logo
29 EYLÜL 2026

Kınayamadılar

15.07.2006 00:00:00
 
AKP hükümeti, Endonezya, Rusya ve Fransa kadar olamadı. İsrail'in bölgede başlattığı şiddeti kınayamayan hükümet, ateşkes çağrısında bulunmakla yetindi. Hükümet, Türk vatandaşlarını Lübnan'a gitmeme konusunda da uyardı.

 

 

Hükümet kayıtsız kalıyorTürkiye hemen yanıbaşında cereyan eden İsrail şiddetine karşı kayıtsız kalmaya devam ediyor. Endonezya, Rusya ve Fransa'dan İsrail'in başlattığı şiddeti kınayan açıklamalar gelirken, AKP hükümeti tarafları karşılıklı ateşkese davet etmekle yetindi. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarıyla ilgili olarak, herkesi süratli bir şekilde ateşkese davet ettiğini bildirdi. Dışişleri: Lübnan'a gitmeyinİsrail'i kınayamayan hükümet, Türk vatandaşlarını Lübnan'a gitmeme konusunda da uyardı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Lübnan'a seyahat etmeyi öngören vatandaşlarımızın, Ortadoğu'da son günlerde meydana gelen olumsuz gelişmeler çerçevesinde Lübnan'daki deniz ve hava limanlarınınkullanılmaz hale geldiğini de dikkate alarak, seyahat programlarını ertelemeleri uygun olacaktır" denildi.

Federasyon sessizliğini bozdu

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yönetim kurulunun, "temiz futbol, adil oyun" anlayışının güçlendirilmesi amacıyla göreve geldiği ilk günden itibaren çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi

29.09.2026 17:39:00
AA
 
Federasyon sessizliğini bozdu
Federasyon sessizliğini bozdu
Federasyonun internet sitesinde yer alan açıklamada, "TFF Yönetim Kurulu, delegelerin iradesiyle seçilmiş olup kamuoyunun beklentileri doğrultusunda, kamu vicdanının yeniden tesis edilmesi ve "temiz futbol, adil oyun" anlayışının güçlendirilmesi amacıyla göreve geldiği ilk günden itibaren çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Yönetimimiz, bu çalışmalar kapsamında bahis ve yasa dışı bahis konusunun üzerine kararlılıkla gitmiş; Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalara her türlü katkıyı sunmuştur. Bu kapsamda ilgili kurumlarla inceleme ve işbirliği süreci halen devam etmektedir" denildi.

Federasyon yönetiminin, Nisan 2025'ten itibaren çeşitli tarihlerde adaletin tesisi amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na birden fazla suç duyurusunda bulunduğu hatırlatılarak şu görüşlere yer verildi:

"TFF bünyesinde bulunan ve bizden talep edilen belgeler ise kapalı zarf içerisinde; parmak izi, DNA kalıntısı tespiti ve diğer gerekli incelemelerin yapılması için Adli Tıp Kurumu'na teslim talebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmiştir. Netice itibarıyla TFF Yönetim Kurulu, göreve geldiği andan itibaren üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek amacıyla gerekli tüm adımları atmış ve bu süreçte sorumluluk bilinciyle hareket etmiştir. Türkiye Futbol Federasyonu olarak, hukukun üstünlüğüne, yargı makamlarının bağımsızlığına ve adli süreçlerin sağlıklı biçimde yürütülmesine olan inancımız tamdır. Kamuoyunun, devam eden adli sürece ilişkin yalnızca yetkili makamlar tarafından yapılacak açıklamaları esas almasını önemle rica ederiz."

DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği

İstanbul'da, terör örgütü DEAŞ üyelerine finansman sağladıkları iddiasıyla yakalanan 6 şüphelinin polisteki sorgusu sürerken, eşi örgüt üyeliğinden tutuklu bulunan yabancı uyruklu Akide İ.'nin banka hesabına 2021 ve 2025 yılları arasında 1 milyon 270 bin 270 lira para girişi olduğu ortaya çıktı

29.09.2026 15:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği
DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube birimlerince, "Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun"a muhalefet eden ve silahlı terör örgütüne üye olan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatılmış, terör örgütü DEAŞ ve çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantıları bulunan şüphelilerin para trafiği MASAK'a yansımıştı. İncelenen hesap hareketlerinde, terör örgütleri kapsamında adli işlem gören çok sayıda şahsa para transferi yaptıklarını belirlenen 6 şüpheli, bu sabah düzenlenen operasyonla yakalanmıştı.

Zanlıların emniyetteki sorguları sürerken, örgüte finansman sağladıkları iddiasıyla yakalanan 6 şüpheli ile ilgili çarpıcı ayrıntılara ulaşıldı.

Eşi örgüt üyeliğinden tutuklu bulunan yabancı uyruklu Akide İ.'nin banka hesabına 2021 ve 2025 yılları arasında 1 milyon 270 bin 270 lira para girişi olduğu ortaya çıktı.

İddiaya göre, Silahlı Terör Örgütü DEAŞ'ın Finans Hücresi'ne bağlı faaliyette bulunan örgüt mensuplarının, "yardım" adı altında insanlardan istismarla DEAŞ tutukluları için topladıkları paraları örgüt mensubu yabancı uyruklu Akide İ. isimli kadının hesabına aktardıkları anlaşıldı.

Yine 1993 doğumlu Akide İ.'nin hesabına yurt dışından kaynağı tespit edilmeyen 276 bin Amerikan doları para girişi olduğu anlaşılırken, gelen paralardan Kütahya Dumlupınar ve İstanbul Maltepe'de cezaevinde tutuklu olan 2 örgüt mensubunun hesaplarına parça parça halde toplamda 100'er bin lira para transfer edildiği tespit edildi. Yapılan tespitlerin ardından örgütün finans ağında yer alan yabancılardan oluşan hücre deşifre edildi. Hücre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube ile İstihbarat Şubesine bağlı ekiplerce düzenlenen operasyonla çökertildi.

Zanlıların İstanbul Terörle Mücadele Şubesindeki ifade işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

"Casusluk" davasında 3. duruşma

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve kampanya direktörü Necati Özkan'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması Silivri'de başladı. Kürsüye çıkan İmamoğlu, sert savunmasında "Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Ortada casusluk varsa tek bir belge göstersinler" diyerek tepki gösterdi

29.09.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
"Casusluk" davasında 3. duruşma
"Casusluk" davasında 3. duruşma
Kamuoyunun gözünü çevirdiği tarihi davanın üçüncü celsesi bugün Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

2019-2025 yılları arasındaki faaliyetler gerekçe gösterilerek açılan ve sanıklar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenen "siyasal casusluk" davasında gözler, mahkemenin MİT, BTK ve emniyetten talep ettiği ek dijital delil inceleme raporlarındaydı.

İmamoğlu salona girer girmez mesajı verdi

Duruşma salonuna getirilen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin "Millet sizi bekliyor" seslenişine, "Beni beklemeyin, siz harekete geçin; ben sonra aranıza katılırım" yanıtını vererek salonda gülüşmelere neden oldu.

Duruşmanın başında tanıkların dinlenmesi planlanırken İmamoğlu söz alarak öncelikli olarak savunmasını gerçekleştirdi.

"Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Hadi oradan!"

Kürsüde iddianameye sert eleştiriler yönelten İmamoğlu, davanın tamamen siyasi bir amaç taşıdığını belirtti. Savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"Burada yine bir yargı saldırısı altında olduğumuz dönemde, ismi bile insanları güldürecek bir casusluk davasında bu salondayız. Asrın akıl tutulmuşluğu ile mücadele eden bir toplum halindeyiz. Son 2 yılda şahsıma 20 dava açıldı, mevcutta 13 ceza davam var. Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim. Hangi talimatı vermişim? Hangi bilgiyi kime aktarmışım? Hangi eylemle devletin güvenliğini tehdit ediyormuşum? Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Elimizde hiçbir şey yok. NATO buradaydı, 'İmamoğlu casus mu?' diye sorup öğrenip öyle gelseydiniz. Eğer ortada bir casusluk hikayesi aranıyorsa, saray siyasetinin ve üst düzey bürokrasinin parmaklarının olduğu fon vurgunlarına baksınlar. Cesaretiniz varsa onları yazın."

Merdan Yanardağ: "Hedef TELE1 ve siyasi başarılar"

Davanın diğer önemli sanıklarından, sahibi ve genel yayın yönetmeni olduğu TELE1 kanalına kayyum atanan gazeteci Merdan Yanardağ da önceki beyanlarını yineleyerek suçlamaların odağında gazetecilik faaliyetlerinin yer aldığını savundu. Yanardağ, davanın tamamen TELE1 ekranlarını susturmak ve muhalefetin siyasi başarılarını gölgelemek amacıyla kurgulanmış bir senaryodan ibaret olduğunu ifade etti.

Davanın diğer sanıkları Necati Özkan ve Hüseyin Gün de casusluk iddialarıyla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, masum olduklarını belirterek beraat ve tahliye taleplerini yinelediler.

Savcı "deliller tamamlanmadı" dedi, tutukluluk istedi

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı; sanıkların üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, MİT ve emniyetten beklenen ek dijital delil raporlarının henüz tamamen dosyaya ulaşmamış oluşu ve kaçma şüphesi unsurlarını gerekçe gösterdi.

Savcılık; Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Gözler mit raporlarında ve ara kararda

İlk iki celsede sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme, Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) yazı yazarak sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne dair somut bir tespit olup olmadığını sormuştu.

Nefes darlığı ‘yaşlılıktan’ sanılıyor, oysa!


 
 
Son yıllarda kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığı artıyor. Geçmişte çoğunlukla 65 yaş üzerinde ihtiyaç duyulan kalp kapağı değişimi, artık genç yaşta da gerekli olabiliyor.

29.09.2026 10:37:00
Murat Çorbacı
 
Nefes darlığı ‘yaşlılıktan’ sanılıyor, oysa!
Nefes darlığı ‘yaşlılıktan’ sanılıyor, oysa!

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar "Dünya genelinde ve ülkemizde kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığının artmasında en temel faktörler, modern tıp teknolojileri sayesinde yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra modern yaşamın getirdiği bazı zararlı alışkanlıklardır. Bu zararlı alışkanlıklar kalp kapaklarının yapısını doğrudan olumsuz etkilemektedir" diyor. 
Kalp kapağı hastalığında en sık görülen belirtileri; özellikle yürürken, merdiven çıkarken veya bir fiziksel aktivite esnasında başlayıp dinlenince geçen nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik, kalp çarpıntısı, fiziksel aktivite sırasında eforla gelen ve dinlenmekle geçen göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda ödem (şişlik) olarak sıralayan Doç. Dr. Taşar, bu durumda mutlaka kardiyoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor.
Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapaklarına zarar veren 6 hatalı alışkanlığı ve tedavide ameliyatsız dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Sigara

Damar duvarlarına zarar vererek kireçlenmeyi hızlandırır. Özellikle aort kapağının daralmasında ve sertleşmesinde en büyük tetikleyicilerden biridir.

Yetersiz ağız ve diş hijyeni

Düzenli fırçalanmayan dişler ve diş eti enfeksiyonları, bakterilerin kana karışmasına yol açar. Bu bakteriler doğrudan kalp kapakçıklarına yapışarak ölümcül olabilen enfektif endokardit (kalp kapağı iltihabı) hastalığına neden olabilir.

Kötü beslenme ve yüksek kolesterol

Doymuş yağ ve işlenmiş gıdalardan zengin beslenmek, damarlarda olduğu gibi kalp kapaklarında da lipid (yağ) birikimine ve erken kireçlenmeye yol açar.

Hareketsiz (sedanter) yaşam

Düzenli egzersiz yapmamak; obezite, diyabet ve yüksek tansiyona zemin hazırlar. Bu kronik hastalıklar kalp kapaklarına binen mekanik yükü ve stresi artırarak yapılarını bozar.

Boğaz enfeksiyonlarını ihmal etmek

Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde gelişen beta mikrobu (A grubu streptokok) enfeksiyonlarının hekim kontrolünde antibiyotikle tedavi edilmemesi, ilerleyen yıllarda romatizmal kalp kapağı hastalığına dönüşür.

Aşırı tuz tüketimi

Yüksek tansiyona (hipertansiyona) neden olur. Kontrolsüz yüksek tansiyon, sol karıncık içindeki basıncı artırarak aort kapağını ve mitral kapağı sürekli zorlar, erken yıpranmalarına ve kaçırmalarına yol açar.

Ameliyatsız yöntemler büyük avantaj sağlıyor

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, günümüzde açık kalp ameliyatına alternatif olarak, göğüs kafesi açılmadan ve genellikle kasık damarlarından girilerek gerçekleştirilen modern tedavi yöntemlerinin, hastaların komplikasyon riski düşük, konforlu ve hızlı iyileşme süreci geçirmelerini sağladığını vurguluyor. İşlemden sonra genellikle tedbir amaçlı bir-iki gece gözlem altında tutulan hasta, iki veya üçüncü gün yürüyerek taburcu olabiliyor. Açık ameliyatlardaki gibi aylarca sırtüstü yatma veya korse takma zorunluluğu olmadığını, evde bir-iki hafta süren iyileşme döneminde kişisel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiklerini belirten Doç. Dr. Taşar, bu süreçte doktorun önerilerinin uygulanmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. 

Modern girişimsel tedavi yöntemleri

Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapağı tedavisinde uygulanan girişimsel yöntemleri şöyle açıklıyor;
TAVI: Kasık atardamarından girilerek daralmış aort kapağına biyoprotez kapak yerleştirilmesidir.
MitraClip: Ciddi mitral kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların klipsle birbirine tutturulmasıdır. 
TMVR (Transkateter Mitral Kapak Replasmanı): Mitral kapağın kateterle değiştirilmesidir. Daha önce biyolojik kapak takılmış hastalarda, yeni kapağın eski kapağın içine yerleştirilmesi şeklinde uygulanabilir.
Balon Valvüloplasti: Daralmış kapağın (özellikle mitral kapağın) kasıktan gönderilen balonun şişirilmesiyle genişletilmesidir.
Transkateter Bicaval Kapak Replasmanı (Tricvalve): İleri derecede triküspit kapak yetmezliğinde, üst ve alt ana toplardamarların kalbe girişine biyoprotez kapak yerleştirilmesidir.
TriClip: Ciddi trikuspit kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların birbirine bir mandal yardımıyla tutturulmasıdır.

Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu

Şanlıurfa’da 70 ev, 30 araç ve 8 iş yerine düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 57 silah, 318 kartuş ve 874 fişek ele geçirildi

29.09.2026 10:33:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu
Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu
Şanlıurfa'da 70 ev, 30 araç ve 8 iş yerine düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 57 silah, 318 kartuş ve 874 fişek ele geçirildi. 16 şüpheli gözaltına alınırken 46 kişi hakkında işlem başlatıldı. Operasyonda ele geçirilen silahların kimlere ait olduğu ve hangi amaçla bulundurulduğu ise soruşturmanın en kritik soruları arasında.

Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde kent genelinde kapsamlı bir silah operasyonu düzenledi.

Belirlenen 70 ikamet, 30 araç ve 8 iş yerine eş zamanlı baskın yapıldı. Aramalarda 2 AK-47 ve 1 M4 tipi uzun namlulu silahın yanı sıra 25 ruhsatsız tabanca, 11 ruhsatsız av tüfeği, 8 ruhsatsız pompalı tüfek ve 10 kurusıkı tabanca olmak üzere toplam 57 silah ele geçirildi.

Operasyonun bilançosu bununla da sınırlı kalmadı. Adreslerde 318 kartuş, 874 fişek, 9 şarjör, sustalı bıçak, muşta, 25 narkotik hap ve 310 paket kaçak sigara bulundu.

ASIL SORU: SİLAHLAR NEREYE GİDECEKTİ?



Operasyonun ardından gözaltına alınan 16 kişi hakkında soruşturma sürerken, kamuoyunun merak ettiği en önemli konu silahların kimlere ait olduğu ve hangi amaçla bulundurulduğu.

Şu ana kadar paylaşılan resmi bilgilerde, ele geçirilen silahların belirli bir suç örgütüne, kişiye ya da başka bir adrese gönderilmek üzere hazırlandığı yönünde kesinleşmiş bir tespit yer almıyor.

Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyen aşamalarında silahların kaynağı, sahipleri, temin zinciri ve varsa sevkiyat bağlantılarının ortaya çıkarılması bekleniyor.

46 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM



Operasyon kapsamında 16 şüpheli gözaltına alınırken toplam 46 şüpheli hakkında işlem başlatıldığı bildirildi.

Özellikle uzun namlulu silahlar, çok sayıda ruhsatsız tabanca ve yüzlerce mühimmatın aynı operasyon kapsamında ele geçirilmesi, soruşturmanın kapsamını daha da önemli hale getiriyor.

Şimdi gözler soruşturmanın bundan sonraki aşamasında:

57 silah nereden geldi? Kimler tarafından temin edildi? Kimin kontrolündeydi? Silahların herhangi bir olayda kullanılıp kullanılmadığı belirlenecek mi? Ve varsa silahların ulaştırılacağı kişiler kimlerdi?

İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, örgüt bağlantılı kişilerle yoğun para transferi gerçekleştirdikleri tespit edilen 6 şüpheli yakalandı

29.09.2026 10:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, örgüt bağlantılı kişilerle yoğun para transferi gerçekleştirdikleri tespit edilen 6 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü birimleri, "Terörizmin Finansmanı" suçu ile ilgili yürütülen çalışmalarda, DEAŞ bağlantı kişileri mercek altına aldı. DEAŞ Silahlı Terör Örgütü ve çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantıları bulunduğu belirlenen şüphelilerin, Mali Suçları Araştırma Kurulu'na (MASAK) takıldığı öğrenildi.

Söz konusu soruşturma kapsamında bu kişilerin MASAK tarafından incelenen hesap hareketlerinde, DEAŞ Silahlı Terör Örgütü ve diğer terör örgütleri kapsamında adli işlem gören çok sayıda şahısla para transferi gerçekleştirdikleri tespit edildi.

Yapılan tespitlerin ardından bu sabah operasyon için düğmeye basıldı. Sabaha karşı düzenlenen eş zamanlı operasyonda 6 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Zanlılara ait ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ise 13 bin dolar para, çok sayıda dijital materyal ve örgütsel dokümanlar ele geçirildi.

Ankara merkezli "konut dolandırıcılığı" operasyonunda 7 zanlı tutuklandı

Ankara merkezli 7 ilde düzenlenen operasyonda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ) ait arsayı sahte belgelerle kendi mülkiyetindeymiş gibi göstererek dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 15 şüpheliden 7'si tutuklandı

29.09.2026 08:00:00
AA
 
Ankara merkezli "konut dolandırıcılığı" operasyonunda 7 zanlı tutuklandı
Ankara merkezli "konut dolandırıcılığı" operasyonunda 7 zanlı tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.

Ankara merkezli İstanbul, Zonguldak, Bursa, Denizli, Kütahya ve İzmir'de eş zamanlı düzenlenen "konut dolandırıcılığı" operasyonlarında, TOKİ'ye ait bir arsayı kendilerine miras kalmış gibi göstererek sahte belgelerle sattıkları belirlenen 15 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin yaklaşık 95 milyon 500 bin lira haksız kazanç elde ettiği tespit edilirken, adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7'si çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.

Yapılan incelemelerde, şüphelilerin kendilerini, kooperatif başkanı, kooperatif başkan yardımcısı ve muhasip üye olarak tanıttıkları ve TOKİ'ye ait olan bir arsanın kendilerine miras kaldığını öne sürdükleri, hazırladıkları sahte belgeler üzerinden arsayı 20 farklı kişiye sattıkları belirlendi.

Şüphelilerin dolandırıcılıktan elde ettikleri haksız kazancın izini kaybettirmek ve para hareketlerinin takibini zorlaştırmak amacıyla paraları kripto para uygulamalarına aktardıkları tespit edildi. 

Olta balıkçısının cesedi denizde bulundu


 
Ordu'nun Altınordu ilçesinde kendisinden haber alınamayan olta balıkçısının cesedi, denizde bulundu.

29.09.2026 01:35:00
AA
 
Olta balıkçısının cesedi denizde bulundu
Olta balıkçısının cesedi denizde bulundu

Ordu'da Kumbaşı Balıkçı Barınağı'ndan balık tutmak için denize açılan Özen Arslan'dan (65) yakınları bir süre haber alamadı.
Kendisine ulaşılamayan Arslan'ın kullandığı kayık, akşam saatlerinde motoru çalışır ve içi boş halde Güzelyalı Mahallesi'nde kıyıya vurdu.
İhbar üzerine bölgeye AFAD, polis, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi.

Ekiplerce karadan, denizden ve termal kameralı dron ile havadan arama çalışması başlatıldı. Balıkçıların da tekneleriyle destek verdiği arama çalışmasında, Perşembe ilçesi açıklarında su yüzeyinde bir erkeğe ait ceset bulundu.

Ekipler tarafından denizden çıkarılan cesedin, Arslan'a ait olduğu belirlendi. Cenaze, otopsi işlemleri için Ordu Adli Tıp Kurumuna götürüldü.

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.