Bir hafta arayla önce İyi Parti İstanbul İl Başkanlığı'na sonra da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı'na yönelik kurşunlanma olayı tartışılıyor… Kasıt mı, rastlantı mı?
Gerekli soruşturma yapıladursun, bizim sorumuz şu: Siyasetçilerin kullandığı dil mi, yoksa sıkılan kurşunlar mı, hangisi daha ağır?
Aslında kurşunların, şiddetin diyelim, çıkış noktası devletin tepesinden tabana doğru yayılan kin ve nefret dilidir.
Nefret söylemi, nefret suçuna giden sürecin çıkış noktası, yani nefret suçunun önünü açan tahammülsüzlüğün ve hoşgörüsüzlüğün dışa vurumudur. Hedef alınan gruplara "Toplumda size yer yok" mesajı yinelenerek verilir ve bu durum kaçınılmaz olarak demokratik düzeni yıpratır. Zira insanın en temel hakkı olan "yaşama ve katılım hakkı" ihlal edilmiş olur.
Kendini her zaman kin ve öfke dolu ifadelerle ortaya koymadığı ve hatta zaman zaman gayet normal ve mantıklı göründüğü için nefret söylemini teşhis etmek kolay olmayabilir. Nefret söylemi ve ifade özgürlüğü arasındaki sınır konusu çok tartışmalı bir konu, nefret söylemi kapsamına girdiğini iddia ettiğiniz yerde, ifade özgürlüğü ihlali konusunda eleştiriler gündeme gelmektedir.
Halen tartışmalı bir konu olan nefret söylemi, AB ülkelerinde bir suç olarak tanınmaya başlamasına rağmen, ABD'de düşünce özgürlüğüne vurgu yapılarak, özgürlüğe ancak "şiddeti teşvik etme" durumlarında kısıtlama getirileceği belirtilmektedir. İfade özgürlüğü temel insan haklarından biri olsa da, bireyler kendi açıklamalarından doğabilecek potansiyel nefret söylemi konusunda dikkatli davranmalıdırlar.
1997 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nefret söylemiyle ilgili bir tavsiye kararı kabul etti. Bu kararda nefret söylemi şöyle tanımlanmıştır: "Irkçı nefret, yabancı düşmanlığı, antisemitizm veya hoşgörüsüzlük ifade eden saldırgan milliyetçilik de dahil olmak üzere, hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimidir."
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, devletlere, ulusal yasalar çıkarmak için ortak ölçütler belirlemesini önermekte ve nefret söyleminin sahibi ile bunu yayımlayan medyayı birbirinden net olarak ayırt etmesini tavsiye etmektedir. Diğer yandan, Komite nefret söyleminin medya aracılığıyla yayılmasının daha zararlı olacağını vurgulamaktadır.
Sonuç yerine;
Tepeden tırnağa nefret değil, barışa ve çözüme odaklı, insan hakları ve demokrasiden taraf, ayrımcılık ve kutuplaşmayı körüklemeyen bir tavır sergilenmesi, seçimin güvenliği açısından da gereklidir.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023

























































