logo
26 HAZİRAN 2026

Kilitlenen sınıflar: Doğduğunuz ev geleceğinizin hapishanesi mi?

Bireyin doğduğu sosyo-ekonomik çevreden bağımsız olarak, yetenek ve emeğiyle toplumda daha üst refah seviyelerine ulaşabilmesi anlamına gelen sosyal mobilite (sınıfsal geçişkenlik), modern dünyada ciddi bir tıkanma yaşıyor

26.06.2026 00:57:00
Abdülkadir Gündoğdu
Kilitlenen sınıflar: Doğduğunuz ev geleceğinizin hapishanesi mi?
Kilitlenen sınıflar: Doğduğunuz ev geleceğinizin hapishanesi mi?
Bireyin doğduğu sosyo-ekonomik çevreden bağımsız olarak, yetenek ve emeğiyle toplumda daha üst refah seviyelerine ulaşabilmesi anlamına gelen sosyal mobilite (sınıfsal geçişkenlik), modern dünyada ciddi bir tıkanma yaşıyor.

Fırsat eşitliğinin teoride kalması ve yapısal eşitsizliklerin derinleşmesi, dikey hareketliliği yavaşlatarak sınıflar arasındaki mesafeyi giderek daha korunaklı kaleler haline getiriyor.

İşte fırsat eşitliği ile sosyal mobilite arasındaki doğrudan bağ, küresel krizin boyutları ve toplumsal etkileri:







1. Asansör Neden Durdu?

Ekonomik işleyişte sosyal mobilite, toplumsal adaleti ve sürdürülebilirliği sağlayan en önemli "asansör" olarak görülür. Ancak son yıllarda bu asansörün halatları ciddi şekilde hırpalanmış durumda.

"Asansör Etkisi" Yerini "Cam Tavana" Bıraktı: Alt gelir grubunda doğan bir çocuğun üst gelir grubuna tırmanma şansı, sanayileşmiş OECD ülkelerinde bile son 30 yılın en düşük seviyesinde. Araştırmalar, en alt yüzde 10'luk dilimdeki bir ailenin ortalama gelire ulaşması için bazı ülkelerde 4 ila 5 nesil (yaklaşık 120-150 yıl) geçmesi gerektiğini gösteriyor.

Kalıtsal Servet ve Ağ Toplumu: Sınıfsal geçişkenliğin önündeki en büyük engel, başarının "liyakat" yerine "miras" ve "sosyal ağlar" (networking) üzerinden şekillenmesi. Zengin ailelerin çocukları sadece sermayeyi değil, doğru insanlara ulaşma imkanını da miras alıyor.







2. Fırsat Eşitliğinin Üç Yapısal Bariyeri

Sınıfsal geçişkenliğin motoru olan fırsat eşitliği, üç temel alanda yaşanan yapısal eşitsizlikler nedeniyle işlevini kaybediyor:

Eğitimde Kast Sistemi

Eğitim, tarihsel olarak alt sınıfların yukarı tırmanmasını sağlayan en güçlü araçtı. Ancak günümüzde kaliteli eğitime erişim tamamen ticarileşmiş durumda. Erken çocukluk eğitiminden üniversiteye kadar uzanan süreçte, yüksek gelirli ailelerin çocukları özel dersler, dil okulları ve teknolojik imkanlarla yarışa birkaç adım önde başlıyor. Bu durum liyakat algısını zedeleyerek eğitimi sınıfsal statüyü koruma aracına dönüştürüyor.







Dijital ve Teknolojik Bölünme

Yapay zeka, otomasyon ve dijital dönüşüm çağında, teknolojiye ve nitelikli dijital okuryazarlığa erişim yeni bir sınıfsal ayrım doğurdu. Teknolojik altyapı yetersizliği yaşayan bölgelerde büyüyen gençler, geleceğin yüksek gelir getiren iş kollarından daha yolun başında eleniyor.

Bölgesel ve Coğrafi Eşitsizlikler

Bireyin doğduğu coğrafya, onun kaderini belirleyen en büyük faktörlerden biri haline geldi. Metropollerdeki iş, sağlık ve kültürel imkanlar ile çevre şehirler veya kırsal bölgeler arasındaki uçurum, coğrafi dezavantajı aşmayı neredeyse imkansız kılıyor.







3. Sosyal Mobilite Çeşitleri ve Mevcut Durum

Sınıfsal hareketlilik, toplumsal yapıda kendisini iki farklı boyutta gösterir:

Nesiller Arası Hareketlilik: Bir çocuğun, anne ve babasının ulaştığı sınıfsal ve ekonomik seviyeyi aşabilme durumudur. Günümüz ekonomisinde, genç nesillerin ebeveynlerinden daha düşük refah seviyesine sahip olma riski (aşağı doğru mobilite) ilk kez bu kadar yüksek seviyelere ulaştı.

Yatay ve Dikey Hareketlilik: Bireyin aynı gelir ve statü grubunda iş değiştirmesi yatay hareketlilikken, işçi sınıfından yönetim kademesine veya üst gelir grubuna geçmesi dikey hareketliliktir. Günümüz piyasa koşulları yatay geçişleri kolaylaştırırken, dikey tırmanışların önüne bariyerler örüyor.







4. Tıkanmanın Toplumsal Riskleri ve Gelecek

Fırsat eşitliğinin ortadan kalkması ve sosyal mobilitenin durması, sadece ekonomik bir sorun değil, toplumsal bir güvenlik krizidir.

Bireyler ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar durumlarının değişmeyeceğine inanmaya başladıklarında, toplumsal sözleşme un ufak olur. Bu durum adalet duygusunun zedelenmesine, kutuplaşmaya, liyakate olan inancın kaybolmasına ve nihayetinde kitlesel bir umutsuzluğa yol açar.







Uzman Görüşü: "Sosyal mobilite bir lüks değil, toplumsal huzurun çimentosudur. Eğer bir toplumda en alttakiler yukarı çıkma umudunu kaybederse, en üsttekiler de sahip oldukları güvenliği kaybederler. Çözüm; servetin sadece sonuçlandıktan sonra vergilendirilmesinde değil, fırsatların daha yarış başlamadan önce, yani nitelikli eğitim, sağlık ve dijital altyapı kanalıyla adilce dağıtılmasında yatıyor."

Geleceğin dünyası, asansörü yeniden çalıştırabilen, yani yeteneği ve emeği kökenlerin önüne koyabilen toplumların istikrarına sahne olacak. Aksi takdirde, sınıfların kalın duvarlarla ayrıldığı yeni bir feodalizm kaçınılmaz görünüyor.

Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.