logo
24 HAZİRAN 2026

Kılıçdaroğlu: Emperyal güçlerin Orta Doğu'daki maşası Erdoğan'dır

CHP lideri Kılıçdaroğlu: Tarih açısından Türkiye'nin yüz karası olan bir cümledir bu. 'Biz, Özgür Suriye Ordusu'nu, ey Amerika seninle beraber kurduk mu' Bunun adımını senden önceki Obama yönetimiyle beraber kurduk' diyor. Emperyal güçler, ateşi elleriyle tutmaz, maşa kullanır. Emperyal güçlerin Orta Doğu'daki maşası Recep Tayyip Erdoğan'dır

10.05.2022 16:40:00
Kılıçdaroğlu: Emperyal güçlerin Orta Doğu'daki maşası Erdoğan'dır
Kılıçdaroğlu: Emperyal güçlerin Orta Doğu'daki maşası Erdoğan'dır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriyeli sığınmacılar konusundaki politikayı eleştirirken "Beyefendi Emevi Camisi'nde namaz kılacaktı, 3 milyon 600 bin Suriyeli Türkiye'ye geldi. Şu yanlışa, sorumsuzluğa bakar mısınız' Ortalıkta geziyorlar. Aklı başında bir insan bugünkü tablo karşısında milletin huzuruna bile çıkamaz. Utanır insan, utanır." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Engelliler Haftası'nı kutlayarak, toplantıyı izleyen engellilere teşekkür etti.

Engelliler konusunda çalıştay düzenlediklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, çalıştay sonucunda hazırladıkları raporu hem engelli sivil toplum örgütlerine hem de bu konuda çalışma yürüten akademisyenlere ileteceklerini bildirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, devlet yönetiminin şahsileştirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'de devlet yönetiminde ekonomi ve dış politikanın şahsileştirildiğini savundu.

İktidarın program üzerine program hazırlayarak ekonomiyi düzeltmeye çalıştığını ancak her açıklanan programın ekonomiyi daha da kötüye götürdüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü 'Ekonomistim' diyen kişinin, ekonominin e'sinden anlamadığını hep beraber gördük." diye konuştu.

Suriye'deki iç savaşın Türkiye'ye tehlikeli yansımalarını her ortamda dile getirdiklerini ancak iktidarın, egemen güçlerin talebi üzerine kendilerini suçladığını savunan Kılıçdaroğlu, "Ama bugün tarih diyor ki; 'CHP doğruları söylemiş'. Artık sokaktaki vatandaş da hangi partiden olursa olsun, elini vicdanına koyup sesini dinlediğinde 'Evet, CHP doğruları yapmış' diyor." ifadesini kullandı.

- "CHP Grubu 91 araştırma önergesi verdi"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, Suriye iç savaşı ve sığınmacılar konusunu unutmaması gerektiğini belirterek, partisinin ve kendisinin bu konudaki söylem ve çalışmalarını kronolojik olarak sıraladı.

Dış politikanın milli bir politika olduğuna; iktidar-muhalefet ayrımının dış politikada bulunmaması gerektiğine işaret ettiklerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Suriye'de olayların çıktığı 2011'den Mayıs 2022'ye kadar CHP Grubu, 91 Meclis Araştırma önergesi verdi her olayın yansımalarının değerlendirilmesi, parlamentonun bilgilendirilmesi için. Beyler parlamentoya gelip bilgi dahi vermiyorlardı, bilgi verme tenezzülünde dahi bulunmuyorlardı. Bu kadar kibirle bir devlet yönetilmez. 6 genel görüşme önergesi verdik." sözlerini sarf etti.

Kılıçdaroğlu, Suriye konusunda 336 soru önergesine cevap aldıklarını, 432 soru önergesinin yanıtlanmadığını kaydetti.

Partisinin, Arap Baharı Konferansı düzenlediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, öte yandan 24 Ağustos 2012'de başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Suriye konusunda bir mektup yazdığını anlattı. Mektuptaki uyarı ve önerilerini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın bunları dikkate almadığını dile getirdi. Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Erdoğan 5 Eylül 2012'de meşhur lafını söyledi: 'Emevi Camisi'nde namazımızı kılacağız' dedi. Devlet yönetimindeki şahsileşmeye bakabiliyor musunuz' 'Ben her şeyi bilirim, yaparım, muktedirim' anlayışını görüyor musunuz' Bu anlayış, Türkiye'yi bugünkü hale getirdi. Devlet yönetiminde şahsileşme, inatlaşma olmaz; hele hele kibir hiç olmaz. Beyefendi Emevi Camisi'nde namaz kılacaktı, 3 milyon 600 bin Suriyeli Türkiye'ye geldi. Şu yanlışa, sorumsuzluğa bakar mısınız' Ortalıkta geziyorlar. Aklı başında bir insan bugünkü tablo karşısında milletin huzuruna bile çıkamaz. Utanır insan, utanır."

Kılıçdaroğlu, önceki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon'a bir mektup gönderip Suriye'deki gelişmelere dikkati çektiğini aktararak, "Yeri gelince üfürüyorsun, 'Dünya beşten büyüktür' diye. Bir mektup yazamadın mı' Birleşmiş Milletler'e gidemedin mi, orada Suriye'yi masaya yatıramadın mı sen' Patrondan, emperyal güçten izin alamadığı için yatıramadı." değerlendirmesinde bulundu.

- "O fotoğrafın sorumlusu Erdoğan'dır"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Eylül 2013'te, Türkiye ile Suriye arasındaki 900 kilometrelik sınırdan kimin girip çıktığının belli olmadığını, eli silahlı bazı insanların ülkeye girdiğini söyleyerek, o dönemde göç dalgasının başladığını ve bugün itibarıyla gerçek sığınmacı sayısını hiç kimsenin bilmediğini anlattı. Kılıçdaroğlu, sığınmacıların Türkiye'de kalmak istemediğini, gelişmiş ülkelere ulaşmak istediğini dile getirerek, botlarla batıya gitmeye çalışan sığınmacılar nedeniyle Akdeniz'in "sığınmacı mezarlığına" dönüştüğünü ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Bir çocuk bedeninin dalgalarla kıyıya vurduğu fotoğrafı herhalde hiçbirimiz unutamadık. O fotoğrafın sorumlusu başta oturan kişidir, Erdoğan'dır. Kimse unutmasın. İkincisi emperyal güçlerdir." sözlerini sarf etti.

Avrupa'nın, o dönemde sığınmacıların kendilerine gönderilmemesi için Türkiye ile anlaşma yolunu seçtiğini belirten Kılıçdaroğlu, kendisinin Avrupa Birliği'ne "CHP olarak gerekirse 6 milyar avroyu biz size ödeyelim, sığınmacıları siz tutun orada" sözleriyle rest çektiğini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, "Resti çekmesi gereken kişi ülkeyi yönetenler ama rest çekemiyor. Ülkeyi yönetenler bu konuda ciddi, tutarlı, kararlı adımlar atamıyorlar. 3 milyar avroya insan ülkesini, iradesini satar mı' 'Geri Kabul Anlaşması'nı yapmayın, yanlıştır bu' dedik. 16 Aralık 2013'te AB ile anlaşmayı imzaladılar. Böylece sığınmacılar için Türkiye artık Avrupa'nın hapishanesi olacaktı." diye konuştu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun "Avrupa Birliği, Türkiye'nin göçmen deposu olmasını istiyor" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Günaydın beyefendi, günaydın. Dünyadan bu kadar habersiz. Göçmen deposu olmasını isteyen Avrupa Birliği ise o anlaşmayı imzalayan zatın adı ne acaba' Onu bir söylesene. Sen şu anda onun emrinde çalışıyorsun. Neden korkuyorsun' 'Geri Kabul Anlaşması yanlıştır. Bu başımıza bela oldu' diye neden söylemiyorsun' Söyleyemez." ifadesini kullandı.

- "Çocuk olsan, kadın olsan anlarım"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD'nin Suriye konusunda Türkiye'ye yönelik desteğini çekmesinin ardından 5 Aralık 2017'de yaptığı konuşmada tarihi bir itirafta bulunduğunu savunarak, "Tarih açısından Türkiye'nin yüz karası olan bir cümledir bu. 'Biz, Özgür Suriye Ordusu'nu, ey Amerika seninle beraber kurduk mu' Bunun adımını senden önceki Obama yönetimiyle beraber kurduk' diyor. Emperyal güçler, ateşi elleriyle tutmaz, maşa kullanır. Emperyal güçlerin Orta Doğu'daki maşası Recep Tayyip Erdoğan'dır." görüşünü ileri sürdü.

Dönemin Başbakanı, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım'ın, o dönemdeki bir sosyal medya paylaşımına değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"(3,5 milyon mülteciyi ağırlıyor, her türlü ihtiyaçlarını karşılıyoruz ve onların Avrupa'ya gelmesinin bir anlamda önüne geçiyoruz. Bunu yaparken terör örgütlerinin Avrupa'ya yayılmasının da önüne geçiyoruz.) Yani terör örgütleri bizde. Zaten biz terörle içli dışlıyız. Zaten bizim insanlarımızı öldürüyorlar, bizden de kimse ses çıkarmıyor. Biz sizin korumalığınıza soyunduk, diyor. Bu ülkenin Başbakanı söylüyor. Akıl var mı' Aklın, vicdanın kabul edeceği bir olay mı bu' Başına belayı nasıl sararsın' İşte böyle. Sardığın belayı nasıl itiraf edersin' İşte böyle. Allah büyüktür. Biz söylesek kıyamet kopar. Beyler itiraf ediyorlar."

Kılıçdaroğlu, Reyhanlı'daki patlamada 53 vatandaşın şehit olduğunu, anne ve babalara bu sivil şehitler için 2022 yılında 270'er lira ödendiğini anımsatarak, "Diyor ya 'Ben dünya lideriyim' diye. En son sırada bile lider olamazsın sen, en son sırada bile. Ne lideri' Lider dediğiniz tutarlı adamdır. Rüzgar gülünden lider olmaz." dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Suriyeli sığınmacılar arasındaki erkeklere dikkati çekerek, daha önceki dönemde bu konuya işaret ettiği bir konuşma yaptığını anlattı.

Suriyeli erkek sığınmacıların, Türkiye'ye gelmek yerine ülkelerinde mücadele etmeleri gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Çocuk olsan, kadın olsan anlarım. 'Kaçtın, geldin' derim. Evlatlarımızı gönderiyoruz, şehit ediliyor. Bu ülkeyi yöneten kişi, şehitlerin hesabını soracağına koşa koşa gidiyor, Putin'in kapısında dakikalarca bekliyor. Bahçeli'ye bir parantez açmak boynumun borcu burada. Sen, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç devleti yöneten bir kişinin bir başka devleti yöneten kişinin kapısında dakikalarca bekletildiğini gördün mü' Görmediysen hangi yüzle, hangi ahlakla, hangi milliyetçilikle destek veriyorsun'" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sığınmacılar konusunda oluşan politikasızlık ve ekonomide yaşanan buhran yan yana geldiğinde Türkiye derin bir krizin içine adım adım gidiyor." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Ortadoğu'ya barışın gelmesini ve insanlık dramının bitmesini istediklerini söyledi.

Mayıs 2018'de açıkladıkları seçim bildirgesinde "Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı" kuracaklarını taahhüt ettiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Ortadoğu'da barışı sağlamak zorundayız, birliği sağlamak zorundayız. Beraber yürümek zorundayız, insan haklarına saygılı bir demokrasiyi birlikte getirmek zorundayız, güçlü olmak zorundayız." ifadelerini kullandı.

Partisinin 28 Eylül 2018'de Uluslararası Suriye Konferansı düzenlediğini de anımsatan Kılıçdaroğlu, konferansa bütün ülkelerden yetkililerin geldiğini aktardı.

Suriyelilerin emeği sömürülen bir halk olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, Suriyeli sığınmacıların sömürüldüğünü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun ve devleti yönetenlerin itiraf ettiğini öne sürdü.

Vicdanlı işverenlerin Suriyeli sığınmacıları sigortalı çalıştırması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Kaçak çalışmayı önlemesi gereken iktidar 'kaçak çalışıyorlar' diyor. Vergi alınması gereken iktidar 'bunlar vergisiz çalışıyor' diyor. Sigortalı yapması gereken iktidar 'bunlar sigortasız çalışıyor' diyor. Kendilerini dünyaya ihbar ediyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, Suriye'den kaçan bazı siyasi partilerin genel başkanları, sivil toplum kuruluşları ve sanatçılarla 8 Ekim 2021'de İstanbul'da bir araya geldiğini, Suriyeli mülteciler konusunda yapacaklarını anlattığını söyledi.

- "Devleti nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar"

İktidarın "İstanbul'a sığınmacı almıyoruz" açıklamasının ardından 1-16 Mayıs'ta da İstanbul'da 2 bin 117 kaçak göçmen yakalandığını açıkladığını aktaran Kılıçdaroğu, "Hani almıyordunuz' Devleti nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar." diye konuştu.

İktidarın "Sınırlarımız Cumhuriyet tarihinin en kontrollü dönemini yaşıyor" açıklamasını da yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, Akdeniz ve Van Gölü'nde boğularak ölen göçmenlerle ilgili gazetelerde çıkan haberleri paylaştı.

Sığınmacılar konusunda iktidarın hiçbir politikasının olmadığının ortaya çıktığını söyleyen Kılıçdaroğlu, bu konuda denetimsizlik olduğunu, sınırlardan isteyenin elini kolunu sallayarak çıktığını ileri sürdü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Sığınmacılar konusunda oluşan politikasızlık ve ekonomide yaşanan buhran yan yana geldiğinde Türkiye derin bir krizin içine adım adım gidiyor. Eğer bugün sığınmacılar, göçmenler konusunda hangisi olursa olsun bir toplumsal tepki oluşmuşsa bu çok tehlikelidir. Bu tepkiyi kaçırmamak lazım, bu tepkiyi sonlandırmak lazım. Memleketi bu hale getirdiler. Memleket bu halde olduğu için Erdoğan saat başı görüş değiştiriyor. Devlet böyle yönetilir mi' Akıl yok, mantık yok, bilgi yok, birikim yok, öngörü yok, planlama yok, hiçbir şey yok. Teslim etmişsiniz koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni istediği gibi oynuyor."

Afgan sığınmacıların Türkiye'ye geliş güzergahlarına ilişkin bilgi veren Kılıçdaroğlu, yetkililerin de Afgan sığınmacıların Türkiye'ye nasıl geldiğini bildiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Afgan sığınmacıların Türkiye'ye gelmesine 3 büyük şebekenin yardım ettiğini öne sürerek, "İnsan kaçakçılığı yanında esrar, eroin, uyuşturucu kaçakçılığını da bunlar yapıyor. Siyasi gücü olmadan insanların 30'ar, 40'ar gruplar halinde Türkiye'ye insan sokmaları, kaçakçılık yapmaları mümkün mü'" diye sordu.

- "İnsanlarımızın mahalleleri gitti ve gerginlik artıyor"

İktidara sığınmacılarla ilgili 4 soru sorduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, sorularına cevap alamadığını belirtti.

"Ülkemiz bir kaçak istilası altında" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bunu kabul etmek zorundayız. Hayatın bir gerçeği ve görüyoruz. İnsanlarımızın mahalleleri gitti ve gerginlik artıyor, milletimiz burnundan soluyor. Tehlikeli bir gelişme. Gettolar oluşmaya başladı. İstanbul'da, Ankara'da, Adana'da, Kilis'te, Gaziantep'te, Şanlıurfa'da, İzmir'de gettolarda var ve buralar birer bomba gibi. Her an ne olacağı belli değil. Bu problemi sağduyulu ve akılcı politikalarla çözmek zorundayız. Gerginliğin artırılmasının bu ülkeye hiçbir faydası yok, gerginliği artırmayacağız."

Sığınmacılar konusunda iki suçludan birinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın "Avrupa halkları huzur içinde yaşıyorsa Türkiye sayesindedir." ifadesini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Erdoğan bu milletin huzurunu parayla satan kişidir. Bu milletin huzurunu, geleceğini, mahallelerini para ile satan kişidir. Tahsildardır. Parayı ver, ne yaparsan yap. Tabii bir parantez açalım para derken Türk lirası değil ya dolar ya avro olacak. Öyle Türk lirasına tenezzül etmiyor. Sordum, yine soruyorum. Bu memleketin, bu milletin mahallelerini kaça sattın' Çık hesap ver. Avrupalılar rahat etsin diye bu ülkeye terörü getirdin. Avrupalılar rahat etsin diye bu ülkede sığınmacılara gettoları oluşturdu, bu ülkenin dokularıyla oynadı. Eğer sen gerçekten ülkeni seviyorsan ve sen gerçekten de bu sorunu çözmek istiyorsan çık önce bunun hesabını bu millete ver. Verir mi' Veremez. Ne demek bu' Devleti yöneten bir kişinin parayla satın alınması demektir. Geri kabul anlaşmasını neye göre imzaladın' Parayı verdiler, sen de imzayı bastın. Bir ülkeyi yöneten kişi emperyal güçler tarafından parayla satın alınıyorsa onun bu ülkeye ne faydası olabilir' İkinci suçlu Avrupa Birliği. Milyonlarca kişi ülkesini terk etmiş, Beylerin kılı bile kıpırdamıyor."

- "Seçimlerden sonra geleceğim"

Elektrik faturasını ödeyememelere dikkati çekmek için kendi elektrik faturasını ödemediğini ve elektriğinin kesildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Elektriği kesilen insanların dramını Türkiye'de herkese bir anlamda duyurmuş olduk. Bu bireysel bir direnişti ve bu direniş büyük ölçüde amacına ulaştı. İktidarımızda hiçbir yoksul ailenin elektriği asla kesilmeyecek, doğalgaz asla kesilmeyecek." dedi.

Cengiz Holding'in patronunun bir açıklamasında "Kılıçdaroğlu'nu davet ettik, gelmedi" ifadesini kullandığını aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Kılıçdaroğlu'nu sen ne zannediyorsun' Kılıçdaroğlu, 5'li çetelerin değil, milyonların adamıdır, milyonların sözcüsüdür. 4 milyon elektriği kesilen abonenin sözcüsüdür. Sen Kılıçdaroğlu'nu ne zannediyorsun' Ben bu ülkenin fakiri, fukarası için bu ülkede işsizlerin, bu ülkede çiftçilerin, bu ülkede emeklilerin sözcülüğüne soyunurken sen 'Kılıçdaroğlu'nu bekledim, gelmedi' diyorsun. Geleceğim ama sadece birisine değil beşinize birden geleceğim. Ne zaman geleceğim' Seçimlerden sonra geleceğim." 

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.