logo
29 KASIM 2025


Kişi toplumu doğurur , toplum da şiiri

21.03.2021 00:00:00
'Kişi toplumu doğurur , toplum da şiiri' seslendirme dosyası:
Edebiyat için yüzlerce tanım yapılmıştır. Belki de en yüzeyseli insanların duygularını ve düşüncelerini ifade etme biçimi olduğunu söyleyen tanımdır. Bu ve buna benzer düşüncelerin yarattığı tanım, aslında insan kibrini bir kez daha gözler önüne serer. İnsan her şeye hâkimdir. "İnsan doğaya da paraya da medeniyete de her şeye hükmeden bir varlıktır." düşüncesi bu tanımı doğurur. Bu tanım, insanın ne kadar aciz bir varlık olduğunu gizlemek için ortaya atılmış olan kibir ve gurur örtülerinden başka bir şey değildir.

"İnsan, edebiyatı kendi emelleri için kullanır. Edebiyat, ihtiyaç olduğunda ortaya çıkmak üzere insanlar için vardır. Varlığının gerekliliği sorgulanan bir şeydir." düşüncesidir bu tanımı ortaya çıkaran. İnsanlar her zaman hakikatin peşinde olmalı ya da onun bir parçası. Şiir ve edebiyat ise bu hakikati bizlere verir.(Tabi ki arayanlara.)

Şiirin ne olduğunu değil, ne olmadığını da düşünmemiz gerekiyor. Şiir, zannettiğimiz gibi alt alta yazılmış sözcükler bütünü değildir. Şiir, bir arada kullanıldığında anlamı olmayan sözlerin bir araya getirilmiş biçimi değildir. İnsanı herhangi bir konuda düşünmeye itmeyen yazılardan oluşan bir şey şiir olamaz. Belki de en önemlisi şu ki – bence bir şeyin şiir olup olmadığına kanaat getirebileceğimiz en önemli ölçü – şiir düz yazıyla ifade edebileceğimiz bir şeyi ölçülü veya ölçüsüz alt alta yazarak oluşturulan bir duygu ve düşüncenin anlatım biçimi değildir.

Eğer bir şiirin, şiir olup olmadığına kanaat getirmek istiyorsak bizi herhangi bir konuda düşündürmeye itiyor mu ya da bizi ne kadar düşünmeye itiyor, bu açıdan bakmamız gerekiyor. Her okuduğumuzda farklı düşünceleri zihnimizde uyandırıyorsa şiirle muhatabız demektir. Şiirin bizi bazı konularda rahatsız etmesi gerekiyor ki toplumun yaralarını ortaya çıkarsın, defolarımızı herkese göstersin, gün yüzüne sersin ki o yaralar tedavi edilsin. Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki şiir bir teşhis aracıdır, okuyanlar ise tedavi ediciler. Bunu yapmanın en önemli aracı, lokomotifi şiirdir.

Asıl konuya dönecek olursak edebiyat ve özellikle şiir bir düşünce biçimidir. Okumak çok önemlidir. Bize hakikati yazarın penceresinden sunar, bizim onu işlememizi ve kendimize ait bir düşünce oluşturmamızı sağlar. Fakat buraya kadar bir eksiklik var. Okuyarak kendimize ait bir düşünce oluşturmuş olmayız. Bunu sağlayan şey ise yazmaktır. Yazı yazmak komplike bir sistemin ürünüdür. Zihnimizde dağınık halde bulunan parçaları bir araya getirmek ancak yazı yazmakla mümkündür. Herhangi bir bilgimiz olduğunu düşündüğümüz konuda konuş dendiğinde kısa bir süre konuşuruz ve kendimizle yüzleşmeye başlarız. Ben bu kadar şey mi biliyorum? Hayır, aslında daha çok şey biliriz fakat onlar zihnimizde bir bütün olarak yer almaz. Bunu yapabileceğimiz şey ise yazı yazmaktır. Kısacası biz ancak yazı yazmaya başladığımız zaman aslında düşünmeye başlarız. Ne kadar çok kelime bilirsek de o kadar çok kelime ile düşünürüz. Sistemli bilgiler yazı sonucunda meydana gelir, diğer türlü zihnimizde yer alan bilgiler unutulur gider.

Bu fikirlerden yola çıkarak kendimize şu soruyu sormalıyız: Şiir veya edebiyat bugün nerede, hangi konumda bulunuyor? Tanzimat Fermanı imzalandığında topluma vatan, millet, özgürlük düşüncesi yazılan şiirlerle, oynanan tiyatrolarla kısacası edebiyatla anlatıldı. Namık Kemal'i böyle değerlendiririz. İnsanlar tiyatro vasıtası ile bilinçlendirildi. Ahmet Vefik Paşa böyledir. Türklük deyince akla ilk Ziya Gökalp gelir. Cumhuriyet fikri insanlara edebiyatla aktarıldı. Attila İlhan mesela. Köylülerin sorunlarını Yaşar Kemal anlattı bizlere. Müslüman dünyasını düştüğü durumu kendilerince Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu gibi isimler ortaya koydu.

Bir toplumdan söz etmek gerekir her zaman. Toplumun parçaları aynı şeyi düşünmek zorunda değildir ama yeri geldiğinde aynı ortak duyguda birleşmesi gerekir. Geçmişte cemaat toplumu iken sonradan bireysel yaşayışın hâkim olduğu bir toplumdan söz ediyoruz. Bugün biz ne yaşıyoruz? Hangi dönemin içinde kaldık. Etrafımızda siyasi, sosyal, ekonomik hadiseleri ne kadar "düşünüyoruz"? Sadece anlatılanlara mı kanıyoruz yoksa? Bu konularda ne kadar "kafa yoruyoruz"? Bu konularda yazılan hadiseleri ne kadar "okuyoruz"? Bu konularda ne kadar "tefekkür ediyoruz". Bu konuları ne kadar "yazıyoruz"? Edebiyat bu işin neresinde?

Bu gün birbirimizden ayrışmanın derdine düşüp birleşmekten her an daha da uzaklaşıyoruz. Dinî bütünlüğümüzü sağlamanın yollarını aramalıyız. Sonrasında da milli bütünlüğümüzü nasıl oluşturabiliriz? Bunun peşine düşmeliyiz. "Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzün tesisi ile mümkündür." diyen, bunu tehdit eden unsurları bir bir ortaya koyan hakikatin parçası olmak üzere yola çıkmalıyız.
Birbirinden bağımsız gibi görünen bu konular derinden birbirine o kadar bağlı ki… Aynı fikir etrafında olmayı geçtim, aynı duygu etrafında ne kadar birleşebiliyoruz? Okuyan toplum zaten değiliz. Yazan bir toplum hiç değiliz. Bunun bir sonucu olarak bugün edebiyat, toplum tarafından talep edilmiyor. Düşünmediğimiz de ortada. Çünkü kişi toplumu doğurur, toplum da şiiri….
 

Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Kerim Baydar / diğer yazıları
Vahşiler ateşi hiç kesmedi
Gazze'deki can kaybı 70 bin 100'e çıktı
Patrik eşlik etti
Papa fesat yuvasında
'Adayımız Ekrem İmamoğlu'
Özel, CHP kurultayında konuştu
Mesut Barzani Şırnak'ta
Peşmerge lideri neden geldi?
'Bu kriz bambaşka'
Maliyet artışları sanayiciyi bunaltıyor
İsrail, Batı Şeria'ya saldırılarını yoğunlaştırdı
Tubas'ta 26 Kasım'dan bu yana 130 Filistinliyi yaraladı
Havayolu şirketlerinden seri açıklamalar
Havacılıkta Airbus A320 paniği
ABD, Afgan pasaport sahiplerinin vizelerini askıya aldı
Gerekçe: Ulusal ve kamu güvenliğini korumak
NYT: Trump, Maduro ile telefonda görüştü
Maduro'nun Trump'a bazı teklifler sunduğu iddia edildi
30 bine ramak kaldı
Açlık sınırı Kasımda resmen uçuşa geçti
Savaş listesinde ABD üçüncü sırada!
İspanya'yı şok eden anket
'Çok vahim hatalar yapıldı'
Erdoğan'dan terörle mücadele mesajı
BTP'de kongre hazırlığı
9. Olağan Kongre 7 Aralık'ta
CHP'de yine kurultay var
39. Olağan Kurultay başladı
Esenyurt’ta korku dolu anlar
Otele el bombası atıldı
Vahşiler ateşi hiç kesmedi
Gazze'deki can kaybı 70 bin 100'e çıktı
Patrik eşlik etti
Papa fesat yuvasında
'Adayımız Ekrem İmamoğlu'
Özel, CHP kurultayında konuştu
Mesut Barzani Şırnak'ta
Peşmerge lideri neden geldi?
'Bu kriz bambaşka'
Maliyet artışları sanayiciyi bunaltıyor
İsrail, Batı Şeria'ya saldırılarını yoğunlaştırdı
Tubas'ta 26 Kasım'dan bu yana 130 Filistinliyi yaraladı
Havayolu şirketlerinden seri açıklamalar
Havacılıkta Airbus A320 paniği
ABD, Afgan pasaport sahiplerinin vizelerini askıya aldı
Gerekçe: Ulusal ve kamu güvenliğini korumak
NYT: Trump, Maduro ile telefonda görüştü
Maduro'nun Trump'a bazı teklifler sunduğu iddia edildi
30 bine ramak kaldı
Açlık sınırı Kasımda resmen uçuşa geçti
Savaş listesinde ABD üçüncü sırada!
İspanya'yı şok eden anket
'Çok vahim hatalar yapıldı'
Erdoğan'dan terörle mücadele mesajı
BTP'de kongre hazırlığı
9. Olağan Kongre 7 Aralık'ta
CHP'de yine kurultay var
39. Olağan Kurultay başladı
Esenyurt’ta korku dolu anlar
Otele el bombası atıldı
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.