır.
Varsa tabii.
(Son bir not: Feraset, at yarışı demektir, doğrusu firasettir).
Son söz son Nebî'nin olsun: "Adem Aleyhisselam'dan kıyamete kadar Deccal'den büyük hadise yoktur."
Müşahhas ya da mücerret?
 
Müslim Karabacak / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.