Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.
Kâbe’den kokular Ravza’dan meltem esintileri getirdiniz.
Kâbe’ye sürülmüş yüzlerle geldiniz, Medine’yi, Yeşil Kubbe’yi seyretmiş gözlerle geldiniz, nice manevi hazlarla geldiniz, inşallah ahseni kabullere mazhar olmuş niyazlarla geldiniz, çocukluk günlerinizdeki safiyete erişmiş özlerle geldiniz, baldan da tatlı nice sözlerle geldiniz.
Göz yaşlarınızı milyonların göz yaşına kattınız, milyonlarla bir ve beraber olup iblise ve yandaşlarına taşlar attınız.
Yüz yıllar evvel Hacer ananın, biricik İsmail’i için Safa ile Merve tepeleri arasında su aradığı gibi sizler de yirmi birinci yüzyılda suya muhtaç, suya hasret İsmailler ve hüseyinler için “su su” diye yalvardınız.
Hacer ananın su hasretine, alın terine ve bebek İsmail’in debelenmesine ihsan ve ikram edilen Zemzem’den kana kana içtiniz, milyonların arasında “biz” oldunuz, tek başınıza “hiçtiniz”, Arafat’ta mahşerin provasından geçtiniz.
Diyar-ı Dimeşk’ten (Şam’dan) gelenlerle dertleşebildiniz mi?
Haçlı-siyonist şebekelerin örmeye çalıştıkları çoraplardan haberdarlar mı?
Suriye konusunda ABD ve İsrail ile berber hareket eden bir ülkeden geldiğinizi öğrendiklerinde jestleri, mimikleri nasıl oldu, hakkımızda ne düşündüklerini öğrenebildiniz mi?
Ya o “Arap baharı” fitnesi ile yerle bir edilen, evlatları doğranan, ırzları çiğnenen, kaynakları talan edilen ülkelerden gelenlerle de karşılaştınız mı, dertleşebildiniz mi, dertlerini dinleyebildiniz ve anlayabildiniz mi?
Kâbe’den gelen hacılar, hoş geldiniz safalar getirdiniz, elbette bir çok hediyeler getirdiniz ama demet demet de dertler getirdiniz, Ümmet-i Muhammed’in kanayan yaralarından etkilendiniz, ıstıraplarından, elem ve kederlerinden payınıza düşeni fazlası ile aldınız.
Kâbe’ye sürülmüş yüzlerle geldiniz, alemlerin efendisinin makberini görmüş gözlerle geldiniz.
Baş göz üste geldiniz.
Merhaba…
Merhaba…
Merhaba…
Kâbe’den kokular Ravza’dan meltem esintileri getirdiniz.
Kâbe’ye sürülmüş yüzlerle geldiniz, Medine’yi, Yeşil Kubbe’yi seyretmiş gözlerle geldiniz, nice manevi hazlarla geldiniz, inşallah ahseni kabullere mazhar olmuş niyazlarla geldiniz, çocukluk günlerinizdeki safiyete erişmiş özlerle geldiniz, baldan da tatlı nice sözlerle geldiniz.
Göz yaşlarınızı milyonların göz yaşına kattınız, milyonlarla bir ve beraber olup iblise ve yandaşlarına taşlar attınız.
Yüz yıllar evvel Hacer ananın, biricik İsmail’i için Safa ile Merve tepeleri arasında su aradığı gibi sizler de yirmi birinci yüzyılda suya muhtaç, suya hasret İsmailler ve hüseyinler için “su su” diye yalvardınız.
Hacer ananın su hasretine, alın terine ve bebek İsmail’in debelenmesine ihsan ve ikram edilen Zemzem’den kana kana içtiniz, milyonların arasında “biz” oldunuz, tek başınıza “hiçtiniz”, Arafat’ta mahşerin provasından geçtiniz.
Diyar-ı Dimeşk’ten (Şam’dan) gelenlerle dertleşebildiniz mi?
Haçlı-siyonist şebekelerin örmeye çalıştıkları çoraplardan haberdarlar mı?
Suriye konusunda ABD ve İsrail ile berber hareket eden bir ülkeden geldiğinizi öğrendiklerinde jestleri, mimikleri nasıl oldu, hakkımızda ne düşündüklerini öğrenebildiniz mi?
Ya o “Arap baharı” fitnesi ile yerle bir edilen, evlatları doğranan, ırzları çiğnenen, kaynakları talan edilen ülkelerden gelenlerle de karşılaştınız mı, dertleşebildiniz mi, dertlerini dinleyebildiniz ve anlayabildiniz mi?
Kâbe’den gelen hacılar, hoş geldiniz safalar getirdiniz, elbette bir çok hediyeler getirdiniz ama demet demet de dertler getirdiniz, Ümmet-i Muhammed’in kanayan yaralarından etkilendiniz, ıstıraplarından, elem ve kederlerinden payınıza düşeni fazlası ile aldınız.
Kâbe’ye sürülmüş yüzlerle geldiniz, alemlerin efendisinin makberini görmüş gözlerle geldiniz.
Baş göz üste geldiniz.
Merhaba…
Merhaba…
Merhaba…
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026


























































