455 bin 758 yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren fon krizinde iktidar kanadından ilk siyasi istifa geldi. Ancak asıl soru hâlâ cevap bekliyor: Denetim mekanizmaları yeterince çalıştı mı ve vatandaş bundan sonra kime güvenecek?
Türkiye son günlerde çok büyük bir fon soruşturmasını konuşuyor. Ama acaba meselenin büyüklüğünün gerçekten farkında mıyız? Sermaye Piyasası Kurulu'nun açıkladığı rakamlara göre 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon tasfiye kapsamına alındı. Bu fonlarda tam 455 bin 758 tekil yatırımcı var! Bir mukayese yapalım. TÜİK'in 2025 verilerine göre Kilis'in nüfusu 157 bin 363'tür. Yani söz konusu fonlardaki yatırımcı sayısı yaklaşık üç Kilis nüfusuna karşılık geliyor. Öyleyse mesele birkaç yatırımcının borsada para kaybetmesi değildir. Asıl mesele şudur: Vatandaş kime güvenecek?
Sıradan vatandaş portföy yöneticisi değildir. Bilanço uzmanı değildir. Her şirketin mali tablolarını okuyamaz. Borsadaki binlerce işlemi gün boyunca takip edemez. Elindeki tasarrufunu enflasyon karşısında korumak ister. Bütün parasını tek bir hisseye yatırıp riski üstlenmek yerine profesyoneller tarafından yönetilen yatırım fonuna koyar. Fon da yatırım stratejisine göre bu parayı farklı varlıklarda değerlendirir. Zaten bunun için bir sistem kurulmuştur. Portföy yönetim şirketleri vardır. Bağımsız denetim vardır. Kamuyu Aydınlatma Platformu vardır. SPK vardır. Vatandaş da doğal olarak, "Ben devletin kurallarını koyduğu ve denetlediği bir finansal sistem içerisinde yatırım yapıyorum" diye düşünür. Mesele tam burada başlıyor. Hangi kurum ne zaman haberdar oldu? Alınan tedbirler yeterli miydi? Daha erken ve daha etkili müdahale mümkün müydü? Bunlar suçlama değildir. Kamu otoritelerinin cevaplandırması gereken sorulardır.
Soruşturma kapsamında yaklaşık 750 milyon liralık varlık hakkında tedbir söz konusu. Fakat bu, olayın toplam büyüklüğü değildir. Kamuoyuna yansıyan hesaplamalarda tasfiye kapsamındaki fonların toplam büyüklüğü 800–900 milyar lira seviyesinde gösteriliyor. DW Türkçe de yaklaşık 891 milyar TL'lik fon büyüklüğünü aktarıyor. Burada çizgiyi doğru çekelim. Gerçek zararın ne kadar olduğu soruşturma ve tasfiye sürecinin sonunda ortaya çıkacaktır.
Üstelik tartışma finans dünyasının dışına da taşmış durumda. Siyasetin üst kademelerinde görev yapmış kişiler ve yakınlarının olağanüstü kazanç sağladığı yönünde iddialar kamuoyuna yansıdı. İddiaların ardından iktidar kanadından ilk siyasi istifa da geldi: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, görevinden affını istedi. Peki mesele bu istifayla sınırlı mı kalacak, yoksa arkası gelecek mi? Kamuoyu şimdi bu sorunun cevabını bekliyor. İddiaların doğruluğunu elbette soruşturma ve yargı ortaya koyacaktır. Ancak vatandaşın soru sormasını da kimse yadırgamamalıdır. Bu kadar büyük bir finansal yapı nasıl bu noktaya geldi? Denetim mekanizmaları yeterince çalıştı mı? Ve bu soruların cevabını vatandaşa kim, ne zaman verecek?
Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu Millî Ekonomi Modeli'nin temel yaklaşımında ekonomi yalnız rakamlardan ve finansal işlemlerden ibaret değildir. Ekonominin merkezinde insan vardır. Devletin vazifesi de yalnızca suç ortaya çıktıktan sonra sorumluları bulmak değildir. Etkin gözetim yapmak, riski zamanında görmek, sistemi sağlıklı işletmek ve vatandaşın hakkını korumaktır. Vatandaş parasını devletin kurallarını koyduğu, izin verdiği ve denetlediği bir sisteme emanet ediyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca 750 milyon lira değildir. Mesele yalnızca 800–900 milyar liralık fon büyüklüğü de değildir. Asıl kaybedilmemesi gereken sermaye, vatandaşın devlete ve finansal sisteme duyduğu güvendir. Çünkü para yeniden kazanılabilir. Güven kaybedildiğinde onu yeniden kazanmak çok daha zordur.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- İlk istifa geldi, asıl soru duruyor: Vatandaş kime güvenecek? / 29.09.2026
- Dünya yanıyor, Birleşmiş Milletler seyrediyor / 28.09.2026
- Hürmüz’deki savaş Anadolu’daki tarlaya nasıl ulaşıyor? / 22.09.2026
- Hürmüz’den Babülmendep’e: Bölgeyi mezhep savaşına kim sürüklüyor? / 21.09.2026
- Siyaset kendi bindiği dalı kesiyor / 13.09.2026
- Dünya dolardan uzaklaşırken Türkiye nereye bakıyor? / 08.09.2026
- Enflasyona alışıyor muyuz? / 07.09.2026
- Millet siyasete neden küstü? / 06.09.2026
- Hukuk herkes içinse hukuktur / 05.09.2026
- Servet transferi sadece para kaçırmak mıdır? / 04.09.2026
- Dünya yanıyor, Birleşmiş Milletler seyrediyor / 28.09.2026
- Hürmüz’deki savaş Anadolu’daki tarlaya nasıl ulaşıyor? / 22.09.2026
- Hürmüz’den Babülmendep’e: Bölgeyi mezhep savaşına kim sürüklüyor? / 21.09.2026
- Siyaset kendi bindiği dalı kesiyor / 13.09.2026
- Dünya dolardan uzaklaşırken Türkiye nereye bakıyor? / 08.09.2026
- Enflasyona alışıyor muyuz? / 07.09.2026
- Millet siyasete neden küstü? / 06.09.2026
- Hukuk herkes içinse hukuktur / 05.09.2026
- Servet transferi sadece para kaçırmak mıdır? / 04.09.2026

























































