logo
24 HAZİRAN 2026

Kılıçdaroğlu'ndan çarpıcı borsa iddiası: Şişirme operasyonunu aylarca sürdürdüler

"Tasarruflarını koruma ve getiri peşinde olan insanlar borsaya yönlendiriliyordu. Bunu fırsat bilen manipülatör grupları da düşük kredi maliyetleriyle önce kamu bankalarını da içine alacak şekilde bankacılık hisselerinin vadeli ve spot piyasalarında koordineli şekilde fiyatları şişirme operasyonunu yetkililerin gözü önünde aylarca sürdürdüler."

28.12.2023 10:38:00 / Güncelleme: 28.12.2023 10:53:54
Patronlar Dünyası
Kılıçdaroğlu'ndan çarpıcı borsa iddiası: Şişirme operasyonunu aylarca sürdürdüler
Kılıçdaroğlu'ndan çarpıcı borsa iddiası: Şişirme operasyonunu aylarca sürdürdüler
Borsada manipülasyon yapıldığı iddialarını en çok dillendiren ve borsada soruşturma başlatmayı kazanması halinde seçim vaadi olarak duyuran CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son dönemde üst üste dip yaparak yatırımcılara kaybettiren Borsa İstanbul hakkında Patronlar Dünyası'na çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz 17 Kasım 2022, 5 Ocak 2023, 7 Şubat 2023 başta olmak üzere farklı tarihlerde yaptığı açıklamalarda borsada oynayan küçük yatırımcıların soyulduğunu, belli aracı kurumlar üzerinden bazı şirketlerin değerinin bilerek şişirildiğini, haksız zenginleşen çetelerin olduğunu, kimi kurumların küçük yatırımcıları korumadığını iddia etmişti.

SEÇİMİ KAZANIRSA BORSA'YA SORUŞTURMA SÖZÜ VERMİŞTİ

Kılıçdaroğlu, bununla da kalmayarak 13 Şubat 2023 günü SPK'nın önüne giderek yaptığı basın açıklamasında "Deprem bölgesinde insanlar, 'bir canı daha nasıl kurtarırım' diye mücadele ederken, insanlar, 'nasıl geçiniriz' diye çadır beklerken, 380 bin küçük tasarruf sahibinin deprem anında soyulmasını asla kabul etmiyorum" iddiasında bulundu.

Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde de borsaya dair açıklamalarına ve iddialarına devam etti.

7 Mayıs 2023 günü yani 14 Mayıs 2023 günü yapılan genel seçimden tam bir hafta önce X hesabından yaptığı açıklamada "Borsa'da vatandaşımızı soydular. Görülmemiş bir operasyona maruz kaldı küçük yatırımcı. Çok üzgünüm, uyarmaya çalışmıştım. Beni dinlemeyenler, alay edenler oldu. Canları sağ olsun. Çalınanı tahsil edeceğiz manipülatörlerden. 15 Mayıs günü Borsa'ya soruşturma emri vereceğim" diyen Kılıçdaroğlu, 10 Mayıs 2023 günü bir diğer tweetinde şöyle diyordu:

"Borsa manipülatörleri, sizin gözünüzün yaşına bakmayacağım. Yemin billah olsun ki bakmayacağım!."

Ancak 14-28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan genel seçimlerden Kılıçdaroğlu umduğunu bulamadı ve Cumhur İttifakı Aday Recep Tayyip Erdoğan karşısında kaybetti.

4-5 Kasım 2023 günü Ankara'da yapılan 38. CHP Olağan Kurultayı'nda da görevini Özgür Özel'e devreden Kılıçdaroğlu halen bu ilde bulunan ofisinde çalışmalarını sürdürüyor, misafirlerini kabul ediyor.

Genel başkanlığı bıraktıktan sonra siyasi konularda medyaya fazlaca değerlendirmede bulunmayan Kılıçdaroğlu, Patronlar Dünyası'ndan Ali Kemal Erdem'in borsadaki çöküşe dair sorularını cevapladı.

"BORSANIN KAPATILMADIĞI O DÖNEMDE KİMLERİN BU KARARDA ETKİLİ OLDUĞU PAYLAŞILMASI GEREKİRDİ"

Deprem günlerinde borsanın açık olması ve işlem yapmaya devam etmesini eleştirenler olmuştu. Bu süreçte fırsatçılık olarak değerlendirilebilecek işlemler yapıldığını düşünüyor musunuz? Deprem günlerinde borsanın açık olmasından kaynaklı olarak kimler zenginleşti? Size bu yönde ulaşan bir bilgi oldu mu?

Borsalarda şirketlerin hisseleri alınıp satılırken, onlara değer biçilirken en çok ihtiyaç duyulan şey bu şirketlerin durumlarıyla ilgili bilgilerdir. Fiyatlar büyük ölçüde bu bilgilere atfedilen değere ve beklentilere göre oluşur. Bu yüzden borsalarda şirketlerin kendileri hakkında sürekli olarak kamuya zamanında yeterli ve doğru bilgi vermeleri, yani borsaların şeffaflık içinde çalışması borsanın işleyişinin ön şartıdır.

Büyük depremler gibi ülkenin ve borsanın genelini etkileyecek büyüklükteki olağanüstü hallerde sözünü ettiğimiz bilgilendirme/ bilgilenme ön şartı doğal olarak kesintiye uğradığından, bu şart sağlanıncaya kadar borsalar işleme açılmaz.  Aksi halde yatırımcılar bilgiden yoksun bir büyük belirsizlik içinde ne yapacaklarını şaşırmış halde hatalı kararlar alabilirler.  Ortam her tür manipülasyon ve spekülasyona ve içerden öğrenenlerin haksız kazanç sağlamalarına açık hale gelir.

"1999 DEPREMİNDE BORSA İŞLEMLERE KAPATILMIŞTI"

Nitekim ülkemizde 1999 büyük depreminde şirketlerden depremin etkileri konusunda yeterli açıklamalar sağlanana kadar borsamız işlemlere kapatılmış, açılırken de alım/satımlarda bir süre olası manipülatif / spekülatif hareketleri önlemek bakımından depo şartı, açığa satış yasağı gibi idari önlemler alınarak açılmıştı. Doğru olan budur.  Dünyadaki benzer uygulamalar da böyledir.

Oysa bu yıl yaşadığımız, 10 ilimizi içine alan ülkemizin geniş bir coğrafyasını vuran ve etkisi bakımından da bütün ekonomimizi ve haliyle bütün borsamızı etkileyen büyük deprem felaketinde yetkililer hiçbir şey olmamış gibi borsayı açık tuttular ve hiçbir önlem alma yoluna gitmediler. Yatırımcılar bu dönemde büyük mağduriyetler yaşadılar. Mağdurların yoğun baskısı karşısında ancak 3 gün sonra borsada işlemlerin 5 gün süre ile durdurulduğu açıklandı.

"380 BİN KÜÇÜK YATIRIMCININ BORSADA SOYULDUKLARINI İFADE ETTİM"

Ben bu süreçte bizzat SPK'ya giderek onları uyardım.  Deprem bölgesindeki 380 bin küçük yatırımcının enkazla uğraşırken borsada soyulduklarını, buna imkan verilmesinin kabul edilemez olduğunu, düzeltilmesi gerektiğini açıkça ifade ettim.

Bu durumun başlıca sorumlusu tek adam rejimi ve onun liyakat taşımayan yöneticileriyle iyice zayıflatılmış kurumsal kapasite çöküşüdür.  Kurumlar görevlerini yaparken inisiyatif kullanamıyor. Saray talimatı bekleniyor. Niye? Çünkü ülkede tek adam rejimi var ve saray ne diyecek diye bekleniyor. Büyük depremde de saatlerce Erdoğan talimatı beklenmedi mi? Kurtarma çalışmalarında geç kalınmasıyla enkaz altında kurtarılmayı bekleyen binlerce insanımızı kaybetmedik mi?

Tek adam rejimi, onun liyakat sahibi olmayan kadrolarla zayıflatılmış kurumlarının ülkemiz insanlarına verdikleri zararlar ve yarattıkları maddi manevi mağduriyetleri hayatımızın her alanında görüyoruz. Borsa bundan ari değil.  Borsanın kapatılmadığı o dönemde kimlerin bu kararda etkili olduğu, bu dönemde o kişilerin –borsanın kapatılmasını istemeyenlerin- işlemlerinin olup olmadığı ve kimlerin haksız çıkar sağladığı gibi hususlar yönünden bu dönemin özel olarak incelenmesi ve kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşılması gerekirdi.

"ŞİŞİRME OPERASYONUNU YETKİLİLERİN GÖZÜ ÖNÜNDE AYLARCA SÜRDÜRDÜLER"

Borsaya dair çok uyarılarınız oldu. Türkiye'deki borsa işlemlerine dair sizde güvensizlik yaratan noktalar nelerdir?

Benim bir umutla mütevazı tasarruflarını değerlendirmek üzere borsada yatırım yapan küçük yatırımcıların soyulmalarına engel olmak üzere hem onları hem yetkilileri uyaran birçok mesajım oldu.

Hatırlarsanız geçtiğimiz yıl piyasalar Erdoğan'ın artık bugün ağzına almadığı irrasyonel 'Faiz sebep enflasyon sonuçtur" politikasıyla uygulattığı negatif faiz politikası nedeniyle piyasalarda hemen her şeyin fiyatı bozulmuştu. Tasarruflarını koruma ve getiri peşinde olan insanlar borsaya yönlendiriliyordu. Bunu fırsat bilen manipülatör grupları da düşük kredi maliyetleriyle önce kamu bankalarını da içine alacak şekilde bankacılık hisselerinin vadeli ve spot piyasalarında koordineli şekilde fiyatları şişirme operasyonunu yetkililerin gözü önünde aylarca sürdürdüler. Borsanın genel yükselişi birçok küçük yatırımcıyı da borsaya çekti. Doğal olarak bu şişme eylül ortasında patladığına günlerce süren düşüşlerle binlerce yatırımcı büyük kayıplar yaşadı.

"DEVLET BAHÇELİ DE BANA CEVAP YETİŞTİRMEKLE UĞRAŞIYORDU"

Ben bu süreçte SPK'yı ve saray şürekasını uyardım.  Yatırımcıları soyan manipülatör gruplarının temizlenmesi çağrısı yaptım. Ben bunları yaparken yetkililer Bloomberg'e verdikleri beyanatlarla  "sistemik risk yok" diye adeta sürece yol veriyorlardı. Devlet Bahçeli de konuyu ciddiyetle ele alacağı yerde "Borsa yükselmeye devam edecek" diyerek bana cevap yetiştirmekle uğraşıyordu. Ben göreve gelirsem mutlaka bu dönemin ve yetkililerin sorumluluklarının inceleneceği sözünü vermiştim.

"BORSADA ÇETEVARİ MANİPÜLATÖR GRUPLARININ VARLIĞI BİR GERÇEKTİR"

Borsada çetelerin varlığından bahsettiğiniz. Bunu biraz açabilir misiniz? Kim bu çeteler? Organize gruplar mı? Yoksa çıkarları için anlık bir araya gelip sonra dağılan kişiler mi? Veya belli büyük aileler ile şirketler mi?

Borsada çetevari manipülatör gruplarının varlığı ve bazı şirket hisselerindeki manipülasyon ve insider vakalarında hakim ortakların da işin içinde oldukları inceleme raporlarına konu olmuş bir gerçektir. Manipülasyon operasyonları yurt içi ve gerektiğinde yurt dışı hesapların da kullanıldığı organize hareketlerdir. Bu operasyonlarda yurt dışı hesapların kullanımı, takibi güçleştirse de burada önemli olan takipteki kararlılık ve yaptırım sisteminin etkinliğidir. Aslında sermaye piyasamız AB mevzuatına uyum kapsamında en ileride olan bir yapıya mevzuat açısından sahiptir. Temel sorun tıpkı Anayasa'ya uyum konusunda olduğu gibi mevzuatta değil, siyasi iradenin ve yargının gereği gibi davranmamasından ve de mevzuatın gereklerine uyulmamasından kaynaklanmaktadır.

"KARA PARA KURTARICI GİBİ GÖRÜLÜYOR"

Ülkemizde maalesef uygulamada beklenen caydırıcı etkinlik yoktur. Hukuksuzluk diz boyudur. Siyasi irade kara parayı kurtarıcı gibi gören bir iradedir. Sürekli tekrar edilerek çıkarılan af düzenlemeleri bunun delilidir. Vergi cennetleriyle ilgili liste hala yayınlanmamıştır.  Ülkemizin gri listede olmasına sebep de siyasi iradenin yarattığı bu kara tablodur.

Bu tablo içinde yargının rüşvet ve skandallarla dolu çürümüşlüğünü de eklediğinizde borsada gerçekten yatırımcıları soyan çetelerin bu kafayla temizleneceğini düşünmek saflık olur.

Bu nedenle bazı vakalardaki münferit idari yaptırımlara bakarak borsada sistemik bir şekilde yatırımcıyı koruma düzeni sağlandığını düşünmek mümkün değildir.

"TÜRKİYE VARLIK FONU, BİR KARA KUTUDUR"

Bu arada saray şürekasının Türkiye Varlık Fonu üzerinden borsada ne işler çevirdiklerini bilmiyoruz. Şeffaflık yok. Çünkü Türkiye Varlık Fonu her türlü hesap vermekten ari tutulmuştur. Orası bir kara kutudur.

"SPK'NIN SİSTEMİK KRİZ ŞARTLARI YARATAN BU TABLODAKİ ROLÜNÜN SORGULANMASI GEREKİR"

Son döneme dair değinmemiz gereken bir başka husus da SPK'nın haftalarca birçok şirketin aynı zaman diliminde borsaya girişine onay vermesiyle yaşadığı arz fazlasıdır. Yaşanan bu furyada bir şekilde ilk günlerde prim yapan girişlere bakarak yüz binlerce küçük yatırımcının bu arzlara artan sayıda katıldığı, bu şirketlerin incelemeye muhtaç bir işlemler serisi içinde inanılmaz yüksek fiyatlardan işlem gördükten sonra ani seri fiyat düşüşleriyle yine birçok yatırımcıya kayıplar yaşattığı görülmektedir. SPK'nın bu kadar çok ani girişe piyasanın likiditesi ve makro dengelerini dikkate almadan yol vermesinin adeta sistemik kriz şartları yaratan bu tablodaki rolünün sorgulanması gerekir. Özellikle de bu süreçte borsa - siyaset ilişkilerinin etkili olup olmadığının sorgulanmasını beklerim.

"ULUSLARARASI YATIRIMCILARIN BORSADAN UZUN SÜREDİR ÇIKMASININ TEMELİNDE BU SEBEPLER YATIYOR"

Sonuç olarak yatırımcılarımızın yaşadıkları mağduriyetlerin kök sebebi tek adam rejiminin her alanda yaratmış olduğu kurumsal kapasite çürümüşlüğünün, liyakatsizliğinin, hukuksuzluğun ve son derece irrasyonel çarpık makro ekonomi politikalarının borsaya yansımasıdır. Nitekim uluslararası yatırımcıların borsadan uzun süredir çıkmaları ve yeniden girme konusundaki isteksizliklerinin temelinde de bu sebepler yatmaktadır.

Yatırımcılar mağduriyetlerinin bu kök sebeplerini sorgulamalı ve sorumluluğu olanlara tavır koymalıdır. Aksi halde bu saray şürekası nasılsa fark edilmiyoruz duygusuyla aynı şekilde davranmaya ve yeni yeni mağduriyetler yaratmaya devam edecektir.

"MİLYARLARCA LİRAYI BULAN VURGUNLAR YAPILDIĞINI HERKES BİLİYOR"

Borsadaki vurgunların ekonomik boyutuna dair bilginiz var mı?

Son 3 yılda milyarlarca TL'yi bulan vurgunların yapıldığını herkes biliyor. Sadece geçtiğimiz Eylül-Ekim aylarında SPK'nın mecburen müdahale etmek zorunda kaldığı 'banka manipülasyonunda' işlemi yapan spekülatörün 11 Milyar TL civarında para kaybettiği kendisi tarafından ifade edilmiştir.

"SON ÜÇ YILDIR YOĞUN İŞLEM YAPAN TÜM ARACI KURUMLAR İVEDİLİKLE DENETİMDEN GEÇİRİLMELİYDİ"

Seçim kazansaydınız Borsa için 15 Mayıs tarihinde soruşturma açılsaydı ilk olarak kimler ve hangi işlemlerin açılmasını beklerdiniz?

Tüm sermaye piyasası kurumları (SPK-BIST-TAKASBANK-MKK), MASAK kurumsal olarak soruşturulmalı, bununla birlikte son 3 yıldır yoğun işlem yapan tüm aracı kurumlar ve olağanüstü fiyat hareketlerine sahip olan tüm borsaya kote olan şirketler ivedilikle denetimden geçirilmeliydi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.